Danıştay danistay 2023/5760 E. 2025/6661 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2023/5760
2025/6661
10 Eylül 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/5760
Karar No : 2025/6661
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACILAR) : 1- ...
2- ...
3- ...
4- ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
2- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
3- ... Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacıların yakınları ... ve ...'in, arkadaşlarıyla birlikte 07/08/2014 tarihinde saat 14:00 dolaylarında Kumburgaz'da bulunan ... adlı işletmeden kiralanan deniz bisikleti ile denize açıldıktan sonra çıkan fırtınada boğulmak suretiyle hayatlarını kaybetmesinde davalı idarelerin hizmet kusurunun bulunduğu gerekçesiyle uğranıldığı öne sürülen maddi ve manevi zararlara karşılık anne ve babanın çocuklarının her biri için 300.000,00-TL (müteveffa ... için 300.000,00-TL ve müteveffa ... için 300.000,00-TL) manevi tazminat, kardeşlerinin her bir kardeşleri için 200.000,00-TL (müteveffa ... için 200.000,00-TL ve müteveffa ... için 200.000,00-TL) manevi tazminat olmak üzere toplamda tüm davacılar için 1.000.000,00-TL manevi tazminat ve ... (anne) ile ... (baba) için toplam 223.984,40-TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile kaldırılıp yeniden bir karar verilmek üzere İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine kesin olarak karar verilmesinden sonra yeniden yapılan inceleme sonucunda verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; meydana gelen olayda davalı idarelerin kusurlarının bulunduğu kanaatine varılmış, davacı ...'in 85.485,54-TL, davacı ...'in 72.578,40-TL maddi tazminat isteminin kabulüne; tüm davacıların toplam 300.000,00-TL manevi tazminat isteminin kabulüne, kabul edilen tazminatın davalı idareler tarafından belirlenen kusur oranlarına göre yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine, bu tutarı aşan kısımlara yönelik istemlerin ise reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacılar yakını ... ve ...'in 07/08/2014 tarihinde saat 14:00 sıralarında İstanbul ili, Büyükçekmece ilçesi, Kumburgaz sahilinde bulunan ... adlı işletmeden kiraladıkları iki deniz bisikletiyle denize açıldıktan sonra kaybolmaları üzerine yapılan arama neticesinde, 23/08/2014 tarihinde ...'in cesedinin bulunduğu, ...'in ise halen kayıp olduğu, bu olay nedeniyle davacılar tarafından tazminat istemiyle ilk olarak 15/08/2016 tarihinde ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan davada anılan Mahkeme'nin ... günlü ve E:..., K:... sayılı kararıyla, davanın hizmet kusuru bulunduğu iddiasıyla açılan bir tazminat davası olduğundan bahisle, davada idare mahkemesinin görevli bulunduğu gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-b ve 115/2 maddeleri gereğince yargı yolu bakımından davanın reddine karar verildiği, bu karara karşı vaki istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin ... günlü ve E:..., K:... sayılı kararıyla temyizi kabil olmak üzere onandığı, bu karara karşı temyiz başvurusunun da Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin ... günlü ve E:..., K:... (mahkemece sehven K:... yazılmıştır) sayılı kararıyla onandığı; bahsi geçen Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin onama kararının, ... tarihinde işbu davada da davacıların vekili olan Av. ...'e tebliğ edildiği, davacılar vekili tarafından ... tarihli dilekçeyle ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden dosyanın İstanbul İdare Mahkemesi'ne gönderilmesinin istenildiği, bu dilekçe üzerine herhangi bir işlem yapılmadığından bahisle ikinci defa aynı istemle 11/09/2017 tarihinde başvurulduğu, son olarak 13/09/2017 tarihinde yeniden başvurulduğu ve bu başvuruda göndermenin söz konusu olmaması halinde dilekçeye derkenar verilmesinin istendiği, anılan Mahkemenin yazı işleri müdürlüğünce düzenlenen 14/09/2017 tarihli derkenarda; kararın Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiği, yargı yolu bakımından usulden davanın reddine karar verildiği, yargı yolu nedeniyle davanın usulden karar verilmesinden dolayı dosyanın görevli yere gönderilmesinin söz konusu olmadığından bahisle gönderilemeceyeceğinin belirtilmesi üzerine, 15/09/2017 tarihinde İdare Mahkemesi kayıtlarına giren dilekçe ile bakılmakta olan davanın açıldığının anlaşıldığı; buna göre, adli yargı yerinde açılan davada, yargı yolu bakımından davanın reddine ilişkin kararın Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin ... günlü ve E:..., K:... sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği ve anılan onama kararının 02/08/2017 tarihinde davacılar vekiline tebliğ edildiği nazara alındığında, 2577 sayılı Kanun'un 9. maddesi uyarınca 30 gün içerisinde dava açılması gerekirken bu süre geçirildikten sonra (Kurban bayramı nedeniyle en son 05/09/2017 tarihinde dava açılması gerekirken) 15/09/2017 tarihinde mahkeme kayıtlarına giren dilekçe ile açılan işbu davanın süresinde olmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı; öte yandan, adli yargıda verilen görev ret kararının kesinleşmesinden itibaren 30 günlük süre içinde idari yargıda davanın açılmaması halinde, ilgililere 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinde öngörülen bir yıllık süre henüz dolmamış ise dava açabilme hakkı tanınmış olmasına rağmen, bakılan davanın olay tahinden itibaren bir yıllık süre içerisinde de açılmadığının görüldüğü; bu itibarla, davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulü, kısmen davanın reddi yönündeki ... İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle davacıların istinaf başvurusunun reddine, davalıların istinaf başvurularının kabulüne, ... İdare Mahkemesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının davanın kabulüne ilişkin kısmı ve davanın reddine yönelik gerekçesi kaldırılarak bir bütün olarak davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, adli yargı yerinde açılan davada, yargı yolu bakımından davanın reddi yolundaki kararın onanmasına ilişkin Yargıtay kararının tebliğ edilmediği, yapılan tebliğde usulsüzlük olduğu, kararın tebliğ edilmemesi üzerine Asliye Hukuk Mahkemesi derkenar yazısından sonra idari yargıda dava açıldığı, taraflarının herhangi bir ihmal veya kusurunun bulunmadığı, davanın süre aşımı yönünden reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararının adil yargılanma hakkını ihlal ettiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı Bakanlık tarafından, davanın süre aşımı yönünden reddine ilişkin kararın hukuka uygun olduğu, Bakanlığın kusurunun bulunmadığı ileri sürülmekte olup, diğer davalı idareler tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacıların yakınları ... ve ...'in, arkadaşlarıyla birlikte ... tarihinde saat 14:00 dolaylarında İstanbul ili, Kumburgaz'da bulunan ... adlı işletmeden kiralanan deniz bisikleti ile denize açıldıktan sonra çıkan fırtınada boğulmak suretiyle hayatlarını kaybetmesinde davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek uğranılan maddi ve manevi zararların tazmini istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 36. maddesinde; herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş; 90. maddesinin son fıkrasında, "Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 07/05/2004 günlü, 5170 sayılı Yasanın 7. maddesi) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır." hükmü yer almıştır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinin 1. fıkrasında; "Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir." kuralı yer almıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 9. maddesinde; "1. (Değişik: 5/4/1990-3622/2 md.) Çözümlenmesi Danıştayın, idare ve vergi mahkemelerinin görevlerine girdiği halde, adli (…) yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, bu husustaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabilir. Görevsiz yargı merciine başvurma tarihi, Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edilir. 2. Adli (…) yargı yerlerine açılan ve görevsizlik sebebiyle reddedilen davalarda, görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra birinci fıkrada yazılı otuz günlük süre geçirilmiş olsa dahi, idari dava açılması için öngörülen süre henüz dolmamış ise bu süre içinde idari dava açılabilir." hükümlerine, 13. maddesinde; "1. İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir. 2. Görevli olmayan adli (…) yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz." hükümlerine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyanın incelenmesinden; ... tarihinde İstanbul ili, Kumburgaz'da bulunan ... adlı işletmeden kiralanan deniz bisikleti ile denize açıldıktan sonra çıkan fırtınada boğulmak suretiyle davacıların yakınları ... ve ...'in hayatını kaybetmesi olayına ilişkin olarak yürütülen ceza kovuşturmasında, 29/02/2016 tarihinde kayda giren bilirkişi raporunda denetim ve yönetsel görevlerinde ihmal görülen ilgili idari görevlilerin de sorumlu olduklarının belirtildiği, davacılar tarafından ... tarihinde olay nedeniyle meydana gelen maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin E:... esasına kayıtlı tazminat davasının açıldığı, Mahkemenin ... günlü ve E:..., K:... sayılı kararı ile; yargı yolu farklılığı nedeniyle davanın usul yönünden reddine karar verildiği; anılan karara karşı önce istinaf sonra temyiz kanun yoluna başvurulması sonrası Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin ... günlü ve E:..., K:... sayılı kararı ile görevsizlik kararının onandığı, Yargıtay kararının davacılar vekiline 02/08/2017 tarihinde tebliğ edildiği, vekil tarafından ... Asliye Hukuk Mahkemesi'ne sunulan ... tarihli dilekçede, görevsizlik kararı onandığı için dosyanın görevli İstanbul İdare Mahkemesi'ne gönderilmesinin istenildiği, bu dilekçe üzerine herhangi bir işlem yapılmadığından bahisle ikinci defa aynı istemle 11/09/2017 tarihinde başvurulduğu, son olarak 13/09/2017 tarihinde yeniden başvurulduğu ve bu başvuruda göndermenin söz konusu olmaması halinde dilekçeye derkenar verilmesinin istendiği, anılan Mahkemenin Yazı İşleri Müdürlüğünce düzenlenen 14/09/2017 tarihli derkenarda; kararın Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiği, yargı yolu bakımından usulden davanın reddine karar verildiği, yargı yolu nedeniyle davanın usulden karar verilmesinden dolayı dosyanın görevli yere gönderilmesinin söz konusu olmadığından bahisle gönderilmediğinin belirtilmesi üzerine, 15/09/2017 tarihinde İdare Mahkemesi kayıtlarına giren dilekçe ile bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), mahkemeye etkili erişim hakkını “hukukun üstünlüğü” ilkesinin temel unsurlarından biri olarak kabul etmekte ve mahkemeye etkili erişim hakkının, mahkemeye başvuru konusunda tutarlı bir sistemin var olmasını ve dava açmak isteyen kişilerin mahkemeye ulaşmada açık, pratik ve etkili fırsatlara sahip olmasını gerektirdiğini ifade etmektedir. Bu sebeple hukuki belirsizliklerin ya da uygulamadaki belirsizliklerin tarafların mahkemeye erişimine zarar verdiği durumlarda bu hakkın ihlâl edildiğine karar verilmektedir. (Geffre/Fransa, B. No: 51307/99, 23/1/2003, § 34) (AYM B. No: 2012/855, 26/06/2014, § 34).
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 36533/04 başvuru numaralı Mesutoğlu/Türkiye kararında da özetle; mahkemeye erişim hakkının mutlak olmadığı, bazı sınırlamalara tabi olabildiği, bununla birlikte, getirilen kısıtlamaların, hakkın özünü ortadan kaldıracak ölçüde, kişinin mahkemeye erişimini engellememesi gerektiği, mahkemeye erişim hakkına getirilen bu tür sınırlamaların ancak meşru bir amaç güdüldüğü takdirde ve hedeflenen amaç ile başvurulan araçlar arasında makul bir orantı olması halinde Sözleşmenin 6/1. maddesi ile bağdaşabileceği, bu ilkelerden, dava açma hakkının doğal olarak yasayla belirlenen şartları olmakla birlikte, mahkemelerin yargılama usullerini uygularken bir yandan davanın hakkaniyetine halel getirecek kadar abartılı şekilcilikten, öte yandan, kanunla öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir gevşeklikten kaçınmaları gerektiğinin belirtildiği, davanın idare mahkemesi tarafından görülmesine karar verenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu, esasa ilişkin olarak ihtilaflı yargılamanın sonucunun ne olacağı konusunda yorumda bulunmaksızın, davanın istisnai koşullarına bakıldığında, başvuranların dava dosyasının görevsizlik kararı veren Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından İdare Mahkemesine gönderilmesi ile İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 9. maddesi ile öngörülen ayrıntı ve usullere sıkı sıkıya bağlı kalarak başvuranların İdare Mahkemesine başvurması arasında alınacak sonuç açısından hiçbir fark bulunmadığı, hangi yöntem aracılığı ile olursa olsun, mevcut davada ulaşılmak istenen amacın, davanın yetkili bir mahkemede görülmesi olduğu, davada 9. maddenin kati surette uygulanması gerektiği farz edilse dahi ihtilaflı yargılamanın hemen başında ve İdare Mahkemesinin ara kararının hemen ardından başvuranların, tam anlamıyla İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun hükümlerine uygun olarak yeni bir başvuruda bulunduğu, İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 4. maddesi ile birlikte 9. maddesinin koyuluş nedeninin idare mahkemelerine erişimi kolaylaştırmak olduğu, oysa mevcut davada, başvuranları, esas bakımından dilekçelerinin incelenmesinden yoksun bırakan usuli muameleye ilişkin bir gerekliliğin yorumunun söz konusu olduğu, bu durumun mahkemeler ve yüksek yargı organları tarafından sağlanan etkin koruma hakkına yönelik bir ihlal oluşturacak nitelikte olduğu, söylenenler ışığında, İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 9. maddesini çok katı bir şekilde uygulayan Türk idare mahkemelerinin aşırı şekilci davrandığı ve başvuranları mahkemeye erişim haklarından ve AİHS’nin 6/1. maddesi uyarınca adil yargılanma haklarından yoksun bıraktığı kanaatine varıldığı belirtilerek Sözleşmenin 6/1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.
Yukarıda yer verilen yargı kararları, mevzuat hükümleri ve açıklamalar ışığında; ceza yargılaması sırasında eylemin idariliğinin öğrenildiği tarihten itibaren idari dava açma süresi içerisinde adli yargıda dava açılmış ve Asliye Hukuk Mahkemesinin uyuşmazlığın görüm ve çözümünün idari yargı mercilerine ait olduğu gerekçesiyle verdiği görevsizlik kararının onanmasına dair kararın tebliği üzerine davacılar vekili tarafından, dosyanın görevli İdare Mahkemesine gönderilmesi talebini içeren dilekçenin otuz günlük dava süresi içinde anılan Mahkemeye verilmiş olması karşısında, dava dosyasının görevli İdare Mahkemesine gönderilmesi için davacının Asliye Hukuk Mahkemesine yaptığı başvuru tarihinin İdare Mahkemesine başvurma tarihi olarak kabulü gerektiği, bu nedenle, davanın süre aşımı yönünden reddine ilişkin kararda hukuki isabet bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Bu itibarla işin esasına girilerek bir değerlendirme yapılması suretiyle karar verilmesi gerekirken, tazminat istemlerinin kısmen kabulü, kısmen reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararının davanın kabule ilişkin kısmı ve davanın reddine yönelik gerekçesi kaldırılarak bir bütün olarak davanın süre aşımı yönünden reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz istemlerinin kabulüne,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
4\. Kesin olarak 10/09/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.