Danıştay danistay 2022/5340 E. 2025/5170 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2022/5340
2025/5170
28 Mayıs 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/5340
Karar No : 2025/5170
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALI): ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLLERİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parselde yer alan 744 m² arsanın yer aldığı yol güzergahında ... Büyükşehir Belediyesi tarafından inşaa edilen üst geçit (katlı kavşak) nedeniyle davacı adına kayıtlı olan dükkanın değer kaybına uğradığı ileri sürülerek oluşan değer kaybına karşılık olarak 1.000,00-TL (miktar artırımı sonrası 765.000,00-TL) tazminatın idareye başvuru tarihi olan 29/12/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:... K:... sayılı kararda; olayda, davacının maliki olduğu taşınmazın bulunduğu alana ilişkin Ulaşım Ana Planında, ... hattının devamı olarak planlanan ve uygulaması gerçekleştirilen ...- ... raylı sistemin de katılmasıyla birlikte kavşakta gecikmeler ve kuyrukların daha da artacağı dikkate alınarak trafiğin rahatlatılması amacıyla anılan güzergah üzerindeki ... Bulvarı ve ... Bulvarı kesişiminde davalı idarece katlı kavşak çalışması yapılmasında kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırı bir yön bulunmadığı, ancak anılan katlı kavşak çalışmasından, o bölgede oturan ve çalışanlar ile ... Bulvarının havalimanı, ... Turizm merkezi,..., ..., ... gibi birçok ilçe merkezlerin...ya gidiş ve geliş güzergahında bulunması nedeniyle tüm kamu yararlanmakta iken, söz konusu katlı kavşak çalışmasının yalnızca çok az sayıda taşınmazın konum ve niteliğini etkilediği, başka bir anlatımla kamu yararı bulunan bu hizmetten dolayı davacının özel ve olağandışı bir zararının söz konusu olduğu, bu durumda katlı kavşak ve yol çalışması yapılması sırasında, trafik akışının ve yaya geçişinin rahatlatılması amacıyla farklı yön ve seviyede yol yapılması ve eski trafik akış sisteminin değiştirilmesi veya başka sebeplerle davacıya ait taşınmazın değer yitirdiği ve oluşan maddi zararın kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca davalı idarece karşılanması gerektiği, zarara ilişkin bilirkişi raporu esas alınarak davacının tazminat isteminin 765.000,00-TL olarak kabulüne ve tazminatın 1.000,00-TL'lik kısmının davalı idareye başvuru tarihi olan 29/12/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle, 764.000,00-TL'lik kısmının ise miktar artırım dilekçesinin verildiği 08/03/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davanın süresi içerisinde açılmadığı, idare tarafından 2005 yılında yapılan ulaşım ana planında, ... raylı sistem güzergahı üzerindeki ... Bulvarı ve ... Bulvarının kesişiminin katlı kavşak olarak planlandığı; ... II. Aşama (...) Raylı Sistem Hattı güzergâhı üzerinde, ... Bulvarı, ... Bulvarı ve ... Bulvarı kesişimindeki dava konusu kavşağın konum itibarı ile kent merkezi alanı giriş kordonunda yer aldığı, önemli bir kavşak olduğu, kavşaktaki trafik talebinin zirve saatte yaklaşık 5000 araç hacmi ile kapasitesinin üzerine çıktığı ve uzun kuyruklar oluştuğu, söz konusu katlı kavşağın yapılmamış olması durumunda trafik talebinin daha da artacağı ve kavşak alanının kapasitesini aşması ve trafik talebini karşılamaması sebebiyle yoğun trafik tıkanıklığı yaşanacağı, dava konusu taşınmaz mobilya mağazası olduğundan ve mobilya mağazaları önünden geçerken durup alışveriş yapılabilecek tarzda mağazalar olmadığından davacının zararı olmadığı aksine bu durumdan yararlandığı, UKOME Genel Kurulunca ... Bulvarı, ... Bulvarı Katlı Kavşağı projesinin uygun olduğu yönünde karar alındığı; uygulama imar planı değişikliğinin de yapıldığı; projenin geçtiği güzergahta bulunan mülkiyetlere müdahale edilmediği; emsal ve yüksekliklerde herhangi bir değişiklik yapılmadığı; yatırım sonucunda, bahse konu parsellerin tümünün önünden 2 şeritli yol geçtiği; katlı kavşağın servis sunumu ve erişim açısından da olumsuz sonuç teşkil etmediği; kavşağa ilişkin iş ve işlemlerin mevzuata ve hukuka uygun olarak tesis edildiği; davacı ve aynı cadde üzerinde bulunan binalara ulaşım engellenmediği gibi, söz konusu kavşağın yapılması ve ulaşımın rahatlamasıyla, ticari işletmelerin bulunduğu bu güzergaha şehrin diğer noktalarında yaşayanların da kolaylıkla ulaşması ve bu güzergahı tercih etmelerinin hedeflendiği; kavşakla şehrin bütününe hizmet veren bu ana yoldaki ulaşımın rahatlatılmasının hedeflendiği; idari işlemlerde her zaman kamunun menfaatinin şahısların menfaatinin üstünde olduğu; davacının zarar iddialarının somut verilere dayanmadığı, farazi iddialar olduğu, değer kaybı şeklinde bir zararın ve tazmin şartlarının oluşmadığı belirtilerek kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davalı idarece 2005 yılında yapılmış olan "Ulaşım Ana Planı"nda, Fatih-Otogar-Muratpaşa hattının devamı olarak planlanan ve uygulaması gerçekleştirilen ... raylı sistem güzergahı üzerindeki ... Bulvarı ile ... Bulvarı kesişiminin katlı kavşak olarak planlandığı; bu kapsamda yapılan etüt ve sayımlar ışığında, bu güzergâha tramvayın katılmasıyla birlikte kavşakta gecikmelerin ve kuyrukların artacağı, araç başına gecikme süresinin 111,3 sn/araca ulaşarak hizmet seviyesinin "F" sınıfında kalacağı, ayrıca raylı sistem hattı yapıldıktan sonra artacak olan sorunların giderilmesi amacıyla yapılacak projelerde zaman, maliyet ve uygulanabilirlik açısından güçlükler yaşanacağı ve kamu zararı oluşacağı değerlendirilerek ... Aşama (... ...) Raylı Sistem Hattı Projesi kapsamında söz konusu kavşakta kalıcı çözümlerin oluşturulması için alt geçit şeklinde planlanan kavşağın alt yapı unsurlarının deplasesinin mümkün olmaması sebebiyle köprü geçiş sistemi olarak projelendirildiği; ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı Ulaşım Koordinasyon Merkezi'nin 30/12/2015 tarihli toplantısında katlı kavşak projesinin uygun olduğuna yönelik karar alındığı ve 12/02/2016 tarihli ... Büyükşehir Belediye Meclisi kararıyla da buna ilişkin uygulama imar planı değişikliğinin uygun bulunduğu; katlı kavşağın 22/04/2016 tarihinde hizmete açılmasının ardından, davacı adına kayıtlı olan dükkanın değer kaybına uğradığı ileri sürülerek oluşan değer kaybına karşılık olarak 1.000,00-TL (miktar artırım sonrası 765.000,00-TL) tazminatın idareye başvuru tarihi olan 29/12/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
USUL YÖNÜNDEN:
Davalı idarece davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği ileri sürülmektedir. Süre itirazının değerlendirilebilmesi için öncelikle zarara neden olduğu ileri sürülen idari tasarrufun idari işlem mi yoksa bir idari eylem mi olduğunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Zira; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12. maddesinde; "İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11. madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır." kuralı yer almış; anılan Kanun'un ön karar başvurusunun yapıldığı tarihte yürürlükte olan haliyle 13. maddesinde ise; "İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılabilir." kuralına yer verilmiştir.
Görüldüğü üzere, idari işlemler ve bu işlemlerin uygulanması ile idari eylemler sonucu meydana gelen hak ihlallerinin giderilmesi istemiyle açılacak tam yargı davalarına yönelik olarak 2577 sayılı Kanun'da ayrı usul hükümleri ve farklı başvuru süreleri öngörülmüştür. Kanun'un 13. maddesi uyarınca, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için bu eylemlerin yazılı bildirimi üzerine veya başka suretle öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurularak, başvurunun kısmen, tamamen veya zımnen reddi halinde bu tarihten itibaren dava açma süresi içinde dava açılması gerekirken; 12. maddede yer alan düzenleme uyarınca; idari işlemlerin yol açtığı hak kayıplarının giderilmesinin istenilmesi halinde ise doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davasının birlikte açılması veya ilk önce iptal davası açılarak bu davanın karara bağlanması üzerine veya işlemin icrası nedeniyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içerisinde tam yargı davasının açılması gerekmektedir. 2577 sayılı Kanun'daki bu farklı düzenleme nedeniyle öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen tasarrufların nitelendirilmesi, idari işlem mi yoksa idari eylem mi olduklarının belirlenmesi gerekmektedir.
İdari işlemler; idari makam ve mercilerin idari faaliyetleriyle ilgili alanda, idare hukuku kuralları çerçevesinde, tek taraflı irade açıklamasıyla hukuk aleminde sonuç doğuran, kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikteki tasarruflarıdır. Temelinde bir idari karar veya işlem olmayan, fizik alanında görülen iş, hareket, ameliye ve çalışmalar ile Devletin bayındırlık işlerinde olduğu gibi temelindeki idari işlem ve kararın icrasının tamamlanması sonucu başlangıçta herhangi bir ilgi kurulmaması nedeniyle söz konusu idari işlemlerin tebliğ edilmediği üçüncü kişiler bakımından bu işlem ve karardan bağımsız bir hüviyet kazanmış fizik alemde sonuç doğurmaya devam eden faaliyetler ve idarenin hareketsiz kalması ise, idari eylem olarak adlandırılmaktadır. Öte yandan, idari işlemle idari eylemin içiçe girdiği durumlarda da dava açma sürelerinin idari eylemlerdeki gibi belirlenmesi, hak kayıplarının önüne geçilmesi bakımından yargısal içtihatlarla benimsenmiş uygulamalardandır. Bayındırlık faaliyetleri temelinde yer alan işlemlerin ilgililerine tebliğ edilmeleri durumunda bu işlemlere karşı dava açma hakkı olan kişiler bakımından yukarıda belirtilen gerekçelerle idari işlemlerin icrası ile ilgili dava açma sürelerine tabi iken üçüncü kişiler bakımından idari eylemle ilgili sürelere tabidir. Zira idari işlemler, hukuk aleminde değişiklik yapan, yenilik doğuran irade açıklamalarını yansıtmakta iken; idari eylemler, esas olarak maddi alemde değişiklik ve yenilik meydana getirmekte, sadece ilgililerin hak ve yetkilerini kullanmaları koşuluyla hukuki etki ve sonuç doğurabilmektedir.
Bakılan davada zarara neden olduğu ileri sürülen katlı kavşak yapımı işi, temelinde idari karar, işlem ve proje bulunan bir idari tasarruf olmakla birlikte temelindeki işlemin icrası ve projenin uygulanması süreci tamamlanarak kavşağın trafiğe açılmasından sonra idari işlemlere tebligat ve ıttıla suretiyle muhatap olmamış üçüncü kişiler bakımından artık söz konusu idari işlemden bağımsız bir kimliğe bürünmekte ve fizik alemde etkiler doğuran ve ancak bir hak kullanımına bağlı olarak hukuki sonuç doğuran idari eylem niteliğine kavuşmaktadır.
Bu durumda, katlı kavşak inşasından kaynaklanan zararın idari eylemden kaynaklı zarar kapsamında değerlendirilmesi gerektiği açık olup katlı kavşağın trafiğe açıldığı 22/04/2016 tarihinden itibaren bir yıl içinde (en geç 22/04/2017 tarihinde) idareye başvuru yapılması gerekirken, süresinde başvurulmamasını haklı kılacak sebepler sunulmadan 29/12/2020 tarihinde yapılan başvurunun 15/02/2021 tarihli yazı ile reddedilmesi üzerine 22/02/2021 tarihinde açılan davanın süresinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, davanın esasına girilerek davanın kabulü yönündeki ... İdare Mehkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, kesin olarak 28/05/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.