SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2025/376

Karar No

2025/4493

Karar Tarihi

30 Eylül 2025

Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2025/376 E. , 2025/4493 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2025/376
Karar No : 2025/4493

DAVACILAR : 1- ... 2- ... 3- ...
VEKİLLERİ : Av. ...

DAVALILAR : 1- ... - ...
2- ... Genel Müdürlüğü - ...
VEKİLLERİ : Av. ...

MÜDAHİL (DAVALILAR YANINDA): ... San. ve Tic. A.Ş.
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : Balıkesir İli sınırları içerisinde bulunan S:... sayılı IV. grup maden (altın+gümüş+bakır) işletme ruhsatlı sahada, ruhsata konu madenlerin üretimine devam edilebilmesi için ihtiyaç duyulan ekli listedeki taşınmazların Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 19/10/2024 tarih ve 32697 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 18/10/2024 tarih ve 9050 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının, Balıkesir ili, İvrindi ilçesi, .../... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmektedir.

DAVACILARIN İDDİALARI : Taşınmazın tarla vasfında olduğu, dava konusu işlemde acelelik halinin, olağanüstü yola başvurulmasının, olağan kamulaştırmaya gidilmemesinin nedenlerinin belirtilmediği, tarım dışı kullanım izninin bulunmadığı, arazi toplulaştırılması yapılarak, kapalı ve basınçlı sistemle sulu tarım arazi haline getirilen Gökçeyazı (İvrindi) - Kocaavşar ve Işıklar (Karesi) ovalarında yapılmakta olan tarımsal üretimde üstün kamu yararının bulunduğu, acele kamulaştırma kararının hayata geçirilmesi durumunda verimli tarım arazilerinin yok edilerek geri döndürülemez biçimde tarım yapılamaz hale geleceği, acele kamulaştırma işlemine dayanak projede ÇED olumlu kararında da hukuka uyarlık bulunmadığı, mülkiyet hakkının ihlal edildiği belirtilerek dava konusu acele kamulaştırma kararının iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

DAVALILARIN SAVUNMASI : Davanın süresinde açılmadığı, Ülkemizin altın ithalatının yıllık yaklaşık 350 ton olduğu, Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre; 2022 yılında işlenmemiş altın ithalatının bir önceki yıla göre miktar bazında yaklaşık yüzde 200'ün üzerinde bir artışla 379,2 ton (20,4 milyar dolar), 2023 yılı ilk yedi ayında ise yaklaşık 320 ton (19,2 milyar dolar) olarak gerçekleştiği, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından yayımlanan ödemeler dengesi istatistiklerine göre; 2022 yılında 49,1 milyar dolar gerçekleşen cari işlemler açığının 19,4 milyar dolarının (% 39'u) net altın ithalatı kaynaklı olduğu, 2023 yılının ilk yedi ayında ise cari işlemler açığının 42,3 milyar dolar olarak gerçekleştiği, net altın ithalatının 17,7 milyar dolar ile açığın yüzde 42'sini oluşturduğu, bunun büyük bir cari açık oluşturduğu, ruhsat alanında 45 milyon dolar tutarında yatırım yapılacağı, tesis devreye alındığında 156 kişinin istihdam edileceği, 2023 yılı rakamlarıyla yıllık yaklaşık 159.684.099,73 TL devlet hakkı bedeli ve 307.084.822,17 TL gelir vergisinin ödeneceği, 10 yılda 8,2 ton altın üretileceği acele Kamulaştırılan 101.573,08 m² alandaki 6 parselin ekili olmadığı, civardaki tarlalarda buğday ekili olduğu, 10 adet parselin ekilmesi halinde tarım faaliyetleri neticesinde yıllık 7.313.261,76 TL tarım geliri elde edilebileceği, madencilik faaliyetinin yapılmasında kamu yararının bulunduğu, ekonomik kalkınmaya fayda sağlanması, istihdamın sağlanması, devlet gelirlerinin artırılması, madencilik faaliyetlerinin devamının sağlanması hususları dikkate alındığında acele kamulaştırma yoluna başvurulması koşullarının gerçekleştiği belirtilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır.

MÜDAHİLİN İDDİALARI : Dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek davanın reddinin gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Acelelik hali somut olarak ortaya konulamadığından, dava konusu Cumhurbaşkanlığı Kararının uyuşmazlığa konu taşınmaz yönünden iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dava; Balıkesir İli sınırları içerisinde bulunan S:... sayılı IV. grup maden (altın+gümüş+bakır) işletme ruhsatlı sahada, ruhsata konu madenlerin üretimine devam edilebilmesi için ihtiyaç duyulan ekli listedeki taşınmazların Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 19/10/2024 tarih ve 32697 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 18/10/2024 tarih ve 9050 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının, Balıkesir ili, İvrindi ilçesi, .../... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır.
İdarelerin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiştiir.
Anayasanın 168. maddesinde; "Tabiî servetler ve kaynaklar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bunların aranması ve işletilmesi hakkı Devlete aittir. Devlet bu hakkını belli bir süre için, gerçek ve tüzelkişilere devredebilir. Hangi tabiî servet ve kaynağın arama ve işletmesinin, Devletin gerçek ve tüzelkişilerle ortak olarak veya doğrudan gerçek ve tüzelkişiler eliyle yapılması, kanunun açık iznine bağlıdır. Bu durumda gerçek ve tüzelkişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyideler kanunda gösterilir.” hükmü yer almaktadır.
3213 sayılı Maden Kanununun 46.maddesinde, işletme ruhsatı safhasında işletme faaliyetleri için gerekli olan özel mülkiyete konu taşınmazın, taraflarca anlaşma sağlanamaması ve işletme ruhsatı sahibinin talebi üzerine Bakanlıkça kamu yararı bulunduğuna karar verilmesi halinde kamulaştırılacağı, kamulaştırma işlemlerinin 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerine göre yapılacağı, bu husustaki masraflar ve kamulaştırma bedelinin işletme ruhsatı sahibi tarafından ödeneceği, kamulaştırılan taşınmazın, tapuya Hazine adına tescil edilip ruhsat hukuku devam ettiği sürece madencilik faaliyetlerinde kullanılmak üzere ruhsat sahibi adına tahsis edileceği, kamulaştırılan taşınmazın, maden işletme faaliyetleri için lüzum kalmadığının Bakanlıkça tespiti halinde, Kamulaştırma Kanununda öngörülen usul ve esaslara göre belirlenecek rayiç bedeli ödenmek kaydıyla kamulaştırılan yerin eski sahibine iade edileceği hususunun, ruhsat sahibi ve taşınmazın eski sahibine tebliğ edileceği, eski sahibinin taşınmazı altı ay içerisinde almak istememesi durumunda taşınmazın Hazineye kalacağı, tapu siciline konulan şerhlerin Bakanlığın müracaatı üzerine ayrıca mahkeme kararına gerek kalmadan silineceği hükme bağlanmıştır.
Anılan hükümler ile, işletme ruhsatı safhasında işletme faaliyetleri için gerekli olan özel mülkiyete konu taşınmazın, taraflarca anlaşma sağlanamaması ve işletme ruhsatı sahibinin talebi üzerine Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca kamu yararı bulunduğuna karar verilmesi halinde kamulaştırılmasına olanak tanınmış olup, Maden Yasası ile kamulaştırma işlemleri konusunda 2942 sayılı Yasaya gönderme yapılmakla yetinilerek, bu hususa ilişkin ayrıca özel bir düzenleme yapılmamış olması nedeniyle özel şahıs lehine yapılacak olan kamulaştırmalarda acele kamulaştırmayı içeren 2942 sayılı Yasanın 27. maddesinin de uygulanabileceği açıktır.
Anayasanın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde, idarelerin kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını kamulaştırabilecekleri hüküm altına alınmış,2942 sayılı Kanunun 6. maddesinin son fıkrasında da; onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasına gerek yoktur. Bu durumlarda yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir karar alınır kuralı yer almıştır.
Diğer taraftan,2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun "Acele kamulaştırma" başlıklı 27. maddesinde; "3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir." kuralına yer verilmiştir.
Anayasanın 13. ve 35. madde hükümleri uyarınca mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla Anayasaya uygun olarak yasayla sınırlandırılması mümkündür. Ancak buna ilişkin düzenlemeler öncelikle kamu yararına dayanmalıdır. Buna göre, bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yolu ile kaldırılması (mülkiyetin el değiştirmesi) kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır.
Bu çerçevede, 2942 sayılı Yasanın 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Bu koşullardan ikisi Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya özel kanunlarda öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olması halleri şeklinde açıkça sayılmak suretiyle üstün kamu yararının ve kamu düzeninin korunmasının gerçekleştirilmesi amacıyla acele kamulaştırma yoluna gidilebileceği belirtilmiştir. Bu kapsamda üçüncü koşul olan aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilebilmesi için de kamu yararı ve kamu düzenine ilişkin olma halinin maddede yer alan diğer iki koşula paralel nitelik taşıması gerektiği açıktır. Nitekim anılan maddenin gerekçesinde de, acele ve istisnai hallerde, Kanunun önceki hükümlerine uyulmasının çeşitli sakıncalar yaratabileceği gibi, kamunun büyük zararlara uğramasının da muhtemel olabileceği belirtilerek maddede belirtilen şartların varlığına bağlı olarak kıymet takdiri dışındaki bazı kanuni işlemlerin sonraya bırakılarak, maddede öngörülen süre ve şekilde taşınmaza el konulması düzenlenmiştir.
Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümleri açısından bakıldığında, özel mülkiyet hakkının korunması gereken temel insan hakları arasında öngörüldüğü, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verildiği, bu düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahalelerin olabileceğinin öngörüldüğü, ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük yada orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir.
Bu açıdan, kamu gücü kullanılarak özel mülkiyetteki taşınmazların kamu eline geçirilmesini ifade etmesi anlamında kamulaştırmanın yargısal incelemesinde, mülkiyet hakkına söz konusu müdahalede yukarıda yer alan hükümler çerçevesinde kamu yararının varlığının, kanuni düzenleme gereğinin ve orantılılık noktasında adil dengenin sağlanıp sağlanmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda, 3213 sayılı Maden Kanunu uyarınca yapılacak olan kamulaştırma işlemlerinde acele kamulaştırma yoluna başvurulabilmesi için, işletme sahibi özel girişimcinin yararının değil, belli süreli maden işletme çalışmaları konusunda gerçekleşecek olan kamu yararının karşılanması gereksiniminin, taşınmaz malikinin yararından üstün olması ve acelelik koşulunun kamu düzenine ilişkin olması gerekmektedir.
Değinilen kamu yararının ise, genel kamulaştırma usulü ile sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren, aceleliği zorunlu kılan bir yarar olduğu açıktır.
İstisnai bir yöntem olan, acele kamulaştırmada, kamu düzenine ilişkin olan acelelik koşulunun bulunup bulunmadığının tespitinin ise, ancak, acele kamulaştırma yoluna gidilmediği takdirde kamunun uğraması muhtemel zararlarının neler olduğunun ortaya konulmasına bağlıdır.
Olağan kamulaştırma işlemi, Anayasada güvence altına alınan mülkiyet hakkının istisnası iken; olağan kamulaştırma işleminin istisnası olarak Kamulaştırma Kanunun 27'nci maddesinde düzenlenen ve uygulanması sıkı şartlara bağlanan acele kamulaştırma yönteminin hukuki güvenlik ilkesini ve mülkiyet hakkını zedeleyecek ölçüde geniş yorumlanamayacağı açıktır.
Dosyanın incelenmesinden; dava konusu acele kamulaştırma kararıyla, 2022 yılında 49,1 milyar dolar gerçekleşen cari işlemler açığının 19,4 milyar dolarının (%39'u) net altın ithalatı kaynaklı olduğu, 2023 yılının ilk yedi ayında ise cari işlemler açığının 42,3 milyar dolar olarak gerçekleştiği, net altın ithalatının 17,7 milyar dolar ile açığın yüzde 42'sini oluşturduğu, bunun büyük bir cari açık oluşturduğu, ruhsat alanında 45 milyon dolar tutarında yatırım yapılacağı, tesis devreye alındığında 156 kişinin istihdam edileceği, 2023 yılı rakamlarıyla yıllık yaklaşık 159.684.099,73 TL devlet hakkı bedeli ve 307.084.822,17 TL gelir vergisinin ödeneceği, 10 yılda 8,2 ton altın üretileceği, acele Kamulaştırılan 101.573,08 m² alandaki 6 parselin ekili olmadığı, civardaki tarlalarda buğday ekili olduğu, 10 adet parselin ekilmesi halinde tarım faaliyetleri neticesinde yıllık 7.313.261,76 TL tarım geliri elde edilebileceği, ruhsat alanındaki 10 adet parselin tesis alanında ve açık ocak alanında kaldığı, maliklere ulaşılamaması, veraset intikalinin yapılmamış olması, mahkemece vasilik kararının alınmamış olması, hissedarlardan kısıtlı olanların bulunması, varisler arası anlaşmazlık, parsel üzerinde çok yüksek icra/ipotek kaydının bulunması ve intikal eksiklikleri olması nedenleriyle 10 adet parselde acele kamulaştırma kararı alındığı gerekçeleriyle, uyuşmazlığa konu taşınmazın bulunduğu alanda madencilik faaliyeti yürütülmesine yönelik kamu yararı kararının alındığı ve dava konusu acele kamulaştırma işleminin tesis edildiği görülmektedir.
Uyuşmazlıkta; madencilik faaliyetinden elde edilecek gelir, istihdam ve Ülke ekonomisine katkının arttırılması, olağan kamulaştırma sürecinin uzun sürmesi gerekçeleriyle acele kamulaştırma kararının alındığı, işletmenin faaliyetinin devamlılığının öncelikle ekonomik yarar yönünden irdelendiği, acele kamulaştırma yoluna gidilmezse kamunun uğraması muhtemel zararlarının neler olduğunun açıkça ortaya konmadığı, başka bir anlatımla dava konusu Cumhurbaşkanlığı Kararında, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren nedenlerin ve "acelelik hali"nin somut olarak ortaya konulamadığı anlaşılmaktadır.
İstisnai bir yöntem olan acele kamulaştırmada, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerekliliği karşısında, yukarıda belirtilen davalı idarelerce sayılan nedenler acele kamulaştırma yapılmasına gerekçe teşkil etmeyeceğinden, uyuşmazlık konusu olayda, acele kamulaştırma yapılmasını gerektirecek acelelik halinin mevcut olmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda; Ülkenin doğal kaynaklarından olan madenlerin işletilmesinde ve bu amaçla gerekli taşınmazların kamulaştırılmasında kamu yararı bulunduğu açık olmakla birlikte, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırma yapılabilmesi için gerekli olan "acelelik hali" somut olarak ortaya konulamadığından, dava konusu Cumhurbaşkanlığı Kararı'nın uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin kısmında hukuka uygunluk bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin davacı parseli yönünden iptaline karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma için verilen süre geçtikten sonra incelenmesine karar verilen yürütmenin durdurulması istemi, savunmanın geldiği görülmekle yeniden incelendi, gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı Bakan oluruyla; ruhsat sahası içinde bulunan kuru tarım arazisi vasfındaki ... ada, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... sayılı, ... ada, ..., ..., ... ve ... sayılı parsellerin ruhsat hukuku devam ettiği sürece madencilik faaliyetleri için kullanılması amacıyla 3213 sayılı Maden Kanununun 46. maddesi ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunun 5. maddesinin (c) bendi uyarınca kamu yararı kararı alınmıştır.
Uyuşmazlığa konu taşınmaz için Balıkesir İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısıyla, tarım dışı kullanım izni verilmiştir.
Dava konusu 18/10/2024 tarih ve 9050 sayılı sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile, Balıkesir İli sınırları içerisinde bulunan S:... sayılı IV. grup maden (altın+gümüş+bakır) işletme ruhsatlı sahada, ruhsata konu madenlerin üretimine devam edilebilmesi için ihtiyaç duyulan ekli listedeki taşınmazların Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verilmiştir.
Bakılan dava, dava konusu acele kamulaştırma kararının davacılara ait taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3. maddesinin birinci fıkrasında, idarelerin kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırabileceği düzenlenmiş; 5. maddesi ile kamulaştırma yapılabilmesi kamu yararı kararı alınması şartına bağlanmış; 5. maddede düzenlenen mercilerce verilen kamu yararı kararlarının onay mercilerinin düzenlendiği 6. maddesinin son fıkrasında da, onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için kamu yararı kararı alınmasına gerek olmaksızın, yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir kararın alınması yeterli görülmüştür.
Aynı Kanun'un 27. maddesinde ise, "3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir." hükmüne yer verilmiştir.
3213 sayılı Maden Kanunu'nun 46. maddesinde, işletme ruhsatı safhasında işletme faaliyetleri için gerekli olan özel mülkiyete konu taşınmazın, taraflarca anlaşma sağlanamaması ve işletme ruhsatı sahibinin talebi üzerine Bakanlıkça kamu yararı bulunduğuna karar verilmesi halinde kamulaştırılacağı, kamulaştırma işlemlerinin 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerine göre yapılacağı, bu husustaki masraflar ve kamulaştırma bedelinin işletme ruhsatı sahibi tarafından ödeneceği, kamulaştırılan taşınmazın, tapuya Hazine adına tescil edilip ruhsat hukuku devam ettiği sürece madencilik faaliyetlerinde kullanılmak üzere ruhsat sahibi adına tahsis edileceği hükme bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Usul Yönünden:
Davanın süresinde açılmadığı iddiası bakımından;
19/10/2024 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan dava konusu işleme karşı, davacı tarafından ilk olarak otuz günlük yasal dava açma süresi içinde 18/11/2024 tarihinde Dairemizin E:2024/7346 sayılı dosyasında açılan davada, 26/11/2024 tarih ve K:2024/7006 sayılı kararla dava dilekçesinin reddine karar verildiği, söz konusu kararın davacı vekiline tebliğinden sonra yasal süresi içerisinde yenileme dilekçesinin verildiği anlaşılmış ve davalı idarelerin süre aşımı itirazı yerinde görülmemiştir.
Esas Yönünden;
Anayasa’nın 35. maddesinin 2. fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir.
Özel mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmış, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahaleler olabileceği öngörülmüş ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir.
Anayasa ve 2942 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, idarelerin, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı çerçevesinde ya da onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine dayanılarak, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırmaları; hatta 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen şartların varlığı halinde, anılan Kanun'da ayrı bir usul olarak öngörülen acele kamulaştırma yöntemine de başvurulabilmeleri mümkündür.
Anayasa'nın 35. maddesinin mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceğine ilişkin hükmü çerçevesinde, 2942 sayılı Kanun'la, kamulaştırma ve aynı zamanda acele kamulaştırma işleminin kurucu unsuru olan kamu yararının, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı ile ya da onaylı imar planı veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve proje ile ortaya konulması gerekliliği düzenlenmiştir.
2942 sayılı Kanunda, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir.
Olağan kamulaştırma sürecinde; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar kamulaştırılırken, öncelikle yeterli ödenek ayrıldıktan sonra, Kanun'un 5. ve 6. maddelerinde belirlenen mercilerce kamu yararı kararı alınır. Kamulaştırmayı gerçekleştirecek idarece, sırasıyla, aynı Kanun'un 7. maddesinde ayrıntısı belirlendiği üzere taşınmaza ilişkin ölçekli plan yapılır, taşınmazın maliki belirlenir, vergi beyan ve değeri tespit edilir ve tapuya kamulaştırma şerhi verilmesinin ardından Kanun'un 8. maddesine göre idarenin satın alma usulünü, karşılıklı anlaşmaya dayalı olarak denemesi gerekir. Bu yolla anlaşmaya varılamaması halinde, Kanun'un 10. maddesine göre idarenin ilgili belgelerle birlikte taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescilini sağlamak amacıyla dava açması gerekir ve ancak mahkemece tescil kararı verildikten sonra idare, kamulaştırmaya konu taşınmaz üzerinde tasarruf edebilir hale gelir.
Olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır.
Acele kamulaştırma usulü ise 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idareye kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, o taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir usul olarak öngörülmüştür.
Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Anılan hüküm uyarınca taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan, kamu düzenine ilişkin olarak acelilik halinin bulunduğu durumlarda Cumhurbaşkanınca, taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebilmektedir.
2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde, acele kamulaştırma işleminin dayandırılacağı üç sebep unsurundan, “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen haller” bakımından, Kanun'da açık bir acelelik haline yer verilmediğinden, maddede öngörülen diğer iki koşuldan bağımsız şekilde, işlem tesisine dayanak olan acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirilmesi gerekmektedir.
Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerekmektedir.
Dolayısıyla, acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararlarının da kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığına yönelik hukuki denetiminin; diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden incelenerek yapılması gerektiği açıktır.
Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde, dava konusu acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararı'nın "kamu yararı" ve "acelelik hali" ölçütleri yönünden ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir.
3213 sayılı Maden Kanunu'nun temel amacı, kamusal ya da özel girişim ayırımı yapılmaksızın, doğal servetler ve kaynaklardan olan madenlerin, ekonomik kurallara dayalı olarak hızlı ve verimli şekilde yararlanılabilir değerlere dönüştürülmesi ve ulusal gelire yeterince katkılarının sağlanmasıdır. Başka bir anlatımla, ülke ekonomisini güçlendirip kamusal hizmetlere akacak kaynakları zenginleştirecek maden üretimi kamu yararı taşımaktadır.
Dosyanın incelenmesinden; dava konusu acele kamulaştırma kararıyla, 2022 yılında 49,1 milyar dolar gerçekleşen cari işlemler açığının 19,4 milyar dolarının (%39'u) net altın ithalatı kaynaklı olduğu, 2023 yılının ilk yedi ayında ise cari işlemler açığının 42,3 milyar dolar olarak gerçekleştiği, net altın ithalatının 17,7 milyar dolar ile açığın yüzde 42'sini oluşturduğu, bunun büyük bir cari açık oluşturduğu, ruhsat alanında 45 milyon dolar tutarında yatırım yapılacağı, tesis devreye alındığında 156 kişinin istihdam edileceği, 2023 yılı rakamlarıyla yıllık yaklaşık 159.684.099,73 TL devlet hakkı bedeli ve 307.084.822,17 TL gelir vergisinin ödeneceği, 10 yılda 8,2 ton altın üretileceği, acele Kamulaştırılan 101.573,08 m² alandaki 6 adet parselin ekili olmadığı, civardaki tarlalarda buğday ekili olduğu, 10 adet parselin ekilmesi halinde tarım faaliyetleri neticesinde yıllık 7.313.261,76 TL tarım geliri elde edilebileceği, ruhsat alanındaki 10 adet parselin tesis alanında ve açık ocak alanında kaldığı, maliklere ulaşılamaması, veraset intikalinin yapılmamış olması, mahkemece vasilik kararının alınmamış olması, hissedarlardan kısıtlı olanların bulunması, varisler arası anlaşmazlık, parsel üzerinde çok yüksek icra/ipotek kaydının bulunması ve intikal eksiklikleri olması nedenleriyle 10 adet parselde acele kamulaştırma kararı alındığı gerekçeleriyle, uyuşmazlığa konu taşınmazın bulunduğu alanda madencilik faaliyeti yürütülmesine yönelik kamu yararı kararının alındığı ve dava konusu acele kamulaştırma işleminin tesis edildiği görülmektedir.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı Bakan oluruyla; 2,17 g/t Au tenörlü 4.177.210,00 ton görünür tüvenan cevher üretimi yapılacağı, üretilecek tüvenan cevherin ruhsat dahilinde maden zenginleştirme tesisinde işlenerek ekonomiye kazandırılmasının planlandığı, sahada kurulumu devam eden tesis ve atık depolama alanının inşaasına 45 milyon dolar yatırım yapılacağı, İvrindi İlçesi Gökçeyazı mahallesi sınırlarında bulunan 10 adet parsel için maliklere ulaşılamaması, veraset intikalinin yapılmamış olması, mahkemece vasilik kararının alınmamış olması, hissedarlardan kısıtlı olanların bulunması, varisler arası anlaşmazlık, parsel üzerinde çok yüksek icra/ipotek kaydının bulunması ve intikal eksiklikleri olması nedeniyle satın ve devir alınmasının mümkün olmadığı, sahada üretilecek cevherin ekonomiye kazandırılması, yapılan yatırım faaliyetlerinin ekonomik olarak sürdürülebilirliğinin sağlanması gerektiği, proje çalışmaları kapsamında ÇED olumlu kararının alındığı, sahada yapılacak madencilik faaliyetlerinin ülke ekonomisine katkısı dikkate alındığında tahmin edilen rezervin çıkarılması ve cevherin zenginleştirme tesisinde işlenmesi halinde madencilik faaliyetlerinin daha faydalı olacağı gerekçeleriyle kamu yararı kararı alınmıştır.
Davalı yanında müdahil tarafından verilen dilekçede; ruhsat sahasının 1562,84 hektar alanı kapsadığı, bu alanın % 3.7'sinde acele kamulaştırma yoluna başvurulduğu, halihazırda yatırımların %90'ının bittiği, haziran ayı itibarıyla test üretimlerine başlayacak durumda olunduğu, atık depolama tesisinin tamamlanması amacıyla alandaki bir kısım taşınmazların satın alındığı, 10 adet parselin taşınmazların mirasçılara henüz intikal etmemesi, ilgililerin tespit edilememesi, maliklerin bir kısmının anlaşmaya gelmemesi gibi sebeplerle satın alınamadığı, yatırımın hızlı bir şekilde devam etmesi için acele kamulaştırma yoluna gidildiği belirtilerek "tesis-ADT", sıfır atık alanları-depo alanı", "teknik ofisler" ve "laboratuvar" yapılarına ilişkin fotoğraflara yer verildiği görülmüştür.
Bu durumda; uyuşmazlığa konu S:... sayılı IV. grup maden (altın+gümüş+bakır) işletme ruhsatlı sahada bulunan taşınmazların büyük çoğunluğunun izin ve satın alma suretiyle davacı şirkete tahsisli olduğu, sadece 10 adet parsele ilişkin dava konusu acele kamulaştırma kararının alındığı, proje alanına ilişkin mülkiyet sorununun büyük ölçüde çözüldüğü, ayrıca tesislerin inşa edildiği, proje alanının çok küçük bir bölümü olan 10 adet parselin kamulaştırılamamasının projenin bütünlüğüne ve faaliyete başlamasına engel olduğu, altın ithalatının Ülkemizin cari açığının önemli bir kısmını oluşturduğu, altın madeninin ekonomik kurallara dayalı olarak hızlı ve verimli bir şekilde yararlanılabilir değerlere dönüştürülmesi ve ulusal gelire etkin biçimde katkısının sağlanması suretiyle ülke ekonomisinin güçlendirilerek kamusal hizmetlere akacak kaynakları zenginleştirme yolundaki yasal amacın gerçekleştirilmesine katkı sağlayacağı, altın madeninin Ülke ekonomisinin büyümesine ve cari açığın azaltılmasına önemli oranda katkı sağlayacağı, gelinen aşama itibariyle büyük oranda aşama kaydetmiş olan altın madeni projesinin bir an önce faaliyete başlaması amacıyla alınan davaya konu acele kamulaştırma kararında kamu yararının ve acelelik halinin bulunduğu sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. DAVANIN REDDİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen ve davacılar tarafından yapılan toplam ....-TL yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına,
3\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...-TL vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalı idarelere verilmesine,
4\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacılara iadesine,
5\. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(g) maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 30/09/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.


(X) KARŞI OY :
Dosyanın incelenmesinden; dava konusu acele kamulaştırma kararıyla, 2022 yılında 49,1 milyar dolar gerçekleşen cari işlemler açığının 19,4 milyar dolarının (%39'u) net altın ithalatı kaynaklı olduğu, 2023 yılının ilk yedi ayında ise cari işlemler açığının 42,3 milyar dolar olarak gerçekleştiği, net altın ithalatının 17,7 milyar dolar ile açığın yüzde 42'sini oluşturduğu, bunun büyük bir cari açık oluşturduğu, ruhsat alanında 45 milyon dolar tutarında yatırım yapılacağı, tesis devreye alındığında 156 kişinin istihdam edileceği, 2023 yılı rakamlarıyla yıllık yaklaşık 159.684.099,73 TL devlet hakkı bedeli ve 307.084.822,17 TL gelir vergisinin ödeneceği, 10 yılda 8,2 ton altın üretileceği, acele Kamulaştırılan 101.573,08 m² alandaki 6 parselin ekili olmadığı, civardaki tarlalarda buğday ekili olduğu, 10 adet parselin ekilmesi halinde tarım faaliyetleri neticesinde yıllık 7.313.261,76 TL tarım geliri elde edilebileceği, ruhsat alanındaki 10 adet parselin tesis alanında ve açık ocak alanında kaldığı, maliklere ulaşılamaması, veraset intikalinin yapılmamış olması, mahkemece vasilik kararının alınmamış olması, hissedarlardan kısıtlı olanların bulunması, varisler arası anlaşmazlık, parsel üzerinde çok yüksek icra/ipotek kaydının bulunması ve intikal eksiklikleri olması nedenleriyle 10 adet parselde acele kamulaştırma kararı alındığı gerekçeleriyle, uyuşmazlığa konu taşınmazın bulunduğu alanda madencilik faaliyeti yürütülmesine yönelik kamu yararı kararının alındığı ve dava konusu acele kamulaştırma işleminin tesis edildiği görülmektedir.
Uyuşmazlıkta; madencilik faaliyetinden elde edilecek gelir, istihdam ve Ülke ekonomisine katkının arttırılması, olağan kamulaştırma sürecinin uzun sürmesi gerekçeleriyle acele kamulaştırma kararının alındığı, işletmenin faaliyetinin devamlılığının öncelikle ekonomik yarar yönünden irdelendiği, acele kamulaştırma yoluna gidilmezse kamunun uğraması muhtemel zararlarının neler olduğunun açıkça ortaya konmadığı, başka bir anlatımla dava konusu Cumhurbaşkanlığı Kararında, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren nedenlerin ve "acelelik hali"nin somut olarak ortaya konulamadığı anlaşılmaktadır.
İstisnai bir yöntem olan acele kamulaştırmada, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerekliliği karşısında, yukarıda belirtilen davalı idarelerce sayılan nedenler acele kamulaştırma yapılmasına gerekçe teşkil etmeyeceğinden, uyuşmazlık konusu olayda, acele kamulaştırma yapılmasını gerektirecek acelelik halinin mevcut olmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda; Ülkenin doğal kaynaklarından olan madenlerin işletilmesinde ve bu amaçla gerekli taşınmazların kamulaştırılmasında kamu yararı bulunduğu açık olmakla birlikte, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırma yapılabilmesi için gerekli olan "acelelik hali" somut olarak ortaya konulamadığından, dava konusu Cumhurbaşkanlığı Kararı'nın uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin kısmında hukuka uygunluk bulunmadığından dava konusu Cumhurbaşkanlığı Kararı'nın uyuşmazlığa konu taşınmaz yönünden iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla karara katılmıyoruz.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim