Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2022/2560
2025/8819
19 Kasım 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/2560
Karar No : 2025/8819
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Mad. Tic. ve San. A.Ş.
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından işletilen Hatay ili, ... ilçesi, ... sicil numaralı II-a grubu (dolomit) maden işletme ruhsat sahasında 27-30/10/2017 tarihlerinde yapılan denetim neticesinde düzenlenen rapora istinaden, ruhsat sahasında üretilen madenin üretim ve sevkiyatının beyan edilmediğinin tespit edildiğinden bahisle, 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 12/4. maddesi uyarınca 604.091,319-TL idari para cezası, aynı Kanun'un 10/7. maddesi uyarınca 62.743,00-TL idari para cezası ve işletme izni alanı dışında faaliyette bulunulduğundan bahisle aynı Kanun'un 12/7. maddesi uyarınca 25.098,00-TL idari para cezası olmak üzere toplam 691.932,319-TL tutarında idari para cezası verilmesine ilişkin Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve E... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava konusu işlemin; davacıya, 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 12/4. maddesi uyarınca 604.091,319 TL idari para cezası verilmesine ilişkin kısım yönünden, Kanun'un 12. maddesinin 4. fıkrasına göre idari para cezası verilebilmesi için öncelikle bildirimi yapılmayan miktar için ödenmesi gereken Devlet hakkının hesaplanması gerektiği, bu hesaplama yapılırken para cezasına konu fiilin sübuta erdiği tarihte geçerli ocak başı satış fiyatının belirlenmesinin esas olduğu, bu kapsamda uyuşmazlık incelendiğinde; üretim ve sevkiyatın yapıldığı ve beyan edilmediği tarihin davalı idarece 2017 yılı olarak tespit edildiği, bu doğrultuda 2017 yılında geçerli ocak başı satış fiyatı esas alınarak Devlet hakkının belirlenmesinin gerekeceği, 2017 yılı için dolomit madeninin ocak başı satış fiyatının davalı idarece 9,5 TL/ton olarak belirlendiği halde dava konusu işlem tesis edilirken ocak başı satış fiyatının 10,87 TL baz alınarak ödenmesi gereken Devlet hakkının belirlenmesinin yerinde görülmediği, öte yandan; dava konusu işlem tesis edilirken hesaplanan Devlet hakkına ek %30 Devlet hakkı daha ilave edilmesi suretiyle nihai Devlet hakkının belirlendiği ve belirlenen bu toplam Devlet hakkının 5 katı üzerinden davacı şirketin idari para cezasıyla cezalandırıldığı görülmekte ise de; Maden Yönetmeliği'nin 87/8. maddesinde yer alan; "Devlet ormanlarında yapılan madencilik faaliyetlerinden Devlet hakkı %30 fazlasıyla alınır..." hükmü gereği Devlet hakkının %30 fazla alınabilmesi için madencilik faaliyetinin orman arazisinde yapılıyor olması gerektiğinin açık olduğu, dava konusu maden sahasında davalı idare personellerince 2017 tarihlerinde yapılan denetim neticesinde düzenlenen denetleme raporunda; "söz konusu alanın Hazine Arazisi olduğunun" beyan edildiğinin görüldüğü, dava dosyasına söz konusu alanın orman arazisi olduğuna dair herhangi bir bilgi belge sunulmadığı da görülmekle; bahse konu alanın orman arazisi olduğu varsayımından hareketle Devlet hakkının Ek %30 olarak belirlenmesinin de yerinde görülmediği, bu durumda; dava konusu idari para cezasının, Maden Kanunu'nun 12/4. maddesi uyarınca tesis edilen kısmının, hesaplanan devlet hakkının 5 katı üzerinden verildiği dikkate alındığında; hatalı hesaplanan devlet hakkı esas alınarak davacı şirkete 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 12/4. maddesi uyarınca 604.091,319-TL idari para cezası verilmesine ilişkin işlemde anılan gerekçelerle hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle bu kısım için dava konusu işlemin iptaline, dava konusu işlemin; davacıya, 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 10/7. maddesi hükmünü ihlal ettiğinden bahisle 62.743,00 TL idari para cezası verilmesine ilişkin kısmının incelenmesinden; dava konusu işlemin dayanağı olan Kanun'un 10/7. maddesinde iki farklı fiilin ihlal edilmesi suretiyle ceza verileceğinin düzenlendiğinin görüldüğü, ceza hukuku genel ilkelerine göre ceza verilebilmesi için idarece isnat edilen fiilin hiçbir şüpheye mahal vermeyecek şekilde tespit edilerek bu fiilin karşılığında idari para cezası verilmesi gerekirken, idarece, bahse konu Kanun'un 10/7. maddesinde düzenlenen; "Gerçek dışı veya yanıltıcı beyanda bulunmak suretiyle bu Kanun hükümlerinin uygulanmasını engellemek" fiilinin mi yoksa "haksız surette hak iktisap etme" fiilinin mi ya da her iki fiilin birlikte mi işlenildiği hususunun tespiti yapılmadan sadece Kanun maddesi belirtilmek suretiyle davacı şirkete 62.743,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı, öte yandan; her ne kadar dava konusu işlemde, davacı şirketin bahse konu Kanun'un 10/7. maddesinde yer alan hangi fiili ihlal ettiği açıkça belirtilmemiş ise de; şayet davacının, "haksız surette hak iktisap etme" işlediğinden bahisle Kanun'un 10/7. maddesi uyarınca 62.743,00 TL idari para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiş ise bu duruma ilişkin olarak, evrensel bir hukuk kuralı olan ve Kabahatler Kanunu'nun 15. maddesinde de düzenlenen "Non Bis İn İdem (Aynı fiilden dolayı birden fazla ceza verilmez)" kuralı uyarınca bir fiile tek bir ceza tayin edilmesi, eğer bir fiil ile kanun veya kanunların değişik hükümleri ihlal edilmişse, bu durumda en ağır cezayı gerektiren kanun hükmünün uygulanması gerektiği, davacı şirkete, üretip bildirmeme fiili sebebiyle Maden Kanunu'nun 12/4. fıkrası uyarınca 604.091,319 TL idari para cezası verilmesine karar verildiğinden, ayrıca aynı fiilin haksız hak iktisabı olarak tanımlandığı gerekçesiyle Maden Kanunu'nun 10/7. maddesi uyarınca 62.743,00 TL idari para cezası verilmesine ilişkin işlemde bu gerekçeyle de hukuka uygunluk bulunmadığından işlemin bu kısmının da iptaline; dava konusu işlemin; davacının, işletme izni alanı dışında faaliyette bulunduğundan bahisle 3213 sayılı Maden
Kanunu'nun 12/7. maddesi uyarınca 25.098,00 TL idari para cezası verilmesine ilişkin kısmının incelenmesinden; uyuşmazlık konusu olayda; dava konusu maden sahasında, aralarında bir Jeoloji Mühendisi, bir Maden Mühendisi ve bir Harita Mühendisinin yer aldığı teknik heyet tarafından 2017 tarihlerinde yapılan denetim neticesinde; davacı şirket tarafından, ruhsat sahası içerisinde ancak işletme izni verilen alan haricinde üretim yapıldığının tespit edildiği görüldüğünden; bu kapsamda davacı şirketin, dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte ve aynı zamanda lehe Kanun hükümleri kapsamında 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 12/7. maddesi uyarınca 25.098,00 TL idari para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle bu kısım yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın; dava konusu işlem ile verilen toplam 691.932,319 TL idari para cezasının, 3213 sayılı Kanun'un 12/4. ve 10/7. maddeleri uyarınca uygulanan 666.834,319 TL'lik bölümünün iptaline ilişkin kısmı sonucu ve gerekçesi itibarıyla hukuka ve usule uygun olup, bu kısım bakımından kaldırılmasını gerektirecek yasal bir sebebin bulunmadığı sonucuna varıldığından, kararın bu kısmına yönelik davalı idarenin istinaf başvurusu ile davacının gerekçe yönünden yaptığı istinaf başvurusunun reddine, İstinafa konu kararın; 3213 sayılı Kanun'un 12/7. maddesi uyarınca verilen 25.098,00 TL'lik kısmı bakımından davanın reddine ilişkin kısmı için davacının istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede, uyuşmazlık konusu olayda; davacı şirketin uhdesinde bulunan ruhsatlı maden sahasında 2017 yılında işletme izni olmayan alanda aynı grupta maden üretimi yaptığı sabit olmakla birlikte cezaya konu fiilin 2017 yılında işlendiği dikkate alındığında, işlenen bu fiile karşılık idari para cezasının fiilin işlendiği tarihte (2017 yılında) geçerli olan miktarda uygulanması gerekirken, dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte (2018 yılında) geçerli olan tutarda idari para cezası verildiği, bu durumda; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde ve Anayasada güvence altına alınan suçta ve cezada kanunilik ilkesi gereğince kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için öngörülmüş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemeyeceğinden, davacının fiili işlediği tarihteki tutar üzerinden idari para cezası ile cezalandırılması gerekirken bu ilkeye aykırı olarak tesis edilen dava konusu işlemin bu kısmında da hukuka uygunluk, yazılı gerekçe ile davanın bu kısmını reddeden İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle bu kısma yönelik verilen davanın reddi kararı kaldırılarak dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacı tarafça işletme izin alanı dışında üretim yapıldığı, çalışılan izin dışı koordinatların, Hazine arazisi olduğu bilinmekle birlikte yapılan çalışmanın geçmişe dayanıyor olması ve 2015 yılı öncesi mevzuatta Hazine arazileri için de ek devlet hakkı alınması söz konusu olduğundan ek devlet hakkı istenildiği, beyanlar yapılmadığından Kanun'un 10/7. maddesi uyarınca verilen idari para cezasının hukuka uygun olduğu, (imalat haritası veya başka bir belge verilmediğinden) ölçümde kullanılan aletin kalibrasyonunun yapıldığı, hatalı veya eksik işlem yapılmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, kararın usul ve hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması kısmen gerekçesi değiştirilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava konusu işlem ile davacı adına Maden Kanunu'nun 12/4 maddesi ile 12/7 maddesi uyarınca verilen idari para cezaları yönünden yapılan inceleme:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Dava konusu işlem ile davacı adına Maden Kanunu'nun 10/7 maddesi uyarınca verilen idari para cezası yönünden yapılan inceleme:
Dava konusu edilen işlem ile davacının uhdesinde bulunan Hatay ili, Kırıkhan ilçesi, ... sicil numaralı II-a grubu (dolomit) maden işletme ruhsat sahasında 27-30/10/2017 tarihlerinde yapılan denetim neticesinde düzenlenen rapora istinaden davacı adına Maden Kanunu'nun 10/7 maddesi uyarınca 62.743,00-TL idari para cezası verilmiştir.
Maden Kanunu'nun 10/7 maddesi yönünden verilen idari para cezası için, ilk derece Mahkemesince iki ayrı gerekçeye yer verilerek, söz konusu cezanın hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmış işlemin bu kısmı iptal edilmiş olup, Bölge İdare Mahkemesince de anılan kısma yönelik yapılan istinaf başvuruları reddedilmiştir.
Tek fiile tek ceza bir genel hukuk ilkesi olup, bir kimsenin aynı fiilinden dolayı birden fazla yargılanamamasını ve cezalandırılamamasını ifade etmektedir. Bu ilke kural olarak idarî cezalar için de geçerlidir. Bu bağlamda bir kimseye aynı fiili nedeniyle birden fazla idarî ceza verilmesi durumunda, non bis in idem ilkesine aykırılık nedeniyle ilk cezadan sonraki ceza veya cezalar hukuka aykırı kabul edilecektir. Bu ilkenin arka planında yatan düşünce, bir kimsenin aynı fiilinden dolayı birden fazla yargılanması durumunda, yargılamanın birinde suçlu diğerinde suçsuz görülmesi veya farklı yargılamalarda sorumluluğunun ağırlığının farklı seviyelerde görülmesi gibi olası kaotik sonuçların engellenmesi ve ayrıca, aynı fiil nedeniyle mükerrer cezalandırmanın adil görülmemesidir. Bu konuda Kabahatler Kanunu'nun m.15/1 hükmü özel bir düzenleme getirmektedir. Buna göre, aynı fiil nedeniyle iki ayrı idarî para cezası öngörülmüşse, bu cezaların her ikisi de uygulanamayacak ve sadece biri ve en ağırı uygulanacaktır.
Maden Kanunu ve yönetmelikleri ile madencilik faaliyetleri bir takım izin ve şartlara bağlanmıştır.
Yukarıda yer alan ve somut uyuşmazlığa uygulanan Maden Kanunu hükümlerinden "Beyan usulü" başlıklı 10. maddesinin 7. fıkrasında, Madencilik faaliyetlerinin bu Kanun hükümlerine göre devamı süresince teknik ve mali konularda yapılan beyanlar ile yetkili kişilerce tanzim edilen raporların doğru kabul edileceği ancak, gerçek dışı veya yanıltıcı beyanda bulunmak suretiyle Kanun hükümlerinin uygulanmasının engellenmesi ve/veya haksız surette hak iktisap edilmesi halinde ise kanun koyucu tarafından ruhsat sahiplerine 50.000 TL idari para cezası verileceği öngörülmüştür.
12\. maddesinin 4. fıkrasında ise; yaptığı üretim ve sevkiyatı bildirmediği tespit edilen ruhsat sahiplerine, ödenmesi gereken Devlet hakkına ilaveten bildirilmeyen miktar için hesaplanacak Devlet hakkının beş katı tutarında idari para cezası düzenlenmiştir. Üretim ve sevkiyatın bildirilmemesi halinde ayrı bir yaptırım uygulanması öngörülmüştür.
Her iki maddede de genel olarak Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğüne bildirim yapılmaması halinde yaptırım uygulanması öngörülmüş ise de; 12. maddesinin 4. fıkrasında yapılan üretim ve sevkiyatın bildirilmemesi nedeniyle oluşan devlet hakkı kaybı esas alınırken, 10. maddesinin 7. fıkrasında ise; genel olarak idarenin teknik ve mali konularda gerçek dışı beyanda bulunulması halinde idari yaptırım uygulanması öngörülmüştür.
Bu nedenle, tüm açıklamalardan hareketle, iki maddenin farklı durumları düzenlediği, farklı koşullara bağlanan idari yaptırımları öngördüğü anlaşıldığından, sözü edilen iki madde arasında fikri içtima olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Bu itibarla, 3213 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 4. fıkrasında, denetim ve inceleme sonucunda gerçek dışı veya yanıltıcı beyanı tespit edilen ruhsat sahiplerine, ödenmesi gereken Devlet hakkına ilaveten bildirilmeyen miktar için hesaplanacak Devlet hakkının beş katı tutarında idarî para cezası verilmesi, maden istihracı ile sağlanacak gelirden Devlet payına düşen ve ödeme yükümlülüğü ruhsat sahibine ait olan kısım olan devlet hakkının ödenmemesi fiili ile oluşurken; 3213 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 7. fıkrasında, maden ruhsat sahiplerinin beyanlarının aksi sabit oluncaya kadar doğru kabul edilmesi sonrasında ise gerçek dışı veya yanıltıcı beyanda bulunmak suretiyle haksız surette hak iktisap edilmesi fiilinin düzenlendiği ve birden fazla farklı fiil ile farklı kabahatin oluştuğu açıktır.
Bu nedenle Mahkemenin Maden Kanunu'nun 10/7. ile 12/4. maddeleri uyarınca verilen idari para cezaları için içtima hükümlerinin uygulanmasına yönelik gerekçesinin karardan çıkartılması gerekmektedir.
Mahkeme kararının, davacı adına Maden Kanunu'nun 10/7. maddesi uyarınca verilen idari para cezası verilmesine ilişkin işlemin iptal edilmesine yönelik bir diğer gerekçesi; işlemde, davacının fiilinin açıkça yazılmadığından bahisle, idarece isnat edilen fiilin hiçbir şüpheye mahal vermeyecek şekilde tespit edilmemesidir.
Konunun aydınlatılabilmesi için kanun hükmünün incelenmesi gerekmektedir. Maden Kanunu'nun 10. maddesinin 7. fıkrasında, gerçek dışı ve yanıltıcı beyanda bulunmak suretiyle Kanun hükümlerini engelleyen ve/veya haksız surette hak iktisap eden ruhsat sahiplerine 50.000 TL idari para cezası verileceği belirtilmiş, aynı maddenin 8. fıkrasında ise, bu kanuna göre haksız yere hak iktisabı sayılan haller bentler halinde sıralanmıştır. Söz konusu fıkranın devamında ''Haksız yere hak iktisabına imkan veren bu hususlarla ilgili yapılmış beyanlar da gerçek dışı ve yanıltıcı beyanlar olarak kabul edilir.'' hükmüne yer verilerek her iki halde de beyanların gerçek dışı ve yanıltıcı beyan olarak kabul edileceği düzenlediğinden, sırf işlemde davacı tarafından hangi hususun ihlal edildiği yazılmadığından bahisle verilen iptal kararı gerekçesinde bu yönüyle hukuki isabet bulunmamıştır.
Kaldı ki dava konusu işlemin 1 numaralı kısmında, ruhsat sahası dahilinde bulunan Y:... K:... koordinatında yapılan 213.746,84 ton üretim ve sevkiyatın beyan edilmediği şeklinde açıklamaya yer verilmiş ve ardından, davacı şirket hakkında, Maden Kanunu'nun çeşitli maddelerinden ayrı ayrı idari para cezası verilmesi yönünde işlem tesis edilmiştir. Dolayısıyla davacı tarafından gerçekleştirilen fiilin ''üretim ve sevkiyatın bildirilmemesi'' fiili olduğu dava konusu işlemde belirtilmiştir.
Olayda, davacının ruhsat sahasında yapılan üretim ve satışları bildirmeme şeklindeki eyleminin de sabit olduğu anlaşılmaktadır.
Bu noktada, davacı adına verilen idari para cezasının miktarının doğru olup olmadığı yönünde inceleme yapılması gerekliliği ortaya çıkmaktadır.
Davacının ruhsat sahasındaki tetkik 27-30/10/2017 tarihleri arasında yapılmış, mahallinde tetkik raporu ise 19/01/2018 tarihinde düzenlenmiştir. Davacı tarafından üretilip beyan edilmeyen madenin 2017 yılında üretildiği için 2017 yılı için geçerli olan miktar kadar idari para cezası verilmesi gerekirken, dava konusu işlem ile 2018 yılı için geçerli olan miktar üzerinden verilen idari para cezası verilmesinde bu yönüyle hukuka uygunluk bulunmamıştır.
Davacı hakkında Maden Kanunu'nun 10/7 maddesi uyarınca verilen 62.743,00-TL idari para cezasının iptaline ilişkin kararı sonucu itibarıyla yerinde olup gerekçesinin yukarıda özetlenen şekilde değiştirilerek onanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1\. Temyiz isteminin reddine,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının,
A- Dava konusu işlemin Maden Kanunu'nun 12/4. maddesi nedeniyle verilen idari para cezasının iptaline ilişkin kararın ONANMASINA, oyçokluğu ile
B- Dava konusu işlemin Maden Kanunu'nun 12/7. maddesi nedeniyle verilen idari para cezasının iptaline ilişkin kararın ONANMASINA, oybirliği ile
C- Dava konusu işlemin Maden Kanunu'nun 10/7. maddesi nedeniyle verilen idari para cezasının iptaline ilişkin kararın gerekçesi değiştirilerek ONANMASINA oyçokluğu ile
3\. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4\. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5\. Kesin olarak, 19/11/2025 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY :
(X)- Dava, davacı şirket tarafından işletilen Hatay ili, Kırıkhan ilçesi, ... sicil numaralı II-a grubu (dolomit) maden işletme ruhsat sahasında 27-30/10/2017 tarihlerinde yapılan denetim neticesinde düzenlenen rapora istinaden, ruhsat sahasında üretilen madenin üretim ve sevkiyatının beyan edilmediğinin tespit edildiğinden bahisle 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 12/4. maddesi uyarınca 604.091,319-TL idari para cezası, aynı Kanun'un 10/7. maddesi uyarınca ihlal edildiğinden bahisle 62.743,00-TL idari para cezası ve işletme izni alanı dışında faaliyette bulunulduğundan bahisle aynı Kanun'un 12/7. maddesi uyarınca 25.098,00-TL idari para cezası olmak üzere toplam 691.932,319 -TL tutarında idari para cezası ile verilmesine ilişkin Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve E... sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun ''Genel Kanun Niteliği'' başlıklı 3. maddesinde; '' (1) Bu Kanunun;
a) İdarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde,
b) Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanır.'' ''İçtima'' başlıklı 15. maddesinde; ''Bir fiil ile birden fazla kabahatin işlenmesi halinde bu kabahatlere ilişkin tanımlarda sadece idarî para cezası öngörülmüşse, en ağır idarî para cezası verilir....'' düzenlemelerine yer verilmiştir.
Dava konusu işlemde, davacı şirketin bahse konu Kanun'un 10/7. maddesinde yer alan hangi fiili ihlal ettiği açıkça belirtilmemiştir. Davacının, "haksız surette hak iktisap etme" fiilini işlediğinden bahisle Kanun'un 10/7. maddesi uyarınca 62.743,00 TL idari para cezası verilmesi yönünde işlem tesis edilmişse de bu duruma ilişkin olarak, Evrensel bir hukuk kuralı olan ve Kabahatler Kanunu'nun 15. maddesinde de düzenlenen "Non Bis İn İdem (Aynı fiilden dolayı birden fazla ceza verilmez)" kuralı uyarınca bir fiile tek bir ceza tayin edilmeli, eğer bir fiil ile kanun veya kanunların değişik hükümleri ihlal edilmişse, bu durumda en ağır cezayı gerektiren kanun hükmü uygulanmalıdır.
Maden Kanunu'nun 10/7-e maddesinde; ''Ruhsat sahasında yapılan üretim veya satışların beyan edilmemesi" haksız hak iktisabı teşkil eden fiiller arasında sayılıp, haksız hak iktisabında bulunan ruhsat sahiplerine idari para cezası verilmesi öngörülmüş ise de; üretimin beyan edilmemesi fiilinin dava konusu olayda tek bir fiil teşkil ettiği, Kanunda fiilin ayrıca ''haksız hak iktisabı'' olarak belirlenen fiiller arasında sayılmasının fiilin tekliğini değiştirmeyeceğinden üretimin beyan edilmemesi fiilinin gerçekleşmesi halinde tek bir fiil olması nedeniyle ''non bis in idem'' ilkesi gereğince sadece Kanun hükümlerinde söz konusu fiile karşılık düzenlenen en ağır idari para cezasının tesis edilmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlık konusu olayda, davalı idare tarafından, davacı şirketin, 2017 yılında 83.332,10 m3 (213.746,84 ton) üretim ve sevkiyat yaptığı ve yapılan bu üretim ve sevkiyatın beyan edilmediğinin tespit edildiğinden bahisle hem Maden Kanunu'nun 12/4. maddesi uyarınca hem de 10/7. maddesi uyarınca iki ayrı idari para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Sonuç olarak; davacı şirkete, üretip bildirmeme fiili sebebiyle Maden Kanunu'nun 12/4. maddesi uyarınca 604.091,319 TL idari para cezası verilmesine rağmen, Kabahatler Kanunu'nun 15. maddesinde yer alan kurala aykırı şekilde, ayrıca aynı fiilin haksız hak iktisabı olarak tanımlandığı gerekçesiyle Maden Kanunu'nun 10/7. maddesi uyarınca 62.743,00 TL idari para cezası verilmesine ilişkin işlemde hukuka uygunluk bulunmamıştır.
Bu nedenle davacı şirket hakkında 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 10/7. maddesi ile aynı Kanun'un 12/4. maddesi kapsamında verilen idari para cezalarının iptaline ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçesi usul ve hukuka uygun olduğundan onanması gerektiği düşüncesiyle bu maddeler yönünde davacı adına ayrı ayrı idari para cezası verilebileceğine dair çoğunluk kararına katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.