Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2022/5095
2025/8464
10 Kasım 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/5095
Karar No : 2025/8464
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Üniversitesi - ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Karabük Üniversitesi Mühendislik Fakültesi ...Bölümü ... Anabilim Dalında yardımcı doçent doktor unvanıyla görev yapmaktayken, 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname uyarınca 01/09/2016 tarihinde kamu görevinden çıkarılan, Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu'nun ... tarih ve ... sayılı kararıyla göreve iade edilerek Karabük Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi ... Bölümü ...Anabilim Dalına doktor öğretim üyesi olarak atanan ve fiilen 08/07/2019 tarihinde yeniden göreve başlayan davacının, ihraç işlemi nedeniyle açıkta kaldığı 01/09/2016-08/07/2019 tarihleri arasında tarafına ödenmeyen maaş alacaklarının faizlerinin şimdilik 1.000,00-TL, anılan dönemde ödenmeyen ek ders ücreti, geliştirme ödeneği, ÖSYM ve Açıköğretim sınav ücretleri alacağı bakımından ise, şimdilik 1.000,00'er TL ücretlerin her bir aya ilişkin hak ediş tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte şimdilik toplam 4.000.00-TL maddi alacakları ile işlem nedeniyle uğradığı manevi zararın tazmini bakımından 200.000,00-TL manevi tazminatın da görevden ihraç edildiği 01/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacının, faizsiz olarak ödenen maaşları sebebiyle ödenmeyen faiz talebine ilişkin 1.000,00-TL'nin kabulüne, söz konusu faiz miktarının davalı idarece davacıya ödenmesine, davacının ek ders ücretleri, geliştirme ödenekleri, ÖSYM ve açıköğretim sınav ücretleri ile manevi tazminat istemine ilişkin olarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Açıkta kaldığı döneme ilişkin ek ders ücreti, geliştirme ödeneği, ÖSYM ve Açıköğretim sınav ücretlerinin ödenmesi gerektiği, idarenin hukuka aykırı eylemi nedeniyle manevi zararının oluştuğu, tazminata hükmedilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Dava, Karabük Üniversitesi Mühendislik Fakültesi ... Bölümü ... Anabilim Dalında yardımcı doçent doktor unvanıyla görev yapmaktayken, 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname uyarınca 01/09/2016 tarihinde kamu görevinden çıkarılan, Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu'nun 08/05/2019 tarih ve 2019/22560 sayılı kararıyla göreve iade edilerek Karabük Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi ...Bölümü ... Anabilim Dalına doktor öğretim üyesi olarak atanan ve fiilen 08/07/2019 tarihinde yeniden göreve başlayan davacının, ihraç işlemi nedeniyle açıkta kaldığı 01/09/2016-08/07/2019 tarihleri arasında tarafına ödenmeyen maaş alacaklarının faizlerinin şimdilik 1.000,00-TL, anılan dönemde ödenmeyen ek ders ücreti, geliştirme ödeneği, ÖSYM ve Açıköğretim sınav ücretleri alacağı bakımından ise, şimdilik 1.000,00'er TL ücretlerin her bir aya ilişkin hak ediş tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte şimdilik toplam 4.000.00-TL maddi alacakları ile işlem nedeniyle uğradığı manevi zararın tazmini bakımından 200.000,00-TL manevi tazminatın da görevden ihraç edildiği 01/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge İdare Mahkemesi kararının, sınav ücretlerine ilişkin kısmının incelenmesi;
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının, 1.000,00 TL maaş faizi ödenmesine ilişkin kısmının incelenmesi;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Tebligat ve cevap verme" başlıklı 16. maddesinin 4. fıkrasında; "Taraflar, sürenin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemezler. (Ek cümle: 11/4/2013-6459/4 md.) Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir." hükmüne yer verilmiştir.
Mahkeme kararında, davacıya ödenmeyen maaş faizlerine ilişkin talebin şimdilik 1.000,00-TL olması sebebiyle, bu aşamada 1.000,00-TL'lik kısmın kabul edildiği, 1.000,00-TL'nin üzerinde kalan maaşa ilişkin faiz alacaklarının tazmini istemiyle davacı tarafından ayrıca dava açılabileceğinin belirtildiği, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin 26/5/2021 tarihli ara kararı ile davalı idareden, davacıya görevinden çıkarıldığı 01/09/2016 tarih ile toplu ödemenin yapıldığı 15/08/2019 tarih arasında geçen süreye tekabül eden aylık ve ücretlerinin şayet görevde bulunmuş olsaydı ödenmesi gerekecek olan tahakkuk (ilgili ayın ödeme tarihinden) tarihlerinden ödemenin yapıldığı tarihe kadar hesaplanacak yasal faiz tutarının (hesaplama tablosunun) istenilmesine karar verildiği, 15/6/2021 tarihinde Mahkeme kayıtlarına giren ara karar cevabında davacının faiz alacağının 48.712,97 TL olduğunun belirtildiği, 7. İdari Dava Dairesi'nin 30/6/2021 tarihli ara kararı ile 15/6/2021 tarihli idare cevabının beyanlarını sunmak üzere davacıya gönderilmesine karar verildiği, ancak ara kararda, davacının ıslah talebinde bulunmak isteyip istemeyeceğine ilişkin bir ibarenin bulunmadığı görülmektedir.
Tam yargı davalarında istemle bağlı olma kuralının sebep olduğu hak kayıplarının giderilmesi amacıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasına, 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanunun 4. maddesi ile ''Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir'' cümlesi, aynı Kanunun 5. maddesi ile de 2577 sayılı Kanuna Geçici 7. madde olarak ''Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır. '' cümlesi eklenmiştir.
Nitekim, 6459 sayılı Kanunun 4. maddesinin (Tasarının 3. maddesi) gerekçesinde, ''AİHM, devletin sorumluluğuna ilişkin tazminat davalarında, davacıların yargılamanın yavaş işlemesinden doğan zararlarını ortadan kaldıracak yeterli bir çözüm bulunmadığı yönünde ülkemiz aleyhinde ihlal kararları vermektedir. Düzenlemeyle, idarî yargıda açılan tam yargı davalarında talep edilen tazminatın daha yüksek olduğunun dava devam ederken anlaşılması durumunda, davacıya talep edilen miktarı arttırma hakkı verilmemesinin adil yargılama hakkının ihlali olarak kabul edilmesi sebebiyle, nihai karar verilinceye kadar ıslah suretiyle talep edilen tazminat miktarını arttırma hakkı tanınmaktadır.'' ifadesine yer verilmiştir.
Bu durumda, hak kayıplarının önlenmesi amacıyla, tazminat davalarında mahkemelerce yoksun kalınan parasal hak davalı idareye hesaplatılmışsa idarenin hesaplamaya ilişkin cevabının tebliğ edilmek suretiyle ara kararı ile dosyanın esas hakkında karar verilebilecek durumda olduğunun veya dosyada yer alan bilgi ve belgelere göre karar verileceğinin davacıya bildirilerek tazminat talep miktarını artırmak isteyip istemediğinin sorularak ıslah hakkı imkanı tanınması hakkaniyet gereğidir.
Nitekim, davacı dava dilekçesinde "fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla" ifadesini kullanarak miktar arttırımında bulunabileceği ihtimalini de ortaya koymuştur. Bununla birlikte temyiz dilekçesinde de ıslah talebinde bulunmuştur.
Sonuç olarak uyuşmazlık konusu olayda, davacıya 2577 sayılı Yasa'da tanınan miktar arttırım hakkını açıkça kullanmasına fırsat tanınmadığı anlaşıldığından, davacıya istenilen tazminat miktarını arttırma hakkı tanınmak suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının ek ders ücretine ilişkin kısmının incelenmesi;
2914 sayılı Kanun'un 11. maddesi "... (Değişik birinci fıkra : 26/6/2001 - 4689/4 md.) 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 36 ncı maddesine göre haftalık okutulması mecburi ders yükü saati dışında, kısmi statüde bulunanlar dahil öğretim elamanlarına görev unvanlarına göre Maliye Bakanlığının görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen mecburi ve isteğe bağlı dersler ve diğer faaliyetler için bu ders ve faaliyetlerin haftalık ders programında yer alması ve fiilen yapılması şartıyla en çok yirmi saate kadar, ikinci öğretimde ise en çok on saate kadar ek ders ücreti ödenir. Ders yüklerinin tamamlanmasında öncelikle normal örgün öğretimde verilen ders ve faaliyetler dikkate alınır...." düzenlemesi bulunmaktadır.
Uyuşmazlıkta, yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerine göre davacıya talep etmiş olduğu ek ders ücretlerinin ödenebilmesi için fiili olarak çalışma şartını yerine getirmesi (fiilen çalışması) gerektiği düzenlenmiş ise de, davacının davalı üniversitede öğretim üyesi olarak görev yapmakta iken idarenin hukuka aykırı işlemleri nedeniyle fiili olarak görevini yapamadığı, davacı istese dahi fiilen çalışma olanağına sahip olmadığı gibi kamu görevinden uzaklaştırılmamış veya ihraç edilmiş olmasaydı fiilen çalışma şartını yerine getireceği de tartışmasız olduğu anlaşıldığından, davacıya kamu görevinden uzak kaldığı döneme ilişkin olarak ek ders ücretleri ve yasal faizinin ödenmesi gerekmekte iken ek ders ücretlerinin ödenmesine ilişkin başvurusunun reddine dair dava konusu işlemin bu kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu durumda; davacının kamu görevinden çıkarıldığı dönemde yoksun kaldığı ek ders ücretleri miktarının davalı idareye tespit ettirilerek, ayrı ayrı ilgili olduğu dönemden (hak edildiği tarihten) başlamak üzere hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacıya ödenmesi gerekmektedir.
Nitekim, Bölge İdare Mahkemesi kararları arasındaki aykırılığın giderilmesi için yapılan başvuru üzerine verilen Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 08/10/2024 tarih ve E:2024/21, K:2024/45 sayılı kararı da bu yöndedir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının geliştirme ödeneğine ilişkin kısmının incelenmesi;
2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu'nun ''Geliştirme Ödeneği'' başlıklı 14. maddesinde; ''Diğer yükseköğretim kurumlarına göre sosyo-ekonomik açıdan daha az gelişmiş yerlerde öğretim yapan ve/veya yeterli sayıda öğretim elemanı sağlanamayan yükseköğretim kurumları ile bunların bölümlerinde görevli öğretim elemanlarına; almakta oldukları aylık gösterge ve ek gösterge toplamının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu uyarınca belirlenen aylık katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarın beş katına kadar geliştirme ödeneği ödenebilir. Geliştirme ödeneği verilecek yükseköğretim kurumları, ödeneğin verilmesine ilişkin usul ve esaslar ile oran veya miktarları, bu ödenekten yararlanma süresi ile yararlanamayacak olanlar ve diğer hususlar Yükseköğretim Kurulu ile Milli Eğitim Bakanlığının görüşü ve Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu Kararı ile tespit edilir. Bu ödenek damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaz.'' hükmüne yer verilmiştir.
Geliştirme Ödeneği Ödenmesine İlişkin Bakanlar Kurulu Kararının 6. maddesinde; ''Geliştirme ödeneğinden yararlanabilmek için görevin ilgili yükseköğretim kurumlarında fiilen çalışması şarttır. Ancak; a)Yıllık izin süresince, b)Bir takvim yılında toplam 15 günü aşmayan mazeret izni süresince, c)Hastalık izni kullanılması, tedavi kurum ve kuruluşlarında yatmak suretiyle tedavi görülmesi ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu'nun 20 inci maddesine göre refakatçi izni verilmesi hallerinde, d)2547 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesi ile mevzuatı uyarınca yurt içi veya yurtdışı geçici görevlendirme sebebiyle ayrılmalarda 15 güne kadar olan süreler için, fiilen çalışma şartı aranmaz.'' hükmü yer almaktadır.
Yukarıda alıntısına yer verilen mevzuat kuralında yükseköğretim kurumlarına göre sosyo-ekonomik açıdan daha az gelişmiş yerlerde öğretim yapan ve/veya yeterli sayıda öğretim elemanı sağlanamayan yükseköğretim kurumları ile bunların bölümlerinde görevli öğretim elemanlarına; almakta oldukları aylık gösterge ve ek gösterge toplamının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu uyarınca belirlenen aylık katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarın beş katına kadar geliştirme ödeneği ödenebileceği, geliştirme ödeneğinin ödenmesi şartlarını düzenleyen ilgili Bakanlar Kurulu Kararında geliştirme ödeneğinden yararlanabilmek için yalnızca fiilen çalışmanın (hükümde sayılan istisnai haler dışında) gerektiği, başka bir anlatımla ilgili yüksek öğretim kurumunda fiilen göreve başlayıp hizmet etmenin bu ödemeleri kazanmak için yeterli olduğu belirtilmiştir.
Buna göre, 672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılan davacının OHAL Komisyonuna yaptığı itirazı kabul edilerek görevine iade edildiği ve hukuka aykırılığı OHAL Komisyonu kararıyla ortaya konulmuş işlemler neticesinde fiilen çalışamadığı anlaşıldığından, davacının kamu görevinden ihraç edildiği döneme ilişkin mali hakkı kapsamında olan geliştirme ödeneğinin davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu durumda; davacının kamu görevinden çıkarıldığı dönemde yoksun kaldığı geliştirme ödeneği miktarının davalı idareye tespit ettirilerek, ayrı ayrı ilgili olduğu dönemden (hak edildiği tarihten) başlamak üzere hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacıya ödenmesi gerekmektedir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının manevi tazminata ilişkin kısmının incelenmesi;
Manevi tazminat, kişilik haklarının ihlali halinde meydana gelen eksilmenin, başka türlü giderim yolunun bulunmaması nedeniyle, uğranılan manevi zararın kısmen de olsa telafi edilmesini sağlayan manevi bir tatmin aracı olduğu, yerleşmiş yargısal içtihatlarla da kabul edildiği üzere, manevi tazminat mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı olmayıp, manevi tatmin aracı olduğundan, hükmedilebilmesi için kişinin fizik yapısını zedeleyen yaşama ve kazanma gücünün azalması sonucunu doğuran olayların meydana gelmesi ve idarenin hukuka aykırı bir işlem veya eylemi sonucunda bir elem ve üzüntünün duyulmuş olması veya şeref ve haysiyetinin rencide edilmiş olmasının gerektiği açıktır.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Davacı hakkında 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile tesis edilen kamu kamu görevinden çıkarılması işlemi, davacının başvurusunun, Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu kararı ile kabulü üzerine ortadan kalkmıştır. Her idari işlemin manevi tazminatı gerektirmeyeceği, manevi tazminatın gerekliliği için yukarıda yer verilen bir takım koşulların bulunması gerektiğinin yargı kararıyla yerleşik içtihat haline geldiği açıktır.
Bu durumda, kişilerin terör örgütü ile iltisak ve irtibatı olduğu kanaatine varılmasında işlem tarihindeki olay ve olguların değerlendirilmesinin, işlemin kamu yararı amacı dışında kişisel nedenlerle tesis edildiğine dair veri bulunup bulunmadığının, davacı hakkında açılan bir ceza davası bulunmakta ise ceza yargısı süreci incelenerek veya OHAL Komisyon Raporu değerlendirilerek araştırılması gerektiği, kamu görevinden çıkarma işleminde idarenin doğrudan kusurunun bulunup bulunmadığının araştırılarak manevi tazminat istemi hakkında hüküm kurulması gerektiği sonucuna varıldığından, istemin doğrudan reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1\. Temyiz isteminin kısmen kabulüne,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının;
a) Sınav ücretlerine ilişkin kısmının ONANMASINA, oybirliği ile,
b) ...TL maaş faizi ödenmesine ilişkin kısmı, ek ders ücretine ilişkin kısmı, geliştirme ödeneğine ilişkin kısmı ve manevi tazminata ilişkin kısmının BOZULMASINA, ... TL maaş faizi ödenmesine ilişkin kısmı ile geliştirme ödeneğine ilişkin kısmı yönünden oybirliği, ek ders ücretine ilişkin kısmı ile manevi tazminata ilişkin kısmı yönünden oyçokluğu ile,
3\. Bozulan kısım hakkında yeniden karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesine,
4\. Kesin olarak, 10/11/2025 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY :
(X)- Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın ek ders ücretlerinin ödenmesi başvurusunun reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden anılan kararın bu kısmının onanması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyoruz.
KARŞI OY :
(XX)- 1- Uyuşmazlık, komisyon kararı ile görevine iade edilen davacının manevi tazminat talebine ilişkindir.
2- Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarih ve E.2018/137,K 2022/86 sayılı kararı ile; "OHAL KHK’sıyla doğrudan kamu görevinden çıkarılıp Komisyon tarafından görevine iade edilenlerin kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamayacaklarına" ilişkin hüküm iptal edilmiştir.
Bu kararda iptal gerekçesi olarak;
"457. Olağanüstü hâl tedbirleri kapsamında terör örgütlerine veya devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı oldukları değerlendirilen kişiler liste usulüyle kamu görevinden çıkarılmışlardır. Komisyonca tedbire ilişkin şartların oluşmadığı gerekçesiyle başvurunun kabulüne karar verilerek kişilerin göreve iade edilmesi, tedbirin sebep unsurunun gerçekleşmediği, başka bir deyişle bu kişilerin herhangi bir örgüt ya da yapıya aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatlarının belirlenemediği ve hukuka aykırı olarak kamu görevinden çıkarıldıklarının idare tarafından tespit edildiği anlamına gelmektedir.
458\. Komisyon kararıyla kamu görevine iade edilen kişilerin tedbir süreci nedeniyle maddi ve manevi yönden zarara uğramaları söz konusu olabilir. Dolayısıyla OHAL kapsamında hukuka aykırı bir şekilde haklarında tedbir uygulanan kişilerin uğrayabilecekleri maddi ya da manevi zararların giderilmesi için gerekli idari ve yargısal yollara başvurma imkânını tanıması gerekmektedir.
459\. Kural kapsamında göreve iade edilenlerin kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamayacakları öngörülmekle bu kişilerin tedbir işleminin haksız uygulanmasından dolayı uğrayabilecekleri maddi ve manevi zararları giderme fırsatını ortadan kaldırılmaktadır. Kamu makamlarının hukuka aykırı uygulamaları nedeniyle zarara uğradığını iddia eden kişilere dava açma imkânı verilmemesi, devletin kişinin maddi ve manevi varlığına yönelik müdahalelere karşı etkili giderim mekanizması sağlama yükümlülüğüyle bağdaşmamaktadır." ifadeleri yer almaktadır.
Sözü edilen kararın azlık oylarında; "Kural ile getirilmek istenen hususun OHAL şartlarında alınan kararların kategorik olarak dava konusu edilmemesidir. Zira kural konusu yapılan işlemlerin tamamı olağan üstü hâl ilanından sonra ve bu dönem içerisinde kalan işlemlerdir." gerekçesine yer verilmiş ise de bu görüş çoğunluk tarafından kabul edilmemiştir.
3- Buna göre; karar bir bütün olarak değerlendirildiğinde komisyon kararı ile göreve iade edilenlerin manevi tazminat istemlerinde bulunabilecekleri, bu istemlerin kategorik olarak (toptan) hiç bir surette karşılanmaması yada doğrudan (toptan) karşılanması ön kabulünde olunmaması gerektiği açıktır.
4-Bu sebeple bu tür davalarda öncelikle ilgilinin ilişik kesme dosyasının ve buna bağlı olarak da manevi tazminat koşullarının olayda incelenmesi gerekmektedir. Çünkü, her iptal veya iade kararı manevi tazminatı doğurmaz. Gerek komisyonda gerekse yargı mercilerinde ilişik kesme konusu değerlendirilirken, pek çok delil, beyan ve emare dikkate alınmakta, bu verilerin birbirleriyle ilişkisi gözetilmekte, sonuç olarak da bir kanaate varılmaktadır. Nitekim Dairemizde bulunan çalışma izinlerinin iadesi taleplerine ilişkin davalarda yedi madde ile bu verilerin varlığı konusunun araştırması istenilmektedir. Bu verilerin sadece birinin varlığı bile olağanüstü dönem koşullarında ilişik kesmeye sebep olabilir. Bu durum idarenin dönem koşulları içerisinde takdir hakkının geniş düşünülmesinin gereğidir. Dolayısıyla, sadece bir veriden hareketle ilişik kesilmesi halinde dahi, olağanüstü dönem koşulları içerisinde idarenin takdir hakkının geniş olduğu kabul edilmeli ve manevi tazminat koşullarının oluşmayacağı değerlendirilmelidir.
5- Takdir hakkının sınırına gelince, bu dönemdeki iş ve işlemlerden doğan manevi tazminat talepleri değerlendirilirken, "normal ve olağan dönem" koşulları varmış gibi değerlendirilmemeli, aksine istisnai ve dar bir çerçevede tazmin yoluna gidilmesi gerektiği kabul edilmelidir. Bu da ancak hiç bir veri yok iken sehven, kazara, yanlışlıkla ilişik kesme hali ile sınırlı olmalıdır. Zira, hiç bir emare ve delil yokken yanlışlıkla ilişik kesilenlerin haklarının korunması, hukuk devleti olmanın bir gereğidir. Olağanüstü koşullar yaşansa bile hukuken kabul edilebilir yöntemlerle telafi imkanı sağlamak hukuki güvenlik ilkesinin bir sonucu olup, aynı zamanda bu durum bireyin hukuk devletine olan güvenini de güçlendirecektir. Bilindiği üzere hukuk güvenliği, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. (Anayasa Mahkemesi 26.12.2013 gün ve E.2013/67, K2013/164)
6-Dava dosyası incelendiğinde; davacının ilişiğinin kesilmesine gerektirecek hiç bir delilin dosyada bulunmadığı, hatta delilin varlığı konusunda davalı idarece savunmada ve istinaf dilekçesinde bir iddiada bile bulunulmadığı görülmektedir.
7-Bu sebeple dosya içeriğinden; hiç bir iddia, emare, veri ve delil yokken (kazara, yanlışlıkla,sehven) ilişiğinin kesildiği anlaşılan davacının, boşta geçirdiği süre (01/09/2016 ila 25/06/2019 ) içerisinde görevinden ayrı kaldığı, bu süre içerisinde terörle ilişkilendirilmesi sebebiyle kendisinin ve ailesinin töhmet altında yaşadığı, bu süreçte yine kendisinin ve ailesinin elem ve üzüntü duyduğu ve bunun karşılığı olarak da manevi tazminat ödenmesi gerektiği kabul edilmelidir.
Davacıya ödenecek manevi tazminatın miktarına gelince; manevi tazminat, malvarlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı olmayıp, manevi tatmin aracıdır. İşlem nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı, manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu hale getirmektedir.
8-Bu durumda, ilgililerin sosyal ve ekonomik durumu dikkate alınarak duyulan elem ve ızdırabın kısmen de olsa giderilmesini sağlayacak ve zenginleşme aracı haline gelmesine de yol açmayacak bir miktarın belirlenerek ödenmesi gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararına manevi tazminat yönünden katılmıyoruz.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.