Danıştay danistay 2024/360 E. 2025/2034 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/360
2025/2034
28 Mayıs 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/360
Karar No : 2025/2034
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı adına
... Gümrük Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av....
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: ... Ticaret Anonim Şirketine ait vadesinde ödenmeyen katma değer vergisi, kaynak kullanımını destekleme fonu payı ve para cezasının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...Vergi Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla; dosyanın UYAP kayıtlarıyla birlikte incelenmesinden, asıl borçlu şirket adına tanzimli ...sayılı dahilde işleme izin belgesi kapsamında işlem gören 13 adet beyanname muhteviyatı eşyaya ilişkin alınan ek tahakkuk ve para cezası kararının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin 21/09/2015 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine açılan davanın reddine dair karara istinaden 31/05/2016 tarihinde haciz varakasının düzenlendiği, şirket nezdinde cebri tahsilat işlemleri için 13/06/2016 tarihli yazıların ilgili kurumlara gönderildiği, ancak yapılan araştırmalarda herhangi bir malvarlığına rastlanılmadığı bildirildiğinden haciz tatbiki yapılamadığı, bu haliyle son işlem tarihi dikkate alındığında beş yıllık tahsil zamanaşımı süresinin 31/12/2020 tarihinde dolduğu, belirtilen tarih aralığında 6183 sayılı Amme Alacalarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 103. maddesinde öngörülen zamanaşımı süresini kesen başkaca bir işlemin tesis edilmediği, davalı idarece bu kapsamda bir iddia ileri sürülmediği gibi bilgi veya belge de sunulmadığı, öte yandan, asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emrine karşı açılan davanın reddine dair kararın katma değer vergisi, kaynak kullanımını destekleme fonu payı ve para cezasına ilişkin hüküm fıkrasının, Danıştay Yedinci Dairesinin 01/10/2020 tarih ve E:2016/8379, K:2020/3465 sayılı kararı ile onandığı, dolayısıyla uyuşmazlığa konu alacaklar bakımından zamanaşımını kesebilecek bir bozma kararının da bulunmadığı, ayrıca anılan Kanun'un 104. maddesi uyarınca zamanaşımı süresini durduran herhangi bir sebebin de mevcut olmadığının anlaşılması karşısında, asıl borçlu şirkete ait zamanaşımına uğramış borçların tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emrine karşı açılan davanın reddi üzerine tanzim edilen haciz varakasına istinaden yapılan araştırmada herhangi bir malvarlığına rastlanmadığı, teminatın irat olarak kaydedilmesiyle tahsil zamanaşımı kesildiğinden alacağın zamanaşımına uğramadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Olayda, davacının asıl borçlu ... Ticaret Anonim Şirketinin ortağı olan ... Tekstil Endüstri ve Ticaret Anonim Şirketini temsilen yönetim kurulunda görev yaptığının anlaşılması karşısında, asıl borçlu şirketin ödenmeyen borçları nedeniyle ... Tekstil Endüstri ve Ticaret Anonim Şirketinin takibi gerekirken, anılan şirketi temsilen görevlendirilen ve asıl borçlu şirketin kanuni temsilcisi olmayan davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığından, temyiz isteminin belirtilen gerekçeyle reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
... Ticaret Anonim Şirketine ait vadesinde ödenmeyen katma değer vergisi, kaynak kullanımını destekleme fonu payı ve para cezasının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un mükerrer 35. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği kurala bağlanmıştır.
6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu'nun 317. maddesinde anonim şirketlerin idare meclisi tarafından idare ve temsil olunacağı belirtilmiş olup, 312. maddesinde anonim şirketlerin esas mukavelesiyle tayin veya umumi heyetçe intihap edilmiş en az üç kişiden ibaret bir idare meclisi bulunacağı, idare meclisi pay sahibi aza ortaklardan teşekkül edeceği, ancak pay sahibi olmayan kimseler aza seçildikleri takdirde bunların pay sahibi sıfatını kazandıktan sonra işe başlayabilecekleri, pay sahibi olan hükmi bir şahsın idare meclisi azası olamayacağı, fakat hükmi şahsın temsilcisi olan hakiki şahısların idare meclisine aza seçilebilecekleri öngörülmüştür.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 359. maddesinde, anonim şirketin, esas sözleşmeyle atanmış veya genel kurul tarafından seçilmiş, bir veya daha fazla kişiden oluşan bir yönetim kurulunun bulunacağı; bir tüzel kişi yönetim kuruluna üye seçildiği takdirde, tüzel kişiyle birlikte, tüzel kişi adına, tüzel kişi tarafından belirlenen, sadece bir gerçek kişinin de tescil ve ilan olunacağı; ayrıca, tescil ve ilanın yapılmış olduğunun, şirketin internet sitesinde hemen açıklanacağı, tüzel kişi adına sadece, bu tescil edilmiş kişinin toplantılara katılıp oy kullanabileceği; 365. maddesinde, anonim şirketin, yönetim kurulu tarafından yönetilip temsil olunacağı belirtilmiştir.
Anılan Kanun'un 359. maddesinin gerekçesinde, "İkinci fıkrada, tüzel kişilerin yönetim kurulu üyesi olabilmelerine olanak tanınarak, bir taraftan, 623. maddesinin 2. fıkrası ile uyum sağlanmış, diğer taraftan tüzel kişinin yönetim kurulu üyesi olarak sorumlu tutulmasının yolu açılarak şirkete, pay sahiplerine ve alacaklılara güvence verilmiştir. Düzenleme sorumluluk hukukunun ana gelişme ekseni ile çakışmaktadır. Dev yapılı, çok uluslu şirketlerin; temsilcilerinin arkasına gizlenmelerine hukukun seyirci kalması sadece adaletsizliği artırmakla kalmamakta aynı zamanda hukuka güveni de sarsmakta, hukukî gerçeğe göz kapama anlamına gelmekte ve kanun koyucuyu da hukuk kuralının nesnelliği yönünden müşkül durumda bırakmaktadır. Bu fıkra ile çağdaş, hakça bir sorumluluk sistemi kabul edilerek, tüzel kişinin temsilcisinin üye seçilmesi ile üyenin (temsilcinin) tüzel kişi ile arasındaki bağın kesildiği ve tüzel kişinin, temsilcisinin eylem ve kararlarından sorumlu tutulamayacağı şeklindeki yapay teori reddedilmiştir. Artık, tüzel kişilerin temsilcilerinden oluşan zayıf malvarlıklı üyelerin sorumluluğu ile hukukî gerçeklere göz yumulmayacaktır." şeklinde açıklamaya yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Tüzel kişiliğe sahip şirketlerin ödenmeyen ve bu şirketlerden tahsili olanaksız hale gelen amme alacaklarının tüzel kişiliği temsil edenlerin mal varlığından alınacağı kural olmakla birlikte, anonim şirketlerin yönetim kurulunda bulunan temsil yetkisinin açıklığa kavuşturulması uyuşmazlığın çözümü bakımından önem arz etmektedir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu'nda pay sahibi olan tüzel kişilerin yönetim kurulu üyesi olamayacakları, buna karşın tüzel kişinin temsilcisi olan gerçek kişilerin yönetim kuruluna üye olarak seçilebilecekleri, dolayısıyla temsil yetkisinin sadece gerçek kişilere ait olabileceği öngörülmüş iken, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda tüzel kişilerin yönetim kurulu üyesi olabilmelerine olanak tanınarak sorumlu tutulmalarının yolu açılmıştır. Böylece, anılan Kanun'un 359. maddesinin gerekçesinde de belirtildiği gibi, şirketlerin, kendilerine nazaran zayıf malvarlıklı gerçek kişilerden oluşan temsilcilerinin sorumluluk anlamında arkasına sığınmalarının önüne geçilmesi amaçlanarak adil ve ekonomik gerçeklerle uyumlu bir düzenleme benimsendiği anlaşılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, ... Ticaret Anonim Şirketi adına tanzimli ... sayılı dahilde işleme izin belgesinin müeyyideli olarak kapatılması nedeniyle anılan şirket tarafından vadesinde ödenmeyen katma değer vergisi, kaynak kullanımını destekleme fonu payı ve para cezasının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına ödeme emri düzenlendiği anlaşılmıştır.
01/06/2009 tarih ve 7322 sayılı Ticaret Sicili Gazetesinde, davacının, asıl borçlu şirketin tüzel kişi ortaklarından olan ... Tekstil Endüstri ve Ticaret Anonim Şirketini temsilen yönetim kurulu üyeliğine seçildiğinin ilan edildiği görülmüştür.
Olayda, davacının asıl borçlu ... Ticaret Anonim Şirketinin ortağı olan ... Tekstil Endüstri ve Ticaret Anonim Şirketini temsilen yönetim kurulunda görev yaptığının anlaşılması karşısında, asıl borçlu şirketin ödenmeyen borçları nedeniyle ... Tekstil Endüstri ve Ticaret Anonim Şirketinin takibi gerekirken, anılan şirketi temsilen görevlendirilen ve asıl borçlu şirketin kanuni temsilcisi olmayan davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık, temyize konu kararda sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.... Bölge İdare Mahkemesi ...Vergi Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
2\. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 28/05/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Asıl borçlu şirketin yönetim kurulu üyesi olan ve temsilci (gerçek kişi) olarak davacıyı görevlendiren sermaye şirketinin mi yoksa, şirkette onun adına temsilci olarak gösterilen davacının mı, asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sorumlu olup olmayacağı konusunun mahkemesince değerlendirilmesi gerekirken, değerlendirilmeyen mezkur konuda değerlendirme yapılmak suretiyle verilen Daire kararına belirtilen gerekçeyle katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.