SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2022/309 E. 2025/5182 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2022/309

Karar No

2025/5182

Karar Tarihi

29 Mayıs 2025

Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2022/309 E. , 2025/5182 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/309
Karar No : 2025/5182

TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI):...
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, ... ili, ... ilçesi, ... Jandarma Karakol Komutanlığı emrinde güvenlik köy korucusu olarak görev yapmakta iken, ... Jandarma Komutanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı yazısı üzerine 08/08/2019 tarihli Şırnak Valiliği Olur'u ile görevine son verilmesine ilişkin işlemin iptali ile yoksun kalınan parasal haklarının yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararda; davacının ... Asliye Ceza Mahkemesinin 2... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile "bireysel kaçakçılık" suçunu işlediğinden bahisle 5 ay hapis ve 8 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, söz konusu mahkumiyet kararının 25/12/2013 tarihinde kesinleştiği, bu durumda, kaçakçılık suçunu işlediği sabit görülerek 5 ay hapis ve 8 gün adli para cezasına mahkum edilen davacı hakkında yapılacak disiplin soruşturmasının ve savunma alınma işlemlerinin usulen yapılacağı ve dava konusu işlemin neticesini değiştirmeyeceği, ceza mahkemesinin mahkumiyet kararına dayalı olarak davacının göreve alınmada aranılan şartları kaybettiğinden bahisle Geçici Köy Korucuları Yönetmeliğinin 17/ç-16. maddesi uyarınca görevine son verilmesine ilişkin dava konusu işlemde usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı, öte yandan; dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediğinden işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin istemin de reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, hakkında verilen cezadan sonra ancak cezanın kesinleşmesinden önce güvenlik koruculuğu görevine başladığı, görev yaptığı 10 yıllık sürede hakkında olumsuz sicil düzenlenmediği, görevine son verilmesine dayanak suçun 2008 tarihinde işlendiği, dava konusu işlemin yetki bakımından hukuka aykırı olduğu, dava konusu işlemin işlem gerekçesindeki suçun suç tarihinden de, kesinleşme tarihinden de, göreve başlama tarihinden itibaren 2 yıllık disiplin cezası verme süresinin sona erdiği, göreve son işlemi tesis edilirken savunmasının alınmadığı, soruşturma açılmadığı, göreve son işleminden sonra davacının görevine iade edildiği, idarenin dava konusu işlemin mevzuata uygun olmadığını göreve iade ile kendisinin de kabul ettiği, dayanak Yönetmeliğin gizli bir yönetmelik olduğu, Resmi Gazetede ilan edilmediği, bu hususun disiplin hukuku yönünden kabul edilen suç ve cezada kanunilik, aleniyet ilkelerine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Bölge İdare Mahkemesi kararının usul ve mevzuata uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.


DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.


TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
... ili, ... ilçesi, ... Jandarma Karakol Komutanlığı emrinde güvenlik köy korucusu olarak görev yapan davacı tarafından, ... Jandarma Komutanlığı'nın... tarih ve 3... sayılı yazısı üzerine 08/08/2019 tarihli Şırnak Valiliği Olur'u ile görevine son verilmesine ilişkin işlemin iptali ile yoksun kalınan parasal haklarının yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 129. maddesinde; memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği hükme bağlanmıştır.
Dava konusu işlem tarihinde yürürlükteki mevzuat aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.
442 sayılı Köy Kanunu'nun Ek 18. maddesinde; geçici köy korucuları ile korucu başlarının; görevlendirme şekilleri, göreve alınmalarında aranacak şartlar, görevleri, uygulanacak disiplin cezaları ve görevlerine son verilmesini gerektiren haller, disiplin amirleri, yararlanacakları giyim eşyaları ile bunların şekli ve verilme zamanları, eğitim ve denetim usûl ve esasları, sicil ve izinleri, ilk müracaatlarında sahip olmaları gereken sağlık şartları, başka bir işte çalışma hakları ile bu Kanunda yer alan diğer hususlara ilişkin uygulamaların Milli Savunma Bakanlığı ve Maliye Bakanlığının görüşü üzerine İçişleri Bakanlığınca hazırlanacak ve bu maddenin yayımı tarihinden itibaren altı ay içinde Bakanlar Kurulunca çıkarılacak bir yönetmelikle düzenleneceği hükme bağlanmıştır.
Bu madde hükmü uyarınca 09/01/2008 tarih ve 2018/13105 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe giren Geçici Köy Korucuları Yönetmeliği'nde yapılan 11/10/2018 tarih ve 182 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile değiştirilen Güvenlik Korucuları Yönetmeliği'nin "Göreve Alınmada Aranacak Şartlar" başlıklı 6. maddesinde; '(1) Güvenlik korucusu olarak görevlendirilebilmek için aşağıdaki şartlar aranır: ... f)Taksirli suçlar ve aşağıda sayılan suçlar dışında tecil edilmiş hükümler hariç olmak üzere, bir yıldan fazla hapis veyahut affa uğramış olsa bile Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla, zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya istimal ve istihlak kaçakçılığı hariç kaçakçılık, uyuşturucu almak ve satmak, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurmak suçlarından dolayı hükümlü bulunmamak. ...' hükmü, "Disiplin Cezaları" başlıklı 17. maddesinin (ç) 'görevden çıkarma' başlıklı 1. bendinde; '(1)Bir daha güvenlik korucusu olarak görevlendirilmemek üzere görevlendirilmelerindeki esas ve usullere uyularak görevle olan ilişiğin kesilmesidir. Göreve son verme cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:' hükmü, aynı maddenin 16. alt bendinde; 'Göreve alınmada aranacak şartları kaybetme,' hükmü, "Savunma Hakkı" başlıklı 20/A. maddesinde; '(1) Güvenlik Korucusu hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez. (2) Soruşturmayı yapanın veya komisyonun yedi günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmayan güvenlik korucusu savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.' hükümlerine yer verilmiştir.
24/03/2022 tarihli 31788 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 24/02/2022 tarihli E:2021/2, K:2022/20 sayılı kararı ile 442 sayılı Köy Kanunu'nun Ek 18. maddesinde yer alan "...uygulanacak disiplin cezaları..." ibaresinin iptaline, iptal kararının yürürlüğünün 9 ay ertelenmesine karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesi tarafından iptal kararının yürürlüğünün 9 ay ertelenmesine ilişkin süre dolmadan, 30/11/2022 tarih ve 32029 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7422 sayılı Kanun ile 442 sayılı Köy Kanunu'na "Güvenlik korucularına verilecek disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller" başlıklı 74/A, "Ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenler" başlıklı 74/B, "Uygulanacak hükümler" başlıklı 74/C maddelerinin eklendiği görülmüştür.
Anayasa'nın 38. maddesinin birinci fıkrasında, "Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz." hükmü ile "suçun kanuniliği" ilkesi; üçüncü fıkrasındaki "Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur." hükmü ile "cezanın kanuniliği" ilkesi benimsenmiştir.
Ceza Hukukunda, bir eylemin suç sayılabilmesi için, eylem sahibinin kusurlu iradesinden doğması, kanunda yazılı tipe uygun bulunması ve bir yaptırım uygulanmasını gerektirmesi şarttır. Disiplin suçu, kamu görevlisinin ilgili Kanunlarda tanımı yapılan ve kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı taşıyan kuralların ihlali sonucunu doğuran eylemleridir. Ceza ise, suç tanımına uyan eylemi gerçekleştiren kişilere uygulanacak olan ve nev'i, süresi ve miktarları kanunla belirlenen yaptırımlardır. Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemeyeceği gibi kanunun başka bir ceza öngördüğü eylem için daha ağır bir ceza verilemez. Zira "cezada kanunilik" ilkesi, kişinin belli bir suçla ilgili olarak kanunda öngörülmeyen bir ceza ile ya da kanunda öngörülen daha ağır bir ceza ile cezalandırılmasına imkan vermez.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "Kanunsuz ceza olmaz" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında da hiç kimsenin, işlendiği zaman ulusal veya uluslararası hukuka göre suç oluşturmayan bir eylem veya ihmalden dolayı suçlu bulunamayacağı; aynı biçimde, suçun işlendiği sırada uygulanabilir olan cezadan daha ağır bir cezanın verilemeyeceği yönündeki düzenlemeye yer verilmiştir.
Anayasa'nın 38. maddesinde idari suç ve cezalar ile adli suç ve cezalar arasında bir ayrım yapılmadığından, her ikisi de bu maddede öngörülen ilkelere tabidir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 5. maddesinde, "Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır." denilerek suç ve cazalar hakkında bu Kanunda düzenlenen genel hükümlerin, idari veya adli suç ve ceza ayrımı yapılmaksızın uygulanması gerektiği ifade edilmiştir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesinin 1. fıkrasındaki "...İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar." şeklinde ifade edilen hükme göre, bir suçun işlendiği zamandaki Kanun hükmü ile sonradan yürürlüğe giren Kanun hükmü birbirinden farklı olduğu takdirde, fail hakkında lehe olan hüküm uygulanacaktır. Lehe olan hükmün saptanabilmesi için suç tarihinde yürürlükte bulunan kanuni düzenleme ile sonradan yürürlüğe giren kanuni düzenlemenin tüm yönleriyle değerlendirilmesi gerekmektedir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
a) Temyize konu göreve son verme işleminin incelenmesinden;
Dosyanın incelenmesinden; davacı güvenlik korucusu hakkında "Bireysel Kaçakçılık" suçu nedeniyle ... Asliye Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile 5 ay hapis 8 gün adli para cezası verildiği, hapis cezasının infazının ertelenmesine karar verildiği, kararın 25/12/2013 tarihinde kesinleştiğinden bahisle Güvenlik Korucuları Yönetmeliği'nin "Göreve alınmada aranacak şartları kaybetmek" düzenlemesi gereği 08/08/2019 tarihinde görevine son verildiği, davacı tarafından söz konusu işlemin iptali ve parasal hakların ödenmesi talebiyle açılan işbu davanın yargılaması devam ederken 01/11/2019 tarihinde Bakan onayı ile davacı güvenlik korucusunun görevine iade edildiği görülmüştür.
Mahkeme kararında her ne kadar "...kaçakçılık suçunu işlediği sabit görülerek 5 ay hapis ve 8 gün adli para cezasına mahkum edildiği sabit olan davacı hakkında yapılacak disiplin soruşturmasının ve savunma alınma işlemlerinin usulen yapılacağı ve dava konusu işlemin neticesini değiştirmeyeceği..." gerekçesine dayanılmışsa da; davacının güvenlik korucusu olarak 2009 yılında göreve başladığı, dava konusu göreve son işlemine dayanak suça ilişkin mahkumiyet kararının 2013 yılında göreve başladıktan sonra kesinleştiği, davacı hakkında göreve son gerekçesi yapılan "Göreve Alınmada Aranılacak Şartları Kaybetme" maddesinin Güvenlik Korucuları Yönetmeliği "Disiplin Cezaları" başlıklı 17. maddesinin, "ç) Görevden Çıkarma" bendinin, 16. alt bendinde düzenlendiği, bu durumda dava konusu işlemin disiplin cezası olduğu ve işlemin tesis edilebilmesi için Yönetmeliğin 20/A maddesi gereği savunma alınması gerektiği açıktır.
Davacının, dava konusu yargılama devam ederken Bakan onayı ile göreve iade edildiği, idarenin iade gerekçesinde dava konusu ceza dosyasından haberdar olduğu ve güvenlik korucularının göreve devam etmelerine ihtiyaç duyulduğu anlaşıldığından, bakılan dava konusuz kalmıştır. Bu durumda dava konusu göreve son verme işlemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken dava konusu işlemin reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

b) Temyize konu mahrum kalınan parasal haklara ilişkin istemin incelenmesinden;
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesinin son fıkrasında; idarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğu, hükmü yer almaktadır.
İdari yargılama hukukunun temel ilkeleri ve yerleşik yargı içtihatları gereği; idari yargı mercilerince verilen iptal kararları, geriye yürür ve idari işlemi tesis edildiği andan itibaren hiç tesis edilmemiş gibi ortadan kaldırır. İptal edilen işlem hiç yapılmamış sayıldığı için ilgilinin, işlem nedeniyle uğradığı parasal ve özlük hak kayıplarının karşılanması gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta ise; davalı idarece davacı göreve tekrar başlatıldığı için dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmesi gerekse de, davacının göreve son verildiği tarihten göreve iade edildiği tarihe kadar parasal hak kaybına uğradığı açıktır.
Bu nedenle, 08/08/2019 tarihinde göreve son verme işlemi tesis edilen ve sonrasında Bakan oluru ile 01/11/2019 tarihinde göreve iadesi yapılmış olan davacı güvenlik korucusunun 08/08/2019-01/11/2019 tarihleri arasındaki özlük ve yoksun kalınan parasal haklara ilişkin talebinin, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ödenmesi gerekmektedir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. Temyiz isteminin kabulüne,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
4\. Kesin olarak, 29/05/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.




10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim