Danıştay danistay 2024/2456 E. 2025/4661 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/2456
2025/4661
15 Mayıs 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/2456
Karar No : 2025/4661
Temyiz İsteminde Bulunanlar : I- (Davacı) ...
Vekili : Av. ...
II- (DAVALILAR) 1- ... Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü
Vekili : Av. ...
2- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı
Vekili : Av. ...
3- ... Belediye Başkanlığı
Vekili : Av. ...
4- ...İşleri Genel Müdürlüğü
Vekili : Av. ...
İstemin Özeti : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca taraflarca karşılıklı olarak temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Savunmaların Özeti : Taraflarca savunma verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hakimi : ...
Düşüncesi : İstemlerin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci ve Onuncu Dairelerince 2575 sayılı Kanun'a 3619 sayılı Kanunla eklenen Ek 1 maddesi hükmü uyarınca birlikte yapılan toplantıda, dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden davalı Canik Belediye Başkanlığının yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
Dava, davacıya ait evin 03-04/07/2012 gününde Samsun ilinin genelinde yağan aşırı yağışlar sonrasında Yılanlı Derenin taşması üzerine hasar görmesi nedeniyle oluştuğu öne sürülen 90.000,00-TL maddi, 20.000,00-TL manevi zararın yasal faiziyle tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince, Danıştay Sekizinci Dairesinin 21/06/2021 gün ve E:2019/10190, K:2021/3290 sayılı bozma kararına uyularak verilen kararda; zararın meydana gelmesinde, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün %60 oranında, Samsun Büyükşehir Belediyesinin %20 oranında, Canik Belediyesinin %10 oranında, SASKİ Genel Müdürlüğünün %10 oranında sorumlu olduğuna ilişkin 25/01/2019 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınmış, davacının evinin yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni bulunmaması sebebiyle müterafik kusur oranı Mahkemece takdiren %50 olarak değerlendirilerek 07/02/2023 ile 02/01/2024 tarihli ek bilirkişi raporuna göre maddi zarar miktarı olarak belirlenen 24.696,00-TL'nin 1/2'si olan 12.348,00-TL'nin davalılar Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (%60), Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığı (%20), Canik Belediye Başkanlığı (%10), SASKİ Genel Müdürlüğü (%10), tarafından kusurları oranında işleyecek yasal faiziyle davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, olayda manevi tazminat için gereken şartların oluştuğu dikkate alınarak davacının talebi olan 20.000,00-TL manevi tazminat miktarının 1/2'si olan 10.000,00-TL manevi tazminatın yasal faiziyle davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Anılan karar taraflarca temyiz edilmiştir.
Temyize konu kararın maddi tazminat istemine ilişkin kısmının incelenmesi:
Danıştay Sekizinci Dairesinin 21/06/2021 gün ve E:2019/10190, K:2021/3290 sayılı bozma kararında; evde meydana gelen zarar yönünden, taşınmazın tamir ve onarımla ikamet edilmesinin mümkün olmaması nedeniyle taşınmazın değeri kadar zarar belirlendiği, söz konusu zarardan binanın yapı değerindeki yıpranma payının, ruhsatsız olmasından kaynaklı değer kaybının düşülmediği, yine aynı şekilde evin enkaz bedelinin de mahsup edilmediği görüldüğünden ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ...Değişik İş sayılı dosyasına sunulan tespit raporunun hükme esas alınmasında hukuka uyarlık bulunmadığı, meydana gelen zararın yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle tespiti gerektiği belirtilmiştir.
İdare Mahkemesince bozma kararına uyularak, taşınmazda meydana gelen zararın belirlenmesi için bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, dosyaya sunulan ve hükme de esas alınan 07/02/2023 tarihli raporda; dava tarihi olan 2013 yılı bina maliyet cetveline göre 140 metrekare evin değeri 68.600,00-TL olarak bulunmuş, bu değer üzerinden zarar gören bölümün 2008 yılında yapıldığı kabul edilerek yıpranma değeri 4.116,00-TL (68.600,00-TL x %6), ruhsatsız olmasından kaynaklı değer kaybı 13.720,00-TL (68.600,00-TL x %20), yapının enkaz değeri 6.860,00-TL (68.600,00-TL x %10) olarak hesaplanmıştır. Mahkeme tarafından bilirkişinin yaptığı hesaplamaya göre bulduğu tüm bedeller (4.116,00-TL + 13.720,00-TL + 6.860,00-TL) toplanarak maddi zarar miktarı 24.696,00-TL olarak belirlenmiştir.
Aynı taşınmazın ikinci katında ikamet eden ... tarafından açılan, bozma kararı sonrası en son...İdare Mahkemesinin E:...ayılı esasına kaydedilen ve Danıştay Sekizinci ve Onuncu Dairesi müşterek heyetinin 15/05/2025 tarih ve E:2024/6576, K:2025/4660 sayılı kararı ile karar düzeltme incelemesinden geçerek kesinleşen dava dosyasının incelenmesinden ise; anılan davacının evinin 2013 yılı bina maliyet cetveli üzerinden temel yapı değerinin kendi bölümünün metrekaresi üzerinden 73.500,00-TL olarak bulunduğu, binanın yaklaşık olarak %15 oranında yıpranma payının olduğu kanaatiyle (73.500,00-TL x %15) 11.025,00-TL olarak yıpranma değerinin hesaplandığı, bu miktarın yapının değerinden düşüldüğü (73.500,00-TL - 11.025,00-TL = 62.475,00-TL), ara toplam olan 62.475,00-TL üzerinden yapının ruhsatsız olmasından kaynaklı %20 değer kaybına göre (62.475,00-TL x %20) 12.495,00-TL değer kaybı bulunduğu, bu miktarın da ara toplamdan düşüldüğü (62.475,00-TL - 12.495,00-TL = 49.980,00-TL), bulunan son miktar üzerinden ayrıca %10 oranında enkaz değeri hesaplanarak (49.980,00-TL x %10 = 4.998,00-TL) bu bedelin de mahsup edildiği (49.980,00-TL - 4.998,00-TL = 44.982,00-TL) ve böylece nihai maddi zararın belirlendiği (44.982,00-TL) görülmektedir.
Bozma kararında da belirtildiği üzere, taşınmazın artık kullanılamayacak olmasından kaynaklı olarak uğranılan maddi zararın hesaplanmasında belirlenecek yapı bedeli; yıpranma değeri, binanın ruhsatsız olmasından kaynaklı değer kaybının önce binanın temel yapı değeri üzerinden düşülerek kademeli olarak hesaplanmasını ve en sonunda da enkaz bedelinin mahsubunu içeren bir dizi matematiksel işlemi gerektirmektedir.
Temyize konu kararda sadece yapının temel değeri üzerinden hesaplama yapılarak ve bulunan miktarlar toplanarak maddi zarar belirlenmiş olup, kullanılan yöntemin gerçek zarara ulaşmaya elverişli olmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, davacının ikamet ettiği bölümün 2008 yılında yapıldığı kabulüyle (bu yıl dikkate alındığında binanın yaşına göre yıpranma değeri tablosunda %6 yıpranma oranı çıkmaktadır) hesaplama yapılmış ve binanın yıkılmasından kaynaklı olarak yerinde keşif incelemesi yapılması mümkün değilse de, davacı tarafından sunulan belgelere göre, daha önce babası adına kayıtlı olan yapıya dair ilk bina vergisinin 1998 senesine ait olduğu, kendi adına elektrik aboneliğinin ise 2008 yılına ait olduğu; Canik Belediye Encümeninin ... tarih ve... sayılı kararında, bodrum + zemin kattan oluşan yapının 12/10/2004 tarihinden önce yapıldığı belirtilerek yıkımına karar verildiği; aynı taşınmazın ikinci katında ikamet eden ... tarafından açılan davada ... İdare Mahkemesine (bozma kararı sonrası en son ... İdare Mahkemesinin E:...esasına kayıtlı dava) bilirkişiler tarafından sunulan 01/07/2019 tarihli raporda ise yıpranma değeri oranının %15 olarak takdir edildiği (bu orana göre ise binanın 1998-2002 yılları arasında yapıldığı sonucuna varılmaktadır) görüldüğünden, aynı binanın birinci katında oturan davacı yönünden de, ikinci kat yönünden düşünülen yıpranma oranının geçerli kabul edilmesi gerektiği, kaldı ki davacı ve davalı Canik Belediyesi tarafından sunulan belgelerde de yapının 2008'den önce yapıldığını
gösteren bilgilerin yer aldığı anlaşılmış olup, bu itibarla, yeniden yapılacak hesaplamada yıpranma değer oranının %15 olarak esas alınması gerekmektedir.
Bu durumda, maddi zararın; binanın temel değeri olan 68.600,00-TL üzerinden aynı taşınmazın ikinci katında ikamet eden ... tarafından açılan, bozma sonrası en son... İdare Mahkemesinin E:... sayılı esasına kaydedilen ve Danıştay Sekizinci ve Onuncu Dairesi müşterek heyetinin 15/05/2025 tarih ve E:2024/6576, K:2025/4660 sayılı kararı ile karar düzeltme incelemesinden geçerek kesinleşen dava dosyasında kullanılan hesaplama yöntemi kullanarak Mahkemece yeniden hesaplanması gerekmektedir.
Diğer taraftan, Danıştay Sekizinci Dairesinin 21/06/2021 gün ve E:2019/10190, K:2021/3290 sayılı bozma kararında ev eşya zararını da içeren ve bölünemeyecek durumda olan maddi tazminata ilişkin hüküm tümüyle bozulduğundan, bozma kararına uyulurken davacının ev eşya zararı kalemi yönünden de yeniden hüküm kurulması gerekirken sadece yapı değeri üzerinden yapılan hesaplamaya göre maddi tazminata hükmedilmesinde de hukuki isabet görülmemiştir.
Temyize konu kararın manevi tazminat istemine ilişkin kısmının incelenmesi:
Yargıtay'ın 04/02/1959 tarih ve E:1957/13, K:1959/5 sayılı ve 09/05/1960 tarih ve E:1960/21, K:1960/9 sayılı içtihadı birleştirme kararlarıyla hukukta uygulamaya giren usuli kazanılmış hak; bir davada, mahkemenin veya tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine (diğeri aleyhine) doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hak olarak tanımlanmaktadır.
İlk derece mahkemesinin doğru bularak uyduğu bozma kararı üzerine, temyiz yerinin bozma kararı ile benimsediği esaslara aykırı şekilde bozma kararı verememesi anlamına gelen bu ilke, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide de kabul görmüştür. Bu doğrultuda, mahkemenin Yargıtay bozma kararına uymasıyla bozma kararı lehine olan taraf bakımından kazanılmış hak doğacağı belirlemesine yer verilmiştir.
Öte yandan, mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı ya da geçmişe etkili bir yasa çıkması; uygulanması gereken bir yasa hükmünün, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilmesi hallerinde, usuli kazanılmış hakka göre değil, ortaya çıkan yeni hukuki durumlara göre karar verilmesi gerekmektedir. Bunların dışında, görev konusu, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı, harç ve maddi hataya dayanan bozma kararına uyulmasında olduğu gibi, kamu düzeni ile ilgili konularda usuli kazanılmış hakkın uygulanması mümkün değildir.
Usuli kazanılmış hak ilkesinin idari yargıda uygulanabilirliğine gelince;
İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda, usuli kazanılmış hak ile ilgili açık bir hüküm bulunmamakla birlikte; idari yargılama usulünün özelliklerine uygun olmak ve genel kabul gören içtihat değişikliklerinin uygulanmasını engellemeyecek nitelikte olması kaydıyla, idari yargıda da uygulanabilmesi mümkün görünmektedir.
Danıştay Sekizinci Dairesinin 21/06/2021 gün ve E:2019/10190, K:2021/3290 sayılı bozma kararına konu olan ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında davacının manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiş ve anılan karar davacı tarafından temyiz edilmemiş olup, bu istem yönünden davalılar lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur.
Bu itibarla, İdare Mahkemesi tarafından usuli kazanılmış hak gözetilmeksizin davacı lehine manevi tazminat istemi yönünden yeniden hüküm kurulmasında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; ... İdare Mahkemesinin temyize konu kararının bozulmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılan Mahkemeye gönderilmesine, kullanılmayan ...-TL temyiz yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde davalı Canik Belediye Başkanlığına iadesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 15/05/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.