Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2022/2984
2025/7684
16 Ekim 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/2984
Karar No : 2025/7684
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI): ...
VEKİLİ : Av....
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Malatya ili, Yeşilyurt ilçesi, ... Mahallesi'nde güvenlik korucusu olarak görev yapan davacının, uyuşturucu madde kullandığının tespit edildiğinden bahisle Güvenlik Korucuları Yönetmeliği'nin 17-1/ç-7. maddesi hükmü uyarınca 18/12/2020 tarihli Valilik Oluru ile görevine son verilmesine ilişkin işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi ve 442 sayılı Köy Kanunu'nun Ek-18. maddesindeki "...göreve alınmada aranacak şartlar,... uygulanacak disiplin cezaları ve görevlerine son verilmesini gerektiren haller, disiplin amirleri ... " ibarelerinin Anayasa'nın 36, 38, 48, 60 ve 128. maddelerine aykırı olduğundan iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurulması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacının Anayasa Mahkemesi'ne itiraz yoluyla başvurulması talebi yerinde görülmemiş; davacının 25/10/2019 tarihinde uyuşturucu madde kullanması ile ilgili yapılan tahkikatta avukat huzurunda alınan ifadesinde uyuşturucu madde aldığını ve kullandığını ikrar ettiği, davacıdan 26/10/2019 tarihinde alınan numunenin tetkiki üzerine Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin ... tarih ve ... protokol numaralı idrar tahlil sonucunda, Cannabinoid (THC) miktarının 76,3 çıktığı ve davacının uyuşturucu madde kullandığının tespit edildiği, bu kapsamda alınan doktor raporuyla da davacının o tarihte uyuşturucu madde kullandığının açıkça tespit edilmiş olduğu, davacı hakkında usulüne uygun olarak disiplin soruşturması başlatıldığı, bu soruşturmaya istinaden davacının savunmasının istendiği ve davacının savunmasını vermiş olduğunun görüldüğü, bu doğrultuda davacının görevden çıkarma disiplin cezasının tatbiki için mevzuatta belirlenen "uyuşturucu madde kullanmak" eylemini gerçekleştirdiği hususu sübuta erdiğinden ve davacı hakkında usulüne uygun olarak disiplin soruşturması yürütülerek sonuçlandırıldığından, "uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri imal etmek veya ticaretini yapmak, kullanılmasını kolaylaştırmak, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanmak" disiplin suçunu işlediği sabit olan davacının, fiilin karşılığı olan görevden çıkarma cezasıyla tecziyesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği; diğer taraftan, uyuşmazlık konusu olayda; etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanan davacı hakkında "kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak" suçu isnadıyla yürütülen ceza yargılamasında, ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile ceza verilmesine yer olmadığı kararı verildiğinin de görüldüğü; öte yandan, hukuka aykırılık görülmeyen dava konusu işlem nedeniyle yoksun kalınan özlük haklarının iadesi ve parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesi isteminin kabulünün de hukuken mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu, ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, iddialarının neden kabul edilmediğinin kararda gerekçelendirilmediği, 6360 sayılı Kanun sonrası mahalleye dönüşen yönetsel birimlerdeki güvenlik koruculuğu kurumunun kanuni dayanağının tartışmalı hale geldiği, güvenlik koruculuğunun yasal meşruiyetini güçlendirmek için güvenlik koruculuğu kurumunun hiyerarşik bağlılığı, örgütlenme biçimi, yetki ve görevleri, korucuların işe alınmaları, görevlendirilmeleri, cezai sorumlulukları, eğitimleri, yargılanmaları gibi hususların ayrı bir teşkilat kanunu ile veya 2803 sayılı kanunda değişiklik yapmak suretiyle ayrıntılı biçimde yasal düzenleme altına alınması gerektiği, 442 sayılı Köy Kanunu ve bu Kanun'un uygulanması için çıkarılan Köy Korucuları Yönetmeliği'nde korucunun hangi şartlarda görevden çıkarılacağının düzenlendiği, ancak Geçici Köy Korucuları Yönetmeliği isimli bir yönetmelik uygulanmak suretiyle hukuka aykırı bir şekilde görevden çıkarma işleminin tesis edildiği, Yönetmeliğin mutlaka dayanak kanuna, kanunun da mutlaka Anayasa'ya uygun olması gerektiği, güvenlik korucuları hakkında disiplin cezalarının yönetmelikle düzenlenmesinin Anayasa'ya aykırı olduğu, meslekten çıkarma disiplin cezası iptal edilmiş olmasına rağmen daha önceden disiplin soruşturmasına ve idari davaya konu olmuş aynı iddiaya ilişkin tekrar soruşturma başlatılarak görevden çıkarma kararı verildiği, gerekli araştırma ve soruşturmanın yapılmayarak, lehine olan tanıkların dinlenmediği, savunma hakkının ve soruşturmayı yapan kişi ile soruşturmada elde edilen delilleri değerlendirecek kişi veya kurulların ayrı olması kuralının ihlal edildiği, 14/10/2017 tarihinde esrar maddesi kullandığı iddiası yönünden zamanaşımı süresinin dolduğu, bilinçli olarak esrar maddesi kullanmadığı, karakol tarafından yapılan görevlendirme sonucu esrar kullanan kişilerle kurduğu irtibattan kaynaklı olarak, kendisine verilen sigarada esrar maddesi bulunduğundan yapılan testte esrar maddesinin tespit edildiği, henüz hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı bulunmadığı, peşinen suçlu kabul edilerek en ağır yaptırım olan görevden çıkarma cezasıyla cezalandırılmasının hukuka ve vicdana aykırı olduğu, eylemi işlememiş olmakla birlikte uyarma, kınama, aylıktan kesme vb. diğer disiplin cezalarından hiçbiri uygulanmadan doğrudan en ağır yaptırım olan görevden çıkarma cezası verilmesinin de ayrıca hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra davacının Anayasaya aykırılık iddiaları ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Malatya ili, Yeşilyurt ilçesi, ... Mahallesi'nde güvenlik korucusu olarak görev yapan davacının uyuşturucu madde kullanmak fiilini işlediğinden bahisle Güvenlik Korucuları Yönetmeliği'nin 17-1/ç-7 alt bendi uyarınca görevine son verilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 129. maddesinde; memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği hükme bağlanmıştır.
Dava konusu işlem tarihinde yürürlükteki mevzuat aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.
442 sayılı Köy Kanunu'nun Ek 18. maddesinde; güvenlik korucuları ile korucu başlarının; görevlendirme şekilleri, göreve alınmalarında aranacak şartlar, görevleri, uygulanacak disiplin cezaları ve görevlerine son verilmesini gerektiren haller, disiplin amirleri, yararlanacakları giyim eşyaları ile bunların şekli ve verilme zamanları, eğitim ve denetim usûl ve esasları, sicil ve izinleri, ilk müracaatlarında sahip olmaları gereken sağlık şartları, başka bir işte çalışma hakları ile bu Kanunda yer alan diğer hususlara ilişkin uygulamaların Cumhurbaşkanınca çıkarılacak bir yönetmelikle düzenleneceği hükme bağlanmıştır.
Bu madde hükmü uyarınca 09/01/2008 tarih ve 2018/13105 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe giren Geçici Köy Korucuları Yönetmeliği'nde yapılan 11/10/2018 tarih ve 182 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile değiştirilen Güvenlik Korucuları Yönetmeliği'nin "Disiplin Cezaları" başlıklı 17. maddesinin (ç) 'görevden çıkarma' başlıklı 1. bendinde; '(1)Bir daha güvenlik korucusu olarak görevlendirilmemek üzere görevlendirilmelerindeki esas ve usullere uyularak görevle olan ilişiğin kesilmesidir. Göreve son verme cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:' hükmü, aynı maddenin 7. alt bendinde; "Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri imal etmek veya ticaretini yapmak, kullanılmasını kolaylaştırmak, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanmak" hükmü, "Disiplin cezası vermeye yetkili amirler" başlıklı 18. maddesinde; '(5) Görevden çıkarma cezası ilk disiplin amirinin teklifi, üst disiplin amirinin uygun görmesi ve komisyonun düzenleyeceği rapor üzerine vali tarafından verilir.' hükmü, "Savunma Hakkı" başlıklı 20/A maddesinde; '(1) Güvenlik Korucusu hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez. (2) Soruşturmayı yapanın veya komisyonun yedi günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmayan güvenlik korucusu savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.' hükümlerine yer verilmiştir.
24/03/2022 tarihli 31788 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 24/02/2022 tarihli E:2021/2, K:2022/20 sayılı kararı ile 442 sayılı Köy Kanunu'nun Ek 18. maddesinde yer alan "...uygulanacak disiplin cezaları..." ibaresinin iptaline, iptal kararının yürürlüğünün 9 ay ertelenmesine karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesi tarafından iptal kararının yürürlüğünün 9 ay ertelenmesine ilişkin süre dolmadan, 30/11/2022 tarih ve 32029 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7422 sayılı Kanun ile 442 sayılı Köy Kanunu'na "Güvenlik korucularına verilecek disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller" başlıklı 74/A, "Ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenler" başlıklı 74/B, "Uygulanacak hükümler" başlıklı 74/C maddelerinin eklendiği görülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasa'nın 38. maddesinin birinci fıkrasında, "Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz." hükmü ile "suçun kanuniliği" ilkesi; üçüncü fıkrasındaki "Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur." hükmü ile "cezanın kanuniliği" ilkesi benimsenmiştir.
Ceza Hukukunda, bir eylemin suç sayılabilmesi için, eylem sahibinin kusurlu iradesinden doğması, kanunda yazılı tipe uygun bulunması ve bir yaptırım uygulanmasını gerektirmesi şarttır. Disiplin suçu, kamu görevlisinin ilgili Kanunlarda tanımı yapılan ve kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı taşıyan kuralların ihlali sonucunu doğuran eylemleridir. Ceza ise, suç tanımına uyan eylemi gerçekleştiren kişilere uygulanacak olan ve nev'i, süresi ve miktarları kanunla belirlenen yaptırımlardır. Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemeyeceği gibi kanunun başka bir ceza öngördüğü eylem için daha ağır bir ceza verilemez. Zira "cezada kanunilik" ilkesi, kişinin belli bir suçla ilgili olarak kanunda öngörülmeyen bir ceza ile ya da kanunda öngörülen daha ağır bir ceza ile cezalandırılmasına imkan vermez.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "Kanunsuz ceza olmaz" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında da hiç kimsenin, işlendiği zaman ulusal veya uluslararası hukuka göre suç oluşturmayan bir eylem veya ihmalden dolayı suçlu bulunamayacağı; aynı biçimde, suçun işlendiği sırada uygulanabilir olan cezadan daha ağır bir cezanın verilemeyeceği yönündeki düzenlemeye yer verilmiştir.
Anayasa'nın 38. maddesinde idari suç ve cezalar ile adli suç ve cezalar arasında bir ayrım yapılmadığından, her ikisi de bu maddede öngörülen ilkelere tabidir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 5. maddesinde, "Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır." denilerek suç ve cazalar hakkında bu Kanunda düzenlenen genel hükümlerin, idari veya adli suç ve ceza ayrımı yapılmaksızın uygulanması gerektiği ifade edilmiştir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesinin 1. fıkrasındaki "...İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar." şeklinde ifade edilen hükme göre, bir suçun işlendiği zamandaki Kanun hükmü ile sonradan yürürlüğe giren Kanun hükmü birbirinden farklı olduğu takdirde, fail hakkında lehe olan hüküm uygulanacaktır. Lehe olan hükmün saptanabilmesi için suç tarihinde yürürlükte bulunan kanuni düzenleme ile sonradan yürürlüğe giren kanuni düzenlemenin tüm yönleriyle değerlendirilmesi gerekmektedir.
Dava konusu görevden çıkarma işleminin dayanağı olan Güvenlik Korucuları Yönetmeliği'nin 17-1/ç-7 alt bendinde yer alan "uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanmak" hükmünün, 442 sayılı Köy Kanunu'nun 74/A-(ç)-7 alt bendinde de aynen yer aldığı; dava dosyasının incelenmesinden ise; uyuşturucu madde kullanmak fiilin sübuta erdiği ve usulüne uygun yürütülen soruşturma sonucunda dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Bu durumda, yargılama sırasında ilgili hukuk kuralları bakımından ortaya çıkan hukuki değişikliklerin davanın reddi yönündeki kararı hukuka aykırı hale getirmeyeceği sonucuna varıldığından temyiz isteminin belirtilen açıklama doğrultusunda reddi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1\. Temyiz isteminin reddine,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen açıklamayla ONANMASINA,
3\. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, İdare Mahkemesince davacının adli yardım istemi kabul edildiğinden temyiz aşamasında alınmayan temyiz yargılama giderlerinin tahsili için Mahkemesince vergi dairesine müzekkere yazılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4\. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5\. Kesin olarak, 16/10/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.