Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/7972
2025/4295
23 Eylül 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2024/7972
Karar No : 2025/4295
DAVACI : ...
DAVALILAR : 1- ... - ...
2- ... Bakanlığı - ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : "Geleceğe Miras Projesi" kapsamındaki Antiocheia Ad Cragum Antik Kenti Ziyaretçi Karşılama Merkezi Çevre Düzenleme Projesinin gerçekleştirilebilmesi amacıyla kamulaştırma bilgileri yer alan taşınmazların, tapuda Hazine adına tescil edilmek üzere Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 02/11/2024 tarih ve 32710 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 01/11/2024 tarih ve 9091 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının Antalya ili, Gazipaşa ilçesi, ... Mahallesi, ... Mevkii, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI: Uyuşmazlığa konu taşınmazın 1. derece arkeolojik sit alanında kaldığı, kesin yapılaşma yasağının bulunduğu, dava konusu işlemin dayanağının bulunmadığı, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde düzenlenen acele kamulaştırmanın şartlarının dava konusu olayda gerçekleşmediği ileri sürülmüştür.
DAVALI İDARELERİN SAVUNMASI : Davaya konu işlemin mevzuata uygun olarak tesis edildiği, uyuşmazlığa konu taşınmaz hakkında 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 6. maddesinin (g) fıkrası uyarınca 03/09/2024 tarih ve 5609741 sayılı Bakan Olurlu kamu yararı kararının alındığı, "Geleceğe Miras Projesi" kapsamındaki Antiocheia Ad Cragum Antik Kenti Ziyaretçi Karşılama Merkezi Çevre Düzenleme Projelerinin ... tarih ve ... sayılı karar ile uygun bulunduğu, uyuşmazlığa konu taşınmazın proje kapsamında yürüyüş yolu ve seyir terası olarak planlandığı, Roma ve Bizans dönemlerinde de yerleşim görmüş olan kentin kalıntıları üzerine üç yükseltinin bulunduğu, ayrıca kıyıda delik deniz olarak adlandırılan doğal bir oluşumun yer aldığı, doğal ve arkeolojik zenginliği nedeniyle ziyaretçilerin ilgi odağı olduğu, alanın engebeli olması, kent kalıntıları arasında dolaşımın güçlüğü, ziyaretçilerin ihtiyaçlarının karşılanamaması nedeniyle ortaya çıkan olumsuzluklarla ilgili yapılan başvurular, öneriler ve tespitler doğrultusunda proje kapsamında yer alan taşınmazların kamulaştırılması gerektiği, acelelik halinin gerçekleştiği belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dava konusu Cumhurbaşkanlığı kararının uyuşmazlığa konu taşınmaz yönünden 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesinde anılan acelelik halinin bulunmaması nedeniyle iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dava, "Geleceğe Miras Projesi" kapsamındaki Antiocheia And Cragum Antik Kenti Ziyaretçi Karşılama Merkezi Çevre Düzenleme Projesinin gerçekleştirilebilmesi amacıyla kamulaştırma bilgileri yer alan taşınmazların, tapuda Hazine adına tescil edilmek üzere Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 02/11/2024 tarih ve 32710 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 01/11/2024 tarih ve 9091 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı'nın Antalya ili, Gazipaşa ilçesi, ... Mahallesi, ... Mevkii, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır.
Anayasa'nın 35. maddesinde, "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” hükmü yer almaktadır.
Avrupa insan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Numaralı Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde, "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.” hükmüne yer verilmiştir.
Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verilmiş ve mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmıştır. Mülkiyet hakkına müdahalelerin de olabileceği hükme bağlanarak bu müdahalelerde kamu yararı, kanuni düzenleme ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkının ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Bu husus Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarıyla da ortaya konulmuştur.
Bu bağlamda idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını kamulaştırabileceği 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3. maddesinde hükme bağlanmış ve devam eden maddelerinde bu olağan kamulaştırmanın usul ve şartları düzenlenmiştir.
Öte yandan Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesinde, "3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Taşınmazın mülkiyetinin kamu hizmetini yürütecek olan idareye geçmesine ilişkin Kamulaştırma Kanunu'nun 3. maddesi ve devamı maddeleri uyarınca yapılan (olağan) kamulaştırma ile mülkiyetin malikin üzerinde kalmasına rağmen taşınmaza el konularak kullanımının idareye geçmesine ilişkin Kanun'un 27. maddesinde düzenlenen acele kamulaştırma işlemi aynı taşınmaza ilişkin olsa da farklı işlemlerdir. idare doğrudan olağan kamulaştırma yapabileceği gibi olağanüstü bazı durumlarda önce acele kamulaştırma işlemi tesis edip sonra kamulaştırma işlemini tamamlayabilir. Acele kamulaştırma ile taşınmaza el konulduktan sonra idare tarafından öncelikle satın alma yolunun işletilmesi, bunun mümkün olamaması durumunda ise asliye hukuk mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılması gerekmektedir. Taşınmazın maliki, taşınmazına el konulması üzerine acele kamulaştırma işleminin iptali istemiyle dava açabileceği gibi asliye hukuk mahkemesinde açılan dava üzerine olağan kamulaştırmaya dönüşen işlemin iptali istemiyle de ayrıca dava açabilir.
Dolayısıyla acele kamulaştırma bir kamulaştırma usulü olmayıp kamulaştırma işlemlerinin tamamlanması ve mülkiyetin idareye geçmesine kadar taşınmaza el konularak kullanım hakkının idareye geçmesini sağlayan bir işlemdir. Nitekim Cumhurbaşkanınca kamulaştırma kararı değil kamulaştırmayı yapacak olan idarenin istemi üzerine "acelelik” kararı alınmaktadır. Bu nedenle acele kamulaştırma ve kamulaştırma işlemlerinin yargı denetimi de farklı olacaktır. Kamulaştırma işleminin kamu yararına ve kanunlarda belirtilen hükümlere ve kamulaştırma usulüne uygun olup olmadığı yönünden değerlendirilmesi gerekirken acele kamulaştırma işleminde acelelik durumunun olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu itibarla kamu yararının bulunmadığı kamulaştırma işlemlerinde acelelik durumunun olmadığı açık olmakla birlikte kamu yararı bulunan işlemlerde her zaman acelelik halinin bulunmadığı, olağan kamulaştırma ile taşınmazın mülkiyetinin idareye geçmesiyle kamu yararının gerçekleşebileceği tabidir.
Hukuk devletinde idarenin, acele kamulaştırma işlemi tesis edebilmesi için, olağanüstü durumlar karşısında, kamulaştırmaya konu taşınmaza daha acil olarak ihtiyaç duyması, idarenin anılan taşınmazı bir an önce kullanmaya başlamaya muhtaç olması, bir başka ifadeyle, üstün kamu yararının gerçekleşebilmesi için olağan usulden ayrılmasının zorunlu olması gerekir.
Bu doğrultuda, Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesinde, olağan dışı hallerde, belli şartların varlığına bağlı olarak, kamulaştırma işlemlerinin neticelenmesini beklemeden, idarenin, kamulaştırılan taşınmaza el koymasına izin verilmiş ve acele kamulaştırma olağanüstü ve istisnai bir yöntem olarak düzenlenmiştir. Acele kamulaştırmada, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın kanunda belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değeri idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir. Burada malik lehine olağan kamulaştırmada getirilen usule ilişkin güvenceler bertaraf edilmekte ve taşınmazın mülkiyeti geçmeden, idareye, taşınmazı el koyarak kullanma, ondan yararlanma ve üzerinde birtakım tasarrufta bulunma yetkisi verilmektedir. Bu işlem, malikin mülkiyet hakkını kısıtlayan bir sonuç doğuracağından, taşınmaza el konulmasında amaçlanan kamu yararı ile malikin mülkiyet hakkı arasındaki dengenin korunması ve bu kapsamda acelelik halinin değerlendirilmesi önem arz etmektedir.
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 3. maddesinde ören yeri tanımına yer verilmiş ve "çevre düzeni projesi”nin ören yerlerinin arkeolojik potansiyelini koruyacak şekilde , denetimli olarak ziyarete açmak, tanıtımını sağlamak, mevcut kullanım ve dolaşımdan kaynaklanan sorunlarını çözmek, alanın ihtiyaçlarını çağdaş, teknolojik gelişmelerin gerektirdiği donatılarla gidermek amacıyla her ören yerinin kendi özellikleri göz önüne alınarak hazırlanacak 1/500,1/200,1/100 ölçekli düzenleme projeleri olduğu vurgulanmış ve 'Kamulaştırma” başlıklı 15. maddesinde de "Taşınmaz kültür varlıkları ve bunların korunma alanları, kısmen veya tamamen gerçek ve tüzelkişilerle mülkiyetine geçmiş olan korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanları Kültür ve Turizm Bakanlığınca hazırlanacak proğramlara uygun olarak kamulaştırılır. Bu maksat için, Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesine yeterli ödenek konur. Kamu kurum ve kuruluşları, belediyeler, il özel idareleri ve mahallî idare birlikleri tescilli taşınmaz kültür varlıklarını,koruma bölge kurullarının belirlediği fonksiyonda kullanılmak kaydıyla kamulaştırabilirler. Menşei vakıf olup da çeşitli sebeplerle kısmen veya tamamen gerçek ve tüzelkişilerin mülkiyetine geçen korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve bunların korunma alanlarının kamulaştırılmaları, Vakıflar Genel Müdürlüğünce yapılır. Bu maksat için Vakıflar Genel Müdürlüğü bütçesine yeteri kadar ödenek konur. Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunma alanları, imar planında yola, otoparka, yeşil sahaya rastlıyorsa bunların belediyelerce; sair kamu kurum ve kuruluşlarının bakım ve onarım ile görevli oldukları veya kullandıkları bu gibi kültür varlıklarının korunma olanlarının ise, bu kurum ve kuruluşlarca, kamulaştırılması esastır. Kamulaştırmalarda bedel takdirinde, taşınmaz kültür varlıklarının eskilik, enderlik ve sanat değeri dikkate alınmaz.Kamulaştırma işlemleri,bu Kanun hükümleri ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerine göre yapılır... " hükmüne yer verilmiştir.
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 15. madde hükmü ile korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarında kamulaştırma yapılabileceği öngörülmüş olduğundan, anılan Yasa uyarınca yapılacak olan kamulaştırmalarda 2942 sayılı Yasanın acele kamulaştırmayı düzenleyen 27. maddesi hükmünün de uygulanabileceği açıktır.
Buna göre, 2863 sayılı Kanun uyarınca bir bölgenin 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak belirlenmesi tek başına acele kamulaştırma yapılmasına gerekçe teşkil etmeyeceğinden, kamulaştırmanın 2942 sayılı Yasanın 27. maddesi uyarınca gerçekleştirilebilmesi için acele kamulaştırma prosedürünün uygulanabilme koşullarının gerçekleşmiş olması gerekmektedir.
Arkeolojik Sitlerin Koruma ve Kullanım Koşullarını belirleyen Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu'nun 05.11.1999 tarih ve 658 sayılı ilke Kararı'nda; I. Derece Arkeolojik Sit Alanları Korumaya yönelik bilimsel çalışmalar dışında aynen korunacak sit alanları olarak tanımlanır ve bu alanlada, kesinlikle hiçbir yapılaşmaya izin verilmemesine, imar planlarında aynen korunacak sit alanı olarak belirlenmesine, bilimsel amaçlı kazıların dışında hiçbir kazı yapılamayacağına, ancak; bu alanlar içerisinde yer alan ören yerlerinde gezi yolu düzenlemesi, meydan tanzimi, açık otopark, WC, bilet gişesi, bekçi kulübesi gibi ünitelerin koruma kurulundan izin alınarak yapılabileceği düzenlenmiştir.
I. Derece arkeolojik sit alanlarında yapılmasına izin verilen yukarıda bahsedilen uygulamalar çevre düzenlemesi projesi kapsamında ele alınır. 2863 sayılı Kanun'un 3.maddesinde "Çevre düzenleme projesi"; ören yerlerinin arkeolojik potansiyelini koruyacak şekilde, denetimli olarak ziyarete açmak, tanıtımını sağlamak, mevcut kullanım ve dolaşımdan kaynaklanan sorunlarını çözmek, alanın ihtiyaçlarını çağdaş, teknolojik gelişmelerin gerektirdiği donatılarla gidermek amacıyla her ören yerinin kendi özellikleri göz önüne alınarak hazırlanacak 1/500, 1/200 ve 1/100 ölçekli düzenleme projeleridir." şeklinde tanımlanmıştır.
Aynı Kanun'un 17. maddesinde; Ören yerlerinde "çevre düzenleme projesi yapımı ve değişiklikleri, ilgili koruma bölge kurulunun uygun görüşü doğrultusunda Bakanlıkça yapılır, yaptırılır ve onaylanır." hükmü yer almaktadır.
Koruma Amaçlı İmar Planları ve Çevre Düzenleme Projelerinin Hazırlanması, Gösterimi, Uygulaması, Denetimi ve Müelliflerine İlişkin Usül ve Esaslara Ait Yönetmelik Üçüncü Bölüm Yetki ve Yöntem Başlıklı 13. maddesinde; "Çevre düzenleme projeleri, Bakanlık tarafından doğrudan yapılabilir veya yaptırılabilir." denilmiş ve proje hazırlama esasları 14. maddesinde; "Sit alanlarında yer alan ören yerlerinin çevre düzenleme projesinin yapılması için sit alanına ilişkin koruma amaçlı imar planının bulunması esastır.
Ancak ören yerinde bulunan arkeolojik değerlerin korunması ve değerlendirilmesine ilişkin olarak ivedi önlemlerin alınmasının zorunlu olduğu hallerde koruma amaçlı imar planı olmadan da çevre düzenleme projesi hazırlanabilir. Bu proje koruma amaçlı imar planı ve yönetim planının hazırlanmasında değerlendirilir ve gerekiyorsa koruma amaçlı imar planı ve yönetim planının ana yaklaşımları doğrultusunda yeniden düzenlenir.
Çevre düzenleme projeleri, ören yerlerinin arkeolojik potansiyelini etkin bir şekilde korumak üzere, mevcut kullanım ve dolaşımdan kaynaklanan sorunların çözümü amacıyla yapım sürecinin genel ilke ve hedefleri, proje belgelerinin içeriği ve biçimi, yapılacak çalışmalarda izlenecek yöntem ve çalışmaların ayrıntılarıyla birlikte Bakanlıkça hazırlanan çevre düzenleme projeleri teknik şartnamesinde belirtilen esaslara uygun olarak hazırlanır. Proje alanının özelliğine göre bu şartnameye ek olarak özel teknik şartname düzenlenebilir." denilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden,Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'nun 26.06.1990 tarih ve 836 sayılı kararıyla Antalya ili, Gazipaşa ilçesi, ... Mahallesi, Antiocheia ad Cragum Antik Kentinin sit sınırları ve derecesinin I. olarak belirlendiği,en son anılan Koruma Kurulu'nun14.01.2021 tarih ve 11753 sayılı kararıya sit sınırları yeniden düzenlenerek 1.,2.,3. derece olarak belirlendiği, uyuşmazlık konusu taşınmazın da anılan kararlar doğrultusunda 1.derece arkeolojik sit sınırları içerisinde kaldığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü "Geleceğe Miras Projesi" kapsamında Antiocheia Ad Cragum Antik Kentine yönelik Antalya Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü'nce hazırlanan Ziyaretçi Karşılama Merkezi ve Çevre Düzenleme Avan Öneri Tasarım Projesi, Kurul gündeminde değerlendirilerek Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun... tarih ve ... sayılı kararıyla; Ziyaretçi Karşılama Merkezi ve Çevre Düzenleme Uygulama Projelerinin... tarih ve ... sayılı Koruma Bölge Kurulu kararıyla uygun bulunduğu,bu projede uyuşmazlık konusu parselin yürüş yolu ve seyir terası alanında kaldığı, uyuşmazlık konusu taşınmazın tarım dışı alan olduğu, davalı idarelerin savunmalarında,kamulaştırma işlenminin yapıldığı taşınmazların yer aldığı Antiocheia Ad Cragum Antik Kenti, Antik Çağ'da Dağlık Kilikya olarak bilinen bölgenin doğal ve arkeolojik zenginliği nedeniyle ziyaretçilerin ilgi odağı olduğu, daha önceki yıllarda alanın, engebeli olması, kent kalıntılarının arasında dolaşımının güçlüğü, çok sayıda gelen ziyaretçilerin ihtiyaçlarının karşılanamaması nedeniyle ortaya çıkan olumsuzluklarla ilgili yapılan başvurular, öneriler ve tespitler doğrultusunda alanın yönetiminde yetkili tüm kurumlarca Doğal ve Kültürel Mirasa sahip bu antik kentin düzenlenmesinin gerekliliğiyle ilgili ortak bir karara varıldığı,bu sürecin ardından Antik Kentin "Geleceğe Miras Projesi" kapsamına alınarak söz konusu olumsuzlukların giderilmesi için yapılacak çevre düzenlemesi projesi kapsamında kentte yer alan taşınmazların kamulaştırılmasının gerçekleştirildiğinin belirtildiği,Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın ... tarihli,... sayılı kararıyla 2942 sayılı Kanun'un 6.maddesinin (g) fıkrası uyarınca kamu yararı kararı alındığı, 02/11/2024 tarih ve 32710 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 01/11/2024 tarih ve 9091 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararıyla da acele kamulaştırma kararı alındığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, alanın, engebeli olması, kent kalıntılarının arasında dolaşımının güçlüğü, çok sayıda gelen ziyaretçilerin ihtiyaçlarının karşılanamaması nedeniyle ortaya çıkan olumsuzluklar acele kamulaştırma sebepleri oarak gösterilmiş ise de, I. Derece Arkeolojik Sit Alanında kalan taşınmazın 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesinde öngörülen acele kamulaştırma prosedürünün uygulanabilmesi için gerekli olan olağanüstü durumlar olarak kabul edilemeyeceği ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının da somut olarak ortaya konulamaması karşısında dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, "Geleceğe Miras Projesi" kapsamındaki Antiocheia And Cragum Antik Kenti Ziyaretçi Karşılama Merkezi Çevre Düzenleme Projesinin gerçekleştirilebilmesi amacıyla kamulaştırma bilgileri yer alan taşınmazların, tapuda Hazine adına tescil edilmek üzere Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 02/11/2024 tarih ve 32710 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 01/11/2024 tarih ve 9091 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının Antalya ili, Gazipaşa ilçesi, ... Mahallesi, ... Mevkii, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
"Geleceğe Miras Projesi" kapsamındaki Antiocheia Ad Cragum Antik Kenti Ziyaretçi Karşılama Merkezi Çevre Düzenleme Projesinin gerçekleştirilebilmesi amacıyla proje güzergâhına isabet eden uyuşmazlığa konu taşınmaz hakkında 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 6. maddesinin (g) fıkrası uyarınca 03/09/2024 tarih ve 5609741 sayılı Bakan Oluru ile kamu yararı kararının alınmıştır.
Antiocheia Ad Cragum Antik Kenti hakkında "Ziyaretçi Karşılama Merkezi Çevre Düzenleme Avan Öneri Tasarım Projesi"nin Kültür ve Turizm Bakanlığı Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Kurulunun 01/10/2024 tarih ve 18389 sayılı kararı ile "Antiocheia Ad Cragum Antik Kenti Ziyaretçi Karşılama Merkezi Çevre Düzenleme Projeleri"nin ise ... tarih ve ... sayılı karar ile uygun bulunmuştur.
Dava konusu 01/11/2024 tarih ve 9091 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile, "Geleceğe Miras Projesi" kapsamındaki Antiocheia Ad Cragum Antik Kenti Ziyaretçi Karşılama Merkezi Çevre Düzenleme Projesinin gerçekleştirilebilmesi amacıyla kamulaştırma bilgileri yer alan taşınmazların, tapuda Hazine adına tescil edilmek üzere Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verilmiştir.
Uyuşmazlık konusu taşınmaz için 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu uyarınca Tarım ve Orman Bakanlığınca veya Valiliklerce verilmiş tarım dışı kullanım izni bulunup bulunmadığının sorulmasına ilişkin Dairemizin 25/12/2024 ve 13/02/2025 tarihli ara kararlarına verilen 07/04/2025 tarihli cevaptan; uyuşmazlığa konu taşınmazın tarım dışı alanda kaldığı ve 5403 sayılı Kanun uyarınca tarım dışı kullanım izni verilmesine gerek olmadığı bildirilmiştir.
Davalı idarelerden Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından açılan acele el koyma davasında, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin... tarih ve E:...D.İş, K:... sayılı kararıyla davacıya ait taşınmaza acele el konulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bakılan dava, dava konusu acele kamulaştırma kararının davacıya ait taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinin birinci fıkrasında, idarelerin kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırabileceği düzenlenmiş; 5. maddesi ile kamulaştırma yapılabilmesi kamu yararı kararı alınması şartına bağlanmış; 5. maddede düzenlenen mercilerce verilen kamu yararı kararlarının onay mercilerinin düzenlendiği 6. maddesinin son fıkrasında da, onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için kamu yararı kararı alınmasına gerek olmaksızın, yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir kararın alınması yeterli görülmüştür.
Aynı Kanunun 27. maddesinde ise, "3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir." hükmüne yer verilmiştir.
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde; "..."Çevre düzenleme projesi"; ören yerlerinin arkeolojik potansiyelini koruyacak şekilde, denetimli olarak ziyarete açmak, tanıtımını sağlamak, mevcut kullanım ve dolaşımdan kaynaklanan sorunlarını çözmek, alanın ihtiyaçlarını çağdaş, teknolojik gelişmelerin gerektirdiği donatılarla gidermek amacıyla her ören yerinin kendi özellikleri göz önüne alınarak hazırlanacak 1/500, 1/200 ve 1/100 ölçekli düzenleme projeleridir...", 10. maddesinde; "Her kimin mülkiyetinde veya idaresinde olursa olsun, taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunmasını sağlamak için gerekli tedbirleri almak, aldırmak ve bunların her türlü denetimini yapmak veya kamu kurum ve kuruluşları ile belediyeler ve valiliklere yaptırmak, Kültür ve Turizm Bakanlığına aittir...", 15. maddesinde; "Taşınmaz kültür varlıkları ve bunların korunma alanları, aşağıda belirlenen esaslara göre kamulaştırılır: a) Kısmen veya tamamen gerçek ve tüzelkişilerle mülkiyetine geçmiş olan korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanları Kültür ve Turizm Bakanlığınca hazırlanacak programlara uygun olarak kamulaştırılır. Bu maksat için, Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesine yeterli ödenek konur...", 17. maddesinde ise; "...Ören yerlerinde çevre düzenleme projesi yapımı ve değişiklikleri, ilgili koruma bölge kurulunun uygun görüşü doğrultusunda Bakanlıkça yapılır, yaptırılır ve onaylanır..." hükümleri yer almaktadır.
Koruma Amaçlı İmar Planları ve Çevre Düzenleme Projelerinin Hazırlanması, Gösterimi, Uygulaması, Denetimi ve Müelliflerine İlişkin Usül ve Esaslara Ait Yönetmeliğinin 13. maddesinde; "Çevre düzenleme projeleri, Bakanlık tarafından doğrudan yapılabilir veya yaptırılabilir...", 14. maddesinde ise; "Sit alanlarında yer alan ören yerlerinin çevre düzenleme projesinin yapılması için sit alanına ilişkin koruma amaçlı imar planının bulunması esastır.
Ancak ören yerinde bulunan arkeolojik değerlerin korunması ve değerlendirilmesine ilişkin olarak ivedi önlemlerin alınmasının zorunlu olduğu hallerde koruma amaçlı imar planı olmadan da çevre düzenleme projesi hazırlanabilir. Bu proje koruma amaçlı imar planı ve yönetim planının hazırlanmasında değerlendirilir ve gerekiyorsa koruma amaçlı imar planı ve yönetim planının ana yaklaşımları doğrultusunda yeniden düzenlenir.
Çevre düzenleme projeleri, ören yerlerinin arkeolojik potansiyelini etkin bir şekilde korumak üzere, mevcut kullanım ve dolaşımdan kaynaklanan sorunların çözümü amacıyla yapım sürecinin genel ilke ve hedefleri, proje belgelerinin içeriği ve biçimi, yapılacak çalışmalarda izlenecek yöntem ve çalışmaların ayrıntılarıyla birlikte Bakanlıkça hazırlanan çevre düzenleme projeleri teknik şartnamesinde belirtilen esaslara uygun olarak hazırlanır. Proje alanının özelliğine göre bu şartnameye ek olarak özel teknik şartname düzenlenebilir." ifadelerine yer verilmiştir.
Arkeolojik Sitlerin Koruma ve Kullanım Koşullarını belirleyen Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 05.11.1999 tarih ve 658 sayılı ilke Kararında; I. Derece Arkeolojik Sit Alanları Korumaya yönelik bilimsel çalışmalar dışında aynen korunacak sit alanları olarak tanımlanır ve bu alanlada, kesinlikle hiçbir yapılaşmaya izin verilmemesine, imar planlarında aynen korunacak sit alanı olarak belirlenmesine, bilimsel amaçlı kazıların dışında hiçbir kazı yapılamayacağına, ancak; bu alanlar içerisinde yer alan ören yerlerinde gezi yolu düzenlemesi, meydan tanzimi, açık otopark, WC, bilet gişesi, bekçi kulübesi gibi ünitelerin koruma kurulundan izin alınarak yapılabileceği düzenlenmiştir.
5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde; "...i) Tarım dışı alanlar: Üzerinde toprak bulunmayan çıplak kayaları, daimi karla kaplı alanları, ırmak yataklarını, sahil kumullarını, sazlık ve bataklıkları, askeri alanları, endüstriyel, turizm, rekreasyon, iskân, altyapı ve benzeri amaçlarla plânlanmış arazileri,... İfade eder." hükmü yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasanın 35. maddesinin 2. fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir.
Özel mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmış, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahaleler olabileceği öngörülmüş ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir.
Anayasa ve 2942 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, idarelerin, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı çerçevesinde ya da onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine dayanılarak, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırmaları; hatta 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen şartların varlığı halinde, anılan Kanun'da ayrı bir usul olarak öngörülen acele kamulaştırma yöntemine de başvurulabilmeleri mümkündür.
Anayasanın 35. maddesinin mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceğine ilişkin hükmü çerçevesinde, 2942 sayılı Kanun'la, kamulaştırma ve aynı zamanda acele kamulaştırma işleminin kurucu unsuru olan kamu yararının, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı ile ya da onaylı imar planı veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve proje ile ortaya konulması gerekliliği düzenlenmiştir.
2942 sayılı Kanunda, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir.
Olağan kamulaştırma sürecinde; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar kamulaştırılırken, öncelikle yeterli ödenek ayrıldıktan sonra, Kanun'un 5. ve 6. maddelerinde belirlenen mercilerce kamu yararı kararı alınır. Kamulaştırmayı gerçekleştirecek idarece, sırasıyla, aynı Kanunun 7. maddesinde ayrıntısı belirlendiği üzere taşınmaza ilişkin ölçekli plan yapılır, taşınmazın maliki belirlenir, vergi beyan ve değeri tespit edilir ve tapuya kamulaştırma şerhi verilmesinin ardından Kanunun 8. maddesine göre idarenin satın alma usulünü, karşılıklı anlaşmaya dayalı olarak denemesi gerekir. Bu yolla anlaşmaya varılamaması halinde, Kanunun 10. maddesine göre idarenin ilgili belgelerle birlikte taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescilini sağlamak amacıyla dava açması gerekir ve ancak mahkemece tescil kararı verildikten sonra idare, kamulaştırmaya konu taşınmaz üzerinde tasarruf edebilir hale gelir.
Olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır.
Acele kamulaştırma usulü ise 2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idareye kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, o taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir usul olarak öngörülmüştür.
Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Anılan hüküm uyarınca taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan, kamu düzenine ilişkin olarak acelilik halinin bulunduğu durumlarda Cumhurbaşkanınca, taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebilmektedir.
2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde, acele kamulaştırma işleminin dayandırılacağı üç sebep unsurundan, “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen haller” bakımından, Kanun'da açık bir acelelik haline yer verilmediğinden, maddede öngörülen diğer iki koşuldan bağımsız şekilde, işlem tesisine dayanak olan acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirilmesi gerekmektedir.
Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerekmektedir.
Dolayısıyla, acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararlarının da kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığına yönelik hukuki denetiminin; diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden incelenerek yapılması gerektiği açıktır.
Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde, dava konusu acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararının "kamu yararı" ve "acelelik hali" ölçütleri yönünden ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir.
2942 sayılı Kanunun 3. maddesinde, Cumhurbaşkanınca kabul olunan, büyük enerji ve sulama projeleri ile iskan projelerinin gerçekleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların korunması ve turizm amacıyla yapılacak kamulaştırmalarda, kamulaştırma yöntemi konusunda özel bir düzenleme getirilmiştir.
Dosyanın ve UYAP kayıtlarının incelenmesinden; uyuşmazlığa konu taşınmazın 1990 yılından itibaren 1. derece arkeolojik sit alanı içerisinde korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı statüsünde olduğu; tarla vasfındaki taşınmazın tarım dışı alanda kaldığı; anılan taşınmaz hakkında 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 6. maddesinin (g) fıkrası uyarınca 03/09/2024 tarih ve 5609741 sayılı Bakan Olurlu kamu yararı kararının alındığı ve anılan karara karşı dava açılmadığı; "Geleceğe Miras Projesi" kapsamındaki Antiocheia Ad Cragum Antik Kenti Ziyaretçi Karşılama Merkezi Çevre Düzenleme Projelerinin 19/12/2024 tarih ve 18859 sayılı karar ile uygun bulunduğu ve anılan projeye karşı dava açılmadığı; uyuşmazlığa konu taşınmazın anılan proje kapsamında yürüyüş yolu ve seyir terası olarak planlandığı; dava konusu acele kamulaştırmaya konu taşınmazların Antiocheria Ad Cragum Antik Kenti, antik çağda Dağlık Kilikya olarak bilinen bölgede ve akdeniz kıyısında bulunduğu, alanda Roma ve Bizans dönemlerinde de yerleşim görmüş olan kentin kalıntıları üzerine üç yükseltinin bulunduğu, ayrıca kıyıda delik deniz olarak adlandırılan doğal bir oluşumun yer aldığı, doğal ve arkeolojik zenginliği nedeniyle ziyaretçilerin ilgi odağı olduğu, alanın engebeli olması, kent kalıntıları arasında dolaşımın güçlüğü, ziyaretçilerin ihtiyaçlarının karşılanamaması nedeniyle ortaya çıkan olumsuzluklarla ilgili yapılan başvurular, öneriler ve tespitler doğrultusunda proje kapsamında yer alan taşınmazların kamulaştırılmasında aciliyet bulunduğundan bahisle uyuşmazlığa konu taşınmazın acele kamulaştırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, doğal ve arkeolojik yönden zenginliği nedeniyle turistik ziyaretlerin yoğunluk oluşması, alanın engebeli olması, kent kalıntıları arasında dolaşımın güçlüğü, ziyaretçilerin ihtiyaçlarının karşılanamaması nedeniyle projenin hayata geçirilmesinde gecikmeye yol açılmamasının amaçlandığı anılan projeye dayalı olarak tesis edilen dava konusu acele kamulaştırma kararında kamu yararı bulunduğu, anılan proje kapsamında yürüyüş yolu ve seyir terası olarak planlan uyuşmazlığa konu taşınmazın kamulaştırılmasında acelelik halinin de bulunduğu anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. DAVANIN REDDİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen ve davacı tarafından yapılan toplam...-TL yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
4\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5\. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(g) maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 23/09/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY (X) : Bakılan dava, "Geleceğe Miras Projesi" kapsamındaki Antiocheia Ad Cragum Antik Kenti Ziyaretçi Karşılama Merkezi Çevre Düzenleme Projesinin gerçekleştirilebilmesi amacıyla kamulaştırma bilgileri yer alan taşınmazların, tapuda Hazine adına tescil edilmek üzere Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 02/11/2024 tarih ve 32710 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 01/11/2024 tarih ve 9091 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının Antalya ili, Gazipaşa ilçesi, ... Mahallesi, ... Mevkii, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır.
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 15. madde hükmü ile korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarında kamulaştırma yapılabileceği öngörülmüş olduğundan, anılan Kanun uyarınca yapılacak olan kamulaştırmalarda 2942 sayılı Kanunun acele kamulaştırmayı düzenleyen 27. maddesi hükmünün de uygulanabileceği açıktır.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun acele kamulaştırmayı düzenleyen 27. maddesi incelendiğinde ise, acele kamulaştırma usulünün olağanüstü bir kamulaştırma usulü olarak öngörüldüğü, istisnai durumlarda uygulanacak bir yöntem olduğu, bu yöntemin uygulanmasının gerekçesi olarak olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına işaret eden kamulaştırma şartlarının ortaya konulması gerektiği açıktır.
Bakılan davada ise, doğal ve arkeolojik yönden zenginliği nedeniyle turistik ziyaretlerin yoğunluk oluşması, alanın engebeli olması, kent kalıntıları arasında dolaşımın güçlüğü, ziyaretçilerin ihtiyaçlarının karşılanamaması nedeniyle projenin hayata geçirilmesinde gecikmeye yol açılmamasının amaçlandığı görülmektedir.
Bu durumda, acelelik halinin bulunduğu somut verilerle ortaya konulmadan anılan proje kapsamında, yürüyüş yolu ve seyir terası olarak düzenlenmesi planlanan uyuşmazlığa konu taşınmazın 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin dava konusu Cumhurbaşkanlığı kararında hukuka uyarlık bulunmadığından dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla aksi yöndeki Dairemiz kararına katılmıyoruz.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.