Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2023/2457
2025/7801
20 Ekim 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/2457
Karar No : 2025/7801
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI): ... Sınai Kumu San. ve Tic. A.Ş.
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1- ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av....
2- ... Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, İstanbul ili, Şile ilçesi ... Mahallesinde bulunan ... ruhsat ve ... erişim numaralı IV-a grubu işletme ruhsatlı sahada üretim faaliyeti için 35.925,00 m² maden işletme izin alanı, 2.308,50 m² pasa döküm izin alanı, 1.113,50 m² toprak depo izin alanı olmak üzere toplam 39.347,00 m² orman alanında 16/01/2028 tarihine kadar maden işletme faaliyeti yürütmek amacıyla yapılan izin başvurusunun, talep alanının kısmen %71'den fazla kapalılıkta verimli Devlet Ormanı alanında kalması sebebiyle reddine ilişkin Orman Genel Müdürlüğü İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü Şile Orman İşletme Müdürlüğü'nün ... tarih ve E-... sayılı işlemi ile bu işlemin dayanağı olan Tarım ve Orman Bakanlığı'nın ...tarih ve E... sayılı olur işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:... K:... sayılı kararda; dosyada mevcut bilgi ve belgeler ile vaziyet planı ile birlikte bilirkişi raporunun bir bütün olarak değerlendirilmesinden, izin talep edilen alanın meşe karaçam karışık meşçeresi ve karaçam meşçeresi olarak geçtiği, meşçerenin kapalılık durumunun gerek anejman planında gerekse de dosyaya sunulan tüm evraklarda tam kapalı olarak olarak geçtiği dolayısıyla madencilik faaliyeti yürütülmek istenen alanın etrafının genelinin tam kapalı yani %71 kapalılığa sahip olduğu, bu nedenle alanda yapılacak olan madencilik faaliyetinden kaynaklı olarak bölgenin orman emvalinde verim düşüklüğü yaşanabileceği açık olup davacının başvurusunun Orman Kanununun 16. maddesinin Uygulama Yönetmeliği'nin 7. maddesinin 1. fıkrası uyarınca reddine ilişkin dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, uhdesinde bulunan ruhsat sahasına ilişkin olarak Orman Kanununun 16. Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik'te ve 03/03/2014 sayılı Genelge'de herhangi bir kısıtlayıcı hükmün bulunmadığı, %71'den fazla kapalı verimli devlet ormanlarına ilişkin kısıtlamanın IV. grup madenleri kapsamadığı, ruhsat süresi dikkate alınarak izin verilmesinin kanuni bir zorunluluk olduğu ve haklı beklentiye yol açtığı, bilirkişi raporunda haklılığı tespit edilmesine rağmen mahkeme tarafından teknik bir konuda kendi bilgisi ile aleyhe karar verildiği, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından, haksız ve hukuki mesnetten yoksun temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. Diğer davalı Orman Genel Müdürlüğünce savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı şirket tarafından, İstanbul ili, Şile ilçesi ... Mahallesinde bulunan ... ruhsat ve ... erişim numaralı IV-a grubu işletme ruhsatlı sahada üretim faaliyeti için 35.925,00 m² maden işletme izin alanı, 2.308,50 m² pasa döküm izin alanı, 1.113,50 m² toprak depo izin alanı olmak üzere toplam 39.347,00 m² orman alanında 16/01/2028 tarihine kadar maden işletme faaliyeti yürütmek amacıyla yapılan ilave izin başvurusunun, talep alanının kısmen %71'den fazla kapalılıkta verimli Devlet Ormanı alanında kalması sebebiyle reddine ilişkin Orman Genel Müdürlüğü İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü Şile Orman İşletme Müdürlüğü'nün ... tarih ve E-... sayılı işlemi ile bu işlemin dayanağı olan Tarım ve Orman Bakanlığı'nın ...tarih ve E... sayılı olur işleminin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 169. maddesinde, Devletin, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyacağı ve tedbirleri alacağı, bütün ormanların gözetiminin Devlete ait olduğu, kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamayacağı, ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemeyeceği düzenlemesine yer verilmiştir.
6831 sayılı Orman Kanunu'nun, dava konusundaki işlem tarihindeki haliyle 16. maddesinde, "Devlet ormanları içinde maden aranması ve işletilmesi ile madencilik faaliyeti için zorunlu; tesis, yol, enerji, su, haberleşme ve altyapı tesislerine, fon bedelleri hariç, bedeli alınarak Çevre ve Orman Bakanlığınca izin verilir. Ancak, temditler dahil ruhsat süresince müktesep haklar korunmak kaydı ile Devlet ormanları sınırları içindeki tohum meşcereleri, gen koruma alanları, muhafaza ormanları, orman içi dinlenme yerleri, endemik ve korunması gereken nadir ekosistemlerin bulunduğu alanlarda maden aranması ve işletilmesi, Çevre ve Orman Bakanlığının muvafakatine bağlıdır. Genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin; baraj, gölet, liman ve yol gibi yapılarda dolgu amaçlı kullanacağı her türlü yapı hammaddesi üretimi için yapacağı madencilik faaliyetleri ile zorunlu tesislerinden bedel alınmaz." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasa'nın 169. maddesinde ormanların ülke yönünden taşıdığı büyük önem gözetilerek, korunmaları ve geliştirilmeleri konusunda ayrıntılı düzenlemelere yer verilmiştir. Bu özel ve ayrıntılı düzenlemenin ülkemizde orman örtüsünün sürekli yok edilmesi gerçeğinden kaynaklandığı kuşkusuzdur. Anayasa'nın 169. maddesinin gerekçesinde de belirtildiği gibi maddenin birinci fıkrası doğal kaynaklarımızın en önemlilerinden biri olan ormanların korunması ve sahaların genişletilmesi için Devlete gereken tedbirleri alıp kanun koymayı ve bütün ormanların gözetimi ödevini getirmektedir. (ANYM., 13/09/2000 tarih ve E:2000/14, K:2000/21 sayılı kararı)
Ormanlık alanda verilen izne konu edilen kamu yararı ile ormanın muhafazasındaki kamu yararının karşılaştırılmasının yapılması zorunluluğu Anayasa'nın 169. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez." hükmünden kaynaklanmaktadır.
Anayasa Mahkemesi'nin 22/11/2007 tarih ve E:2004/67, K:2007/83 tarihli kararında; zaruret halinin, talep edilen faaliyetin orman ekosistemi dışında gerçekleştirilmesi imkanı bulunmaması durumu olarak anlaşılması gerektiği vurgulanmaktadır.
Dava konusu uyuşmazlığın çözümü için, kamu yararı sağlayan iki etkinlikten hangisinde “kamu yararının” daha çok olduğunun, hukuksal anlamda “üstün kamu yararının” hangisinde olduğunun belirlenmesi gerekmektedir. Bu nedenle izin işleminde ormanların devamlılığının sağlayacağı kamu yararı ile madencilik iznine ait kamu yararı kıyaslamasında "üstün kamu yararı" kavramının değerlendirilmesi uygun olacaktır.
Uyuşmazlıkta, davacı şirket tarafından, İstanbul ili, Şile ilçesi ... Mahallesinde bulunan ... ruhsat ve ... erişim numaralı IV-a grubu işletme ruhsatlı sahada üretim faaliyeti için 35.925,00 m² maden işletme izin alanı, 2.308,50 m² pasa döküm izin alanı, 1.113,50 m² toprak depo izin alanı olmak üzere toplam 39.347,00 m² orman alanında 16/01/2028 tarihine kadar maden işletme faaliyeti yürütmek amacıyla yapılan ilave izin başvurusunun, talep alanının kısmen %71'den fazla kapalılıkta verimli Devlet Ormanı alanında kalması sebebiyle reddedildiği görülmüş ise de Mahkemesince yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda dosyaya kazandırılan 06/12/2021 havale tarihli bilirkişi raporunda yer verilen tespitlere bakıldığında "izin talep edilen sahanın orman yapısının etkilenmesi ve ormanın verimliliğinin düşmesi anlamında bir olumsuzluk görülmediği, bunun temel nedeni ise izin talep edilen sahanın doğal orman yapısında olmaması ya da doğallığının düşük olması olduğu, izin sahası içinde yapılan gözlem sırasında kapatılan maden alanları üzerinde ağaçlandırma ve ıslah çalışmalarının yapılmış olması sahada çalışan şirketin ağaçlandırma maliyetlerinin ormancılık örgütüne ödeyip sahayı terk etmediğini diğer bir ifade ile yasal olarak üzerine düşenleri yerine getirdiği ve çevre orman dokusuna zarar vermeden çalışmalarını sürdürdüğü kanaatini oluşturduğu, bu anlamda sahaların bakımının yapılması, çalışılan sahalar nedeniyle çevre ormanlar üzerinde kirlilik yaratmaması kamuoyu tepkisinin de karşılanmasında önemli bir delil oluşturmakta olup hem şirket hem de ormancılık örgütü açısından yine olumlu bir durum olarak değerlendirildiği,...,Sahilköy'de bulunan inceleme alanındaki ocakta üretilen kuvars kumlarının ateşe dayanımı yaklaşık olarak 1700*C üzerinde olduğu için silika tuğla üretiminde kullanılmaya uygun özelliklere sahip olup bölgede üretilen diğer kuvars kumlarından sanayide kullanım açısından daha avantajlı özelliklere sahip olduğu, inceleme alanındaki üretilen kuvars kumunun sadece cam sektöründe değil döküm kumu, silika tuğla gibi döküm sanayinde kullanıma uygun hammadde olup ayrıca yapı sanayinde kullanıma da uygun olduğu, bu nedenle, sanayide kullanıma uygun kuvars kumunun yurt dışından temini yerine üretiminin dava konusu alandan ülke kaynaklarının kullanılarak yapılmasının ülke ekonomisine sağlayacağı katkı ve kamu adına yararının daha fazla olacağı,... izin talebinde bulunulan alanın ağaçlandırma yoluyla orman olan sahalardan olduğu, doğal orman yapısından olmadığı, izin alanının alt kısmında madencilik faaliyeti yapıldığı ve bu sahadaki çalışmadan dolayı izin istenen %71'den fazla kapalılığa sahip orman parçasında herhangi bir zarar (toz vb zararlılardan kaynaklanan) oluşmadığı, orman alanının sağlığının tam olduğu, bu nedenle yapılacak madencilik faaliyetin gerçekleşmesiyle orman bütünlüğünü bozacak bir durumun söz konusu olmadığı ve ormancılık açısından da sakınca görülmediği, orman yapısının geri dönülemez bir tahribatla karşı kaşıya olmadığı, söz konusu alanda çalışmalar bittikten sonra ağaçlandırma ile tekrar eski yapısına kavuşacağı, ancak işletme süresince orman varlığı kaybının bir gerçek olduğu kanaati oluşmamakla birlikte ormancılık tekniği ve mevzuatı açısından izin alanında madencilik faaliyeti yapılmasının sakınca içermediği..." görülmüştür.
Bu durumda, dosyada mevcut olan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden; izin talebinde bulunulan alanın ağaçlandırma yoluyla orman olan sahalardan olduğu, doğal orman yapısında olmadığı, izin alanının alt kısmında halihazırda madencilik faaliyeti yapıldığı ve bu sahadaki çalışmadan dolayı izin istenen %71'den fazla kapalılığa sahip orman parçasında herhangi bir zarar oluşmadığı, orman alanının sağlığının tam olduğu, bu nedenle yapılacak madencilik faaliyetin gerçekleşmesiyle orman bütünlüğünü bozacak bir durumun söz konusu olmadığı ve bilirkişilerce ormancılık açısından da sakınca görülmediği, orman yapısının geri dönülemez bir tahribatla karşı karşıya olmadığı, söz konusu alanda çalışmalar bittikten sonra ağaçlandırma ile sahanın tekrar eski yapısına kavuşacağı, diğer yandan inceleme alanında üretilen kuvars kumunun sadece cam sektöründe değil döküm kumu, silika tuğla gibi döküm sanayinde kullanıma uygun hammadde olduğu ayrıca yapı sanayinde kullanıma da uygun olduğu, bu nedenle, sanayide kullanıma uygun kuvars kumunun yurt dışından temini yerine üretiminin dava konusu sahadan, ülke kaynakları kullanılarak yapılmasının ülke ekonomisine sağlayacağı katkı ve kamu adına yararının sahanın orman olarak kullanılmasından daha fazla olacağı sonucuna ulaşıldığından davacının ilave orman izni başvurusunun reddine ilişkin dava konusu işlemlerde hukuka uygunluk bulunmadığı açıktır.
Bu itibarla, davanın reddi yönündeki... İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... gün ve E:... K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
4\. Kesin olarak 20/10/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY :
(X)- Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dava konusu edilen izin işlemine konu edilen alanın %71'den fazla kapalılıkta devlet ormanı olduğu, alanın meşe, karaçam ve karaçam meşceresi olduğu, özellikle karaçam ağaçlarının bulunduğu yerin tam kapalı olduğu, meşe ağaçlarının bulunduğu yerin ise yapraklı haliyle tam kapalı olduğu bilirkişi raporunda tespit edilmiş olup, tam kapalı alanlar için orman izni verilmesi hukuken mümkün olmadığından dolayı bu yönde verilen temyize konu karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından, onanması gerektiği gerekçesiyle aksi yönde oluşan çoğunluk kararına katılmıyoruz.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.