SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2023/5623

Karar No

2025/8355

Karar Tarihi

7 Kasım 2025

Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2023/5623 E. , 2025/8355 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/5623
Karar No : 2025/8355

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı) : ... Sigorta A.Ş.
Vekili : Av. ...
Karşı Taraf (Davalılar) : 1- ... Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü
Vekili : Av. ...
2- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı
Vekili : Av. ...

İstemin Özeti : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmaların Özeti : Davalı idarelerden ... Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından istemin reddi gerektiği savunulmaktadır. Diğer davalı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi : ...
Düşüncesi : İdare Mahkemesi kararının eksik inceleme ile karar verildiği gerekçesiyle bozulması gerektiği düşünülmektedir

TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:
Dava, davacı sigorta şirketi tarafından, sigortalısına ait Ankara ili, Çankaya ilçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi, ... Sokak (yeni ... Sokak) No:... Balgat adresinde bulunan işyerinde, 16/06/2011 tarihinde meydana gelen sel baskını neticesinde oluşan zarara karşılık ödenen 1.535.812,00-TL'lik hasar bedelinin, olayda davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi istemiyle dava açılmıştır.
... İdare Mahkemesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Mahkemelerince yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen gerek 31/01/2022 tarihli bilirkişi raporunda, gerekse de 13/03/2023 tarihli bilirkişi raporlarında, söz konusu işyerinin bulunduğu alanda 16/06/2021 tarihinde meydana gelen lokal yağışların doğal afet niteliğinde olduğuna dair yer verilen teknik verilerin birbiriyle uyumlu olduğu ve raporlarda uyuşmazlığın çözümü için yeterli düzeyde teknik bilgi ve veriye yer verildiğinin anlaşıldığı, davacı şirket tarafından anılan bilirkişi raporlarına yönelik yapılan itirazların raporları kusurlandırıcı nitelikte görülmediği ve hükme esas alınabilecek nitelikte bulunduğu, tüm bu hususlar ile bilirkişi raporlarının teknik kısımları ve dosyada yer alan diğer bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirildiğinde, davacı şirket tarafından sigortalanan işyerinde meydana gelen zararın, 16/06/2011 tarihinde meydana gelen sel baskını neticesinde oluştuğu ve söz konusu yağışların meteorolojik karakterli doğal afet niteliğinde olduğu, davalı idarelerce anılan adresteki alt yapı tasarımları kusursuz olarak işletilmiş ve anılan işyerinde gerekli bütün önlemler alınmış olsa dahi meydana gelen yağış neticesinde yine zararın gerçekleşeceği, dolayısı ile lokal doğal afet (mücbir sebep) nedeniyle söz konusu işyerinde oluşan zarar ile davalı idarelerce yürütülen hizmetler arasındaki uygun illiyet bağının kesildiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle, şartları oluşmayan maddi tazminat talebi yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı sigorta şirketi tarafından, sigortalısına ödemiş olduğu bedelin, yaşanan sel olayında kusur ve ihmali ile zararın oluşmasına sebebiyet veren davalı idarelerce ödenmesi gerektiği öne sürülerek, İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Anayasanın 125. maddesinde; idarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu belirtilmiştir.
İdare Hukuku öğretisine göre, tazminat davalarında idarenin hukuki sorumluluğundan söz edebilmek için ortada bir zararın bulunması ve bunun idareye yüklenebilen bir işlem veya eylemden doğması, bir başka deyişle zararla idari işlem veya eylem arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir.
Öte yandan; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "Tacir olmanın hükümleri" başlıklı 18. maddesinin 2. fıkrasında; her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği, "Geçerli olmayan sigorta" başlıklı 1404. maddesinde; sigorta ettirenin ya da sigortalının, kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı bir fiilinden doğabilecek bir zararını teminat altına almak amacıyla sigorta yapılamayacağı, 1452. maddesinde ise, 1404 ve 1408. madde hükümleriyle 1429. maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesine aykırı sözleşmelerin geçersiz olduğu hükümlerine yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına ait Ankara ili, Çankaya ilçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi, ... Sokak (yeni .... Sokak) No:... Balgat adresinde bulunan işyerinde, 16/06/2011 tarihinde meydana gelen sel baskını neticesinde oluşan zarara karşılık ödenen 1.535.812,00-TL'lik hasar bedelinin, olayda davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Olayda, zararın meydana geldiği taşınmazın bodrum katında yer alan işyeri olarak kullanılan binaya Çankaya Belediye Başkanlığınca 21/07/1998 tarihinde yapım ruhsatı ve 21/12/2000 tarihinde de kullanma izni verildiği, Çankaya Belediyesinin 24/06/1998 onay tarihli mimari projesine aykırı olarak bodrum katın depo-garaj yerine işyeri olarak kullanıldığı, yaşanan sel felaketi ile oluşan zararın bu bodrum katta oluştuğu görülmektedir.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerine göre, sigortalının Kanunun emredici hükümlerine aykırı fiilinden doğan zararın teminat altına alınmasını sağlayan sigorta sözleşmesinin geçerli olmayacağı ve tacir olduğuna kuşku olmayan sigorta şirketinin sözleşmenin geçerliliğini etkileyecek hususlara ilişkin bir araştırma yapmaksızın sigorta yapması halinde basiretli bir tacir gibi hareket etmediği şeklinde değerlendirilmesi gerektiği; diğer bir ifadeyle sigortacının, sigortalayacağı iş yerinin kanunen bulunması gereken ruhsatlar ve/veya izinlerine ilişkin bir araştırma yapmaksızın ve mevcut projesine uygun kullanılıp kullanılmadığının araştırılmaksızın sigortalaması halinde, basiretli bir tacir gibi hareket etmemesi nedeniyle ağır kusurlu olacağı, bu kusurlu fiilin davalı idareler tarafından kamu hizmetlerinin sunulması sırasında işlenen kusurlu fiiller ile zarar arasındaki illiyet bağını keseceği ve sigortacının ağır kusuru nedeniyle zararın tamamından tek başına sorumlu olacağı açıktır.
Uyuşmazlıkta, zarar gören işyerinin yapı kullanma izin belgesinde bodrum katta yer aldığı, depo ve garaj kullanımında öngörülmüş olmasına karşın bodrum katın işyeri olarak kullanıldığı anlaşıldığından, sigortaladığı yere dair gerekli araştırmaları yapmayarak basiretli tacir gibi hareket etmeyen ve ağır kusurlu olan davacı sigorta şirketinin bu kusurlu fiiliyle zarar arasındaki illiyet bağının ortadan kalktığı sonucuna varılmaktadır.
Bu durumda, olayda, davalı idarelerin sorumluluğunu gerektiren şartlar mevcut olmadığından, davanın reddine ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddiyle İdare Mahkemesince verilen ve hüküm fıkrası itibarıyla hukuka uygun bulunan kararın yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 07/11/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.


KARŞI OY :
(X)- Dava; davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına ait Ankara ili, Çankaya ilçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi, ... Sokak (yeni ... Sokak) No:... Balgat adresinde bulunan işyerinde, 16/06/2011 tarihinde meydana gelen sel baskını neticesinde oluşan zarara karşılık ödenen 1.535.812,00-TL'lik hasar bedelinin, olayda davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İdareler kural olarak yürüttükleri kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlüdürler. İdari eylem veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Hizmet kusuru; kamu hizmetinin kuruluşunda, düzenlenişinde ve işleyişindeki nesnel nitelikli aksaklık, boşluk veya bozukluk olup hizmetin geç işlemesi, kötü işlemesi veya hiç işlememesi şeklinde ortaya çıkar. Kamu idareleri, yürüttükleri hizmetin işleyişini sürekli kontrol etmek ve gerekli önlemleri almakla yükümlüdürler. Bu yükümlülüğün tam ve gereği gibi yerine getirilmemiş olması nedeniyle doğan zararların, hizmeti yürütmekle yükümlü bulunan idare tarafından tazmini gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta, İdare Mahkemesince verilen ara karar ile Meteoroloji Mühendisinden düzenlenmesi istenilen rapora istinaden, olay günü yaşanan sel olayının doğal afet niteliğinde olduğunun tespit edilmesi üzerine zarar ile idarenin kusuru arasındaki illiyet bağının kesildiğinden bahisle davanın reddine karar verilmişse de, oluştuğu iddia edilen zararın birden çok faktörün bir araya gelmesi ile oluşup oluşmadığının araştırılması gerekmekle birlikte, oluşan zarar davalı idarenin yürüttüğü hizmetten bağımsız düşünülemeyeceğinden, illiyet bağının tamamen kesildiği kabul edilemez.
Bu durumda; hiçbir araştırma yapılmadan, yürütülen kamu hizmetinin kusursuz olarak yürütüldüğü varsayımı ile zararla idarenin eylemi arasında uygun illiyet bağının kurulamadığının kabulü ile istemin reddinde hukuka uyarlık bulunmamakta olup; uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla, yukarıda yer verilen hususlar da dikkate alınarak, davacı açısından oluştuğu öne sürülen zararla ilgili davalı idare yönüyle hizmet kusuru olup olmadığı, ayrıca zararın oluşmasında davacının müterafik kusurunun olup olmadığı, hizmet kusurunun tespiti halinde kusur oranlarının, ileri sürülen zarar kalemlerinin de gerekli araştırmalar ve gerek görülürse keşif yapılarak somut olarak tespit edilmesi suretiyle karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak karar verilmesinde hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle eksik inceleme ile verilen İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşü ile aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim