SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2023/1694 E. 2025/1577 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2023/1694

Karar No

2025/1577

Karar Tarihi

15 Nisan 2025

Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2023/1694 E. , 2025/1577 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/1694
Karar No : 2025/1577

TEMYİZ EDENLER: 1-(DAVACI) ...
VEKİLİ : Av. ...

2-(DAVALI) ... Bakanlığı adına... Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Sınır ticareti uygunluk belgesi bulunmayan davacının, bu belgeye sahip kişi ve şirketlerden devraldığı yetkiyle 2016 ilâ 2018 yıllarında tescilli muhtelif tarih ve sayılı 98 adet beyanname ile gümrük vergilerinden muaf olarak gerçekleştirdiği ithalatların kendi nam ve hesabına yapıldığının tespit edildiğinden bahisle tahakkuk ettirilen gümrük ve katma değer vergileri ile bu vergiler üzerinden 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 234. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca hesaplanarak karara bağlanan para cezalarına vaki itirazın reddi yolunda tesis edilen işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dosyanın incelenmesinden, davacı için gümrük yükümlülüğünün beyannamelerin tescil edildiği tarihte başladığı, gümrük vergilerinde uygulanan üç yıllık zaman aşımı süresinin beyannamelerin tescil edildiği tarihte başlayacağı, uyuşmazlık konusu ek tahakkuk ve para cezası kararının 29/08/2020 tarihinde davacıya tebliğ edildiği göz önüne alındığında, 29/08/2017 tarihinden önce tescil edilen beyannamelerden kaynaklanan tahakkuk ve para cezasının zaman aşımına uğradığı anlaşılmış olup, dava konusu işlemin 29/08/2017 tarihinden önce tescil edilen beyannamelere isabet eden kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı; 29/08/2017 tarihinden sonra tescil edilen beyannameler muhteviyatı eşyanın fatura kıymetini aşan tutara isabet eden kısımları yönünden, davalı idarece eşyanın gerçek satış kıymetinin fatura tutarının üzerinde olduğuna dair somut bir tespitin yapılmadığı, bu haliyle, beyannamelerde yer alan yurt dışı giderin eşyanın gerçek satış bedeli olarak kabulüne olanak bulunmadığından, dava konusu işlemin bu beyannameler muhteviyatı eşyaların fatura kıymetlerini aşan kısmında hukuka uyarlık görülmediği; 29/08/2017 tarihinden sonra tescil edilen beyannameler muhteviyatı eşyanın fatura kıymeti üzerinden hesaplanan kısımlarına gelince; ... Cumhuriyet Başsavcılığının yazısına istinaden sınır ticareti kapsamında bazı ithalat beyannameleri üzerinde beyan sahibi bölümüne atılan imza farklılıklarının incelenmesi neticesinde, davacı hakkında düzenlenen soruşturma raporu ile cevaplı raporda; sınır ticaret belgesi ve ithalat uygunluk belgesi kapsamında tescil edilen muhtelif tarih ve sayılı beyannamelerin, sistem üzerinden beyan sahibi olarak görülen kişilerin e-devlet şifreleri ile açıldığı, ancak beyannamelerdeki imzaların, alıcı olarak gösterilen kişilere ait olmadığı, 18 farklı şirket tarafından davacının da içinde bulunduğu kişilere verilen vekalet ile bütün işlemlerin takip edildiği, işleri vekaleten yürütenlerin ofislerinde yapılan aramalarda sınır ticareti belgeleri, ithalat uygunluk belgeleri, firma sahiplerinin e-devlet şifreleri, ithalat beyannameleri, faturalar ile vekaletnamelerin bulunduğu ve bu durumun ithalat izni alan firmaların kotalarını vekalet verilen şahısların kullanımına devrettiğini gösterdiği yolunda tespitlerin yer aldığı, bu durumda, gümrük mevzuatında temsilin özel olarak düzenlendiği, gümrük işlemlerinin gerçekleştirmesi amacıyla doğrudan ya da dolaylı temsilci tayin edilebileceği, bunların dışında kalan kişilerin ise gümrük idarelerinde yükümlüyü temsil edemeyecekleri, olayda, davacının, temsil yoluyla işlem yaptığına dair davalı idareye herhangi bir beyanda bulunmadığı, gümrük müşaviri vasfı taşımadığı gibi doğrudan temsile dair hukuken geçerli bir belgeye de sahip olmadığı, bu durumda davacının, kendi nam ve hesabına hareket ettiğinin kabulünün gerektiği; her ne kadar, adına beyanname tescil edilenlerden alınan ifadelerde sınır ticareti kapsamında tanınan hakların kendilerince kullanıldığı ve davacıya devrin söz konusu olmadığı belirtilmişse de, eşyalara ait bedellerin peşin olarak elden verildiği ve ödemelere ilişkin herhangi bir belgenin ibraz edilmediği, davacıya görünürde iş takip yetkisi verilerek muvazaa yoluyla sınır ticareti kapsamında tanınan hakkın kullandırıldığı anlaşıldığı, bu durumda, sınır ticaret belgesi sahibi olmayan davacı adına 29/08/2017 tarihinden sonra tescil edilen beyannameler muhteviyatı eşyanın fatura kıymeti üzerinden hesaplanan ek tahakkuk ve para cezasına isabet eden kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin 29/08/2017 tarihinden önce tescil edilen beyannamelere ilişkin kısmı ile 29/08/2017 tarihinden sonra tescil edilen ve eşyanın fatura kıymetlerini aşan tutara isabet eden kısmının iptaline, 29/08/2017 tarihinden sonra tescil edilen ve fatura kıymeti üzerinden hesaplanan kısmı yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurularına konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacı tarafından, uyuşmazlık konusu eşyaların beyan sahibine ait olmadığı, hakkında açılan ceza soruşturmasında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği; davalı idarece, davacının müfettiş raporu ile ithalat beyannamelerine ilişkin olarak kendi nam ve hesabına hareket ettiği tespit edildiğinden, tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN SAVUNMALARI : Davalı idarece istemin reddi gerektiği savunulmuş; davacı tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, davacı tarafından dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın redde ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Kararın iptale ilişkin hüküm fıkrasına yönelik davalı idarenin temyiz istemine gelince;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun'la değişik 46. maddesinde, Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin bu madde metninde sayılan davalar hakkında verdikleri kararların, başka kanunlarda hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebileceği; aynı Kanun'un 3622 sayılı Kanun'la değişik 48. maddesinin 1. fıkrasında, temyiz istemlerinin Danıştay Başkanlığına hitaben yazılmış dilekçeler ile yapılacağı, 3. fıkrasında ise, temyiz dilekçelerinin, ilgisine göre kararı veren bölge idare mahkemesine, Danıştaya veya 4 üncü maddede belirtilen mercilere verileceği ve kararı veren bölge idare mahkemesi veya Danıştayca karşı tarafa tebliğ edileceği; karşı tarafın tebliğ tarihini izleyen otuz gün içinde cevap verebileceği; cevap verenin, kararı süresinde temyiz etmemiş olsa bile düzenleyeceği dilekçesinde, temyiz isteminde bulunabileceği; bu takdirde bu dilekçelerin temyiz dilekçesi yerine geçeceği; 6. fıkrasında, temyizin kanuni süresi geçtikten sonra yapılması veya kesin bir karar hakkında olması halinde de kararı veren mercinin temyiz isteminin reddine karar vereceği hükme bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; davalı idareye temyize konu bölge idare mahkemesi vergi dava dairesi kararının 20/03/2023 tarihinde; davacının temyiz başvurusu dilekçesinin ise 03/04/2023 tarihinde tebliğ edildiği, davalı idarece 08/09/2023 tarihinde bölge idare mahkemesi kaydına alınan dilekçe ile temyiz başvurusunda bulunulduğu görülmüş olup, yukarıda yer verilen hükümler uyarınca, gerek temyize konu kararın gerekse davacının temyiz dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihine göre, otuz günlük yasal süre geçirildikten sonra, 08/09/2023 tarihinde, kayda alınan dilekçe ile yapılan temyiz başvurusunun süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:... K:... sayılı kararının redde ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA,
3\. Kararının iptale ilişkin hüküm fıkrasına yönelik davalı idarenin TEMYİZ İSTEMİNİN SÜRE AŞIMI YÖNÜNDEN REDDİNE,
4.... TL maktu karar harcından, davacı tarafından peşin yatırılan harç tutarının mahsubundan sonra, kalan harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
5\. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 15/04/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Davacı temyizi yönünden verilen karara aynı gerekçelerle katılıyorum. Ancak davalı idarenin temyiz isteminin süre aşımı yönünden reddi yolundaki çoğunluk kararına gelince;
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 11. maddesinde, vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılacağı hususu düzenlenmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 48. maddesinin 6. fıkrasında, temyizin kanuni süre geçtikten sonra yapılması halinde karar veren mercinin temyiz isteminin reddine karar vereceği; bu kararlarına karşı, tebliğ tarihini izleyen günden itibaren yedi gün içinde temyiz yoluna başvurulabileceği, 60. maddesinde ise, Danıştay ile bölge idare, idare ve vergi mahkemelerine ait her türlü tebliğ işlerinin Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılacağı hükme bağlanmıştır.
7201 sayılı Kanun'un "Elektronik Tebligat" başlıklı 7/A maddesinde, kamu idareleri ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlara ve adli ve idari yargı mercileri, icra müdürlükleri veya hakemler nezdinde vekil sıfatıyla temsile yetkili olan kişilerin bağlı bulunduğu birime elektronik yolla tebliğ yapılmasının zorunlu olduğu, bu tebligatın, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağı, uygulamaya ilişkin usul ve esasların yönetmelikle belirleneceği kurala bağlanmış; bu hükme dayanılarak çıkarılan ve 06/12/2018 tarih ve 30617 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Elektronik Tebligat Yönetmeliği'nin 9. maddesinin 5. fıkrasında ise, elektronik yolla tebligatın, idareler, kamu iktisadi teşebbüsleri, adli ve idari yargı mercileri, icra müdürlükleri veya hakemler nezdinde vekil sıfatıyla temsile yetkili olan kişilerin bağlı bulunduğu birime yapılacağı, temsile yetkili olan kişilerin ayrı bir tebligat adresinin bulunmasının bu kuralın uygulanmasına engel olmayacağı düzenlenmiştir.
Kamu idarelerinin yargı mercileri nezdinde vekille temsil edildiği hallerde elektronik tebligatın ilgili idarenin elektronik adresine yapılması yasal olarak zorunlu bulunmakla birlikte tebliğ edilen evrakta vekilin ad ve soyadının belirtilmesi gerekmekte olup, bu yönde bir belirleme bulunmadığı takdirde yapılan tebliğ usule uygun olmayacaktır. Zira, Tebligat Kanunu'nun 11. maddesi hükmü, vekil ile takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılmasını düzenlediğinden, tebligatta vekilin muhatap alınması zorunludur. Kanun ve yönetmelikte vekilin adresinin idarenin UETS adresi olarak gösterilmesi, tebligat evrakının vekil yerine asıl adına düzenlenmesine izin veren bir hal olarak değerlendirilemez. Temyize konu karara esas alınan tebliğ evrakında da vekilin ad ve soyadına hiçbir şekilde yer verilmemiş, sanki dava vekil tarafından değil de asıl tarafından takip ediliyor gibi salt idare muhatap tutularak tebligat gerçekleştirilmiştir. Tebligat adresinde sorun bulunmamakta ise de, tebligatın usule uygun olması için ilgili adrese ulaşma yeterli bulunmamakta ayrıca ilgili adreste tebliğin yapıldığı muhatabın da tebliğ evrakında doğru şekilde gösterilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla bu haliyle vekille takip edilen davada vekile ait hiçbir unsura yer verilmeden sadece davalı idare muhatap alınarak asıl davalıya yapılan tebligat usule uygun bulunmamakta ve vekille takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılmasını zorunlu kılan yasal düzenlemeye aykırılık teşkil etmektedir.


Açıklanan nedenle, vekille temsil edilen davalı idareye ait UETS adresine vekille ilgili hiçbir bilgiye yer verilmeksizin usule aykırı olarak yapılan elektronik tebligatın esas alınması suretiyle davalının temyiz istemi yönünden süre aşımı nedeniyle reddine dair Dairemiz kararına katılmıyorum.


10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim