Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2022/7321
2025/8190
4 Kasım 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/7321
Karar No : 2025/8190
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALI) : ... Valiliği
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Van ili, Bahçesaray İlçe Jandarma Komutanlığı emrinde ... olarak görev yapmakta iken, "Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, iltisakı veya irtibatı bulunmak." fiilini işlemesi nedeniyle Güvenlik Korucuları Yönetmeliği'nin 17/1-ç-6. alt bendi uyarınca 03/06/2020 tarihli Van Valiliği oluru ile görevine son verilmesine ilişkin işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; görevden çıkarılmaya ilişkin mevzuat incelendiğinde, kişinin, mutlaka terör örgütüyle ve terör faaliyetleriyle arasında mutlak bağ kurulmasının aranmadığı; Milli Güvenlik Kurulu'nca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen "yapı", "oluşum" veya "gruplar"la bağ kurulmasının yeterli görüldüğü, başka bir anlatımla söz konusu bağın yapıya, oluşuma veya gruba "üyelik" veya "mensubiyet" şeklinde olmasının zorunlu olmadığı, "iltisak" ya da "irtibat" şeklinde olmasının da yeterli olduğu, iltisakın; yani yapışıkmış gibi birlikte hareket etme, gönüllü şekilde tabi olma, aynı yöne bakma, olayları aynı bakış açısıyla değerlendirme, eylemlerini bir grubun, örgütün ya da yapının işaretleri, talimatları, yönlendirmelerine göre gerçekleştirme ve bunu yaparken dünyevi ya da uhrevi faydalar umma halinin ve irtibatın; yani bir çıkar ilişkisi nedeniyle gönüllü veya gönülsüz kendi davranışlarını bireysel iletişim yoluyla ya da yazılı ve görsel basın, sosyal medya paylaşımları üzerinden gelen mesajları dikkate alarak belirleme halinin de kamu görevinden çıkarmanın hukuki gerekçeleri arasında sayıldığı, bakılmakta olan davanın bir ceza davası olmadığı, bu nedenle ceza hukuku ilkelerinin ve kurallarının uygulanıp uygulanmadığının işbu davada denetlenme imkanının bulunmadığı, diğer bir ifadeyle bu davada 'suç ve suçlu bulunma halleri'nin değil, görevinden çıkartılan kişinin Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen "yapı", "oluşum" veya "gruplar"la "iltisak" ya da "irtibat" şeklinde bağın olup olmadığı hususunun değerlendirilmesi gerektiği, davacının sosyal medya paylaşımları üzerine Van Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan adli soruşturma neticesinde verilen ... tarih ve Sor. No:..., K:... sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda özetle; "Bahçesaray İlçe Jandarma Komutanlığınca ...'in whatsapp durum paylaşımında PKK/KCK terör örgütünün propagandası yaptığının tespit edildiği, şüphelinin ifadesinde söz konusu paylaşımın kendisine ait olduğu, fotoğrafları kendisinin çektiği, yanlışlıkla paylaştığını beyan ettiği, tanık ifadelerinin şüphelinin PKK terör örgütünün destekleyici ve övücü paylaşımlar yaptığını, söylemleri olduğunu beyan edilmişse de; şüphelinin whatsapp isimli programda terör örgütünün bayrağı olan fotoğraf paylaşmasının şüphelinin terör örgütüne sempatisini gösterdiği, söz konusu paylaşımın propaganda suçunun yasal unsurlarını taşımadığının anlaşıldığı" gerekçesine yer verildiği, olay nedeniyle Bahçesaray İlçe Jandarma Komutanlığınca yapılan tahkikat sonucu düzenlenen araştırma raporunda davacının özetle; "30/12/2018 tarihinde Cevizlibelen mahallesinde M.Y. isimli şahsı tanıması nedeniyle düğününe ziyaret amaçlı gittiğini, düğün alanında M.Y.'nin sırtına asmış olduğu PKK terör örgütü bayrağını gördüğünü, kendine ait olan telefon ile PKK bayrağını asanları ve elinde PKK terör örgütü renklerini simgeleyen bez parçalarını sallayanları kameraya alarak fotoğraf çektiğini, whatsapp programında farkında olmadan 30/12/2018 günü PKK bayrağını paylaştığını, bilinçli olarak yapmadığını, delil olarak çektiğini" beyan ettiği, araştırma kapsamında diğer korucu başlarının ifadelerinin alındığı, korucu Ş.D.'nin alınan ifadesinde; "...'in meslektaşı olduğu, terör örgütüne destek verdiği, sosyal medyada terör örgütünü destekleyici paylaşımlarını gördüğü, kendisinin Bahçesaray'da terör örgütü yandaşları ile oturup kalktığı, halen terör örgütüne sempati besleyen söylemleri davranışları eylemlerinin olduğu" beyanında bulunduğu, korucu M.T.S.'nin alınan ifadesinde; "...'i tanıdığı, kendisinin terör örgütüne destek verdiği, sosyal medyada evvelden beri terör örgütünü destekleyici paylaşımlarını gördüğü, kendisinin Bahçesaray'da terör örgütü yandaşları ile arkadaşlarının olduğu, halen terör örgütüne sempati besleyen söylemleri, davranışları, eylemlerinin olduğu" beyanında bulunduğu, korucu N.U.'nun alınan ifadesinde; "...'in korucu başkanı ve meslektaşı olduğu, terör örgütüne destek veren söylemlerinin ve eylemlerinin olduğu, sosyal medyada terör örgütünü destekleyici paylaşımlarını gördüğü, kendisinin Bahçesaray'da terör örgütü yandaşları ile arkadaşlık yaptığı, halen terör örgütüne sempati besleyen şahısların düğün, taziye vb. faaliyetlerine katıldığını gördüğü, bahse konu düğün merasimine katıldığı ve whatsapp durum paylaşımını gördüğü" beyanında bulunduğu, davalı idare tarafından savunma dilekçesine eklenen açık kaynak araştırma tutanağına ekli fotoğraflar incelendiğinde ise davacının bahse konu düğüne katıldığı, PKK/KCK silahlı terör örgütünü sembolize eden bezlerin düğüne katılan şahıslar tarafından kullanıldığı, yine bu örgütü sembolize eden kıyafetlerin düğüne katılan şahıslarca giyildiği, örgütü simgeleyen bayrağın duvarda asılı vaziyette bulunduğu, davacının da halay çeken şahıslar arasında olduğu ve arkasındaki duvarda terör örgütünün bayrağının yer aldığının görüldüğü; öte yandan; davalı idarece savunma dilekçesinde davacı hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında ceza yargılaması yapıldığı ve davacının suç üstlenme ve terör örgütü propagandası yapmak suçundan cezalandırıldığı iddia edilse de Mahkemenin 28/09/2020 ve 28/10/2020 tarihli ara kararlarıyla taraflardan ve ... Ağır Ceza Mahkemesinden bahse konu ceza yargılamasının akıbeti ve sonucunda verilen kararın sorulduğu, davalı idarece ara kararına cevap verilmediği, ... Ağır Ceza Mahkemesi ve davacı tarafın ise böyle bir yargılamanın olmadığını bildirdikleri görüldüğünden davalı idarenin bu iddiasına itibar edilmediği, bu durumda; Van Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Sor. No:..., K:... sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararıyla açık olduğu üzere davacının whatsapp isimli sosyal medya uygulamasında listesindeki herkese açık olarak silahlı terör örgütü olan PKK/KCK'yı simgeleyen bayrağın paylaşımını yaptığı, diğer güvenlik korucularının ifadesine göre PKK/KCK silahlı terör örgütüne sempati besleyen şahıslarla ilişkili olduğu, asayiş hizmeti veren kamu görevlisi olmasına rağmen bu şahısların etkinliklerine katıldığı, nitekim açık kaynak araştırma tutanağına göre de bu durumun sabit olduğu ve davacının terör örgütünü sembolize eden bez parçalarıyla görüntülendiği anlaşıldığından, bu çerçevede tanık ifadeleri de dikkate alındığında davalı idarece davacının PKK/KCK silahlı terör örgütü ile irtibat, iltisak ve mensubiyet düzeyinde ilişkisinin olduğu şeklindeki değerlendirmesinin güvenlik koruculuğu hizmetlerinin önem ve niteliği düşünüldüğünde makul ve hakkaniyete uygun düştüğü, böyle bir durumda Anayasayla kurulmuş hür demokratik düzeni ortadan kaldırmayı amaçlayan terör örgütüyle irtibatlı ve iltisaklı bulunduğu konusunda verilere ulaşılan davacının, görevden çıkarma disiplin cezasıyla tecziye edilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: 442 sayılı Köy Kanunu'nun en son 700 sayılı Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile değişikliğe uğrayan Ek 18. maddesi uyarınca 2008/13105 sayılı Güvenlik Korucuları Yönetmeliğinin çıkarıldığı ve Yönetmeliğin 17. maddesinde disiplin hükümleri düzenlenerek, hangi halde hangi disiplin cezalarının verileceği bu şekilde belirlenmiş ise de, Anayasa Mahkemesi'nin 24/03/2022 tarihli 31788 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 24/02/2022 tarihli E:2021/2, K:2022/20 sayılı kararıyla maddede yer alan "...uygulanacak disiplin cezaları..." ibaresinin iptaline karar verildiği; bu durumda, kanuni bir dayanak olmaksızın ceza verilemeyeceği veya verilen cezaların kanuni dayanaklarının sonradan ortadan kalkması halinde cezaların ortadan kaldırılması gerektiği açık olduğuna göre, davacıya disiplin cezası verilmesine dair olan işbu dava konusu işlemin Anayasa Mahkemesi'nin anılan iptal kararı sebebiyle kanuni dayanaktan yoksun hale geldiği; burada, Anayasa Mahkemesi'nin anılan kararında iptal kararının Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak 9 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş olmasının somut olaya etkisinin de değerlendirilmesi gerektiği, Anayasa'nın 152. ve 153. maddeleri dikkate alındığında, Anayasa Mahkemesi'nce bir Kanunun veya KHK'nın tümünün ya da belirli hükümlerinin Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde eldeki davaların Anayasaya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesinin, Anayasanın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine uygun bulunmadığı, bir Kanun ya da KHK'nın uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasını isteme hakkına sahip olan kişilerin de, hak veya menfaatlerini ihlal eden kuralın iptal davası veya itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması halinde iptal hükmünün hukuki sonuçlarından yararlanmaları gerektiği, aksi halde Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararının uygulama tarihinin ayrıca belirlenmesi halinde iptal edilen yasa kuralının uygulanmasının sürdürülmesi nedeniyle bu uygulamaya karşı dava yoluna başvuracakların iptal kararının hukuki sonuçlarından yararlanamayacaklarının kabulü; bir yandan dava yoluna başvuran herkes için Anayasa ile tanınmış olan itiraz hakkının bunlar için fiilen işlemez hale getirilerek ortadan kalkması ve iptal kararının uygulanamaması, öte yandan Anayasa'ya aykırılığı hükmen saptanmış olan bir yasa kuralının uygulanmasının hukuken korunması gibi bir sonuca neden olacağı, ki bu durumun, Anayasanın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırılık teşkil edeceği; dolayısıyla, anılan Anayasa Mahkemesi kararında yürürlüğün ertelenmesine de karar verilmiş olmasının, işbu davada yukarıda aktarılan sonuca ulaşılmasına engel olarak görülmediği gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, Anayasa Mahkemesi iptal kararının yürürlüğünün ertelendiği, işlem tarihinde yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, verilen görev gereği düğüne gittiği, düğün alanının fotoğraflarını yanlışlıkla paylaştığı, hiçbir örgüte üyeliğinin, irtibatının veya iltisakının bulunmadığı, savcılık tarafından terör örgütü propagandası yapmak suçundan hakkında kovuşturma yapmaya yer olmadığına karar verildiği, temyize konu kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Van ili, Bahçesaray İlçe Jandarma Komutanlığı emrinde ... olarak görev yapmakta iken, "Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, iltisakı veya irtibatı bulunmak." fiilini işlediğinden bahisle Güvenlik Korucuları Yönetmeliği'nin 17/1-ç-6. alt bendi uyarınca davacının görevine son verilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 129. maddesinde; memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği hükme bağlanmıştır.
Dava konusu işlem tarihinde yürürlükteki mevzuat aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.
442 sayılı Köy Kanunu'nun Ek 18. maddesinde; güvenlik korucuları ile korucu başlarının; görevlendirme şekilleri, göreve alınmalarında aranacak şartlar, görevleri, uygulanacak disiplin cezaları ve görevlerine son verilmesini gerektiren haller, disiplin amirleri, yararlanacakları giyim eşyaları ile bunların şekli ve verilme zamanları, eğitim ve denetim usûl ve esasları, sicil ve izinleri, ilk müracaatlarında sahip olmaları gereken sağlık şartları, başka bir işte çalışma hakları ile bu Kanunda yer alan diğer hususlara ilişkin uygulamaların Cumhurbaşkanınca çıkarılacak bir yönetmelikle düzenleneceği hükme bağlanmıştır.
Bu madde hükmü uyarınca 09/01/2008 tarih ve 2018/13105 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe giren Geçici Köy Korucuları Yönetmeliği'nde yapılan 11/10/2018 tarih ve 182 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile değiştirilen Güvenlik Korucuları Yönetmeliği'nin "Disiplin Cezaları" başlıklı 17. maddesinin (ç) 'görevden çıkarma' başlıklı 1. bendinde; '(1)Bir daha güvenlik korucusu olarak görevlendirilmemek üzere görevlendirilmelerindeki esas ve usullere uyularak görevle olan ilişiğin kesilmesidir. Göreve son verme cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:' hükmü, aynı maddenin 6. alt bendinde; "Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, iltisakı veya irtibatı bulunmak." hükmü, "Disiplin cezası vermeye yetkili amirler" başlıklı 18. maddesinde; '(5) Görevden çıkarma cezası ilk disiplin amirinin teklifi, üst disiplin amirinin uygun görmesi ve komisyonun düzenleyeceği rapor üzerine vali tarafından verilir.' hükmü, "Savunma Hakkı" başlıklı 20/A maddesinde; '(1) Güvenlik Korucusu hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez. (2) Soruşturmayı yapanın veya komisyonun yedi günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmayan güvenlik korucusu savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.' hükümlerine yer verilmiştir.
24/03/2022 tarihli 31788 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 24/02/2022 tarihli E:2021/2, K:2022/20 sayılı kararı ile 442 sayılı Köy Kanunu'nun Ek 18. maddesinde yer alan "...uygulanacak disiplin cezaları..." ibaresinin iptaline, iptal kararının yürürlüğünün 9 ay ertelenmesine karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesi tarafından iptal kararının yürürlüğünün 9 ay ertelenmesine ilişkin süre dolmadan, 30/11/2022 tarih ve 32029 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7422 sayılı Kanun ile 442 sayılı Köy Kanunu'na "Güvenlik korucularına verilecek disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller" başlıklı 74/A, "Ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenler" başlıklı 74/B, "Uygulanacak hükümler" başlıklı 74/C maddelerinin eklendiği görülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasa'nın 38. maddesinin birinci fıkrasında, "Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz." hükmü ile "suçun kanuniliği" ilkesi; üçüncü fıkrasındaki "Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur." hükmü ile "cezanın kanuniliği" ilkesi benimsenmiştir.
Ceza Hukukunda, bir eylemin suç sayılabilmesi için, eylem sahibinin kusurlu iradesinden doğması, kanunda yazılı tipe uygun bulunması ve bir yaptırım uygulanmasını gerektirmesi şarttır. Disiplin suçu, kamu görevlisinin ilgili Kanunlarda tanımı yapılan ve kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı taşıyan kuralların ihlali sonucunu doğuran eylemleridir. Ceza ise, suç tanımına uyan eylemi gerçekleştiren kişilere uygulanacak olan ve nev'i, süresi ve miktarları kanunla belirlenen yaptırımlardır. Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemeyeceği gibi kanunun başka bir ceza öngördüğü eylem için daha ağır bir ceza verilemez. Zira "cezada kanunilik" ilkesi, kişinin belli bir suçla ilgili olarak kanunda öngörülmeyen bir ceza ile ya da kanunda öngörülen daha ağır bir ceza ile cezalandırılmasına imkan vermez.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "Kanunsuz ceza olmaz" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında da hiç kimsenin, işlendiği zaman ulusal veya uluslararası hukuka göre suç oluşturmayan bir eylem veya ihmalden dolayı suçlu bulunamayacağı; aynı biçimde, suçun işlendiği sırada uygulanabilir olan cezadan daha ağır bir cezanın verilemeyeceği yönündeki düzenlemeye yer verilmiştir.
Anayasa'nın 38. maddesinde idari suç ve cezalar ile adli suç ve cezalar arasında bir ayrım yapılmadığından, her ikisi de bu maddede öngörülen ilkelere tabidir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 5. maddesinde, "Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır." denilerek suç ve cazalar hakkında bu Kanunda düzenlenen genel hükümlerin, idari veya adli suç ve ceza ayrımı yapılmaksızın uygulanması gerektiği ifade edilmiştir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesinin 1. fıkrasındaki "...İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar." şeklinde ifade edilen hükme göre, bir suçun işlendiği zamandaki Kanun hükmü ile sonradan yürürlüğe giren Kanun hükmü birbirinden farklı olduğu takdirde, fail hakkında lehe olan hüküm uygulanacaktır. Lehe olan hükmün saptanabilmesi için suç tarihinde yürürlükte bulunan kanuni düzenleme ile sonradan yürürlüğe giren kanuni düzenlemenin tüm yönleriyle değerlendirilmesi gerekmektedir.
Dava konusu görevden çıkarma işleminin dayanağı olan Güvenlik Korucuları Yönetmeliği'nin 17-1/ç-6 alt bendinde yer alan "Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara (...) iltisakı veya irtibatı bulunmak." hükmünün, 442 sayılı Köy Kanunu'nun 74/A-(ç)-6 alt bendinde de aynen yer aldığı anlaşılmaktadır.
Anayasa Mahkemesince; iltisaklı kavramının kavuşan, bitişen, birleşen; irtibatlı kavramının ise bağlantılı anlamına geldiği belirtilmiş, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamlarının yargı içtihatlarıyla belirlenebilecek durumda olduğu, iltisak ve irtibat kavramları açısından yapılacak değerlendirmenin ise kişilerin cezai sorumluluğun bulunup bulunmadığından bağımsız olarak sadece kişinin kamu görevine iade edilmesinin uygun olup olmadığı yönünden yapılacak bir incelemeden ibaret olacağı vurgulanmıştır. (E:2018/89, K:2019/84, T:14/11/2019, P:30, R.G 13/02/2020 / 31038 ).
Yine Anayasa Mahkemesi'nin 23/07/2024 tarih ve E:2023/25, K:2024/139 sayılı kararında 442 sayılı Köy Kanunu'nun 74/A-(ç)-6 alt bendi yönünden yapılan değerlendirmede; "64. Kural uyarınca görevden çıkarmaya esas alınan fiillerin irtibat ve iltisak kapsamında bulunup bulunmadığının tespitinde idarenin takdir yetkisi bulunmakla birlikte bu yetki sınırsız nitelikte değildir. Kuralda temel ölçüt olarak öngörülen, kavuşan, bitişen, birleşen anlamına gelen iltisaklı kavramı ile iki unsur arasında ilişki sağlamayı ifade eden irtibatlı kavramları arasında derece/aşama ve yoğunluk olarak fark bulunsa da kural bağlamında söz konusu kavramların terör örgütü veya benzeri yapıların düşünce ve amacının benimsenerek hareket edilmesi ya da farklı nedenlerle de olsa söz konusu örgüt ya da yapının faaliyetleriyle ilgili ve uyumlu davranışlarda bulunulması anlamına geldiği açıktır. Başka bir ifadeyle kural kapsamında görevden çıkarılmayı gerektiren fiillerin, millî güvenliğe aykırı faaliyette bulunan örgüt veya oluşumların düşünce ve amacının içselleştirildiği ya da olağanlaştırıldığı sonucunu doğurmaya elverişli olması gerekir." ifadelerine yer verilmiştir.
Bu durumda, yukarıda İdare Mahkemesi kararı özetinde de yer alan görüntü kayıtları, tanık ifadeleri, Savcılık tarafından "terör örgütüne yönelik sempatisi olduğu" ancak "terör örgütü propagandası yapmak suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı" gerekçesiyle verilen kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karardaki tespitler göz önünde bulundurulduğunda, "Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara (...) iltisakı veya irtibatı bulunmak" fiilinin işlendiğinin sabit olduğu anlaşıldığından, davanın reddine karar verilmesi gerekirken dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
4\. Kesin olarak 04/11/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.