Danıştay danistay 2022/996 E. 2025/1725 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2022/996
2025/1725
13 Mayıs 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/996
Karar No : 2025/1725
TEMYİZ EDENLER : 1-(DAVACI) ...
VEKİLİ : Av. ...
2-(DAVALI) ... Defterdarlığı
(... Vergi Dairesi Müdürlüğü)
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, sürücüsü olduğu araçta bandrolsüz sigara bulundurduğunun tespit edildiğinden bahisle, 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu'nun 13. maddesinin 5. fıkrası ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 9. maddesinin 2. fıkrası uyarınca takdir komisyonu kararlarına istinaden, 2016 yılının Ekim dönemi için re'sen tarh edilen özel tüketim ve katma değer vergileri ve tekerrür hükümlerinin uygulanması suretiyle kesilen vergi ziyaı cezaları ile ihtirazi kayıt konulmaksızın verilen beyannamelerden kaynaklanan 2019 yılına ait gelir ve damga vergileri, 2020 yılının muhtelif dönemlerine ait damga vergileri ile hesaplanan gecikme faizlerinin tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dava konusu ödeme emrinin özel tüketim vergisi, ve vergi ziyaı cezası ile gecikme faizlerine ilişkin kısmının incelenmesinden, vergi/ceza ihbarnamesinin 02/01/2020 tarihinde elektronik ortamda davacıya tebliğ edildiği, vergi ve cezanın dava açılmaksızın kesinleştiğinin anlaşıldığı, tarhiyata karşı açılacak davada incelenebilecek nitelikte olmaları nedeniyle davacı tarafından ileri sürülen iddialar "borcum yoktur" kapsamında değerlendirilemeyeceğinden, ödeme emrinin sözü edilen kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı; ödeme emrinin katma değer vergisi, gecikme faizi ve vergi ziyaı cezasına ilişkin kısmının incelenmesinden, daha önce mükellefiyeti bulunduğu anlaşılan davacıdan 3065 sayılı Kanun'un 9. maddesinin 2. fıkrası uyarınca 10 günlük süre verilerek alış belgelerinin ibraz edilmesi istenilmediğinden, vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatı yapılmasını gerektiren yasal koşulların oluşmadığının anlaşıldığı ve bu durumun "borcum yoktur" kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varıldığı; ödeme emrinin gelir ve damga vergileri ile gecikme faizine ilişkin kısmının incelenmesinden, anılan vergilerin ihtirazı kayıt konulmaksızın verilen beyannamelerden kaynaklandığı, beyan edilen matraha ve bu matrah üzerinden tahakkuk ettirilen vergilere karşı dava açılamayacağından, davacının beyanı üzerine tarh/tahakkuk eden ve vadesinde ödenmeyen vergilerin cebren tahsili amacıyla düzenlenen ödeme eminin sözü edilen kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu ödeme emrinin kısmen iptaline, kısmen de davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Kararın, istinaf başvurusuna konu hüküm fıkrasının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu hüküm fıkrasının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, ceza davasında verilen kararın kesinleşmediği; davalı idarece, dava konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci ve Dokuzuncu Dairelerince, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'na, 3619 sayılı Kanun'la eklenen Ek 1. madde hükmü uyarınca birlikte yapılan toplantıda, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesi yukarıda açıklanmış bulunan temyiz istemine konu karar aynı gerekçe ve nedenlerle uygun görülmüş olup, davalı idarece temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, sözü geçen kararın bozulmasını sağlayacak durumda bulunmamıştır.
Davacının temyiz istemine gelince;
Dosyanın incelenmesinden, vergi mahkemesince verilen kararın davanın reddine ilişkin hüküm fıkrasına yönelik olarak istinaf aşamasında davacı tarafından başvuruda bulunulmadığından, anılan hüküm fıkrasının bu yönüyle kesinleşmiş olduğunun anlaşılması karşısında, kesin hüküm nedeniyle davacının temyiz isteminin esasının incelenmesine hukuken olanak görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3\. Davacının temyiz isteminin İNCELENMEKSİZİN REDDİNE,
4\. ... TL maktu harç tutarından peşin yatırılan tutarın mahsubundan sonra kalan tutarın temyiz eden davacıdan alınmasına,
5\. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 13/05/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu'nun 13. maddesinin 5. fıkrasında; (III) sayılı listenin (A) ve (B) cetvelinde yer alan mallar bakımından, Kanunun genel hükümleriyle düzenlenen vergiyi doğuran olay ve vergi mükellefinden farklı olarak ve "müteselsil sorumluluk ve ceza uygulaması" başlığıyla "bulundurma" fiili vergiyi doğuran olay, "bulunduranlar" da vergi mükellefi olarak kabul edilerek bulunduranlar adına vergi tahakkuk ettirileceği ve vergi ziyaı cezası kesileceği kuralı öngörülmüştür.
Anılan fıkrada, özel tüketim vergisi tahakkuku için "bulundurma" fiili ile birlikte bulundurulan ürünlerin de, kullanılma zorunluluğu getirilen bandrol veya kod olmayan ürünlerden olması gerekmektedir. Belirtilen bu iki koşulun birlikte gerçekleştiğinin tespit edilmesi durumunda vergi dairesi müdürlüğü tarafından re'sen vergi tarhı ile vergi ziyaı cezası uygulanabilecektir. Re'sen tarh edilen özel tüketim vergisinin muhatabı ise yasal düzenlemenin doğal bir sonucu olarak bu malları bulunduranlardır.
Olayda, davacının söz konusu kaçak sigaraların yurt içinde ticaretini yaptığı ve ticari amaçla satarak başkalarına teslim ettiği veya başka şekilde katma değer vergisine tabi olacak herhangi bir işleme tabi tuttuğu yolunda davalı idarece herhangi bir tespit yapılmadığının anlaşıldığı, öte yandan, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nda, belgesiz mal bulundurduğu tespit edilenler adına tarhiyat yapılmasına ilişkin 4760 sayılı Kanun'un 13. maddesinin 5. fıkrasında yer alan hükme benzer bir düzenlemeye katma değer vergisi açısından yer verilmemiştir.
Bu nedenle, 3065 sayılı Kanun'un 9. maddesinin 2. fıkrası uyarınca tarh edilen katma değer vergisinde ve kesilen vergi ziyaı cezasında hukuka uyarlık bulunmadığından ve durumun, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 58. maddesinde düzenlenen "borcum yoktur" kapsamında değerlendirilmesi icap ettiğinden, temyize konu kararın cezalı katma değer vergisine ilişkin hüküm fıkrasına yönelik temyiz isteminin reddi gerektiği oyu ile kurul kararına katılmıyoruz.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.