Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2022/4399
2025/8187
4 Kasım 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/4399
Karar No : 2025/8187
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Valiliği
2- ... Kaymakamlığı - ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Siirt ili, Şirvan İlçe Jandarma Komutanlığı emrinde ... olarak görev yapan davacının 01/06/2020 tarihli Valilik oluruyla görevine son verilmesine ilişkin işlemin iptali ve işlem nedeniyle mahrum kaldığı özlük ve maddi haklarının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacıya isnat olunan, -amirine veya maiyetindekilere karşı küçük düşürücü veya aşağılayıcı fiil ve hareketler yapmak ile -amirine ve maiyetindekilere fiili taarruzda veya taarruz teşebbüsünde bulunmak- fiillerinin dosyada mevcut bilgi alma tutanakları ve diğer bilgi ve belgelerden her türlü şüpheden uzak, somut, kesin, yeterli ve inandırıcı delillerle tam bir vicdani kanaat oluşturacak şekilde ortaya konulamadığından sübut bulmadığı, ancak -verilen emirlere itaatsizlikte ısrarcı olmak- fiilinin ise, gerek davacının uyarılara rağmen yapılan denetim ve kontrollerde mevzilerde ara ara olmadıkları yönündeki ikrarı gerekse diğer bilgi alma tutanaklarındaki bu hususu tevsik edici ifadelerden sübut bulduğunun anlaşıldığı, bu durumda; dava dosyasında mevcut tüm bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, davacının sabit olduğu anlaşılan 'verilen emirlere itaatsizlikte ısrarcı olmak' eylemine uygun olarak görevine son verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, yeterli ve gerekli inceleme ve araştırma yapılmadan karar verildiği, disiplin hukuku ilkelerinin uygulanmadığı, savunmanın usulüne uygun alınmadığı, olayla ilgili soruşturulan diğer güvenlik korucularının göreve iade edildiği, sadece kendisinin görevine son verildiği, bu durumun eşitlik ilkesine aykırı olduğu, üzerine atılı verilen emirlere itaatsizlikte ısrarcı olmak fiilini kasıtlı bir şekilde işlemediği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Siirt ili, Şirvan İlçe Jandarma Komutanlığı emrinde ... olarak görev yapan davacının "Amirine veya maiyetindekilere karşı küçük düşürücü veya aşağılayıcı fiil ve hareketler yapmak", "Verilen emirlere itaatsizlikte ısrarcı olmak", "Amirine veya mahiyetindekilere fiili taarruzda veya taarruz teşebbüsünde bulunmak" fiillerini işlediğinden bahisle Güvenlik Korucuları Yönetmeliği'nin 17/1-ç-(9), (11) ve (17). alt bentleri uyarınca görevine son verilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 129. maddesinde; memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği hükme bağlanmıştır.
Dava konusu işlem tarihinde yürürlükteki mevzuat aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.
442 sayılı Köy Kanunu'nun Ek 18. maddesinde; güvenlik korucuları ile korucu başlarının; görevlendirme şekilleri, göreve alınmalarında aranacak şartlar, görevleri, uygulanacak disiplin cezaları ve görevlerine son verilmesini gerektiren haller, disiplin amirleri, yararlanacakları giyim eşyaları ile bunların şekli ve verilme zamanları, eğitim ve denetim usûl ve esasları, sicil ve izinleri, ilk müracaatlarında sahip olmaları gereken sağlık şartları, başka bir işte çalışma hakları ile bu Kanunda yer alan diğer hususlara ilişkin uygulamaların Cumhurbaşkanınca çıkarılacak bir yönetmelikle düzenleneceği hükme bağlanmıştır.
Bu madde hükmü uyarınca 09/01/2008 tarih ve 2018/13105 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe giren Geçici Köy Korucuları Yönetmeliği'nde yapılan 11/10/2018 tarih ve 182 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile değiştirilen Güvenlik Korucuları Yönetmeliği'nin "Disiplin Cezaları" başlıklı 17. maddesinin (ç) 'görevden çıkarma' başlıklı 1. bendinde; '(1)Bir daha güvenlik korucusu olarak görevlendirilmemek üzere görevlendirilmelerindeki esas ve usullere uyularak görevle olan ilişiğin kesilmesidir. Göreve son verme cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:' hükmü, aynı maddenin 9. alt bendinde; 'Amirine veya maiyetindekilere karşı küçük düşürücü veya aşağılayıcı fiil ve hareketler yapmak,' hükmü, 11. alt bendinde; 'Verilen emirlere itaatsizlikte ısrarcı olmak', 17. alt bendinde; 'Amirine veya mahiyetindekilere fiili taarruzda veya taarruz teşebbüsünde bulunmak', hükmü, "Savunma Hakkı" başlıklı 20/A maddesinde; '(1) Güvenlik Korucusu hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez. (2) Soruşturmayı yapanın veya komisyonun yedi günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmayan güvenlik korucusu savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.' hükümlerine yer verilmiştir.
24/03/2022 tarihli 31788 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 24/02/2022 tarihli E:2021/2, K:2022/20 sayılı kararı ile 442 sayılı Köy Kanunu'nun Ek 18. maddesinde yer alan "...uygulanacak disiplin cezaları..." ibaresinin iptaline, iptal kararının yürürlüğünün 9 ay ertelenmesine karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesi tarafından iptal kararının yürürlüğünün 9 ay ertelenmesine ilişkin süre dolmadan, 30/11/2022 tarih ve 32029 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7422 sayılı Kanun ile 442 sayılı Köy Kanunu'na "Güvenlik korucularına verilecek disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller" başlıklı 74/A, "Ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenler" başlıklı 74/B, "Uygulanacak hükümler" başlıklı 74/C maddelerinin eklendiği görülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasa'nın 38. maddesinin birinci fıkrasında, "Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz." hükmü ile "suçun kanuniliği" ilkesi; üçüncü fıkrasındaki "Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur." hükmü ile "cezanın kanuniliği" ilkesi benimsenmiştir.
Ceza Hukukunda, bir eylemin suç sayılabilmesi için, eylem sahibinin kusurlu iradesinden doğması, kanunda yazılı tipe uygun bulunması ve bir yaptırım uygulanmasını gerektirmesi şarttır. Disiplin suçu, kamu görevlisinin ilgili Kanunlarda tanımı yapılan ve kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı taşıyan kuralların ihlali sonucunu doğuran eylemleridir. Ceza ise, suç tanımına uyan eylemi gerçekleştiren kişilere uygulanacak olan ve nev'i, süresi ve miktarları kanunla belirlenen yaptırımlardır. Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemeyeceği gibi kanunun başka bir ceza öngördüğü eylem için daha ağır bir ceza verilemez. Zira "cezada kanunilik" ilkesi, kişinin belli bir suçla ilgili olarak kanunda öngörülmeyen bir ceza ile ya da kanunda öngörülen daha ağır bir ceza ile cezalandırılmasına imkan vermez.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "Kanunsuz ceza olmaz" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında da hiç kimsenin, işlendiği zaman ulusal veya uluslararası hukuka göre suç oluşturmayan bir eylem veya ihmalden dolayı suçlu bulunamayacağı; aynı biçimde, suçun işlendiği sırada uygulanabilir olan cezadan daha ağır bir cezanın verilemeyeceği yönündeki düzenlemeye yer verilmiştir.
Anayasa'nın 38. maddesinde idari suç ve cezalar ile adli suç ve cezalar arasında bir ayrım yapılmadığından, her ikisi de bu maddede öngörülen ilkelere tabidir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 5. maddesinde, "Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır." denilerek suç ve cazalar hakkında bu Kanunda düzenlenen genel hükümlerin, idari veya adli suç ve ceza ayrımı yapılmaksızın uygulanması gerektiği ifade edilmiştir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesinin 1. fıkrasındaki "...İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar." şeklinde ifade edilen hükme göre, bir suçun işlendiği zamandaki Kanun hükmü ile sonradan yürürlüğe giren Kanun hükmü birbirinden farklı olduğu takdirde, fail hakkında lehe olan hüküm uygulanacaktır. Lehe olan hükmün saptanabilmesi için suç tarihinde yürürlükte bulunan kanuni düzenleme ile sonradan yürürlüğe giren kanuni düzenlemenin tüm yönleriyle değerlendirilmesi gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; Siirt ili, Şirvan ilçesi, ... Köyü'nde ... olarak görev yapan davacı hakkında, ... tarihinde geçici olarak Siirt ili, Merkez ilçe, ... Karakol Komutanlığı emrine ... Bölgesi'nde emniyet ve asayişin sağlanması maksadıyla görevli olduğu esnada yaşanılan olay sonrasında tanzim olunan 23/04/2020 tarihli tutanak uyarınca 'amirine veya maiyetindekilere karşı küçük düşürücü veya aşağılayıcı fiil ve hareketler yapmak, verilen emirlere itaatsizlikte ısrarcı olmak, amirine veya maiyetindekilere fiili taarruzda veya taarruz teşebbüsünde bulunmak' fiillerinin işlendiğinden bahisle davaya konu işlem tesis edilmiştir.
Yapılan soruşturma sonucunda düzenlenen soruşturma raporunun incelenmesinden; davacının amiri konumunda bulunan tim komutanı İ.A.'nın ifadesinde; davacının da aralarında bulunduğu güvenlik korucularına gösterdiği mevzilerde nöbet görevi verdiği; ancak hem gündüz hem de gece saatlerinde görevin yerine getirilmediğini tespit ettiği, sözlü ikazlarına rağmen emrin yerine getirilmediği, korucu M.E.'nin kendisine, onun yaşı kadarlık bir süredir görev yaptıklarını, bölgeyi çok iyi bildiklerini, bir şey olmayacağını söylediği, gece korucu mevzilerine gittiğinde korucuların kurdukları çadır içerisinde yattıklarını tespit ettiğini belirttikten sonra, "... isimli korucu çadırın girişinde ayaktaydı. Kendisine neden mevziler boş, neden kimse nöbet tutmuyor, hemen mevzilerinize geçin, nöbetinizi tutun şeklinde talimat verdim. ... isimli korucu üstüme yürüdü, sesini yükselterek bağırdı ve 'sen çok fazla olmaya başladın' diyerek göğüs bölgemi iki eliyle ittirdi." şeklinde beyanda bulunduğu, yanına gelen jandarma personelinin de üzerine yürüdüklerini söylediği; aynı yerde görev yapan Y.E.T.'nin alınan ifadesinde; korucuların sürekli olarak mevzilerini terk ettikleri, gece korucuların çadırından gelen sesler üzerine çadıra doğru gittiği, tim komutanının jandarma personeli M.Ç. ve A.Ç. tarafından koruculardan uzaklaştırmaya çalıştıklarını gördüğü, korucuların bu iki personelin üzerine doğru yürüdüğünü beyan ettiği, olay anında tim komutanının yanına gelen jandarma personeli M.Ç.'nin alınan ifadesinde; korucuların mevzilerde ikaza rağmen nöbet tutmadıklarını gördüğü, tim komutanının nöbet tutmaları yönünde tekrar uyarıda bulunmak amacıyla korucuların yanına gittiğinde sesler duyması üzerine komutanın yanına gittiği, güvenlik korucusu ...'nun iki elinin tim komutanının göğüs bölgesine elleriyle temas etmekte olduğu, diğer koruculardan iki tanesinin kendisinin ve meslektaşı A.Ç'.nin üzerine yürüdüğü şeklinde beyanda bulunduğu, olay anında tim komutanının yanına gelen diğer jandarma personeli A.Ç.'nin alınan ifadesinde; korucuların mevzilerde nöbet tutmadığını gördüğü, tim komutanının nöbet tutmaları yönünde tekrar uyarıda bulunmak amacıyla korucuların yanına gittiğinde sesler duyması üzerine komutanın yanına gittiği, bir korucunun ellerinin tim komutanının göğüs ve kol hizasında elbisesinden tutmuş bir vaziyette olduğunu belirttiği, aynı yerde görev yapan jandarma personeli C.K., M.A., E.Ö.'nün de güvenlik korucularının mevzilerde nöbet tutmadıklarını gördükleri yönünde ifadelerinin olduğu, Y.A.'nın alınan ifadesinde; komutanın yanından dönen M.Ç. ve A.Ç.'ye ne olduğunu sorduğunda onların dört korucunun tim komutanı İ.A.'nın üzerine yürüdükleri ve elleriyle ittirip kaktırdıkları, neredeyse bizleri de döveceklerdi dediklerini beyan ettiği; davacının alınan ifadesinde, tim komutanının kendilerine nöbet tutacakları mevzileri gösterdiği, soluklanmak için bekledikleri sırada komutanın onlara yerlerine geçmesini söylediği, daha sonra da birkaç defa yanlarına geldiği ve mevzilerinde olmadıklarını gördüğünde sinirlenip kendilerine bağırdığı, mevzinin yağmur aldığı, şiddetli rüzgar olduğu için mevzinin yakınında bulunan çukurun içine girip ateş yaktıkları, burada bütün korucu timi olarak bulundukları, ara ara bir arkadaşlarının nöbet tutup geri geldiği, gece tim komutanının mevzileri kontrol etmek için tekrar yanlarına geldiği, niye nöbet tutmadıklarını sorduğu, onların da nöbetçi olan arkadaşın zaten yerinde olduğu, ateşin etrafındaki arkadaşların nöbetinin olmadığı, dinlendikleri, "niye bu kadar problem ediyorsun, hava yağışlı görmüyor musun" şeklinde cevap verdikleri, bunun üzerine komutanın sinirlenerek kendilerine hakaret ettiği, onların da komutana "komutanım bize niye gıcıklık yapıyorsunuz sabahtan beri" dedikleri, bu arada kendisinin de "komutanım bizden niye gıcık aldınız, bizimle derdiniz ne" diye sorduğu, komutanın ise karşılık olarak bağırıp çağırmaya devam ettiği, komutan İ.A. ile arasında mesafe bulunduğu, onu itmediği, dövmediği, rüzgarın etkisiyle seslerini duyurmak için bağırarak konuştukları, komutanın yanına gelen diğer jandarma görevlilerinin de kendilerini tehdit eder şekilde konuştukları, bunun üzerine sinirlendikleri, korucuların tarafları sakinleştirmek için araya girdiği sırada birbirlerine temas etmiş olabilecekleri ancak kimseyi itmediklerini, çekmediklerini beyan ettiği, diğer korucuların da davacının ifadesine benzer beyanda bulundukları görülmektedir.
Yapılan soruşturma sonucunda 22-23 Nisan 2020 tarihinde nöbet görevi sırasında meydana gelen olaya ilişkin olarak davacının "Amirine veya maiyetindekilere karşı küçük düşürücü veya aşağılayıcı fiil ve hareketler yapmak", "Verilen emirlere itaatsizlikte ısrarcı olmak", "Amirine veya mahiyetindekilere fiili taarruzda veya taarruz teşebbüsünde bulunmak" fiillerini işlediği, hakkında Güvenlik Korucuları Yönetmeliği'nin 17/1-ç-(9), (11) ve (17). alt bentlerinin uygulanacağı, bu fiillerin görevden çıkarma cezasını gerektirdiği belirtilerek 10 iş günü içerisinde savunma verilmesi istenmiş ve davacı da savunmasını sunmuştur.
İdare Mahkemesince her ne kadar amirine veya maiyetindekilere karşı küçük düşürücü veya aşağılayıcı fiil ve hareketler yapmak ile amirine ve maiyetindekilere fiili taarruzda veya taarruz teşebbüsünde bulunmak fiillerinin sübut bulduğuna dair yeterli delil olmadığı sonucuna varılmışsa da, yukarıda da özetlenen ifadelerin bir bütün olarak değerlendirilmesinden; davacının amiri konumunda bulunan tim komutanı tarafından verilen emirleri yerine getirmeyerek gösterdiği kayıtsız ve ısrarcı tutum, amiriyle tartışma boyutuna varan konuşmasında kullandığı ifadeler ve amirinin üstüne yürüyerek fiziksel temasta bulunma şeklindeki hareketine ilişkin tanık beyanları göz önünde bulundurulduğunda, verilen emirlere itaatsizlikte ısrarcı olmak, amirine taarruz teşebbüsünde bulunmak ve olaydaki davranışları tim komutanının mesleki değerini ve şerefini sarsacak boyutta olduğundan küçük düşürücü ve aşağılayıcı fill ve hareketler yapmak fiillerini işlediğinin sabit olduğu kanaatine varılmıştır.
Öte yandan söz konusu fiillerden "Verilen emirlere itaatsizlikte ısrarcı olmak", fiili, 30/11/2022 tarih ve 32029 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7422 sayılı Kanun ile 442 sayılı Köy Kanunu'na eklenen 74/A maddesinin c) bendinin 19 numaralı alt bendinde "Göreve yönelik verilen emirleri yerine getirmemek, itaatsizlik etmek" şeklinde ücretten kesme ve "Ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenler" başlıklı 74/B maddesinin 6. fıkrasında özel olarak düzenlenmiş, "Amirine fiili taarruz teşebbüsünde bulunmak" disiplin suçunun cezası da yine 74/A maddesinin c) bendinin 8 numaralı alt bendinde ücretten kesme olarak belirlenmiş ise de, davacının aynı zamanda "Amirine veya maiyetindekilere karşı küçük düşürücü veya aşağılayıcı fiil ve hareketler yapmak" fiilini de işlediği ve bu fiilinin 442 sayılı Kanun'un 74/A maddesinin ç) bendinin 9 numaralı alt bendinde görevden çıkarma cezasını gerektiren haller arasında sayıldığı, dolayısıyla hakkında lehe olan mevzuat hükümlerinin uygulanması için bir değerlendirme yapılsa dahi işlediği "Amirine veya maiyetindekilere karşı küçük düşürücü veya aşağılayıcı fiil ve hareketler yapmak" fiili yönünden aynı ceza ile cezalandırılmasının gerekmesi nedeniyle ilgili mevzuatta meydana gelen değişikliğin davaya konu işlemi hukuka aykırı hale getirmeyeceği anlaşılmaktadır.
Bu durumda usulüne uygun olarak yürütülen soruşturma sonucunda tesis edilen görevden çıkarma cezasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Bu nedenle, sonucu itibarıyla hukuka uygun olduğu anlaşılan Bölge İdare Mahkemesi kararının bu gerekçeyle onanması gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1\. Temyiz isteminin reddine,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3\. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4\. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5\. Kesin olarak, 04/11/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.