Danıştay danistay 2022/1335 E. 2025/3998 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2022/1335
2025/3998
24 Nisan 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/1335
Karar No : 2025/3998
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR : 1- (DAVACILAR)
Kendi adlarına asaleten çocukları ...
adına velayeten;
I- ...,
II- ...
VEKİLİ : Av. ...
2- (DAVALILAR)
I- ... Valiliği
VEKİLİ : Av. ...
II- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
III- ... Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca karşılıklı olarak temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, 29/11/2016 tarihinde Adana İli, Aladağ İlçesi, ... Mahallesi'nde bulunan ...Derneği Ortaöğrenim Kız Öğrenci Yurdu'nda meydana gelen yangında kızları ...'in yaralanması olayında davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle ... bakımından 1.000,00-TL maddi, baba ... için 100.000,00-TL, anne ... için 100.000,00-TL ve ... için 500.000,00-TL olmak üzere toplam 700.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihi olan 29/11/2016 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte taraflarına ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; tazminata konu yangın olayında, Adana Valiliğinin, Aladağ Belediyesinin ve Adana Büyükşehir Belediyesinin kusurlu olduğu, idarelerin eylemi ile kız öğrenci yurdu işletenlerin faaliyetleri arasında müterafik kusur bulunduğu, yangın sonrası ortaya çıkan zararda; kız öğrenci yurdu işletenlerin, Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik ve 3194 sayılı İmar Yasası hükümlerine göre binanın düzenlemesini yapmadığı için % 50 oranda sorumlu olduğu, Adana Valiliğinin, Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre kontrol-denetleme görevini yapmadığı için %30 oranda sorumlu olduğu, Adana Büyükşehir Belediyesinin, Belediye İtfaiye Yönetmeliğinin, 11. bölüm, 42/b fıkrasına göre yeterli sayıda ve nitelikte yangına müdahale araç-teçhizatı bulundurmadığı için %10 oranında sorumlu olduğu, Aladağ Belediyesi'nin, 1972’li yıllardan beri kullanılan dava konusu yapı hakkında yapı ruhsatı ile ilgili bir işlem yapmadığı için %10 oranında sorumlu olduğu, davacı küçük ...'in için Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun... ... karar numaralı raporuyla olay nedeniyle 29/11/2016 tarihinde maruz kaldığı yüksekten düşme olayına bağlı yaralanması 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmamış olduğundan sürekli maluliyet tayinine mahal olmadığı yönünde rapor verdiği ve dosyada başka maddi bir zarara uğradığı hususlarını ispatlayan bilgi ve belgelerin de bulunmadığı görüldüğünden maddi tazminat isteminin reddine, henüz 12 yaşında olan bir çocuğun eğitim almak amacıyla ailesinden ayrı, yurtta barınmakta iken yangın gibi vahim bir olayda arkadaşlarının yanarak hayatını kaybetmesi hususu ile davacı ...'te söz konusu yangın olayı nedeniyle sürekli bir maluliyet durumu oluşmamış ise de, ciddi bir ölüm tehlikesi altında pencereden atlamak zorunda kaldığı, bu nedenle vücudunda kırık meydana geldiği, yaşanan bu travmatik olayın gerek davacı ...'te, gerekse anne ve babasında psikolojik bir çöküntüye yol açacağı ve ömürleri boyunca unutamayacakları derin üzüntü yaşatacak olması hususları dikkate alındığında, meydana gelen o olayın anne, baba ve zarara uğrayan davacı üzerinde büyük elem ve ızdırap uyandırdığı ve davacıları manevi zarara uğrattığı açık olup, olaya ilişkin olarak yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda ve davalı Adana Valiliği’nin %30 oranında, davalı Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın %10 oranında ve davalı Aladağ Belediye Başkanlığının %10 oranındaki kusur oranları da dikkate alındığında, baba ... için 10.000,00-TL(Adana Valiliği'nce 6.000,00 TL, Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nca 2.000,00 TL, Aladağ Belediye Başkanlığı'nca 2.000,00 TL olmak üzere), anne ... için 10.000,00-TL(Adana Valiliği'nce 6.000,00 TL, Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nca 2.000,00 TL, Aladağ Belediye Başkanlığı'nca 2.000,00 TL olmak üzere) ve davacı ... için 50.000,00-TL (Adana Valiliği'nce 30.000,00-TL, Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nca 10.000,00-TL, Aladağ Belediye Başkanlığı'nca 10.000,00-TL olmak üzere) olmak üzere toplamda ...'in yaralanması olayı nedeniyle 70.000,00-TL manevi tazminatın davalı idarelerce belirtilen oranlarda Adana Valiliği yönünden ilk başvuru tarihi olan 27/11/2017 tarihinden itibaren, davalı Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığı yönünden ilk başvuru tarihi olan 29/11/2017 tarihinden itibaren, diğer davalı Aladağ Belediyesi yönünden ise hasım düzeltme sonucu dava dilekçesinin tebliği tarihi olan 17/04/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin ise reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davalı Adana Valiliği'nin iddiaları; Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmeliğin Geçici 1. maddesi uyarınca tedbir alması gerekenlerin söz konusu yurdu işletenler olduğu, Özel Öğrenci Yurtları Yönetmeliği hükümleri uyarınca yapılan denetimlerin eğitim-öğretim yönünden yapılan denetimlerle sınırlı olduğu, Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik kapsamında yapılacak denetimlerin ise Yönetmeliğin 131. maddesi uyarınca mahalli itfaiye teşkilatı ve itfaiye teşkilatının bağlı olduğu kuruluşlarının müfettişi, kontrolörü veya denetim elemanları tarafından yapılması gerektiği, dolayısıyla kusur oranı belirlenirken bu hususun göz önüne alınmamasının hukuka aykırı olduğu, yaşanılan olayda öğrenci yurdunu işletenler ile Aladağ Belediyesi ve Adana Büyükşehir Belediyesi'nin kusurlarının bulunduğu, kendilerine yükletilecek bir sorumluluğun söz konusu olmadığı, kaldı ki kusurlu oldukları kabul edilse bile belirlenen kusur oranının yüksek belirlendiği belirtilerek istinaf kararının bozulması istenilmiştir.
Davalı Aladağ Belediyesi'nin İddiaları; Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporların usule uygun olmadığı, davacılar tarafından dava açılırken husumetin kendilerine yöneltilmemesine rağmen Mahkemece usule uygun olmayan bilirkişi raporu ile husumetin kendilerine de yönlendirilmesinin hukuka aykırı olduğu, yaşanan olayda kendilerine atfedilecek herhangi bir kusurun bulunmadığı, kusurlu oldukları kabul edilse bile Mahkemece belirlenen maddi ve manevi tazminat tutarlarının Danıştay ve Yargıtay'ın emsal kararları göz önüne alınmadan yüksek belirlendiği belirtilerek istinaf kararının bozulması istenilmiştir.
Davalı Adana Büyükşehir Belediyesi'nin İddiaları; Dava konusu olayda Adana Büyükşehir Belediyesi'ne atfedilecek bir kusurun bulunmadığı, inşaat ruhsatı olmayan yapının kullanılmasına müsaade eden Aladağ Belediyesi ve öğrenci yurdunun denetim ve kontrolünü yapmakla görevli Milli Eğitim Bakanlığı(Adana Valiliği) yönünden hizmet kusurunun bulunduğu, adli soruşturmada dinlenen tanık ifadelerinden yangının meydana gelmesinden hemen sonra yurtta bulunanlar tarafından itfaiyenin çağrılmadığı, öncelikle yurtta bulunan kişiler tarafından yangının söndürülmeye çalışıldığı, zamanında itfaiyeye haber verilmemesi sebebiyle yangının büyüdüğü ve ölümlerin yaşanmasına sebep olduğu ileri sürülmüştür.
Davacıların İddiaları: Dava dışı ... Derneğine izafe edilen kusurdan davalı idarelerin müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması gerektiği, diğer taraftan olay nedeniyle hükmedilen manevi tazminat tutarlarının çok düşük olduğu, maddi tazminat istemlerinin reddedilmesinin de hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
TARAFLARIN SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
29/11/2016 tarihinde Adana İli, Aladağ İlçesi, ... Mahallesi'nde bulunan... Derneği Ortaöğrenim Kız Öğrenci Yurdu'nda meydana gelen yangında davacıların kızı ...'in yaralanması olayında davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle maddi ve manevi tazminat istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyize konu istinaf kararın, maddi tazminata ilişkin kısmı yönünden yapılan inceleme;
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, davacı tarafından ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Temyize konu istinaf kararın, manevi tazminata ilişkin kısmı yönünden yapılan inceleme;
Manevi zarar; kişinin fizik yapısının ve iç huzurunun bozulmasını, yaşama gücünün ve sevincinin azalmasını, kişilik haklarının zedelenmesini, şeref ve haysiyetinin rencide edilmesini, ölüm veya uğranılan diğer cismani zarar nedeniyle duyulan acı ve ızdırabı, kişinin günlük yaşamını zorlaştıran belli ağırlıktaki her türlü üzüntü ve sıkıntıyı ifade etmektedir. Kendisinin veya yakınlarının uğradığı tecavüz, saldırı veya meydana gelen bir ölüm olayı sonucunda; fiziki veya manevi acılar duyan, ruhsal dengesi bozulan, yaşama sevinci azalan kişinin manevi yönden zarara uğramış olduğu kabul edilmektedir.
Manevi tazminat, kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın ve tam yargı davalarında takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı bir miktarda olması gerekmektedir.
Buna göre, manevi tazminat takdir edilirken, davacı(lar) yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ızdırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalı(lar) yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilmesi gerektiği açıktır.
Bakılan uyuşmazlıkta, Bölge İdare Mahkemesince davacılar için belirlenen manevi tazminat tutarlarının, olayın ağırlığını ortaya koyacak ölçüde davacıların manevi varlığında meydana gelen zararın giderilebilmesi için makul ve hakkaniyetli bir miktarda olmaması nedeniyle manevi tazminatın amaç ve niteliği de dikkate alınarak yeniden takdiren belirlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Nitekim, aynı olayda açılan başka bir tazminat davasında, Bölge İdare Mahkemesince, yaralanan küçüğün kendisi için 100.000,00-TL, annesi ve babası için ayrı ayrı 25.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği, tarafların anılan kısma yönelik temyiz istemlerinin reddi neticesinde Dairemizin 24/04/2025 tarih ve E:2023/5855, K:2025/3992 sayılı kararı ile hükmedilen manevi tazminatın onanarak kesinleştiği görülmektedir.
Bu durumda, temyize konu istinaf kararının manevi tazminata ilişkin kısmında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1\. Davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddine, davacıların temyiz istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının;
a) Manevi tazminata ilişkin kısmının gerekçede oyçokluğu ile BOZULMASINA,
b) Maddi tazminata ilişkin kısmının oybirliği ile ONANMASINA,
3\. Bozulan kısım hakkında yeniden karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesine, kullanılmayan ...-TL yürütmenin durdurulması harcının istemi haline Aladağ Belediyesi'ne iadesine,
4\. Kesin olarak, 24/04/2025 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY :
(X)-Bir maddi zararın giderilmesine yönelik açılan tam yargı davalarında, tazminat kişinin mal varlığındaki zararın oluştuğu an itibariyle karşılanması gerektiğinden, istenilecek olan tazminatın gecikerek ödenmesi nedeniyle para değerinde enflasyondan dolayı meydana gelebilecek azalmayı karşılamaya yönelik olarak faize hükmedilmelidir.
Maddi zararlar, mal varlığında meydana gelen ve para ile değerlendirilebilen bir azalmayı ifade ettiklerinden, bu azalma miktarının idare tarafından telafi edilmediği süre içinde ayrıca enflasyon nedeni ile de kayba uğrayacağı açıktır. Manevi zararlar ise, mal varlığında meydana gelen somut bir azalma olmayıp, kişinin manevi varlığında ortaya çıkan olumsuzluklar olduğundan, manevi tazminat değerinin yargılama sonucu para olarak belirlenmesi zarara uğrayanı tatmin ve de bu zararın meydana getireni cezalandırma aracı olarak kullanılmasından kaynaklanmaktadır.
Bu itibarla, ilk defa yargı kararıyla para olarak değerlendirilebilen bir manevi tazminatın önceden davalı idarece belirlenmesi ve de ödenmesinin mümkün olmaması nedeniyle, ödemede gecikmeden bahsedilemeyeceği gibi, manevi tazminat, esasen bütün hususlar dikkate alınarak "takdiren" belirlendiğinden manevi tazminata faiz uygulanmaması gerekmektedir.
Bu durumda, temyize konu kararın takdir edilen manevi tazminat miktarına ilişkin kısmı yönünden hukuka aykırılık bulunmamakta ise de, manevi tazminata faiz uygulanması gerektiğine ilişkin kısmının hukuka aykırı olması sebebiyle bu kısım yönünden kararın bozulması gerektiği görüşüyle gerekçede çoğunluk kararına katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.