SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2025/145

Karar No

2025/4650

Karar Tarihi

6 Ekim 2025

Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2025/145 E. , 2025/4650 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2025/145
Karar No : 2025/4650

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... 2- ...
...
139- ... 140- ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ...Bakanlığı-ANKARA
VEKİLİ : Av. ...

DAVALI YANINDA MÜDAHİL : ...Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İstanbul İli, Eyüpsultan İlçesi, ... Mahallesi, ... Yerleşkesi içerisindeki ... ada, ...,...,... ve ...parsel, ... ada, ... parsel, ... ada, ...,...,... ve ... parsel, ... ada, ... parsel, ... ada, ... ve ... parsel, ... ada, ... ve ... parsel, ... ada, ... parsel, ..., ..., ..., ..., ... parsel sayılı taşınmazlar ile bir kısım tescil harici alana ilişkin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca 29.05.2023 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planının ve aynı uygulama imar planının "genel hükümler" başlıklı 13, 14, 18, 30 ve 31 sayılı hükümleri ile "özel hükümler" başlıklı B.3.3.2 sayılı hükmünün iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacılardan... yönünden dava incelendiğinde; Mahkememizce UYAP üzerinden yapılan entegrasyon sorgusu sonucunda...'nın 09.01.2020 tarihinde vefat ettiğinin anlaşıldığı, davacının hak ehliyetini ve dolayısıyla taraf ehliyetini yitirdiği, bu yüzden anılan şahsın vefatından sonraki bir tarihte müteveffa şahıs adına dava açılamayacağından, bakılan davanın açıldığı 24.08.2023 tarihinden önce vefat etmiş ve taraf ehliyetini yitirmiş olan davacının sağlığında düzenlediği vekâletnameye istinaden adına açılan işbu davada,anılan davacı açısından ehliyet yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davacılardan ... yönünden dava incelendiğinde; dava dilekçesine ekli vekaletnamenin incelenmesinden, davadan feragat hususunda yetkili olduğu görülen davacı vekili tarafından davacılardan ... açısından, 19.04.2024 tarihinde kayda giren dilekçesiyle davadan feragat ettiği anlaşıldığından, davacılardan ... açısından, feragat nedeniyle konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği, davacılardan ... ve... dışındaki diğer 138 davacı yönünden dava incelendiğinde ise; özellikle bitişik parsel yada mahalle sakini sıfatı ile açılan davalar da dahil olmak üzere dava açma ehliyeti bakımından yapılacak değerlendirmede, dava konusu işlem ile davacılar arasındaki menfaat bağının davacılar tarafından ileri sürülen hukuka aykırılık iddialarıyla sınırlı olarak incelenmesi gerektiği, bakılan davada, davacıların mülkiyetinde bulunan taşınmazın rezerv yapı alanı ve buna dayalı şekilde hazırlanan imar planlarının sınırları dahilinde yer almadığı, davacılar tarafından dava dilekçesinde esas itibariyle taşınmazlarının komşuluğunda bulunan söz konusu alanda davalı idarenin plan yapma yetkisinin olmadığı ve alanın yapılaşmaya açılmasının şehircilik ilke ve esasları ile kamu yararına aykırı olduğu yönünde hukuka aykırılık iddialarına yer verildiği, davalı idarenin alanda plan yapımında yetkili olmasını sağlayan ve ... Mahallesindeki muhtelif parselleri kapsayan alanın yapılaşmaya açılmasını öngören kararın ise 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun hükümleri uyarınca alanın "rezerv yapı alanı" ilan edilmesine dair Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının... tarihli, ... sayılı işlemi olduğu, davacılar tarafından bu işlemin iptali istemiyle açılan davada ise;... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile "...6306 sayılı Kanun'daki tanımından hareketle rezerv yapı alanı ilanının tek başına doğrudan doğruya bölgede fiziki bir değişikliğe yol açmadığı gibi, davacıların ... ve ... parselde bulunan taşınmazlarının rezerv yapı alanına konu parseller dışında bulunduğu ve dolayısıyla davacıların rezerv yapı alanına konu parseller üzerinde herhangi bir mülkiyet bağının bulunmadığı, buna karşılık rezerv yapı alanı ilanının ilgili parsellerde mülkiyet hakkı sahibi olan kişileri ilgilendirdiği, bu durumda, davacılar ile dava konusu rezerv yapı alanı ilanı işlemi arasında doğrudan kişisel ve meşru bir menfaat ilişkisi kurulamadığından, dava konusu işlem nedeniyle menfaati ihlal edilmeyen davacıların bakılmakta olan davada dava açma ehliyeti bulunmadığı" gerekçesiyle davanın ehliyet yönünden reddine karar verildiği, bu karara karşı davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun da ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile kesin olarak reddedildiği, bu durumda, davacılar tarafından taşınmazlarının komşuluğunda yer alan muhtelif parsellerin konut tipi yapılaşmaya açılması gibi alanın "rezerv yapı alanı" ilan edilmesine dair işleme karşı ileri sürülebilecek türden hukuka aykırılık iddialarıyla bakılan davanın açıldığı görülmekle birlikte dava konusu planlama alanının rezerv yapı alanı olarak ilan edilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın kesinleşmiş yargı kararı ile ehliyet yönünden reddedilmiş olması karşısında aynı tür iddialarla rezerv yapı alanına ilişkin imar planlarının iptalinin talep edilmesinde hukuken korunması gereken kişisel, güncel ve meşru bir menfaati bulunduğundan söz edilemeyecek olması nedeniyle davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, davacılardan ... açısından, feragat nedeniyle konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacılardan... ve diğer 138 davacı yönünden ise açıklanan gerekçelerle davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; davacılardan ... ve... dışındaki diğer 138 davacı tarafından yapılan istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesinin davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın bu kısmının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Temyize konu kararın usul ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

SAVUNMALARIN ÖZETİ : Davalı ve davalı yanında müdahil tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacılar, İstanbul İli, Eyüpsultan İlçesi, ... Mahallesi, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ..., ..., ..., ..., ... parsel sayılı taşınmazlar üzerinde yer alan ... yerleşkesi içerisinde bağımsız bölüm maliki olarak ikamet etmekte olup söz konusu taşınmazlar ile bu taşınmazların bitişiğinde yer alan ... ada, ... parsel ve ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve... parsel sayılı taşınmazların da dahil olduğu yerleşke ilk olarak 04.07.1988 onay tarihli 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 28.12.1988 onay tarihli 1/1000 ölçekli mevzi imar planı ile planlamaya konu edilmiş ve söz konusu planlarda büyük oranda konut alanı, kısmen özel spor alanı kullanım kararı getirilmiş kısmen de planlama alanı dışında bırakılmıştır.
Davacıların da yapısının bulunduğu konut alanları içerisinde yaşayan nüfusun kullanımı için ayrılan özel spor alanı o tarihten bu yana fiilen golf sahası olarak kullanılmakta olup bu alanın mülkiyeti de kamu eline geçmeden davacılara ait konutları da inşa eden ... Yapı ve Turizm Anonim Şirketinde kalmaya devam etmiştir. Söz konusu şirket tarafından ... yerleşkesi içerisindeki bazı taşınmazlara bu özel spor alanı kullanımda kalan taşınmazların yapılaşmaya açılmayacağına ilişkin irtifak hakları tesis edilerek tapuya tescil edilmiştir. Ayrıca anılan imar planlarında da özel spor alanı kamuya terk edilmeyecek yeşil alan olarak belirlenmiştir. Bu imar planlarından sonra aynı planlama bölgesinde 19.06.2003 tarihinde 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planları onaylanmış olup anılan imar planlarında da bahse konu alan kısmen düşük yoğunlukta konut alanı, kısmen özel spor alanı, kısmen yol olarak belirlenmiştir. Bu imar planlarında 1988 onay tarihli planlardan farklı olarak konut alanları küçültülmüş özel spor alanı ise büyütülmüştür. Daha sonraki süreçte imar planlarında özel spor alanı olarak belirlenen taşınmazların mülkiyeti, davacılara ait konutları da inşa eden ... Yapı ve Turizm Anonim Şirketinin ... Bankası Anonim Şirketinden çektiği krediye karşılık olarak anılan taşınmazları ipotek göstermesi ve söz konusu kredi borçlarının ödenememesi üzerine ...Bankası Anonim Şirketine geçmiştir. Anılan Banka tarafından da sonrasında E... Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Anonim Şirketi ile protokol imzalanmıştır.
Sonrasında imar planlarında özel spor alanında kalan ve fiilen golf sahası olarak kullanılan ... ada, ... parsel ve ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... parsel sayılı taşınmazlara Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca 04.09.2018 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarıyla "kısmen gelişme konut alanı, kısmen ticaret alanı, kısmen sosyal kültürel tesis alanı, kısmen özel spor alanı, kısmen park alanı, kısmen yol" işlevi getirilmiş, anılan imar planlarına karşı ... yerleşkesi içerisinde ilk imar planından itibaren konut alanında kalan ve içerisinde davacıların da yer aldığı ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... parsel sayılı komşu taşınmaz malikleri tarafından açılan davalarda, "dava konusu planlama alanının, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında gelişimi ve yoğunluğu denetim altında tutulacak alanlar kısmında yer almasına rağmen değişiklik yapılmak suretiyle söz konusu alanın, nüfus yoğunluğunu arttırıcı bir düzenlemenin öngörüldüğü, değişikliğin gerekçesini ihtiva eden plan açıklama raporunun somut ve teknik verilere dayanmadığı gibi bu yönüyle de sosyal donatı alanlarını azaltarak ilave nüfus artışını yarattığı, diğer yandan İSKİ tarafından bildirilen çekincelerin de giderilmediği bu yönüyle şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve teknikleri ile kamu yararına aykırı olduğu, diğer taraftan, imar planına konu alanın konut fonksiyonuna ilişkin ve özel hukuk kişisine ait olduğu ve yasal düzenlemeler uyarınca Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na tanınan imar planı yapma yetkisine dahil yerlerden olmadığı açık olduğundan, bu hususta plan yapma yetkisinin nazım imar planı açısından İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na, uygulama imar planı yapma açısından ise ilgili ilçe belediyesine ait olmasına karşın, Bakanlıkça yapılan imar planlarında yetki unsuru yönünden de hukuka uyarlık bulunmadığı" gerekçesiyle ... İdare Mahkemesinin ...tarihli, E:..., K:... sayılı kararı ile iptaline karar verilmiş, bu karara yapılan istinaf başvurusu da ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarihli, E:..., K:... sayılı kararı ile reddedilmiş ve anılan kararın Danıştay Altıncı Dairesinin 17/12/2020 tarih ve E:2019/20602, K:2020/13047 sayılı kararıyla onanmasına karar verilmek suretiyle iptal kararı kesinleşmiştir.
Bu iptal kararı üzerine aynı taşınmazlara ilişkin olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca 05.09.2019 tarihinde 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planları onaylanmış bu planlarda da söz konusu taşınmazlara "kısmen gelişme konut alanı, kısmen ticaret alanı, kısmen eğitim alanı, kısmen sosyal kültürel tesis alanı, kısmen aile sağlığı merkezi, kısmen ibadet alanı, kısmen park alanı, kısmen İSKİ hizmet alanı, kısmen taşkın önlemli yapılaşma alanı, kısmen yol" fonksiyonu getirilmiş olup anılan imar planlarına karşı yine ... yerleşkesi içerisinde ilk imar planından itibaren konut alanında kalan ve içerisinde davacıların da yer aldığı komşu taşınmaz malikleri tarafından açılan davalarda, "Bakanlıkça 04.09.2018 tarihinde onaylanan imar planları hakkında mahkemece verilen iptal kararına rağmen aynı bölgede yapılan yeni planların da Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca yapıldığı, kararın iptal gerekçelerine uyulmadığı, planlama bölgesinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığının plan yapma yetkisinin bulunmadığına dair kanun yollarından geçen karara rağmen yine davalı idare tarafından planlar yapıldığı görülmektedir. Bu durumda, dava konusu planlarda, bir önceki plana karşı açılan davada verilen iptal kararında da vurgulandığı üzere "yetki" unsuru yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı" gerekçesiyle ... İdare Mahkemesinin... tarihli, E:..., K:... sayılı kararı ile iptaline karar verilmiş, bu karara yapılan istinaf başvurusu da ... Bölge İdare Mahkemesi...İdari Dava Dairesinin ... tarihli, E:..., K:... sayılı kararı ile reddedilmiş ve anılan kararın Danıştay Altıncı Dairesinin 25/05/2021 tarih ve E:2020/10366, K:2021/6815 sayılı kararıyla onanmasına karar verilmek suretiyle iptal kararı kesinleşmiştir.
Daha sonra aynı planlama bölgesine ilişkin olarak İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinin ... tarihli, ... sayılı kararıyla 1/5000 ölçekli nazım imar planı onaylanmış bu planda da söz konusu taşınmazlar "özel spor alanı" olarak belirlenmiştir. Anılan imar planının iptali istemiyle taşınmazların yeni maliki ... Bankası Anonim Şirketi tarafından açılan davada, "Mahkememizin 24.05.2022 tarihli, E:2021/1654 sayılı ara kararına İstanbul Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından gönderilen ...2 tarihli, ... sayılı cevap yazısından,söz konusu alanda dava konusu 17.11.2020 onay tarihli nazım imar planından sonra yeni 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı yapıldığı, bu planların 06.04.2022-05.05.2022 tarihleri arasında askıya çıkarıldığının ve askıdan indirildiğinin belirtildiği, nitekim bu yeni imar planlarına karşı İstanbul İdare Mahkemelerinde farklı davacılar tarafından çok sayıda yeni davanın açıldığının görüldüğü, yeni plan yapılmakla konusu kalmayan dava konusu imar planı hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle ... İdare Mahkemesinin ...tarihli, E:..., K:... sayılı kararı ile karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, bu karara yapılan istinaf başvurusu da ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddedilmiş ve anılan kararın Danıştay Altıncı Dairesinin 27/06/2024 tarih ve E:2023/730, K:2024/4296 sayılı kararıyla onanmasına karar verilmiştir.
Bu süreçte yargı kararlarına konu imar planları sınırları içerisindeki taşınmazları kapsayan yaklaşık 34 hektar büyüklüğe sahip alan 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında kullanılmak üzere Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının ... tarihli, ... sayılı işlemiyle “rezerv yapı alanı” olarak ilan edilmiştir. Bu işlemin iptali istemiyle bakılan davadaki davacılar tarafından açılan davada ise;... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile "...davacılar ile dava konusu rezerv yapı alanı ilanı işlemi arasında doğrudan kişisel ve meşru bir menfaat ilişkisi kurulamadığından, dava konusu işlem nedeniyle menfaati ihlal edilmeyen davacıların bakılmakta olan davada sübjektif dava açma ehliyetlerinin olmadığı" gerekçesiyle davanın ehliyet yönünden reddine karar verildiği, bu karara karşı davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun da ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile kesin olarak reddedildiği görülmektedir. Ayrıca bahse konu rezerv yapı alanı ilanına ilişkin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının...tarihli, ... sayılı işleminin iptali istemiyle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından açılan davada, "söz konusu rezerv alan ilanının mevzuat yönünden uygun olduğu, planlamaya esas oluşturan Jeolojik-Jeoteknik etütlerler ve bina bazında ayrıntılı zemin ve temel etüdü veri raporları ile geoteknik etüt raporları ile detaylıca araştırılıp incelendiğinin bilirkişi raporuyla ortaya konulduğu, dolayısıyla rezerv yapı alanının zemin yapısı itibariyle yerleşime uygun olduğu anlaşıldığından İstanbul ili, Eyüpsultan ilçesi, ... mahallesi muhtelif parselleri kapsayan yaklaşık 33,97 hektar yüzölçümüne sahip alanın, 6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun kapsamında kullanılmak üzere rezerv yapı alanı olarak ilan edilmesine ilişkin tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı" gerekçesiyle ...İdare Mahkemesinin ... tarihli, E:..., K:... sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, bu karara yapılan istinaf başvurusu hakkında ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin E:... sayılı dosyasında henüz karar verilmemiştir.
Anılan rezerv yapı alanı ilanı sonrasında da ... yerleşkesini kapsayan ve davacılara ait taşınmazların bitişiğinde ve komşuluğunda bulunan ... ada, ... parsel ve ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... parsel sayılı taşınmazlar ile bir kısım tescil harici alana ilişkin olarak 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 06.04.2022 tarihinde onaylanmış ve 06/04/2022 - 05/05/2022 tarihleri arasında askıya çıkarılmıştır. Söz konusu planlarda da anılan taşınmazlara "kısmen gelişme konut alanı (E:0,30, E:0,80, E:1,00, E:1,10), kısmen ticaret-konut alanı (E:0,80), kısmen ticaret alanı (E:0,50), kısmen park alanı, kısmen İSKİ hizmet alanı, kısmen yol" fonksiyonu getirilmiş, yaklaşık 150.000 m2 inşaat alanı ve 2800 kişilik nüfus öngörülmüştür. Anılan imar planlarına karşı ... yerleşkesi içerisinde ilk imar planından itibaren konut alanında kalan ve içerisinde davacıların da yer aldığı ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... parsel sayılı komşu taşınmaz malikleri tarafından açılan davada, ... İdare Mahkemesince ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla;
"-Mevzi imar planında davaya konu planlama alanı çevresinde yer alan konut alanlarında E:0,15 ve 0,25 iken davaya konu planlar ile E:0,30 E:0,80 E:1,00 E:1,10 emsale sahip gelişme konut alanlarının önerildiği, buna göre konut ve ticaret alanlarında maksimum 3 katlı yapılar olabilecek iken, davaya konu planlar ile önerilen gelişme konut alanlarında ve ticaret alanlarında 3, 4 ve 5 katlı yapılar yapılabilmesine imkan tanındığı,
-Dava konusu imar planlarının üst ölçekli planı olan 15.06.2009 onay tarihli 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında planlama alanının “gelişimi ve yoğunluğu denetim altında tutulacak alan” lejantında kaldığı, mevcut durumda kuzeyi, güneyi ve doğusunda ormanlarla çevrili durumda olan ... adı ile anılan yerleşimin site içi yeşil alanlarının orman alanları arasında bağlantıyı sağlayan mavi-yeşil altyapı görevini üstlendiği halde dava konusu planlar ile alanda yeni yerleşim alanları geliştirilerek kentin kuzeye gelişmesinin desteklenmesi ve mevcut durumda dava konusu site içi yeşil alanlarda yerleşme alanlarının geliştirildiği, plan raporlarında sunulan plan yapım gerekçeleri arasında Avrupa Yakası'nda nüfus artışı ile yeni yerleşim alanlarına ihtiyaç duyulacak olmasının sayıldığı, göz önüne alındığında, üst ölçekli planla benimsenen ilke ve esaslara uygun olmadığı,
\- Dava konusu iki plan hazırlanırken yapılacak araştırma, analiz, sentez ve etütlerin farklı olması gerekmekte iken nazım imar planı ve uygulama planı raporları ile analiz ve sentez aşamasında değerlendirilen bilgi ve belgelerin aynı olduğu ve plan raporlarının mevzuatta tanımlanan ölçeğinin gerektirdiği ayrıntıda hazırlanmadığı, plan raporu ve lejantında farklılıklar olduğu, plan raporunda davaya konu alanda taşkına maruz bölge bulunmasına rağmen dava konusu imar planlarında “taşkına maruz alanların gösterilmediği”, bu nedenle davaya konu planların plan çizim tekniği yönünden de mevzuata aykırı olduğu,
-Dava konusu 1/1000 ölçekli plan raporunda hesaplanan projeksiyon nüfusun (2963 iken 2817 olarak hesaplandığı) hatalı olduğu ve düşük yoğunluklu gelişme konut alanlarına ait projeksiyon nüfus nazım imar planı değişikliğinde 949 kişi iken, uygulama imar planında yer alan arazi kullanım kararlarına göre düşük yoğunluklu gelişme konut alanı nüfusu 1126 kişi olduğu, düşük yoğunluklu konut alanlarında nazım imar planlarından farklı olarak 177 kişi fazla nüfus önerildiği ve bu durumun planlar arası uyumsuzluğa yol açtığı ve yoğunluk açısından da planlar arası hiyerarşi ilkesine aykırı olduğu,
-Davaya konu planlama alanının aynı zamanda afet sonrası acil toplanma alanı olduğu, olası bir afet durumunda halkın toplanacağı bu alanların korunması gerektiğinden, kamu yararına uygun olmadığı,
-Davaya konu planlarda yer alan kurum görüşlerinin 04.09.2018 tasdik tarihli planlardan önce alınan görüşler olduğu (tarihsiz olan hariç), bu planlara ait (2018 ve 2019 planları) plan onama sınırları ile davaya konu plan onama sınırlarının birbirinden farklı olduğu ve davaya konu planlarda genişletilen plan onama sınırları içerisinde sonradan eklenen alanlara ait herhangi bir kurum görüşü alınmadığı gibi, güncel kurum görüşlerinin alınmadığı,
-Dava konusu planlama alanının nüfusunun 2963 kişi artırılmasına rağmen planlama sınırları içerisinde önerilen nüfusa hizmet edecek eğitim alanı, sosyal kültürel tesis alanı, sağlık alanı, dini tesis alanının ayrılmadığı , ayrıca bu yere özgü mevcut sosyal ve teknik altyapı kullanımı ve ihtiyaç analizi ve imar planı değişikliği sonrasında yeni önerilen durumun analizinin plan raporunda yer almadığı ve bu durumun plan yapım teknikleri ve şehircilik ilkelerine aykırı olduğu,
-Dava konusu alanın, açık alan niteliğinde bir sosyal altyapı alanı iken dava konusu değişiklik ile bu sosyal tesis alanının, kaldırılıp yerine, “gelişme konut alanı”, “konut+ticaret alanı” ve “ticaret alanı” gibi üzerinde yapılaşma getirilen fonksiyonlarla değiştirilmesi ile mevcut yoğunluğun arttırılacağı, insan yoğunluğu yanında yapı yoğunluğunun da artacağı, yaşayan yoğunluğunun artması nedeniyle de altyapı/hizmet alanlarına ilave yük getirileceği, yapı yoğunluğunun artması nedeniyle de ekolojik, doğal dengeyi olumsuz etkileyeceği,
\- Mevzuata aykırı olarak kaldırılan sosyal alt yapı alanına karşılık bu altyapı alanı kadar eşdeğer alan ayrılmadığı,
-Dava konusu planlarla yapılaşmaya açılan açık alanların bir bütün olarak tasarlanmasından dolayı alan içindeki su rejiminin (yüzey suyu doğal drenaj alanları) yönetilmesi çerçevesinde “yeşil altyapı sistemine” bir örnek oluşturduğu, yeşil altyapı sistemi olarak görev yapan yüzey suyu drenaj alanlarının ve doğal göletlerin su rejimini yöneterek yerleşme içinde oluşabilecek su baskınlarını ve taşmalarını engelleyeceği, dava konusu alanın bulunduğu mevkii de yapılacak herhangi bir yapılaşmanın doğal ekosisteme olumsuz etkileri olacağı, yapılaşmaya açılan açık alanların hava akımları bakımından önemli olduğu ve hava kalitesini etkileyeceği ve bu alanın yakınında bulunan Orman alanının çevre yapılaşmalar neticesinde zaman içeresinde olumsuz yönde etkilenebileceği,
-Taşkın riski bulunan dere yataklarının deprem açısından da güvenli olmadığı, dere yatağının plan değişikliği ile yerleşime açılması durumunda, yerleşim için önemli bir risk oluşturacağı,
-Ulaşım etki değerlendirme raporunun yapılmamış olması ve bölgeye gelecek yeni nüfus nedeniyle doğacak trafiğin etkisiyle sayısal olarak ne boyutta olacağı ve bu etkileri azaltma yönünde hangi önlemlerin alınacağının belirlenmediği,
Bu durumda, üst ölçekli çevre düzeni planında, gelişimi ve yoğunluğu denetim altında tutulacak alan lejantında kalan ve niteliği itibarıyla da yeşil altyapı sistemine bir örnek olan dava konusu alanda yapılaşmayı ve beraberinde nüfus yoğunluğunun artmasına yol açan, ekosistemi ve doğal yapıyı olumsuz etkileyen, gerekli analiz ve inceleme yapılmadan yetersiz, hatalı teknik içerikle hazırlanan dava konusu imar planlarında, ilgili mevzuata, şehircilik ilkeleri ve planlama esasları ile kamu yararına uygunluk görülmediği" gerekçesiyle işlemin iptaline karar verilmiş, bu karara yapılan istinaf başvurusu üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davalının istinaf başvurusunun kabulüne, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiş, bu karara karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine Danıştay Altıncı Dairesinin 06/10/2025 tarih ve E:2024/1173, K:2025/4647 sayılı kararıyla davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin temyize konu bölge idare mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 06.04.2022 tarihinde onaylanan ve 06/04/2022 - 05/05/2022 tarihleri arasında askıya çıkarılan nazım ve uygulama imar planlarına, askı süresi içerisinde komşu parsel malikleri tarafından, ... ve ... parsel sayılı taşınmazların lehine ..., ..., ..., ..., ... ve ... parsel sayılı taşınmazlarda inşaat yapılmamak üzere irtifak hakkı kurulduğu halde bu irtifak hakkına aykırı olrak söz konusu taşınmazların anılan imar planında konut alanına ayrıldığı, alanda yeşil alanın azaltıldığı, nüfus - donatı dengesinin bozulduğu, ulaşım yoğunluğunun artacağı vb. gerekçelerle askıda itiraz edildiği, irtifak hakkına ilişkin itirazın kabulü ile alanda irtifaka konu taşınmazların plan sınırları dışına çıkarılmak suretiyle 1/5000 ölçekli nazım imar planı onama sınırı değişikliği ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı onama sınırı değişikliğinin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca 22.06.2022 tarihinde onaylandığı, diğer itirazların ise reddine karar verildiği görülmektedir.
Sonrasında da Bakanlıkça 06.04.2022 tarihinde onaylanan imar planlarına karşı açılan davalarda... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... sayılı kararıyla anılan imar planlarının yürütmesinin durdurulması üzerine söz konusu alanda plan revizyonu çalışması yapılarak davaya konu Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca 29.05.2023 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli revizyon nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli revizyon uygulama
imar planının onaylandığı görülmüştür.
Bu planla da söz konusu planlama alanının kısmen gelişme konut alanı (E:0,27, E:0,76, E:0,87), kısmen ilkokul alanı, kısmen ortaokul alanı, kısmen sağlık tesisi alanı, kısmen kültürel tesis alanı, kısmen millet bahçesi, kısmen park alanı, kısmen ibadet alanı, kısmen teknik altyapı (İSKİ hizmet) alanı, kısmen yol olarak belirlenmiş olup yaklaşık 96.000 m2 inşaat alanı ve 2000 kişilik nüfus öngörülmüştür. Bunun üzerine, planda sosyal donatı dengesinin bozulduğu, ulaşıma ilave yük getirildiği, gölet alanlarının kurutularak yapılaşmaya açıldığı, dava konusu imar planlarının üst ölçekli planı olan 15.06.2009 onay tarihli 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında planlama alanının gelişimi ve yoğunluğu denetim altında tutulacak alanda kaldığı bu nedenle bahse konu alanın yapılaşmaya açılmasının üst ölçekli çevre düzeni planına aykırılık oluşturduğu, dava konusu planlama alanına ilişkin ilgili kurumlardan görüş yazıları alındığı, bu görüş yazılarından bir kısmının evvelki tarihli plan kararlarına dayandığı, daha önce alınan görüşlerin kullanılabilmesi için, tekrar değerlendirilmesi gerektiği, bu kapsamda İSKİ tarafından alınan görüş yazılarına göre, alanın taşkın alanda kalan kısmına yönelik planda taşkın önlemli yapılaşma alanı belirtmesinin olması ve bunun plan notlarının işlenmesi gerektiği belirtilmesine rağmen, dava konusu planlarda taşkın önlemli yapılaşma alanının planlara işlenmediği ve bu alana yönelik plan kararlarının geliştirilmediği, 04.09.2018 tarihinde davalı Bakanlıkça onaylanan imar planlarında 09.08.2018 tarihli jeolojik- jeoteknik etüt raporunun, dava konusu planlarda da esas alındığı, ancak önceki planda alan önlemli alan 2.1 ve önlemli alan 5.1 olarak belirtilmesine rağmen dava konusu planlarda bu alanlara ilave olarak “yerleşime uygun alan” değerlendirmesi bulunduğu ve dava konusu planların, 04.09.2018 onay tarihli plan sınırından farklı olduğu, bahse konusu “yerleşime uygun alan” olarak tariflenen alana yönelik herhangi bir etüt çalışmasının yapılıp yapılmadığının belirli olmadığı, planlama alanının bir kısmının korunması gerekli kültür varlığı olarak tescilli eserlerin koruma alanında kaldığı ancak buna ilişkin koruma bölge kurulunun uygun görüşünün alınmadığı, ulaşım yoğunluğunun artırıldığı ve buna ilişkin önlem alınmadığı şeklinde ve uyuşmazlığa konu uygulama imar planının "genel hükümler" başlıklı 13, 14, 18, 30 ve 31 sayılı hükümleri ile "özel hükümler" başlıklı B.3.3.2 sayılı hükmüne yönelik ayrı başlıklar halinde hukuka aykırılık iddialarına" yer verilerek İstanbul İli, Eyüpsultan İlçesi, ... Mahallesi, ... Yerleşkesi içerisindeki ... ada, ...,...,...ve ... parsel, ... ada, ... parsel, ... ada, ...,...,... ve ... parsel, ... ada, ... parsel, ... ada, ... ve ... parsel, ... ada, ... ve ... parsel, ... ada, ... parsel, ..., ..., ..., ..., ... parsel sayılı taşınmazlar ile bir kısım tescil harici alana ilişkin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca 29.05.2023 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planının ve aynı uygulama imar planının "genel hükümler" başlıklı 13, 14, 18, 30 ve 31 sayılı plan notları ile "özel hükümler" başlıklı B.3.3.2 sayılı plan notunun iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, idari davaların idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatler ihlal edilenler tarafından açılacağı belirtildikten sonra ilk inceleme konularının belirlendiği 14. maddenin 3. fıkrasının (c) bendinde, dilekçenin ehliyet yönünden inceleneceği, yine 14. maddenin 6. fıkrasında, ilk incelemeye ilişkin hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanın her safhasında 15 inci madde hükmünün uygulanacağı ve 15. maddenin 1. fıkrasının (b) bendinde ise bu hususta Kanuna aykırılık görülmesi halinde davanın reddedileceği hükme bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen Kanun maddesinde yer alan ve iptal davasının subjektif ehliyet koşulu olan ''menfaat ihlali'' doktrin ve içtihatlarda dava konusu işlemle davacı arasında kurulan kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilişkisi olarak tanımlanmaktadır. Sözü edilen menfaat ilişkisinin varlığı ve sınırları, iptal davasına konu idari işlemin niteliğine ve dava açanın hukuken korunması gereken haklarına göre idari yargı yerlerince belirlenmektedir.
Yargısal denetimin amacı her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunması koşuluna ihtiyaç vardır. Her olay ve davada, yargı merciine başvurarak dava açan kişinin menfaatinin, iptali istenen işlemle ne ölçüde ihlal edildiğinin takdiri de yargı mercilerine bırakılmıştır. İptal davası açabilmesi için gerekli olan menfaat ilişkisi kişisel, meşru ve güncel bir menfaatin bulunması halinde gerçekleşecektir. Başka bir anlatımla, iptal davasına konu olan işlemin davacının menfaatini ihlal ettiğinden söz edilebilmesi için, davacıyı etkilemesi, yani davacının kişisel menfaatini ihlal etmesi, işlem ile davacı arasında ciddi ve makul bir ilişkisinin bulunması gerekmektedir. Aksi halde, kişilerin kendisine etkisi bulunmayan, menfaatlerini ihlal etmeyen idari işlemler hakkında da iptal davası açma hakkı doğacak ve bu durum idarenin işleyişini olumsuz etkileyecektir. İdari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesi için ön koşullardan olan 'dava açma ehliyeti, iptal davasına konu kararın niteliğine göre idari yargı yerlerince değerlendirilmektedir.
İdari işlemler yetki, şekil, sebep, konu ve amaç unsurlarından meydana gelir. İptal davasında idari işlemlerin hukuka uygunluğu bu unsurlar bakımından denetlenerek hukuk devleti ilkesinin gerçekleşmesine olanak sağlandığından menfaat ilişkin bu amaç doğrultusunda yorumlanması gerekmektedir.
İmar planlarının iptali istemiyle açılan davalarda çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi kamu yararını yakından ilgilendiren konularda sübjektif ehliyet koşulunun, bu durum dikkate alınarak daha geniş yorumlanması gerektiğine ilişkin Danıştay kararları yerleşik içtihat niteliği kazanmıştır.
Uyuşmazlık bu çerçevede ele alındığında, davacılara ait taşınmazların davaya konu imar planı onama sınırı içerisindeki taşınmazların bitişiğinde yer aldığı ve davacıların komşu parsel malikleri sıfatıyla, dava konusu imar planları ile sosyal donatı dengesinin bozulduğu, ilave nüfus getirildiği, üst ölçekli plana aykırılık oluştuğu, gölet alanlarının yapılaşmaya açıldığı, taşkın riski bulunduğu, kurum görüşlerinin plana yansıtılmadığı, koruma bölge kurulundan uygun görüş alınmadığı, plan müelliflerinin yetkisiz ve yetersiz olduğu ve bazı plan hükümlerine yönelik hukuka aykırılık iddialarıyla bakılan davanın açıldığı dikkate alındığında davacıların dava konusu imar planlarından doğrudan etkilendiği açık olup dolayısıyla davacıların dava konusu işlemle meşru ve güncel bir menfaat ilişkisinin bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, uyuşmazlığın esası incelenerek bir karar verilmesi gerekirken davacılardan ... ve... dışındaki diğer 138 davacı bakımından verilen davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacıların temyiz isteminin kabulüne,
2\. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen karar verilmesine yer olmadığına kısmen ehliyet yönünden reddine ilişkin Mahkeme kararının davacılardan ... ve... dışındaki diğer 138 davacı bakımından verilen davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin kısmına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 06/10/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.




10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim