SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2022/5379 E. 2025/7277 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2022/5379

Karar No

2025/7277

Karar Tarihi

6 Ekim 2025

Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2022/5379 E. , 2025/7277 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/5379
Karar No : 2025/7277

TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR : 1- (DAVACILAR) 1- ...
2- ...
3- ...
4-...
5- ...
6- ...
VEKİLİ : Av. ...

2- (DAVALI) ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:...sayılı kararının, karşılıklı olarak temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, katlı kavşak sebebiyle Antalya ili, Muratpaşa ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel ile ... ada ... sayılı parselde bulunan taşınmazlarında meydana gelen değer düşüklüğü ve kira kaybı zararının, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL'sinin (miktar arttırım sonrası 806.427,28 TL) idareye başvuru tarihi olan 16/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:... K:... sayılı kararında; bilirkişi heyetinin açıklamalı tespitleri ve yaptığı hesaplamalar sonucu hazırladığı bilirkişi raporu Mahkemece de oluşa uygun görülerek dosyada mevcut diğer bilgi ve belgeler eşliğinde yapılan değerlendirmede, söz konusu taşınmazın bulunduğu alanın katlı kavşak yapımı esnasında plansız olup niteliğinin tarla vasıflı olduğu, daha sonra 2018 yılında yapılan imar planından sonra arsa vasfı kazanarak ... ada ...ve ... parselin oluştuğu, ayrıca sonrasında kabul edilen imar, planının yargı kararıyla iptal edilmesi sonucunda söz konusu taşınmazların bulunduğu alanın plansız hale geldiği, bu nedenle söz konusu tazminat isteminin katlı kavşağın bitiş tarihi olan 2016 yılının Haziran ayındaki duruma göre değerlendirilmesi gerektiğinden, davacının köprülü kavşak yapımı nedeniyle taşınmazındaki uğramış olduğu iddia edilen değer kaybının tarla vasfı üzerinden değerlendirilerek, bilirkişi raporu doğrultusunda hesaplanan 96.740,23 TL zararın; Mahkeme kayıtlarına giren 01/04/2021 tarihli miktar arttırım dilekçesi de dikkate alınarak davalı idarece davacıya ödenmesi gerektiği, davacının bu miktarı aşan tazminat talebinin ise reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 96.740,23 TL'nin, dava dilekçesindeki 5.000,00 TL'lik kısmı için idareye başvuru tarihi olan 16/03/2020'den itibaren; 91.740,23 TL için miktar arttırım dilekçesinin Mahkeme kayıtlarına giriş yaptığı tarih olan 01/04/2021'den itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarak davacıya ödenmesine, bu tutarı aşan 709.687,00 TL maddi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince, maddi tazminat isteminin kısmen reddi kısmen kabulü şeklinde hüküm kurulduğundan davacılar ve davalı idare lehine nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/3. maddesinde ise maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda karşı taraf vekili yararına tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücretin, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceği düzenlendiğinden, mahkeme kararında hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hükmedilen maddi tazminat üzerinden hesaplanan 13.140,32 TL nisbi vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacılara verilmesine şeklinde hüküm kurulduğu göz önüne alındığında, (mükerrer ödememeye sebebiyet vermeme amacıyla ilk derece Mahkemesi'nce hükmedilen 2.040,00 TL vekalet ücreti dahil olmak üzere) 13.140,32 TL nisbi vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesi gerektiği gerekçesiyle istinaf başvurusunda bulunulan Mahkeme Kararının (mükerrer ödememeye sebebiyet vermeme amacıyla ilk derece Mahkemesi'nce hükmedilen 2.040,00 TL vekalet ücreti dahil olmak üzere) 13.140,32 TL nisbi vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine, hüküm fıkrasının yukarıda açıklanan gerekçeyle düzeltilerek davalı idare istinaf isteminin reddine, davacıların istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacılar tarafından, değer kaybının oluşmaya başladığı tarihin köprülü kavşak inşaatının başladığı tarih olduğu ve zararın devam ettiği, uyuşmazlığa konu taşınmazlar için arsa vergisi ödendiği bu nedenle tarla yönünden hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğu, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, usul yönünden, dava konusu kavşağın Karayolları 13. Bölge Müdürlüğü tarafından inşa edildiği, bu nedenle husumetin kendilerine yöneltilemeyeceği, davacılar tarafından taşınmazlarının Tedaş Kavşağı yapım projesi nedeniyle değer kaybına uğradığı iddiasıyla çıktığı iddia edilen bu zararın idari eylemden kaynaklandığı, söz konusu projenin tamamlanarak 2016 Haziran ayı ortalarında hizmete açıldığı dikkate alındığında, davacıların eylemin idariliğini ve zararı en geç yolun hizmete açıldığı Haziran 2016 tarihde öğrenildiğinin açık olduğu, bu nedenle davanın süresinde açılmadığı sabit olup davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği; esas yönünden ise, dava konusu parsellerin kavşak yapıldıktan sonra tescil edilmiş imar parselleri olduğu, bu nedenle kavşağın yapımı ile davacının zarar uğradığı iddiası arasında nedensellik bağı bulunmadığı, katlı kavşak yapımı ve diğer kamu hizmetlerinde şahısların menfaati değil tüm kamunun menfaati dikkate alınarak işlemler yapıldığı belirtilerek kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN SAVUNMALARI : Davalı tarafından istemin reddi gerektiği savunulmakta olup, davacılar tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davalı idare tarafından davacıların adına kayıtlı olan Antalya ili, Muratpaşa ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel ile ... ada, ... sayılı parselde bulunan taşınmazlarda ... Bulvarı ile ... Bulvarı kesişim noktasında yapılan Tedaş Kavşağı olarak anılan katlı kavşağın yapımı nedeniyle, oluştuğu ileri sürülen değer kaybının tazmini amacıyla 16/03/2020 tarihinde Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na yapılan başvurunun... tarih ve ...sayılı işlemle reddedilmesi üzerine, İYUK md. 16/4 hükmü gereğince şimdilik 5.000,00 TL (miktar arttırım sonrası 806.427,28 TL) maddi zararın idareye başvuru tarihi olan 16/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

USUL YÖNÜNDEN:
Davalı idarece davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği ileri sürülmektedir. Süre itirazının değerlendirilebilmesi için öncelikle zarara neden olduğu ileri sürülen idari tasarrufun idari işlem mi yoksa bir idari eylem mi olduğunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Zira; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12. maddesinde; "İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11. madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır." kuralı yer almış; anılan Kanun'un ön karar başvurusunun yapıldığı tarihte yürürlükte olan haliyle 13. maddesinde ise; "İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılabilir." kuralına yer verilmiştir.
Görüldüğü üzere, idari işlemler ve bu işlemlerin uygulanması ile idari eylemler sonucu meydana gelen hak ihlallerinin giderilmesi istemiyle açılacak tam yargı davalarına yönelik olarak 2577 sayılı Kanun'da ayrı usul hükümleri ve farklı başvuru süreleri öngörülmüştür. Kanun'un 13. maddesi uyarınca, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için bu eylemlerin yazılı bildirimi üzerine veya başka suretle öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurularak, başvurunun kısmen, tamamen veya zımnen reddi halinde bu tarihten itibaren dava açma süresi içinde dava açılması gerekirken; 12. maddede yer alan düzenleme uyarınca; idari işlemlerin yol açtığı hak kayıplarının giderilmesinin istenilmesi halinde ise doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davasının birlikte açılması veya ilk önce iptal davası açılarak bu davanın karara bağlanması üzerine veya işlemin icrası nedeniyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içerisinde tam yargı davasının açılması gerekmektedir. 2577 sayılı Kanun'daki bu farklı düzenleme nedeniyle öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen tasarrufların nitelendirilmesi, idari işlem mi yoksa idari eylem mi olduklarının belirlenmesi gerekmektedir.
İdari işlemler; idari makam ve mercilerin idari faaliyetleriyle ilgili alanda, idare hukuku kuralları çerçevesinde, tek taraflı irade açıklamasıyla hukuk aleminde sonuç doğuran, kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikteki tasarruflarıdır. Temelinde bir idari karar veya işlem olmayan, fizik alanında görülen iş, hareket, ameliye ve çalışmalar ile Devletin bayındırlık işlerinde olduğu gibi temelindeki idari işlem ve kararın icrasının tamamlanması sonucu başlangıçta herhangi bir ilgi kurulmaması nedeniyle söz konusu idari işlemlerin tebliğ edilmediği üçüncü kişiler bakımından bu işlem ve karardan bağımsız bir hüviyet kazanmış fizik alemde sonuç doğurmaya devam eden faaliyetler ve idarenin hareketsiz kalması ise, idari eylem olarak adlandırılmaktadır. Öte yandan, idari işlemle idari eylemin içiçe girdiği durumlarda da dava açma sürelerinin idari eylemlerdeki gibi belirlenmesi, hak kayıplarının önüne geçilmesi bakımından yargısal içtihatlarla benimsenmiş uygulamalardandır. Bayındırlık faaliyetleri temelinde yer alan işlemlerin ilgililerine tebliğ edilmeleri durumunda bu işlemlere karşı dava açma hakkı olan kişiler bakımından yukarıda belirtilen gerekçelerle idari işlemlerin icrası ile ilgili dava açma sürelerine tabi iken üçüncü kişiler bakımından idari eylemle ilgili sürelere tabidir. Zira idari işlemler, hukuk aleminde değişiklik yapan, yenilik doğuran irade açıklamalarını yansıtmakta iken; idari eylemler, esas olarak maddi alemde değişiklik ve yenilik meydana getirmekte, sadece ilgililerin hak ve yetkilerini kullanmaları koşuluyla hukuki etki ve sonuç doğurabilmektedir.
Bakılan davada zarara neden olduğu ileri sürülen katlı kavşak yapımı işi, temelinde idari karar, işlem ve proje bulunan bir idari tasarruf olmakla birlikte temelindeki işlemin icrası ve projenin uygulanması süreci tamamlanarak kavşağın trafiğe açılmasından sonra idari işlemlere tebligat ve ıttıla suretiyle muhatap olmamış üçüncü kişiler bakımından artık söz konusu idari işlemden bağımsız bir kimliğe bürünmekte ve fizik alemde etkiler doğuran ve ancak bir hak kullanımına bağlı olarak hukuki sonuç doğuran idari eylem niteliğine kavuşmaktadır.
Bu durumda, katlı kavşak inşasından kaynaklanan zararın idari eylemden kaynaklı zarar kapsamında değerlendirilmesi gerektiği açık olup, hükme esas alınan 28/01/2021 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, Karayolları Genel Müdürlüğü 13. Bölge Müdürlüğü tarafından gönderilen ... tarih ve ... sayılı yazı ile Tedaş Kavşağı yapım projesinin 26/03/2015 tarihinde yapımına başlandığı ve 2016 Haziran ayında hizmete açıldığının bildirildiği göz önünde bulundurulduğunda, katlı kavşağın hizmete açıldığı tarihten itibaren bir yıl içinde (en geç 30/06/2017 tarihinde) idareye başvuru yapılması gerekirken, süresinde başvurulmamasını haklı kılacak sebepler sunulmadan 16/03/2020 tarihinde yapılan başvurunun davalı idare tarafından 18/03/2020 tarihinde reddi üzerine, 11/06/2020 tarihinde açılan davanın süresinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, davanın esasına girilerek verilen... İdare Mehkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, kesin olarak 06/10/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.



10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim