Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2022/7228
2025/8639
14 Kasım 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/7228
Karar No : 2025/8639
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALI) : ... Valiliği
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Van ili, Başkale ilçesinde "Güvenlik Korucusu" olarak görev yapan davacı tarafından, Güvenlik Korucuları Yönetmeliği'nin 17/ç.4 maddesi uyarınca görevden çıkarılmasına ilişkin Van Valiliğinin ...tarih ve...sayılı işleminin iptali ile mahrum kalınan özlük ve parasal hakların iadesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacı hakkında usulüne uygun şekilde yapılan idari soruşturma neticesinde, davacının 26/06/2019 tarihinde Van ili, Başkale ilçesi, ... Mahallesinde meydana gelen kasten öldürme olayına ilişkin Başkale Sulh Ceza Hakimliğinin ... değişik iş sayılı kararına istinaden hakkında yakalama kararı bulunan A. Y. isimli şahsı evinde sakladığının sabit olduğu, zira davacının da bu durumu ikrar ettiği, öte yandan, ''Suçluyu Kayırma" suçundan davacı hakkında yapılan yargılama neticesinde... Asliye Ceza Mahkemesi tarafından... tarihli ve E..., K... sayılı kararında, "...sanığın, kasten öldürme suçunun şüphelisi ... isimli şahsın barınmasına yönelik olarak yer temin etmek suretiyle araştırma ve yakalamadan kurtulması için imkan sağladığı, böylelikle TCK'nın 283/1. maddesinde tanımlanan suçunun sübut bulduğu..." gerekçesiyle suçluyu kayırma suçunu işlediği sabit görülerek hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu durumda; dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile ilgili mevzuat hükümlerinin davacı hakkında yürütülen idari tahkikat neticesinde elde edilen veriler ile davacıyla ilgili ceza soruşturmasında elde edilen deliller ile birlikte değerlendirilmesinden, davacının suç işleyen şahsı sakladığı sonucuna varıldığından, davacının savunması alınmak suretiyle kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen kararda; "Güvenlik korucuları ile korucu başlarının; görevlendirme şekilleri, göreve alınmalarında aranacak şartlar, görevleri, uygulanacak disiplin cezaları ve görevlerine son verilmesini gerektiren haller, disiplin amirleri, yararlanacakları giyim eşyaları ile bunların şekli ve verilme zamanları, eğitim ve denetim usûl ve esasları, sicil ve izinleri, ilk müracaatlarında sahip olmaları gereken sağlık şartları, başka bir işte çalışma hakları ile bu Kanunda yer alan diğer hususlara ilişkin uygulamalar Cumhurbaşkanınca çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenir." şeklindeki 442 sayılı Köy Kanununun en son 700 sayılı Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile değişikliğe uğrayan Ek 18. maddesi uyarınca 2008/13105 sayılı Güvenlik Korucuları Yönetmeliği'nin çıkarıldığı ve Yönetmeliğin 17. maddesinde disiplin hükümleri düzenlenerek, hangi halde hangi disiplin cezalarının verileceği bu şekilde belirlenmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin 24/03/2022 tarihli 31788 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 24/02/2022 tarihli E:2021/2, K:2022/20 sayılı kararıyla maddede yer alan "...uygulanacak disiplin cezaları..." ibaresinin iptaline karar verildiği, bu durumda, kanuni bir dayanak olmaksızın ceza verilemeyeceği veya verilen cezaların kanuni dayanaklarının sonradan ortadan kalkması halinde cezaların ortadan kaldırılması gerektiği hususunun açık olduğu, davacıya disiplin cezası verilmesine dair olan işbu dava konusu işlemin Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararı sebebiyle kanuni dayanaktan yoksun hale geldiği anlaşıldığından, dava konusu işlemin iptali gerektiği sonucuna ulaşıldığı, burada, Anayasa Mahkemesinin anılan kararında iptal kararının Resmi Gazetede yayımlanmasından başlayarak 9 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş olmasının somut olaya etkisinin de değerlendirilmesi gerektiği, bir Kanun ya da KHK'nın uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasanın 153. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasını isteme hakkına sahip olan kişilerin de, hak veya menfaatlerini ihlal eden kuralın iptal davası veya itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması halinde iptal hükmünün hukuki sonuçlarından yararlanmaları gerektiği, aksi halde Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararının uygulama tarihinin belirtilen amaçla ayrıca belirlenmesi halinde iptal edilen yasa kuralının uygulanmasının sürdürülmesi nedeniyle bu uygulamaya karşı dava yoluna başvuracakların iptal kararının hukuki sonuçlarından yararlanamayacaklarının kabulü; bir yandan dava yoluna başvuran herkes için Anayasa ile tanınmış olan itiraz hakkının bunlar için fiilen işlemez hale getirilerek ortadan kalkması ve iptal kararının uygulanamaması, öte yandan Anayasa'ya aykırılığı hükmen saptanmış olan bir yasa kuralının uygulanmasının hukuken korunması gibi bir sonuca neden olacağı, bu durumun Anayasanın üstünlüğü ve Hukuk Devleti ilkesine aykırılık teşkil edeceği, öte yandan; Anayasanın 125. maddesinde, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğunun kurala bağlanmış olduğu, yapılan yargılama neticesinde hukuka aykırılığı saptanan işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı özlük ve parasal hakların davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulüne, ... İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, işlem sebebiyle yoksun kalınan parasal ve özlük hakların davacıya verilmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, dava konusu göreve son işleminin usul ve mevzuata uygun tesis edildiği, davacının işlemiş olduğu suçtan dolayı hakkında soruşturma yapıldığı, savunmasının alındığı, görevden çıkarma cezası verildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Başkale Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve ... sayılı iddianamesiyle 26/06/2019 tarihinde Van ili, Başkale ilçesi, ... Mahallesinde meydana gelen kasten öldürme olayına ilişkin Başkale Sulh Ceza Hakimliğinin...değişik iş sayılı kararına istinaden hakkında yakalama kararı bulunan A. Y. isimli şahsın yakalamasına yönelik olarak 01/07/2019 tarihinde Nöbetçi Cumhuriyet Savcısınca gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında davacının ikameti için arama emri verildiği, verilen arama emrine istinaden davacının ikametinde yapılan aramada A. Y. isimli şahsın yakalanması üzerine "suçluyu kayırma" suçundan Başkale Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldığı, söz konusu adli soruşturmadan idarenin haberdar olması üzerine davacı hakkında idari soruşturma da başlatıldığı, soruşturma neticesinde; "Terör örgütü mensuplarını veya suç işleyenleri saklamak, yerinin bildiği halde söylememek veya suç delillerini yok etmek." eylemini gerçekleştirdiği gerekçesiyle Güvenlik Korucuları Yönetmeliğinin 17/1-(ç) maddesinin 4. alt bendi uyarınca davacının görevine son verilmesi üzerine anılan işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 129. maddesinde; memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği hükme bağlanmıştır.
Dava konusu işlem tarihinde yürürlükteki mevzuat aşağıdaki şekildedir.
442 sayılı Köy Kanunu'nun Ek 18. maddesinde; geçici köy korucuları ile korucu başlarının; görevlendirme şekilleri, göreve alınmalarında aranacak şartlar, görevleri, uygulanacak disiplin cezaları ve görevlerine son verilmesini gerektiren haller, disiplin amirleri, yararlanacakları giyim eşyaları ile bunların şekli ve verilme zamanları, eğitim ve denetim usûl ve esasları, sicil ve izinleri, ilk müracaatlarında sahip olmaları gereken sağlık şartları, başka bir işte çalışma hakları ile bu Kanunda yer alan diğer hususlara ilişkin uygulamaların Milli Savunma Bakanlığı ve Maliye Bakanlığının görüşü üzerine İçişleri Bakanlığınca hazırlanacak ve bu maddenin yayımı tarihinden itibaren altı ay içinde Bakanlar Kurulunca çıkarılacak bir yönetmelikle düzenleneceği hükme bağlanmıştır.
Bu madde hükmü uyarınca 09/01/2008 tarih ve 2018/13105 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe giren Geçici Köy Korucuları Yönetmeliği'nde yapılan 11/10/2018 tarih ve 182 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile değiştirilen Güvenlik Korucuları Yönetmeliği'nin "Disiplin Cezaları" başlıklı 17. maddesinin (ç) 'görevden çıkarma' başlıklı 1. bendinde; '(1)Bir daha güvenlik korucusu olarak görevlendirilmemek üzere görevlendirilmelerindeki esas ve usullere uyularak görevle olan ilişiğin kesilmesidir. Göreve son verme cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:' hükmü, aynı maddenin dördüncü bendinde; 'Terör örgütü mensuplarını veya suç işleyenleri saklamak, yerini bildiği halde söylememek veya suç delillerini yok etmek' hükmü, "Savunma Hakkı" başlıklı 20/A maddesinde; '(1) Güvenlik Korucusu hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez. (2) Soruşturmayı yapanın veya komisyonun yedi günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmayan güvenlik korucusu savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.' hükümlerine yer verilmiştir.
24/03/2022 tarihli 31788 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 24/02/2022 tarihli E:2021/2, K:2022/20 sayılı kararı ile 442 sayılı Köy Kanunu'nun Ek 18. maddesinde yer alan "...uygulanacak disiplin cezaları..." ibaresinin iptaline, iptal kararının yürürlüğünün 9 ay ertelenmesine karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesi tarafından iptal kararının yürürlüğünün 9 ay ertelenmesine ilişkin süre dolmadan, 30/11/2022 tarih ve 32029 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7422 sayılı Kanun ile 442 sayılı Köy Kanunu'na "Güvenlik korucularına verilecek disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller" başlıklı 74/A, "Ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenler" başlıklı 74/B, "Uygulanacak hükümler" başlıklı 74/C maddelerinin eklendiği, 74/A maddesinde göreve alınmada aranacak şartları kaybetme koşuluna ise, disiplin cezası olarak görevden çıkarma sebepleri arasında yer verilmediği görülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasa'nın 38. maddesinin birinci fıkrasında, "Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz." hükmü ile "suçun kanuniliği" ilkesi; üçüncü fıkrasındaki "Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur." hükmü ile "cezanın kanuniliği" ilkesi benimsenmiştir.
Ceza Hukukunda, bir eylemin suç sayılabilmesi için, eylem sahibinin kusurlu iradesinden doğması, kanunda yazılı tipe uygun bulunması ve bir yaptırım uygulanmasını gerektirmesi şarttır. Disiplin suçu, kamu görevlisinin ilgili Kanunlarda tanımı yapılan ve kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı taşıyan kuralların ihlali sonucunu doğuran eylemleridir. Ceza ise, suç tanımına uyan eylemi gerçekleştiren kişilere uygulanacak olan ve nev'i, süresi ve miktarları kanunla belirlenen yaptırımlardır. Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemeyeceği gibi kanunun başka bir ceza öngördüğü eylem için daha ağır bir ceza verilemez. Zira "cezada kanunilik" ilkesi, kişinin belli bir suçla ilgili olarak kanunda öngörülmeyen bir ceza ile ya da kanunda öngörülen daha ağır bir ceza ile cezalandırılmasına imkan vermez.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "Kanunsuz ceza olmaz" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında da hiç kimsenin, işlendiği zaman ulusal veya uluslararası hukuka göre suç oluşturmayan bir eylem veya ihmalden dolayı suçlu bulunamayacağı; aynı biçimde, suçun işlendiği sırada uygulanabilir olan cezadan daha ağır bir cezanın verilemeyeceği yönündeki düzenlemeye yer verilmiştir.
Anayasa'nın 38. maddesinde idari suç ve cezalar ile adli suç ve cezalar arasında bir ayrım yapılmadığından, her ikisi de bu maddede öngörülen ilkelere tabidir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 5. maddesinde, "Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır." denilerek suç ve cazalar hakkında bu Kanunda düzenlenen genel hükümlerin, idari veya adli suç ve ceza ayrımı yapılmaksızın uygulanması gerektiği ifade edilmiştir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesinin 1. fıkrasındaki "...İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar." şeklinde ifade edilen hükme göre, bir suçun işlendiği zamandaki Kanun hükmü ile sonradan yürürlüğe giren Kanun hükmü birbirinden farklı olduğu takdirde, fail hakkında lehe olan hüküm uygulanacaktır. Lehe olan hükmün saptanabilmesi için suç tarihinde yürürlükte bulunan kanuni düzenleme ile sonradan yürürlüğe giren kanuni düzenlemenin tüm yönleriyle değerlendirilmesi gerekmektedir.
442 sayılı Köy Kanunu'nun "Güvenlik Korucularına Verilecek Disiplin Cezalarının Çeşitleri ile Ceza Uygulanacak Fiil ve Haller" başlıklı 74/A maddesi incelendiğinde; dava konusu işleme esas "Terör örgütü mensuplarını veya suç işleyenleri saklamak, yerini bildiği halde söylememek veya suç delillerini yok etmek" şeklinde belirtilen Güvenlik Korucuları Yönetmeliğindeki düzenlemenin, Köy Kanunu'ndaki yeni düzenlemede aynen yer aldığı görülmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; davacı hakkında önce görevden uzaklaştırma, sonrasında dava konusu göreve son işleminin tesis edildiği, davacının adli ve idari soruşturma dosyasında suçtan ve idari soruşturmadan kurtulabilmek amacıyla olaya ilişkin birbirinden farklı ifadelerinin bulunduğu şöyle ki; ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... tarih E:... K:... sayılı "Suçluyu Kayırma" suçu sebebiyle davacı hakkında verdiği kararın gerekçesinde; "Sanık ...'ın soruşturma aşamasında vermiş olduğu ifadesinde K.Y'nin A.Y. Tarafından öldürüldüğünü öğrendiği ve olay gecesi evine geldiğini beyan ettiği, sanığın kovuşturma aşamasında verdiği talimat yoluyla alınan 08/07/2020 tarihli savunmasında olay günü evde uyuyorken A.Y'nin evine geldiğini ve kendisini misafir odasına aldıklarını beyan ettiği, sanığın Mahkememizdeki 15/10/2020 tarihli savunmasında ise olay günü görevli olduğunu, eve geç geldiğini, A.Y.'yi eve kardeşinin aldığını, A.Y.'nin eve geldiğini fark etmediğini, kendisi ile jandarmalar gelene kadar hiç konuşmadığını, A.Y.'nin evde olduğunu kendisine jandarmaların söylediğini savunduğu, sanığın aşamalardaki her üç ifadesinin de birbirleri ile çelişkili olduğu, sanığın kovuşturma aşamasında verdiği savunmalarının da kendi içinde büyük tezatlıklar içerdiği, A.Y. İle sanık ... arasında akrabalık bulunduğu, sanığın Mahkememizde verdiği savunmasında A.Y.'nin arandığını bilmediği yönündeki savunmasının hayatın olağan akışına aykırı ve suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, nitekim sanık 15/10/2020 tarihli savunmasında A.Y.'nin evde olduğunu bilmediğini beyan etmiş ise de, 01/07/2019 tarihli ev arama tutanağında A.Y.'nin dün geldiğini ve içeride uyuduğunu beyan ettiğinin tutanak altına alındığı, aynı şekilde sanık olay günü korucu görevi nedeniyle uygulamada olduğunu evde olmadığını savunmuş ise de, Başkale İlçe Jandarma Komutanlığı'nın 21/06/2021 tarihli yazısından sanığın olay günü herhangi bir görevlendirmesinin olmadığının anlaşıldığı, bu haliyle sanığın kasten adam öldürme suçunun şüphelisi olan A.Y.'nin barınmasına yönelik yer temin etmek suretiyle araştırma ve yakalanmadan kurtulması için imkan sağladığı..." şeklinde davacının suçluyu kayırma suçunu işlediği sabit görülerek 5 (beş) ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, davacı hakkında Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına karar verildiği, davacı idari soruşturmada hakkında uzaklaştırma kararı verilen Araştırma Raporu'nda yer alan ifadesinde: "A.Y. İsimli şahsı tanırım. Benim kız kardeşim A.Y. İsimli şahsın oğlu F. İle evlidir. 26/06/2019 günü ... Köyünde meydana gelen K.Y.'nin öldürülmesi olayını A.Y.'nin işlediğini tanıdık ve akrabalarım vasıtası ile öğrenmiştim. Olay sonrası kaçtığından bilgim vardı. 30/06/2019 günü saat 22:00 sıralarında A.Y. benim ... Mahallesi Testili Sokağında bulunan evime geldi. Şahsın evime kadar kiminle ve nasıl geldiğini bilmiyorum kendisine de sormadım. Kendisine su ve çay ikram ettim. Kendisine neden kaçtığını karakola neden teslim olmadığını sormam üzerine hasımlarından korktuğu için kaçtığını, Aydemir Jandarma Karakoluna teslim olmak istediğini söyledi. O gece hep beraber aynı evde yattık. 01/07/2019 günü sabah saat 05:00 sıralarında jandarma ekiplerinin kapımızı çalması üzerine uyandım. Bana arama kararını göstererek adam öldürme olayı şüphelisi A.y. İsimli şahsı aradıklarını söylediler. Ben de kendilerine A.Y.'nin evimde olduğunu ve içeride uyuduğunu söyleyerek uyuduğu yeri bizzat gösterdim...." şeklinde öldürme olayından haberdar olduğunu ve şüpheli kaçağı evine aldığını belirttiği, dava konusu göreve son işlemi öncesi verdiği savunmasında ise; "30/06/2019 tarihinde ben ve kardeşim N.D. evimde uyuduğumuz esnada A.Y. adında uzaktan akrabamız olan ve daha önce çoğu zaman misafirliğe gelip evimizde kalmış olan şahıs kapımızı çaldı. Kapıyı kardeşim açmış sonradan gelip bana haber verdi. Biz de akrabamız olduğundan sık sık gelip gittiğinden her zamanki gibi misafirliğe gelmiş herhalde diyerek eve aldık. Önemle belirtmek isterim ki, hem akrabamız olduğu için hem de daha önce de misafirliğe geldiği için eve aldık. Cinayet suçuna karıştığından veya cinayet suçu bir kenara herhangi bir suça karıştığından asla haberim yoktu...." şeklinde birbirinden farklı ifadeler verdiği görülmektedir.
Asliye Ceza Mahkemesi kararı, idari soruşturma ifade ve kararları birlikte değerlendirildiğinde; davacının akrabası olan A.Y. isimli şahsın adam öldürme olayını yukarıda kendi beyanı ile sabit olmak üzere, akrabalarından öğrendiği, bu nedenle A.Y. isimli şahsın arandığından haberdar olduğu, olay tarihinde görevde bulunmadığı, akrabası olduğu için şahsı eve aldığı, sabaha karşı jandarma ekiplerince A.Y. isimli şahsın davacının evinde teslim alındığı açık olduğundan isnat edilenin sabit olduğu anlaşılmış olup, buna dayanılarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir. Dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediğinden davacının parasal ve özlük hakların iadesine yönelik talebinin de reddi gerekmektedir.
Bu itibarla, davanın reddi yönündeki ... İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin kabulü, Mahkeme kararının kaldırılması, dava konusu işlemin iptali, parasal ve özlük hakların davacıya verilmesi yönündeki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka uygunluk görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. Temyiz isteminin kabulüne,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
4\. Kesin olarak, 14/11/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.