Danıştay danistay 2023/6595 E. 2025/5861 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2023/6595
2025/5861
18 Haziran 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/6595
Karar No : 2025/5861
TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) ... Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...
2- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL) ... Üretim Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İstanbul ili, Çatalca ilçesi, ... Mevkiinde bulunan sahada Sicil... ve ER: ... erişim numaralı IV (a) grubu kuvarsit işletme ruhsatı bulunan davacı şirket tarafından, söz konusu ruhsat sahası içerisinde kuvarsit rezervi olan alanlar üzerine ... Üretim Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından RES (rüzgar enerji santrali) kurulmasının planlandığının öğrenilmesi üzerine, rüzgar türbini yapılması planlanan alanların kuvarsit rezerv alanları ile çakıştığı, bu durumun madencilik faaliyetlerini engelleyeceği ve rezerv kaybına yol açacağından bahisle anılan RES projesine izin verilmemesi talebiyle ... tarih ve ... sayılı, ... tarih ve ... sayılı ve ... tarih ve ... sayılı dilekçelerle davalı idareye yapılan başvuruların zımni reddi işlemlerinin ve davalı idarenin ... tarih ve E... sayılı işleminin "...RES projesi ile çakışan S... sayılı IV. grup kuvarsit işletme ruhsat sahibi ... Çakıl Madencilik San. ve Tic. A.Ş.'ne T4, T5 ve T6 numaralı türbinlere her hangi bir zarar vermeden Hacıbey RES santral sahası içinde çalışılabilmesi için muvafakat verilmesi kaydıyla Genel Müdürlüğümüzce verilmiş ruhsatlar açısından sakıncası bulunmadığı tespit edilmiştir" şeklindeki kısmının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun bir bütün halinde incelenmesi ve değerlendirilmesinden, yasal mevzuat gereğince madencilik faaliyeti ile RES yatırımının aynı alana isabet etmesi halinde yatırımcı şirketin, yatırım için başka alternatif alan olmadığına dair bilimsel ve teknik bilgi ve belgeleri Genel Müdürlüğe vermek zorunda olmasına karşın müdahil şirketçe dava dosyasına sunulan Nisan 2022 tarihli bilimsel ve teknik raporda da belirtildiği üzere dava konusu sahada türbin kurulabilecek alternatif alanların bulunduğunun görüldüğü, Mahkemece yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan bilirkişi raporunda da açıkça belirtildiği üzere lisans sahasında daha başka farklı alternatif bölgelerde (maden rezervi bulunmayan) söz konusu projenin gerçekleştirilebilme imkanının olduğu ve davacı şirkete ait maden işletme ruhsatı alanı ile müdahil şirket tarafından yapılan Rüzgar Enerji Santrali içerisindeki T4-T5-T13 türbinlerinin çakışmanın yaşandığı alanda madencilik açısından ekonomik işletilebilir rezerv üzerinde madencilik yapılmamasının kamu kaynağı kaybına sebebiyet vereceği görülmüş olup; davacı şirket tarafından yapılan madencilik faaliyeti ile müdahil ... Üretim Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından yapılan Rüzgar Enerji Santrali projesi yatırımının T4-T5-T13 türbinlerinin bulunduğu noktada birbirinin faaliyetini engellediği, "çakışmanın bulunduğu" söz konusu 3 adet türbinin maden sahasına konumlandırılmasında davalı idarece somut ve açıklayıcı gerekçelerin sunulamadığı, yine "çakışmanın" olduğu alanın davacı şirketin maden işletme ruhsatı içerisinde kaldığı ve RES projesinin hayata geçmesi neticesinde maden işletme faaliyetinin de çakışan ruhsat alanı içerisinde yapılamaz hale geleceği, yine alandaki cevherin işletilebilir özellikte olduğu, RES Proje alanı (T4-T5-T13) ile maden işletme ruhsat sahasının çakışmasındaki mevcut ekonomik rezervin işletilebilirliğinde kaynak kaybının yaratılacağı ve bunun da kamu zararına sebebiyet vereceği, davaya konu T4-T5-T13 numaralı türbinlerin alternatifi olarak gösterilen yerlerde ise herhangi bir maden rezervi de bulunmadığından kamu yararı noktasında söz konusu türbinlerin alternatif olarak gösterilen yerlere yapılması neticesinde diğer türbinler yönünden RES yatırımının işletilebilirliğinin devam edecek olması ve yalnızca 3 adet türbinin yer değişikliği nedeniyle meydana gelecek olan kamu zararıyla aksi durumda çıkarılıp işletilemeyecek olan maden rezerv kaybının yol açacağı kamu zararı birlikte değerlendirildiğinde söz konusu 3 türbinin çakışmanın bulunduğu yerde devam etmesinin kamu açısından daha ağır sonuçlara sebebiyet vereceği de anlaşıldığından, T4-T5 ve T13 numaralı türbinlere ilişkin dava konusu işlemlerde hukuka ve kamu yararına uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI :
Davalı idare tarafından; İdare Mahkemesince davada iptaline karar verilen ... tarih ve ... sayılı işlemin, Maden Kanunu'nun 7. maddesinin 15. fıkrası veya Maden Yönetmeliği'nin 121. maddesi kapsamında tesis edilmiş bir icrai işlem olmadığı, dava konusu ... tarih ve ... sayılı işlemde "Hacıbey RES proje alanında her ne kadar davanın görümü esnasında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından Maden Kanunu'nun 7. maddesinin 15. fıkrası kapsamında kamu yararı kararı verilerek işlem tesis edilmiş ise de işbu davanın konusunun, anılan kamu yararı kararı olmadığı oysa İlk Derece Mahkemesi kararında işbu davanın konusu ile ilgisi olmayan hukuk kurallarının esas alınarak karar verildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda "RES türbinleri açısından alternatif alan bulunduğu" görüşünün "harita ve konumsal bağlam" ile sınırlı olarak öne sürüldüğü, harita ve konumsal bağlamda parantezine alınarak varlığı öne sürülen alternatif alanların gerçekte alternatif olamayabileceğini gösterdiği, bilirkişilerce alternatif olduğu öne sürülen alanlar için rüzgar türbinlerinin teknik gerekleri, türbinlerin izin süreçleri ve yasal mevzuat yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, İdare Mahkemesince de konu ile ilgili enerji mevzuatının dikkate alınmadığı, ayrıca bilirkişiler arasında rüzgar enerjisi ve meteoroloji mühendisinin bulunmadığı, kararda RES ile girişimli alanda bulunan madenin çıkarılmamasının kamu zararına yol açabilme ihtimali bulunduğu öne sürülmekte ise de belirli bir süre yerin altında kalan madenin, üzerindeki RES projesi ekonomik ömrünü tamamladıktan sonra her zaman çıkarılabileceği, oysa rüzgarın depolanamayacağı, madenlerin ruhsat sahipleri de dahil olmak üzere 3. kişilerin değil, Anayasa'nın 168. maddesi ile Maden Kanunu'nun 4. maddesi gereğince, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğu, diğer bir söylemle madenlerin Devlete ait olduğu, bu kapsamda RES faaliyetlerine istinaden ruhsat sahasında tesis edilecek türbinlerin sahadaki rezerve zarar vermediği, RES yatırımının yasal süresinin 49 yıl olduğu da dikkate alındığında RES faaliyetlerinin akabinde türbinlerin altında kalan rezervlerin de ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda Devletin uygun bulduğu kişiler aracılığıyla işletilebileceği, Maden Kanunu uyarınca ruhsat sınırları ile işletme izin sınırlarının farklı olup işletme iznine ilişkin gerekli izinler alınamadan ruhsat sahasının tamamında zaten üretim faaliyetinde bulunulamayacağı, uyuşmazlıkta, idarece kazan kazan anlayışı doğrultusunda iki yatırımın da aynı anda yürütülmesine belli sınırlar içerisinde olanak tanındığı, ilgili ruhsatın yasal süresinden çok daha fazla sürelerle madencilik faaliyetleri yürütülebilecekken bir yandan da RES faaliyetlerinin yürütülebileceği, Devletin de bu faaliyetlere istinaden de gelir elde edeceği, dava konusu ruhsat sahasındaki kuvarsit madeninin bölge ve ülke açısından vazgeçilemez olduğu yönündeki davacı iddialarının aksine, hem bölge de hem ülkede kuvarsit maden üretimine ilişkin çok sayıda ruhsatın olduğu ve bu ruhsatlara istinaden gerekli üretimlerin yapıldığı, Türkiye genelindeki çok sayıda kuvarsit ruhsatı olduğu, davacının ilgili ruhsat sahasında 2021 yılında 2 rödövansçısı ile birlikte üretmiş olduğu toplam üretim miktarının 42.605,00 ton olarak bütün Türkiye'de yapılan üretimin % 1.4'üne tekabül ettiği ayrıca davacının iddia ettiği satış bedellerinin de doğru olmadığı ileri sürülmektedir.
Davalı yanında Müdahil ... Üretim Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından; hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik, yanlı, hatalı, yetki ve görevinin dışına çıkarak hukuki mütalaada bulunan mahiyette olduğu, bu nedenle de hükme elverişsiz olduğu, söz konusu türbinlerin sahasında davacı şirketin madencilik faaliyeti, işletme izni, görünür rezerv tespiti ve her hangi bir yatırımının bulunmadığı, 3213 sayılı Kanun kapsamında alınması zorunlu izinlerden her hangi birini almadığı, züccaciye cam olarak işlenecek kalitede olduğu iddia edilen söz konusu madenlerin davacı tarafından tüvenan ürün olarak beton firmalarına satıldığının YMM işletme faaliyet raporlarından anlaşıldığı, Bakanlık tarafından düzenlenen karşılaştırmalı kamu yararı işlemine esas rapor ve beyanlarda RES yatırımının devlete daha yüksek katkı sunacağının belirtildiği, bu rapora dayanak alınarak düzenlenen kamu yararı kararınca da davacının davasının aslında konusuz kaldığı, RES’lerin kurulum ve işlemindeki tek kriterin rüzgar ölçümlerinden oluşmadığı çok sayıda faktörün etkili olduğu her Teknik Etkileşim Analizi uyan yerde rüzgar türbini kurulamayacağı, yine bilirkişilerin haritacılık açısından yaklaşarak alansal bazda alternatif türbin olduğu yönündeki değerlendirmelerinin hatalı olduğu, söz konusu alanlar belirlenirken çok fazla sayıda kurumdan görüş ve izin alınarak alanların belirlendiği, RES projesinin bir bütün olduğu, bir kısım türbinlerin çıkarılmasının yada yerinin değiştirilmesinin projede başa dönülmesi gibi ağır sonuçlarının olacağı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından; davalı idarece müdahil şirket lehine kendi haklarını ihlal edecek şekilde tesis edilen tüm işlemlerin usulsüz ve hukuka aykırı olduğu, söz konusu türbinlerin kurulumu için kendilerinin muvafakatinin olmadığı, diğer yatırım için alternatif alanların maden sahasının dışında mevcut olduğu için bir kamu yararı karşılaştırmasına dahi gerek olmadığı, ancak yine de dosyada yer alan teknik ve bilimsel raporlarda kamu yararının maden açısından fazla olduğunun ortaya konulduğu halde davalı idarece müdahilin talep dilekçeleri doğrultusunda, dava konusu işlemlere ve alt işlemlere RES Projesi lehine olacak şerkilde gerçek olmayan veriler yazılmak suretiyle, kendilerinin kazanılmış haklarının yok edildiği, müdahil şirket tarafından çakışma sahası dışındaki türbinlerden elde edilen enerji gücünün üretim kapasitesi ve lisans kapasitesinin üzerinde olduğu, üretilen fazla enerji EPDK kararıyla ulusal enerji hattına aktarılmadığı, halbuki şu anda Bulgaristan ve Mısır'dan ithal edilerek döviz kaybına neden kuvars madeninin üretimine ülkemizin daha fazla ihtiyacının olduğu, bu bölgeden çıkarılan kuvarsın üstün kalitede kuvars olduğu, söz konusu alanda yer alan maden tüketildikten sonra RES kurulabileceği, kendilerinin tüm yasal izinleri alarak bölgede çalışmalar yaptığı, davalı idare ve müdahil tarafından temyiz talebinde söz konusu türbinlerin dava süreci başladıktan sonra davalı idarece sağlanan destekle hukuka aykırı olarak inşa halde bu işlemin geçerliliği savunularak Mahkeme kararının kaldırılmasının talep edildiği, bu talebin kamu yararına ve konuya ilişkin tüm mevzuat hükümlerine aykırı olduğu belirtilerek temyiz istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, dosya tekemmül ettiğinden davalı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü ve davalı yanında müdahil ... Üretim Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin yürütmenin durdurulması istemleri hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacının İstanbul ili, Çatalca ilçesi, ... Mevkiinde bulunan sahada Sicil... ve ER: ... erişim numaralı IV (a) grubu kuvarsit işletme ruhsatı işletme ruhsatı ve izni bulunmaktadır.
İşletme ruhsatı 25/04/2015-2025 yılları arası geçerli olup 3.958,25 hektarlık bir alanı kapsamaktadır. Bu alanda rödövans olarak işletme izni bulunan Camiş Madencilik A.Ş. ve Kaltun Madencilik San. Nak. ve Akar Tic. A. Ş. tarafından söz konusu kuvarsitler cam üretiminde kullanılmak üzere üretilmektedir.
Davacı şirket tarafından, söz konusu ruhsat sahası içerisinde kuvarsit rezervi olan alanlar üzerine ... Üretim Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından RES (rüzgar enerji santrali) kurulmasının planlandığının öğrenilmesi üzerine, rüzgar türbini yapılması planlanan alanların kuvarsit rezerv alanları ile çakıştığı, bu durumun madencilik faaliyetlerini engelleyeceği ve rezerv kaybına yol açacağından bahisle anılan RES projesine izin verilmemesi talebiyle ... tarih ve ... sayılı, ... tarih ve ... sayılı ve ... tarih ve ... sayılı dilekçelerle davalı idareye yapılan başvuruların zımni reddi işlemlerinin ve davalı İdarenin ... tarih ve E... sayılı işleminin "...RES projesi ile çakışan S... sayılı IV. grup kuvarsit işletme ruhsat sahibi ... Çakıl Madencilik San. ve Tic. A.Ş.'ne T4, T5 ve T6 numaralı türbinlere her hangi bir zarar vermeden ... RES santral sahası içinde çalışılabilmesi için muvafakat verilmesi kaydıyla Genel Müdürlüğümüzce verilmiş ruhsatlar açısından sakıncası bulunmadığı tespit edilmiştir." şeklindeki kısmının iptali istemiyle 01/10/2020 tarihinde bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
3213 sayılı Maden Kanunu'nun "Madencilik faaliyetinde izinler" başlıklı 7. maddesinin 16. ve 17. fıkralarında; "Madencilik faaliyetleri ile Devlet ve il yolları, otoyollar, demir yolları, havaalanı, liman, baraj, enerji tesisleri, petrol, doğalgaz, jeotermal boru hatları, su isale hatları gibi kamu yararı niteliği taşıyan ya da gerçek veya tüzel kişilere ait diğer yatırımların birbirlerini engellemesi, maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale gelmesi, yatırım için başka alternatif alanların bulunamaması durumunda, madencilik faaliyeti ve yatırımla ilgili karar, kamu yararı açısından yatırımların önceliği ve önemini tespit etmek üzere, ilgili Bakanlığın uygun görüşü alınarak Bakanlık tarafından verilir. Bakanlık tarafından alınan bu kararlar, kamu yararı kararı yerine geçer. Maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale geldiği alanın ruhsattan taksir edilmesine veya ruhsatın iptal edilmesine Bakanlık tarafından karar verilir.
Herhangi bir yatırım yapılmamış I. Grup ve II. Grup (a) bendi madenler, mıcır, kaba inşaat, baraj, gölet, liman, yol gibi yapılarda kullanılan her türlü yapı hammaddeleri için verilen ruhsatlar ile görünür rezervi belirlenmemiş diğer grup maden ruhsat sahaları ile çakışan aynı yerdeki diğer yatırımlara Genel Müdürlükçe izin verilir. Ruhsatlı sahalarda görünür rezervi belirlemek üzere yapılan sondaj, kuyu, galeri, desandre gibi işler için yapılan yatırımların ve maden varlığının belgelenmesi durumunda tespit edilen görünür rezerv alanı dışındaki alanlar için, diğer yatırımların madencilik faaliyetlerini engellemeyeceğine Genel Müdürlükçe karar verilmesi halinde diğer yatırım için izin verilir. Bu alanlarda ruhsat sahibi tarafından yapılmış yatırımı etkileyen bir husus var ise bu alanla ilgili karar Bakanlık tarafından verilir. İşletme ruhsat alanı içerisinde ancak işletme izni veya görünür rezerv alanı dışındaki bir alanda diğer yatırımlara Genel Müdürlükçe izin verilebilir. Yatırımın işletme izni veya görünür rezerv alanı ile çakışması durumunda, Bakanlık tarafından karar verilir. Arama ruhsatı döneminde hiçbir yatırım yapılmamış ise diğer yatırımlara engel teşkil etmez..." hükmüne yer verilmiştir.
Maden Yönetmeliği'nin "Yatırımlar ile çakışan sahalara ilişkin işlemler" başlıklı 122. maddesinin 8. ve 9. fıkralarında; "İşletme ruhsat alanı içerisinde ancak işletme izni veya görünür rezerv alanı dışındaki yatırımlara, madencilik faaliyetleri birlikte yürütülebilecek yatırımlara ve mevcut maden işletme izin alanlarıyla çakışan yatırımlara mahallinde yapılan tetkik sonucunda rezervin üç boyutlu görünür hale getirilmemiş olan kısmı taksir edilerek Genel Müdürlükçe izin verilebilir. Yatırımın işletme izni veya görünür rezerv alanı ile çakışması ve madencilik faaliyetlerinin yatırım ile birlikte gerçekleştirilememesi durumunda Bakanlık tarafından karar verilir. Genel Müdürlüğün uygun görüşü veya Bakanlık kararı alınmaksızın yapılmış olan yatırımın, işletme izni veya görünür rezerv alanı ile çakışması durumunda, bu alanlarda yatırımcı tarafından yapılmış yatırımı ya da işletme izni veya görünür rezervi etkileyen bir husus var ise bu alanla ilgili karar Bakanlık tarafından verilir. Arama ruhsatı döneminde hiçbir yatırım yapılmamış ise diğer yatırımlara engel teşkil etmez. İhalelik durumda olan ve görünür rezervi belirlenmiş sahalara ait karar, Genel Müdürlükçe verilir. Bu fıkra kapsamında Genel Müdürlüğe yapılan talepler, gerekli görüldüğü takdirde mahallinde tetkik yapılmak suretiyle değerlendirilir.
Bakanlık tarafından verilecek kararlarda; görünür rezerv alanı ile diğer yatırımın çakışması halinde öncelikle diğer yatırım için alternatif alanın bulunup bulunmadığı, madenin makul bir sürede üretilebilme imkânının olup olmadığı, ara ve uç ürüne yönelik madenciliğe dayalı sanayi tesislerinin hammadde ihtiyacını karşılayan ruhsatlı sahalarda, tesisin hammadde ihtiyacını karşılayacak şekilde alternatif alanların bulunup bulunmadığı maden rezervi ile yatırımın ülke ekonomisine sağlayacağı katma değer, her iki yatırımın süresi, büyüklüğü, çalışan/çalışacak olan işçi sayısı ve istihdama sağlayacağı katkı dikkate alınarak değerlendirme yapılır." düzenlemesi yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava dosyasının ve davacı tarafından aynı konuya ilişkin farklı taleplerle açılmış olan diğer dava dosyalarının genel incelenmesinden, esasında davanın davacı şirketin faaliyet gösterdiği maden sahasına bitişik kuvarsit rezerv alanı ile müdahil şirket tarafından rüzgar türbini yapılması planlanan alanlar ile çakışması sonucu yatırım önceliğinin hangi yatırıma ait olduğunun tespitine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
İdare hukukunun temel prensiplerine göre, idare işlemlerinde temel amaç mutlak suretle kamu yararının tesisidir.
Kamu yararı kavramı, tüm devlet organlarının işlem ve eylemlerinin genel nitelikteki amacını ve aynı zamanda nedenini oluşturmakta, çeşitli hak ve özgürlükler açısından bir sınırlama nedeni niteliği de taşımakta olup bu kavram genel bir ifadeyle bireysel, özel çıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal yararı ifade etmektedir.. Bir başka deyişle kamu yararı topluluk, toplum ve devlet lehine bireysel veya topluluk yararından vazgeçme, topluluk, toplum ve devlet yararlarının yarışması durumunda da büyük olan menfaati koruma amaçlı olarak mahkeme kararlarında yargısal tercihte bulunma durumudur.
Gerek mevzuatta gerekse de doktrinde kamu yararının tam, açık ve bağlayıcı bir tanımının bulunmaması tam olarak neyin kamu yararı kapsamında değerlendirileceğini muğlaklaştırmaktadır. Bu noktada doktrinde kamu yararının devletin yetkili organlarınca belirleneceği, hangi hizmetin kamusal fayda getirdiğinin yetkili organlarca tespit ve tesis edileceği yönünde görüş mevcuttur. (Gözler, K., İdare Hukuku, C:2, S:264)
Kamu idarelerince bireysel menfaatlere karşı kamunun menfaatinin öncelenmesi tercih edilmesi gereken bir durumken birden fazla durumunu kamu menfaatini sağladığı hallerde ise, aralarında daha "üstün kamu yararına" uygun olanın tercih edilmesi gerekmektedir.
Nitekim, 7164 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 7. maddesinin onbeşinci fıkrasında yapılan değişiklikle "... enerji tesisleri ... ile madencilik faaliyetinin çakışması durumunda kamu yararı açısından yatırımların önceliği ve önemi" tercih kriteri olarak düzenlenmek suretiyle, zaten "maksat" bakımından idari işlemlerin zorunlu ön koşulu olan "kamu yararı amacı", kanun koyucu tarafından madencilikle çakışan faaliyetler arasındaki önceliğin belirlenmesinde daha görünür bir ifade ile yasal kriter haline dönüştürülmüştür.
İdarelerin belirli bir kamu hizmetinin etkili ve verimli bir biçimde yürütülmesi, kamu yararının daha somut bir biçimde ortaya konulması için birden çok seçenekten birisini tercihte takdir yetkisiyle donatıldıkları durumda idari yargı organlarının bu yetkisini hukuka uygun olarak kullandığının saptanması koşuluyla idareyi bu seçeneklerden birisini tercihe zorlayacak ya da belli bir yönde işlem veya eylem tesisine zorunlu kılacak biçimde yargı kararı vermeleri Anayasa ve Kanun'un yukarıda belirtilen ilkeleriyle bağdaştırılamaz.
Olayda, kamu yararı kararı alınmasının sebebi aynı sahada iki ayrı yatırımın çakışmasıdır. Dairemizce temyiz incelemesi yapılan E:2024/3218 sayılı dosyada; davacı şirketin 352.27 hektarlık kuvarsit madeni işletme izin haklarının bulunduğu sahayla çakışmalı olarak dava dışı ... Üretim Sanayi ve Ticaret A. Ş.'nin Rüzgar Enerjisiyle elektrik enerjisi üretmesi için verilen ER: ... sayılı ... Projesi lehinde işlem yapılmasına ilişkin ... tarih ve E.... sayılı kamu yararı kararında; Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünce yapılan mahallinde tetkiklerdeki tespitlerde ve yatırım giderleri komisyon raporlarında; Hacıbey RES proje alanı ile çakışan S... sicil numaralı maden ruhsat sahası içerisinde, maden ruhsat sahibi tarafından gerçekleştirilen el sondajları dışında herhangi bir madencilik faaliyetinin bulunmadığı, arama amaçlı yarma, galeri vb. açılmadığı, herhangi bir yatırımın söz konusu olmadığı ve ayrıca el sondajı faaliyetlerinin çakışmanın ilk tespit tarihinden sonra gerçekleştirilmesi nedenleriyle, Maden Yönetmeliği'nin 121. maddesinin 5. fıkrasının (a) bendindeki "Faaliyeti kısıtlanan ruhsat sahasında ve/veya buna bağlı tesis ve alt yapı tesis yatırımına ait gider kalemleri, ilk heyet tarafından çakışmanın tespit edildiği tarih baz alınarak belirlenir" hüküm gereğince S... sicil numaralı maden ruhsat sahibine ödenmesi gereken herhangi bir yatırım giderinin olmadığının değerlendirildiği, S... sicil numaralı maden ruhsat sahası ile çakışan Hacıbey RES proje alanı içerisinde T4 ve T5 numaralı türbin alanlarında toplam 6 adet zemin etüt sondajı gerçekleştirildiği ve bu faaliyetler için 28.994,54 TL ödeme yapıldığı, türbinlere ulaşım için yol çalışmaları için 2.439.919,32 TL harcandığı, sipariş verilen türbinler için 26.301.020 Euro ödeme yapıldığı ve türbinlerin temini için 34.850.000,00 Euro karşılığında teminat mektubu verildiği, trafo merkezi inşası için 1.200.000,00 Euro tutarında avans teminat mektubunun verildiği, söz konusu yatırımların 02/06/2020-05/06/2020 tarihleri arasında Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tetkik heyetince mahallinde yapılan denetimden sonra gerçekleştirilmesi nedeniyle yukarıdaki hüküm gereğince S.72487 sicil numaralı maden ruhsat sahasında Hacıbey RES proje sahibine ödenmesi gereken herhangi bir yatırım giderinin olmadığının değerlendirildiği, S... sicil numaralı maden ruhsat sahası içerisinde, T4, T5 ve T13 türbini ile çakışan alanlarda yapılan sondajlardan elde edilen 5.353.704,70 ton işletilebilir görünür rezerv bulunduğu, maden ruhsat sahibinin Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'ne sunmuş olduğu işletme projesindeki üretim miktarının yıllık 35.000 ton beyan edildiği, bu verilere göre işletme ömrünün (5.353.704,7 ton/35.000 ton/yıl) 153 yıl olarak hesaplandığı, Devlet Hakkı+Ruhsat Bedeli+Orman Arazi Tahsis Bedelleri+%18 KDV devlete katkı değerinin yıllık 13,6 milyon TL olacağı, 42 yıllık maden ruhsat sürecinde devlete katkısının toplam 71,5 milyon $ hesaplandığı, Hacıbey RES proje alanı içerisinde toplam 13 adet rüzgar türbini ile kurulu güç 68,8 MWm/52,5MWe seçildiği, tam kapasite işletmeye alınmasıyla 210.000.000 kWh/yıl (210 GWh/yıl) elektrik enerjisi üretileceği, 60.000 kişinin elektrik ihtiyacının karşılanacağı, planlanan toplam tesis yatırım bedelinin 65 Milyon Euro olduğu, proje için gerçekleşen yatırım tutarının ise 112 Milyon TL olduğu, devlete katkı değerinin yıllık 6,8 Milyon $ olacağı, 49 yıllık lisans süresince RES projesinin devlete katkısının toplam 333,9 Milyon $ hesaplandığı, S:... sicil numaralı IV. grup maden işletme izin alanındaki girişimli olan alanda mevcut olan kuvarsit rezervinin, söz konusu ... RES projesinin faaliyette bulunacağı 49 yıl sürenin sonunda da üretilebilmesinin mümkün olduğu ve bu süreçteki değerlendirilemeyecek potansiyel rezerv kaybı nedeniyle kamu zararının oluşmayacağı, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Başkanlığı tarafından konuya ilişkin "Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünce hazırlanan teknik ve bilimsel raporda yer verilen iki yatırımın ülke ekonomisine yapacağı katkı tutarlarına ilişkin hesaplamanın Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünce uygun bulunması halinde EPDK tarafından da uygun olduğu", görüşünün olduğu hususları belirtildiğinden, Milli enerji ve maden politikalaarı doğrultusunda yenilenebilir enerjimize katkı sağlayacak Rüzgar Enerji Santrali yatırımının ülke ekonomisine hızlı ve etkin bir şekilde kazandırılması gerektiği değerlendirildiği dikkate alındığında devletin yetkili organlarınca RES Projesinin üstün kamu yararına sahip olduğuna karar verilmiştir.
Bu itibarla yukarıdaki açıklamalar göz önünde bulundurulduğunda, devletin yetkili organlarınca RES Projesi konusunda üstün kamu yararı bulunduğuna karar verilirken belli veriler ve raporların esas alındığı görüldüğünden söz konusu kamu yararı kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Her ne kadar Mahkemece yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda; RES projesi için alternatif alanlar olduğu değerlendirmesi yapılmış ise de; söz konusu alternatif alanlara yapılacak RES projesi ile mevcut RES projesinden aynı zaman diliminde (ay, yıl) aynı miktarda elektrik enerjisi üretilip üretilemeyeceği konusunda alternatif alanların biri haricinde karşılaştırma yapılmamış, karşılaştırma yapılan alternatif alan değerlendirmesinde ise, yıl bazında üretilecek elektrik enerjisi miktarında bir azalma olacağı değerlendirilmiş, ve yine mevcut değerlendirmeler hali hazırda kurulu bulunan ve elektrik üretmekte olan türbinlerin sökülüp taşınmasının yanında, projenin bir bütün olduğu dikkate alındığında bu türbinlerin taşınması nedeniyle oluşacak proje değişikliklerinin yapılması süresi boyunca mahrum kalınacak üretim düşüklüğünü ihtiva etmediği de dikkate alındığında işlemlerin iptaline sebebiyet verecek hukuki ve teknik veriden de mahrum olduğu ortaya çıkmaktadır.
Öte yandan Anayasa'nın 168. maddesi ile Maden Kanunu'nun 4. maddesi gereğince madenlerin ruhsat sahipleri de dahil olmak üzere 3. kişilerin değil, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğu, diğer bir söylemle madenlerin Devlete ait olduğu, takdir yetkisi bağlamında istediği işletmeci tarafından işletilmesine karar verebileceği, hali hazırda davacı şirket ve rödövansçıları tarafından bölgede maden çıkarımının devam ettiği, RES faaliyetlerine istinaden ruhsat sahasında tesis edilecek türbinlerin sahadaki rezerve zarar vermediği, RES yatırımının yasal süresinin 49 yıl olduğu da dikkate alındığında RES faaliyetlerinin akabinde türbinlerin altında kalan rezervlerin de ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda Devletin uygun bulduğu kişiler aracılığıyla işletilebileceği dikkate alındığında kamu yararı bakımından hali hazırda bir kaybın bulunmadığı da açıktır.
Bu itibarla; kuvarsit madenciliğine göre enerji üretiminin, daha öncelikli ve önemli olduğu ve daha "üstün kamu yararı amacı" taşıdığı görüldüğünden, üstün kamu yararına uygun olarak tesis edildiği anlaşılan dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz istemlerinin kabulüne,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3\. Yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmediğinden ... TL harcın istemi hâlinde davalı yanında müdahile iadesine,
4\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
5\. Kesin olarak 18/06/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY :
(X)- Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, temyize konu kararın onanması gerektiği görüşü ile aksi yönde oluşan çoğunluk kararına katılmıyoruz.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.