Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/228
2025/8490
11 Kasım 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/228
Karar No : 2025/8490
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALI) : ... Valiliği
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Özel ... Ortaokulu'nda ... olarak görev yapan davacının, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca çalışma izninin iptal edilmesine yönelik Kayseri Valiliği, İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; uyuşmazlığın, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile üyelik ve mensubiyetinin bulunup bulunmadığına ilişkin olmayıp, iş bu yargılama kapsamında davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiği, davacının çalışma izni onayının iptalinin, ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih E:..., K:... sayılı kararı gerekçe gösterilmek suretiyle tesis edildiği, davacının Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçu isnadıyla yargılandığı iş bu davada davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, "atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilmediği, bu bağlamda atılı suçu işlediği sabit olmadığı gerekçesiyle" beraatine hükmedildiği hususları birlikte dikkate alındığında, davacının terör örgütlerine veya Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna yönelik olarak somut bilgi ve belgenin de sunulamadığı, dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, ceza yargılamasının üyelik suçlamasıyla yapıldığı, davacı hakkında örgüt ile organik ve süreklilik arz eden üyelik için yeterli delilin bulunmamasının terör örgütü ile irtibatlı iltisaklı olmadığı sonucunu doğuramayacağı, işlemin hukuka ve mevzuata uygun tesis edildiği, temyize konu kararın hukuka aykırı olduğu ve bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Özel ... Ortaokulu'nda öğretmen olarak görev yapan davacının, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 4. maddesi kapsamında çalışma izninin iptal edilmesine yönelik Kayseri Valiliği, İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istemiyle görülmekte olan dava açılmıştır.
Uyuşmazlığın çözümü için; davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakının bulunup bulunmadığının tespiti gerekmekte olup; bu bağlamda, davalı idareye, davacı hakkında terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut irtibatı olduğu yönünde değerlendirme yapılmasına dayanak teşkil eden tespitlerin, bu tespitlere ilişkin bilgi ve belgelerin sorulması ile Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığına; Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna;Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğüne; Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kuruluna (MASAK); İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğüne yönelik verilecek ara kararı neticesinde davalı idare ile yukarıda anılan kurum ve kuruluşlarca gönderilecek bilgi ve belgeler davacıya tebliğ edilerek karşı beyanlarının da alınmasından sonra davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut irtibatının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Mahkemece yukarıda ayrıntısına yer verilen usuli işlemler gerçekleştirilmiş olup; verilen Ara Kararlar üzerine anılan kurum ve kuruluşlarca dosyaya sunulan bilgi ve belgeler bir bütün olarak incelenerek işin esası yönünden değerlendirme yapmaya elverişli ve yeterli delilin bulunduğu görülmüştür.
İLGİLİ MEVZUAT:
5580 SAYILI Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun "Kurucu/kurucu temsilcisinin nitelikleri ve kurum binaları" başlıklı 4. maddesinde; "(Değişik 1. fıkra: 09.05.2018 - 7141 S.K/Madde 11) Özel öğretim kurumlarının gerçek kişi kurucularında, tüzel kişi kurucularının yönetim organlarında, kurucu temsilcilerinde ve personelinde; 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezası ya da affa uğramış olsa bile Devletin egemenlik alametlerine ve organlarının saygınlığına karşı suçlar, Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ve 11/10/2006 tarihli ve 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında işlenen suçlardan ceza almamış olması veya haklarında bu suçlardan dolayı kovuşturma bulunmaması, terör örgütlerine ya da Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti ya da iltisakı yahut bunlarla irtibatı olmaması şartı aranır.(...)" hükmü yer almaktadır.
20/03/2012 tarih ve 28239 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği'nin "Görevlendirme" başlıklı 26. maddesinde; kurum müdürlüğünce, çalışma izni verilmesi istenen eğitim personelinin ve diğer personelin bu izne esas olan belgelerini eksiksiz olarak tamamlamak suretiyle evrakı kurumun doğrudan bağlı bulunduğu millî eğitim müdürlüğüne teslim edileceği, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan şartları sağladığının yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucuna ilişkin yetkili makamlardan alınmış belge ile tespit edilen ve diğer nitelik ve şartları uygun bulunanlara (...) 10 gün içinde çalışma izni valilikçe düzenleneceği, valilikten çalışma izni alınmadan personelin işe başlatılamayacağı, "Kurumlarda görevlendirileceklerden istenilecek belgeler" başlıklı 39. maddesinde ise; çalışma izni düzenlenecek eğitim personelinden Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen şartları haiz olduğuna ilişkin yazılı beyanının isteneceği, kurumda görev yapan personelin Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan şartları taşımadığının sonradan tespit edilmesi hâlinde çalışma izni iptal edileceği kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer alan hükümlerden anlaşıldığı üzere; özel öğretim kurumlarında görev almak isteyen personelde aranan şartların ayrıntılı olarak düzenlendiği, bu bağlamda; "terör örgütlerine ya da Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti ya da iltisakı yahut bunlarla irtibatı olmamak" aranan şartlar arasında sayıldığı görülmekte olup; şartların ilgililerce sağlanıp sağlanmadığına yönelik; güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının çalışma izni onayı düzenlenmeden önce yapılarak özel öğretim kurumda görev almasında sakınca görülmeyenlere -diğer şartları da sağlamaları halinde- çalışma izni onayı düzenleneceği; halihazırda özel öğretim kurumunda görev yapan personel hakkında ise; güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının her zaman yapılabileceği, yapılan inceleme değerlendirme neticesinde şartları taşımadığının sonradan tespit edilmesi hâlinde çalışma izni onayının iptal edileceği açıktır.
Özel öğretim kurumlarında görev almak isteyen personelde aranan şartların Kanun'da ayrıntılı olarak düzenlendiği, bu bağlamda; "terör örgütlerine ya da Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti ya da iltisakı yahut bunlarla irtibatı olmamak" aranan şartlar arasında sayıldığı görülmektedir.
Bir başka ifadeyle; özel öğretim kurumu personelinde aranacak şartlar mevzuatta sayılmış olup, bu şartların terör örgütlerine üyelikle sınırlı tutulmayarak, esasen ceza yargılamasının ilgi alanında bulunmayan iltisak ve irtibatın varlığı hali de personelin çalışma izninin iptalinin hukuki gerekçeleri arasında sayılmıştır.
Bakılan dava bir ceza davası değildir. Bu nedenle işlem tesis edilirken ceza hukuku ilkelerinin ve kurallarının uygulanıp uygulanmadığını iş bu davada denetlenme imkanı yoktur. Diğer bir ifadeyle bu davada 'suç ve suçlu bulunma halleri' değil, 5580 sayılı Kanun'a tabi kurumda görev alan kişinin çalışma izninin iptalini haklı kılan nedenlerin var olup olmadığı denetlenmektedir. Bununla birlikte, kimi durumlarda çalışma izni iptal edilenler hakkında başlatılmış ceza kovuşturmaları bulunabilmektedir. İlgililerin ceza yargılamasında terör örgütlerine üyelik veya yardım nedeniyle ceza almaları ve bu cezanın kesinleşmesi halinde, idari yargı mercilerince, başka bir delile ve araştırmaya ihtiyaç duyulmaksızın; çalışma izni onayının iptaline ilişkin işlemin hukuka uygun olduğuna karar verilmesi gerekmektedir.
Zira; 5580 sayılı Kanun'a göre "Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan ceza almamış olmak" şartı açısından "terör örgütüne üyelik" unsuru, bir mahkeme kararı ile tespit edilmiş olmaktadır.
İlgililer hakkında terör örgütü üyeliği kapsamında açılmış olan ceza davalarının derdest yani kesinleşmemiş olması durumunda ise; -velev ki ilk derece ceza mahkemeleri ve istinaf mahkemeleri terör örgütü üyeliği suçunun unsurlarının sabit olduğu gerekçesiyle hüküm kurmuş olsun- masumiyet karinesi nedeniyle idari yargı mercilerinin söz konusu cezayı dayanak alarak karar vermesi mümkün görülmemektedir.
Bununla birlikte, ceza kovuşturmasının devam ediyor olması ya da davacı hakkında verilen mahkumiyet kararının kesinleşmemiş olması, idari yargı mercileri nezdinde açılan davanın görülmesini engellemeyecektir.
Bu bağlamda; ilgililer hakkında ceza yargılaması kapsamında yapılan soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi veya üyelik/yardım etme suçlamalarıyla açılan ceza davalarında beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi kararlar verilmiş olsa dahi, idari yargı yeri irtibat ve iltisak unsurları yönünden de işlemi incelemek zorunda olduğundan, davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakının bulunup bulunmadığının tespiti gerekmektedir.
Anayasa Mahkemesince; iltisaklı kavramının kavuşan, bitişen, birleşen; irtibatlı kavramının ise bağlantılı anlamına geldiği belirtilmiş, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamlarının yargı içtihatlarıyla belirlenebilecek durumda olduğu, iltisak ve irtibat kavramları açısından yapılacak değerlendirmenin ise kişilerin cezai sorumluluğun bulunup bulunmadığından bağımsız olarak sadece kişinin kamu görevine iade edilmesinin uygun olup olmadığı yönünden yapılacak bir incelemeden ibaret olacağı vurgulanmıştır. (E:2018/89, K:2019/84, T:14/11/2019, P:30, R.G 13/02/2020 / 31028 ).
Yine Anayasa Mahkemesi; olağanüstü hâlin ilanına neden olan tehdit ve tehlikeler gözetilerek olağanüstü hâl döneminde terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı bulunulup bulunulmadığının tespiti bakımından, terör örgütleriyle bağın varlığı konusunda yapılacak değerlendirmenin olağan dönemde yapılacak değerlendirmeden farklı olabileceğini; olağanüstü dönemde iltisak ve irtibat tespitine dayalı olarak kamu görevinden çıkarılma kararı verilirken söz konusu bağın “sübut” derecesinde ortaya konulmasının aranmadığını, bu yönde bir "değerlendirme" yapılarak "kanaat" oluşturulmasının yeterli görüldüğünü, belirli bir tür delile dayanma zorunluluğu öngörülmemiş olmakla birlikte bu yönde bir kanaate varılırken keyfilikten uzak durulması gerektiğini belirtmiştir. (AYM Genel Kurul Kararı: E:2016/6 (Değişik işler), K:2016/12, 04/08/2016, p.85-88; AYM Kararı: E:2018/89, K:2019/84, 14/11/2019, p-30-33)
Dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden hukuki denetiminin yapılabilmesi; bu değerlendirmeyi haklı kılan maddi sebeplerin yargılama esnasında davalı idarece ortaya konulmasına ve izah edilmesine bağlıdır. Bu konudaki yükümlülük şüphesiz öncelikle dava konusu işlemi tesis eden davalı idareye aittir. Bununla birlikte idari yargı mercilerince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesinde öngörülen resen araştırma ilkesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için her türlü inceleme ve araştırmanın yapılması da mümkün, hatta olayın niteliğine göre gereklidir.
Bu itibarla; uyuşmazlığın esasını, davacının, terör örgütü olduğuna ve milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğuna Milli Güvenlik Kurulu tarafından karar verilen ve silahlı terör örgütü olduğu Yargıtayın yerleşik içtihadıyla da kabul edilen FETÖ/PDY ile davacının iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığının tespiti oluşturmaktadır.
Müflis Asya Katılım Bankası A.Ş.'den (Bank Asya) gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesi:
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun 28/05/2015 tarihli Asya Katılım Bankası A.Ş. hakkındaki mali durum tespit raporunda yer alan, ayrıca Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı FETÖ/PDY ana davası soruşturması kapsamında incelenen 15 Ocak 2014 tarihinde ulusal medyada yayınlanan örgüt lideri Fetullah Gülen'e ait 25 Aralık 2013 tarihli bir telefon konuşmasında, Fetullah Gülen'le konuşan kişinin bankanın likidite durumuna ilişkin bilgi vererek, örgüt içindeki kişiler ile bu kişilerin çevrelerinin bankaya yönlendirilmesi noktasında Fetullah Gülen'den onay aldığı ve akabinde bahse konu görüşmenin ulusal medyaya Gülen'den "Bank Asya’ya para yatırın" talimatı verildiği şeklinde yansıdığı, bu talimat üzerine 01/12/2013-30/06/2014 tarihleri arasında Asya Katılım Bankasında 334.000 hesabın açıldığı, 30/01/2014 tarihinde bir günde toplam 6.069 adet hesap açıldığı, 30/12/2013 tarihinde BDDK'nın incelemesine göre 2 günde 192.000 hesap açıldığı, sonrasında ise 10 Eylül 2014 tarihinde Bank Asya'ya para yatırılması için FETÖ silahlı terör örgütüne ait Zaman Gazetesi'nin internet sitesinde "Millet Bankasya'ya sahip çıkıyor" başlığı ile haber yapıldığı, yine sosyal medyada ve bazı internet siteleri üzerinden bankaya mevduat girişi sağlamak için motive amaçlı paylaşımlar yapılıp ilanlar verildiği, yine hakkında halen FETÖ/PDY terör örgütüne üye olduğundan bahisle yakalama kararı bulunan Hakan Şükür'ün Bank Asya'ya para yatırılması yönünde 04 Şubat 2015 tarihinde erken saatlerde Twitter'dan çağrı yaptığı ve "Bu ülkenin tarihini bilen, ülkesini seven kim varsa; Zulme ve hukuksuzluğa karşı yarın 1 TL'de olsa Bankasya'ya yatırsın" yazıp bunu #seninleyizbankasya etiketiyle paylaşarak aynen örgüt elebaşısının yaptığı çağrı gibi eski milli futbolcu ve milletvekili olmasının da örgüt üyeleri nezdindeki nüfuzuyla bankaya sahip çıkma yönünde örgüt üyelerine talimat verdiği anlaşılmaktadır.
FETÖ lideri tarafından talimatın verildiği 25/12/2013 tarihinden, Bank Asya'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihine kadar, örgüt liderinin emri doğrultusunda mali olarak zor duruma düşen Banka'nın parasal yönden iyi durumda olduğunu göstermek amacıyla örgüt mensuplarınca, tasarruf ve kâr amacı gözetilmeksizin, kendileri, eşleri, reşit olmayan çocukları ve bazen de anne-babaları adına işlemler yapılmıştır.
Gelen talimatlar doğrultusunda; örgüte üye, örgüt mensubu veya örgütle irtibat veyahut da iltisaklı kişilerce, başka bankalarda bulunan vadeli/vadesiz mevduat hesaplarındaki paraların çekilerek Bank Asya'ya yeni hesap açmak ve/veya mevcut hesaplara para yatırmak veya bu bankalardan kredi çekerek paraların Bank Asya'ya aktarmak suretiyle bankanın likidite durumunda artış sağlanmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Yine, Bank Asya'da vadeli mevduat hesabı açarak, bu hesapları vadesinden önce temdit etmek suretiyle müşteri tarafından alınması gereken kar payının bankada kalmasının sağlanması yoluyla da likidite artışının desteklendiği bilinmektedir. Bunların dışında; ziynet eşyası veya yastık altı birikim mahiyetindeki altınların da talimat döneminde bankaya getirilerek "hurda altın alımı" ile "döviz alım satımı" adı altında işlemler yapılması suretiyle bir başka destekleme yöntemi de geliştirilmiştir.
Görüldüğü üzere; yukarıda açıklanan faaliyetler, örgüte üye, örgüt mensubu veya örgütle irtibat veyahut da iltisaklı kişilerce rutin bankacılık iş ve işlemlerinin dışına çıkılarak, örgütsel amaç için belirlenen yöntemlerin talimatlar doğrultusunda uygulanması mahiyetindendir.
Davacının Bank Asya hesap hareketlerinin tetkiki;
Davacı tarafından, "#seninleyizbankasya" etiketiyle yapılan paylaşımlardan bir gün sonra 05/02/2015 tarihinde 1000 TL para yatırılarak vadeli mevzuat hesabı açılmış olup; anılan hesap belirli aralıklarla temdit edilmek suretiyle 02/01/2017 yılında kapatılmıştır.
Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünce gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesi;
Yargıtay (Kapatılan) ... Ceza Dairesi, ... Ceza Dairesi ve ... Ceza Dairesi'nin istikrar bulan kararlarında ifade edildiği üzere; FETÖ/PDY'nin hiyerarşik yapılanmasının katmanlar halinde olduğu, okul dershane, yurt,(...) görevlilerinden oluşan katmanın; "İkinci Kat, Sadık Tabaka" olarak nitelendirildiği, zira; anılan kurumların, örgüte insan kaynağı temininde önemli bir yerinin olduğu, dolayısıyla bu katmanda görev yapan kişilerin, sistemli ve amaçlı bir şekilde örgüte müzahir kurumlar arasında atama ve tayin usulüne göre görev yaptıkları, örgüt içi tayin sistemi ile yapılan görevlendirmenin amacı, niteliği, örgüt içerisindeki ehemmiyeti nazara alındığında; ceza yargılamalarında "terör örgütüne üye olma suçunun" maddi unsurları arasında ifade edildiği, hatta başkaca delil olarak değerlendirilebilecek verilerin beklenilmeden örgüt içi tayine tabi olarak görev yapmanın hüküm kurulmasına helal getirmeyeceği değerlendirilmiştir. (bkz: Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 16/10/2018 tarih E:2017/3729; K:2018/3393),
Davacının hizmet cetvelinin tetkiki;
Davacının, Özel ... Dershanesi Develi Şubesinde 26/09/2009- 29/10/2009 tarihleri arasında; Özel ... Dershanesinde 01/10/2010- 27/072011 tarihleri arasında; Özel ... Dershanesi Melikgazi Şubesinde 01/09/2011-31/07/2012 tarihleri arasında; Özel ... Dershanesi Seyyid Burhaneddin Şubesinde 11/11/2013-10/08/2015 tarihleri arasında eğitim personeli olarak görev yaptığı görülmektedir.
İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğünce gönderilen bilgi ve belgenin değerlendirilmesi:
... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararında; "FETÖ/PDY'nin 'devlet kurumları' ve 'sivil yapılanma' olmak üzere iki yapılanması vardır.(...) Sivil toplum yapılanması örgütün 'hizmet hareketi' olarak gözüken legal görünümlü illegal yapılanması olup örgütün topluma gösterilen yüzüdür. Sivil toplum yapılanması örgüt üyelerinin istihdamı, örgüt yöneticilerinin bu konumlarının gizlenerek faaliyetlerini icra etmesi ve toplumda değer verilmesini sağlayacak kariyer temini, (gazeteci, yazar, şirket yöneticisi, gazete veya şirket sahibi vb. örgüte ait şirketlerin sahibi veya yöneticisi olması gibi) örgüt lehine kamuoyu algısı oluşturulması, örgüte insan ve ekonomik kaynak sağlanması gibi birçok görevi ifa etmektedir. (...) Sivil Toplum Kuruluşları Yapılanması :Vakıflar, Dernekler, Sendikalar, Konfederasyonlar ... şeklinde örgütlenmiş olup bu ana yapılanma içerisinde her bir yapılanmanın ihtiyaçlara göre oluşturulmuş bir çok birim ve üniteleri mevcuttur.(...) Sivil Yapılanması kurumsal ana yapılar ve ana yapılara bağlı kuruluşlar şeklinde yapılanmıştır, Bu kurumsal yapılar Finans Kuruluşları, Medya Kuruluşları, Eğitim Kurumları, Sivil Toplum Kuruluşları, Sağlık Kuruluşları ana başlığı altında örgütlenmişlerdir.(...) Sivil toplum kuruluşları yapılanması örgüte ait vakıflar, dernekler, sendikalar başlıkları altında örgütlenmiştir.(...) Örgütün sivil yapılanmasının ana unsurunu eğitim sektörü oluşturmaktadır. Bu sektörde faaliyet gösteren özel okullar, yurtlar, dershane ve üniversitelerden oluşmaktadır. Bunun yanında FETÖ/PDY'ye bağlı sivil toplum kuruluşları; dernekler, vakıflar, sendikalar, örgüte bağlı ekonomik kuruluşlar; holdingler, şirketler, medya organları; gazeteler, dergiler, televizyon kanalları, radyo ve internet siteleri, sağlık kuruluşları; özel hastaneler, üniversite hastaneleri olmak üzere bütün bu yapılar örgütün sivil toplum yapısını oluşturmaktadır ve örgütün tüm toplum kesimleri tarafından görülen legal yüzüdür. FETÖ/PDY kendisini dini bir hareket, eğitim ve hayır işleri yapan bir yapı olarak göstermek istediğinden örgütün gerçek amacının gizlenmesi, toplumsal meşruiyetin sağlanması yönünden örgüt tarafından kurulan ve yönetilen bu kurumlar vasıtasıyla toplumda taban bulma ve devletten destek görmesi sağlanmıştır. FETÖ/PDY sivil yapılanması aracılığı ile hem örgütün amaç ve faaliyetlerini gizlemiş hem de tüm toplum kesimleri ve devleti uzun yıllar hizmet saiki ile hareket eden hoşgörüyü esas almış bir gönüllüler hareketi olduğuna inandırmıştır. Örgüt sivil toplumdaki örgütlenmesi sayesinde hem insan kaynaklarını temin etmiş, hem de örgütün finans kaynağını sağlamıştır.(...) FETÖ/PDY silahlı terör örgütü vakıf-dernek faaliyetlerine de çok önem vermiştir. Çünkü örgüt, vakıf-dernekler üzerinden eğitim, sağlık, sosyal yardım faaliyetlerinde bulunduğu izlenimi yaratarak uzun yıllar kendisini hayır işlerine adamış sivil toplum örgütü gibi kamuoyuna tanıtmış, bu suretle kendisine meşruiyet sağlamış ve kamuoyu nezdinde tabanını genişletme fırsatı bulmuştur. (...) Yine bu vakıf-dernekler üzerinden kurban, zekat, yardım adı altında para toplama fırsatı bulmuş, devasa bir ekonomik büyüklüğe erişmiştir. FETÖ/PDY silahlı terör örgütü aynı zamanda üniversiteleri, dernekleri ve vakıfları aracılığıyla kendisini, tüm dünyaya kamuya yararlı faaliyetler yürüten bir sivil toplum örgütü gibi tanıtmış, bu suretle kendisine uluslararası bir meşruiyet inşa etmiştir.(...) değerlendirmesi yer almaktadır.
Yukarıda yer verilen açıklamalar, tespitler ile değerlendirmelerden anlaşıldığı üzere örgütün sivil toplum yapılanması; örgüt üyelerinin istihdamı, örgüt yöneticilerinin bu konumlarının gizlenerek faaliyetlerini icra etmesi ve toplumda değer verilmesini sağlayacak kariyer temini, örgüt lehine kamuoyu algısı oluşturulması, örgüte insan ve ekonomik kaynak sağlanması gibi birçok örgütsel amaca hizmet etmiştir. Nitekim, bu sivil toplum kuruluşlarına üye olan kimselerden toplanan aidatlar örgüte aktarıldığı gibi sözü geçen kuruluşlarda örgütsel toplantılar da gerçekleştirilmiştir.
Davacının durumunun değerlendirilmesi:
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden davacının ... Derneği ile ... Sendikası üyesi üyesi olduğu anlaşılmaktadır.
Buraya kadar yapılan açıklamalar ile dosyaya sunulan bilgi ve belgenin bir bütün olarak değerlendirilmesi neticesinde; davacının, Milli Güvenlik Kurulu tarafından karar verilen ve silahlı terör örgütü olduğu Yargıtayın yerleşik içtihadıyla da kabul edilen FETÖ/PDY ile davacının iltisak veya irtibatının bulunduğu kanaatine ulaşılmıştır.
Nitekim; FETÖ/PDY terör örgütü üyeliği suçlamasıyla yargılandığı ceza davası neticesinde verilen ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; "sanığın FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ile iltisakının ve sempatisinin olmasına rağmen bu düzeyi aşacak şekilde örgüt ile organik bağını ortaya koyacak süreklilik, devamlılık ve yoğunluk gösteren eylemleri tespit edilemediğinden atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerekmiştir." değerlendirmesine yer verildiği görülmüştür.
Bu itibarla; dava konusu işlemde hukuka aykırılık; dava konusu işlemin iptali yolunda verilen Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurunun reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
4\. Kesin olarak 11/11/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.