Danıştay danistay 2022/4912 E. 2025/4074 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2022/4912
2025/4074
28 Nisan 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/4912
Karar No : 2025/4074
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR : 1- (DAVACI) ...
VEKİLİ : Av. ...
2- (DAVALI) ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının, taraflarca aleyhe olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, üyesi bulunduğu Sınırlı Sorumlu ... numaralı ...Kooperatifinin Muğla ili, Bodrum ilçesi, Turgutreis - Gümüşlük - Yalıkavak - Gündoğan - Türkbükü beldeleri arasında yolcu taşımacılığı yapma talepli başvurusunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Muğla İl Trafik Komisyonu kararının ...İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile iptal edilmesi ve talepleri doğrultusunda faaliyette bulunulması maksadıyla izin verilmesi üzerine, iptal kararının yerine getirildiği tarihe kadar faaliyette bulunulamadığından bahisle uğranılan maddi zarara karşılık 400.000,00 TL'nin tazmini maksadıyla davalı idareye yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile şimdilik 400.000,00 TL'nin İdare Mahkemesinin E:...sayılı dosyasına kayden açılan ilk davanın açılış tarihinden itibaren işletilecek kanuni faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen...tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacının tazminat talebinin dayanağını teşkil eden... tarih ve... sayılı Muğla İl Trafik Komisyonu kararının iptali istemiyle açılan davada verilen Mahkeme kararıyla gerekçeleri özetlenen hukuki yanlışlığın tazminatı gerektirir ağır ve önemli nitelikte hizmet kusuru olarak görülmesi gerektiği, zira kooperatifin yolcu taşımacılığı yapma talebinin reddine dair işlemde yol ve trafik güvenliğini tehlikeye atacağı şeklinde belirtilen gerekçeye karşın sonraki bir tarihte davacının üyesi bulunduğu kooperatiften başka 5 kooperatifin aynı güzergahta yolcu taşımacılığı yapma talebinin kabul edildiği, dolayısıyla idarenin davacının üyesi olduğu kooperatifin talebini reddetme gerekçesinin açıkça kendi kararlarıyla çelişik bir durum meydana getirdiği, bunun yanında bu durumun eşitlik ilkesine de aykırılık teşkil ettiği, aynı zamanda davacının söz konusu hukuka aykırı karar nedeniyle 10 yılı aşkın süre anılan güzergahta yolcu taşımacılığı yapamamasının kendi ticari hayatı ve ekonomik durumu bakımından ağır ve önemli nitelikte olumsuz sonuç doğurduğu, idarenin hukuka aykırı işlemi nedeniyle davacının uğradığı maddi hak kayıplarının tazmin edilmesi gerektiği sonucuna varıldığı, davacının uğradığı maddi zararın hesabına yönelik; Mahkemenin ara kararlarıyla Muğla Vergi Dairesi Başkanlığı'ndan; davacının 2007 tarihinden bugüne kadar geçen süreçte ticari kazanca esas beyan edilen matrahının ne olduğu sorularak, buna ilişkin beyannamelerin birer suretinin gönderilmesinin istenildiği, gelen cevabi yazı ve eklerinin incelenmesinden, davacının uyuşmazlığa konu güzergahta yeniden yolcu taşımacılığı yapmaya başladığı 2017 yılından itibaren 2018, 2019 ve 2020 yılları arasında hakkaniyet gereği en yüksek gelir beyan ettiği 2019 yılındaki geliri esas alınarak yeniden değerleme oranında geriye doğru hesaplama yapılarak davacının çalışamadığı 2017, 2016, 2015, 2014, 2013, 2012, 2011, 2010, 2009, 2008 ve 2007 yıllarına ilişkin mahrum kaldığı ticari kazancın belirlenmesi yoluna gidilmesinin hakkaniyete uygun olduğunun değerlendirildiği, bu doğrultuda yapılan hesaplamada; davacının 2019 yılında 19.320,92 TL olarak beyan ettiği ticari kazancı yeniden değerleme oranında azaltılarak, davacının çalışamadığı 2017 yılı için 12.738,94 TL, 2016 yılı için 11.128,63 TL, 2015 yılı için 10.718,13 TL, 2014 yılı için 10.151,67 TL, 2013 yılı için 9.219,57 TL, 2012 yılı için 8.870,94 TL, 2011 yılı için 8.229,07 TL, 2010 yılı için 7.463,33 TL, 2009 yılı için 6.929,74 TL, 2008 yılı için 6.780,57 TL ve 2007 yılı için 6.054,08 TL olmak üzere toplamda 98.284,67 TL tutarında ticari kazançtan mahrum kaldığı anlaşıldığından, davacının maddi tazminat talebinin 98.284,67 TL'lik kısmının kabulü ile bu kısmın idareye başvuru tarihi olan 17/05/2019 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, kalan 301.715,33 TL'lik kısım bakımından ise davanın reddedilmesine karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığı, öte yandan, dava dilekçesinde davalı idareye yapılan tazminat başvurusunun zımnen reddine ilişkin işlemin de iptalinin istenildiği, anılan talebin zaten işbu davaya konu tazminat talebinde karşılandığı, bahsedilen zımni ret işlemi bakımından ayrı bir yargısal denetim yapılmasının gerekmediği, bu nedenle davanın zımni ret işlemi iptali istemi hakkında ayrıca bir hüküm kurulmasına lüzum bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlem hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacının 400.000,00 TL maddi tazminat talebinin 98.284,67 TL'lik kısmının kabulüne, bu tutarın davacının idareye başvuru tarihi olan 17/05/2019 tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, kalan 301.715,33 TL'lik maddi tazminat talebi bakımından davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurularına konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, Mahkemenin 2019 yılına ait gelir vergisi beyannamesini esas alarak buna göre hesap yapmasının eksik inceleme olduğu, 2018 yılına ait vergi dairesi matrah ve istisna tablosunun değerlendirilmesi gerektiği, Bodrum Vergi Dairesinden görüş alınması, diğer minibüs hatlarının beyanları ile karşılaştırılması gerektiği, esas gelirin 30.000,00 TL ve üstünde olması gerektiği, faiz hakkında da idareye başvuru tarihinden itibaren faiz hesaplanmasına karar verildiği, bu hesabın da hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu, faiz başlangıcının ilk davanın açıldığı tarihten itibaren hesaplanması gerektiği, keşif ve bilirkişi incelemesi taleplerinin kabul edilmediği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, idare hukuku kurallarına göre idarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için idari işlemin hukuka kuralların aykırı bulunarak iptal edilmesinin tek başına yeterli olmadığı, meydana gelen olayda idarenin hizmet kusurunun bulunması gerektiği, bu hususta da saptanan hukuki sakatlığın ağır ve önemli olması gerektiği, Danıştay kararlarında da kabul edildiği üzere tam yargı davalarında idarenin muhtemel zarardan değil gerçekleşmiş somut zarardan sorumlu tutulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir. Davalı idare tarafından, davacı tarafın temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının davalının temyiz istemi yönünden incelenmesinde:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, davalının dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının davacının temyiz istemi yönünden incelenmesinde:
Davacının maddi tazminatın hesaplanmasına ve miktarına yönelik talepleri yönünden; temyizen incelenen kararın usul ve hukuka uygun olduğu, davacının dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Davacının faiz başlangıcına yönelik talebi yönünden; İdare Mahkemesince yasal faizin davacının idareye başvuru tarihi olan 17/05/2019 tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesi yönünde hüküm kurulmuş ise de;
İdarenini idari işlem veya eylemleri nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davalarda uygulanacak yasal faizin başlangıç tarihi olarak; iptal ve tam yargı davasının birlikte açılması ve tazmini istenen maddi zarar için yasal faiz istenmesi durumunda, idareye başvuru var ise, bu başvuru tarihinden, idareye başvuru yok ise, davanın açıldığı tarihten başlamak üzere yasal faiz yürütülmesi gerektiği, ilgililerin iptal davasının sonuçlanması üzerine usulüne uygun tam yargı davası açmaları durumunda ise, hükmedilecek maddi tazminat için yürütülecek faizin başlangıç tarihinin, iptal davasının açıldığı tarih (varsa bu davaya konu olan başvuru tarihi) olarak kabul edilmesi gerektiği istikrar kazanmış Danıştay içtihadıdır.
Bu durumda, davacının ilk önce iptal davası açtığı ve bu davanın sonuçlanması üzerine açtığı işbu incelediğimiz tam yargı davasında, iptale konu işlem sebebiyle taşımacılık faaliyetinde bulunamaması nedeniyle uğradığı zararın tazmininin, talebi gibi iptal davasının açıldığı tarihten itibaren (11/06/2007) hesaplanacak yasal faiziyle tazminine karar verilmesi gerekirken, tam yargı davası öncesi idareye yapılan başvuru tarihinden itibaren (17/05/2019) faiz hesaplanması yönündeki kararın düzeltilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
İdare Mahkemesi kararındaki: "davacının maddi tazminat talebinin 98.284,67 TL'lik kısmının kabulü ile bu kısmın idareye başvuru tarihi olan 17/05/2019 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine" kısmının "davacının maddi tazminat talebinin 98.284,67 TL'lik kısmının kabulü ile bu kısmın iptal davasının açılış tarihi olan 11/06/2007 tarihinden itibaren işletilecek kanuni faiziyle birlikte davacıya ödenmesine" şeklinde, kararın hüküm fıkrasındaki "bu tutarın davacının idareye başvuru tarihi olan 17/05/2019 tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine" kısmının "bu tutarın davacının iptal davasının açılış tarihi olan 11/06/2007 tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine" şeklinde düzeltilerek kararın onanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1\. Temyiz istemlerinin reddine,
2\. ...Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının "davacının maddi tazminat talebinin ...TL'lik kısmının kabulü ile bu kısmın idareye başvuru tarihi olan 17/05/2019 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine" kısmının "davacının maddi tazminat talebinin ... TL'lik kısmının kabulü ile bu kısmın iptal davasının açılış tarihi olan 11/06/2007 tarihinden itibaren işletilecek kanuni faiziyle birlikte davacıya ödenmesine" şeklinde, kararın hüküm fıkrasındaki "bu tutarın davacının idareye başvuru tarihi olan 17/05/2019 tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine" kısmının "bu tutarın davacının iptal davasının açılış tarihi olan 11/06/2007 tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine" şeklinde düzeltilerek ONANMASINA,
3\. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmediğinden ... TL harcın istemi hâlinde davalı idareye, posta gideri avansından varsa artan tutarın Mahkeme tarafından ilgili tarafa iadesine,
4\. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5\. Kesin olarak, 28/04/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY :
(X)Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
Tam yargı davalarında, idarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca sorumluluk türünün tespiti yanında, idarenin hukuka aykırı olduğu belirlenen eylem veya işlemi dolayısıyla ortaya çıkan bir zararın varlığının da tespit edilmesi gerekmektedir.
Bu bağlamda; tazmin edilebilecek zararın, hak kaybına uğradığını iddia eden kişiler için gerçekleşmiş veya gerçekleşmesi muhakkak bir zarar olması gerekmekte olup, gerçekleşmesi muhtemel zararların idari yargı yerlerince tazminine karar verilemeyeceği tartışmasız olduğundan, incelediğimiz dosyada maddi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kararın bozulması gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.