Danıştay danistay 2023/4769 E. 2025/5474 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2023/4769
2025/5474
11 Haziran 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/4769
Karar No : 2025/5474
DAVACI : ... Derneği
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... Bakanlığı
VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri ..., Av. ...
DAVANIN KONUSU :
Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü tarafından tanzim edilen 17/07/2023 tarihli ve 2023/26 sayılı (E-16915068-405.99-79899005) Genelgenin 2. maddesinde yer alan "... dil konuşma bozuklukları merkezi, konuşma terapi, kekemelik tedavisi..." ibaresinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :
Derneğin amacının, dil ve konuşma bozuklukları alanında mesleğin en yararlı ve etik biçimde icra edilmesinin sağlanması, konuşma ve dil bozuklukları konusunda halkı ve diğer uzmanların bilgilendirilmesi, hastalığın tanı ve tedavisinde bilimsel çalışmaların teşvik edilmesi olduğu, Dernek mensuplarının; dil ve konuşma bozukluğu, kekemelik, ses bozuklukları, yutma bozuklukları, sesletim bozuklukları gibi konuşma bozuklukları ile dil bozuklukları alanında çalışan kişiler olduğu, dolayısıyla anılan alanda faaliyet gösteren Dernek üyelerinin hekim dışı diğer sağlık personeli olduğu, Dernek üyelerinin tamamının 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrası Hakkında Kanun’un Ek. 13. maddesi ile bu maddeye dayanılarak Sağlık Bakanlığı’nca hazırlanan Sağlık Meslek Mensupları ile Sağlık Hizmetlerinde Çalışan Diğer Meslek Mensuplarının İş ve Görev Tanımlarına Dair Yönetmeliğe tabi olduğu, anılan Yönetmeliğin Ek1/A maddesinde konuşma ve dil terapistlerinin tanımının yapıldığı, Ek 1/B maddesinde dil ve konuşma terapistlerinin uzman tabibin teşhisine ve tedavi yönlendirmesine bağlı olmadan terapi ve rehabilitasyon yapabileceği durumların maddeler halinde sayıldığı, dil ve konuşma terapistlerinin hekim dışı sağlık personeli olarak sayıldığı, ancak; dava konusu Genelge ile Milli Eğitim Bakanlığı’nın görev ve yetki alanına girmemesine rağmen konuşma terapisi, kekemelik, konuşma ve dil bozukluklarının tedavisine yönelik faaliyetlerin Bakanlığın denetimi altına alınmaya çalışıldığı, oysa ki; anılan faaliyet alanının Sağlık Bakanlığı’nın görev ve yetkisinde kaldığı, bir başka ifadeyle Dernek üyelerinin sunduğu hizmetin bir eğitim hizmeti olmadığı, sağlık hizmeti niteliğinde olduğu, Dernek mensubu hekim dışı sağlık personeli olan üyelerin haksız ve hukuksuz kapatma ve idari para cezası yaptırımıyla karşı kaşıya kaldığı, konuya ilişkin Sağlık Bakanlığı’na başvuru yapıldığı konuşma ve dil terapistlerinin diğer sağlık personeli olduğuna ilişkin anılan görüş yazısının ileri sürülen hukuk aykırılık iddialarını desteklediği, dava konusu düzenlemenin hukuka ve mevzuata aykırı olduğu ve iptali gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVALI İDARENİN SAVUNMASI :
Konuşma ve dil gelişim güçlüğü ile ses bozukluğuna sahip engelli bireylerin yaşadıkları problemleri ortadan kaldırmak ya da etkilerini en az seviyeye indirgemek amacıyla özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinin faaliyet gösterdiği, bu kurumların eğitim kurumu olduğu ve bu kurumlarda çalışan personelin de eğitim Kanunu’na tabi olduğu, merkezler tarafından sunulan eğitim faaliyetinin kamu hizmeti niteliğinde olduğu, ve ülkemizde eğitim öğretimin denetim ve gözetiminin Devlet adına sağlanması hususunda görev ve yetkinin Milli Eğitim Bakanlığı’nın uhdesinde bulunduğu, her türlü eğitim faaliyetinin Bakanlığın denetimine tabi tutulmasının gerektiği, Bakanlığın denetimine tabi tutulmadan verilen eğitimin pedagojiden uzak, yetkin olmayan kişilerce güvenliği ve standardı sağlanmamış mekanlarda verilmesi gibi kamu düzenini bozan sonuçlarının olacağı, Sağlık Bakanlığınca yürütülen Sağlık Meslek Mensupları İle Sağlık Hizmetinde Çalışan Diğer Meslek Mensuplarının İş ve Görev Tanımlarına Dair Yönetmeliğin Ek 1/A maddesinin (e) bendinde yer alan; “özel gereksinimi olanlar için bireyselleştirilmiş eğitim programında görev alırlar” hükmünden de anlaşıldığı üzere dil ve konuşma terapisti tarafından özel gereksinimli bireylere yönelik eğitsel faaliyetler yürütülmesine cevaz verildiği, anılan faaliyetin bir eğitim faaliyeti olduğu ve sadece öze eğitim ve rehabilitasyon merkezleri veya özel eğitim okulları bünyesinde ve kurum açma izni/çalışma izni gibi idari koşulların sağlanması halinde yürütülebileceği, kişilerin yaptıkları faaliyeti ne şekilde adlandırdıklarının önemli olmadığı, bir faaliyetin eğitim öğretim faaliyeti olup olmadığına ve 5580 sayılı Kanun kapsamına girip girmediğine ancak bu faaliyetin özüne bakılarak karar verilebileceği, dolayısıyla diğer kurum ve kuruluşlarca verilen çeşitli izin, kod, ruhsat veya unvanların sunulan hizmetin niteliğinin “eğitim ve öğretim faaliyeti” olduğu gerçeğini değiştirmeyeceği, her ne ad adı altında olursa olsun sunulan hizmetin eğitim öğretim faaliyeti niteliğinde olduğunun tespiti halinde Bakanlığın gerekli tedbirleri almak zorunda olduğu, dava konusu Genelgenin üst norm hükümlerine uygun olduğu, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava; Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan 17/07/2023 tarihli ve 2023/26 sayılı (E-16915068-405.99-79899005) Genelge'nin 2. maddesinde yer alan "... dil konuşma bozuklukları merkezi, konuşma terapisi, kekemelik tedavisi..." ibaresinin iptali istemiyle açılmıştır.
5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun "Amaç ve kapsam" başlıklı 1.maddesinde; "Bu Kanunun amacı, Türkiye Cumhuriyeti uyruklu gerçek kişiler, özel hukuk tüzel kişileri veya özel hukuk hükümlerine göre yönetilen tüzel kişiler tarafından açılacak özel öğretim kurumlarına kurum açma izni verilmesi, kurumun nakli, devri, personel çalıştırılması, kurumlara yapılacak malî destek ve bu kurumların eğitim-öğretim, yönetim, denetim ve gözetimi ile yabancılar tarafından açılmış bulunan özel öğretim kurumlarının; eğitim-öğretim, yönetim, denetim, gözetim ve personel çalıştırılmasına ilişkin usûl ve esasları düzenlemektir.
Bu Kanun, Türkiye Cumhuriyeti uyruklu gerçek kişiler, özel hukuk tüzel kişileri veya özel hukuk hükümlerine göre yönetilen tüzel kişilerce açılan özel öğretim kurumları ile yabancılar tarafından açılmış bulunan özel öğretim kurumlarını kapsar." hükmü yer almış, "Tanımlar" başlıklı 2.maddesinin (b) bendinde, kurumun, okul öncesi eğitim, ilköğretim, ortaöğretim, özel eğitim okulları ile çeşitli kursları, özel öğretim kurslarını, uzaktan öğretim yapan kuruluşları, motorlu taşıt sürücüleri kursları, hizmet içi eğitim merkezleri, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri sosyal etkinlik merkezleri ile benzeri özel öğretim kurumlarını ifade ettiği belirtilmiş, aynı maddenin (k) bendinde, Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinin, özel eğitim gerektiren bireylerin konuşma ve dil gelişim güçlüğü, ses bozuklukları, zihinsel, fiziksel, duyusal, sosyal, duygusal veya davranış problemlerini ortadan kaldırmak ya da etkilerini en az seviyeye indirmek, yeteneklerini yeniden en üst seviyeye çıkarmak, temel öz bakım becerilerini ve bağımsız yaşam becerilerini geliştirmek ve topluma uyumlarını sağlamak amacıyla faaliyet gösteren özel öğretim kurumlarını ifade ettiği ortaya konulmuş, aynı Kanunun "Kurum açma izni" başlıklı 3. maddesinde; "Bir kurumda öğretime başlayabilmek için kurum açma izni alınması zorunludur. İzin başvuruları ilgili millî eğitim müdürlüğüne yapılır. Valilikçe yapılan inceleme sonucunda açılması uygun görülen okullar dışındaki kurumlara kurum açma izni verilir. Valilikçe açılması uygun görülen okullara ilişkin başvurular ise kurum açma izni verilmek üzere Bakanlığa gönderilir.
Kurum açma izni talebinin valilikçe reddedilmesi hâlinde, kurucu veya kurucu temsilcisi tarafından taleplerinin reddine ilişkin işlemin tebliğinden itibaren onbeş iş günü içinde Bakanlığa itirazda bulunulabilir. İtiraz, Bakanlıkça onbeş iş günü içinde karara bağlanır.
Kurum açma izni alınmadıkça, kuruma öğrenci kaydı yapılamaz...
Her ne ad altında olursa olsun, eğitim ve öğretim sunmak amacıyla yürütülen faaliyetler Bakanlığın izin ve denetimine tabidir. Bu faaliyetleri yürütenler, özel öğretim kurumları için bu Kanunda öngörülen kurallara uymakla yükümlüdür.
Bu Kanun kapsamındaki eğitim-öğretim faaliyetlerini yapan ancak bu Kanuna uygun olarak kurum açma izni ile iş yeri açma ve çalışma ruhsatı düzenlenmeyen yerleri kuran veya işletenlere brüt asgari ücretin 20 katı idari para cezası uygulanır ve bu yerler valiliklerce kapatılır. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir.
20/03/2012 tarih ve 28239 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 5. maddesinin 4. fıkrasında; "Kanunun 3 üncü maddesinin on birinci fıkrasında belirtilen yerlerin mülki idare amirleri tarafından görevlendirilen yetkililerce tespiti halinde bu yerleri kuran veya işletenlere valilikçe Kanunda belirtilen miktarda idari para cezası verilir. Verilen idari para cezası, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre ilgiliye tebliğ edilir, takip ve tahsili için ise Hazine ve Maliye Bakanlığının ildeki ilgili birimine bildirilir. Ayrıca bu yerler valilikçe kapatılır. ...'' hükmü yer almaktadır.
Dava konusu Genelge tarihinde yürürlükte olan Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Kurumları Yönetmeliği'nin "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Yönetmelik, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında açılan özel eğitim okulları ile özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerindeki eğitim ve öğretim, yönetim, engelli bireylere uygulanacak destek eğitim programları, engel grupları ve dereceleri ile özel eğitim okulunun özel eğitim ve rehabilitasyon birimi ve özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde engelli bireylere uygulanacak destek eğitim giderlerinin karşılanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla hazırlanmıştır." hükmü, "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde, özel eğitim ve rehabilitasyon, dil ve konuşma güçlüğü, zihinsel, fiziksel, duyusal, sosyal, duygusal ve davranış problemlerine sahip engelli bireylerin engellilik hâlini ortadan kaldırmak ya da etkilerini en az seviyeye indirmek, yeteneklerini yeniden en üst seviyeye çıkarmak ve topluma uyumlarını sağlamak, temel öz bakım becerilerini, bağımsız yaşam ve mesleki becerilerini geliştirmek amacıyla yapılan çalışmaların tümü, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezi, özel eğitim değerlendirme kurulları tarafından yapılan eğitsel değerlendirme ve tanılama sonucunda destek eğitimine ihtiyacı olduğu belirlenen engelli bireylere destek eğitimi hizmeti veren özel öğretim kurumu olarak tanımlanmıştır.
Aynı Yönetmeliğin "Özel eğitim ve rahabilitasyon merkezinde verilecek eğitim hizmetlerinin amacı" başlıklı 5. maddesinde, "(1) Merkezin amacı, 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununda belirtilen Türk Millî Eğitiminin genel amaç ve temel ilkeleri doğrultusunda;
a) Engelli bireylerin Bakanlıkça belirlenmiş destek eğitim programları ile özel yöntem, personel, araç ve gereç kullanarak ilgileri, ihtiyaçları, yetenek ve yeterlilikleri doğrultusunda hayata hazırlanmasını,
b) Toplum içindeki rollerini gerçekleştiren, başkaları ile iyi ilişkiler kurabilen, iş birliği içinde çalışabilen ve çevresine uyum sağlayabilen üretici bireyler olarak yetişmelerini,
c) Dil ve konuşma güçlüğü ile zihinsel, fiziksel, duyusal, sosyal, duygusal ve davranış problemleri olan engelli bireylerin engellilik hâlinin ortadan kaldırılmasını ya da etkilerinin en az seviyeye indirilerek yeteneklerinin en üst seviyeye çıkarılması ve topluma uyumlarının sağlanması, temel öz bakım becerilerinin ve bağımsız yaşam becerilerinin geliştirilmesini, sağlamak için destek eğitimi çalışmaları yapmaktır." hükmü, "Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri öğretim programları" başlıklı 16. Maddesinde ise, (1) Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde, Bakanlıkça onaylanmış destek eğitim programları uygulanır.
(2) Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde, özel eğitim değerlendirme kurulu raporunda destek eğitim almaları uygun görülen bireylere bireysel, bireysel ve grup veya grup eğitimi verilir. Ayrıca, ailelere engelli bireylerin eğitimine aktif bir şekilde katılımını sağlamak için aile eğitimi ve danışmanlığı hizmeti de verilir..." hükmü yer almaktadır.
Öte yandan, yukarıda anılan Yönetmeliğin "Özel eğitim kurumlarında personel görevlendirilmesi" başlıklı 7. maddesinin 1.fıkrasının (b) bendinde (işlem tarihindeki haliye), " b) Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde;
1) Kurum Müdürü,
2) Kontenjanı yüzden fazla olan merkezlerde müdür yardımcısı,
3) Aynı kurucuya ait birden fazla özel öğretim kurumu bulunması durumunda, isteğe bağlı genel müdür ve genel müdür yardımcısı,
4) Bakanlıkça belirlenen destek eğitim programlarını uygulayacak zorunlu eğitim personeli,
5) Rehber öğretmen veya psikolog,
görevlendirilir. Ayrıca, isteğe bağlı olarak sosyal hizmet uzmanı veya sosyal çalışmacı ile ihtiyaç duyulan diğer personel de görevlendirilebilir." kuralı yer almış, Yönetmeliğin devamı maddelerinde ise kurumda çalışabilecek personel arasında, fizyoterapist, odyoloji ve konuşma bozuklukları uzmanı ve psikolog sayılmıştır. Dava konusu Genelge ile Milli Eğitim Bakanlığı'ndan gerekli izinleri almadan eğitim öğretim faaliyeti yürüttüğü anlaşılan eğitim merkezi, eğitim danışmanlığı, kariyer rehberliği, eğitim koçluğu, koçluk merkezi, ödev evi/merkezi, test evi, eğitim rehberliği, öğrenci apartı, dil konuşma bozuklukları merkezi, konuşma terapisi, kekemelik tedavisi, etüt merkezi, matematik klübü gibi çeşitli adlar altında veya herhangi bir ad belirtilmeden benzeri faaliyet gösteren yerlerin, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 3'üncü maddesine istinaden Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliğinin 5'inci maddesinin 4'üncü fıkrası ve 67/A maddesinde yapılan düzenlemeler gereğince bu yerleri kuran veya işletenlere idari para cezası verilecek ve anılan yerlerin kapatılmasına karar verileceği düzenlemiştir. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine göre, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinin Milli Eğitim Bakanlığı'nın iznine ve denetimine tabi olduğu, izin alınmadan eğitim öğretim faaliyetinin yapılması halinde işyerinin kapatılacağı ve para cezası uygulanacağı, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde engelli bireylere yönelik destek eğitimi hizmeti verilmesinin Bakanlıkça onaylanmış bir eğitim programı ile mümkün olduğu, bu merkezlerde destek eğitimi almaları uygun görülen bireylere verilen eğitim yanında engelli bireylerin eğitimine aktif bir biçimde katılımını sağlamak için aile eğitimi ve danışmanlığı hizmeti de verileceği anlaşılmaktadır. Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinin konuşma ve dil gelişim güçlüğü ile ses bozukluğuna sahip engelli bireylerin yaşadıkları problemleri ortadan kaldırmak ya da etkilerini en az seviyeye indirgemek amacıyla faaliyet gösterdiği dikkate alındığında bu kurumların eğitim kurumu olduğu ve bu kurumlarda çalışan personelin de eğitim Kanunu’na tabi olduğu, merkezler tarafından sunulan eğitim faaliyetinin kamu hizmeti niteliğinde olduğu ve ülkemizde eğitim öğretimin denetim ve gözetiminin Devlet adına sağlanması hususunda görev ve yetkinin Milli Eğitim Bakanlığı’nın uhdesinde bulunduğu, Bakanlığın denetimine tabi tutulmadan, pedagojiden uzak, yetkin olmayan kişilerce güvenliği ve standardı sağlanmamış mekanlarda verilecek eğitimin kamu düzenini bozacak sonuçlarının olacağı, öte yandan Sağlık Bakanlığınca yürütülen Sağlık Meslek Mensupları İle Sağlık Hizmetinde Çalışan Diğer Meslek Mensuplarının İş ve Görev Tanımlarına Dair Yönetmeliğin Ek 1/A maddesinde yer alan; “özel gereksinimi olanlar için bireyselleştirilmiş eğitim programında görev alırlar” hükmünden de anlaşıldığı üzere dil ve konuşma terapisti tarafından özel gereksinimli bireylere yönelik eğitsel faaliyetler yürütülmesine izin verildiği, anılan faaliyetin bir eğitim faaliyeti olduğu ve sadece özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri veya özel eğitim okulları bünyesinde ve kurum açma izni/çalışma izni gibi idari koşulların sağlanması halinde yürütülebileceği, kişilerin yaptıkları faaliyeti ne şekilde adlandırdıklarının önemli olmadığı, bir faaliyetin eğitim öğretim faaliyeti olup olmadığına ve 5580 sayılı Kanun kapsamına girip girmediğine ancak bu faaliyetin özüne bakılarak karar verilebileceği, dolayısıyla diğer kurum ve kuruluşlarca verilen çeşitli izin, kod, ruhsat veya unvanların sunulan hizmetin niteliğinin “eğitim ve öğretim faaliyeti” olduğu gerçeğini değiştirmeyeceği, dolayısıyla her ne ad adı altında olursa olsun sunulan hizmetin eğitim-öğretim faaliyeti niteliğinde olduğunun tespiti halinde Bakanlığın gerekli tedbirleri almak zorunda olduğu ve bu haliyle dava konusu Genelge’nin üst hukuk normlarına uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, haksız açıldığı anlaşılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 11/06/2025 tarihinde, davacı Dernek vekili Av. ... ile davalı idare vekili Av. ...'in geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ SÜREÇ :
Davacı Dernek tarafından; 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrası Hakkında Kanun’un Ek. 13. maddesi ile bu maddeye dayanılarak Sağlık Bakanlığı’nca hazırlanan Sağlık Meslek Mensupları ile Sağlık Hizmetlerinde Çalışan Diğer Meslek Mensuplarının İş ve Görev Tanımlarına Dair Yönetmeliği uyarınca dil ve konuşma terapistlerinin hekim dışı sağlık personeli olarak sayıldığı, ancak; dava konusu Genelge ile Milli Eğitim Bakanlığı’nın görev ve yetki alanına girmemesine rağmen konuşma terapisi, kekemelik, konuşma ve dil bozukluklarının tedavisine yönelik faaliyetlerin Bakanlığın denetimi altına alınmaya çalışıldığı ileri sürülerek; Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü tarafından tanzim edilen 17/07/2023 tarihli ve 2023/26 sayılı (E-16915068-405.99-79899005) "Genelge"nin 2. maddesinde yer alan "... dil konuşma bozuklukları merkezi, konuşma terapi, kekemelik tedavisi..." ibaresinin iptali istemiyle görülmekte olan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT:
10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin "Milli Eğitim Bakanlığı" başlıklı onuncu bölümünde düzenlenen "Görevler" başlıklı 301. maddesinde; "Milli Eğitim Bakanlığının görev ve yetkileri belirtilmiştir.
1739 sayılı Kanun'un "Yürütme, gözetim ve denetim" başlıklı 56. maddesinde eğitim ve öğretim hizmetinin, bu kanun hükümlerine göre Devlet adına yürütülmesinden, gözetim ve denetiminden Milli Eğitim Bakanlığı'nın sorumlu olduğu belirtilmiştir.
5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 1. maddesinde; ''(1) Bu Kanunun amacı, Türkiye Cumhuriyeti uyruklu gerçek kişiler, özel hukuk tüzel kişileri veya özel hukuk hükümlerine göre yönetilen tüzel kişiler tarafından açılacak özel öğretim kurumlarına kurum açma izni verilmesi, kurumun nakli, devri, personel çalıştırılması, kurumlara yapılacak malî destek ve bu kurumların eğitim-öğretim, yönetim, denetim ve gözetimi ile yabancılar tarafından açılmış bulunan özel öğretim kurumlarının; eğitim-öğretim, yönetim, denetim, gözetim ve personel çalıştırılmasına ilişkin usûl ve esasları düzenlemektir. (2) Bu Kanun, Türkiye Cumhuriyeti uyruklu gerçek kişiler, özel hukuk tüzel kişileri veya özel hukuk hükümlerine göre yönetilen tüzel kişilerce açılan özel öğretim kurumları ile yabancılar tarafından açılmış bulunan özel öğretim kurumlarını kapsar." hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanunun ''Tanımlar'' başlıklı 2. maddesinde kurum, okul öncesi eğitim, ilköğretim, ortaöğretim, özel eğitim okulları ile çeşitli kursları, uzaktan öğretim yapan kuruluşları, motorlu taşıt sürücüleri kursları, hizmet içi eğitim merkezleri, öğrenci etüt eğitim merkezleri, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri ile benzeri özel öğretim kurumları olarak, çeşitli kurslar ise, kişilerin sosyal, sanatsal, sportif, kültürel ve mesleki alanlarda bilgi, beceri, dil, yetenek ve deneyimlerini geliştirmek, isteklerine göre serbest zamanlarını değerlendirmek amacıyla faaliyet gösteren özel öğretim kurumları olarak ifade edilmiş olup; 03/01/2025 tarih ve 32771 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Özel öğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik hükümleriyle "Dil, konuşma ve ergoterapi merkezi" adı altında kurum türü ihdas edilerek kurum tanımı genişletilmiş ve Dil, konuşma ve ergoterapi merkezi, bireylerin iletişim becerilerinin ve konuşma akıcılığının geliştirilmesi, yaş, cinsiyet ve kültüre uygun ses özelliklerinin kazandırılması, bulundukları çevreye yönelik uyumlarının artırılması ve toplumsal katılımlarının sağlanması amacıyla dil ve konuşma ile ergoterapi alanında bireysel ve grup eğitimi verilen özel öğretim kurumları olarak tanımlanmıştır.
Yine, Kanun'un "Kurum açma izni" başlıklı 3. maddesinde; her ne ad altında olursa olsun, eğitim ve öğretim sunmak amacıyla yürütülen faaliyetlerin Bakanlığın izin ve denetimine tabi olduğu, bu faaliyetleri yürütenlerin, özel öğretim kurumları için bu Kanunda öngörülen kurallara uymakla yükümlü olduğu ifade edilmiş; kurum açma izni verilmesinin, binanın kullanılış amaçlarına ve Bakanlıkça belirlenen standartlara uygun ve yeterli bulunmasıyla birlikte; ders araç-gerecinin kurumun amaç ve ihtiyaçları için yeterli olduğunun bir rapor ile tespit edilmesi, kurumun; yönetici, öğretmen ve diğer personelinin sayı ve nitelikleri yönünden uygun bulunması ve bu kurumda çalışacaklarının belgelendirilmesi ve kurumun yönetmelikleriyle öğretim programının Bakanlıkça incelenip onanmış olması gerektiği kurala bağlanmıştır.
20/03/2012 tarih ve 28239 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği'nin "Kurum açma" başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasında; Kanunun 3 üncü maddesi hükmü doğrultusunda özel öğretim kurumlarına kurum açma izni ile iş yeri açma ve çalışma ruhsatı verileceği belirtilmiş olup; aynı maddenin 2. fıkrasında ise kurum açma izni ile iş yeri açma ve çalışma ruhsatının verilebilmesi için gerekli olan belgeler tahdidi olarak düzenlenmiştir.
Anılan Yönetmeliğin 5. maddesinin 4. fıkrasında ise; '"(Değişik fıkra: 19.02.2020 - 31044 s. R.G. Yön./3. md.) Kanunun 3 üncü maddesinin on birinci fıkrasında belirtilen yerlerin mülki idare amirleri tarafından görevlendirilen yetkililerce tespiti halinde bu yerleri kuran veya işletenlere valilikçe Kanunda belirtilen miktarda idari para cezası verilir. Verilen idari para cezası, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre ilgiliye tebliğ edilir, takip ve tahsili için ise Hazine ve Maliye Bakanlığının ildeki ilgili birimine bildirilir. Ayrıca bu yerler valilikçe kapatılır. İdari para cezası verilen bu kişilerin kurum açmak üzere başvurmaları hâlinde, verilen bu para cezasının ödendiğinin veya 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre tecil edilmiş ve/veya taksitlendirilmiş ya da özel kanunlara göre yapılandırılmış olup taksitlendirildiğinin belgelendirilmesinden sonra başvurusu işleme alınır." hükmüne yer verilmiştir.
Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü tarafından tanzim edilen 17/07/2023 tarihli ve 2023/26 sayılı (E-16915068-405.99-79899005) "Genelgesinde; "Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 42'nci maddesine ve İlgi (a) Kanunun 17'nci maddesine göre ülkemizdeki eğitim ve öğretim faaliyetleri Devletin gözetim ve denetimi altında yürütülmesi gerekmekte olup; resmî, özel ya da gönüllü her türlü kuruluşun eğitimle ilgili faaliyetleri Bakanlığımızın denetimine tabidir. İlgi (b) Kanunun 2'nci maddesinde özel öğretim kurum türleri ve bu kurumlar tarafından verilebilecek eğitim faaliyetleri belirlenmiştir. Yine İlgi (b) Kanunun 3'üncü maddesinde gerçek ve tüzel kişiler tarafından Kanun kapsamında belirtilen faaliyetlerin Kanuna göre yetkili makamlardan kurum açma izni alınmadan yapılamayacağı, her ne ad altında olursa olsun eğitim ve öğretim sunmak amacıyla yürütülen faaliyetlerin Bakanlığın izin ve denetimine tabi olduğu hüküm altına alınmıştır.
(...)
Yukarıda yer alan hükümlerden anlaşılacağı üzere her türlü eğitim ve öğretim faaliyeti Millî Eğitim Bakanlığının iznine ve denetimine tabi olduğu halde, bazı işyerlerinin Bakanlığımızdan gerekli izinleri almadan eğitim öğretim faaliyeti yürüttüğü bilgileri Bakanlığımıza ulaşmaktadır.
Bu amaçla İlgi (b) Kanunun 3'üncü maddesinde; “Bu Kanun kapsamındaki eğitim-öğretim faaliyetlerini yapan ancak bu Kanuna uygun olarak kurum açma izni ile iş yeri açma ve çalışma ruhsatı düzenlenmeyen yerleri kuran veya işletenlere brüt asgari ücretin 20 katı idari para cezası uygulanır ve bu yerler valiliklerce kapatılır...” hükmüne, İlgi (f) Yönetmeliğin 5'inci maddesinin 4'üncü fıkrasında; “Kanunun 3 üncü maddesinin on birinci fıkrasında belirtilen yerlerin mülki idare amirleri tarafından görevlendirilen yetkililerce tespiti halinde bu yerleri kuran veya işletenlere Kanunda belirtilen miktarda idari para cezası valilikçe verilir. Verilen idari para cezası, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre ilgiliye tebliğ edilir, takip ve tahsili için ise Maliye Bakanlığının ildeki ilgili birimine bildirilir. Ayrıca bu yerler valilikçe kapatılır.” hükmüne, aynı Yönetmeliğin 67/A maddesinde de; “(2) Kanunda belirtilen idari para cezaları, yetkili makam tarafından fiilin işlendiği günde yürürlükte bulunan brüt asgari ücret üzerinden belirlenir. (3) İdari para cezaları kurumların kurucularının vergi dairelerine vergi numaraları üzerinden bildirilir. Bu Yönetmeliğin 5 inci maddesinin dördüncü fıkrası doğrultusunda verilecek idari para cezası ilgili kişilerin varsa vergi kimlik numaraları yoksa T.C. kimlik numaraları üzerinden Hazine ve Maliye Bakanlığının ildeki ilgili birimine bildirilir." hükümlerine yer verilerek idari para cezalarının ne şekilde uygulanacağı belirlenmiştir
Bu amaçla;
1-Mülki idare amirlerince görevlendirilen ve İlgi (d) Kanunun 9'uncu maddesinde sıralanan görev ve yetkiler kapsamında, İlgi (ğ) yazıya uygun olarak millî eğitim müdürlüğü, ilgili belediye başkanlığı, defterdarlık, SGK il müdürlüğü, il özel idaresi, emniyet müdürlüğü ve mülki idare amirinin uygun gördüğü diğer kurumlardan yetkililerin katılımıyla oluşturulan izleme ve koordinasyon komisyonları çalışmalarına devam edecektir.
2-Eğitim merkezi, eğitim danışmanlığı, kariyer rehberliği, eğitim koçluğu, koçluk merkezi, ödev evi/merkezi, test evi, eğitim rehberliği, öğrenci apartı, dil konuşma bozuklukları merkezi, konuşma terapisi, kekemelik tedavisi, etüt merkezi, matematik klübü gibi adlar altında veya herhangi bir ad belirtilmeden Bakanlığımız uhdesinde bulunan faaliyetlerin yürütüldüğünün tespit edilmesi halinde, İlgi (b) Kanunun 3'üncü maddesine istinaden İlgi (f) Yönetmeliğin 5'inci maddesinin 4'üncü fıkrası ve 67/A maddesinde yapılan düzenlemeler gereğince bu yerleri kuran veya işletenlere idari para cezası verilecek, böyle yerlerin bu faaliyetleri yürütmelerine hiçbir şekilde müsaade edilmeyecektir.
3- İlgi (g) Yönetmelikte belirtilen yetkili idareler tarafından işyeri açma ve çalışma ruhsatları verilirken tereddüt halinde ilgili millî eğitim müdürlüklerinden, yürütülecek faaliyetin İlgi (a), (b) ve (c) Kanunlar kapsamında olup olmadığı sorulacaktır.
4- Aynı yetkili idareler ile millî eğitim müdürlüklerince; ruhsat verilen işyerlerinde, verilen ruhsata aykırı eğitim ve/veya öğrenci barınma faaliyetlerinin yürütüldüğünün tespiti halinde, ivedilikle yasal işlem yapılacak, gerektiğinde bu yerler kapatılacak, ruhsatları iptal edilecektir.
5- Diğer bakanlıkların denetim elemanlarınca işyerlerinde yapılan denetimlerde, işyerlerinin İlgi (a), (b) ve (c) Kanunlar kapsamına giren faaliyetleri sürdürdüğü tespit edildiğinde veya kanaati oluştuğunda ilgili valiliklere ve İlgi (g) Yönetmelikte belirtilen yetkili idarelere bilgi verecektir.
6- Belediye zabıtaları ve kolluk güçlerince, işyerlerinin işyeri açma ve çalışma ruhsatlarının olup olmadığı kontrol edilecek ve gerektiğinde ilgili makamlara bilgi verilecektir." açıklamasına yer verilmiştir.
1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un Ek 13. maddesinde;
"(...)
İş ve uğraşı terapisti (Ergoterapist)
a) Bireyin ev, iş ve okul ortamlarında fonksiyonel potansiyelini değerlendirerek performansını en üst düzeye çıkarmak ve çevreye uyumunu sağlamak için önerilerde bulunur.
b) Bireylerin hastalık ve engellilik sonucu ortaya çıkan fonksiyonel sınırlılıklarını değerlendirir, günlük faaliyetlerini ve mesleklerini sürdürecek uygulamaları yapar.
c) Hastaların duygusal, psikososyal, gelişimsel ve fiziksel yeterliliklerini mesleği ile ilgili ölçüm ve testleri kullanarak değerlendirir.
ç) Günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlığı sağlamaya yönelik yöntemler ile araç-gereçleri belirler ve kullanımını öğretir.
(...)
e) Duyu algı motor bütünleşme eğitimini ve bu alanlarda iş ve uğraşı terapisi uygular.
f) Kişilerin topluma katılımını etkileyen kişisel çevresel ve aktivite performansına ait engelleri değerlendirir.
(...)
Tabipler ve diş tabipleri dışındaki sağlık meslek mensupları hastalıklarla ilgili doğrudan teşhiste bulunarak tedavi planlayamaz ve reçete yazamaz. Sağlık meslek mensuplarının iş ve görev ayrıntıları ile sağlık hizmetlerinde çalışan diğer meslek mensuplarının sağlık hizmetlerinde çalışma şartları, iş ve görev tanımları; sertifikalı eğitime ilişkin usul ve esaslar Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." hükmü yer almakta olup; anılan hüküm uyarınca, sağlık Bakanlığınca Sağlık Meslek Mensupları ile Sağlık Hizmetlerinde Çalışan Diğer Meslek Mensuplarının İş ve Görev Tanımlarına Dair Yönetmelik 22/05/2014 tarih ve 29007 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Öte yandan; 29/03/2025 tarih ve 32856 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Sağlık Meslek Mensuplarının Serbest Meslek İcrası Hakkında Yönetmelikte; bu Yönetmeliğin amacının, sağlık meslek mensuplarının serbest meslek icrası için açacakları sağlık meslek hizmet birimleri ile bu birimlerin tıbbi ve teknik standartları, açılmaları, faaliyetleri, denetimleri ve kapatılmaları ile ilgili usul ve esasları düzenlemek olduğu, Yönetmeliğin,, sağlık meslek hizmet birimlerini ve bu birimlerde çalışan sağlık meslek mensupları ile diğer personeli kapsadığı, Yönetmelik kapsamındaki sağlık meslek mensubunun; klinik psikolog, hemşire, hemşireliğe eşdeğer sağlık memuru, ebe, fizyoterapist, odyolog, diyetisyen, dil ve konuşma terapisti, podolog ve iş ve uğraşı terapistini (ergoterapist) olarak tanımlandığı, Yönetmelik uyarınca sağlık meslek hizmet biriminin açılabilmesi için ruhsat belgesi alınmasının zorunlu olduğu ve ruhsat başvurusunun Yönetmelik EK-1’de yer alan belgelerle İl Sağlık Müdürlüğüne yapılacağı kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasa'nın 125. maddesinin 4. fıkrasında, "Yargı yetkisi, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamaz. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez." kuralı ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 2. fıkrasında, "İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler." kuralı yer almıştır.
İdari işlemler üzerindeki yargısal denetim, bu işlemlerin hukuka uygunluğunun saptanmasıyla sınırlıdır. İdarenin takdir yetkisinin denetimine yargı organları yönünden getirilen ve idari işlemlerin yalnızca hukuka uygunluk açısından denetlenebilecekleri biçiminde ifade edilen kural aynı zamanda idarenin takdir yetkisinin kullanılmasında uyması gereken sınırları da koymuş olmaktadır.
Kamu yararı kavramı, tüm devlet organlarının işlem ve eylemlerinin genel nitelikteki amacını ve aynı zamanda nedenini oluşturmakta, çeşitli hak ve özgürlükler açısından bir sınırlama nedeni niteliği de taşımakta olup bu kavram genel bir ifadeyle bireysel, özel çıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal yararı ifade etmektedir.
1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu uyarınca, eğitim ve öğretim hizmetinin Devlet adına yürütülmesinden, gözetim ve denetiminden Milli Eğitim Bakanlığı'nın sorumlu olduğu hususunda tartışma bulunmamakta olup; izinsiz ve ruhsatsız eğitim öğretim faaliyetine ilişkin gerekli tespitin yapılması ve yaptırımların uygulanması da bu çerçevede Milli Eğitim Bakanlığının görev ve sorumluluğu kapsamındadır.
Yukarıda yer alan mevzuat hükümlerinden anlaşıldığı üzere; eğitim ve öğretim faaliyetlerine yönelik sunulan hizmetlerin, Milli Eğitim Bakanlığı'nın denetim ve gözetimi altında yapılması gerektiği açık olup; bu çerçevede anılan eğitim öğretim hizmetinin izinsiz ve ruhsatsız olarak sunumunun tespiti halinde ilgili yerlerin Valiliklerce kapatılması gerekmektedir.
Ayrıca; davalı idarece tesis edilen işlemin hukuka uygun kabul edilebilmesi için öncelikle "izinsiz ve ruhsatsız" verildiği belirtilen hizmetin, doğrudan Milli Eğitim Bakanlığı'nın görev ve yetki alanına giren "eğitim ve öğretime ilişkin" olması gerekmektedir.
Dava konusu 17/07/2023 tarihli ve 2023/26 sayılı Genelgeyle; bazı işyerlerinin Bakanlıktan gerekli izinleri almadan eğitim öğretim faaliyeti yürüttüğünün tespiti üzerine, izinsiz ve ruhsatsız eğitim öğretim faaliyetlerinin engellenmesi ve hali hazırda var olan ruhsatsız ve izinsiz hizmet sunumlarının sonlandırılması amacıyla Valilikler bünyesinde yürütülecek iş ve işlemlerin neler olduğu, hangi mevzuat hükümleri çerçevesinde hangi yaptırımların uygulanacağı hususlarında ilgili idare ve birimlerin bilgilendirilmesi suretiyle; Bakanlığın denetim ve gözetim yükümlülüğü çerçevesinde, eğitim ve öğretim hizmetinin sunumuna yönelik olarak gerekli denetimlerin yapılmasını sağlamak amaçlanmıştır.
5580 sayılı Kanun'da her ne ad altında olursa olsun, eğitim ve öğretim sunmak amacıyla yürütülen faaliyetlerin Bakanlığın izin ve denetimine tabi olduğu, bu faaliyetleri yürütenlerin, özel öğretim kurumları için bu Kanunda öngörülen kurallara uymakla yükümlü olduğu ifade edilmiş olup; "her ne ad adı altında olursa olsun" ibaresinden; eğitim öğretim faaliyetinin tespitinde, faaliyetleri yürüten kişilerin niteliği, unvanı, uzmanlığı; faaliyetlerin yürütüldüğü ortamın fiziki yapısı ve koşulları gibi hususlardan ziyade faaliyetin niteliğinin önem arz ettiği anlaşılmaktadır.
Davacı Dernek tarafından; 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrası Hakkında Kanun’un Ek 13. maddesi ile bu maddeye dayanılarak Sağlık Bakanlığı’nca hazırlanan Sağlık Meslek Mensupları ile Sağlık Hizmetlerinde Çalışan Diğer Meslek Mensuplarının İş ve Görev Tanımlarına Dair Yönetmeliği uyarınca dil ve konuşma terapistlerinin hekim dışı sağlık personeli sayıldığı, bu kişilerin Sağlık Bilimleri Fakültesinden mezun olarak sağlık hizmeti sunduğu, ancak; dava konusu düzenlemeyle; dil ve konuşma terapistlerinin eğitim personeli; sunulan hizmetin de eğitim hizmeti olduğu kabulüyle dil ve konuşma terapistlerinin yaptırımlara tabi tutulduğu ileri sürülmektedir.
Özel eğitim gerektiren bireylerin konuşma ve dil gelişim güçlüğü, ses bozuklukları, zihinsel, fiziksel, duyusal, sosyal, duygusal veya davranış problemlerini ortadan kaldırmak ya da etkilerini en az seviyeye indirmek, yeteneklerini yeniden en üst seviyeye çıkarmak, temel öz bakım becerilerini ve bağımsız yaşam becerilerini geliştirmek ve topluma uyumlarını sağlamak amacıyla faaliyet gösteren özel öğretim kurumlar özel eğitim ve rehabilitasyon merkezi olarak tanımlanmış olup; anılan kurumların, Milli Eğitim Bakanlığının denetim ve gözetimi altında bulunduğu tartışmasızdır.
Dava konusu Genelgede ifade edilen; dil konuşma bozuklukları merkezi, konuşma terapi, kekemelik tedavisi olarak ifade edilen faaliyetler; özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde Dil ve Konuşma Bozukluğu Olan Bireyler İçin Destek Eğitim Programı çerçevesinde Konuşma Sesi; Akıcı Konuşma; Ses; Edinilmiş Dil; Motor Konuşma; Rezonans; Dil Modülleri üzerinden, Dil ve Konuşma Bozuklukları Uzmanı; Dil ve Konuşma Terapisti; Dil ve Konuşma Patoloğu; Odyoloji ve Konuşma Bozuklukları Uzmanı
tarafından sunulmakta olup; anılan personel ise; söz konusu program için görevlendirilmesi zorunlu eğitim personeli olarak tanımlanmıştır.
Görüldüğü üzere; özel eğitim ve rehabilitasyon alanının multidisipliner niteliği gereği temel eğitim öğretim hizmetinden ayrıldığı, dil ve konuşma terapistlerinin, Bakanlığın denetim ve gözetimi altında olduğu hususunda hiçbir duraksama olmayan özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde, programın zorunlu eğitim personeli tanımıyla görevlendirildiği dikkate alındığında; mezun olunan lisans programının adı ile görev ve iş tanımlarının yapıldığı mevzuat adı gibi hususların, sunulan hizmeti niteleme ve yetkili idarenin görev alanını tanımlamada yetersiz kaldığı açıktır.
Dava konusu Genelgeyle, özel öğretim ve rehabilitasyon merkezlerinde sunulan hizmetin benzeri mahiyetinde, serbest meslek faaliyeti adı altında ve Genelge tarihi itibarıyla Sağlık Bakanlığı'nın denetim ve gözetimine imkan verecek yasal dayanaktan yoksun şekilde yürütülmeye çalışılan faaliyetlerin engellenmeye çalışıldığı anlaşıldığından; dava konusu düzenlemenin kamu yararı ve hizmet gereği doğrultusunda hukuka ve mevzuata uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Nitekim; dava devam ederken yürürlüğe giren ve yukarıda ayrıntısına yer verilen mevzuat neticesinde; ergoterapistlerin, Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde, eğitim öğretim faaaliyeti kapsamında, "Dil, konuşma ve ergoterapi merkezi" adı altında faaliyette bulunmak istemeleri halinde; İl/İlçe Milli Eğitim müdürlüklerine yapılacak başvuru üzerine, 5580 sayılı Kanun uyarınca şartların sağlanması halinde kurum açma izni ile iş yeri açma ve çalışma ruhsatı alabilecekleri; Sağlık Bakanlığı bünyesinde, sağlıklı bireylere ve hastalara 1219 sayılı Kanunda ve 22/05/2014 tarihli ve 29007 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Meslek Mensupları ile Sağlık Hizmetlerinde Çalışan Diğer Meslek Mensuplarının İş ve Görev Tanımlarına Dair Yönetmelikte yer alan sağlık meslek mensubunun mesleki yetkileriyle sınırlı olarak, sağlık meslek mensubu sıfatıyla; mesleklerini serbest olarak icra ettikleri özel sağlık kuruluşu açarak sağlık hizmeti sunmak istemeleri halinde ise; İl Sağlık Müdürlüğüne yapılacak başvuru üzerine, ilgili Yönetmelikte aranan şartların sağlanması durumunda ruhsat verilebileceği açıktır.
Bir başka ifadeyle, meri mevzuat uyarınca; ergoterapistlerce sunulan hizmetin; "Dil, konuşma ve ergoterapi merkezi" adı altında sunulması halinde; eğitim öğretim hizmeti kapsamında, Milli Eğitim Bakanlığının; "sağlık meslek hizmet birimi" adı altında sunulması halinde; sağlık hizmeti kapsamında, Sağlık Bakanlığının uhdesinde olduğu anlaşılmaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. DAVANIN REDDİNE,
2.Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı Dernek üzerinde bırakılmasına,
3\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL (duruşmalı işler) vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,
5\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 11/06/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
(X)- Dava, Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü 17/07/2023 tarihli ve 2023/26 sayılı Genelgesinin 2. maddesinde yer alan "... dil konuşma bozuklukları merkezi, konuşma terapi, kekemelik tedavisi..." ibaresinin iptali istemiyle açılmıştır.
Dava konusu Genelge, her türlü eğitim ve öğretim faaliyeti Millî Eğitim Bakanlığının iznine ve denetimine tabi olduğu halde, bazı işyerlerinin Milli Eğitim Bakanlığı'ndan gerekli izinleri almadan eğitim öğretim faaliyeti yürüttüğü bilgilerinin Bakanlığa ulaşması üzerine tanzim edilmiş olup; buna göre, eğitim merkezi, eğitim danışmanlığı, kariyer rehberliği, eğitim koçluğu, koçluk merkezi, ödev evi/merkezi, test evi, eğitim rehberliği, öğrenci apartı, dil konuşma bozuklukları merkezi, konuşma terapisi, kekemelik tedavisi, etüt merkezi, matematik klübü gibi adlar altında veya herhangi bir ad belirtilmeden Bakanlık uhdesinde bulunan faaliyetlerin yürütüldüğünün tespit edilmesi halinde, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 3'üncü maddesine istinaden Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliğinin 5'inci maddesinin 4'üncü fıkrası ve 67/A maddesinde yapılan düzenlemeler gereğince bu yerleri kuran veya işletenlere idari para cezası verilecek ve anılan yerlerin kapatılmasına karar verilecektir.
Uyuşmazlıkta; davacı Dernek tarafından, dil konuşma bozuklukları, konuşma terapisi, kekemelik tedavisi hizmetlerinin sağlık hizmeti olduğu ve bu hizmetin sunumunda görevli personelin hekim dışı diğer sağlık personeli olarak tanımlandığı, Milli Eğitim Bakanlığı'nca anılan hizmetin sunumuna yönelik faaliyet gösteren işyerlerinin denetlenemeyeceği, zira; sunulan hizmetin sağlık hizmeti olması hasebiyle bu görev ve yetkinin Sağlık Bakanlığı'na ait olduğu ileri sürüldüğünden, dil konuşma bozuklukları, konuşma terapisi, kekemelik tedavisi hizmetlerinin mahiyetinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un Ek 13. Maddesinin (d) bendinde; "Dil ve konuşma terapisti; dil ve konuşma terapisi alanında lisans eğitimi veren fakülte veya yüksekokullardan mezun veya diğer lisans eğitimleri üzerine dil ve konuşma terapisi alanında yüksek lisans veya doktora yapan, bireylerin ses, konuşma ve dil bozukluklarının önlenmesi için çalışmalar yapan ve ilgili uzman tabip tarafından teşhisi konulmuş yutkunma, dil ve konuşma bozukluklarının rehabilitasyonunu sağlayan sağlık meslek mensubudur.
…
Tabipler ve diş tabipleri dışındaki sağlık meslek mensupları hastalıklarla ilgili doğrudan teşhiste bulunarak tedavi planlayamaz ve reçete yazamaz. Sağlık meslek mensuplarının iş ve görev ayrıntıları ile sağlık hizmetlerinde çalışan diğer meslek mensuplarının sağlık hizmetlerinde çalışma şartları, iş ve görev tanımları; sertifikalı eğitime ilişkin usul ve esaslar Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
Tabiplerce veya tabiplerin yönlendirmesiyle ilgili sağlık meslek mensubu tarafından uygulanmak şartıyla insan sağlığına yönelik geleneksel/tamamlayıcı tedavi yöntemlerinin alanları, tanımları, şartları ve uygulama usul ve esasları Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
Diploması veya meslek belgesi olmadan bu maddede tanımlanan meslek mensuplarının yetkisinde olan bir işi yapan veya bu unvanı takınanlar bir yıldan üç yıla kadar hapis ve ikiyüz günden beşyüz güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır." hükmü yer almaktadır.
22/05/2004 tarih ve 29007 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Sağlık Meslek Mensupları İle Sağlık Hizmetlerinde Çalışan Diğer Meslek Mensuplarının İş ve Görev Tanımlarına Dair Yönetmeliğin "Amaç" başlıklı 1. maddesinde; "Bu Yönetmeliğin amacı; sağlık meslek mensupları ile sağlık hizmetlerinde çalışan diğer meslek mensuplarının iş ve görev tanımlarını düzenlemektir."; "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde; "Bu Yönetmelik, sağlık meslek mensupları ve sağlık hizmetlerinde çalışan diğer meslek mensuplarını kapsar."; "Dayanak" başlıklı 3. maddesinde; "Bu Yönetmelik, 14/4/1928 tarihli ve 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunun ek 13 üncü maddesi ile 11/10/2011 tarihli ve 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 40 ıncı maddesi hükümlerine dayanılarak hazırlanmıştır." hükmü yer almaktadır.
Anılan Yönetmeliğin "İş ve görev tanımları" başlıklı 6. maddesinde sağlık meslek mensuplarının unvanlara göre iş ve görev tanımlarının Ek 1’de; sağlık hizmetlerinde çalışan diğer meslek mensuplarının unvanlara göre iş ve görev tanımlarının Ek 2’de düzenlendiği belirtilmiş olup; "Ek -1 Sağlık Meslek Mensuplarının İş ve Görev Tanımları" başlıklı bölümün alt başlığı olarak düzenlenen Ek-1/A'da; " Dil ve konuşma terapisti;
a) İletişim, dil, konuşma, ses ve yutma sağlığı alanında önleyici programlarda görev alır.
b) Toplumda ve bireylerde ses, konuşma ve dil bozukluklarına neden olabilecek risk faktörlerine yönelik farkındalık geliştirilmesi için çalışma yapar.
c) Ek-1/B’de bulunan durumlarda terapi ve rehabilitasyon yapar.
ç) İlgili uzman tabip tarafından yönlendirilen ve dil, konuşma, ses ve yutma patolojisi olan hastaların, kendi alanı ile ilgili değerlendirmesini, terapi ve rehabilitasyon planlamasını yapar ve uygular.
d) Bilgisayar destekli konuşma cihazları, trakeoözefageal protezler ve benzeri konuşma aparatları, elektrolarinks, iletişim panoları gibi alternatif ve iletişimi destekleyici yardımlı ek araçlı/cihazlı ve jest, işaret dili gibi yardımsız sistemleri konusunda hastaya eğitim verir.
e) Özel gereksinimi olanlar için bireyselleştirilmiş eğitim programlarında görev alır."; "Ek-1/B" başlıklı alt bölümde ise; "a) Disleksi ve diğer sembolik disfonksiyonlar (Disleksi ve aleksi, Agnozi, Apraksi, diğer sembolik disfonksiyonlar)
b) Hipernazalite ve hiponazalite
c) Konuşma ve dil özel gelişimsel bozuklukları (Özel konuşma artikülasyon bozukluğu, Ekspressif ve Reseptif dil bozukluğu, Epilepsinin eşlik ettiği kazanılmış afazi [Landau- Kleffner], Konuşma ve dile ait diğer gelişimsel bozukluklar)
ç) Skolastik becerilerde özel gelişimsel ve kazanılmış bozukluklar (Spesifik okuma ve heceleme bozuklukları, Spesifik aritmetik beceri bozukluğu, Skolastik becerilerde karma tip ve diğer gelişimsel bozukluklar)
d) Kekemelik
e) Hızlı konuşma" dil ve konuşma terapistlerinin ilgili uzman tabibin teşhisine ve tedavi için yönlendirmesine bağlı olmadan terapi ve rehabilitasyon yapabilecekleri durumlar olarak sayılmıştır.
Ayrıca, Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün 27/12/2022 tarih ve E-73686883 sayılı yazısında, serbest meslek icrasında bulunan ve Bakanlıkça sağlık mesleği olarak tanımlanmış olan dil ve konuşma terapistlerinin görev aldığı danışmanlık hizmeti veren merkezin İl Sağlık Müdürlüğü tarafından denetiminin yapılacağı gerekli mesleki yetki ihlalleri yapmalarının tespitinde ise İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik'te belirtilen yetkili idarece takip yapılacağı ifade edilmiştir.
Yukarıda yer alan açıklamalar ışığında; dil konuşma bozuklukları, konuşma terapisi, kekemelik tedavisinin sağlık hizmeti olduğu ve bu hizmetin sunumunda görevli personelin hekim dışı diğer sağlık personeli olarak tanımlandığı, anılan personelin yeterliliğine ilişkin denetim ve gözetim yetkisinin Sağlık Bakanlığı'nın uhdesinde olduğu, hizmetin sunumuna yönelik gerekli şartları sağlamayan iş yerleri hakkında mevzuatta öngörülen yaptırımların uygulanmasının ise; İl Sağlık Müdürlüklerinin denetimi üzerine gerçekleşeceği anlaşılmaktadır.
Nitekim; 29/03/2025 tarih ve 32856 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Sağlık Meslek Mensuplarının Serbest Meslek İcrası Hakkında Yönetmelikte; bu Yönetmeliğin amacının, sağlık meslek mensuplarının serbest meslek icrası için açacakları sağlık meslek hizmet birimleri ile bu birimlerin tıbbi ve teknik standartları, açılmaları, faaliyetleri, denetimleri ve kapatılmaları ile ilgili usul ve esasları düzenlemek olduğu, Yönetmeliğin,, sağlık meslek hizmet birimlerini ve bu birimlerde çalışan sağlık meslek mensupları ile diğer personeli kapsadığı, Yönetmelik kapsamındaki sağlık meslek mensubunun; klinik psikolog, hemşire, hemşireliğe eşdeğer sağlık memuru, ebe, fizyoterapist, odyolog, diyetisyen, dil ve konuşma terapisti, podolog ve iş ve uğraşı terapistini (ergoterapist) olarak tanımlandığı, Yönetmelik uyarınca sağlık meslek hizmet biriminin açılabilmesi için ruhsat belgesi alınmasının zorunlu olduğu ve ruhsat başvurusunun Yönetmelik EK-1’de yer alan belgelerle İl Sağlık Müdürlüğüne yapılacağı kurala bağlanmıştır.
Bu itibarla; Milli Eğitim Bakanlığı'nca dil konuşma bozuklukları, konuşma terapisi, kekemelik tedavisi hizmetlerinin eğitim öğretim faaliyeti kapsamında değerlendirilerek anılan faaliyetin sunumu için Bakanlıktan gerekli izin ve ruhsatların alınması gerektiği, gerekli ruhsat ve izinlerin alınmaması halinde dil konuşma bozuklukları, konuşma terapisi, kekemelik tedavisi sunulan yerlerin kapatılacağı ve ilgilisine idari para cezası verileceği yolundaki dava konusu düzenlemede hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle düzenlemenin ilgili kısmının iptal edilmesi gerektiği görüşüyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.