Danıştay danistay 2022/6478 E. 2025/3453 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2022/6478
2025/3453
10 Nisan 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/6478
Karar No : 2025/3453
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR : 1- (DAVALI)
... Köyü Muhtarlığı
VEKİLİ : Av. ...
2-(DAVACILAR)
1-...
2-...
3-...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar ... ve ...'ın çocukları, ...'ın ise kardeşleri ... ve ...'ın ... Köyü Muhtarlığı tarafından yaptırılan tarımsal sulama amaçlı havuzda boğularak 08/04/2016 tarihinde vefat ettiği olayda hizmet kusuru bulunduğundan bahisle 20.000,00 TL (miktar artırımı sonucu 243.227,32 TL) maddi ve 700.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; suda boğulmanın gerçekleştiği tarımsal sulama amaçlı havuzun; kuzeyi dışında etrafının hayvan ve insan girişine açık olduğu, herhangi bir koruyucu tedbirin alınmadığı sabit olup bu konuda ihtilaf da bulunmadığı, yerleşim yeri dışında bulunan havuzun köy halkının mal ve can güvenliğini tehlikeye sokmaması için gerekli tedbirlerin ilgili idarelerce alınması gerektiği, bu bağlamda olayda idarenin hizmet kusurunun bulunduğu açık olup kusur durumlarının değerlendirilmesi gerektiği, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunun il özel idaresinin görev ve sorumluluklarını düzenleyen 6/1-b maddesinde, il özel idaresinin imar, yol, su, kanalizasyon, katı atık, çevre, acil yardım ve kurtarma, orman köylerinin desteklenmesi, ağaçlandırma, park ve bahçe tesisine ilişkin hizmetleri belediye sınırları dışında yapmakla görevli ve yetkili olduğunun hüküm altına alındığı, olayda, dava konusu tarımsal amaçlı sulama havuzunun yerleşim yeri dışında davalı Niğde İl Özel Idaresinin sorumluluk sınırında kaldığı, belediye sınırları dışında kalan imar, yol, su vs. konularında görev ve sorumluluğu bulunan davalı Niğde İl Özel İdaresi'nin, belediye sınırları dışındaki sorumluluk sahasında sulama ile ilgili tesislere ilişkin can ve mal güvenliğinin korunmasına yönelik gerekli tedbirleri alması gerektiğinden, havuz inşaasından sorumlu olan ... Köyü Muhtarlığı ile birlikte meydana gelen boğulma olayında hizmet kusuru olduğu, gelinen noktada, Mahkemece yapılan değerlendirmede; davalı ... Köyü Muhtarlığı'nın tarımsal amaçlı sulama havuzunun inşaasına ilişkin can ve mal güvenliğinin korunmasına yönelik gerekli tedbirleri alması gerektiğinden asli kusurlu olduğu ve davacıya ödenmesi gereken tazminat miktarının %75'ini, kendisine kusur atfedilen Niğde İl Özel İdaresinin ise %25'ini karşılaması gerektiği sonucuna ulaşıldığı, bu bağlamda, davacıların maddi tazminat isteminin değerlendirilmesine gelince; dava dilekçesinde müteveffa her iki çocuk için davacılar ... ve ... tarafından 10.000,00-er TL olmak üzere toplam 20.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatının idareye başvuru tarihi olan 22/03/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte istenildiği, bilahare 26/03/2018 tarihinde verilen dilekçe ile istenilen maddi tazminat miktarının davalı ... için 110.215,48-TL, ... için 133.011,84-TL olarak ıslah edildiği ve ıslah dilekçesinin 30/03/2018 tarihinde davalı idarelere tebliğ edildiği, dosyada mevcut sağlık kurulu raporunda, ... ve ...'ın suda boğularak vefat ettiği, her iki çocuğun desteğinden yoksun kalan davacı anne ve babanın maddi kayıplarının hesaplanması amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, 12/03/2018 tarihinde dosyaya sunulan aktüerya bilirkişisi raporunda özetle, her iki çocuğunun desteğinden yoksun kalan davacı baba ... için 110.215,48-TL, anne ... için 133.011,84-TL maddi zarar miktarının oluştuğu, buna göre davacı anne ve babanın maddi zararlarının toplamının 243.227,32-TL olduğu, tazmini gereken maddi tazminat tutarının tespitinde müterafik kusurun da (zarar görenin kusuru) dikkate alınması gerektiği, olayda mütevaffaların yaşlarının küçüklüğü, ailesinin gözetimindeyken gözden kaybolduğu ve köyden 400 metre uzaklıkta tepelik arazide bulunan sulama havuzunda boğuldukları dikkate alındığında, 4721 sayılı Yasa gereğince müteveffaları gözetim ve koruma yükümlülüğü bulunan ailesinin gözetim, koruma ve özen yükümlülüğünü ihmal ettiği dolayısıyla %50 kusuru olduğu sonucuna ulaşıldığından, tespit edilen maddi tazminat tutarının %50'sinin davacı anne va babaya ödenmesi gerektiği, bu durumda, talep olunan ve bilirkişi raporuyla belirlenen 243.227,32-TL maddi tazminat tutarının %50'si olan 121.613,66-TL'nin, 20.000,00-TL'sinin idareye başvuru tarihi olan 22/03/2017'den itibaren, 101.613,66-TL'sinin ıslah dilekçesinin davalı idarelere tebliğ tarihi olan 30/03/2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesi gerektiği, idarelerinin kusur durumuna ilişkin yapılan açıklamalar mucibince, söz konusu tutarın 91.210,25-TL'sinin yasal faiziyle birlikte davalı ... Köyü Muhtarlığınca, kalan 30.403,42-TL'sının yasal faiziyle birlikte Niğde İl Özel İdaresi tarafından ödenmesi gerektiği, davacıların manevi tazminat istemine gelince; davacılar ... ve ... tarafından her iki çocuk için 250.000,00-er TL, abla ... tarafından 200.000,00-TL olmak üzere toplam 700.000,00-TL manevi tazminat talebinde bulunulmuş olduğu, olayda yukarıda açıklanan manevi tazminata ilişkin koşulların oluştuğu, davacıların iki çocuğunun vefatı ile sonuçlanan olayın meydana gelişi, sonuçları dikkate alındığında; ... ve ... için 100.000,00'er TL, ... için 20.000-TL olmak üzere toplam 220,000,00-TL manevi tazminat Mahkemece uygun görüldüğü, ancak zikredilen müterafik kusur oranı dikkate alındığında 110.000,00-TL manevi tazminatın davalı idarelerce, idareye başvuru tarihi olan 22/03/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesi gerektiği, yine idarelerin kusur durumu dikkate alınarak 82.550,00-TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ... Köyü Muhtarlığı'ndan, 27.500,00-TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte Niğde Il Özel İdaresi'nce davacılara ödenmesi gerektiği gerekçesiyle, 121.613,66-TL maddi tazminatın 20.000,00-TL'sinin idareye başvuru tarihi olan 22/03/2017'den itibaren, 101.613,66-TL'sinin ıslah dilekçesinin tebliğ tarihi olan 30/03/2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlike davacılara (91.210,25-TL'sinin yasal faiziyle birlikte davalı ... Köyü Muhtarlığınca, kalan 30.403,42-TL'sının yasal faiziyle birlikte Niğde İl Özel İdaresi tarafından ödenmesine) fazlaya ilişkin maddi tazminat talebi yönünden davanın reddine, 110.000,00-TL manevi tazminatın davalı idarelerce, idareye başvuru tarihi olan 22.03.2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine (82.550,00-TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ... Köyü Muhtarlığı'ndan, 27.500,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte Niğde Il Özel İdaresi'nce davacılara ödenmesine) fazlaya ilişkin manevi tazminat talebi yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davalı İl Özel İdaresinin istinaf başvurusunun incelenmesinden; olayda, İl Özel İdaresinin havuz yapımı konusunda proje yapımı, ödenek sağlama, ihale etme, kontrol ve denetim hususunda yetkili olmadığı gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca Niğde İl Özel İdaresinin istinaf başvurusunun kabul edilerek anılan idarenin hasım mevkiinden çıkarılmasına ve davanın ... Köyü Muhtarlığı husumetiyle görülmesi ve istinaf incelemesinin bu idare husumetiyle sonuçlandırılmasına, davalı ... Köyü Muhtarlığı'nın istinaf başvurusunun incelenmesinden; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45 inci maddesinin 3 üncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiği, davacıların istinaf başvurularının incelenmesinden; istinafen incelenen kararın manevi tazminat isteminin kısmen reddine ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun olduğu, öte yandan Niğde İl Özel İdaresi hasım mevkiinden çıkarıldığından hükmedilen 110.000,00-TL manevi tazminatın tamamının davalı ... Köyü Muhtarlığınca davacılara ödenmesi gerektiği, olayda İstinaf Dairesinin 27/10/2020 tarihli ara kararı ile istinabe yolu ile mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, 14/04/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Keşif sırasında havuzun ihatası (korkuluk, tel çit, panel, duvar vb.) tamam, tehlike uyarı ve işaretleri yeterli, girişi önleyici kapı bulunmakta olup kapısı kilitli durumda fakat ışıklı ve sesli alarm sistemi, kamera ve sensör bulunmadığı, olay tarihinde sulama havuzunun ihatasının (Tel Çit ile Çevrilmesi) eksik olduğu, girişte kilit olmadığı, yeterince uyarı levhası ve işareti olmadığı, güvenlik önlemleri alınmadan sulama havuzu içerisine su depolanması veya havuzun işletmeye alınması sebepleri ile muhtar ve ihtiyar heyetinin %50 kusurlu olduğu, olay meydana geldiğinde ... 7, ... 5 yaşında olup aklı selim olmadığı çocukların her türlü sorumluluğunun anne ve babasında bulunduğu, söz konusu kazada çocukların anne ve babasından habersiz ve izinsiz evinden ayrılarak, köyün meskun mahallin dışında bulunan köye yaklaşık 700 metre uzaklıktaki sulama havuza yalnız başlarına gitmeleri, havuza girmeleri veya düşmeleri sonucu boğularak hayatlarının kaybetmelerinden anne ve babalarının %50 kusurlu olduğu, İl Özel İdaresinin havuz yapımı konusunda proje yapımı, ödenek sağlama, ihale etme, kontrol etme konularında bir ilgisinin olmadığı anlaşıldığı, havuz yapımının Muhtarlığın kendi tasarrufu ile Kaymakamlık onayı ile yapıldığı anlaşıldığından çocukların havuza düşüp boğularak hayatını kaybetmesinde kusuru bulunmadığı, havuz yapımı ihalesinde ... Köyü Muhtarlığı ile müteahhit firma arasında herhangi bir sözleşme bulunmadığı için müteahhit firma ve şantiye şefinin kusuru bulunmadığı" tespitlerine yer verildiği, yine İstinaf Dairesinin 30/06/2021 tarihli ara kararı ile davacıların uğramış olduğu maddi zararın tespiti amacıyla alınan aktüerya bilirkişi raporunun PMF-1931 tablosu kullanılarak hesapladığı, oysa uğranılan gerçek maddi zararın tespitinin TRH-2010 tablosu kullanılarak hesaplatılması gerektiğinden, konuya ilişkin ek rapor aldırılması, bunun mümkün olmaması halinde yeniden aktüerya bilirkişisi marifetiyle istinabe yolu ile bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, 27/10/2021 tarihinde dosyaya sunulan aktüerya bilirkişisi raporunda özetle, her iki çocuğunun desteğinden yoksun kalan davacı baba ... için 252.204,27-TL, anne ... için 377.363,39-TL maddi zarar miktarının hesaplandığı, tazmini gereken maddi tazminat tutarının tespitinde müterafik kusurun da (zarar görenin kusuru) dikkate alınması gerektiği, olayda mütevaffeların yaşlarının küçüklüğü, ailesinin gözetimindeyken gözden kaybolduğu ve köyden 400 metre uzaklıkta tepelik arazide bulunan sulama havuzunda boğuldukları dikkate alındığında, 4721 sayılı Yasa gereğince müteveffaları gözetim ve koruma yükümlülüğü bulunan ailesinin gözetim, koruma ve özen yükümlülüğünü ihmal ettiği dolayısıyla %50 kusuru olduğu sonucuna ulaşıldığından tespit edilen maddi tazminat tutarının %50'sinin davacı anne va babaya ödenmesi gerektiği, bu durumda, davacıların vefat eden çocukları ... ve ...'ın desteğinden yoksun kalmaları nedeniyle oluştuğu ileri sürülen maddi zarara ilişkin kısmı yönünden; davalı idarenin olayın oluşumundaki kusur oranı dikkate alındığında, davacı baba ...'ın dava konusu olay nedeniyle taleple bağlı kalınarak 110.215,00-TL, anne ...'ın ise dava konusu olay nedeniyle yine taleple bağlı kalınarak 133.011,84-TL destekten yoksun kalma tazminatı zararının oluştuğu anlaşıldığından, söz konusu toplam 243.226,84-TL maddi zararının davalı idareye başvuru tarihi olan 22/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazmini gerektiği, ilk derece mahkemesince 121.613,66-TL 'ye hükmedildiğinden (Niğde İl Özel İdaresi hasım mevkiinden çıkarıldığından hükmedilen 121.613,66-TL maddi tazminatın tamamının davalı ... Köyü Muhtarlığınca davacılara ödenmesi gerekmektedir.) kalan 121.613,18-TL'nin nin ... Köy Muhtarlığınca idareye başvuru tarihinden itibaren (22/03/2017) ödenmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı, öte yandan; her ne kadar aktüerya bilirkişisi tarafından %5 oranında yetiştirme gideri hesaplanmadığı ve bu tutar babanın destekten yoksun kalma tazminatı hesabından düşülmemiş ise de, davacılar tarafından talep edilen miktarın aktüerya bilirkişisince hesaplanan tutardan çok daha düşük olduğu görüldüğünden, yani babanın destekten yoksun kalma zararından yetiştirme gideri düşülse dahi davacıların talebinden daha yüksek oranda destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanacağından bu eksikliğin raporu kusurlandırmayacağı sonucuna varıldığı belirtilerek davalı ... Köyü Muhtarlığının istinaf isteminin reddine, davacıların istinaf başvurularının kısmen reddine (manevi tazminata ilişkin kısmı), kısmen kabulüne, maddi tazminatın reddedilen kısmının kaldırılmasına, 121.613,66-TL maddi tazminat isteminin kabulüne; kabul edilen 121.613,66-TL maddi tazminatın davalı idareye başvuru tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :
Davacılar tarafından; 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunun il özel idaresinin görev ve sorumluluklarını düzenleyen 6/1-b maddesinde, il özel idaresinin dava konusu olayla ilgili sorumluluğunun açıkça düzenlendiği, bu nedenle temyize konu istinaf kararında Niğde İl Özel İdaresinin hasım mevkinden çıkarılmasının hatalı olduğu, istinaf dairesince yeniden yaptırılan bilirkişi incelemesi sonrasında ıslah haklarının kullanılması için gerekli usulün izlenmediği, 2577 sayılı Kanun'da ıslah hakkının kullanılıp kullanılmayacağı hususunun davacı tarafa ihtarının gerekip gerekmediğine ilişkin açık bir düzenleme bulunmasa da hak kayıplarının önlenmesi amacıyla, esas hakkında karar verilmeden önce bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise bilirkişi raporunun tebliğ edilmesinden sonra tarafların anılan rapora itirazlar değerlendirilerek bu hususta ara kararı alınıp, şayet bilirkişi raporuna itirazlar yerinde görülmeyecek ise, bu durum ile dosyanın esası hakkında karar verilebilecek durumda olduğunun veya dosyada yer alan bilgi ve belgelere göre karar verileceğinin davacıya bildirilerek tazminat talep miktarını artırmak isteyenlere ıslah hakkı imkanı tanınmasının hakkaniyet gereği olduğu, somut olaya bakıldığında, hükme esas alınan raporun ... Bölge İdare Mahkemesi ... Dava Dairesince aldırılan rapor olduğu, ıslah ile ilgili mevzuatın yalın ve net bir sonuca götürmekten uzak olduğu dikkate alındığında, aldırılan ve hükme esas alınan rapor ile birlikte ıslah hakkının kullanılabileceğinin taraflarına ihtarı sağlanarak karar verilmesi gerektiği, kazanın meydana gelmesinde il özel idaresinin ve ... Köyü Muhtarlığının müştereken müteselsilen %100 kusurunun bulunuyor olmasına rağmen davacı müvekkillere %50 kusur verilmiş ve tazminatların da bu oranda düşürülmüş olması hukukun ilke ve prensiplerine aykırı olduğu, yerleşim yerine çok yakın mesafede tarımsal sulama havuzu inşaa eden, bu havuzun sebep olabileceği tehlikeleri ve meydana gelebilecek ölümleri hiçe sayarak hiçbir önlem almayan davalı idareler ... Köyü Muhtarlığı ve Niğde İl Özel İdaresi hakkında %100 kusurlu oldukları belirtilerek karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
Davalı idare tarafından; tarımsal sulama amacı ile Çin Halk Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi'nin finanse ettiği havuzunun yapımına başlanıldığı, inşaatın henüz tamamlanamadığı, projenin inşaat mevzuat hükümlerine uygun şekilde yapılmaya başlandığı, havuzun çevresinde "havuza girmek tehlikeli ve yasaktır" ve " havuz çevresinde piknik yapmak yasaktır" tabelalarının asıldığı, davacıların çocuklarının yasak olan bir yere girerek olayın gerçekleşmesine sebep olduğu, dava konusu olayda köy tüzel kişiliğinin bir kusuru olmadığı ileri sürülmüştür.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Bölge Mahkemesi kararının manevi tazminata ilişkin kısmının onanması, maddi tazminata ilişkin kısmının ise bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacılar ... ve ...'ın çocukları, ...'ın ise kardeşleri ... ve ...'ın ... Köyü Muhtarlığı tarafından yaptırılan tarımsal sulama amaçlı havuzda boğularak 08/04/2016 tarihinde vefat etmesinde hizmet kusuru bulunduğundan bahisle her iki çocuk için artırım hakkı saklı kalmak kaydıyla 20.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 700.000,00-TL manevi tazminat olmak üzere toplam 720.000,00-TL tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup, idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru, hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Tebligat ve cevap verme" başlıklı 16. maddesinin 4. fıkrasına, 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile, "Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir." cümlesi; aynı Kanun'un 5. maddesi ile de, 2577 sayılı Kanuna Geçici 7. madde olarak, "Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır." cümlesi eklenmiştir.
6459 sayılı Kanun'un 4. maddesinin gerekçesinde; "AİHM, devletin sorumluluğuna ilişkin tazminat davalarında, davacıların yargılamanın yavaş işlemesinden doğan zararlarını ortadan kaldıracak yeterli bir çözüm bulunmadığı yönünde ülkemiz aleyhinde ihlal kararları vermektedir. Düzenlemeyle, idarî yargıda açılan tam yargı davalarında talep edilen tazminatın daha yüksek olduğunun dava devam ederken anlaşılması durumunda, davacıya talep edilen miktarı arttırma hakkı verilmemesinin adil yargılanma hakkının ihlali olarak kabul edilmesi sebebiyle, nihai karar verilinceye kadar ıslah suretiyle talep edilen tazminat miktarını arttırma hakkı tanınmaktadır." ifadesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Temyize Konu Kararın Manevi Tazminat İstemine Yönelik Kısmının İncelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın manevi tazminata ilişkin kısmı usul ve kanuna uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, tarafların temyiz istemlerinin reddi ile anılan kararın bu kısmının onanması gerekmektedir.
B) Temyize Konu Kararın Maddi Tazminat İstemine Yönelik Kısmının İncelenmesi:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda, 6459 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktarın, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin artırılmasına olanak tanınmıştır. Madde gerekçesinde de ifade edildiği üzere, yasal değişiklikle ilgililerin uğramış olduğu zararın, dava dilekçesinde gösterilen zarar miktarından fazla olmasına karşın, davacı veya davacıların dava dilekçesinde gösterdikleri zarar miktarını artırmalarına yönelik taleplerinin mahkemelerce kabul edilmeyerek istemle bağlı kalma kuralını uygulayarak dava dilekçesinde gösterilen zarar tutarı kadar tazminata hükmetmelerinden doğan hak kayıplarının giderilmesi amaçlanmıştır. Bir başka ifade ile mahkemelerce istemle bağlı olma kuralı uygulanmak suretiyle verilen kararlara karşı taraflardan herhangi birinin kanun yoluna başvurmuş olması şartıyla davacı veya davacıların artırılan miktara isabet eden harcı ödemek suretiyle kararı veren Mahkemeye verecekleri dilekçe ile bir defaya mahsus olmak üzere dava dilekçesinde gösterilen miktarı artırmaları mümkündür.
Anılan düzenlemede dava miktarının nihai karar verilinceye kadar bir defaya mahsus olmak üzere artırılabileceği hükme bağlanmış ise de, davacının miktar artırım talebinde bulunabilmesi için tazminat miktarının bilirkişi raporu ile tespit edilmiş olması, davacının uğradığı zarar miktarının net ve doğru olarak ortaya konulması ve ortaya çıkan zarar tutarından davacıların usulünce bilgilendirilmeleri amacıyla gerekli hukuki koşulların sağlanmış olması gerekmektedir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunun yeterli görülmemesi üzerine yeniden rapor alınması, bilirkişi raporunun üst mahkeme tarafından hükme esas alınabilecek yeterlilikte görülmemesi veya eksik ve hatalı olduğunun tespit edilmesi üzerine yeniden rapor alınması ve alınan yeni bilirkişi raporu doğrultusunda tazminat miktarının yükselmesi hallerinde yeni hukuki durum ortaya çıkmış olacağından nihai sonuca göre miktar artırım talebinde bulunulmasını teminen davacıya bildirimde bulunulması adil yargılanma hakkının gereği ve maddenin getiriliş amacının tesisi bakımından zorunlu görülmektedir. Eğer yeni duruma göre miktar artırım dilekçesi verilir ise önceki miktar artırımı dilekçesi dikkate alınmaksızın son duruma göre verilen miktar artırım dilekçesinin kabulü, kanun koyucunun amacına ve hakkaniyete uygun olup, bu durumun ikinci kez miktar artırımı yapıldığı şeklinde değerlendirilmesi hak kayıplarına yol açacaktır. Bu nedenle, davacının uğradığı zarar karşılığında ödenecek güncel ve gerçek tazminat tutarının doğru bir şekilde hesaplandığı her yeni raporun davacıya yeniden miktar artırma talebinde bulunma hakkı vereceğinin kabulü adil yargılanma hakkı ve hak arama hürriyetinin zorunlu sonucudur.
Bakılan uyuşmazlıkta; davanın 11/04/2017 tarihinde açıldığı, Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporun davacıya 19/03/2018 tarihinde tebliğ edildiği, davacıların 26/03/2018 tarihli dilekçe ile davalarını ıslah ettikleri, takiben ... İdare Mahkemesince davanın kısmen kabulü kısmen reddine yönelik verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı karara karşı tarafların istinaf isteminde bulundukları, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarihli ara kararı ile dava konusu olayda kimin hangi oranda kusurlu olduğunun tespiti amacıyla istinabe yolu ile mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, dava konusu olayda davalı idarelerden Niğde İl Özel İdaresinin sorumluluğunun bulunmadığı, davacı anne-babanın ise %50 kusurlu olduğuna dair 14/04/2021 tarihli bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edildiği, davacı tarafın 07/06/2021 tarihli dilekçesi ile kusur durumunun belirlendiği rapora hizmet kusuru bulunan idareler ve kusur oranı açısından itiraz ettiği, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin davacının kusur durumuna ilişkin itirazlarını değerlendirmeden, 30/06/2021 tarihli ara kararı ile davacıların uğramış olduğu maddi zararın tespiti amacıyla ilk derece Mahkemesince alınan aktüerya (hesap) bilirkişi raporunun maddi zararı PMF-1931 tablosu kullanılarak hesapladığı, oysa uğranılan gerçek maddi zararın tespitinin TRH-2010 tablosu kullanılarak hesaplatılması gerektiğinden, konuya ilişkin ek rapor aldırılmasına karar verildiği, 26/10/2021 tarihli aktüerya bilirkişi ek raporunun taraflara tebliğ edildiği, davalı idarelerin bu rapora itiraz ettikleri, ancak Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesince davacı tarafın kusur durumuna ilişkin 14/04/2021 tarihli bilirkişi raporuna, davalı idarelerin 26/10/2021 tarihli aktüerya raporuna ilişkin itirazları karşılanmadan ve davacıların ek rapor sonrası miktar arttırım hakkını kullanması imkanı ara kararla sunulmak suretiyle sağlanmadan karar verildiği, bilirkişi raporunda hesaplanan maddi zararın 629.567,66 TL olduğu, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında ise maddi zararın 243.227,32 TL olarak belirlendiği ve bu maddi zarar esas alınarak karar verildiği, İstinaf Dairesinin ise ilk derece Mahkemesi aşamasında yapılan ıslah talebi bağlı kalarak 243.227,32 TL olarak belirlenen maddi zarar miktarına %50 kusur indirimi yaparak 121.613,66-TL maddi tazminatın ödenmesine hükmettiği anlaşılmaktadır.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesince; bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporlarının taraflara tebliğ edildiği ve tarafların söz konusu raporlara itiraz ettiği görülmekte olup, İdare Mahkemesince tarafların itiraz dilekçelerinde iddia ettiği hususların değerlendirilmesi suretiyle itirazların sonucu (kabul edilip-edilmediği) ile davacının miktar arttırımında bulunup bulunmayacağının davacıya bildirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken; ilk derece Mahkemesi aşamasında verilen ıslah dilekçesindeki taleple bağlı kalınarak maddi tazminat istemi hakkında karar verildiği anlaşılmıştır.
Bu itibarla, İdare Mahkemesince tarafların bilirkişi raporlarına yapmış olduğu itirazların değerlendirilmesi ve itirazlarının kabulü halinde ek bilirkişi raporu ve/veya yeniden bilirkişi raporu almak suretiyle karar verilmesi veyahut itirazlarının reddi ile davacının miktar arttırımında bulunup-bulunmayacağı noktasında gerekli bildirim yapıldıktan sonra karar verilmesi gerekirken, bu hususlar gözardı edilerek verilen kararın maddi tazminata ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında; "...her ne kadar aktüerya bilirkişisi tarafından %5 oranında yetiştirme gideri hesaplanmadığı ve bu tutar babanın destekten yoksun kalma tazminatı hesabından düşülmemiş ise de, davacılar tarafından talep edilen miktarın aktüerya bilirkişisince hesaplanan tutardan çok daha düşük olduğu görüldüğünden, yani babanın destekten yoksun kalma zararından yetiştirme gideri düşülse dahi davacıların talebinden daha yüksek oranda destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanacağından bu eksikliğin raporu kusurlandırmayacağı..." belirtilmişse de olay tarihinden müteveffaların 18 yaşını dolduracağı tarihe kadar olan dönem için asgari ücretin %5'i esas alınarak belirlenecek olan tutarın yetiştirme gideri olarak düşülmesi ve davacıların uğradığı zarar karşılığında ödenecek güncel ve gerçek tazminat tutarının doğru bir şekilde hesaplanarak davacıların uğradığı zarar miktarının net ve doğru olarak ortaya konulması gerekmektedir.
Bu durumda, İdare Mahkemesince, maddi tazminata ilişkin olarak yapılacak yargılama neticesinde yeniden bir karar verileceğinden, maddi tazminata ilişkin vekalet ücreti ve yargılama giderleri yönünden bu aşamada inceleme yapılmamıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1\. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesi uyarınca davacı tarafın temyiz isteminin kabulüne, davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının;
a) Maddi tazminata yönelik kısmının BOZULMASINA,
b) Manevi tazminata ilişkin kısmının ise ONANMASINA,
3\. Bozulan kısım hakkında yeniden karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesine,
4\. Kesin olarak, 10/04/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY :
(X)- Dava; davacılar ... ve ...'ın çocukları, ...'ın ise kardeşleri ... ve ...'ın ... Köyü Muhtarlığı tarafından yaptırılan tarımsal sulama amaçlı havuzda boğularak 08/04/2016 tarihinde vefat ettiği olayda hizmet kusuru bulunduğundan bahisle 20.000,00 TL (miktar artırımı sonucu 243.227,32 TL) maddi ve 700.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemi ile açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Tebligat ve cevap verme" başlıklı 16. maddesinin 4. fıkrasına, 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile, "Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir." cümlesi; aynı Kanun'un 5. maddesi ile de, 2577 sayılı Kanuna Geçici 7. madde olarak, "Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır." cümlesi eklenmiştir.
Anılan düzenlemede dava miktarının nihai karar verilinceye kadar bir defaya mahsus olmak üzere artırılabileceği düzenlenmişse de, davacının miktar artırım talebinde bulunabilmesi için tazminat miktarının bilirkişi raporu ile tespit edilmiş olması, davacının uğradığı zarar miktarının net ve doğru olarak ortaya konulması, gerekli hukuki koşulların sağlanmış olması gerekmektedir. Mahkemece alınan raporun yeterli görülmemesi üzerine yeniden rapor alınması, bilirkişi raporunun üst mahkeme tarafından hükme esas alınabilecek yeterlilikte görülmemesi veya eksik ve hatalı olduğunun tespit edilmesi üzerine yeniden rapor alınması ve alınan yeni bilirkişi raporu doğrultusunda tazminat miktarının yükselmesi hallerinde yeni hukuki durum ortaya çıkacağından nihai sonuca göre miktar artırım talebinde bulunulması halinde, önceki miktar artırımı dilekçesi dikkate alınmaksızın son duruma göre verilen miktar artırım dilekçesinin kabulü kanun koyucunun amacına ve hakkaniyete uygun olmakla birlikte, bu yeni bilirkişi raporunun davacıya tebliği ile miktar artırım talebinde bulunulmasını teminen davacıya bildirimde bulunulması gerektiği yönünde bir bildirim yapılması, kanuni düzenlemenin lafzına açıkça aykırı olduğu gibi maksadını da aştığından, davanın maddi tazminata ilişkin kısmının onanmasına karar verilmesi gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyorum.
Nitekim dava dosyasının incelenmesinden; ilk derece Mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporun davacılar vekiline 19/03/2018 tarihinde tebliğ edildiği, davacılar vekilince 26/03/2018 tarihli dilekçe ile davanın ıslah edildiği, davacı tarafın bu hakkını kullanmasını sağlamak için ayrıca bildirim yapılmadığı gözükmektedir.
Öte yandan; bir maddi zararın giderilmesine yönelik açılan tam yargı davalarında tazminat faizi kişinin malvarlığındaki zararının oluştuğu an itibarıyla karşılanması gerekirken, gecikerek ödenmesi karşısında bu gecikmeden dolayı para değerinde enflasyon nedeniyle meydana gelecek azalmayı karşılamaya yönelik olarak hükmedilmektedir.
Maddi zararlar malvarlığında meydana gelen ve para ile değerlendirilebilen bir azalmayı ifade ettiklerinden, bu azalma miktarının idare tarafından telafi edilmediği süre içinde ayrıca enflasyon nedeniyle de kayba uğrayacağı aşikardır. Manevi zararlar ise malvarlığında meydana gelen somut bir azalma olmayıp, kişinin manevi varlığında ortaya çıkan olumsuzluklar olduğundan, manevi tazminat değerinin yargılama sonucu para olarak belirlenmesi zarara uğrayanı tatmin ve de bu zararı meydana getireni cezalandırma aracı olarak kullanılmasından kaynaklanmaktadır.
Bu itibarla ilk defa yargı kararıyla para olarak değerlendirilebilen bir manevi tazminatın önceden davalı idarece belirlenmesi ve de ödenmesinin mümkün olmaması nedeniyle, ödemede gecikmeden bahsedilemeyeceği gibi manevi tazminatın esasen bütün bu hususlar dikkate alınarak "takdiren" belirlenmesi nedeniyle kararın manevi tazminata faiz uygulanması gerektiği yolundaki kısmına da katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.