Danıştay danistay 2022/2762 E. 2025/4171 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2022/2762
2025/4171
29 Nisan 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/2762
Karar No : 2025/4171
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR : 1- (DAVALI) ... Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
2- (DAVACILAR)
1- ...
2- ...
3- ...
4- ...
5- ...
6- ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılardan olan ...'in inşaatta çalışırken yüksek gerilimli elektrik kablosundan gelen akıma kapılarak yaralandığından bahisle kendisi, eşi ve çocuklarının geleceğe dönük ekonomik çıkarları ve destekten yoksun kalmaları nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte 1,000-TL maddi (miktar artırımı sonrası 54,413,07 TL), 200.000,00-TL manevi, eşi için 100.000,00-TL manevi ve çocukları için 120.000,00-TL manevi tazminat olmak üzere toplam 474.413,07-TL'nin ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; uyuşmazlığın çözümü teknik yönden keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasını gerektirdiğinden, Mahkemenin 14/12/2018 tarihli ara kararı uyarınca yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, 09/04/2019 tarihinde Mahkeme kayıtlarına giren bilirkişi raporunda özetle; dava konusu yapının özellikle 1. normal katındaki saçak uzunluğunun mevcut elektrik iletkenlerinin konumu ve Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliğinde belirlenen yatay mesafeler dikkate alınarak belirlenmesi gerekirken bunun yapılmadığının görüldüğü, dava konusu ... ada ... nolu parsel üzerinde inşa edilen yapının özellikle 1. normal katta ve parselin batı cephesinde bulunan saçak uzunluğunun; alanda daha önceden bulunan trafo ve bu trafodaki elektrik iletim hattı ile Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliğinde belirlenen minimum 2 metre olan yatay mesafeyi sağlayacak şekilde belirlenmesi gerekirken, bu mesafenin sağlanıp sağlanmadığı değerlendirilmeden yapının inşaatının gerçekleştirildiği sonucuna varıldığı yönünde tespit ve değerlendirmelere yer verildiği, öte yandan, ... İş Mahkemesi'nin E... sayılı dosyasında sunulan raporda, kişisel koruyucu donanım kullandırmakla ve iş güvenliği önlemleri almakla yükümlü işveren ...'ın asli kusurlu, kazazede ...'in tali kusurlu sayılması gerektiğinin belirtildiği; SGK Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı Müfettiş raporunda ise, işverenin %80, kazazedenin %10, Akdeniz Belediyesi'nin de %10 kusurlu sayılması gerektiği yönünde değerlendirmelere yer verildiği, Mahkemece, gerek yerinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor, gerekse de dosya içinde yer alan raporlar değerlendirildiğinde, ruhsatın elektrik iletim hattından daha sonra düzenlenmiş olması ve mesafe şartını sağlamaması nedeniyle davalı Akdeniz Belediyesi'nin %10 oranında kusurlu olduğu sonucuna varıldığı, öte yandan hizmet kusurundan kaynaklı tazminat talebine yönelik dosya üzerinden yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde 05/09/2019 tarihinde Mahkeme kayıtlarına giren bilirkişi raporunda özetle; 09/06/2015 tarihinde gerçekleşen kaza nedeniyle kalıcı surette malul kalan davacının maddi ve manevi tazminat istemine yönelik olarak yapılan değerlendirme ve hesaplamalar neticesinde; Akdeniz Belediyesinin kusuru ve SGK kurumunca yapılan ödeme miktarlarının tenzili neticesi bulunan rakam üzerinden, 50.560,55.-TL kalıcı işgöremezlikten kaynaklı, 3.852,52 TL ise geçici işgöremezlikten kaynaklı tazminat talep hakkı olmak üzere toplam 54.413,07 TL olduğu yönünde tespit ve değerlendirmelere yer verildiği, her iki bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edildiği, davacı ve davalı vekilinin rapora yönelik itirazları; raporda yer alan gerekçe ve açıklamalar ile dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirildiğinde bilimsel yönden karara esas alınabilecek yeterlilikte olduğu anlaşılan bilirkişi raporunu kusurlandırıcı nitelikte bulunmadığı, öte yandan, davacılar vekili tarafından, 15/10/2020 tarihinde Mahkeme kayıtlarına giren dilekçe ile maddi tazminat talebinin 54.413,07- TL'ye artırıldığının görüldüğü, bu itibarla tüm dosya içeriği ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu inşaat ile olay yerinde bulunan yüksek gerilimli elektrik kablosu arasındaki mesafenin, Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği'nde öngörülen mesafe şartına uygun olmadığı, dava konusu ... ada ... nolu parsel üzerinde inşa edilen yapının özellikle 1.normal katta ve parselin batı cephesinde bulunan saçak uzunluğunun; alanda daha önceden bulunan trafo ve bu trafodaki elektrik iletim hattı ile Elektrik Kuvvetleri Akım Tesisleri Yönetmeliğinde belirlenen minimum 2 metre olan yatay mesafeyi sağlayacak şekilde belirlenmesi gerekirken, bu mesafenin sağlanıp sağlanmadığı değerlendirilmeden yapının inşaatının gerçekleştirildiği sonuçlarına varılması nedeniyle hizmet kusurunun bulunduğu anlaşıldığından, davacılardan ...'in için tespit edilen 54,413,07.TL maddi tazminatın davalı idare tarafından tazmini gerektiği sonucuna varıldığı, manevi tazminat istemi yönünden ise, ...'in inşaatta çalışırken yüksek gerilimli elektrik kablosundan gelen akıma kapılması olayında, davacıların duydukları ağır elem ve ızdırabın etkileri ile olayın davacıların yaşam tarzları üzerinde yarattığı etki, davalı idarenin olaydaki kusur durumu ve manevi tazminatın zenginleşme aracı olmaması bakımından, talep edilen manevi tazminattan; ...' için 30.000,00 TL, eş ... için 20.000,00 TL, çocuk... için 15.000,00 TL, çocuk ... için 15.000,00 TL, çocuk ... için 15.000,00 TL, çocuk ... için 15.000,00 TL, olmak üzere toplamda 110.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi, geri kalan 310.000,00 TL manevi tazminat isteminin ise reddedilmesi gerektiği sonucuna varıldığı, belirtilen gerekçelerle, davanın kısmen kabulü ile 1000,00.-TL maddi, 110.000,00.-TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihinden itibaren, maddi tazminat talebinden kalan 53.413,07.-TL'lik kısmının miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine, davanın geriye kalan 310.000,00.-TL manevi tazminat istemi kısmı yönünden reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu, ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davalı Akdeniz Belediyesinin İddiaları: Kazazede ...'in Enerjisa ... Elektrik Dağıtım A.Ş. ve işveren ... aleyhine ... İş Mahkemesinin ... esasına kayden açmış olduğu maddi ve manevi tazminat davasında yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan raporlar ile SGK tarafından işgöremezlik geliri bağlanan ...'e ödenen tedavi giderlerinin tahsilinin talep edildiği ... İş Mahkemesinin E:... sayılı davada alınan raporda, işverenin %80 oranında, kazazedenin %10 oranında ve Akdeniz Belediyesi yetkililerinin %10 oranında kusurlu olduğu kanaatine varıldığı, elektrik iletim hattının replasesinin gerekli olduğu ve ... Elektrik Dağıtım A.Ş.'nin konut inşaatının yapılması için kendilerinden onay alınmadan inşaat işine başlanılmaması yönündeki uyarı yazısına istinaden kusurlu bulunmadığı yönündeki görüşlere itirazda bulunulduğu, bu davanın henüz kesinleşmediği, üçüncü kişi konumunda olan ... Elektrik Dağıtım A.Ş.'nin hiçbir yargı kararında sorumluluğunun belirlenmediğine dikkat çekilmesi gerektiği, ... İş Mahkemesinin E:... sayılı dosyasına aldırılan 16/12/2020 tarihli bilirkişi raporunda, ... Elektrik Dağıtım A.Ş.'nin uyarı yazısına istinaden kusurlu bulunmadığına ilişkin tespitlerinin Yargıtay ... Hukuk Dairesinin... tarih ve E:...K:... sayılı kararı karşısında yerinde olmadığı, zira bahsi geçen elektrik dağıtım şirketinin Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği gereği bakım ve özen borcunu gereği gibi yerine getirip getirmediği, olabilecek tehlikeleri düşünerek gerekli denetimleri yapıp yapmadığı belirlenerek özen yükümlülüğü gereği meydana gelen olaydaki sorumluluğunun değerlendirilmesi gerektiği, uyarı yazısının yazılmasının ilgili şirketin olaydaki ağır özen yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı, davalı Belediyeye atfı kabil kusur bulunmadığı, davacının kazaya uğradığı yapının ruhsatlı olduğu, inşaat ruhsatının Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliğinde belirtilen yatay ve düşey uzaklık ölçülerine uygun olarak düzenlendiği, Belediyenin verdiği inşaat ruhsatı ile kaza arasında nedensellik bağının bulunmadığı, öte yandan ... İş Mahkemesinin E:...sayılı dosyasındaki bilirkişi raporunda, Belediyeye atfedilen kusurun, konut inşaatı yapımı sırasında dava konusu olayın gerçekleştiği inşaatın Belediye tarafından denetlenmemesinden kaynaklandığı belirtilirken, işbu davada ise ruhsatın elektrik iletim hattından sonra düzenlenmiş olması ve mesafe şartını sağlamaması nedeniyle kusur verildiğinin belirtildiği, bu yönüyle adli yargı ve idari yargının atfettiği kusur gerekçelerinin birbiriyle örtüşmediği, diğer taraftan yerel mahkemece hükmedilen maddi tazminat tutarının kusur oranına göre fahiş olduğu, diğer davalardaki talepler karşısında davalı idarenin mükerrer ödeme yapmasına sebep olabileceği, ayrıca ruhsat eki projelerine ve 3194 sayılı İmar Kanununa ve ilgili yönetmeliklere uygun olarak davalı idarece düzenlenen inşaat ruhsatının ait olduğu binada gerçekleşen işveren, kazazede ve elektrik dağıtım şirketinin kusurları neticesinde vuku bulan kaza nedeniyle Belediye aleyhine 110.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesinin fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesine ve hakkaniyete aykırı olduğu belirtilerek temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.
Davacıların İddiaları: Yerel Mahkeme kararının hüküm fıkrasında adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi nedeniyle tahsil edilmeyen yargılama giderlerinin ve nispi karar harcının davacıdan tahsili yönünde hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğu, diğer taraftan davalı idarenin kusur oranının %25 olarak hesaplanması gerektiğine yönelik itirazlarının değerlendirilmediği, nitekim ... İş Mahkemesinin E:... sayılı dosyasına sunulan kusur raporunda, davalı idarenin %25 oranında kusurlu olduğu yönünde tespitlere yer verildiği, ayrıca manevi tazminat isteminin, olayın ağırlığı ve davalı idarenin kusur durumu dikkate alındığında tümden kabulüne karar verilmesi gerekirken kısmen talebin kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu belirtilerek temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.
TARAFLARIN SAVUNMALARI :
Davalı Akdeniz Belediyesinin Savunması: Davacılar vekili tarafından dava açılırken talep edilen manevi tazminat miktarı çok yüksek tutularak reddedilen miktar üzerinden davalı Belediye lehine vekalet ücretine hükmedilmesine sebebiyet verildiği, dava konusu olayda Belediyeye atfedilebilecek kusur bulunmamasına rağmen %10 kusur oranı üzerinden fahiş tutarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu belirtilerek davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
Davacıların Savunması: Davacılar tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacılardan olan ...'in Mersin İli, Akdeniz İlçesi ... Mahallesi... Cadde ile ... Sokak kesişimindeki 2 katlı inşaatın dam kısmında boyacı olarak çalışırken boya rulosunun metal sapının boya yapılan yere yakın konumda bulunan yüksek gerilimli elektrik kablosuna teması sonucu kablodan gelen akıma kapılarak yaralanması olayında, kendisi, eşi ve çocuklarının geleceğe dönük ekonomik çıkarları ve destekten yoksun kalmaları nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte 1,000-TL maddi ( miktar artırımı sonrası 54,413,07 TL), 200.000,00-TL manevi, eşi için 100.000,00-TL manevi, çocukları için 120.000,00-TL, manevi tazminat olmak üzere toplam 474.413,07-TL'nin ödenmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdareler, yasalarla kendisine verilen kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak örgütü kurmak, araç, gereç ve personeli o hizmetin gereklerine uygun biçimde hazırlamakla yükümlü olup, hizmetin işleyişi ve yerine getirilişi sırasında gerekli önlemlerin alınmaması, hizmetin iyi işlememesi, kusurlu işlemesi nedeniyle kişilere verilen zararların idarece giderilmesi zorunludur.
İdarenin üstlendiği kamu hizmetlerini gereği gibi yerine getirmekle zorunlu olduğu, hizmetin işleyiş ve ifası sırasında çeşitli sebeplerle gerçek veya tüzel kişilere verilen zararların hukuken geçerli biçimde ispatlanması şartıyla idarece tazmininin gerekeceği idare ve sorumluluk hukukunun bilinen ilkelerindendir.
Prensip olarak, idarenin bir eylem ya da işleminden dolayı tazminatla yükümlü kılınabilmesi için o olayda hizmet kusurunun ya da kusursuz sorumluluğunun bulunması zorunludur. İdarenin hukuki sorumluluğundan söz edebilmek içinse, bir zararın mevcut olması ve bu zararın idari bir işlem veya eylemden kaynaklanması, diğer bir ifadeyle, oluşan zararla idari işlem ve eylem arasında illiyet bağının kurulabilmesi gerekmektedir.
İdarenin hukuki sorumluluğunun varlığı ve kapsamı yukarıda aktarılan unsurlar dahilinde oluşmakla birlikte; zararın varlığı ve niceliğinin ortaya konulmasında; maddi olayın tüm unsurlarıyla incelenmesi ve tazmin sorumluluğu açısından bir tespitin yapılması da yargının görevidir. İdare üstlendiği kamu hizmetini gereği gibi yerine getirmekle yükümlü olup, hizmetin işleyişi ve yerine getirilişi sırasında gerekli önlemlerin alınmaması, hizmetin iyi işlememesi nedeniyle verilen zararların hizmet kusuru ilkesi gereği tazmini gerekmektedir.
Hizmet kusuru, idari hizmetin kuruluş ve işleyişinden kaynaklanır. Kamu hizmeti eksik veya kötü yürütülmekteyse veya bu faaliyet beklenen hizmet gerekleriyle bağdaştırılamayacak nitelikteyse, idarenin hizmeti kusurlu yürüttüğünün kabulü zorunludur.
Kişilerin can ve mal güvenliğini korumakla görevli olan idare, üstlendiği kamu hizmetini gereği gibi yerine getirmek, hizmetin işleyişi ve yerine getirilişi sırasında gerekli teşkilatı kurmak, her türlü araç ve olanağı hazır bulundurmak ve yine doğması muhtemel bazı olayların önlenmesi ve anında bertaraf edilmesi için gerekli önlemleri almak zorundadır.
Davacılardan ...'in yaralanması ile sonuçlanan olay nedeniyle; ...'in ... Elektrik Dağıtım A.Ş. ve işveren ... aleyhine ... İş Mahkemesinin ... esasına kayden açmış olduğu maddi ve manevi tazminat davası, SGK tarafından işgöremezlik geliri bağlanan ...'e ödenen tedavi giderlerinin tahsili amacıyla ... İş Mahkemesinin E:...sayılı dosyasında açılan dava ve hizmet kusuruna dayalı olarak Akdeniz Belediyesi aleyhine ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında açılan dava olmak üzere üç farklı davanın açıldığı anlaşılmakta olup her bir davanın hukuki sebepleri (haksız fiil, hizmet kusuru, rücuen tazminat gibi) ve yargılama usulleri farklı olsa da olayın meydana gelmesinde kusuru bulunan ilgili kişilerin kusur durumlarının net bir şekilde belirlenebilmesi için dosyaya sunulan bilirkişi raporlarının incelenmesi gerekmektedir.
... İdare Mahkemesince tarafların kusur durumuna yönelik olarak hükme esas aldığı bilirkişi raporu, yaşanan kazanın 5510 sayılı Kanunun 13. maddesinin (a) ve (b) bentleri kapsamında bir iş kazası olarak kabul edilmesi sebebiyle Sosyal Güvenlik Kurumu Rehberlik ve Teftiş Ankara Grup Başkanlığı tarafından atanan Başmüfettiş Bülent Işık tarafından hazırlanan 13/12/2017 tarihli rapora dayanmakta olup bu raporun 6. sayfasının " 4.7. Kaza Olayının Meydana Gelmesinde Üçüncü Kişilerin Sorumluluğunun Değerlendirilmesi" başlıklı kısmında, ... Elektrik Dağıtım A.Ş. açısından, bilirkişi raporuna istinaden savcılıkça da bir kusur atfedilmeyerek kovuşturma açılmadığından kendileri açısından 5510 sayılı Yasanın 21/4. maddesi açısından bir işlem yapılması gerekmediği belirtilerek yaşanan iş kazasının meydana gelmesinde %80 oranında işveren ...'ın, %10 oranında kazazedenin ve %10 oranında da Akdeniz Belediyesinin kusurlu olduğu yönünde tespitlere yer verildiği görülmektedir.
... İş Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında, bilirkişi heyetinin hazırladığı ve en son sunulan 15/04/2020 tarihli raporda ise; çalışmalarında iş sağlığı ve güvenliği yönünden gerekli önlemleri almayan, elektrik iletim hatları ile ilgili çalışma yapılmadığını bildiği halde inşaat işlerine başlamakla kazanın meydana gelmesinde kusurlu bulunan konut inşaatının işvereninin %25 oranında; kazazede ...'in olay günü itibarıyla 45 yaşında, aklıselim ve yakın tehlikelerin farkında olacak bilgi ve tecrübeye sahip iken dikkat ve özen sorumluluğunu yerine getirmeden çalıştığından kazanın meydana gelmesinde %25 oranında; güvenlik mesafesinin Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliğinde verilen mesafenin sağlanmadığından taşınmaz sahiplerinin müracaatlarına rağmen gerekli önlemleri almayan TEDAŞ'ın olayın meydana gelmesinde %25 oranında ve TEDAŞ'ın uyarılarını dikkate almadan yapı ruhsatı iznini veren dava dışı Akdeniz Belediyesinin olayın meydana gelmesinde %25 oranında kusurlu olduğu kanaatine varıldığının belirtildiği görülmektedir.
Buna göre; İdare Mahkemesince hükme esas alınan kusur bilirkişi raporunun, meydana gelen kazada sorumluların tespitinin, olayın uzmanlık ve teknik bilgi gerektirmesi nedeniyle alanında uzman elektrik mühendisi, inşaat mühendisi ve iş güvenliği uzmanından müteşekkil bir heyet tarafından yapılan değerlendirme sonucu hazırlanan rapora dayanması gerekirken; iş kazasının meydana gelmesi nedeniyle Kurumun kazazede lehine ödediği işgöremezlik ödeneği tutarlarının tahsili amacıyla kusuru oranında rücu edeceği kimselerin tespitine yönelik olarak SGK Başmüfettişine hazırlattırılan rapora dayalı olarak kusur tespiti yapılmasında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Diğer yandan; faize ilişkin olarak, davacıların dava açarken yüksek oranlı yargılama harçları vb. nedenlerden dolayı tazmini isteminde bulundukları bedel, dava dilekçesinde düşük belirtilmiş ise de; davacıların tazminine karar verilmesi konusunda gerçek iradesini yansıtan miktarın, miktar artırım dilekçesi ile arttırılan gerçek zararı olduğunun, bu gerçek zararın esasen idarelere başvuru tarihinde ortaya çıktığı, ancak davacılar tarafından miktarı tam olarak bilinemediğinden ve tespit edilemediğinden dava açılırken talep edilemeyen bir zarar olduğunun kabulü gerekmekte olup, bu kabul doğrultusunda da miktar artırım dilekçesi ile arttırılan dava değerinin tamamına, dava açılmadan önce davalı idareye başvuru yapılmışsa başvuru tarihinden itibaren, davalı idareye başvuru yapılmamışsa dava tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu sonucuna varılmaktadır.
Öte yandan, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 'Manevi tazminat davalarında ücret' başlıklı 10. maddesinin 4. fıkrasında; "Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir." düzenlemesine yer verilmiş olup maddi ve manevi tazminat istemlerinin birlikte yer aldığı davalarda, manevi tazminat istemi yönünden ayrı vekalet ücreti hesaplanması gerekmektedir.
Bu çerçevede, bozma kararı üzerine yapılacak yargılama neticesinde yeniden bir karar verileceğinden, hükmedilen yasal faiz ve vekalet ücreti yönünden bu aşamada inceleme yapılmamıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davacıların temyiz isteminin kabulüne,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... gün ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
4\. Kesin olarak 29/04/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.