SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2022/5829 E. 2025/3755 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2022/5829

Karar No

2025/3755

Karar Tarihi

16 Nisan 2025

Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2022/5829 E. , 2025/3755 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/5829
Karar No : 2025/3755

DAVACILAR :
1- ... Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanlığı İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
2- ... Danışmanlık Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
3- ... Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanlık Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
4- ... Tehlikeli Maddeler Güvenlik Danışmanlık A.Ş.
VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ...

DAVALI : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : 18/06/2022 tarihli ve 31870 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanlığı Hizmetleri Hakkında Yönetmelik"in; 5.2-b, 5.3, 6.1, 6.5-b, 6.5-d, 6.6, 7.8, 8.5, 16.5, 16.6, 17.6 ve geçici madde 1.4 maddelerinin iptali istemidir.

DAVACININ İDDİALARI :
Davacılar tarafından, davaya konu Yönetmeliğin 5.2.b. maddesi yönünden, İş Kanunu’na, Anayasaya ve Uluslararası Çalışma Örgütü olan ILO’nun kısmi çalışma konusundaki tanımına aykırı olduğu, sözleşme serbestisi uyarınca hizmet alan ve hizmet veren şirketler ile danışmanların işin niteliğine göre bu süreleri aralarında serbestçe kararlaştırabilmeleri gerektiği, kısmi çalışmanın da tıpkı tam zamanlı çalışma gibi Anayasal bir hak olduğu iddia edilmektedir.
Davaya konu Yönetmeliğin, 5.3 maddesi yönünden, Türk Ticaret Kanunu’nda yer alan haksız rekabete ilişkin hükümlere aykırı olduğu, Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanlığı Kuruluşlarının (TMGDK) ortaklarına SGK ödemeden danışmanlık yapabilme hakkı verildiği, böylece yanında SGK’lı personel çalıştıran firmalara karşı haksız rekabet koşulları oluşacağı, bu maddenin idari işlemin amaç ve sebep unsurlarına açıkça aykırı olduğu ve iptali gerektiği ileri sürülmektedir.
Davaya konu Yönetmeliğin 6.1 maddesi yönünden, Yönetmeliğin amacına ve TMGDK’ların işleyişine aykırı olduğu, zira Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanlarının (TMGD) tehlikeli madde güvenlik danışmanlığı hizmeti alma zorunluluğu olan işletmelerde işin niteliğine, firmanın ölçeğine göre farklı sürelerde bulundukları, kaldı ki TMGD’lerin görevinin salt işletmelere gidip denetim yapmaktan ibaret olmadığı, işletmenin dışında da söz konusu işletmeye ilişkin olarak evrak hazırlama, çeşitli raporlamalar ve Bakanlığın istemiş olduğu sistemsel girişleri yapma ve bir sonraki ziyaret için hazırlık çalışmaları yapmak zorunda oldukları, TMGD’lerin çalışma koşulları ağırlaşacak ve söz konusu sürelerin çok üzerinde bir mesai sarfetmeleri gerekeceği, bu durumun işletmelerle TMGDK’ları karşı karşıya getireceği, hem danışmanları hem de TMGDK’ları mağdur edeceği, ülkedeki ekonomik şartlarla taban tabana zıt bir uygulama olduğu, hayatın olağan akışına aykırı olduğu iddia edilmektedir.
Davaya konu Yönetmeliğin 6.5.b maddesi yönünden, tehlikeli madde güvenlik danışmanının hem bireysel hem de TMGDK bünyesinde danışmanlık yapmasına cevaz verildiği, bu durumun yasalara ve hakkaniyete açıkça aykırı olduğu, söz konusu durumda haksız rekabet koşulları ve hatta sadakat yükümlülüğünün ihlalinin kaçınılmaz olacağı, Uluslararası ADR konvansiyonunda böyle bir kısıtlama bulunmadığı, TMGDK’ların işleyişini zorlaştırdığı ve hatta TMGD’lere bireysel çalışabilme hakkı vermekle TMGD’lerin üzerindeki denetim mekanizmasını da zayıflattığı ifade edilmektedir.
Davaya konu Yönetmeliğin 6.5. maddesinin d bendi yönünden, tehlikeli madde güvenlik danışmanlarına başka 4 firma bünyesinde daha çalışabilme imkanı tanınmakta olduğundan gerek Türk Borçlar Kanunu’ndaki sadakat yükümlülüğüne, gerekse haksız rekabete ilişkin koşullara aykırı olduğu, söz konusu hükmün getirilmesinde herhangi bir kamu yararı bulunmadığı, TMGDK’ların işleyişini zorlaştırdığı ve hatta TMGD’lere bireysel çalışabilme hakkı vermekle TMGD’lerin üzerindeki denetim mekanizmasını da zayıflattığı ifade edilmektedir.
Davaya konu Yönetmeliğin 6.6. maddesi yönünden, çalışma hakkının kısıtlanması anlamına geldiği gibi yetki ve sorumluluğun denkliği ilkesine aykırı olduğu, zira iş tanımında merkezdeki şubenin genel koordinatörü olan danışmana, Türkiye’de TMGDK’ların görev yaptığı 13 Bölgenin birden sorumluluğu verilmekte; ancak sadece bir bölgede danışmanlık yapma yetkisi verilmekte olduğu, yetki ve sorumluluğun denkliği ilkesi gereğince bu ikisinin birbiriyle denk olması icap etiği, söz konusu maddenin idari işlemin amaç sebep ve konu unsurlarına da aykırı olduğu ve idarenin yaptığı işlemde bir sebebe dayanması ve bu sebebin geçerli bir sebep olması hususuna aykırı olduğu gibi kamu yararı da taşımadığı ileri sürülmektedir.
Davaya konu Yönetmeliğin 7.8. maddesi yönünden, Anayasa’da yer alan çalışma hakkına aykırı olduğu, zira TMGD’lerin atamasının zaman zaman e-devlet kaynaklı veya sehven sistemden düşebildiği, bu durumun danışmanın özlük haklarında kayba neden olabileceği gibi, firmalara hizmet veren TMGDK’ları da firmalara karşı zor duruma düşürecek bir madde olduğu, özellikle doğu illerinde çalışan TMGD bulmak oldukça zor olduğu, zaten sayıca az olan danışmanlardan birinin e-devlet kaynaklı veya sehven sistemden düştüğü bir durumda firmalara hizmet vermek üzere atanacak başka bir danışman bulmak oldukça zor ve hatta bazı durumlarda imkansız olacağı, söz konusu hükmün uygulanmasının idari işlemin unsurları bakımından özellikle amaç unsuru bakımından sakat doğması anlamına geleceği iddia edilmeltedir.
Davaya konu Yönetmeliğin 8.5. maddesi yönünden, bu madde ile Bakanlığın sorumluluğu üstünden attığı, danışman ile TMGDK arasında bir muhalefet olduğunda uyuşmazlığı Çalışma Bakanlığına bıraktığı, bu hususun hukuka aykırı olduğu, dolayısıyla idari işlemin tüm unsurları bakımından sakat bir işlem olduğu belirtilmiştir.
Davaya konu Yönetmeliğin 16.5 ve 16.6. maddeleri yönünden, her iki fıkranın da TMGDK’ların işleyişine ve çalışanların çalışma hakkına ve sosyal devlet ilkesine uygun olmadığı, doğu illerinde davacı firma gibi tüm TMGDK’lar danışman bulmakta halihazırda zorlanırken bu madde ile sınırlama getirilmesinin, bu illerde danışmanlardan birinin izinli olması halinde söz konusu şirketlerin uyarı cezası almasının garantisi anlamına geleceği, ceza almak istemeyen ve izin kullanacak danışmanın yerine 10 ataması olmayan danışman bulamayan şirketin, çalışanına izin vermediğindeyse bu kez de İş Kanunu hükümlerine aykın davranmış olacağı ve yine maddi yaptırımla ve haklı fesihe kadar bir dizi yaptırımla karşı karşıya kalabileceği ileri sürülmüştür.
Davaya konu Yönetmeliğin 17.6. maddesinde; daha önceki yönetmelikte bu hükmün aksine açıkça logonun araçlarda kullanılmasına cevaz verildiği, dolayısıyla halihazırda kullanılan logonun kaldırılmasının da davacı firmaya ek maddi külfet getireceği, müktesep olarak kabul edilen bir hakkın iptal edilmesinin kanuna aykırı olduğu, kaldı ki TMGDK’ların yeri geldiğinde Bakanlık adına denetleme yapan, gerekli belgeleri alıp almayacağına karar veren kuruluşlar olduğu ve bu kuruluşlara bir yandan da resmiyet kazandırdığı, bazı firmaların kötüye kullanımının tüm TMGDK’lara mal edilmesinin kabul edilemeyeceği iddia edilmektedir.
Davaya konu Yönetmeliğin geçici madde 1.4. maddesi yönünden, üst hukuk normlarına ve idari işlemin unsurlarına aykırı olduğu, daha önceki yönetmelik ile daha önceden aynı bakanlık tarafından yetki verilen şubeler için adeta bu şubeler yeni açılıyormuşçasına yetki belgesi ücreti talep etmenin, vergisel yükleri olan ve bir çok işçi isdihdam eden işverenleri maddi açıdan sıkıntıya sokmak anlamına geleceği, daha önceden ücret kısmı yatırıldıysa akabinde yatırılan ücretin yenileme ücreti olması gerektiği, aksinin mükerrer ödeme anlamına ve hatta şube yeni açılıyormuş gibi işlem yapılacağı anlamına geleceği bunun da hakkaniyete aykırı olduğu, bu nedenle, iş bu maddenin de iptali gerektiği ileri sürülmektedir.

DAVALININ SAVUNMALARI :
Davaya konu Yönetmeliğin 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi yönünden, ulusal mevzuatta kısmi süreli istihdamın kapsamına ilişkin gerekli yasal düzenlemelerin yapılmış olduğu, bu hususta herhangi bir belirsizlik bulunmadığı, aylık kısmi çalışma süresinin belirlenmesi hususunun, tam süreli çalışma süresinin üçte ikisini geçmeyecek şekilde işin niteliğine ve ihtiyaca göre tamamen ilgili tarafların kararına bırakıldığı, söz konusu bildirime ilişkin taraflar arasında oluşabilecek anlaşmazlıkların, mağduriyetlerin ve kayıt dışının engellenmesi için kısmi iş sözleşmesinde belirlenmiş olan bir aydaki toplam çalışma süresinin belirlenerek idareye bildirilmesi hususunun büyük önem arz ettiği, ulusal mevzuata herhangi bir aykırılık teşkil etmediği; davaya konu Yönetmeliğin 5 inci maddesinin üçüncü fıkrası yönünden, söz konusu maddenin TMGDK ortaklarını SGK primi ödenmesinden muaf tutmadığı yalnızca meslek kodu bildiriminden ilgili mevzuat gereği muaf tutulduğu, ayrıca SGK bildirimine ilişkin muafiyet kararının yetki bakımından Bakanlığın verebileceği bir karar olmadığı, söz konusu madde hükmünün Türk Ticaret Kanununun haksız rekabete ilişkin hükümlerine herhangi bir aykırılık teşkil etmediği savunulmaktadır.
Davaya konu Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin birinci fıkrası yönünden, bu sürenin Yönetmelik yayımlanmadan önceki süreçte idarenin elde ettiği istatistiki bilgiler, yapılan işletme denetimleri yolu ile edinilen bilgiler, uygulamada karşılaşılan sorunlar ile ilgili olarak yapılan geri dönüşler, sektör temsilcileri ile yapılan görüşmeler ve toplantılar, sivil toplum kuruluşları ile kamu kurum ve kuruluşlarının bildirmiş olduğu görüşler doğrultusunda, tehlikeli madde taşımacılık zincirinde yer alan işletmelerin faaliyet konuları ve bu faaliyet konularına bağlı olarak yerine getirmek zorunda oldukları yükümlülükler, iştigal edilen maddenin/maddelerin niteliği (arz ettiği tehlikenin yol açabileceği sonuçlar) ile iştigal edilen tehlikeli madde miktarı (ölçeğine) ve TMGD’ye atfedilen görev ve sorumluluklar dikkate alınarak işletmelerin can, mal ve çevre açısından oluşturacağı risklerin minimize edilmesi amacıyla belirlenmiş olan ve faaliyet belgesi alma zorunluluğu bulunan işletmeler için belirlenmiş asgari bir süre olduğu, söz konusu itiraza konu olan madde hükmünün uygulaması konusunda dağıtımı yapılan talimat yazısında, TMGD’nin işletmeye vermesi gereken asgari hizmet süresine ilişkin bir düzenleme olduğu, söz konusu madde hükmünde belirtilen süre boyunca TMGD'nin, atamasının yapıldığı işletmede, TMGD hizmetinin ne şekilde verileceğinin, TMGD tarafından mevzuat kapsamında işletmede yerine getirilmesi gereken hususlar dikkate alınarak karşılıklı olarak taraflar (TMGDK ve işletme) arasında yapılacak TMGD hizmet sözleşmesi ile belirlenmesi gerektiği ile bu TMGD hizmeti ile ilgili işlemlerin taraflar arasında imzalanacak bu sözleşme kapsamında yerine getirilmesi gerektiğinin bildirildiği, yapılan bu düzenleme ile TMGD'lerin İş Kanununda belirtilen süreler dışında çalıştırılmalarının önüne geçilerek yürütmekte oldukları görevleri ile ilgili sosyal haklarının korunması ve sigorta primini tam olarak yatıran TMGDK'ler ile sigorta primlerini yatırmayan yada eksik yatıran TMGDK'ler arasındaki haksız rekabetin önüne geçildiği ifade edilmiştir.
Davaya konu Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasının (b) ve (d) bentleri yönünden, her iki bentte yer alan madde hükümleri de, kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalışmak isteyen bir TMGD’nin, İş Kanununa göre kısmi süreli olarak çalışabileceği optimum süre ve bu sürede TMGD’nin, her bir faaliyet belgesi için vermesi zorunlu olan asgari hizmet süresi dikkate alınarak düzenlendiği, bu atama sayısının TMGD’nin her bir faaliyet belgesi için verdiği hizmet sürelerinin toplamına bağlı olarak değiştiği, bir TMGDK bünyesinde kısmi süreli istihdam yolu ile çalışan bir TMGD’nin ilgili çalışma mevzuatı kapsamında bir haftada 30 saatin (ilgili mevzuattaki haftalık tam çalışma süresinin üçte ikisi) üzerinde çalıştırılamayacağı ve bu şekilde kısmi iş sözleşmesi ile çalışan bir TMGD’nin haftalık çalışma süresine bağlı olarak Yönetmelikte belirlenmiş sayıda dört faaliyet belgesini geçmemek üzere aynı işletmenin veya farklı işletmelerin faaliyet belgesi atanmak suretiyle hizmet verebileceği, ayrıca kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalışan bir TMGD’nin, çalışmakta olduğu TMGDK bünyesinde yasal azami çalışma süresini doldurmadığı, oranda başka işte çalışması mümkün ve geçerli olduğu, İş Kanunu ve ilgili Yönetmeliğinde yer alan emredici hukuk kuralına uyulduğu, TMGD tarafından sadakat yükümlülüğünün yerine getirilemeyeceği ve haksız rekabete neden olunacağı yönündeki itiraza konu olan hususların her iş kolunda geçerliliği olan ön yargıdan hareketle ortaya konulmuş iddialar olduğu, bu benzeri durumlara ilişkin hususlar karşısında işverenin haklarının, İş Kanunu kapsamında korunduğu savunulmaktadır.
Davaya konu Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin altıncı fıkrası yönünden, tehlikeli madde ile iştigal eden işletmelere TMGD hizmeti vermek üzere Bakanlıkça yetkilendirilen TMGDK’ lerin yetki sınırlarının, Bakanlık bölge müdürlüklerinin yetki sınırları kapsamında bölgesel olarak sınırlandırıldığı, bununla birlikte merkez adresi üzerinden yetkilendirilen TMGDK’ler, merkez adresinin bulunduğu Bakanlık bölge müdürlüğü yetki sınırları dışında kalan illerde Bakanlıktan TMGDK şube yetki belgesi alarak hizmet verebildiği, TMGDK’nin bulunduğu Bakanlık bölge müdürlüğü sınırlarındaki illerdeki işletmelere verilecek hizmete daha hakim olması, idarenin ilgili TMGDK ile kuracağı iletişimde muhatap olarak hazır bulunması, hizmetin takibinin ve kontrolünü sağlaması, TMGD’lerin görevleri sonucunda ortaya çıkacak ve gerektiği durumlarda ilgili kamu kurumları ile de paylaşılacak olan verilerin daha güvenilir olması amacı ile koordinatör TMGD’nin veya şube sorumlusu TMGD’nin hizmet verebileceği işletmelere ilişkin Bakanlık bölge müdürlüğü yetki sınırları çerçevesinde bölgesel bir sınırlama getirildiği, koordinatör TMGD’nin sorumluluğunun TMGDK’nin yalnızca merkezine ilişkin faaliyetleri ile sınırlı olduğu, TMGDK’nin şubesi üzerinden yürüteceği faaliyetlerinden koordinatör TMGD sorumlu tutulmadığı, herhangi bir aykırılık bulunmadığı ileri sürülmüştür.
Davaya konu Yönetmeliğin 7 nci maddesinin sekizinci fıkrası yönünden, bir TMGD’nin bir ayda hizmet verebileceği azami faaliyet belgesi sayısının TMGD’nin Bakanlığa bildirilen istihdam şekli ve TMGD hizmet sürelerinin toplamı esas alınmak suretiyle belirlendiği, bu kapsamda ataması yapılan TMGD, atama işleminde belirtilen hizmet süresini, ilgili ay içinde atamasının yapıldığı faaliyet belgesi kapsamında kullanmış olduğu, söz konusu madde hükmü ile yapılacak iptal işlemleri neticesinde aynı TMGD’nin aynı ay içerisinde Yönetmelikte belirlenmiş olan azami faaliyet belgesinden daha fazla sayıda faaliyet belgesine atanmasını engellenmesi, taraflar açısından oluşacak mağduriyetlerin önüne geçilmesi, İş Kanununda belirtilen çalışma sürelerinin aşılmaması ve veri paylaşımı ile ilgili hükmün daha nitelikli ve sürdürülebilir olarak yerine getirilmesi amaçlandığı, öte yandan sehven atandığı farkına varılan TMGD’nin yapılmış olan bu atamasının iptaline ilişkin oluşabilecek mağduriyetlerin de engellendiği, Bakanlıkça her yıl 4 defa olmak üzere TMGD sınavı yapılmakta ve bu yapılan sınavlarda başarılı olan katılımcılara TMGD sertifikası düzenlendiği, dolayısıyla TMGD yetersizliğine ilişkin herhangi bir sorun bulunmadığı savunulmaktadır.
Davaya konu Yönetmeliğin 8 inci maddesinin beşinci fıkrası yönünden, işverenler ile bir iş sözleşmesine dayanarak çalıştırılan işçilerin çalışma şartları ve çalışma ortamına ilişkin hak ve sorumlulukların İş Kanunu kapsamında belirlendiği, diğer taraftan sosyal sigortaların ve genel sağlık sigortasının işleyişi ile ilgili usul ve esasların Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında belirlendiği, bu nedenle itiraz edilen söz konusu madde hükmünde 4857 sayılı İş Kanunu ve 5510 sayılı Kanun kapsamına giren sorunlara ilişkin yapılacak başvuruların bahse konu Kanunların esas uygulayıcısı olan kamu kurum ve kuruluşlarına yapılmasının gerektiği belirtildiği, söz konusu sorunlara ilişkin yapılacak başvurularla ilgili Bakanlığın herhangi bir görev ve yetkisi bulunmadığı öne sürülmüştür.
Davaya konu Yönetmeliğin 16 nci maddesinin beşinci ve altıncı fıkrası yönünden, Yönetmeliğin hazırlanma aşamasında ve öncesinde Bakanlığa gelen talep ve şikâyetlerden TMGDK'lerin bazı TMGD'lerini işletmelerin ilgili faaliyet belgelerine atayarak görevlendirmesine rağmen, söz konusu atama yapılan işletmelere e-Devlet aracılığıyla Bakanlığa bildirilen TMGD'nin hizmet vermediği, aksine TMGDK'deki atama hakkı dolmuş ve ilgili işletmelerin faaliyet belgesine ataması yapılmamış diğer TMGD'ler aracılığıyla hizmet verdikleri bildirildiği, Bakanlıkça yapılan bazı işletme denetimlerinde bu şekilde hizmet verilen işletmelerin olduğu belirlendiği, bu şekildeki hizmet verme yönteminin, TMGD’ler ve işletmeler açısından mağduriyete yol açtığı ve TMGDK'ler arasındaki rekabet ortamını ortadan kaldırdığı, Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin altıncı fıkrasının ise ilgili işletme ile TMGD hizmet sözleşmesi devam eden TMGDK'nin vermiş olduğu TMGD hizmetinin kesintiye uğramasını önlemek ve bu süre içerisinde TMGD hizmeti veren sorumlu TMGD'yi belirlemek adına TMGDK bünyesinde atama hakkı bulunan başka bir TMGD’yi ilgili faaliyet belgesine atamak suretiyle hizmetin devamlılığını sağlamak adına yapılan bir düzenleme olduğu, işletmeye TMGD hizmeti veren TMGD’nin ücretsiz izinde veya uzun süreli raporlu olması durumunda işletme doğal olarak hizmete ulaşamayacağından, söz konusu madde hükmü TMGD'nin hizmet verdiği işletmelerde hizmetin devamlılığını sağlamak adına TMGDK’nin alması gereken önlem ile ilgili bir düzenleme olduğu, aynı zamanda Bakanlıkça her yıl 4 defa olmak üzere TMGD sınavı yapılmakta ve bu yapılan sınavlarda başarılı olan katılımcılara TMGD sertifikası düzenlendiği, dolayısıyla TMGD yetersizliğine ilişkin herhangi bir sorun bulunmadığı, ayrıca ataması yapılarak kayıt altına alınmamış bir TMGD’nin bu hizmeti vermesinin TMGDK'ler arasında haksız bir rekabetin yaşanmasına neden olacağı belirtilmiştir.
Davaya konu Yönetmeliğin 17 nci maddesinin altıncı fıkrası yönünden, TMGDK'lerin Bakanlık adına denetim yapma yetkisi bulunmadığı, her ne kadar mülga olan mevzuat hükmünde TMGDK'lerin araçlarında Bakanlık logosunun kullanımına izin verilmişse de süreç içerisinde TMGDK'lerin Bakanlık logosunu taşıyan araçlar ile işletme ziyaretlerinde bulundukları ve Bakanlık temsilcileri olduklarını beyan ederek Bakanlık denetim personeli gibi davrandıklarına ilişkin gerek işletme denetimlerinde gerekse diğer iletişim araçları ile Bakanlığa sayısız şikayetlerde bulunulduğu, bu itibarla TMGDK'lerin yapacakları işletme ziyaretlerinde Bakanlık denetim personeli gibi algılanmasının ve TMGDK'lerin Bakanlığı temsil etme gibi isteklerinin önüne geçilebilmesi için söz konusu madde hükmünün düzenlendiği, ayrıca yapılan düzenleme ile TMGDK'lerin Bakanlık logosu yerine kendi logolarını ve unvanlarını kullanmalarının amaçlandığı savunulmaktadır.
Davaya konu Yönetmeliğin Geçici 1 inci maddesinin dördüncü fıkrası yönünden, mülga Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanlığı Kuruluşlarının Yetkilendirilmesi Hakkında Yönerge hükümleri çerçevesinde TMGDK’nin merkez adresine yetki belgesi, şubelere ise şube listesi düzenlenerek iş ve işlemler gerçekleştirildiği, TMGDK’nin merkez adresine düzenlenen yetki belgesi ücretli olarak, şubeler ise ücretsiz bir şekilde liste halinde düzenlendiği, yapılan bu düzenleme kapsamında, TMGDK’ler diğer Bakanlık bölge müdürlükleri yetki sınırları dâhilindeki işletmelere ücretsiz olarak yapılan şube yetkilendirme işlemleri ile TMGD hizmeti verme yetkisine haiz oldukları, bu durumun aynı Bakanlık bölge müdürlüğü yetki sınırları içerisinde ücretli merkez yetki belgesi alarak yetkilendirilen TMGDK’ler ile ücretsiz şube açmak suretiyle yetkilendirilen TMGDK’ler arasında eşit ve adil olmayan çalışma koşullarının oluşmasına neden olduğu, söz konusu Yönetmeliğin Geçici 1 inci madde kapsamında yapılan düzenlemeler ile TMGDK’lerin merkez yetki belgelerine süre ilavesi yapıldığı ve aynı zamanda şube listesi halindeki şubeler için şube yetki belgesi düzenlendiği, aynı zamanda, ücretsiz olarak düzenlenen şube yetki belgeleri için şube yetki belgesinin tam ücretinin ödenmesinin zorunlu tutularak TMGDK’lerin eşit, adil ve sürdürülebilir çalışma koşulları içerisinde hizmet verebilmeleri sağlandığı, bu nedenle davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava konusu Yönetmeliğin 8. maddesinin 5. fıkrasının iptali istemi yönünden feragat nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, diğer maddeler yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : 18/06/2022 tarihli ve 31870 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanlığı Hizmetleri Hakkında Yönetmelik"in; 5.2-b, 5.3, 6.1, 6.5-b, 6.5-d, 6.6, 7.8, 8.5, 16.5, 16.6, 17.6 ve geçici madde 1.4 maddelerinin iptali istenilmektedir.
Ülkemizin taraf olduğu Tehlikeli Malların Karayolu ile Uluslararası Taşımacılığına İlişkin Avrupa Anlaşması (ADR)' nda uluslararası taşınmacılığı yasaklanmış tehlikeli mallar, uluslararası taşınmasına izin verilmiş mallar ve bunlara ilişkin özellikle aşağıdaki alanlarla ilgili (muafiyetler dâhil) koşullar:
\- Sınıflandırma kriterleri ve gerekli test yöntemleri dâhil olmak üzere maddelerin sınıflandırılması;
\- Ambalajların kullanımı (karışık ambalajlama da dâhil);
\- Tankların kullanımı (dolumu dâhil);
\- Sevkiyat yöntemleri (gerekli dokümantasyon ve bilgilerle birlikte, ambalajların işaretlenmesi ve etiketlenmesi ile taşıma araçlarının işaretlenmesi ve levha takılması);
\- Ambalajların ve tankların üretimine, testine ve onayına ilişkin koşullar;
\- Taşıma araçlarının kullanımı (yükleme, karışık yükleme ve boşaltma dâhil) hususlarının A ekinde belirlendiği açıklanmıştır.
ADR' nin 1.8. maddesinde "Emniyet zorunluluklarıyla uygunluğu temin etmeye yönelik denetimler ve diğer destekleyici önlemler" başlığı ile düzenlemeler yapılmış, 'Güvenlik Danışmanı' 1.8.3. numaralı alt maddesinde ise; her işletmenin, tehlikeli malların karayolları ile taşıması, bununla ilgili olarak ambalajlanması, yüklenmesi ve doldurma ile boşaltma işlemlerinde kişilerin, mülklerin ve çevrenin korunması için riskleri azaltma konusunda yardımdan sorumlu olarak bir ya da daha fazla güvenlik danışmanı atayacağı kuralı getirilmiştir.
Anılan maddenin devamında ise, danışmanın asıl görevinin, işletme liderinin sorumluluğu altında, işletmenin limitleri dahilinde uygun araçları ve faaliyetleri belirlemek ve uygun olan en güvenli yolla bu faaliyetlerin yönetimini kolaylaştırmak olduğu belirtilmiş, işletme içerisindeki faaliyetler bakımından, bir danışmanın belirli görevlerinin neler olduğu sayılmış; danışmanın karayoluyla taşıma için geçerli olan bir mesleki eğitim sertifikasına sahip olması gerektiği, bu sertifikanın yetkili kurum ya da her bir Anlaşmaya Taraf Ülkenin bu amaç için oluşturduğu bir organ tarafından hazırlanacağı, adayın bir sertifikaya sahip olmak için, bir eğitimden geçerek Anlaşmaya Taraf Ülkenin yetkili kurumu tarafından onaylanan bir sınavı geçmesi gerektiği, eğitimin temel amacının; adayları, tehlikeli malların taşınması konusundaki riskler, yasalar, yönetmelikler, taşıma işleminin türüne bağlı olarak geçerli olan idari hükümler ile ADR' de sıralanan görevler hakkında yeterli miktarda bilgilendirmek olduğu belirlenmiştir.
ADR' nin iç hukukumuzda uygulanmasını sağlamak amacıyla mevzuatımızda düzenlemeler yapılmıştır.
10/7/2003 tarihli ve 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanununa, 30/11/2005 tarihli ve 5434 sayılı Tehlikeli Malların Karayolu ile Uluslararası Taşımacılığına İlişkin Avrupa Anlaşmasına Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanunla taraf olduğumuz Tehlikeli Malların Karayolu ile Uluslararası Taşımacılığına İlişkin Anlaşmaya (ADR), 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 477 ve 497 nci maddelerine ve 26/9/2011 tarihli ve 655 sayılı Ulaştırma ve Altyapı Alanına İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 28 inci maddesine dayanılarak 18/06/2022 tarihli ve 31870 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanlığı Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin bazı maddeleri dava konusu edilmiştir.
Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanlığı Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin ''Tehlikeli madde güvenlik danışmanlarının istihdamı'' 5. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendi yönünden,
Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanlığı Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin ''Tehlikeli madde güvenlik danışmanlarının istihdamı'' 5. maddesinin 2. fıkrasında, ''işletme veya TMGDK bünyesinde istihdam edilecek TMGD’nin, e-Devlet sistemi üzerinden Bakanlığa bildirilmesi zorunludur. Bu işlem taraflar arasında yapılan iş sözleşmesinde belirtilen hususlara bağlı olarak e-Devlet sistemi üzerinden TMGD’nin talebi ve ilgili tarafın onayı ile gerçekleşir. Bu fıkra kapsamında yapılacak istihdama ilişkin bildirimlerde; a) TMGD’nin istihdam şeklinin (Kısmi/tam süreli), b) Kısmi süreli olarak istihdam edilenler için iş sözleşmesinde belirlenmiş olan bir aydaki toplam çalışma süresinin, belirtilmesi zorunludur.'' hükmü yer almaktadır.
4857 sayılı İş kanunun 13. maddesinin 1. fıkrasında, ''İşçinin normal haftalık çalışma süresinin, tam süreli iş sözleşmesiyle çalışan emsal işçiye göre önemli ölçüde daha az belirlenmesi durumunda sözleşme kısmî süreli iş sözleşmesidir.'' olarak kısmi süreli iş sözleşmesi tanımlanmış ,İş Kanununa İlişkin Çalışma Süreleri Yönetmeliğinin 6. maddesinde, emsal çalışma süresinin üçte ikisi oranında yapılan çalışmaların kısmi süreli çalışma olduğu, İş Kanununa İlişkin Çalışma Süreleri Yönetmeliğinin 4. maddesinde ise, genel bakımdan çalışma sürelerinin haftada , en çok kırkbeş saat olduğu kuralı yer almaktadır. Dava konusu yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasında az on sekiz saat çalışma süresi olması gerektiği, daha fazla çalışma süresinin taraflar arasında belirlenebileceği bulunduğundan, Kısmi süreli olarak istihdam edilenler için iş sözleşmesinde belirlenmiş olan bir aydaki toplam çalışma süresinin, belirlenmesinde ve idareye bildirilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanlığı Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin ''Tehlikeli madde güvenlik danışmanlarının istihdamı'' 5. maddesinin 3. fıkrası yönünden,
Yönetmeliğin aynı maddesinin üçüncü fıkrasında, ''TMGDK olarak yetkilendirilen tüzel kişiliklerde; anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortakları, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortakları ile diğer şirket ortaklarından TMGD sertifikası olan ve TMGD hizmeti verecek olanlarda, birinci fıkrada belirtilen şart aranmaz. Bu fıkra kapsamında TMGD hizmeti vereceklerin önceden İdareye bildirilmesi zorunludur.''
5510 sayılı kanunun ''sigortalı sayılanlar'' başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin üçüncü maddesinde,Anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortakları, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortakları, diğer şirket ve donatma iştiraklerinin ise tüm ortakların sigortalı sayılacağı, ortakların ''Muhtasar Prim Hizmetleri Beyannamesi Genel Tebliği'' kapsamında olmamasından dolayı, 5510 sayılı Kanunun 4. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi kapsamında yapılacak bildirimlerin meslek kodu bildirimi ile yapılamadığı ,ancak, TMGDK ortaklarının SGK bildirimlerini söz konusu meslek kodunu (2263.06) kullanmaksızın yapmak zorunda olduğu anlaşıldığından yönetmeliğin 5. maddesinin 3. fıkrasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasında, ''bir TMGD’nin, her bir faaliyet belgesi ile ilgili vereceği TMGD hizmetinin süresi bir ayda on sekiz saatten az olamaz.'' kuralı yar almaktadır.
Tehlikeli malların karayoluyla güvenli bir şekilde taşınması konusunda danışmanlık hizmeti veren kişi ve kuruluşların, tüm nakliye ekipmanını düzenli genel denetimlere tabi tutmak, firmaların, tehlikeli mal yönetmeliklerine uygun çalışmasını sağlamak için eğitim vermek, Tehlikeli atıkları tanımlamak, atık riskini azaltmak için gerekli önlemleri almak, kamu sağlığı / güvenliği riskini değerlendirmek, uygun acil durum prosedürlerinin uygulanmasını sağlamak, herhangi bir kaza veya yasa ihlalini araştırmak ve rapor hazırlamak, kazaların, olayların veya ciddi ihlallerin tekrarlanmasını önlemek için uygun önlemler uygulamak olduğu bu görevlerin ve yetkilerin yerine getirilmesi için ayda on sekiz saat asgari çalışma saatinin belirlendiği söz konusu çalışma süresinin makul ve yeterli olduğu ve hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Yönetmeliğin 6. maddesinin 5. fıkrasında, Bir TMGD’nin atanabileceği faaliyet belgesi sayısının belirlenmesinde, Bakanlığa bildirilen istihdam şekli ve TMGD hizmet sürelerinin toplamı esas alınır. Bu fıkra kapsamında;......... ''b) İşletme/işletmeler bünyesinde kısmi süreli olarak istihdam edilen bir TMGD, toplamda dört faaliyet belgesini geçmemek üzere aynı işletmenin veya farklı işletmelerin faaliyet belgelerine atanabilir. Bu bent kapsamında en fazla iki faaliyet belgesine ataması yapılmış TMGD, aynı zamanda kısmi süreli olarak istihdam edildiği TMGDK bünyesinde (d) bendi kapsamında en fazla altı faaliyet belgesine atanabilir.'' .............d) TMGDK bünyesinde kısmi süreli olarak istihdam edilen bir TMGD, en fazla altı faaliyet belgesine atanabilir. Bu bent kapsamında hizmet veren TMGD, bir başka TMGDK bünyesinde TMGD hizmeti veremez.'' hükmü yer almaktadır.
Yönetmelikte yer alan en az 18 saat süreli hizmet verme kuralı nedeniyle TMGD'nin bir ayda hizmet verebileceği faaliyet belgesi sayısı altıdan fazla olamayacağı açık olduğundan ve İş Kanununa göre haftalık çalışma süresi 45 saat olan TMGD nin geriye kalan çalışma süresi kadar başka işlerde çalışması mümkün olduğundan Yönetmeliğin 6. Maddesinin 5. Fıkrasının (b) ve (d) bentlerinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Yönetmeliğin 6. maddesinin 6. fıkrası yönünden,
Yönetmeliğin 6. maddesinin 6. fıkrasında, ''TMGDK tarafından bildirilen koordinatör TMGD, sadece TMGDK’nin merkezinin bulunduğu bölge müdürlüğü yetki sınırları dâhilinde, şube sorumlusu TMGD ise sadece TMGDK’nin şubesinin bulunduğu bölge müdürlüğü yetki sınırları dâhilinde yer alan işletmelerin faaliyet belge/belgelerine atanabilir.''
Ulaştırma ve Alt Yapı Bakanlığı Bölge Müdürlüğünün , ilgili TMGDK ile kuracağı iletişimde muhatap olarak hazır bulunması, hizmetin takibinin ve kontrolünü sağlaması, TMGD’lerin görevleri sonucunda ortaya çıkacak ve gerektiği durumlarda ilgili kamu kurumları ile de paylaşılacak olan verilerin daha güvenilir olması amacı ile koordinatör TMGD’nin veya şube sorumlusu TMGD’nin hizmet verebileceği işletmelere ilişkin Bakanlık bölge müdürlüğü yetki sınırları çerçevesinde bölgesel bir sınırlama getirildiği, koordinatör TMGD’nin sorumluluğunun TMGDK’nin yalnızca merkezine ilişkin faaliyetleri ile sınırlı olduğu, TMGDK’nin şubesi üzerinden yürüteceği faaliyetlerinden koordinatör TMGD sorumlu tutulmadığı, söz konusu Yönetmeliğin 6. maddesinin 6. Fıkrasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Yönetmeliğin 7. maddesinin 8. fıkrası yönünden,
Yönetmeliğin 7. maddesinin 8. fıkrasında,'' Ataması iptal edilen TMGD, atama iptalinden dolayı boşalan yeniden atanma hakkını, iptalin yapıldığı tarihi takip eden ayın ilk gününden itibaren kullanabilir. TMGD atamasının yapılmasından itibaren 24 saat içinde yapılan atama iptalleri için bu hüküm uygulanmaz.'' hükmü bulunmaktadır.
Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanlığı Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğinin 4. maddesinin (u) fıkrası,TMGD hizmet süresi (hizmet süresi): İşletmenin, her bir faaliyet belgesi çerçevesinde aylık olarak almak istediği TMGD hizmeti için hizmet sözleşmesinde saat olarak belirlenen süreyi, olarak tanımladığı, TMGD lerin hizmet vereceği faaliyet belgesine ataması yapılırken işletmeye bir ayda vereceği hizmet süresi bildirildiğinden, işletmeye hizmeti bu faaliyet belgesi üzerinden gerçekleştirildiğinden ve TMGD nin başka işletme işe başlarken farklı faaliyet belgesi ile ataması yapılacak olması yönetmeliğin azami faaliyet belgesinden daha fazla sayıda faaliyet belgesine atanmasının önlenmesine yönelik olarak ''iptalin yapıldığı tarihi takip eden ayın ilk gününden itibaren atama hakkının kullanılabileceğine '' ilişkin düzenlemede hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Yönetmeliğin 8. maddesinin 5. fıkrası yönünden,
Yönetmeliğin 8. maddesinin 5. fıkrası,4857 sayılı Kanun ve 5510 sayılı Kanun kapsamına giren konularda taraflar arasında yaşanacak anlaşmazlıklarda ilgili kurum veya kuruluşlara başvuruda bulunulur.
Yönetmeliğin söz konusu maddesi ile ,iş kanunu ve sosyal sigortalar kanunundan doğan anlaşmazlıklarda bu kanunlarda düzenlenen kuralların uygulanmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Yönetmeliğin 16. maddesinin 5. fıkrası, TMGDK, işletmenin ilgili faaliyet belgesine ataması yapılmış olan TMGD’nin yerine, işletmenin ilgili faaliyet belgesine ataması yapılmamış başka bir TMGD’ye hizmet verdiremez. Bu fıkraya uymayan TMGDK’ye 40 uyarma verilir, hükmü ve 6. fıkrada,''TMGDK bünyesinde istihdam edilen TMGD’nin, ücretsiz izinde veya aynı ay içerisinde yirmi günün üzerinde raporlu olduğu durumlarda, bu TMGD’nin hizmet vermekte olduğu işletmelere ait ilgili faaliyet belgelerine, atama hakkı dolmamış ikinci bir TMGD atamasının yapılması zorunludur. Bu fıkraya uymadığı tespit edilen TMGDK’ye 40 uyarma verilir ve verilen uyarmanın bildirim tarihinden itibaren, ihlalin giderilmesi için on beş gün süre verilir. Bu süre sonunda ihlalin devam ettiğinin tespiti halinde, uyarmaya konu olan TMGD’nin hizmet vermiş olduğu ilgili faaliyet belgelerine yapılmış olan atamaları Bakanlık tarafından resen iptal edilir.'' hükmü bulunmaktadır.
Dava konusu yönetmelik hükmü amacı ,işletmelere faaliyet belgesine bağlı olarak atanan TMGD lerin bu hizmeti vermesi ,TMGDK lar tarafından ataması yapılmayan TMGD lere bu hizmetin gördürülmemesi ve belgelerin kiralanmasının önüne geçilmesi hedeflendiği anlaşılmakta olup, aksi yönde faaliyet belgesi ile ataması yapılmayan TMGD çalıştıran ;kurumlara yaptırım öngören yönetmelik madde hükümlerinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Ayrıca davalı idare tarafından, her yıl 4 defa olmak üzere TMGD sınavı yapılmakta ve bu yapılan sınavlarda başarılı olan katılımcılara TMGD sertifikası düzenlendiği, dolayısıyla TMGD yetersizliğine ilişkin herhangi bir sorun bulunmadığı belirtilmektedir.
Yönetmeliğin 17. maddesinin 6. fıkrası yönünden,
Yönetmeliğin 17. maddesinin 6. fıkrasında,'' TMGDK Bakanlık logosunu; hiçbir yazılı, basılı, görsel belge, ortam, kıyafet veya araçta kullanamaz. Bu fıkraya uymayan TMGDK’ye 40 uyarma verilir.'' kuralı bulunmaktadır.
Daha önce ki uygulamadan kaynaklı bir takım şikayetler üzerine bakanlık logosunun kullanılmasının yasaklandığı ,TMGDK ların kendi logosu ile ile hizmet vermelerinin hukuka uygun olduğu ,aksi yönde hareket eden TMGDK lara yaptırım uygulanmasına yönelik madde hükmünde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Yönetmeliğin Geçici 1 inci maddesinin dördüncü fıkrası yönünden,
Yönetmeliğin Geçici 1 inci maddesinin dördüncü fıkrasında, ''Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce Bakanlık ilgili mevzuatı hükümlerine göre yetkilendirilmiş olan şube/şubelerini, yetki belgesi geçerlilik tarihi sonunda yeniden yetkilendirilmek isteyen TMGDK, her bir şube için yenileme tarihindeki güncel şube yetki belgesi ücretini tam olarak ödemek zorundadır.''
Yönetmeliğin geçici 1. maddesinin 2. fıkrasıyla,31/12/2017 tarihi ve öncesinde Bakanlık tarafından yetki belgesi düzenlenen TMGDK’ların yetki belgeleri 31/12/2022 tarihine kadar uzatılmasına dair düzenleme getirildiği ,daha önce 04/12/2018 tarihli yönerge ile idare tarafından şube listesi hazırlanarak ücretsiz olarak şube yetki belgesi düzenlendiği, dava konusu geçici madde hükmü ile, ücretsiz olarak şube yetki belgesi düzenlenen ve süresi uzatılan şube yetki belgeleri için ücret alınmasına yönelik düzenleme de hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle,Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanlığı Hizmetleri Hakkında Yönetmelik"in; 5.2-b, 5.3, 6.1, 6.5-b, 6.5-d, 6.6, 7.8, 8.5, 16.5, 16.6, 17.6 ve geçici madde 1.4 maddeleri yönünden davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir

TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci ve Onuncu Dairelerince duruşma için taraflara önceden bildirilen 16/04/2025 tarihinde, davacılar vekili Av. ...'in ve davalı Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı vekili Av. ...'in geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY :
18/06/2022 tarihli ve 31870 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanlığı Hizmetleri Hakkında Yönetmelik"in; 5.2-b, 5.3, 6.1, 6.5-b, 6.5-d, 6.6, 7.8, 8.5, 16.5, 16.6, 17.6 ve geçici madde 1.4 maddelerinin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT:
1 Nolu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 477. maddesinde, karayolu ve demiryoluyla yapılacak tehlikeli mal taşımacılığı faaliyetlerinin uluslararası sözleşmeler, standartlar ve mevzuata uygun olarak ekonomik, seri, elverişli, güvenli, kaliteli, çevreye kötü etkisi en az ve kamu yararını gözetecek tarzda serbest, adil ve sürdürülebilir bir rekabet ortamında yapılmasını ve bu faaliyetlerin diğer taşımacılık faaliyetleriyle uyumlu olarak hizmet vermesini sağlamak ve Tehlikeli madde güvenlik danışmanlığı ile ilgili görev, yetki ve sorumlulukları belirleyerek eğitimini, sınavını ve yetkilendirmesini yapmak; karayolu ve demiryolu alanında tehlikeli mal taşımacılığı faaliyetinde bulunanlar ile şoförler ve makinistler başta olmak üzere bu işlerde çalışanların mesleki yeterlik şartlarını belirlemek, bununla ilgili eğitim vermek veya verdirmek, sınav yapmak veya yaptırmak ve bunları yetkilendirmek ve denetlemek Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürlüğü'nün görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.
497\. maddesinde, "(1) Bakanlık hizmet birimleri sorumluluk alanlarıyla ilgili olarak gerektiğinde aşağıdaki görevleri de yerine getirirler: a) Yürütülen faaliyetlerin çevreye uyumlu olmasını ve gelişmesini sağlamak, b) Uluslararası mevzuatı takip etmek ve bunların gerektirmesi halinde mevzuat uyumu çalışması yapmak, c) Verilecek yetki belgeleri ile diğer belge ve hizmetlerin ücret, süre, kapsam ve şekillerini belirlemek, ç) Gerekli idari düzenlemeleri hazırlamak, d) Denetim yapmak veya yaptırmak amacıyla gerekli her türlü fiziki ve teknik altyapı ve tesisleri kurmak, kurdurmak, işletmek, işlettirmek ve bunları denetlemek." hükmü yer almaktadır.
18/06/2022 tarihli ve 31870 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanlığı Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin 1. maddesinde, "Bu Yönetmeliğin amacı, kamuya açık karayolu, denizyolu ve demiryoluyla yapılacak tehlikeli madde taşımacılığı faaliyetlerinin; insan sağlığına, diğer canlı varlıklara ve çevreye zarar vermeden güvenli, emniyetli ve düzenli bir şekilde yürütülmesi amacıyla bu faaliyetlerde yer alacak, tehlikeli madde güvenlik danışmanlarının ve tehlikeli madde güvenlik danışmanlığı kuruluşlarının çalışma usul ve esaslarını belirlemektir." hükmü; 2. maddesinde, "Bu Yönetmelik, tehlikeli madde güvenlik danışmanlığı kuruluşlarını, bu kuruluşlarda ve işletmelerde istihdam edilecek tehlikeli madde güvenlik danışmanlarını ve tehlikeli madde güvenlik danışmanlığı hizmeti almak zorunda olan işletmeleri kapsar." hükmü; 3. maddesinde; "Bu Yönetmelik, 30/11/2005 tarihli ve 5434 sayılı Tehlikeli Malların Karayolu ile Uluslararası Taşımacılığına İlişkin Avrupa Anlaşmasına Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanunla taraf olduğumuz Tehlikeli Malların Karayolu İle Uluslararası Taşımacılığına İlişkin Anlaşmaya (ADR), 21/3/1985 tarihli ve 3172 sayılı Uluslararası Demiryolu Taşımalarına İlişkin Sözleşmenin (COTIF) Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun ile onaylanan Uluslararası Demiryolu Taşımalarına İlişkin Sözleşmenin (COTIF) C ana eki olan Tehlikeli Eşyanın Demiryolu İle Uluslararası Taşımasına İlişkin Yönetmeliğe (RID), 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 477 nci ve 497 nci maddelerine ve 26/9/2011 tarihli ve 655 sayılı Ulaştırma ve Altyapı Alanına İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 28 inci maddesine dayanılarak hazırlanmıştır." hükmü yer almaktadır.
Aynı düzenlemenin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde; "a) ADR: Tehlikeli Malların Karayolu ile Uluslararası Taşımacılığına İlişkin Anlaşmayı, o) Tehlikeli madde (tehlikeli yük): ADR/RID/IMDG Kod kapsamındaki maddeleri/yükleri, ö) Tehlikeli Madde Faaliyet Belgesi (TMFB): 18/6/2022 tarihli ve 31870 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tehlikeli Maddelerin Karayoluyla Taşınması Hakkında Yönetmelik kapsamında yer alan tehlikeli madde ile iştigal eden bazı işletmelerin, kayıt altına alınması ve bu işletmelerin sorumluluk ve yükümlülüklerini yerine getirip getirmediklerinin tespitinin yapılabilmesi amacıyla Bakanlıkça düzenlenen belgeyi, p) Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanı (TMGD): Bakanlık tarafından Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanı sertifikası düzenlenerek yetkilendirilen gerçek kişiyi, r) Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanlığı Kuruluşu (TMGDK): TMGD hizmeti vermek üzere Bakanlık tarafından yetki belgesi düzenlenen kuruluşu, ş) TMGD hizmeti (hizmet): TMGD’nin işletmelere vermiş olduğu danışmanlık hizmetini, t) TMGD hizmet sözleşmesi (hizmet sözleşmesi): İşletmenin, her bir faaliyet belgesi çerçevesinde almak istediği TMGD hizmeti için ilgili taraf ile yapılan sözleşmeyi, u) TMGD hizmet süresi (hizmet süresi): İşletmenin, her bir faaliyet belgesi çerçevesinde aylık olarak almak istediği TMGD hizmeti için hizmet sözleşmesinde saat olarak belirlenen süreyi, ü) TMGD hizmet süresi toplamı: TMGD’nin bir ay içerisinde işletmelere vermiş olduğu TMGD hizmet sürelerinin toplamını, v) TMGDK yetkilisi: TMGDK’nin temsile yetkili/yetkililerini veya bu yetkililer tarafından TMGDK adına bu Yönetmelik kapsamında kalan iş ve işlemleri yapmak üzere yetkili kılındığı İdareye yazılı olarak bildirilen koordinatör TMGD/şube sorumlusu TMGD’yi," ifade edeceği belirtilmiştir.
Anılan Yönetmeliğin, 5. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendi; “Kısmi süreli olarak istihdam edilenler için iş sözleşmesinde belirlenmiş olan bir aydaki toplam çalışma süresinin, belirtilmesi zorunludur.” hükmü,
5\. maddesinin 3. fıkrası; “TMGDK olarak yetkilendirilen tüzel kişiliklerde; anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortakları, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortakları ile diğer şirket ortaklarından TMGD sertifikası olan ve TMGD hizmeti verecek olanlarda, birinci fıkrada belirtilen şart aranmaz. Bu fıkra kapsamında TMGD hizmeti vereceklerin önceden İdareye bildirilmesi zorunludur.”
6\. maddesinin 1. fıkrası; “Bir TMGD’nin, her bir faaliyet belgesi ile ilgili vereceği TMGD hizmetinin süresi bir ayda on sekiz saatten az olamaz.”
6\. maddesinin 5. fıkrasının (b) bendi; “İşletme/işletmeler bünyesinde kısmi süreli olarak istihdam edilen bir TMGD, toplamda dört faaliyet belgesini geçmemek üzere aynı işletmenin veya farklı işletmelerin faaliyet belgelerine atanabilir. Bu bent kapsamında en fazla iki faaliyet belgesine ataması yapılmış TMGD, aynı zamanda kısmi süreli olarak istihdam edildiği TMGDK bünyesinde (d) bendi kapsamında en fazla altı faaliyet belgesine atanabilir.”
6\. maddesinin 5. fıkrasının (d) bendi; “TMGDK bünyesinde kısmi süreli olarak istihdam edilen bir TMGD, en fazla altı faaliyet belgesine atanabilir. Bu bent kapsamında hizmet veren TMGD, bir başka TMGDK bünyesinde TMGD hizmeti veremez.”
6\. maddesinin 6. fıkrası; “TMGDK tarafından bildirilen koordinatör TMGD, sadece TMGDK’nin merkezinin bulunduğu bölge müdürlüğü yetki sınırları dâhilinde, şube sorumlusu TMGD ise sadece TMGDK’nin şubesinin bulunduğu bölge müdürlüğü yetki sınırları dâhilinde yer alan işletmelerin faaliyet belge/belgelerine atanabilir.”
7\. maddesinin 8. fıkrası; “Ataması iptal edilen TMGD, atama iptalinden dolayı boşalan yeniden atanma hakkını, iptalin yapıldığı tarihi takip eden ayın ilk gününden itibaren kullanabilir. TMGD atamasının yapılmasından itibaren 24 saat içinde yapılan atama iptalleri için bu hüküm uygulanmaz.”
8\. maddesinin 5. fıkrası; “4857 sayılı Kanun ve 5510 sayılı Kanun kapsamına giren konularda taraflar arasında yaşanacak anlaşmazlıklarda ilgili kurum veya kuruluşlara başvuruda bulunulur.”
16\. maddesinin 5. fıkrası; “TMGDK, işletmenin ilgili faaliyet belgesine ataması yapılmış olan TMGD’nin yerine, işletmenin ilgili faaliyet belgesine ataması yapılmamış başka bir TMGD’ye hizmet verdiremez. Bu fıkraya uymayan TMGDK’ye 40 uyarma verilir.”
16\. maddesinin 6. fıkrası; “TMGDK bünyesinde istihdam edilen TMGD’nin, ücretsiz izinde veya aynı ay içerisinde yirmi günün üzerinde raporlu olduğu durumlarda, bu TMGD’nin hizmet vermekte olduğu işletmelere ait ilgili faaliyet belgelerine, atama hakkı dolmamış ikinci bir TMGD atamasının yapılması zorunludur. Bu fıkraya uymadığı tespit edilen TMGDK’ye 40 uyarma verilir ve verilen uyarmanın bildirim tarihinden itibaren, ihlalin giderilmesi için on beş gün süre verilir. Bu süre sonunda ihlalin devam ettiğinin tespiti halinde, uyarmaya konu olan TMGD’nin hizmet vermiş olduğu ilgili faaliyet belgelerine yapılmış olan atamaları Bakanlık tarafından resen iptal edilir.”
17\. maddesinin 6. fıkrası; “TMGDK Bakanlık logosunu; hiçbir yazılı, basılı, görsel belge, ortam, kıyafet veya araçta kullanamaz. Bu fıkraya uymayan TMGDK’ye 40 uyarma verilir.”
Geçici madde 1/4: “Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce Bakanlık ilgili mevzuatı hükümlerine göre yetkilendirilmiş olan şube/şubelerini, yetki belgesi geçerlilik tarihi sonunda yeniden yetkilendirilmek isteyen TMGDK, her bir şube için yenileme tarihindeki güncel şube yetki belgesi ücretini tam olarak ödemek zorundadır.” hükmü yer almaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava konusu Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanlığı Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin 5. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendi yönünden,
Davacılar tarafından, sözleşme serbestisi uyarınca hizmet alan ve hizmet veren şirketler ile danışmanların işin niteliğine göre bu süreleri aralarında serbestçe kararlaştırabilmeleri gerektiği belirtilmiş ise de, 4857 sayılı İş Kanununun 13. maddesinin 1. fıkrasında, ''İşçinin normal haftalık çalışma süresinin, tam süreli iş sözleşmesiyle çalışan emsal işçiye göre önemli ölçüde daha az belirlenmesi durumunda sözleşme kısmî süreli iş sözleşmesidir.'' düzenlemesi ile kısmi süreli iş sözleşmesi tanımlanmıştır. İş Kanununa İlişkin Çalışma Süreleri Yönetmeliğinin 4. maddesinde, genel bakımdan çalışma sürelerinin haftada en çok kırkbeş saat olduğu kuralı yer almaktadır. Aynı Yönetmeliğin 6. maddesinde, işyerinde tam süreli iş sözleşmesi ile yapılan emsal çalışmanın üçte ikisi oranına kadar yapılan çalışma kısmi süreli çalışma olduğu belirtilmiştir. Mevzuatta kısmi süreli istihdamın kapsamına ilişkin yasal düzenlemelerin yapılmış olduğu, aylık kısmi çalışma süresinin belirlenmesi hususunun, tam süreli çalışma süresinin üçte ikisini geçmeyecek şekilde işin niteliğine ve ihtiyaca göre ilgili tarafların kararına bırakıldığı, söz konusu bildirime ilişkin taraflar arasında oluşabilecek anlaşmazlıkların, mağduriyetlerin ve kayıt dışının engellenmesi amacıyla kısmi iş sözleşmesinde belirlenmiş olan bir aydaki toplam çalışma süresinin belirlenerek idareye bildirilmesine yönelik düzenlemede hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Yönetmeliğinin 5. maddesinin 3. fıkrası yönünden,
Davacılar tarafından, dava konusu düzenlemenin Türk Ticaret Kanunu’nda yer alan haksız rekabete ilişkin hükümlere aykırı olduğu, TMGDK ortaklarına SGK ödemeden danışmanlık yapabilme hakkı verildiği, böylece yanında SGK’lı personel çalıştıran firmalara karşı haksız rekabet koşulları oluşacağı iddia edilmiş ise de, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun ''sigortalı sayılanlar'' başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin üçüncü maddesinde, anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortakları, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortakları, diğer şirket ve donatma iştiraklerinin ise tüm ortakları sigortalı sayılacağı, söz konusu maddenin TMGDK ortaklarını SGK primi ödenmesinden muaf tutmadığı yalnızca meslek kodu bildiriminden ilgili mevzuat gereği muaf tutulduğu, ancak TMGDK ortaklarının SGK bildirimlerini söz konusu meslek kodunu kullanmaksızın yapmak zorunda olduğu anlaşıldığından, dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrası yönünden,
Davacılar tarafından TMGD’lerin, tehlikeli madde güvenlik danışmanlığı hizmeti alma zorunluluğu olan işletmelerde işin niteliğine, firmanın ölçeğine göre farklı sürelerde bulundukları dava konusu düzenleme ile TMGD’lerin çalışma koşullarının ağırlaşacağı ve söz konusu sürelerin çok üzerinde bir mesai sarfetmeleri gerekeceği belirtilmiş ise de, Yönetmelikte belirtilen sürenin, Yönetmelik yayımlanmadan önceki süreçte davalı idarenin elde ettiği istatistiki bilgiler, yapılan işletme denetimleri yolu ile edinilen bilgiler, uygulamada karşılaşılan sorunlar ile ilgili olarak yapılan geri dönüşler, sektör temsilcileri ile yapılan görüşmeler ve toplantılar, sivil toplum kuruluşları ile kamu kurum ve kuruluşlarının bildirmiş olduğu görüşler doğrultusunda, tehlikeli madde taşımacılık zincirinde yer alan işletmelerin faaliyet konuları ve bu faaliyet konularına bağlı olarak yerine getirmek zorunda oldukları yükümlülükler, iştigal edilen maddenin/maddelerin niteliği ile iştigal edilen tehlikeli madde miktarı ve TMGD’ye atfedilen görev ve sorumluluklar dikkate alınarak işletmelerin can, mal ve çevre açısından oluşturacağı risklerin azaltılması amacıyla belirlenmiş olan asgari bir süre olduğu, bu görevlerin ve yetkilerin yerine getirilmesi için ayda on sekiz saat asgari çalışma saatinin belirlendiği, söz konusu çalışma süresinin makul ve yeterli olduğu, herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasının (b) ve (d) bentleri yönünden,
Davacılar tarafından, TMGDK’ların işleyişini zorlaştırdığı ve TMGD’lere bireysel çalışabilme hakkı vermekle TMGD’lerin üzerindeki denetim mekanizmasını zayıflattığı iddia edilmekte ise de, her iki bentte yer alan madde hükümlerinin, kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalışmak isteyen bir TMGD’nin, İş Kanununa göre kısmi süreli olarak çalışabileceği azami süre ve bu sürede TMGD’nin, her bir faaliyet belgesi için vermesi zorunlu olan asgari hizmet süresi dikkate alınarak düzenlendiği, bu atama sayısının TMGD’nin her bir faaliyet belgesi için verdiği hizmet sürelerinin toplamına bağlı olarak değiştiği, Yönetmelikte yer alan en az 18 saat süreli hizmet verme kuralı nedeniyle TMGD'nin bir ayda hizmet verebileceği faaliyet belgesi sayısı ve İş Kanununa göre haftalık çalışma süresi 45 saat olan TMGD nin geriye kalan çalışma süresi kadar başka işlerde çalışması mümkün olduğundan dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Yönetmeliğin 6. maddesinin 6. fıkrası yönünden,
Davacılar tarafından, dava konusu kuralın çalışma hakkının kısıtlanması anlamına geldiği gibi yetki ve sorumluluğun denkliği ilkesine aykırı olduğu, yetki ve sorumluluğun denkliği ilkesi gereğince bu ikisinin birbiriyle denk olması icap etiği, kamu yararına uygun olmadığı iddia edilmiş ise de, TMGDK’nin bulunduğu Bakanlık bölge müdürlüğü sınırlarındaki illerdeki işletmelere verilecek hizmete daha hakim olması, idarenin ilgili TMGDK ile kuracağı iletişimde muhatap olarak hazır bulunması, hizmetin takibinin ve kontrolünü sağlaması, TMGD’lerin görevleri sonucunda ortaya çıkacak ve gerektiği durumlarda ilgili kamu kurumları ile de paylaşılacak olan verilerin daha güvenilir olması amacı ile koordinatör TMGD’nin veya şube sorumlusu TMGD’nin hizmet verebileceği işletmelere ilişkin Bakanlık bölge müdürlüğü yetki sınırları çerçevesinde bölgesel bir sınırlama getirildiği, koordinatör TMGD’nin sorumluluğunun TMGDK’nin yalnızca merkezine ilişkin faaliyetleri ile sınırlı olduğu, TMGDK’nin şubesi üzerinden yürüteceği faaliyetlerinden koordinatör TMGD'nın sorumlu tutulmadığı anlaşıldığından dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Yönetmeliğin 7. maddesinin 8. fıkrası yönünden,
Davacılar tarafından, TMGD’lerin atamasının zaman zaman e-devlet kaynaklı veya sehven sistemden düşebildiği, bu durumun danışmanın özlük haklarında kayba neden olabileceği gibi, firmalara hizmet veren TMGDK’ları da firmalara karşı zor duruma düşürecek bir madde olduğu, zaten sayıca az olan danışmanlardan birinin e-devlet kaynaklı veya sehven sistemden düştüğü bir durumda firmalara hizmet vermek üzere atanacak başka bir danışman bulmak oldukça zor ve hatta bazı durumlarda imkansız olacağı iddia edilmiş ise de, TMGD’nin bir ayda hizmet verebileceği azami faaliyet belgesi sayısının TMGD’nin Bakanlığa bildirilen istihdam şekli ve TMGD hizmet sürelerinin toplamı esas alınmak suretiyle belirlendiği, bu kapsamda ataması yapılan TMGD'nın, atama işleminde belirtilen hizmet süresini, ilgili ay içinde atamasının yapıldığı faaliyet belgesi kapsamında kullanmış olduğu, söz konusu madde hükmü ile aynı TMGD’nin aynı ay içerisinde Yönetmelikte belirlenmiş olan azami faaliyet belgesinden daha fazla sayıda faaliyet belgesine atanmasını engellenmesi, taraflar açısından oluşacak mağduriyetlerin önüne geçilmesi, İş Kanununda belirtilen çalışma sürelerinin aşılmamasının amaçlandığı, öte yandan sehven atandığı farkına varılan TMGD’nin yapılmış olan bu atamasının iptaline ilişkin oluşabilecek mağduriyetlerin de engellendiği, Bakanlıkça her yıl 4 defa olmak üzere TMGD sınavı yapılmakta ve bu yapılan sınavlarda başarılı olan katılımcılara TMGD sertifikası düzenlendiği belirtildiğinden söz konusu düzenlemede herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Yönetmeliğin 16 nci maddesinin beşinci ve altıncı fıkrası yönünden,
Davacılar tarafından, dava konusu her iki fıkranın da TMGDK’ların işleyişine ve çalışanların çalışma hakkına ve sosyal devlet ilkesine uygun olmadığı, doğu illerinde davacı firma gibi tüm TMGDK’lar danışman bulmakta halihazırda zorlanırken bu madde ile sınırlama getirilmesinin, bu illerde danışmanlardan birinin izinli olması halinde söz konusu şirketlerin uyarı cezası almasının garantisi anlamına geleceği iddia edilmiş ise de, Yönetmeliğin hazırlanma aşamasında ve öncesinde davalı idareye gelen talep ve şikâyetlerden TMGDK'lerin bazı TMGD'lerini işletmelerin ilgili faaliyet belgelerine atayarak görevlendirmesine rağmen, söz konusu atama yapılan işletmelere e-Devlet aracılığıyla Bakanlığa bildirilen TMGD'nin hizmet vermediği, aksine TMGDK'deki atama hakkı dolmuş ve ilgili işletmelerin faaliyet belgesine ataması yapılmamış diğer TMGD'ler aracılığıyla hizmet verdikleri bildirildiği, Bakanlıkça yapılan bazı işletme denetimlerinde bu şekilde hizmet verilen işletmelerin olduğu belirlendiği, bu şekildeki hizmet verme yönteminin, TMGD’ler ve işletmeler açısından mağduriyete yol açtığı ve TMGDK'ler arasındaki rekabet ortamını ortadan kaldırdığı, Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin altıncı fıkrasının ise ilgili işletme ile TMGD hizmet sözleşmesi devam eden TMGDK'nin vermiş olduğu TMGD hizmetinin kesintiye uğramasını önlemek ve bu süre içerisinde TMGD hizmeti veren sorumlu TMGD'yi belirlemek adına TMGDK bünyesinde atama hakkı bulunan başka bir TMGD’yi ilgili faaliyet belgesine atamak suretiyle hizmetin devamlılığını sağlamak amacına yönelik olduğu, aynı zamanda Bakanlıkça her yıl 4 defa olmak üzere TMGD sınavı yapıldığı ve bu yapılan sınavlarda başarılı olan katılımcılara TMGD sertifikası düzenlendiğinin belirtildiği, ayrıca ataması yapılarak kayıt altına alınmamış bir TMGD’nin bu hizmeti vermesinin TMGDK'ler arasında haksız bir rekabetin yaşanmasına neden olacağından dava konusu madde hükümlerinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Yönetmeliğin 17. maddesinin 6. fıkrası yönünden,
Davacılar tarafından, daha önceki Yönetmelikte bu hükmün aksine açıkça logonun araçlarda kullanılmasına cevaz verildiği, dolayısıyla halihazırda kullanılan logonun kaldırılmasının da davacı firmaya ek maddi külfet getireceği, müktesep olarak kabul edilen bir hakkın iptal edilmesinin kanuna aykırı olduğu, kaldı ki TMGDK’ların yeri geldiğinde Bakanlık adına denetleme yapan, gerekli belgeleri alıp almayacağına karar veren kuruluşlar olduğu ve bu kuruluşlara bir yandan da resmiyet kazandırdığı bu nedenle düzenlemenin iptal edilmesi gerektiği iddia edilmiş ise de, mülga olan mevzuat hükmünde TMGDK'lerin araçlarında Bakanlık logosunun kullanımına verilen iznin süreç içerisinde TMGDK'lerin Bakanlık logosunu taşıyan araçlar ile işletme ziyaretlerinde bulunmaları ve Bakanlık temsilcileri olduklarını beyan ederek Bakanlık denetim personeli gibi davranmalarına ilişkin gerek işletme denetimlerinde gerekse diğer iletişim araçları ile Bakanlığa şikayetlerde bulunulduğu, bu itibarla TMGDK'lerin yapacakları işletme ziyaretlerinde Bakanlık denetim personeli gibi algılanmasının ve TMGDK'lerin Bakanlığı temsil etme gibi isteklerin önüne geçilebilmesi için söz konusu madde hükmünün düzenlendiği, ayrıca yapılan düzenleme ile TMGDK'lerin Bakanlık logosu yerine kendi logolarını ve unvanlarını kullanmalarının amaçlandığı görüldüğünden dava konusu madde hükmünde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Yönetmeliğin Geçici 1 inci maddesinin dördüncü fıkrası yönünden, Davacılar tarafından, daha önceden aynı bakanlık tarafından yetki verilen şubeler için adeta bu şubeler yeni açılıyormuşçasına yetki belgesi ücreti talep etmenin, bir çok işçi isdihdam eden işverenleri maddi açıdan sıkıntıya sokmak anlamına geleceği, daha önceden ücret kısmı yatırıldıysa akabinde yatırılan ücretin yenileme ücreti olması gerektiği, aksinin mükerrer ödeme anlamına ve hatta şube yeni açılıyormuş gibi işlem yapılacağı anlamına geleceği düzenlemenin bu nedenle iptali gerektiği iddia edilmiş ise de, mülga Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanlığı Kuruluşlarının Yetkilendirilmesi Hakkında Yönerge hükümleri çerçevesinde TMGDK’nin merkez adresine yetki belgesi, şubelere ise şube listesi düzenlenerek iş ve işlemler gerçekleştirildiği, TMGDK’nin merkez adresine düzenlenen yetki belgesi ücretli olarak, şubeler ise ücretsiz bir şekilde liste halinde düzenlendiği, yapılan bu düzenleme kapsamında, TMGDK’ler diğer Bakanlık bölge müdürlükleri yetki sınırları dâhilindeki işletmelere ücretsiz olarak yapılan şube yetkilendirme işlemleri ile TMGD hizmeti verme yetkisine haiz oldukları, bu durumun aynı Bakanlık bölge müdürlüğü yetki sınırları içerisinde ücretli merkez yetki belgesi alarak yetkilendirilen TMGDK’ler ile ücretsiz şube açmak suretiyle yetkilendirilen TMGDK’ler arasında eşit ve adil olmayan çalışma koşullarının oluşmasına neden olduğu, söz konusu Yönetmeliğin Geçici 1 inci madde kapsamında yapılan düzenlemeler ile TMGDK’lerin merkez yetki belgelerine süre ilavesi yapıldığı ve aynı zamanda şube listesi halindeki şubeler için şube yetki belgesi düzenlendiği, ücretsiz olarak düzenlenen şube yetki belgeleri için şube yetki belgesinin tam ücretinin ödenmesinin zorunlu tutularak TMGDK’lerin eşit ve adil çalışma koşulları içerisinde hizmet verebilmeleri amaçlandığından dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Dava konusu Yönetmeliğin 8. maddesinin 5. fıkrasının incelenmesi;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesi ile göndermede bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 'Davadan feragat' başlıklı 307. maddesinde; feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış; 'Feragat ve kabulün şekli' başlıklı 309. maddesinin 1. fıkrasında; feragatin, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılabileceği; 'Feragat ve kabulün sonuçları' başlıklı 311. maddesinde ise feragatin kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağı hükümleri yer almıştır.
Davacılar vekili tarafından sunulan 16.04.2025 tarihli dilekçe ile dava konusu Yönetmeliğin 8. maddesinin 5. fıkrası yönünden davadan kısmi feragat ettikleri belirtilmiş olup, feragat iradesinin yukarıda yer verilen yasal düzenlemelere uygun olduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda, feragat nedeniyle dava konusu Yönetmeliğin "8. maddesinin 5. fıkrası" hakkında karar verilmesine olanak bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. Dava konusu Yönetmeliğin 8. maddesinin 5. fıkrasının iptali istemi yönünden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2\. Dava konusu diğer düzenlemeler yönünden DAVANIN REDDİNE,
3\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına,
4\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için öngörülen ...-TL vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine,
5\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacılara iadesine,
6\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere,
16/04/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim