SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2022/2499

Karar No

2025/8285

Karar Tarihi

5 Kasım 2025

Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2022/2499 E. , 2025/8285 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/2499
Karar No : 2025/8285

TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR: 1- (DAVACILAR) Kendi Adlarına Asaleten,
1- ...'ya velayeten
2- ...
3-...
4-...
5-...
VEKİLİ : Av. ...

2- (DAVALI) ... Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, karşılıklı temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, davacılardan ... nın, 21/03/2017 tarihinde Belen ilçesi'nde bulunan ... Mahallesi ... Sokak'ın kenarındaki uçurumda korkuluk ve uyarı levhası bulunmadığından dolayı düşmesi neticesinde hayati tehlike geçirecek şekilde yaralanması ile sonuçlanan vakanın davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığı ileri sürülerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davacılardan ... yönünden geçici iş göremezlik zararı karşılığı karşılığı 100,00-TL, sürekli iş göremezlik zararı karşılığı 700,00-TL (miktar artırımı sonrası 1.036.945,44-TL), ömür boyu bakım gideri zararı karşılığı 100,00-TL (miktar artırımı sonrası 69.521,40-TL), tedavi ve yol gideri zararı karşılığı 100,00-TL (miktar artırımı sonrası 3.143,88-TL) olmak üzere 1.000,00-TL (miktar artırımı sonrası 1.109.610,73-TL) maddi, 500.000,00-TL manevi, anne ve baba açısından ayrı ayrı olmak üzere 120.000,00-TL manevi, yine her bir kardeş açısından ayrı ayrı 40.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; uyuşmazlıkta davacılardan ...'nın 21/03/2017 tarihinde düşmesinden kaynaklı olarak tarafların kusurunun bulunup bulunmadığı, kusur var ise hangi kusur oranında olayın meydana gelmesine tarafların etki ettiğinin tespitinin bilimsel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden, Mahkemenin 20/06/2019 tarihli ara kararı ile dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiği, bilirkişi heyetince hazırlanan ve Mahkemeye sunulan 15/08/2019 tarihli raporda özetle "...yolun fiziki yapısını gözetleyecek/idrak edebilecek yaştaki yetiye ve ehliyete sahip olmadığından, kazazedenin velisinin alandaki tehlikeleri öngörebilecek, çocuğun özensiz, dikkatsiz ve tedbirsiz davranışlarda buluna bileceğinin önüne geçip kazazedeyi bir başına denetimsiz bırakmış olmasından dolayı kazazede adına velisinin % 50 oranında kusurlu olduğu, iş sağlığı ve güvenliğini sağlamak için yasak, uyarı, uyulması zorunlu davranış ve bilgilendirmeye ihtiyaç olan noktalarda ilgili yönetmelik uyarınca güvenlik ve sağlık işaretleri koymayan, yolun fiziki yapısı gözetilerek, kenarındaki şevden düşmeyi önleyici yönde korkuluk, bariyer bulundurmayan, risk değerlendirmesi ve analizi yapmayan, tehlike arz eden yerlerde dışarıdan üçüncül kişilerden gelecek tehlikelere karşı yeterli seviyede önlem almayan Belen Belediyesi'nin %50 oranında kusurlu olduğu, mevcut bilgi ve belgelere göre başkaca kişi veya kişilerin kusurlu olmadıkları" şeklinde görüş ve kanaatlerini belirtildiği, anılan rapor taraflara tebliğ edildiği, rapora taraflarca itiraz edildiği, raporda davacılardan tazminat konusu olaya maruz kalan ...'nın olayın meydan gelmesinde kusurunun bulunup bulunmadığı ile velilerine yüklenen %50 kusur oranına nasıl ve ne şekilde ulaşıldığının da belirtilmediğinin görülmesi üzerine Mahkemenin 03/10/2019 tarihli ara kararı ile bilirkişi heyetinden "Davacılar vekili ile idarece rapora karşı ileri sürülen itirazlarda dikkate alınarak, davacılardan tazminat konusu olaya maruz kalan ...'nın olayın meydana gelmesinde kusurunun bulunup bulunmadığı ile velilerine yüklenen %50 kusur oranına nasıl ve ne şekilde ulaşıldığının da belirtildiği, olayın meydana gelmesinde tarafların ne oranda kusurunun bulunduğu" yönlerden ek bilirkişi raporunun alınmasına karar verildiği, mahkemenin ara kararına istinaden bilirkişi heyetince hazırlanıp sunulan 24/10/2019 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle "...Ana raporda dosyada bulunan belge, bilgi ve ifadeler, alınması gereken teknik tedbirler ve ilgili mevzuat hükümleri bir arada değerlendirmeye alınarak kanat bildirilmiştir. Ancak raporun sonuç ve kanaat değerlendirmesi esnasında, mahallelinin sakinlerinden olaya sebep olan tehlikeli durumun giderilmesi yönünde belediyeye müracaatlarının olduğu, bu durumun sehven göz önünden kaçmış olmasından dolayı değerlendirmeye alınmamış olduğu, belediyeye müracaatın yapılmış olması, belediye tarafından bu müracaata cevap verilmemiş ve olay mahallinde bulunan tehlikeli duruma müdahale edilmemiş olması, olayın meydana gelmesinde belediyeyi asli kusurlu duruma taşıyacağı, bu durum ve ana raporun sonuç ve kanaat değerlendirmesi birlikte göz önünde bulundurularak tekrar kusur değerlendirmesinde olayın meydana gelmesinde Belen Belediyesinin %65 (yüzde altmış beş )oranında kusurlu olduğu ve kazazede adına velisinin %35 (otuz heş) oranında kusurlu olduğu, mevcut belge ve bilgilere göre başkaca kişi veya kişilerin kusurlu olmadıkları" şeklinde görüş ve kanaatine varıldığı ifade edildiği, ek bilirkişi raporu da taraflara tebliğ edildiği, rapora davacılar vekili ile davalı idare vekili tarafından itiraz edilmiş ise de, dosya içeriğinde bulunan bilirkişi raporlarının hükme esas alınabileceği, itirazların esaslı yönden raporu kusurlandırmadığı sonuç ve kanaatine ulaşıldığı, dosyası üzerinden alınan bilirkişi raporu ile davacılardan ...'nın 21/03/2017 tarihinde düşerek yaralanması olayında idarenin denetim ve gözetim sorumluluğunu gereği gibi yerine getirmediği, olayın meydana gelmesine %65 oranında kusurunun etki ettiği haliyle kamu hizmetinin yerine getirilmesinde kusurunun bulunduğu sonucuna varıldığı, buna göre; davacıların uğradığı zararın kusur sorumluluğu ilkesi uyarınca tazmin edileceği açık olduğundan; olay sebebiyle zararın hesaplanmasına gelince; 1-Maddi tazminat talebi yönünden; Mahkemenin ara kararına istinaden Mustafa Kemal Üniveristesi Tayfur Ata Sökmen Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim dalınca hazırlanan raporda davacının sürekli ve kalıcı engel oranının %96 ve bakıma muhtaç olduğu belirtildiği, meydana gelen olay nedeniyle davacılardan ...'nın geçici iş görememezlik, sürekli iş göremezlik, bakım gideri ve tedavi hastane masraflarına ilişkin tazminat miktarının tespiti amacıyla Mahkemenin ara kararı ile aktüerya alanında uzman bilirkişi marifetiyle inceleme yapılmasına karar verildiği, bilirkişi tarafından hazırlanıp dosyaya sunulan 22/09/2020 havale tarihli raporda idarenin %65 oranındaki kusur oranına göre davacının sürekli iş göremezlik zararının 1.028.241,74-TL, 31.12.2020 tarihine kadar bakım giderinin 69.521,40-TL, tedavi ve yol gideri alacağının ise 3.143,88-TL olduğunun, olayın meydan geldiği tarihte 11 yaşında olduğundan ve henüz kazanç sağlamaya başlamadığından geçici iş göremezlik zarar hesabının yapılmadığının belirtildiği, anılan rapor beyanları alınmak üzere taraflara tebliğ edildiği, rapora davalı idare ve davacılar vekilince itiraz edildiği, bilirkişi raporunda davacı ...'nın 1 yıl zorunlu askerlik yapacağı kabul edilerek hesaplamanın yapıldığı, 7179 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 2. fıkrasında ise bu sürenin 6 ay olarak belirlendiğinin görülmesi üzerine Mahkemenin 11/11/2020 tarihli ara kararı ile davacılar vekili ve davalı idare vekilince ileri sürülen itirazlar da dikkate alınarak, 7179 sayılı Kanun'un 5. maddesi hükmü doğrultusunda ek bilirkişi raporu alınmasına karar verildiği, bilirkişi tarafından hazırlanıp dosyaya sunulan 15/12/2020 havale tarihli raporda davacılardan ...'nın 6 ay askerlik yapmasına göre sürekli iş göremezlik zararının 1.036.945,44-TL olacağının hesaplandığının ifade edildiği, ek bilirkişi raporu da beyanları alınmak üzere taraflara tebliğe çıkarıldığı, rapora davalı idare vekilince itiraz edilmiş ise de; ek bilirkişi raporu da dikkate alındığında hesaplama ve tespitler yönünden maddi bir hata yapılmadığı ayrıntılı bir şekilde hesaplamanın ve tespitin yapıldığı görüldüğünden, bilirkişi raporlarının Mahkeme kararına esas alınabilir nitelikte olduğunun kabul edildiği, davacılar vekilince dava dosyasına sunulan 28/12/2020 tarihli dilekçe ile, dava konusu maddi tazminat istemi kalemlerinden olan sürekli iş göremezlik tazminatı alacağını 1.036.945,44-TL'ye, bakım gideri alacağını 69.521,40-TL'ye, tedavi ve yol gideri alacaklarını 3.143,88-TL olacak şekilde 2577 sayılı Kanun'un 16/4. maddesi kapsamında arttırıldığı anlaşıldığı, bu durumda, davacılardan ... açısından sürekli iş göremezlik tazminatı alacağı yönünden 1.036.945,44-TL, bakım gideri alacağı yönünden 69.521,40-TL'ye, tedavi ve yol gideri alacakları yönünde 3.143,88-TL'nin toplamı olan 1.109.610,73-TL maddi zararının davalı idarece tazmin edilmesi gerektiği, olayın meydan geldiği tarihte 11 yaşında olduğundan ve henüz kazanç sağlamaya başlamadığından geçici iş göremezlik zararı karşılığı tazmini istenilen 100,00-TL maddi tazminat isteminin ise reddi gerektiği, 2-Manevî tazminat talebi yönünden; söz konusu olayın meydana gelmesine davalı idarece yol kenarında gerekli güvenlik önlemlerinin alınmamasının ve denetim görevinin ihmal edilmesinin sebep olduğu, idarece hizmetin kusurlu olarak işletilmesine bağlı olarak davacılardan ...'nın yaralanmasına ve bu yaralanmaya bağlı olarak da %96 oranında sürekli engelli kalmasına sebep olunduğu, haliyle olaya bağlı olarak davacıların elem ve ızdırap duyacağı açık olup, olayın oluş şekli, davacılar ile davalı idarenin kusurunun ağırlığı dikkate alındığında takdiren davacılardan ... için 75.000,00-TL, anne ve baba için ayrı ayrı 50.000,00-TL olmak üzere 100.000,00-TL, her biri kardeş için ayrı ayrı 40.000,00-TL olmak üzere 80.000,00-TL belirlenen manevi tazminat miktarının zenginleşmeye yol açmayacak ve hakkaniyetli olduğu, fazlaya ilişkin istemlerin ise reddi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle dava konusu maddi zarar tazmini isteminin kısmen kabulü ile kısmen reddine, davacılardan ... için; a)-Kabul edilen 1.036.945,44-TL sürekli iş göremezlik zararı alacağının, 69.521,40-TL bakım gideri alacağının ve 3.143,88-TL tedavi ve yol gideri alacağının 17/11/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarak davacıya ödenmesine, b) mahkeme kararının verildiği tarihten sonraki dönem için (2021 ve devamı) yapılacak olan bakıcı giderinin, davalı idarece re'sen ağır engelli kişinin yaşadığı tespit edilmek ve ilgili yıldaki brüt asgari ücret üzerinden hesaplanmak suretiyle her takvim yılının başında peşin olarak davalı idare tarafından davacıya ödenmesine,c)-100,00-TL geçici iş göremezlik alacağı isteminin ise reddine, 2-Davacıların manevi zarar tazmini isteminin kısmen kabulü ile, ... için 75.000,00-TL, anne ... ile baba ... için ayrı ayrı 50.000,00-TL olmak üzere 100.000,00-TL, kardeşler ... ile ... için ayrı ayrı 20.000,00-TL'den olmak üzere 40.000,00-TL manevi tazminatın 17/11/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarak davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin ise reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; ... İdare Mahkemesi'nin ... gün ve E:... K:... sayılı kararının dayandığı gerekçe usul ve yasaya uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı, ancak istinafa konu Mahkeme kararının gerekçesinde kardeşler için ayrı ayrı 40.000,00'er-TL manevi tazminat ödenmesi gerektiği belirtilmesine rağmen kararın sonuç kısmında ve 2 nolu hüküm fıkrasında 20.000,00'er-TL manevi tazminata hükmedildiği; öte yandan hükmedilen miktarın tamamına tazminat istemiyle tazminat istemiyle idareye başvuru yapıldığı 17/11/2017 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmiş ise de, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun'la değişik 45. maddesinin 3. bendinde, "Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir." hükümleri yer almış olup; Dairece, Mahkeme kararındaki söz konusu hususlar anılan düzenleme uyarınca düzeltme kapsamında değerlendirilerek, karar gerekçesi ile hüküm fıkrasındaki manevi tazminat miktarı arasındaki faklılığın gerekçedeki şekliyle düzeltilerek bir karar verilmesi gerekmektiği; yine konuya ilişkin Danıştay 10. Dairesinin içtihatları doğrultusunda, dava dilekçesindeki miktara idareye başvuru tarihinden itibaren, bilirkişi raporu üzerine ıslah edilen miktara ise ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliği tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğinden Mahkeme kararının faize ilişkin kısmının da bu doğrultuda düzeltilerek bir karar verilmesi gerektiği, öte yandan Mahkeme kararının yargılama giderleri ile vekalet ücretlerine ilişkin kısımlarının Dairece düzeltilen miktarlara göre hesaplandığı anlaşıldığından, anılan kısımlarda düzeltmeyi gerektiren bir durum bulunmadığı, açıklanan nedenlerle; Mahkeme kararına yapılan istinaf başvurularının düzelterek reddine, yukarıda yer verilen açıklama doğrultusunda, istinafa konu Mahkeme kararının hüküm fıkrasının (1-a) nolu kısmında yer alan, "a)-Kabul edilen 1.036.945,44-TL sürekli iş göremezlik zararı alacağının, 69.521,40-TL bakım gideri alacağının ve 3.143,88-TL tedavi ve yol gideri alacağının 17/11/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarak davacıya ödenmesine," şeklindeki kısmın, "a) sürekli iş göremezlik, ömür boyu bakım ve tedavi ve yol gideri zararı karşılığı olarak dava dilekçesinde talep edilen toplam 900,00-TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 17/11/2017 tarihinden itibaren, ıslah dilekçesinde söz konusu miktarlara ilişkin olarak arttırılan toplam 1.108.610,73-TL tazminatın ise ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 11/01/2021 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine" şeklinde; yine istinafa konu Mahkeme kararının hüküm fıkrasının (2) nolu kısmında yer alan, "2-Davacıların manevi zarar tazmini isteminin kısmen kabulü ile, ... için 75.000,00-TL, anne ... ile baba ... için ayrı ayrı 50.000,00-TL olmak üzere 100.000,00-TL, kardeşler ... ile ... için ayrı ayrı 20.000,00-TL'den olmak üzere 40.000,00-TL manevi tazminatın 17/11/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarak davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin ise reddine," şeklindeki kısmın, "2-Davacıların manevi zarar tazmini isteminin kısmen kabulü ile, ... için 75.000,00-TL, anne ... ile baba ... için ayrı ayrı 50.000,00-TL olmak üzere 100.000,00-TL, kardeşler ... ile ... için ayrı ayrı 40.000,00-TL'den olmak üzere 80.000,00-TL manevi tazminatın 17/11/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarak davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin ise reddine," şeklinde düzeltilmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
1-Davacılar tarafından, dava dilekçesinde talep edilen tazminat bedeline başvuru tarihinden itibaren, diğer kalan tutara ise miktar artırımı dilekçesinin idareye tebliğ tarihinden itibaren faiz işletilmesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğu, idarenin başvuru tarihinde temerrüde düştüğü, manevi tazminat talebinin reddedilen kısmının hukuka aykırı olduğu, kalıcı olarak malul olan Halis Mustafa'nın yaşanan olay öncesinde son derece sağlıklı ve zeki bir çocuk olması sebebiyle meydana gelen olay nedeniyle hükmedilen manevi tazminat tutarının anne ve babanın acı ve elemini karşılamakta yetersiz olduğu ileri sürülmektedir.
2- Davalı idare tarafından; yerel mahkeme kararının yetersiz inceleme ve hatalı değerlendirme neticesinde verildiği, istinaf mahkemesince faiz başlangıç tarihi düzeltilmiş ise de gerekçe ile hüküm kısmı arasındaki çelişkinin davacı lehine giderilmesinin hatalı olduğunu, mahkemece keşif yapılmaksızın kusur belirlenmesinin kabul edilemez olduğu, hükme esas alınan maluliyet raporunun Adli Tıp Kurumu yerine Üniversiteden alınmasının hukuka aykırı olduğu ve esas alınamayacağını, davacının gerçek zararı tespit edilmeksizin karar verildiğini, kök kusur raporunda %50 oranında belirleme yapılmışken ek alınan rapor ile %65 oranında kusur belirlenmesinin ve bu kusur raporuna göre karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN SAVUNMALARI :
1-Davacılar tarafından, dava dilekçesinde talep edilen tazminat bedeline başvuru tarihinden itibaren, diğer kalan tutara ise miktar artırımı dilekçesinin idareye tebliğ tarihinden itibaren faiz işletilmesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğu, idarenin başvuru tarihinde temerrüde düştüğü, manevi tazminat talebinin reddedilen kısmının hukuka aykırı olduğu, kalıcı olarak malul olan Halis Mustafa'nın yaşanan olay öncesinde son derece sağlıklı ve zeki bir çocuk olması sebebiyle meydana gelen olay nedeniyle hükmedilen manevi tazminat tutarının anne ve babanın acı ve elemini karşılamakta yetersiz olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
2- Davalı idare tarafından, manevi tazminatın amacının maddi kaybın karşılanması olmadığı, yaşanan üzüntünün karşılanması olması sebebiyle zenginleşme amacı taşımaması gerektiğini, bu sebeple hükmedilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, 2577 sayılı Kanun'un "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise "temyiz incelemesi sonunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa Danıştay'ın kararı düzelterek onayacağı" hükme bağlanmıştır.
Maddenin gerekçesinde ise, madde ile temyiz incelemesinde sadece maddi hatalarda değil, aynı zamanda yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen eksiklik ya da yanlışlıklarda da düzelterek onama kararı verilmesinin amaçlandığı, uygulamada, vekâlet ücretine, yargılama giderlerine ya da faize hükmedilmesinin unutulması ya da bunların yanlış hesaplanması gibi, kararın asli olmayan unsurlarında görülen bir kısım eksiklik ya da yanlışlıklar nedeniyle bozma kararları verildiği, bunun mahkeme tarafından tekrar karara bağlandığı ve yine bu kararlara karşı yeniden kanun yollarına başvurulabilmesi nedeniyle hem zaman hem de emek kaybına neden olunduğunun görüldüğü, bu suretle esasa etkili olmayan konularda Danıştay'ın kesin karar vermesi sağlanarak uyuşmazlığın hızla sonuçlandırılmasının amaçlandığı hususlarına yer verilmiştir.
Faiz, idarenin tazmin borcu bağlamında, kişilerin, idarenin eylem ve/veya işlemlerinden dolayı uğradıkları zararların giderilmesi istemiyle başvurmalarına karşın, idarenin zararı kendiliğinden ödemeyip, yargı kararıyla tazminata mahkûm edilmesi sonucunda, idarenin temerrüde düştüğü tarihten tazminatın ödendiği tarihe kadar geçen süre için 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'a göre hesaplanacak tutarı ifade etmektedir.
Davacının dava açarken yüksek oranlı yargılama harçları vb. nedenlerden dolayı tazmini isteminde bulundukları bedel dava dilekçesinde düşük belirtilmiş ise de, davacının tazminine karar verilmesi konusunda gerçek iradelerini yansıtan miktarın, miktar artırımı ile arttırılan gerçek zararları olduğunun, bu gerçek zararın esasen idarelere başvuru tarihinde bir başka deyişle idarelerin temerrüde düşürüldüğü tarihte ortaya çıktığı, ancak davacı tarafından miktarı tam olarak bilinemediğinden ve tespit edilemediğinden dava açılırken talep edilemeyen bir zarar olduğunun kabulü, bu kabul doğrultusunda da miktar artırımı ile arttırılan dava değerinin tamamına davalı idarenin temerrüde düştükleri idareye başvurma tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğunun kabulü gerekmektedir.
Nitekim; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 09/06/2020 tarih ve E:2019/53, K:2020/853 sayılı kararı da bu yöndedir.
Bu durumda; ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince, ... İdare Mahkemesinin hüküm fıkrasının 1/(a).maddesinde yapılan düzeltme ile hüküm fıkrasında 1. maddesinin "a- sürekli iş göremezlik, ömür boyu bakım ve tedavi ve yol gideri zararı karşılığı olarak dava dilekçesinde talep edilen toplam 900,00-TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 17/11/2017 tarihinden itibaren, ıslah dilekçesinde söz konusu miktarlara ilişkin olarak arttırılan toplam 1.108.610,73-TL tazminatın ise ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 11/01/2021 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine." şeklinde ki kısmının; ''a-Kabul edilen 1.036.945,44-TL sürekli iş göremezlik zararı alacağının, 69.521,40-TL bakım gideri alacağının ve 3.143,88-TL tedavi ve yol gideri alacağının 17/11/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarak davacıya ödenmesine,'' şeklinde düzeltilerek onanması gerekmektedir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1\. Temyiz istemlerinin reddine,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen şekilde düzeltilerek ONANMASINA,
3\. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, davacıların adli yardım istemleri kabul edildiğinden temyiz aşamasında tahsil edilmeyen temyiz harçlarının tahsili amacıyla ilgili Vergi Dairesi Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4\. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5\. Kesin olarak, 05/11/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.


KARŞI OY :
(X)- Bir maddi zararın giderilmesine yönelik açılan tam yargı davalarında, tazminat kişinin mal varlığındaki zararın oluştuğu an itibarıyla karşılanması gerektiğinden, istenilecek olan tazminatın gecikerek ödenmesi nedeniyle para değerinde enflasyondan dolayı meydana gelebilecek azalmayı karşılamaya yönelik olarak faize hükmedilmelidir.
Maddi zararlar, mal varlığında meydana gelen ve para ile değerlendirilebilen bir azalmayı ifade ettiklerinden, bu azalma miktarının idare tarafından telafi edilmediği süre içinde ayrıca enflasyon nedeni ile de kayba uğrayacağı açıktır. Manevi zararlar ise, mal varlığında meydana gelen somut bir azalma olmayıp, kişinin manevi varlığında ortaya çıkan olumsuzluklar olduğundan, manevi tazminat değerinin yargılama sonucu para olarak belirlenmesi zarara uğrayanı tatmin ve de bu zararın meydana getireni cezalandırma aracı olarak kullanılmasından kaynaklanmaktadır.
Bu itibarla, ilk defa yargı kararıyla para olarak değerlendirilebilen bir manevi tazminatın önceden davalı idarece belirlenmesi ve de ödenmesinin mümkün olmaması nedeniyle, ödemede gecikmeden bahsedilemeyeceği gibi, manevi tazminat, esasen bütün hususlar dikkate alınarak "takdiren" belirlendiğinden manevi tazminata faiz uygulanmaması gerektiği oyuyla kararın bu kısmına katılmıyorum.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim