Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2023/1634
2025/8213
5 Kasım 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/1634
Karar No : 2025/8213
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Madencilik İnşaat Tur. San. Tic. Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, Diyarbakır ili, Hani ilçesi ... köyü mevkiinde bulunan İR:... ruhsat no'lu toplam 271.845,75 m² alanda II.B Grup mermer madeni işletmesi çalışması yapılmak için maden işletme ve alt yapı tesis izni talebiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin Şanlıurfa Orman Bölge Müdürlüğü İzin ve İntibak Şube Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı yazısı ile bildirilen Orman Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davalı idarece çevresel etkiler ve madencilik faaliyetlerinin ormanlardaki olumsuz sonuçları değerlendirilerek başvurunun reddedildiği belirtimiş ise de; davacı şirkete ait başvuru dosyası incelendiğinde, arazi üzerinde yapılan inceleme neticesinde düzenlenen izin raporunda da söz konusu maden sahası için maden üretim izni olduğu, ülke ekonomisine katkı sunacağı ve orman dışında yapılması mümkün olmayan faaliyetin gerçekleştirilmesinde kamu yararı olduğu ve 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 16. maddesine göre davacı şirkete izin verilmesinde sakınca olmadığının belirtilmesi karşısında, ilgili mevzuat uyarınca izin verilmesi ve izin süresine ilişkin olarak idarenin takdir yetkisi bulunduğu konusunda kuşku bulunmamakta ise de; bu yetkinin mutlak ve sınırsız olmadığı, söz konusu duruma ilişkin gerekçenin de hukuken itibar edilebilir tarzda ortaya konulması gerektiğinin tabii olduğu, bu kapsamda idarenin mahalli görevlilerince oluşturulan komisyonun yerinde yaptığı tespit ve saptamaların aksine herhangi bir gerekçeye dayanmaksızın talebin reddedildiği, davalı idarece davacının izin talebine konu faaliyet ve tesislerin orman sahasına hangi zararları vereceği, bu zararların madencilik faaliyetlerinin yürütülmesine kesin olarak engel olacak ağırlık ve nitelikte bulunup bulunmadığı, bir başka anlatımla faaliyetin etkilerinin makul seviyede kalıp kalmayacağı, orman sahasının madencilik faaliyetlerinin tamamlanmasının ardından rehabilite edilip edilemeyeceği yönünde somut tespitlere dayandırılmaksızın sadece mevzuatın tanıdığı takdir hakkı kapsamında tesis edildiği anlaşılan dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uygunluk bulunmadığı, öte yandan, işbu iptal kararının davacı şirkete doğrudan maden arama izni verilmesi sonucunu doğurmayacağı, davalı idarece belirtilen mevzuat uyarınca yapılacak tespitlere göre işlem tesis edileceği belirtilerek dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, orman alanlarında gerçekleştirilecek olan madencilik faaliyetlerinin, ekonomik getirisi dışında doğal dengenin korunması, çevresel olumsuz etkileri yönünden de değerlendirilmesi gerektiği, dava konusu işlemin 6831 sayılı Orman Kanunu hükümleri dikkate alınarak tesis edildiği, söz konusu Kanun ve ilgili Yönetmelik gereği izin verilebilecek en uzun sürenin ruhsat süresiyle sınırlandırıldığı, davacının talebinin reddinin mevcut yasaların Bakanlığa verdiği yetkilerden kaynaklandığı, ilgili şirkete maden işletme ve alt yapı tesisi izninin verileceğine ilişkin taahhüt verilmediği, ÇED, SİT, ruhsat gibi belgelerin alınmasının kesinlikle izin verileceği anlamına gelmediği, talebin değerlendirmeye tabi tutulduğu anlamına geldiği, takdir yetkisi kapsamında işlemin tesis edildiği, bu nedenle tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1\. Temyiz isteminin reddine,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3\. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4\. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5\. Kesin olarak, 05/11/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY :
(X) 1-Uyuşmazlık; orman izni başvurusunun reddine ilişkin işlemin iptali istemine ilişkindir.
2-Hukuki Durum; Anayasanın 169. Maddesinde; Devletin, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyacağı ve tedbirleri alacağı,...ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemeyeceği kuralına yer verilmiştir.
6831 sayılı Orman Kanunun 16.maddesinde;... Devlet ormanları sınırları içindeki tohum meşcereleri, gen koruma alanları, muhafaza ormanları, verimli orman alanları, orman parkları, endemik ve korunması gereken nadir ekosistemlerin bulunduğu alanlarda maden aranması ve işletilmesinin, Tarım ve Orman Bakanlığının muvafakatine bağlı olduğu hükme bağlanmıştır.
3-Genel Değerlendirme; Orman sınırları içerisinde maden arama ve işletme faaliyetlerinin yapılabilmesi için zorunlu olan orman izni başvuruları üzerine, orman teknik personelince mahallinde inceleme yapılarak 'izin verilmesinde sakınca olduğuna - olamadığına' yönünde izin raporu düzenlendiği, bu raporu orman işletme müdürünün uygun bulduğu ya da bulmadığı, akabinde 2014/1 sayılı Genelge uyarınca Değerlendirme Formu düzenlendiği ve Bölge Müdürünce teklifin onaylandığı ya da uygun bulunmadığı, Orman Genel Müdürlüğü'ne sunulan bu teklifin uygun görüldüğüne ya da talebin kabul edilmediğine ilişkin nihai olarak karar verildiği, bu kararda 'sahanın orman olarak kullanılmasında kamu yararı görüldüğü yada görülmediği' şeklinde soyut ve genel bir ibare bulunduğu, talebin uygun görülmemesi üzerine açılan davalarda davalı idarece soyut ve genel ifadelerin tekrarlandığı ya da savunma veya temyiz dilekçesinde izine konu alanın verimli orman olduğu ve ne kadar ağaç kesileceği yönünde somut iddialar ileri sürüldüğü görülmektedir.
Dairemizde bulunan dava dosyaları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; mahallinde yapılan tespit üzerine olumlu görüş bildirilmesine ve bölge müdürlüğü tarafından bu görüş yönünde teklif sunulmasına rağmen, davalı genel müdürlük tarafından genel ve soyut ifadeler ile talebin reddedildiği, buna karşın açılan davalarda verilen savunma veya temyiz dilekçelerinde idari işleme somut gerekçeler sunulduğu görülmüş, orman izni taleplerinin karşılanması konusunda davalı idarenin kendi birimleri arasında çelişkili, istikrarsız ve belirsiz uygulamalar bulunduğu dava dosyalarının bir bütün olarak incelenmesinden anlaşılmıştır.
4-Değerlendirme; Anayasanın 169. maddesinde yer alan Devlet ormanlarının korunması gerektiği ve ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemeyeceği hükmüne rağmen idarenin kendi birimleri arasında çelişkili, istikrarsız ve belirsiz uygulamaları karşısında, dava dosyasında orman varlığına ilişkin tutanak ve beyanların bulunması halinde, yargı yerlerince ilk izin ve ilave izin işlemlerine ilişkin davalarda, konunun objektif ve rasyonel şekilde değerlendirilebilmesi için, mahallinde keşif ve inceleme yapılarak ulaşılan sağlıklı ve güvenilir verilerin bilirkişi raporu olarak dava dosyasına konulması gerekmektedir.
İzne konu alandaki orman varlığına ilişkin verilerin öncelikle idarece tespit edilmesi ve buna göre işlem tesis edilmesi gerektiği, bir başka anlatımla sebep gösterilmeden işlem tesis edilmemesi gerektiği ileri sürülebilir ise de, genel müdürlük işleminde soyut ve genel ifadeler kullanılarak talep reddedilse bile, genel müdürlüğe sunulan bölge müdürlüğünün teklif dosyasında gerek izin raporunda, gerekse tamim uyarınca yapılan değerlendirme formunda somut olarak, orman varlığına ilişkin veriler bulunduğundan, bu verilerin tek tek genel müdürlük onayına yazılmaması halinin, işlemi münhasıran kusurlandırmayacağı sonucuna ulaşılmakla, bu iddiaya hukuken itibar edilmemiştir.
Bununla birlikte idari işlemde sebep gösterilmediği ya da tek sebep gösterildiği davalarda, idarece savunma dilekçesinde gösterilen sebep esas alınarak inceleme yapılması, öyle ki idarece savunmada gösterilen diğer sebepler üzerinden ya da resen yargı organının tespit ettiği sebep üzerinden "sebep ikamesi yapılması", idari yargı mercilerinin yerleşmiş uygulamasıdır.
5-Sonuç itibari ile; orman bölge müdürlüğünce genel müdürlüğe sunulan teklif dosyasında yer alan izin raporunda ve değerlendirme raporunda orman varlığıyla ilgili somut verilerin bulunduğu, bu veriler gözetilerek talebin reddedilmesininin, idari işlemin sebep unsuru yönünden eksik olduğu sonucunu doğurmayacağı, mahallinde düzenlenen teklif dosyasında mevcut olan verilerin tek tek işlemde yazılmamasının davaya konu işlemi kusurlandırmayacağı, dava dosyasında veriler mevcut iken işlemi sebep unsuru bulunmadığından dolayı iptal etmenin dava dosyalarının uzamasına sebep olan şekilci bir yorum ve uygulama olacağı, bu sebeple bu veriler esas alınarak talebin reddedildiği sonucuna varılarak uyuşmazlığın çözümünde bu verilerin değerlendirilmesi gerektiği, bunun da ancak mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle doğruluğunun denetlenebileceği, bu yapılmaksızın verilen kararın bozulması gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararına katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.