Danıştay danistay 2022/854 E. 2025/3872 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2022/854
2025/3872
21 Nisan 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/854
Karar No : 2025/3872
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACILAR): 1- ... 2- ... 3- ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, ...'in 16/11/2010 tarihinde Akdeniz Belediyesi sınırları içinde yer alan ve dava dışı ... tarafından ruhsatsız işletildiği iddia edilen trambolinde kafasını demire çarpmak suretiyle yaralanması nedeniyle uğramış oldukları zararın tazmini istemiyle 04/02/2019 tarihli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ve davacılardan ... için 150.000,00 TL, anne ... için 75.000,00 TL ve baba ... için 75.000,00 TL olmak üzere toplam 300.000,00 TL manevi, davalı ...'in kaza sebebiyle % 92 oranında engelli kalması nedeniyle fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak üzere şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işletilecek faizi ile birlikte hesaplanarak davalı idareden alınarak davacılara ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacılardan ....'in 16/11/2010 günü Akdeniz Belediyesi sınırları içinde yer alan ve ... tarafından ruhsatsız işletildiği iddia edilen trambolinde kafasını demire çarpmak suretiyle yaralandığı, olay sonrası davacının uzun süre yoğun bakımda kaldığı ve nihayetinde % 92 oranında engelli kaldığının sabit olduğu, dosya içinde yer alan diğer bilgi ve belgeler birlikte incelendiğinde, ...Sulh Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:... sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporunda; ''dava konusu olayın meydana geldiği trambolinin 16/11/2010 tarihinden yaklaşık 15-20 gün önce kurulduğu'' tespitine yer verildiği, ayrıca ... Sulh Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla Akdeniz Belediyesi zabıta müdürü ... hakkında; ''dava konusu tramboline dair herhangi bir şikayet ve ihbar bulunmadığı, rutin denetimlerde tramboline rastlanmadığı, söz konusu trambolinin bayramdan kısa bir süre önce kurulduğu ve olayın meydana geldiği, sanığın kasten yada taksirle görevini ihmal ettiğine dair mahkumiyetine yeterli kesin, her türlü şüpheden uzak vicdani kanaat oluşturacak delil elde edilmediğinden'' görevi kötüye kullanma suçundan beraat kararı verildiği bu nedenle idarenin, bu konuda ihmal ve kusurunun bulunduğundan söz edilemeyeceği, olayda davacıların maddi ve manevi tazminat taleplerinin karşılanmasına olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, kazaya sebep olan trambolinin 1,5-2 yıldır orada bulunduğu, davacı ...'in kafasını trambolinin altında bulunan demirlere çarptığı, Belediye Kanunu'nun 15. maddesi 1. fıkrası uyarınca davalı idarenin meydana gelen olaydan sorumlu olduğu, davacının bakıma muhtaç hale geldiği, davacının 23 gün yoğun bakımda, sonrasında hastanede uzun süre fizik tedavi gördüğü, ailenin yaşanan süreçte maddi manevi kayıpları olduğu, davacının 11/07/2012 tarihli muayenesinde tüm vücut fonksiyon kaybının % 96 olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, dava konusu olay nedeniyle yapılan ceza yargılaması neticesinde belediye zabıta müdürüne kusur atfedilmediği, müdürün beraat ettiği, bu durumda idareye husumet yöneltilemeyeceği, dava konusu kazada idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı, davacının anne, babasının yaşanan olayda velayetten kaynaklanan sorumluluklarının bulunduğu, davacıların maddi zararlarını ispat edemedikleri, olayın davacı ...'in kendi kusurundan meydana geldiği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra davacıların adli yardım talebinin Mahkemece kabul edildiği dikkate alınarak, işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dava; davacılardan ...'in 16/11/2010 tarihinde Akdeniz Belediyesi sınırları içinde yer alan ve dava dışı ... tarafından ruhsatsız işletildiği iddia edilen trambolinde kafasını demire çarpmak suretiyle yaralanması nedeniyle uğramış oldukları zararın tazmini istemiyle davalı idareye yapılan zarar tazminine ilişkin 04/02/2019 tarihli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ve olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle maddi manevi tazminat talebi istemiyle açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesinde; "1. İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir. 2. Görevli olmayan adli (…) yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz." hükümlerine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle tam yargı davası açılabilmesi için; maddi olayın, zarara sebep olan eylemin idariliğinin ve yol açtığı zararın kesin olarak ortaya konulması zorunludur.
İdari eylem, idarenin işlevi sırasında bir hareketi, bir davranışı, bir tutumu veya hareketsizliği; idari karar ve işlemle ilgisi olmayan, başka bir deyişle öncesinde, temelinde bir idari karar veya işlem olmayan salt maddi tasarrufları ifade etmektedir. Dolayısıyla zarara sebep olan eylemin idariliği ve yol açtığı zarar bazen eylemin yapılmasıyla veya olayın gerçekleşmesiyle birlikte ortaya çıkarken, bazen de çok sonra, değişik araştırma, inceleme, ceza soruşturma ve kovuşturması veya kesin sağlık raporları sonucu ortaya çıkabilmektedir.
Esasen, idari eylemin bütün unsurlarıyla öğrenildiği ve zararın tam olarak ortaya çıktığı tarih dikkate alınmadan 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinde öngörülen bir ve beş yıllık sürenin hesaplanması, bazı hallerde dava açma hakkının kullanılamaması sonucunu doğuracaktır. Eylemin idariliğinin ve/veya zararın ortaya çıkmasıyla kullanılması mümkün olan dava açma hakkını ortadan kaldırır biçimde süre hesabı yapılmasının ise hak arama özgürlüğüyle bağdaşmayacağı gibi, dava açma süresini saptarken, bir yandan davanın hakkaniyetine halel getirecek kadar abartılı şekilcilikten, öte yandan, kanunla öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir gevşeklikten kaçınılması gerektiği de açıktır.
2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinde, idari eylemlerden doğan zararlar için doğrudan tam yargı davası açılması konusu düzenlenmektedir. Tam yargı davasının açılabilmesi; idari bir eylem; zarar; zarar ile idari eylem arasında illiyet bağının bulunması gerekmektedir.
Madde tam yargı davası açılmadan önce, idari eylemin yazılı bildirim veya başka suretle öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurularak hakkın yerine getirilmesinin istenmesini aramaktadır.
Hukuki sorumluluğun koşullarının, her zaman, maddede öngörülen süreler içinde, olayın meydana geldiği anda ve bir arada ortaya çıkması mümkün olamamaktadır.
Zararın idari eylemden kaynaklandığının bu sürelerden sonra ortaya çıkması mümkün olabildiği gibi, zararın gerçek miktarı veya illiyet bağı daha sonra da ortaya çıkabilmektedir. Bütün bu olasılıklar göz önünde bulundurulduğunda, 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinin, yargıya başvuru hakkını ortadan kaldırmayacak, ancak maddeyi de işlevsiz bırakmayacak bir şekilde yorumlanması ve uygulanması gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, davacılardan ...'in yaralanmasına ilişkin olayın 16/11/2010 tarihinde gerçekleştiği, olaya ilişkin olarak trambolin sahibi ve belediye zabıta müdürüne karşı "Görevi Kötüye Kullanma ve Taksirle Bir Kişinin Yaralanmasına Sebep Olma" suçlarından dava açıldığı, dava sonucunda her ne kadar belediye zabıta müdürü hakkında beraat kararı verilse de davacıların belediyenin sorumluluğunu öğrendikleri, davacı ...'in dava dilekçesinden aynen "...kazadan sonra 23 gün yoğun bakımda olmak üzere toplam 33 gün ... Devlet Hastanesinde yattıktan sonra tedavisi ... Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Hastanesinde devam etmiştir. İlk gidişinde 3 ay 16 gün Ankara Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Hastanesinde kaldıktan sonra doktorlar psikolojisinin iyi olmaması sebebiyle bir süre Mersin'e ailesinin yanına dönmesine karar vermişlerdir. İkinci gidişinde yine 1 ay kaldıktan sonra dönmüş ve son olarak 2 ay 10 gün tedavi görmüştür." şeklinde tedavi sürecinin belirtildiği, dava dilekçesinde dayanılan % 92 engelli olduğuna ilişkin raporun 07/09/2011 tarihli Mersin Devlet Hastanesi Özürlü Sağlık Kurulu Raporu olduğu, sonrasında davacılar vekili tarafından 04/02/2019 tarihinde idareye hizmet kusurundan doğan zararın giderilmesi istemiyle başvuru yapıldığı ve davalı idarenin başvuruya cevap vermemesi üzerine işbu davanın açıldı görülmüştür.
Olayın yaşanma süreci kronolojik olarak incelendiğinde; 16/11/2010 tarihinde meydana gelen olay sebebiyle olaydan hemen sonra davalı idare personeli hakkında dava açıldığı ve 22/01/2014 tarihinde beraat kararı verildiği, söz konusu kararın kesinleşme tarihi 24/09/2019 tarihi olsa da beraat kararı kesinleştiği için bu tarihin beklenmesinde davacılar yönünden menfaat bulunmadığı, davacının hastane ve tedavi sürecinin 2011 yılı sonuna kadar devam ettiği, dava dilekçesinde dayanılan sağlık kurulu raporu dışında dosyada davacı hakkındaki en son raporun 05/02/2014 tarihli olduğu görülmüştür. Bu tarihlere göre davacıların eylemin idariliği, zarar ve zararın tam olarak ortaya çıktığı tarihlere, idareye olaya ilişkin zararlarının giderilmesi için başvurdukları 04/02/2019 tarihinden çok önce vakıf oldukları açık olduğundan davanın esasının süre aşımı nedeniyle incelenmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, davanın esastan reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf istemlerinin reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararında neticesi itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1\. Temyiz istemlerinin reddine,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:... K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,
3\. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, davacıların adli yardım talebi kabul edildiğinden temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderlerinin tahsiline ilişkin olarak Mahkemesince müzekkere yazılmasına, posta gideri avansından varsa artan tutarın Mahkeme tarafından ilgili tarafa iadesine,
4\. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5\. Kesin olarak, 21/04/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.