Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2023/6714
2025/7909
22 Ekim 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/6714
Karar No : 2025/7909
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR : 1- (DAVALILAR) 1-...Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
2- ... Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...
2- MÜDAHİL (DAVALI İDARELER YANINDA) ... Beton ve Nakliye Sanayi Ticaret Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- ...
2- ...
3- ...
4- ...
5- ...
6- ...
7- ...
8- ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından; İstanbul ili, Şile ilçesi, ... mahallesinde bulunan İR:... ruhsat numaralı kalker madeni alanında müdahil şirkete verilen Tarım ve Orman Bakanlığının ... tarih ve ... numaralı orman izni olur kararının iptali istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava konusu, İstanbul ili, Şile ilçesi, Satmazlı köyünde Şile Orman İşletme Şefliği 91, 92, 93, 95 numaralı bölmelerinde yer alan IR ... numaralı 774.400 m2 ruhsat sahası içindeki bulunan kalker ocağının işletme izin alanının, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın ...tarih ve ... sayılı oluru ile 122.000 m2'den 226.206,84 m2'ye çıkarıldığı, maden ocağının işletme süresinin yaklaşık 10-20 yıl olacağı kabul edilirse, işletme bittikten sonra uygulanacak rehabilitasyonla ağaçlandırma sonucu alanın tekrar orman fonksiyonunu göstermeye başlamasının yaklaşık 30-40 yıl süreceği, dolayısıyla çevrenin 40-60 yıl ekolojik hizmetlerden yoksun kalacağı, yöredeki diğer aktif maden ocakları da dikkate alındığında kümülalif etkinin daha da büyük olacağı, Orman Genel Müdürlüğü verilen maden ruhsatlarının fazlalığını dikkate alarak ... tarih ve ... sayılı yazısında; İstanbul ili sınırlarında kapalı verimli ormanlarda madencilik faaliyetlerine izin verilmeyeceği, önceden verilmiş ruhsat alanındaki işletme izin isteğinin ancak talep ettikleri alanın %70'i kadar alandaki madencilik faaliyetlerini bitirip idareye teslim etmeleri ile mümkün olacağının belirtildiği, maden işletmesi devam ederken ocak çukurunun tamamının rehabilitasyonunun mümkün olmadığı, işletmenin tamamının rehabilitasyonunun üretim faaliyetleri tamamlandıktan sonra rehabilitasyon projesi kapsamında yapılabilmekte olduğu, ancak üretimi biten alanlarda ağaçlandırma çalışmalarının hemen başlayabilmekte olduğu, ancak keşif sırasında, bu çukurun haricinde işletme ömrünü tamamlayan ocak içi nakliye yollarında ve üretim faaliyeti sonlanan alanlarda da rehabilitasyona başlanmadığının görüldüğü, madencilik açısından üretim faaliyetleri ve rehabilitasyon projesi değerlendirildiğinde; maden işletme izinlerinin, işletmeye ait ruhsat alanı içerisinde, ruhsatın tamamı için değil işletme tarafından talep edilen belirli bölgeler için verildiği, üretimi biten bölgelerin ise Orman Genel Müdürlüğünün bilgisi ve işletme tarafından taahhüt edilen rehabilitasyon projesi kapsamında ağaçlandırılmakta olduğu, işletme izni veya temdit süresi biterek üretim faaliyetinin sona erdiği sahalarda rehabilitasyon projesi kapsamında ağaçlandırma ve doğaya geri kazanım çalışmalarına başlanılmasının gerekli olduğu, tesisi işletme esnasında iş yoğunlundan kaynaklanacak yüksek kapasite ile çalışma esnasında patlatma, kırma ve yıkama esnasında ihmaller doğuracağı ve bunun sonucunda da doğal dengenin korunması ilkeleri açısından uygun olmayacak sonuçlar yaratabileceği anlaşıldığından, tesis edilen İstanbul ili, Şile ilçesi, ... mahallesinde bulunan İR ... ruhsat numaralı kalker madeni alanında H.Ö'ye ait şirkete maden işletme tesisi ve alt yapısının genişletilmesine ilişkin Tarım ve Orman Bakanlığının ... tarih ve (mahkemece sehven...azılmıştır) ve ... numaralı maden izin olur kararında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlem hukuka aykırı bulunarak iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından, talebin yerinde incelettirilerek uygun görüldüğü, izin verilmesinde kamu yararı bulunduğu ileri sürülmektedir. Davalı Orman Genel Müdürlüğü tarafından, dava konusu işlemin yasal hükümler çerçevesinde tesis edildiğinden bilirkişi raporuyla ortaya konulduğu ileri sürülmektedir. Davalılar yanında müdahil tarafından, ÇED belgesini ilgilendiren ve ÇED belgesine karşı açılan davada değerlendirilen hususların tekrar tartışmaya açıldığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacılar..., ... ve ... tarafından istemin reddi gerektiği savunulmuştur. Diğer davacılar tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemleri hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davaya konu İR:... ruhsat numaralı II (a) grubu kalker maden ocağının İstanbul ili, Şile ilçesi sınırları dahilinde yer aldığı, öncesinde dava dışı H.Ö. adına kayıtlı iken 24/10/2018 tarihinde müdahil ... Beton ve Nakliye Sanayi Ticaret Ltd. Şti. uhdesine devredildiği, söz konusu müdahil şirket ... işletme izin alanının temdit edilmesi ile ilave izin verilmesi talebinde bulunulduğu, başvuru üzerine yapılan inceleme sonrasında talepte mevzuata aykırılık bulunmadığı görülerek müdahil şirkete verilen Tarım ve Orman Bakanlığının ... tarih ve ... numaralı orman izni olur kararının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
6831 sayılı Orman Kanunu'nun dava konusu işlem tarihindeki haliyle 16. maddesinde; "Devlet ormanları içinde maden aranması ve işletilmesi ile madencilik faaliyeti için zorunlu; tesis, yol, enerji, su, haberleşme ve altyapı tesislerine, fon bedelleri hariç, bedeli alınarak Çevre ve Orman Bakanlığınca izin verilir. Ancak, temditler dahil ruhsat süresince müktesep haklar korunmak kaydı ile Devlet ormanları sınırları içindeki tohum meşcereleri, gen koruma alanları, muhafaza ormanları, orman içi dinlenme yerleri, endemik ve korunması gereken nadir ekosistemlerin bulunduğu alanlarda maden aranması ve işletilmesi, Çevre ve Orman Bakanlığının muvafakatine bağlıdır. (...)" düzenlemesi bulunmaktadır.
18/04/2014 tarih ve 28976 sayılı Resmi Gazetede Orman Kanununun 16 ncı Maddesinin Uygulama Yönetmeliği'nin "Kesin İzin" başlıklı 7. maddesinde, "Bakanlıkça uygun görülenlere ruhsat süresi dikkate alınarak izin verilir. Ormanlık alandan verilen izin, müracaat sahibine tebliğ edilir. Tebligat tarihinden itibaren üç ay içerisinde izin sahibinden teminat, bedeller ve onaylı taahhüt senedi istenir. Tebligat tarihinden itibaren üç ay içerisinde bedellerin ödenmemesi, teminatın veya onaylı taahhüt senedinin verilmemesi halinde ise saha teslimi yapılmaz, her hangi bir bildirime gerek kalmaksızın izin iptal edilir. İptal işlemi ilgiliye bildirilir. Aynı yerle ilgili yeniden izin talep edilmesi yeni izin talebi olarak değerlendirilir. (...)" düzenlemesine yer verilmiştir.
3213 sayılı Maden Kanunu'nun "Madencilik faaliyetlerinde izinler" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında "Madencilik faaliyetlerinin yapılması ve ruhsatlandırma işlemlerinin yürütülmesi ile ilgili olarak yeni verilecek ruhsat alanlarına maden işletme yöntemi, faaliyetin yapıldığı bölge, madenin cinsi, yapılacak yatırımın çevresel etkileri, şehirleşme ve benzeri hususlar dikkate alınarak, temdit talepleri dahil ruhsat verilen alanlarda kazanılmış haklar korunmak kaydıyla, ilgili kurumların görüşleri alınarak Bakanlık tarafından kısıtlama getirilebilir. İlk müracaat veya ihale yolu ile yapılacak ruhsatlandırmalarda müracaatın yapılacağı alanlar diğer kanunlar ile getirilen kısıtlamalar gözönüne alınarak Bakanlıkça ruhsat müracaatına kapatılabilir. Kısıtlama gerekçesi ortadan kalkan alanlar ihale yoluyla aramalara açılır. Bu Kanun dışında madencilik faaliyetleri ile ilgili olarak yapılacak her türlü kısıtlama ancak kanun ile düzenlenir." hükmü; aynı maddenin yirminci fıkrasında, "Madencilik faaliyetleri ve/veya bu faaliyetlere bağlı geçici tesisler için verilmiş izinler, temditler dahil ruhsat hukuku devam ettiği sürece geçerlidir. Ruhsatın temdit edilmesi halinde madencilik faaliyetleri ve/veya bu faaliyetlere bağlı geçici tesisler için verilmiş bütün izinler temdit süresi sonuna kadar heçbir işleme gerek kalmaksızın uzatılmış sayılır." hükmü yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlıkta, İstanbul ili, Şile ilçesi sınırları dahilinde yer alan ve öncesinde dava dışı H.Ö. adına kayıtlı iken 24/10/2018 tarihinde müdahil ... Beton ve Nakliye Sanayi Ticaret Ltd. Şti.'ne devredilen orman izni için müdahil şirket tarafından temdit ve ilave izin talebinde bulunulduğu, söz konusu talebin uygun görülmesi üzerine dava konusu işlemle 209.064,98 m2 alan için temdit, 17.141,86 m2 alan için yeni izin olmak üzere toplam 226.206,84 m2 alan için izin verildiği anlaşılmaktadır.
İdare Mahkemesince her ne kadar keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle iznin hukuka aykırılığı nedeniyle iptaline karar verilmiş ise de, davacıların iddiaları ve davalı idareler ile müdahilin savunmaları dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirildiğinde, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı ve eksik değerlendirmeler içerdiği görülmektedir.
Şöyle ki, müdahil şirket tarafından talep edilen iznin önemli bir kısmının eski iznin süresinin uzatılmasından ibaret olduğu, daha küçük bir alan için ise ilave izin (yeni izin) talebinde bulunulduğu, bilirkişi raporunda ve rapora dayanılarak Mahkemesince yapılan değerlendirmede dava konusu iznin bir bütün olarak incelemeye konu edildiği, buna karşın davaya konu izin taleplerinin birbirinden farklı olduğu gibi, değerlendirmesinin de farklı yapılması gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Dairemizin yerleşik içtihatları uyarınca, Orman Kanunu'nun 16. maddesinin 1. fıkrasına göre, müktesep hakların süre uzatımları da dahil olmak üzere ruhsat süresince korunması gerektiğinde şüphe bulunmamakta olup, mevzuat hükümleri uyarınca ruhsat hukuku devam ettiği sürece ruhsatlı sahalar için verilmiş olan izinlerin de devam edeceği açıktır. Bu bakımdan, mevcut izinlerin temdit edilmesinde yapılacak değerlendirme yeni izin taleplerine kıyasla farklılık arz etmektedir.
Diğer taraftan, verilmiş olan izinlerin usulüne uygun kullanılmadığının veya çevreye zarar verildiğinin tespiti halinde ilgili idarelerce yaptırım uygulanacağı (faaliyet durdurma, izin iptali vb.) tabiidir.
Bu itibarla, bilirkişi raporunda yer alan; izin alanının 122.000 m2'den 226.206,84 m2'ye çıkarıldığı, maden işletmeye başlandıktan sonra çevre ve doğa tahribatı oluştuğu, rehabilitasyon süreci de dahil edildiğinde çevrenin 40-60 yıl ekolojik hizmetten yoksun kalacağı gibi tespit ve değerlendirmelerin bir kısmının (izin alanı) hatalı olduğu, bir kısmının halihazırda çalışılan ve orman bitki örtüsü kaldırılmış saha için dikkate alınamayacak düzeyde bulunduğu, bir kısmının iznin sona ermesinden sonraki aşamayı ilgilendirdiği ve bir kısmının ise iznin usulüne uygun kullanılmadığına veya çevreye zarar verildiğine işaret edilmek suretiyle ilgili idarelerce yaptırım uygulanabilecek hususlara işaret ettiği, başka bir ifadeyle, süre uzatımı yapılan orman izni için bilirkişi raporunda yer verilen değerlendirme ve tespitlerin hükme esas alınmasına olanak bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Dava konusu işlemin yeni izin istemi için verilen olur kısmına gelince, bilirkişi raporunda, iznin yasal hükümler çerçevesinde usulüne uygun tesis edildiği belirtildikten sonra, bu tespitle çelişki oluşturacak şekilde faaliyetin su kaynaklarına, orman bitki örtüsüne ve ekolojik yaşama zarar verebileceği, gerekli prosedüre uyulmazsa orman ve su kaynaklarını daha fazla etkilemesinin kuvvetle muhtemel olduğu, işletme sahasındaki su arıtılmazsa su kirliliği oluşturacağı, iş yoğunluğu nedeniyle çalışma esnasında patlatma, kırma ve yıkama faaliyetlerinden kaynaklı ihmaller doğacağı şeklindeki ihtimale dayalı, kesin tespit içermeyen ve önlem alınması gerektiğini işaret eden ifadelerde bulunulduğu görülmüştür.
Yukarıda ayrıntısı yer alan bilirkişi raporunun değerlendirilmesi neticesinde, raporda yer alan tespitlerin ihtimale dayalı, hatalı, eksik ve çelişkili değerlendirmeler barındırması nedeniyle hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığı sonucuna varılmıştır.
Anayasa'nın 169. maddesinde ormanların ülke yönünden taşıdığı büyük önem gözetilerek, korunmaları ve geliştirilmeleri konusunda ayrıntılı düzenlemelere yer verilmiştir. Bu özel ve ayrıntılı düzenlemenin ülkemizde orman örtüsünün sürekli yok edilmesi gerçeğinden kaynaklandığı kuşkusuzdur. Anayasa'nın 169. maddesinin gerekçesinde de belirtildiği gibi maddenin birinci fıkrası doğal kaynaklarımızın en önemlilerinden birisi olan ormanların korunması ve sahaların genişletilmesi için Devlete gereken tedbirleri alıp kanun koymayı ve bütün ormanların gözetimi ödevini getirmektedir.
Ormanlık alanda verilen izne konu edilen kamu yararı ile ormanın muhafazasındaki kamu yararının karşılaştırılmasının yapılması zorunluluğu Anayasa'nın 169. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez." hükmünden kaynaklanmaktadır.
Anayasa Mahkemesinin 22/11/2007 tarih ve E:2004/67, K:2007/83 sayılı kararında; zaruret halinin, talep edilen faaliyetin orman ekosistemi dışında gerçekleştirilmesi imkanı bulunmaması durumu olarak anlaşılması gerektiği vurgulanmaktadır.
Dava konusu uyuşmazlığın çözümü için, kamu yararı sağlayan iki durumdan hangisinde “kamu yararının” daha çok olduğunun, hukuksal anlamda “üstün kamu yararının” hangisinde olduğunun belirlenmesi ve madencilik faaliyetinin ormanlık alanda gerçekleştirilmesinde zaruret hali bulunduğunun tespit edilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, izin işleminde ormanların devamlılığının sağlanması yönündeki kamu yararı ile madencilik iznine ait kamu yararı kıyaslamasında "üstün kamu yararı" kavramının değerlendirilmesi ve çıkartılmak istenilen madenin türü de dikkate alındığında faaliyetin ormanlık alanda yapılmasında zaruret bulunup bulunmadığı, zaruret halinin tespiti halinde ormanlık sahada izne konu edilen maden sahasının sağlayacağı kamu yararı ile ormanın muhafazasındaki üstün kamu yararı karşılaştırmasının yapılması, bu kapsamda; ormanın sadece üzerindeki ağaçların çapı ve kullanım amacı ile ölçülebilen ve değer takdir edilen bir varlık olmadığı göz önüne alınarak, madencilik yapılması halinde yaşanacak orman kaybının, orman varlığının azalmasının, kesilecek ağaç sayısının, orman bütünlüğünün ve davacının iddialarının (iznin yerleşim yerleri ve tarım alanlarına, baraj ve su kaynaklarına etkisi ile talep edilen alanın kapalılık oranı ve verimli orman alanında kalıp kalmadığı) gözetilerek, orman kaybı ile madencilik faaliyeti nedeniyle elde edilecek ekonomik ve diğer faydalar arasında kıyaslama yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, uyuşmazlığın çözümü, yukarıda ayrıntısı yer alan hususların tespit edilebilmesi ve rapordaki eksiklik ve hataların giderilmesi için aralarında orman mühendisi, maden mühendisi ve hidrojeoloji mühendisinin de yer aldığı 5 kişilik yeni bir bilirkişi heyetiyle mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak bir karar verilmesi gerektiğinden, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz istemlerinin kabulüne,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3\. Kullanılmayan ...TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde müdahil şirkete iadesine,
4\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
5\. Kesin olarak 22/10/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.