Danıştay danistay 2023/4054 E. 2025/6031 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2023/4054
2025/6031
24 Haziran 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/4054
Karar No : 2025/6031
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR : 1- (DAVALI) ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
2- (DAVACILAR) Kendi adlarına asaleten ... ve ... adına velayeten; ..., ...
VEKİLLERİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca karşılıklı olarak temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, Yozgat İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün gözetim ve denetimi alanında faaliyet gösteren ... Koleji'nde 09/10/2018 tarihinde meydana gelen ve davacı ...'in ağır şekilde yaralanarak kalıcı rahatsızlıklara düçar olmasına sebep olan kazada, davalı idarenin ağır hizmet kusuru bulunduğundan bahisle davacı ... için 250.000,00-TL, davacı anne ve baba ve kardeşin her biri için 50.000,00-TL olmak üzere toplam 400.000-TL manevi tazminat ile ... için 79.000,00-TL (miktar arttırım dilekçesi ile 1.251.237,00-TL, baba ... için 10.000TL (miktar arttırım dilekçesi ile 53.171,00-TL), anne ... için 10.000TL (miktar arttırım dilekçesi ile 10.771,00-TL) ve kardeş ... için 1.000,00-TL olmak üzere toplam 100.000,00-TL(miktar arttırım dilekçesi ile 1.316.179,00-TL) maddi tazminatın olay tarihi olan 09/10/2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; 2013 yılında yayınlanan Eğitim Yapıları Asgari Standartlarının, kuruma açılış izni verilmeden önce göz önünde bulundurulması gereken standartlardan birisi olduğu, olayın meydana geldiği okulun 2014 yılında faaliyete başladığı, yaşanan olayın 3. kattaki 8 mm. kalınlığında 14,4 kilogram ağırlığındaki merdiven korkuluğu cam plakanın aşağı düşmesi sonucunda meydana geldiği, galeri boşluğunun eğitim yapıları standartlarına göre olmaması veya olması halinde ise file v.b güvenlik önlemlerin alınması gerektiği, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından sunulan denetim raporlarında bu hususlara yönelik değerlendirmenin bulunmadığı anlaşıldığından, davalı idarenin davaya konu özel okulun denetiminin gereği gibi yerine getirilmemesi ile davacı ...'in yaralanması sonucu uğradığı zarar arasında nedensellik bağının bulunduğu, denetim yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmemesinin hizmet kusuruna yol açtığı, bundan kaynaklanan maddi ve manevi zararın hizmet kusuru ilkesi uyarınca tazmin edilmesi gerektiği ancak, dava konusu olay kapsamında özel okul çalışanları aleyhine ceza yargılamasında alınan bilirkişi raporunda güvenlik önlemlerinin yeterince alınmadığı yönünde kusurlu oldukları belirtilmekle, davalı idare yanında bu kişilerin de kusurlarının bulunduğu kabul edilmek suretiyle, Mahkemece %40 oranında belirlenen müterafik kusur oranına göre, davalı idarenin tazminle sorumlu tutulması gerektiği, davacıların maddi tazminat istemleri yönünden; davacı ... için olay tarihinden itibaren ne kadar süre ile iş göremezlik durumunda bulunacağı, ne kadar süre ile bakıcı ihtiyacı bulunacağı ve Meslekte Kazanma Gücü Yönetmeliği cetvelleri esas alınarak sürekli iş göremezlik oranının tespitini içeren raporun dava dosyasına sunulması üzerine yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda, olayın meydana gelmesinde davalı idarenin %40 oranındaki kusuru olduğu hususu göz önüne alındığında, davacı küçüğün uğradığı iş göremezlikten kaynaklı maddi zarar karşılık talep edilen 1.161.675,00-TL maddi tazminatın %40'ı olan 464.670,00-TL'lik kısmı, tedavi giderleri için talep edilen 59.304,00-TL maddi tazminatın %40'ı olan 23.721,60-TL'lik kısmı, bakım gideri olarak talep edilen 16.258,00-TL tazminatın %40'ı olan 6.503,20-TL'lik kısmı olmak üzere toplam 494.894,80-TL maddi tazminatın, davalı idareye başvuru tarihi olan 27/03/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idare tarafından davacılara ödenmesine, geriye kalan tazminat miktarının ise reddine, davacı ... için ekonomik geleceğinin sarsıldığı ve maddi kayıplara uğradığı ve muhtemelen gelecekte de uğrayacağı düşünülerek 1 yıllık eğitim öğretim hayatı kaybına ilişkin olarak 14.000,00-TL maddi tazminat istenilmiş ise de; davacıda meydana gelen maluliyet durumunun çalışmasına engel olmayacağı bu nedenle ekonomik geleceğin sarsılmasından bahsedilemeyeceği gibi gelecekte olması muhtemel zararların karşılanmasına imkan bulunmadığı, yine 1 yıllık eğitim öğretim hayatı kaybına ilişkin zarar istenilmiş ise de davacının maddi zararlarının karşılandığı hususu da göz önüne alınarak somut olarak ortaya konulamayan 14.000,00-TL maddi tazminat isteminin reddine, yine davacılardan ... ve ... için, bilirkişi raporunda kira yol ve tedavi masrafı olarak 43.907,00-TL, iş değişikliği nedeniyle kazanç kaybı (... için) 9.264,00-TL, (... için) 10.771,00-TL maddi zarar tesbiti yapılmış ise de, yaralanma olayında doğrudan zarar gören ...'in zararlarının tazmini gerekmekte olup, Barış ve ... için dolaylı zararlarının tazmin edilmesinin mümkün olmadığından bu istemlerin de reddine, davacıların manevi tazminat istemleri yönünden; davalı idarenin %40 oranında hizmet kusurunun bulunduğu anlaşılan olayın, vuku buluş şekli, yaralanma olayının davacının bundan sonraki yaşamı üzerindeki neticeleri, tedavi süreci, kısmi uzuv kaybı ve bu nedenle duyulan elem ve ızdırabın karşılığı olarak, ancak sebepsiz zenginleşmeye yol açmayacak düzeyde davacı ...'nın kendisinin, anne ve babası ile kardeşi olan diğer davacıların meydana gelen olay nedeniyle elem ve üzüntü duyduğuna kuşku bulunmamakta olup, davacıların duymuş olduğu elem ve üzüntüye karşılık takdiren ... için 100.000,00-TL, anne ... için 20.000,00-TL, baba ... için 20.000,00-TL, kardeş ... için 20.000,00-TL olmak üzere toplam 160.000,00-TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 27/03/2019 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, geriye kalan 240.000,00-TL manevi tazminat isteminin ise reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davalı Milli Eğitim Bakanlığı'nın İddiaları: Tazminata konu olayda asli kusurun özel okulda olduğu, olay nedeniyle açılan adli soruşturma aşamasında alınan bilirkişi raporunda da bu hususun açıkça belirtildiği, olayda özel okul yöneticilerinin kusurlu olduğunun ceza soruşturmasında alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiği, dolayısıyla yaşanan olayda tüm kusurun özel okul yöneticilerine ait olduğu ileri sürülmüştür.
Davacıların İddiaları: Kızlarının eğitim gördüğü okulun Milli Eğitim Bakanlığı'nın denetimi ve gözetimi altında olduğu, Kanun ve Yönetmeliklere aykırı olarak eğitim yapılmaması gereken bir binaya eğitim yapılması için izin verildiği, galeri boşluğu olan binada eğitim izni vermekle birlikte gerekli önlemlerin alınması için özel okulda yeterli denetimin yapılmadığı, yapılmayan yeterli denetim sebebiyle tazminata konu olayın yaşandığı, yaşanan olayda herhangi bir kusurlarının bulunmaması sebebiyle Mahkemece müterafik kusur belirlenemeyeceği, belirlenecek kusur oranlarının davalı idare ile özel okul arasında olduğu, oysa yaşanan olayda hizmet kusurunun bulunması ve kendilerinin de herhangi bir kusurlarının bulunmaması sebebiyle müterafik kusurdan söz edilemeyeceği, Mahkemece belirlenen kusur oranının hangi ölçüte dayanılarak tespit edildiğinin kararda yer almadığı, kızlarının tedavisi için il değiştirmek zorunda kaldıkları, bu sebeple aylık almış oldukları ek ders ücretlerinde azalma olduğu, bu hususun hesap bilirkişi raporunda da açıkça belirtildiği, ancak buna rağmen Mahkemece haksız bir şekilde bu taleplerinin reddedildiği, diğer taraftan manevi tazminat miktarlarının kusur oranına göre tespit edilmesinin hakkaniyete aykırı olduğu, belirlenen manevi tazminat tutarlarının çok düşük olduğu ileri sürülmüştür.
TARAFLARIN SAVUNMALARI: Taraflarca karşılıklı olarak temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Bölge idare mahkemesi kararının kısmen düzeltilerek onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyize Konu Kararın Maddi Tazminata İlişkin Kısmı Yönünden:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 90. maddesinin son fıkrasında “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7/5/2004-5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.” hükmüne yer verilmiştir.
Yine, Anayasa'nın 148. maddesinin 3. fıkrasında ise, “Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.” hükmü yer almıştır.
Benzer başka bir tam yargı davası sonucunda, davacı aleyhine hükmedilen vekalet ücretinin, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile korunan hak arama hürriyeti ve mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği iddiasıyla yapılan bireysel başvuru sonucunda verilen Anayasa Mahkemesinin 07/11/2013 gün ve Başvuru No:2012/791 numaralı kararında konuya ilişkin temel ilkeler ortaya konulmuştur.
Buna göre, “Sözleşmenin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6. maddesinde, mahkemeye erişim hakkına açıkça yer verilmemişse de maddenin, (1) numaralı fıkrasındaki “herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, … bir mahkeme tarafından davasının … görülmesini istemek hakkı...” ifadeleri çerçevesinde ve hakkın doğası gereği mahkemeye erişim hakkını da kapsadığının kabulü gerekir.
Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hale getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir.
Dava sonucundaki başarıya dayalı olarak taraflara vekâlet ücreti ödeme yükümlülüğü öngörülmesi de bu kapsamda mahkemeye erişim hakkına yönelik bir sınırlama oluşturur. Böyle bir sınırlamanın meşru görülebilmesi için kamu yararı ile birey hakkı arasında makul bir dengenin gözetilmiş olması gerekir. Bu yükümlülüklerin kapsamını belirlemek kamu otoritelerinin takdir yetkisi içindedir. Öngörülen yükümlülükler dava açmayı imkânsız hale getirmedikçe ya da aşırı derece zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği söylenemez. Dolayısıyla davayı kaybetmesi halinde başvurucuya yüklenecek olan vekâlet ücreti bu çerçevede değerlendirilmelidir. (B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 38 - 39)
Buna karşılık bir hukuki uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyan başvurucuların, reddedilen dava konusu miktar üzerinden hesaplanan vekâlet ücretini karşı tarafa ödemeye mahkûm edilmeleri ihtimali veya olgusu, belirli dava koşulları çerçevesinde mahkemeye başvurmalarını engelleme ya da mahkemeye başvurmalarını anlamsız kılma riski taşımaktadır. Bu çerçevede, davanın özel koşulları çerçevesinde masrafların makullüğü ve orantılılığı, mahkemeye erişim hakkının asgari sınırını teşkil etmektedir.
(...) Taraflardan birinin yargılamadaki başarı oranına göre kazanılan veya kaybedilen değer oranında lehine veya aleyhine mahkeme masraflarının hükmedilmesine yönelik düzenlemeler mahkemeye erişim hakkına müdahale oluşturmakta ise de abartılı, zorlama veya ciddiyetten yoksun talepleri disipline etmeye yönelik orantılı müdahaleler meşru görülebilir.
Ancak, yukarıda da ifade edildiği üzere, bu sınırlamaların hakkın özüne zarar vermeyecek nitelikte, meşru bir amaca dayalı ve kullanılan aracın sınırlama amacı ile orantılı olması, kamu yararının gerekleri ile bireyin hakları arasında kurulmaya çalışılan adil dengeyi bozacak şekilde birey aleyhine katlanılması zor külfetler yüklenmemiş olması gereklidir.” denilmektedir.
Anayasa Mahkemesi tarafından yapılan değerlendirmelere göre, istenen tazminatın reddedilmesi üzerine belirli bir oranının karşı tarafa vekâlet ücreti olarak ödenmesi yükümlülüğü öngörülmesi tek başına mahkemeye erişim hakkını ihlal eden bir müdahale olarak nitelendirilemeyecektir. Ancak her bir uyuşmazlığın kendine özgü niteliklerinin ve
uyuşmazlığa konu olayın, davacıların mahkemeye erişim hakkı üzerinde farklı sonuçlar doğurabilmesi de mümkündür.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 36533/04 başvuru numaralı Mesutoğlu - Türkiye kararında özetle; mahkemeye erişim hakkının mutlak olmadığı, bazı sınırlamalara tabi olabildiği, bununla birlikte, getirilen kısıtlamaların, hakkın özünü ortadan kaldıracak ölçüde, kişinin mahkemeye erişimini engellememesi gerektiği, mahkemeye erişim hakkına getirilen bu tür sınırlamaların ancak meşru bir amaç güdüldüğü takdirde ve hedeflenen amaç ile başvurulan araçlar arasında makul bir orantı olması halinde Sözleşmenin 6/1. maddesi ile bağdaşabileceği, bu ilkelerden hareketle, dava açma hakkının doğal olarak yasayla belirlenen şartları olmakla birlikte, mahkemelerin yargılama usullerini uygularken bir yandan davanın hakkaniyetine halel getirecek kadar abartılı şekilcilikten, öte yandan, kanunla öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir gevşeklikten kaçınılması gerektiği belirtilmektedir.
Tam yargı davalarında istemle bağlı olma kuralının sebep olduğu hak kayıplarının giderilmesi amacıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasına, 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile ''Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.'' cümlesi, aynı Kanun'un 5. maddesi ile de Geçici 7. madde olarak ''Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16 ncı maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır. '' kuralı eklenmiştir.
Temyize konu kararın incelenmesinden; İdare Mahkemesince, tazminata konu olay ile ilgili yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi hesap raporunda, herhangi bir kusur oranı tespitine yer verilmemesi sebebiyle davalı idarenin %100 kusurlu olduğu kabul edilerek hesaplamanın yapıldığı, bilirkişi raporunun davacılara tebliğ edilmesi sonrasında 16/09/2022 tarihli dilekçe ile miktar arttırım dilekçesi verildiği ve davacıların maddi tazminat istemlerini bilirkişi raporunda yer alan tutarlara kadar arttırdığı, İdare Mahkemesince yapılan değerlendirme sonrasında davalı idarenin yaşanan olayda %40 kusurlu olduğu sonucuna varılarak, kusur oranına karşılık gelen maddi tazminat isteminin kabul edilerek, geriye kalan maddi tazminat istemlerinin reddedildiği, reddedilen tutarlar üzerinden nisbi vekalet ücretinin hesaplandığı, reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 72.285,27 TL vekalet ücretinin davacılar tarafından davalı idareye ödenmesi gerektiğine karar verildiği anlaşılmıştır.
Tazminat alacağının miktarı, ancak bilirkişi incelemesi ve benzeri araştırmalardan sonra mahkemenin takdir yetkisi çerçevesinde belirlenebilen bir olgudur. Tazminat müessesesinin bu özelliği gereği, hak kazanılan tazminat miktarının dava açılmadan önce tam olarak bilinmesi veya öngörülmesi mümkün değildir. Bu nedenle, miktar arttırım hakkı, zararın miktarı konusunda net bir bilgiye sahip olmayan davacıların, gerek yüksek harçlara maruz kalmaması gerekse de dava sonucunda haksız çıkması durumunda yüksek vekalet ücreti ödememesi amacıyla getirilen ve mahkemeye erişim hakkını kolaylaştıran bir haktır.
İdare Mahkemesince herhangi bir kusur tespiti yapılmaksızın dosyanın hesap bilirkişisine gönderildiği, hesap bilirkişisince de yaşanan olayda davalı idarenin %100 kusurlu olduğu varsayımı üzerinden davacıların maddi zararlarının hesaplandığı, bu hesaplama sonucu belirtilen tutarlar üzerinden de davacılar tarafından miktar arttırım dilekçesi verildiği, miktar arttırım dilekçesi verildikten sonra davalı idarenin yaşanan olayda %40 oranda kusurlu olduğu sonucuna varılarak karar verildiği görülmektedir.
İdare Mahkemesince aldırılan bilirkişi raporu doğrultusunda maddi tazminat tutarlarının arttırılması amacıyla miktar arttırım dilekçesi verildiği ve bu kapsamda dava değerinin yükseltildiği, mahkemenin bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın belirlediği kusur oranlarını miktar artırımı talebinden önce davacıya bildirilmediği açıktır. Bu durumda, maddi tazminatın reddine karar verilen tutarın yükseltilmesine anılan bilirkişi raporunun sebep olduğu anlaşıldığından, reddedilen maddi tazminat tutarları yönünden vekalet ücretinin hakkaniyete uygun olması maksadıyla maktu olarak belirlenmesi gerekmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; temyiz incelemesi sonunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa Danıştay'ın kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır.
Bu itibarla, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasına, "İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan 'karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/(3) maddesi uyarınca reddedilen maddi tazminat için 72.285,27-TL, aynı tarifenin 10(2) maddesi uyarınca reddedilen manevi tazminat için 25.000,00-TL olmak üzere toplam 97.285,27-TL vekalet ücretinin davacılar tarafından davalı idareye ödenmesine' ilişkin kısmının 'Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden maktu olarak hesaplanan 5.500,00-TL ve reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 25.000,00-TL vekalet ücreti olmak üzere toplam 30.500,00-TL vekalet ücretinin davacılar tarafından davalı idareye ödenmesine' şeklinde düzeltilmesine" ibaresi eklenmek suretiyle düzeltilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, temyize konu Bölge idare mahkemesi kararının maddi tazminata ilişkin kısmının yukarıda belirtilen şekilde düzeltilerek onanması gerekmektedir.
Temyize Konu Kararın Manevi Tazminata İlişkin Kısmı Yönünden:
Manevi tazminat, kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlamaktadır. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve varsa idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri hak ihlallerinin bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli, idari faaliyetin niteliği, zararlı sonuca etkisi ve idarenin sorumluluk sebebi gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.
Buna göre, manevi tazminat takdir edilirken, davacı(lar) yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ızdırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalı(lar) yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilmesi gerektiği açıktır.
Manevi tazminatın kişinin duyduğu elem ve üzüntünün kısmen giderilmesini sağlayan manevi bir tatmin aracı olması ve dava konusu olay nedeniyle henüz 12 yaşında bir kız çocuğunun, davalı idarenin gerekli denetim görevini yerine getirmemesi sebebiyle ağır yaralanması, %35 engelinin oluşması ve tedavisinin uzun yıllar devam edecek olması, tedavi sebebiyle davacıların il ve iş değiştirmek zorunda kaldığı göz önünde bulundurulduğunda, olayın ağırlığını ortaya koyacak ölçüde davacıların manevi varlığında meydana gelen zararın giderilebilmesi için makul ve hakkaniyetli bir miktarda manevi tazminata hükmolunması gerekirken; takdir edilen 160.000,00-TL manevi tazminatın yaşanan olay karşısında yetersiz kaldığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla Bölge İdare Mahkemesince, kararın manevi tazminata ilişkin kısmı yönünden yeniden bir değerlendirme yapılarak makul ve hakkaniyetli bir miktarın belirlenmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1\. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, davacıların temyiz istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının;
a) Manevi tazminata ilişkin kısmının BOZULMASINA oyçokluğu ile,
b) Maddi tazminata ilişkin kısmının DÜZELTİLEREK ONANMASINA oy birliği ile,
3\. Bozulan kısım hakkında yeniden karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesine,
4\. Kesin olarak, 24/06/2025 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY :
(X)- Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Bu nedenle, temyiz istemlerinin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının manevi tazminata ilişkin kısmının da onanması gerektiği görüşüyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.