SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2021/7240 E. 2025/3899 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2021/7240

Karar No

2025/3899

Karar Tarihi

22 Nisan 2025

Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2021/7240 E. , 2025/3899 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/7240
Karar No : 2025/3899

TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACILAR) : 1- ...
2- ...
3- ...
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
2-...Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...
3- ... Belediye Başkanlığı

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:...sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, 06/07/2016 tarihinde Ordu ili, Perşembe ilçesinde meydana gelen sel felaketi neticesinde yakınları olan ...'un sel sularına kapılarak kaybolduğu ve olayda davalı idarelerin hizmet kusurunun bulunduğu, olayın gerçekleştiği alanın hiçbir zaman imara açılmaması gerekirken imara açıldığı iddialarıyla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ... için 5.000,00 TL maddi, 250.000,00 TL manevi, ... ve ... için 125.000,00'er TL manevi olmak üzere toplam 505.000,00 TL tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ...tarih ve E:... K:... sayılı kararda; mevsim normallerinin çok üzerinde gerçekleşen yağış sonucu meydana gelen selin, mücbir sebep olarak kabul edilecek doğal afet niteliğinde olduğu ve bu mücbir sebep nedeniyle yağmur sonrasında meydana gelen selden kaynaklanan ölüm olayı ile kamu hizmetinin yürütülmesi arasındaki illiyet bağının kesildiği anlaşıldığından, talep edilen zarardan davalı idarelerin sorumlu tutulmasına hukuken olanak bulunmadığı açık olup, davacıların maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ...gün ve E:..., K:... sayılı kararında; uyuşmazlığın çözümü için, söz konusu tarihte yağan yağışın mücbir sebep (olağanüstü hal) teşkil eden bir yağış olup olmadığının ve mücbir sebep oluşturmuyorsa, zararın oluşumunda davalı idarelerin hizmet kusurlarının bulunup bulunmadığının, varsa, hangi idarenin ne oranda hizmet kusuru bulunduğunun tespiti için 18/06/2020 tarihli ara karar ile keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, 22/03/2021 tarihinde mahkeme kayıtlarına giren bilirkişi raporunda; "Ordu ili, Perşembe ilçesi, ... Mahallesi, ... Sokak, No:... adresinde 06/07/2016 tarihinde dava konusu gerçekleşen olayda 05/07/2016 günü ve devamında yağan yağmurun, aşırı sağnak yağış olduğu ve mücbir sebep olarak görüldüğü, yağan yağışın yağış skalasında aşırı yağış skalasına girdiği ancak öngörülemeyen ölçüde 5 kat daha fazla olduğu, dava konusu olayın gerçekleştiği yerde bulunan bina, Ordu ilinin Büyükşehir olmasından evvel Perşembe Belediyesi tarafından ruhsatlandırıldığı ancak ruhsata esas (idare tarafından ruhsat eki olarak istenilmesi gereken) herhangi bir mimari projeye, betonarme projeye, iksa projesine, zemin iyileştirme projesine rastlanılmadığı, bu yüzden bina üst kotunda mevcut hendeklerin taşıyamadığı aşırı yağan yağmur suyundan kaynaklı heyelanı önleyebilecek önlemlerin yetersiz alındığı ve hesaplanmaların da bu yönde öngörülemediği ve meydana gelen yağışın 500 yıllık tekerrür aralığına denk geldiği bu nedenle de 10 yıllık debiye göre yapılan kenar hendeklerinin ve büzlerin bu derecede yağan bir yağmuru taşımasının mümkün olmadığı, müteveffa ...'un olay günü şiddetli yağmur yağmasına rağmen hendekleri temizlemek için dışarı çıkması sonucu hendeklerden taşan suyun müteveffayı bir anda alıp götürdüğü" tespitlerine yer verildiği, bu durumda, yapılan bilirkişi incelemeleri üzerine düzenlenen bilirkişi raporu, dosyadaki tüm bilgi ve belge ile tüm iddia ve savunmalar birlikte değerlendirildiğinde, İdare Mahkemesince verilen kararın ve dayandığı gerekçenin usul ve hukuka uygun bulunduğu, kararın kaldırılmasını gerektirecek bir neden görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından,

Ordu İlinde 13/07/2018, 03/08/2018, 08/08/2018 tarihlerinde sel meydana geldiği ve sel sularının müvekkili ...'un evinin önünden aktığı, sel sularının hendeklerden ve alt yapıdan akması gerekirken evinin önünden aktığı, bu kez suların aktığı yerde şans eseri biri bulunmadığından benzer bir ölüm olayının yaşanmadığı, sunulan fotoğraflardan ve video kaydından anlaşılacağı gibi yol kenarında hendek olarak adlandırılabilecek herhangi bir yapının bulunmadığı, yaşanan olayın "mücbir sebep" olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı, olay ne kadar büyük, zarar ne kadar ağır olursa olsun, olay öngörülebilir nitelikteyse, alınabilecek önlemlerle sonuçlarını ortadan kaldırmak ve azaltmak mümkünse, mücbir sebepten söz edilmesinin mümkün olmadığı, Karadeniz Bölgesi'nin oldukça yoğun yağış alan bir bölge oluşu ve aynı mahallede 2009, 2011, 2016, 2018 yıllarında can ve mal kaybına sebebiyet verecek kadar büyük bir sel felaketinin gerçekleşmiş olması göz önünde bulundurulduğunda, yaşanan olayın aslında oldukça öngörülebilir olduğunun ortada olduğu, bölgenin alt yapısında bir takım eksiklikler ve olumsuzluklar varsa ve bunlar zararın ortaya çıkmasına ya da artmasına neden olmuşsa, mücbir sebepten bahsedilemeyeceği ileri sürülerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI :
Ordu Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından, meydana gelen yağışın 500 yıllık tekerrür aralığına denk geldiği, 10 yıllık debiye göre yapına kenar hendeklerinin ve büzlerin bu derecede yağan bir yağmuru taşımasının mümkün olmadığı, olayda mücbir sebep olup kendilerine kusur atfedilmesinin mümkün olamayacağı ileri sürülerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
Ordu Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından, meydana gelen olayda idarelerinin kusuru ve ihmalinin bulunmadığı, davacı tarafından ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... D.İş sayılı dosyasında yapılan keşif neticesinde hazırlanan bilirkişi raporunda, meydana gelen yağışın 500 yıllık tekerrür aralığına denk geldiği, 10 yıllık debiye göre yapına kenar hendeklerinin ve büzlerin bu derecede yağan bir yağmuru taşımasının mümkün olmadığının ve Büyükşehir Belediyesinin olayda ihmalinin bulunmadığının belirtildiği, olayda mücbir sebep ve zarar görenin kusuru söz konusu olup kendilerine kusur atfedilmesinin mümkün olamayacağı, kabul anlamına gelmemekle birlikte talep edilen tazminatın fahiş olduğu, manevi tazminatın zenginleşme amacı taşıyamayacağı ileri sürülerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
Perşembe Belediye Başkanlığı tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Ordu ili, Perşembe ilçesi, ... Mahallesinde meydana gelen sel felaketi neticesinde (Davacıların eşi ve babası olan) ...'un sel sularına kapılarak kaybolması ve akabinde de nüfus kaydına ölüm şerhinin işlenmesinde davalı idarelerin hizmet kusurunun bulunduğu gerekçesiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 10.000,00-TL maddî ve 500.000,00-TL manevî tazminata olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde; idarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu belirtilmiştir.
2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un 1. maddesinde; "İstanbul Büyükşehir Belediyesinin su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla gereken her türlü tesisi kurmak, kurulu olanları devralmak ve bir elden işletilmek üzere İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün kurulduğu" belirtilmiş, aynı Kanun'un 2. maddesinin (b) bendinde; "Kullanılmış sular ile yağış sularının toplanması, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması ve zararsız bir biçimde boşaltma yerine ulaştırılması veya bu sulardan yeniden yararlanılması için abonelerden başlanarak bu suların toplanacakları veya bırakılacakları noktaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak; gerektiğinde bu projelere göre tesisleri kurmak ya da kurdurmak; kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek" ve (d) bendinde; "Su ve kanalizasyon hizmetleri konusunda hizmet alanı içindeki belediyelere verilen görevleri yürütmek ve bu konulardaki yetkileri kullanmak" İstanbul Su ve Kanalizasyon Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri arasında sayılmış, 25. maddesinde de; "Yağmur sularının uzaklaştırılması ile ilgili tesislerin yapılması veya bu tip tesislerin işletilmesi, gerekli harcamalar ilgili belediyelerce karşılanmak şartıyla İstanbul Su ve Kanalizasyon Genel Müdürlüğü tarafından yerine getirilir. Bu tesislerin yapılması veya işletilmesine ilişkin harcamalar tarifelere dahil edilemez." kuralına yer verilmiştir. Aynı Kanun'un Ek-5. maddesinde bu kanunun diğer büyükşehir belediyelerinde de uygulanacağı hükmü yer almıştır.
5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 7/r maddesinde; "Su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek, bunun için gerekli baraj ve diğer tesisleri kurmak, kurdurmak ve işletmek; derelerin ıslahını yapmak, kaynak suyu veya arıtma sonunda üretilen suları pazarlamak." Büyükşehir Belediyesinin görev, yetki ve sorumlulukları arasında sayılmıştır.
Öte yandan, 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 15/e maddesinde de; müktesep haklar saklı kalmak üzere; içme, kullanma ve endüstri suyu sağlamak; atık su ve yağmur suyunun uzaklaştırılmasını sağlamak; bunlar için gerekli tesisleri kurmak, kurdurmak, işletmek ve işlettirmek; kaynak sularını işletmek veya işlettirmek, belediyenin yetkileri ve imtiyazları arasında olduğu belirlenmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdarenin tazmin sorumluluğu olup olmadığının yürütülen kamu hizmetiyle olay arasında nedensellik bağı araştırılarak saptanması gerekmektedir. Meydana gelen zararın sadece doğal afetten kaynaklanmayıp birden çok faktörün bir araya gelmesi ile oluşması halinde davalı idarelerin yürüttüğü hizmetten bağımsız düşünülemeyecek olup, illiyet bağının tamamen kesildiğinin kabulü mümkün olmayacaktır.
Olağanüstü nitelikte bir olay olarak nitelenecek ve idarenin sorumluluğu ile illiyet bağını kesecek bir durum olarak değerlendirme yapmak için ise idarenin burada yürütmekle yükümlü olduğu tüm kamu hizmetlerini en iyi şekilde yerine getirmiş olması ve ortaya çıkan zararda bu hizmetten kaynaklı bir eksikliğin bulunmaması gerekmektedir.
İdareler kural olarak yürüttükleri kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlüdürler. İdari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Bir başka anlatımla, kamu idareleri, yürüttükleri hizmetin işleyişini sürekli kontrol etmek ve gerekli önlemleri almakla yükümlüdürler. Bu yükümlülüğün tam ve gereği gibi yerine getirilmemiş olması nedeniyle doğan zararların, hizmeti yürütmekle yükümlü bulunan idare tarafından tazmini gerekeceği açıktır.
Uyuşmazlıkta su taşkını ile ilgili olarak olayın çıkış sebebi ve varsa illiyet bağı olan kurum ve kuruluşların kusur durumlarının belirlenmesi amacıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda, meydana gelen yağışın 500 yıllık tekerrür aralığına denk geldiği bu nedenle de 10 yıllık debiye göre yapılan kenar hendeklerinin ve büzlerin bu derecede yağan bir yağmuru taşımasının mümkün olmadığı belirtilmiş olmakla birlikte dava konusu olayın gerçekleştiği yerde bulunan binanın, Ordu ilinin Büyükşehir olmasından evvel Perşembe Belediyesi tarafından ruhsatlandırıldığı ancak ruhsata esas (idare tarafından ruhsat eki olarak istenilmesi gereken) herhangi bir mimari projeye, betonarme projeye, iksa projesine, zemin iyileştirme projesine rastlanılmadığı, bu yüzden bina üst kotunda mevcut hendeklerin taşıyamadığı aşırı yağan yağmur suyundan kaynaklı heyelanı önleyebilecek önlemlerin yetersiz alındığı ve hesaplanmaların da bu yönde öngörülemediği belirtilmiş, ayrıca dosyada bulunan fotoğraflardan tespit edilebildiği kadarıyla var olduğu iddia olunan su tahliye kanallarının ve hendeklerinin yetersiz kaldığı ve topraktan inşa edilmeleri nedeniyle görevlerini tam olarak yerine getiremedikleri anlaşılmıştır.
Bu bağlamda, mutevaffanın sel sularına kapılarak hayatını kaybetmesine sebep olan yağış sonrasında oluştuğu iddia edilen zararın sadece doğal afetten kaynaklanmadığı birden çok faktörün bir araya gelmesi ile meydana geldiği kanaatine varılmıştır. Bu belirlemeler karşısında, oluşan zarar, davalı idarelerin yürüttüğü hizmetten bağımsız düşünülemeyeceğinden, illiyet bağının tamamen kesildiğinin kabulü mümkün görülmemektedir.
Bu durumda zarara neden olan yağışların olağanüstü doğa olayı olarak kabulü ile davanın reddinde hukuka uyarlık bulunmamakta olup; oluşan zarardan, yağmur sularının tahliyesi konusunda OSKİ Genel Müdürlüğü ile birlikte sorumluluğu olan davalı büyükşehir belediyesi ile ilçe belediyesinin hizmet kusuru nedeniyle müşterek sorumlu olması karşısında, davalı idarelerin hizmet kusuru ile mütevaffanın kusur durumlarının birlikte değerlendirilerek bulunacak kusur oranları çerçevesinde ve davacıların gerçek zararının araştırılması suretiyle (Polis, itfaiye tutanakları ile olay yeri görüntüleri gözetilerek, makul görülenlerin belirlenmesi sağlanarak) tekrardan yaptırılacak bilirkişi incelemesi neticesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile tazminat isteminin reddine karar veren Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz istemlerinin kabulüne,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
4\. Kesin olarak 22/04/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.


KARŞI OY :

(X)- Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyorum.



10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim