Danıştay danistay 2022/1180 E. 2025/4656 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2022/1180
2025/4656
15 Mayıs 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/1180
Karar No : 2025/4656
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR : I- (DAVACILAR) ... Kendisine
Asaleten,...ve
...'e velayeten
VEKİLLERİ : Av...., Av. ...
II- (DAVALILAR) 1- ... Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
2- ...Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:...sayılı kararının, karşılıklı olarak temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacıların eşi/babası olan ...'in 15/12/2017 tarihinde ... Anadolu Lisesinde okul müdürü olarak görev yapmakta iken silahlı saldırı sonucunda hayatını kaybetmesinde davalı idarelerin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle eş ... için 10.000,00 TL maddi (miktar artırımı sonrası 717.612,81 TL) ve 200.000,00 TL manevi, çocuk ... için 5.000,00 TL maddi (miktar artırımı sonrası 81.661,66 TL) ve 150.000,00 TL manevi, çocuk ... için 5.000,00 TL maddi (miktar artırımı sonrası 106.162,17 TL) ve 150.000,00-TL manevi olmak üzere toplam 20.000,00 TL maddi (miktar artırımı sonrası 905.436,63 TL) ve 500.000,00-TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:...sayılı kararda; meydana gelen olayın bir kamu hizmeti olan güvenlik hizmetinin idarelerce kusurlu olarak yürütülmesinden kaynaklandığı, davacıların murisleri ...'in 15/12/2017 tarihinde okul müdürü olarak olarak görev yaptığı okulda hayatını kaybetmesinde davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğu ve idarelerce bu maddi zararın tazmin edilmesi gerektiğinden, bilirkişi raporu ile tespit edilen eşi ... için 717.612,81 TL, oğlu ... için 81.661,66 TL, oğlu ... için 106.102,17-TL olmak üzere toplam miktar artırımı sonrası 905.436,64 TL destekten yoksun kalmasından kaynaklı maddi zararın davalı idarelerce davacılara ödenmesi gerektiği, davacıların eşi/babası olan müteveffanın, davalı idarece alınması gereken güvenlik tedbirlerinin alınmamış olması, bir başka ifade ile kamu hizmetinin kötü işletilmesi nedeniyle hayatını kaybetmiş olması karşısında davalı idarelerin olaydaki kusurunun ağırlığı da dikkate alınarak, takdiren her bir davacı için 40.000,00 TL olmak üzere toplam 120.000,00-TL manevi tazminatın davalı idarelere başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiği gerekçesiyle maddi tazminat talebinin kabulüne, toplam 905.436,64 TL tazminatın davalı idareler tarafından, ... için 10.000,00-TL'sine 25/07/2018 tarihinden itibaren 707.612,81 TL'si için 04/11/2020 tarihinden itibaren, ... için 5.000,00-TL'sine 25/07/2018 tarihinden itibaren 76.661,66 TL'si için 04/11/2020 tarihinden itibaren, ... için 5.000,00-TL'sine 25/07/2018 tarihinden itibaren 101.102,17-TL TL'si için 04/11/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacılara ödenmesine, manevi tazminat talebinin ise kısmen kabulü ile davacıların her biri için ayrı ayrı 40.000,00-TL olmak üzere toplam 120.000,00 TL manevi tazminatın idarelere başvuru tarihi olan 25/07/2018 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalı idareler tarafından davacılara ödenmesine, kabul edilen tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 70.047,57 TL nispi karar harcının davalı idareler üzerinde bırakılmasına, davalı idareler harçtan muaf olduğundan nisbi harcın tahsiline yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İlk derece Mahkemesi kararının; maddi tazminat talebinin kabulüne ve manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne yönelik yapılan istinaf başvurularının reddine, maddi tazminatların faiz başlangıç tarihleri yönündeki istemlerin kabulüne, kararın bu kısmının kaldırılmasına, kaldırılan kısım yönünden ... için 400.000,00-TL kısmının 25/07/2018 tarihinden, 317.612,81,81-TL kısmının 04/11/2020 tarihinden, ... için 100.000,00-TL. kısmının 25/07/2018 tarihinden, 6.102,17-TL. kısmının 04/11/2020 tarihinden, ... için 81.661,61.-TL maddi tazminat tutarının 25/07/2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine, manevi tazminatın reddine ilişkin kısmı yönünden istemlerin kısmen kabulüne kısmen reddine, reddine karar verilen 130.000,00-TL manevi tazminat yönünden kararın kaldırılmasına, ... için 100.000,00-TL., ... için 75.000,00-TL, ... için 75.000,00-TL olmak üzere toplam 250.000,00-TL manevi zararın 25/05/2018 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
DAVACILARIN İDDİALARI : ...'in makam odasında çalıştığı sırada okul öğrencisi olan İ.P. ile okulda yaşanan bir olay nedeniyle disiplin kurulu kararıyla okuldan uzaklaştırılan U.Y. tarafından ateşli silah kullanılarak öldürüldüğü, olay nedeniyle yapılan adli soruşturma neticesinde kamu davası açıldığı, cinayeti işleyen çocuklardan biri olan U.Y'nin olay tarihinden bir kaç ay önce okulun çıkışında ve okulun önünde aralarında tartışma meydana gelen Ş.D.'i öldürmek için silahla ateş ettiği, araya başka bir öğrencinin girip silahın yönünü değiştirmesi nedeniyle eylemini gerçekleştirmediği, ardından başlatılan disiplin soruşturması neticesinde okuldan uzaklaştırıldığı, olayla ilgili olarak okula 30 m mesafede bulunan Jandarma Karakolu yetkilileri tarafından etkin soruşturma yapılmadığı, netice olarak savcılık tarafından delil yetersizliğinden takpsizlik kararı verilerek olayın kapatıldığı, bu olay görmezlikten gelinmemiş olsaydı her iki olayda da kullanılan ruhsatsız av tüfeğine el konulacağı ve şüpheliler hakkında kamu davası açılacak ve okul müdürü ...'in şehit olması ile sonuçlanan ikinci saldırının önleneceği, eğitim öğretim yılı başında söz verilmesine rağmen güvenlik önlemlerinin sıkılaştırılmadığı, okulun riskli olarak belirlenmesine rağmen bu konuda hiçbir önlemin alınmadığı, meydana gelen ölüm olayından sonra ilçede bulunan tüm okullara güvenlik görevlisi verildiği, olayın meydana gelmesinde idarelerin ağır hizmet kusurunun bulunduğu, sosyal devlet ilkesi gereğince gözetim ve objektif özen yükümlülüğüne aykırı davranıldığı, olay ile ilgili olarak Teftiş Kurulunca hazırlanan rapor incelendiğinde cinayetin adeta geliyorum dediği, ancak idarelerce hiçbir alınmadığının görüldüğü, davacı ...'in Ödemiş Fen Lisesi öğrencisi olduğu, başarılı bir öğrenci olarak yükseköğrenim göreceğinin açık olduğu, bilirkişi hesaplamasının 25 yaşına kadar yapılması gerektiği, bilirkişi raporunda emekli maaşının düşük hesaplandığı, manevi tazminat miktarının düşük takdir edildiği ileri sürülmektedir.
İÇİŞLERİ BAKANLIĞININ İDDİALARI : 09/10/2017 tarihinde meydana gelen olay ile okul müdürü ...'in öldürülmesi olayı arasından herhangi bir irtibat ve nedensellik bağının bulunmadığı, davacı tarafından gerekli önlemlerin alınmadığından bahisle hizmet kusurunun bulunduğu belirtilmiş ise de, Danıştay'ın istikrar kazanmış içtihatlarına göre bünyesinde risk taşıyan kolluk hizmetlerinin, önceden haberdar olunan durumlar dışında genel nitelikte önlemler alınarak yürütülmesinin doğal olup, ihbar, şikayet olmadıkça meydana gelen olaylarda idarenin hizmet kusurundan ve tazmin sorumluluğundan söz edilemeyeceği, idarenin hukuki sorumluluğundan söz edebilmek için zararla idari faaliyet arasında nedensellik bağının bulunması gerektiği, ... Anadolu Lisesinin birinci derece risk kapsamında okullardan olması nedeniyle özel güvenlik görevlisi görevlendirilmesi için bildirimde bulunulduğu, meydana gelebilecek olayların önlenmesi için önleyici devriye faaliyetlerinin icra edildiği, sorumluluk bölgesinde bulunan okul ve çevresinde alınan tedbirler kapsamında sorumlu, duyarlı, takipçi ve hassas tutum ve davranış sergilendiği, gerekli güvenlik önlemlerinin alındığı, idareye atfedilebilecek herhangi bir hizmet kusurunun bulunmadığı ileri sürülmektedir.
MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞININ İDDİALARI : İdare aleyhine eylem ve işlemlerinden dolayı tazminata hükmedilebilmesi için ortada eylem ve işlemlerden doğan ağır bir hizmet kusuru ve bu hizmet kusuruyla zarar arasında doğrudan bir sebep-sonuç ilişkisinin olması gerektiği, her hukuki yanlışlık ve aykırılığın kendiliğinden hizmet kusuru olarak nitelenme olanağının bulunmadığı, söz konusu okulda görev yapmak üzere özel güvenlik görevlisi çalıştırılmasının planlandığı ve görevlendirme yapıldığı, ancak İŞKUR tarafından görevlendirilen kişinin başvuru şartlarını taşımadığının bildirilmesi üzerine göreve başlatılamadığı, 09.10.2017 tarihinde meydana gelen olay ile ilgili disiplin işlemlerinin yapıldığı, olayı gerçekleştirilen öğrencinin naklinin başka bir okula yapıldığı, idareye atfedilebilecek bir hizmet kusurunun bulunmaması nedeniyle maddi ve manevi tazminat koşullarının oluşmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : İçişleri Bakanlığınca, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuş olup, davacılar ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci ve Onuncu Dairelerince 2575 sayılı Kanun'a 3619 sayılı Kanun ile eklenen Ek 1 maddesi uyarınca birlikte yapılan toplantıda işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Dava, davacıların eşi/babası olan ...'in 15/12/2017 tarihinde ... Anadolu Lisesinde okul müdürü olarak görev yapmakta iken silahlı saldırı sonucunda hayatını kaybetmesinde davalı idarelerin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle eş ... için 10.000,00 TL maddi (miktar artırımı sonrası 717.612,81 TL) ve 200.000,00 TL manevi, çocuk ... için 5.000,00 TL maddi (miktar artırımı sonrası 81.661,66 TL) ve 150.000,00 TL manevi, çocuk ... için 5.000,00 TL maddi (miktar artırımı sonrası 106.162,17 TL) ve 150.000,00-TL manevi olmak üzere toplam 20.000,00 TL maddi (miktar artırımı sonrası 905.436,63 TL) ve 500.000,00-TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminata hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.
Davaya konu uyuşmazlıkta, hükme esas alınan 10/09/2020 kayıt tarihli hesap bilirkişi raporunda, çocuklardan ...'in hesap tarihi itibarıyla yükseköğrenim yaşında olması nedeniyle yükseköğrenime devam ettiği varsayımı ile çocuk 25 yaşına kadar destekten faydalandırılmış; çocuklardan ...'in ortaöğretim yaşında olması nedeniyle destek süresi 20 yaşına kadar belirlenmiştir.
Davacılar tarafından, ...'in Ödemiş Fen Lisesi öğrencisi olduğu, yükseköğrenime devam edeceği, destekten yararlanma süresinin de 25 yaşına kadar hesaplanması gerektiği ileri sürülmektedir.
Ülkemiz şartları dikkate alındığında, belli bir gelire sahip ailelerin, rapor tarihi itibarıyla öğrenim gören çocuklarının kız-erkek ayrımı yapılmaksızın yükseköğrenime devam edeceği, dolayısıyla 25 yaşını doldurduğu tarihe kadar destekten yoksun kaldıkları kabul edilmelidir. Buna göre, davacı ... için de yükseköğrenime devam edeceği varsayılarak, 25 yaşına kadar destekten yoksun kalma zararı hesaplanması gerekirken, 20 yaşına kadar hesap yapılmasında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Bununla birlikte, 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği kuralı yer almakta olup, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, görevli olmayan adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması, Danıştay’ın içtihatlarıyla kabul edilmiştir.
2577 sayılı Kanun'un 16. maddesinin dördüncü fıkrasına 30/04/2013 tarih ve 28633 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile, “Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.” cümlesi; aynı Kanun'un 5. maddesi ile Geçici 7. Madde olarak, “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dahil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.” kuralı eklenmiştir.
Aktarılan düzenlemeyle, nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek ve bir defaya mahsus olmak üzere, “süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin” dava dilekçesinde gösterilen tazminat miktarının artırılmasına imkan verilmektedir. Böylelikle, artırılan miktar açısından da dava dilekçesinin verildiği tarihteki hukuksal koşullar geçerli bulunmaktadır.
Yapılan bu açıklamalar karşısında, miktar artırımına ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp mevcut davada talep edilen tazminat miktarının miktar artırım suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu; aksi bir durumun hakkaniyete aykırı olacağı sonucuna varılmaktadır.
Bu durumda, maddi tazminatın hesaplanmasına ilişkin aldırılacak ek bilirkişi raporu sonrasında tespit edilecek zarar bakımından, idareye başvuru tarihi olan 25/07/2018 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiği açıktır.
Öte yandan, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile olayla ilgili olarak düzenlenen bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesi sonucunda; dava konusu uyuşmazlıkta, davacıların eşi/babası olan ...'in 15/12/2017 tarihinde ... Anadolu Lisesinde okul müdürü olarak görev yapmakta iken uğramış olduğu silahlı saldırı sonucunda makamında hayatını kaybetmesi olayında duyulan acı, elem ve üzüntünün hafifletilebilmesi amacıyla davacılar lehine manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği açıktır.
Manevi tazminat, patrimuanda meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının duyulan elem ve ızdırabı giderecek bir oranda olması gerekmektedir.
Dava konusu olay bakımından, olayın oluş şekli ve zararın niteliği dikkate alındığında Bölge İdare Mahkemesince takdir edilen manevi tazminat miktarının, uğranılan zarara göre orantısız ve düşük kaldığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, davacıların uğradığı manevi zararın, manevi tazminatın zenginleşme aracı olamayacağı ilkesi de gözetilerek manevi tatmin sağlayacak, idarenin kusurunu ortaya koyacak makul bir tutarın ödenmesine karar verilmek suretiyle giderilmesi gerekirken, manevi tazminat isteminin toplam 250.000,00-TL'sinin kabulü, kalan kısmın ise reddi yolunda verilen Bölge İdare Mahkemesi kararında bu yönüyle de hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davacıların temyiz isteminin kabulüne, davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddine,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi...İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
4\. Kesin olarak 15/05/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY :
(X)- Bir maddi zararın giderilmesine yönelik açılan tam yargı davalarında, tazminat kişinin mal varlığındaki zararın oluştuğu an itibariyle karşılanması gerektiğinden, istenilecek olan tazminatın gecikerek ödenmesi nedeniyle para değerinde enflasyondan dolayı meydana gelebilecek azalmayı karşılamaya yönelik olarak faize hükmedilmelidir.
Maddi zararlar, mal varlığında meydana gelen ve para ile değerlendirilebilen bir azalmayı ifade ettiklerinden, bu azalma miktarının idare tarafından telafi edilmediği süre içinde ayrıca enflasyon nedeni ile de kayba uğrayacağı açıktır. Manevi zararlar ise, mal varlığında meydana gelen somut bir azalma olmayıp, kişinin manevi varlığında ortaya çıkan olumsuzluklar olduğundan, manevi tazminat değerinin yargılama sonucu para olarak belirlenmesi zarara uğrayanı tatmin ve de bu zararın meydana getireni cezalandırma aracı olarak kullanılmasından kaynaklanmaktadır.
Bu itibarla, davacılar için hükmedilen manevi tazminat miktarının orantılı olduğu görülmekle birlikte, ilk defa yargı kararıyla para olarak değerlendirilebilen bir manevi tazminatın önceden davalı idarece belirlenmesi ve de ödenmesinin mümkün olmaması nedeniyle, ödemede gecikmeden bahsedilemeyeceği gibi, manevi tazminat, esasen bütün hususlar dikkate alınarak "takdiren" belirlendiğinden manevi tazminata faiz uygulanmaması gerektiği oyuyla kararın bu kısmına katılmıyorum.
KARŞI OY :
(XX)- Dava konusu olayda, davalı idarelerin yükümlülüklerini yerine getirmemesinden kaynaklı uğranılan manevi zararın, manevi tazminatın manevi tatmin sağlayacak, idarenin kusurunu ortaya koyacak makul bir tutarın ödenmesine karar verilmek suretiyle giderilmesi gerekmektedir.
Olayda; idarelerin yükümlülüklerini yerine getirmemesi kapsamında kusurunun ağırlığı dikkate alındığında, davacılar için hükmedilen manevi tazminat miktarının orantılı olduğu görüldüğünden, Bölge İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat talebine ilişkin kısmının onanması gerektiği oyuyla aksi yöndeki Daire kararına katılmıyoruz.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.