Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/6955
2025/2714
14 Mayıs 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2024/6955
Karar No : 2025/2714
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1- ... - ...
2-... Genel Müdürlüğü - ...
VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri ...
İSTEMİN KONUSU : Hatay ili, Antakya ilçesi sınırları içerisinde bulunan ve ekli listede yer alan taşınmazların, Yemeniciler (Kerhan) Mescidi, Rıfat Ağa Mescidi, Mahremiye Camii ve Habib-i Neccar Camii’nin yeniden ihyası amacıyla Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 02/08/2024 tarih ve 32620 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 01/08/2024 tarih ve 8780 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının, Antakya ilçesi,... mıntıka, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Uyuşmazlığa konu taşınmaz tarihi eser niteliğinde olduğundan, komşu taşınmazın ihyası sırasında bu taşınmazın yapısında bir değişiklik yapılmasının söz konusu olmadığı, uyuşmazlığa konu taşınmazın Yemeniciler (Kerhan) Mescidi, Rıfat Ağa Mescidi, Mahremiye Camii ve Habib-i Neccar Camii’nin yeniden ihyası ile ilgili ilgisinin bulunmadığı, acelelik halinin bulunmadığı, depremden 19 ay sonra başka bir taşınmazın ihya işlemi için, çevresinde bulunan taşınmazda acele kamulaştırma yapılmasının gerekli olmadığı, ihyası istenilen Yemeniler Mescidi inşa edilirken bile, başka bir taşınmazın kullanılmasına veya kamulaştırılmasına ihtiyaç duyulmadığı, sadece ihya amacıyla işlem yapılırken başka bir kişinin taşınmazındaki mülkiyet hakkının elinden alınmasının hukuka aykırı olduğu, deprem sonrası 19 aylık süreçte davacının kendisine ait taşınmazın tüm tadilatlarını orijinal yapısına sadık kalarak yaptığı belirtilerek dava konusu acele kamulaştırma kararının iptali gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVALILARIN SAVUNMASI : Depremde hasar alan Yemeniler (Kerhan) Mescidinin fen ve sanat kurallarına uygun şekilde ihyasının sağlanmasının amaçlandığı, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan yapının, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında eski eser tescilli vakıf kültür statüsünde olduğu ve deprem sonucunda hasar aldığının tespit edildiği, mescidin bitişiğinde yer alan özel mülkiyete ait ve yine eski eser tescilli, orijinalinde sabunhane niteliği taşıyan, 5. mıntıka, ... nolu parsel üzerinde yer alan yapının da ağır hasar gördüğünün ve can ve mal güvenliği açısından tehlike arz ettiğinin tespit edildiği, kültür varlığı olan söz konusu yapının fiziki restorasyonunun bir bütünlük içerisinde gerçekleştirilebilmesi ve etrafında mevcut yapılaşmada yapılacak inşai ve fiziki müdahalelerin 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununa ve ilgili mevzuata uygun şekilde gerçekleştirilmesinin sağlanabilmesi için yapının silüetini olumsuz etkileyebilecek yapılaşmaların engellenebilmesi ve yapı etrafında fen ve sanat kurallarına uygun şekilde ihyasının sağlanabilmesi amacıyla koruma alanı sınırının ... tarih ve ... sayılı Hatay Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü kararı ile kabul edildiği, Hatay İlinde gerçekleşen yıkıcı depremler sonucunda olağanüstü koşullar oluştuğu, Yemeniler(Kerhan) Mescidinde yer alan ve özel mülkiyete ait söz konusu yapının malikler eliyle onarılmasının uzun bir süreç alacağı, bu nedenle Hatay İlindeki kamu düzeninin yeniden tesis edilmesi, hayat akışının ivedilikle normale dönmesinin sağlanması, vakıf mescidinin fiziki olarak restorasyonunun gerçekleştirilebilmesi için bitişik yapının da ortak müdahale gerektiren kısımlarının olması, böylelikle kamu hizmetinin devamlılığının sağlanması, eski eser tescilli vakıf ve özel mülkiyete ait her iki yapının da bir an önce onarımında kamu menfaati olduğundan uyuşmazlığa konu taşınmazın acele kamulaştırılmasına karar verildiği belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Somut olayda dava konusu işlemin uyuşmazlığa konu ... sayılı parsel taşınmazın malikinin, tescilli yapının bakımı, onarımı konusunda aczinin olduğu gerekçesiyle tesis edilmediği ve uyuşmazlığa konu parsel üzerinde, ... parsel sayılı taşınmazda bulunan yapının görünümünü etkileyecek bir yapının yapılmasının mümkün olmadığı ve hasar gören tescilli kültür varlığının özgünlüğünün korunarak restorasyonunun yapılmasının gerektiği dikkate alındığında özel mülkiyetteki tescilli kültür varlığının kamulaştırılabilmesi için gerekli olan şartlar oluşmadan kamulaştırma kararı verilmesinin kanuni dayanağının bulunmadığı, somut olayda kamulaştırma işlemi tesis edilmesinin şartlarının gerçekleşmediği, dolayısıyla uyuşmazlığa konu taşınmazın acele kamulaştırılmasında hukuka uyarlık bulunmadığından dava konusu acele kamulaştırma kararının uyuşmazlığa konu taşınmaz yönünden iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ...'İN DÜŞÜNCESİ : Dava, davacının maliki olduğu, ...tarihli, ... sayılı kararla korunması gereken kültür varlığı (Eski Sabunhane) olarak tescil kaydı olan yapının bulunduğu Hatay ili, Antakya İlçesi, ... parsel sayılı taşınmazın acele kamulaştırılmasına ilişkin 02.08.2024 tarihli, 32620 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 01.08.2024 tarihli, 8780 sayılı Cumhurbaşkanı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Anayasa’nın 35. maddesinde, "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Numaralı Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde, "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.
Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verilmiş ve mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmıştır. Mülkiyet hakkına müdahalelerin de olabileceği hükme bağlanarak bu müdahalelerde kamu yararı, kanuni düzenleme ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkının ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Bu husus Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarıyla da ortaya konulmuştur.
Bu bağlamda idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını kamulaştırabileceği 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde hükme bağlanmış ve devam eden maddelerinde bu olağan kamulaştırmanın usul ve şartları düzenlenmiştir.
Öte yandan Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde, "3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir." hükmüne yer verilmiştir.
Taşınmazın mülkiyetinin kamu hizmetini yürütecek olan idareye geçmesine ilişkin Kamulaştırma Kanununun 3. maddesi ve devamı maddeleri uyarınca yapılan (olağan) kamulaştırma ile mülkiyetin malikin üzerinde kalmasına rağmen taşınmaza el konularak kullanımının idareye geçmesine ilişkin Kanun'un 27. maddesinde düzenlenen acele kamulaştırma işlemi aynı taşınmaza ilişkin olsa da farklı işlemlerdir. İdare doğrudan olağan kamulaştırma yapabileceği gibi olağanüstü bazı durumlarda önce acele kamulaştırma işlemi tesis edip sonra kamulaştırma işlemini tamamlayabilir. Acele kamulaştırma ile taşınmaza el konulduktan sonra idare tarafından öncelikle satın alma yolunun işletilmesi, bunun mümkün olamaması durumunda ise asliye hukuk mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılması gerekmektedir. Taşınmazın maliki, taşınmazına el konulması üzerine acele kamulaştırma işleminin iptali istemiyle dava açabileceği gibi asliye hukuk mahkemesinde açılan dava üzerine olağan kamulaştırmaya dönüşen işlemin iptali istemiyle de ayrıca dava açabilir.
Dolayısıyla acele kamulaştırma bir kamulaştırma usulü olmayıp kamulaştırma işlemlerinin tamamlanması ve mülkiyetin idareye geçmesine kadar taşınmaza el konularak kullanım hakkının idareye geçmesini sağlayan bir işlemdir. Nitekim Cumhurbaşkanınca kamulaştırma kararı değil kamulaştırmayı yapacak olan idarenin istemi üzerine "acelelik" kararı alınmaktadır. Bu nedenle acele kamulaştırma ve kamulaştırma işlemlerinin yargı denetimi de farklı olacaktır. Kamulaştırma işleminin kamu yararına ve kanunlarda belirtilen hükümlere ve kamulaştırma usulüne uygun olup olmadığı yönünden değerlendirilmesi gerekirken acele kamulaştırma işleminde acelelik durumunun olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu itibarla kamu yararının bulunmadığı kamulaştırma işlemlerinde acelelik durumunun olmadığı açık olmakla birlikte kamu yararı bulunan işlemlerde her zaman acelelik halinin bulunmadığı, olağan kamulaştırma ile taşınmazın mülkiyetinin idareye geçmesiyle kamu yararının gerçekleşebileceği tabidir.
Hukuk devletinde idarenin, acele kamulaştırma işlemi tesis edebilmesi için, olağanüstü durumlar karşısında, kamulaştırmaya konu taşınmaza daha acil olarak ihtiyaç duyması, idarenin anılan taşınmazı bir an önce kullanmaya başlamaya muhtaç olması, bir başka ifadeyle, üstün kamu yararının gerçekleşebilmesi için olağan usulden ayrılmasının zorunlu olması gerekir.
Bu doğrultuda, Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde, olağan dışı hallerde, belli şartların varlığına bağlı olarak, kamulaştırma işlemlerinin neticelenmesini beklemeden, idarenin, kamulaştırılan taşınmaza el koymasına izin verilmiş ve acele kamulaştırma olağanüstü ve istisnai bir yöntem olarak düzenlenmiştir. Acele kamulaştırmada, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın kanunda belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değeri idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir. Burada malik lehine olağan kamulaştırmada getirilen usule ilişkin güvenceler bertaraf edilmekte ve taşınmazın mülkiyeti geçmeden, idareye, taşınmazı el koyarak kullanma, ondan yararlanma ve üzerinde birtakım tasarrufta bulunma yetkisi verilmektedir. Bu işlem, malikin mülkiyet hakkını kısıtlayan bir sonuç doğuracağından, taşınmaza el konulmasında amaçlanan kamu yararı ile malikin mülkiyet hakkı arasındaki dengenin korunması ve bu kapsamda acelelik halinin değerlendirilmesi önem arz etmektedir.
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 8. maddesinde, "Yedinci maddeye göre tescil edilen korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının korunma alanlarının tesbiti ve bu alanlar içinde inşaat ve tesisat yapılıp yapılamayacağı konusunda karar alma yetkisi Koruma Kurullarına aittir. Korunma alanlarına dair koruma bölge kurulu kararları, 7201 sayılı Kanun uyarınca maliklere tebliğ edilir. Koruma Kurullarının kararına 61 inci maddenin ikinci fıkrasına göre itiraz edilebilir.
Malikleri idarece tespit edilemeyen kültür ve tabiat varlıklarının korunma alanlarının tesciline ilişkin kararlar, Resmî Gazete’de ilan yoluyla duyurulur ve Bakanlığın internet sayfasında bir ay süreyle yayımlanır.
Korunma alanlarının tespitinde, korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının korunması, görünümlerinin ve çevreleri ile uyumlarının muhafazası için yeteri kadar korunma alanına sahip olmaları dikkate alınır. Bu hususlarla ilgili esaslar. Kültür ve Turizm Bakanlığınca hazırlanacak yönetmelikte belirtilir." hükmü, 9. maddesinde, "Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında inşaî ve fizikî müdahalede bulunulamaz, bunlar yeniden kullanıma açılamaz veya kullanımları değiştirilemez. Esaslı onarım, inşaat, tesisat, sondaj, kısmen veya tamamen yıkma, yakma, kazı veya benzeri işler inşaî ve fizikî müdahale sayılır." hükmü, 10. maddesinde, "Her kimin mülkiyetinde veya idaresinde olursa olsun, taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunmasını sağlamak için gerekli tedbirleri almak, aldırmak ve bunların her türlü denetimini yapmak veya kamu kurum ve kuruluşları ile belediyeler ve valiliklere yaptırmak, Kültür ve Turizm Bakanlığına aittir... Diğer kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyetinde bulunan taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunma ve değerlendirilmesi bu Kanun hükümlerine uygun olarak kendileri tarafından sağlanır..." hükmü, "Hak ve sorumluluklar" başlıklı 11. maddesinde, "Taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının malikleri bu varlıkların bakım ve onarımlarını Kültür ve Turizm Bakanlığının bu Kanun uyarınca bakım ve onarım hususunda vereceği emir ve talimata uygun olarak yerine getirdikleri sürece, bu Kanunun bu konuda maliklere tanıdığı hak ve muafiyetlerden yararlanırlar. Ancak, kültür ve tabiat varlıklarını koruma bölge kurullarınca birinci grup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlıklarının bulunduğu taşınmazlar ile birinci ve ikinci derece arkeolojik sit alanlarındaki taşınmazlar zilyetlik yoluyla iktisap edilemez.
Malikler bu varlıkların üzerindeki mülkiyet haklarının tabii icabı olan ve bu Kanunun hükümlerine aykırı bulunmayan bütün yetkilerini kullanabilirler.
Bu Kanunun belirlediği bakım onarım sorumluluklarını yerine getirmekte aczi olanların mülkleri, usulüne göre kamulaştırılır. Mazbut veya mülhak vakıf varlıkları bu hükme tabi değildir.
Kültür ve Turizm Bakanlığının uygun görmesi ile, Vakıflar Genel Müdürlüğü, il özel idareleri, belediyeler ve diğer kamu kurum ve kuruluşları, yukarıda sözü geçen maliklere lüzum görülen hallerde, taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının koruma, bakım ve onarımlarına, teknik eleman ve ödenekleri ile yardımda bulunabilirler." hükmü yer almıştır. Kanun'un 18. maddesinde yapı esasları düzenlenmiş, maddenin ikinci fıkrasında, "Tescilli taşınmaz kültür varlıklarının rölöve, restorasyon ve restitüsyon projeleri ve bunların uygulanmasında restoratör mimar veya mimarın bulunması zorunludur. Bunlardan I. grup kapsamında olanların rölöve, restorasyon ve restitüsyon projelerinin uygulama çalışmaları, yapının özelliğine göre kalem işleri, ahşap, demir, taş işleri ve restorasyon konularında uzmanlaşmış kişilerce yapılır." hükmü, "Maliklerin izin verme yükümlülüğü" başlıklı 19. maddesinde, "Taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının malikleri, Kültür ve Turizm Bakanlığınca görevlendirilmiş uzmanlara, gerektiği zaman, varlığın kontrolü, incelenmesi, harita, plan ve rölevesinin yapılması, fotoğraflarının çekilmesi, kalıplarının çıkarılması için izin vermeye ve gereken kolaylığı göstermeye mecburdurlar. Ancak, görevliler konut dokunulmazlığı ve aile mahremiyetini ihlal etmeyecek tarzda faaliyetlerini yürütürler." hükmü yer almıştır.
Yukarıda yer alan Kanun hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyetinde bulunan taşınmaz kültür varlıklarına ilişkin olarak maliklerin, bu varlıkların üzerindeki mülkiyet haklarının tabii icabı olan ve bu Kanunun hükümlerine aykırı bulunmayan bütün yetkilerini kullanabileceği, Kanun hükümlerine uygun olması şartıyla, kültür varlıklarının korunma ve değerlendirilmesinin gerçek ve tüzel kişilerin kendileri tarafından sağlanacağı ve Kültür ve Turizm Bakanlığının Kanun uyarınca bakım ve onarımı hususunda vereceği emir ve talimata uygun olarak bu varlıkların bakım ve onarımlarını yerine getirdikleri sürece Kanunun tanıdığı hak ve muafiyetlerden yararlanacakları, maliklere lüzum görülen hallerde, taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının koruma, bakım ve onarımlarına, teknik eleman ve ödenekleri ile yardımda bulunabileceği, tescilli taşınmaz kültür varlıklarının rölöve, restorasyon ve restitüsyon projeleri ve bunların uygulanmasında restoratör mimar veya mimarın bulunmasının zorunlu olduğu, bunlardan I. grup kapsamında olanların rölöve, restorasyon ve restitüsyon projelerinin uygulama çalışmalarının, yapının özelliğine göre kalem işleri, ahşap, demir, taş işlerinin ve restorasyonunun konularında uzmanlaşmış kişilerce yapılacağı, Kültür ve Turizm Bakanlığınca görevlendirilmiş uzmanlara, gerektiği zaman, varlığın kontrolü, incelenmesi, harita, plan ve rölevesinin yapılması, fotoğraflarının çekilmesi, kalıplarının çıkarılması için izin vermeye ve gereken kolaylığı göstermeye maliklerin mecbur olduğu, Kanunun belirlediği bakım onarım sorumluluklarını yerine getirmekte aczi olanların mülklerinin, usulüne göre kamulaştırılabileceği anlaşılmaktadır.
Öte yandan tescilli kültür varlıklarının korunması, görünümlerinin ve çevreleri ile uyumlarının muhafazası için yeteri kadar korunma alanı belirlenebileceği, korunma alanlarının tesbiti ve bu alanlar içinde inşaat ve tesisat yapılıp yapılamayacağı konusunda karar alma yetkisinin koruma kurullarına ait olduğu hükme bağlandığından, başka bir ifadeyle koruma alanı belirlenmesindeki amacın, tescilli kültür varlığının görünümü ve çevresiyle uyumunun sağlanması için koruma alanındaki yapılaşmanın denetlenmesi olduğu anlaşıldığından, özgünlüğünün değiştirilemeyeceği başka bir tescilli kültür varlığının olduğu taşınmazın, tescilli kültür varlığının koruma alanı olarak belirlenmesinin bir anlamının olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Davalı idareler tarafından, dava konusu işlemin depremde hasar gören Yemeniciler (Kerhan) Mescidinin fen ve sanat kurallarına uygun şekilde ihya edilmesi için tesis edildiği, koruma amaçlı imar planında kentsel ve arkeolojik sit alanı içerisinde yer alan ve tescilli vakıf kültür varlığı niteliğinde olan mazbut Yemeniciler Çarşısı Vakfına ait Hatay ili, Antakya ilçesi,...Mıntıka, ... sayılı parsel üzerindeki anılan yapının 06.02.2023 ve 20.02.2023 tarihinde meydana gelen depremlerde hasar aldığı, restorasyonunun bir bütünlük içerisinde yapılabilmesi, etrafında mevcut yapılaşmada inşai ve fiziki müdahalenin 2863 sayılı Kanuna ve ilgili mevzuata uygun şekilde gerçekleştirilebilmesi ve yapının silüetini olumsuz etkileyebilecek yapılaşmaların engellenebilmesi için Mescidin koruma alanının belirlenmesine ilişkin 04.04.2024 tarihli, 3909 sayılı Hatay Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararının alındığı, Mescidin bitişiğinde, uyuşmazlığa konu özel mülkiyete ait ve yine kültür varlığı olarak tescilli olan ... Mıntıka ... sayılı parsel üzerindeki yapının da ağır hasar gördüğü, can ve mal güvenliği açısından tehlike arz ettiği, Mescidin ve özel mülkiyete ait söz konusu yapının malikleri eliyle onarılmasının uzun bir süreç alacağının tahmin edildiği, Mescidin restorasyonunda bitişik bu yapı ile ortak müdahale gerektiren kısımların olduğu, Hatay ilindeki kamu düzeninin ve hayatın olağan akışının ivedilikle normale dönmesinin sağlanması, eski eser tescilli vakıf ve özel mülkiyete dair her iki yapının da bir an önce onarımında kamu menfaatinin bulunması nedenleriyle, bu konuda tespitleri içeren 24.04.2024 tarihli teknik rapor dikkate alınarak acele kamulaştırma işleminin tesis edildiği ileri sürülmüştür.
Uyuşmazlıkta, 2. grup kültür varlığı olarak tescilli olan ... sayılı parselde bulunan yapı için koruma alanı belirlenmiş olup davalı idarelerin savunma dilekçesine eklediği krokide, yine üzerinde kültür varlığı olarak tescilli olan yapının bulunduğu davaya konu ... sayılı parselin koruma alanı ve kamulaştırma sınırı içinde kaldığı görülmektedir.
2863 sayılı Kanunda, özel mülkiyette bulunan tescilli kültür varlıklarının özel mülkiyette kalmasının devamlılığının esas olduğu, mülk sahiplerinin Kanun'a aykırı olmaması şartıyla bu varlıkların üzerindeki mülkiyet haklarını ve yetkilerini kullanabileceği, yapının bakım ve onarımından sorumlu oldukları, mülk sahiplerine koruma, bakım ve onarımlarda, teknik eleman ve ödenekler ile yardımda bulunulabileceği, Kültür ve Turizm Bakanlığının bakım ve onarıma ilişkin denetleme yükümlülüğünün bulunduğu, malikin tescilli kültür varlığının bakım ve onarım sorumluluğunda aczinin bulunması halinde taşınmazın kamulaştırılabileceği hükme bağlandığından, uyuşmazlığa konu ... sayılı parsel üzerinde, ... sayılı parselde bulunan yapının görünümünü etkileyecek bir yapının yapılmasının mümkün olmaması ve hasar gören tescilli kültür varlığının özgünlüğünün korunarak restorasyonunun yapılmasının gerekmesi, ayrıca kamulaştırma işleminin, ... sayılı parsel malikinin, tescilli yapının bakımı, onarımı konusunda aczinin olduğu nedeniyle tesis edilmemesi karşısında ... sayılı parselin ... sayılı parsel üzerindeki tescilli kültür varlığının koruma alanı olarak belirlenmesi suretle anılan taşınmazın kamulaştırma sınırı içine alınmasının, başka bir ifadeyle özel mülkiyetteki tescilli kültür varlığının kamulaştırılabilmesi için gerekli olan şartlar oluşmadan kamulaştırma kararı verilmesinin kanuni dayanağının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davalı idarelerce, iki ayrı tescilli yapının bitişik olması nedeniyle ortak müdahale gerektiren kısımlarının olduğu belirtilmiş ise de bunun gerekliliği, nedenleri de ortaya konulamamıştır.
Öte yandan 2863 sayılı Kanun uyarınca tescilli kültür varlıklarının restorasyonunun, restitüsyonunun yapılması sırasındaki kamu yararının, yapının özgünlüğünü korumakla ilgili olduğu, kamu düzeninin ve hayatın olağan akışının ivedilikle normale dönmesinin sağlanması amacının tescilli kültür varlıklarının ihyası ya da onarımıyla ilişkilendirilemeyeceği açıktır.
Bu durumda uyuşmazlıkta, kamulaştırma işlemi tesis edilmesinin şartlarının gerçekleşmediği ve kamulaştırılması mümkün olmayan yapının da acele kamulaştırılmasında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptalinin gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Uyuşmazlığa konu taşınmazın,... tarih ve ... sayılı korunması gereken kültür varlığı olarak tescil kaydı kaydı bulunmakta olup, Antakya İlçesi Tarihi Kent Merkezi 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Revizyon Uygulama Planında T1 Ticaret Alanı (Geleneksel Ticaret) alanında kalmaktadır.
04/04/2024 tarih ve 3909 sayılı Hatay Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü kararı ile; kentsel ve 3. Derece arkeolojik sit alanında...Mıntıkada bulunan ... parsel sayılı ...Vakfı mülkiyetine ait taşınmazın koruma alanı sınırı uyuşmazlığa konu taşınmazı kapsayacak şekilde yeniden belirlenmiştir.
Hatay Vakıflar Bölge Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı komisyon raporu ile; teknik personel tarafından 24/04/2024 tarihli hazırlanan raporda; Hatay İlinde gerçekleşen yıkıcı depremler sonucunda olağanüstü koşullar oluştuğu, Yemeniler(Kerhan) Mescidinin bitişiğinde yer alan ve özel mülkiyete ait söz konusu yapının malikleri eliyle onarılmasının uzun bir süreç alacağının tahmin edildiği, bu nedenle Hatay İlindeki kamu düzeninin yeniden tesis edilmesi, hayat akışının ivedilikle normale dönmesinin sağlanması, vakıf mescidinin fiziki olarak restorasyonunun gerçekleştirilebilmesi için bitişik yapının da ortak müdahale gerektiren kısımlarının olması, böylelikle kamu hizmetinin devamlılığının sağlanması, eski eser tescilli vakıf ve özel mülkiyete ait her yapının da bir an önce onarımında kamu menfaati olacağından, ekli krokide sınırları belirtilen Antakya İlçesi, 5. mıntıka, ... parsel sayılı taşınmazın, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanun'unun 27. maddesi ve 2863 sayılı Kültür Varlıklarını Koruma Kanununun 15. maddesinin (b) bendi hükmüne göre İdarelerince acele kamulaştırılmasının uygun olacağının belirtildiğinden bahisle Komisyonlarınca söz konusu teknik rapor ve eki bilgi ve belgeler uygun bulunduğundan; Hatay Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun... tarih ve ...sayılı kararı ile kamulaştırılabileceği kararı göz önünde bulundurularak, özel mülkiyete ait Hatay İli, Antakya İlçesi,... Mıntıka, ... parsel sayılı taşınmazın, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi göre Vakıflar Genel Müdürlüğünce uygun görülmesi halinde Cumhurbaşkanlığı Kararı alınarak acele kamulaştırılmasının uygun olacağına karar verilmiştir.
Hatay Vakıflar Bölge Müdürlüğünün... tarih ve ... sayılı Sanat Eserleri ve Yapı İşleri Daire Başkanlığına hitaben yazılan yazısı ile, Hatay Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun... tarih ve ... nolu kararı ile onaylanan vakıf kültür varlığı Yemeniler (Kerhan) Mescidi korunma alanı içerisinde yer alan, Hatay İli, Antakya İlçesi, 5. Mıntıka, 160 parsel sayılı taşınmazın 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27 maddesi ve 2863 sayılı Kültür Varlıklarını Koruma Kanununun 15.maddesinin (b) bendi hükmüne göre uygun görülmesi halinde Cumhurbaşkanlığı Kararı alınarak acele kamulaştırılması talep edilmiştir.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 10/08/2024 tarih ve 661902 sayılı Cumhurbaşkanlığı’na hitaben yazılan yazısı ile; Hatay'daki genel düzenin yeniden eskiye döndürülmesi ve hayat akışının normalleşmesinin sağlanması önem arz ettiğinden, Vakıf mülkiyetinde bulunan eserlerin restorasyonu esnasında anılan yapılarda da uygulama yapılması yerinde olacağı, bütüncül bir yaklaşımla çalışıldığında kamu hizmetinin devamlılığının sağlanacağı ve eski eser tescilli vakıf eser ile özel mülkiyete ait yapılarında bir an önce onarılarak kamu menfaatinin tesis edileceğinin değerlendirildiği, söz konusu yapıların çevresinde yer alan özel mülkiyetlerin acele kamulaştırılmalarına ilişkin iş ve işlemlerin başlatılması talep edilmiştir
Dava konusu 01/08/2024 tarih ve 8780 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile, Hatay ili, Antakya ilçesi sınırları içerisinde bulunan ve ekli listede yer alan taşınmazların, Yemeniciler (Kerhan) Mescidi, Rıfat Ağa Mescidi, Mahremiye Camii ve Habib-i Neccar Camii’nin yeniden ihyası amacıyla Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verilmiştir.
Bakılan dava, dava konusu acele kamulaştırma kararının davacıya ait taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3. maddesinin birinci fıkrasında, idarelerin kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırabileceği düzenlenmiş; 5. maddesi ile kamulaştırma yapılabilmesi kamu yararı kararı alınması şartına bağlanmış; 5. maddede düzenlenen mercilerce verilen kamu yararı kararlarının onay mercilerinin düzenlendiği 6. maddesinin son fıkrasında da, onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için kamu yararı kararı alınmasına gerek olmaksızın, yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir kararın alınması yeterli görülmüştür.
Aynı Kanun'un 27. maddesinde ise, "3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir." hükmüne yer verilmiştir.
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 10. maddesinin 4. fıkrasında "Vakıflar Genel Müdürlüğünün idaresinde ve denetiminde bulunan mazbut vakıflar ile temsilen yönetilen mülhak vakıflara ait kültür ve tabiat varlıklarının korunması ve değerlendirilmesi, Koruma Kurulları kararı alındıktan sonra, Vakıflar Genel Müdürlüğünce yürütülür. Vakıflar Genel Müdürlüğünün denetiminde bulunan mülhak vakıflara ait taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunması ve değerlendirilmesi, Koruma Kurulları kararı alındıktan sonra, yöneticileri tarafından yürütülür." hükmü, 15. maddesinin (b) bendinde ise, "Menşei vakıf olup da çeşitli sebeplerle kısmen veya tamamen gerçek ve tüzelkişilerin mülkiyetine geçen korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve bunların korunma alanlarının kamulaştırılmaları, Vakıflar Genel Müdürlüğünce yapılır." hükmü yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasa’nın 35. maddesinin 2. fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir.
Özel mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmış, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahaleler olabileceği öngörülmüş ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir.
Anayasa ve 2942 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, idarelerin, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı çerçevesinde ya da onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine dayanılarak, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırmaları; hatta 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen şartların varlığı halinde, anılan Kanun'da ayrı bir usul olarak öngörülen acele kamulaştırma yöntemine de başvurulabilmeleri mümkündür.
Anayasa'nın 35. maddesinin mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceğine ilişkin hükmü çerçevesinde, 2942 sayılı Kanun'la, kamulaştırma ve aynı zamanda acele kamulaştırma işleminin kurucu unsuru olan kamu yararının, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı ile ya da onaylı imar planı veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve proje ile ortaya konulması gerekliliği düzenlenmiştir.
2942 sayılı Kanunda, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir.
Olağan kamulaştırma sürecinde; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar kamulaştırılırken, öncelikle yeterli ödenek ayrıldıktan sonra, Kanun'un 5. ve 6. maddelerinde belirlenen mercilerce kamu yararı kararı alınır. Kamulaştırmayı gerçekleştirecek idarece, sırasıyla, aynı Kanun'un 7. maddesinde ayrıntısı belirlendiği üzere taşınmaza ilişkin ölçekli plan yapılır, taşınmazın maliki belirlenir, vergi beyan ve değeri tespit edilir ve tapuya kamulaştırma şerhi verilmesinin ardından Kanun'un 8. maddesine göre idarenin satın alma usulünü, karşılıklı anlaşmaya dayalı olarak denemesi gerekir. Bu yolla anlaşmaya varılamaması halinde, Kanun'un 10. maddesine göre idarenin ilgili belgelerle birlikte taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescilini sağlamak amacıyla dava açması gerekir ve ancak mahkemece tescil kararı verildikten sonra idare, kamulaştırmaya konu taşınmaz üzerinde tasarruf edebilir hale gelir.
Olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır.
Acele kamulaştırma usulü ise 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idareye kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, o taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir usul olarak öngörülmüştür.
Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Anılan hüküm uyarınca taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan, kamu düzenine ilişkin olarak acelilik halinin bulunduğu durumlarda Cumhurbaşkanınca, taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebilmektedir.
2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde, acele kamulaştırma işleminin dayandırılacağı üç sebep unsurundan, “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen haller” bakımından, Kanun'da açık bir acelelik haline yer verilmediğinden, maddede öngörülen diğer iki koşuldan bağımsız şekilde, işlem tesisine dayanak olan acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirilmesi gerekmektedir.
Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerekmektedir.
Dolayısıyla, acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararlarının da kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığına yönelik hukuki denetiminin; diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden incelenerek yapılması gerektiği açıktır.
Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde, dava konusu acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararı'nın "kamu yararı" ve "acelelik hali" ölçütleri yönünden ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; depremde hasar alan ve fen ve sanat kurallarına uygun şekilde ihyasının sağlanmasının amaçlanan Yemeniler (Kerhan) Mescidinin deprem sonucunda hasar aldığının tespit edildiği, mescidin bitişiğinde yer alan özel mülkiyete ait ve yine eski eser tescilli, orijinalinde sabunhane niteliği taşıyan, 5. mıntıka, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan yapının da ağır hasar gördüğünün ve can ve mal güvenliği açısından tehlike arz ettiğinin tespit edildiği, kültür varlığı olan söz konusu yapının fiziki restorasyonunun bir bütünlük içerisinde gerçekleştirilebilmesi ve etrafında mevcut yapılaşmada yapılacak inşai ve fiziki müdahalelerin 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununa ve ilgili mevzuata uygun şekilde gerçekleştirilmesinin sağlanabilmesi için yapının silüetini olumsuz etkileyebilecek yapılaşmaların engellenebilmesi ve yapı etrafında fen ve sanat kurallarına uygun şekilde ihyasının sağlanabilmesi amacıyla koruma alanı sınırının ... tarih ve ... sayılı Hatay Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü kararı ile kabul edildiği, Hatay İlinde gerçekleşen yıkıcı depremler sonucunda olağanüstü koşullar oluştuğu, Yemeniler(Kerhan) Mescidinde yer alan ve özel mülkiyete ait söz konusu yapının malikler eliyle onarılmasının uzun bir süreç alacağı, bu nedenle Hatay İlindeki kamu düzeninin yeniden tesis edilmesi, hayat akışının ivedilikle normale dönmesinin sağlanması, vakıf mescidinin fiziki olarak restorasyonunun gerçekleştirilebilmesi için bitişik yapının da ortak müdahale gerektiren kısımlarının olması, böylelikle kamu hizmetinin devamlılığının sağlanması, eski eser tescilli vakıf ve özel mülkiyete ait her iki yapının da bir an önce onarımında kamu menfaati bulunduğu gerekçeleriyle ...Vakfı mülkiyetine ait ... parsel sayılı taşınmazın koruma alanı sınırı içerisinde bulunan uyuşmazlığa konu taşınmazın acele kamulaştırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda; 2863 sayılı Kanunun 15. maddesinin (b) bendi uyarınca menşei vakıf olan korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve bunların korunma alanlarının Vakıflar Genel Müdürlüğünce kamulaştırılabileceği, anılan mescidin deprem sonucunda hasar aldığının tespit edildiği, mescidin bitişiğinde yer alan özel mülkiyete ait uyuşmazlığa konu taşınmaz üzerinde yer alan yapının da ağır hasar gördüğünün ve can ve mal güvenliği açısından tehlike arz ettiğinin tespit edildiği, yıkıcı depremler sonucunda olağanüstü koşulların oluştuğu Hatay İlindeki ...Vakfı mülkiyetine ait ... parsel sayılı taşınmazın koruma alanı sınırı içerisinde bulunan uyuşmazlığa konu taşınmazın, restorasyon çalışmasının etrafındaki mevcut yapı grubu ile bir bütünlük içerisinde gerçekleştirilebilmesi, bu kapsamdaki inşai ve fiziki müdahalelerin 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununa ve ilgili mevzuata uygun şekilde gerçekleştirilmesinin sağlanabilmesi, yapının silüetini olumsuz etkileyebilecek yapılaşmaların engellenebilmesi, yapının çevresi ile birlikte fen ve sanat kurallarına uygun şekilde ihyasının sağlanabilmesi, vakıf mescidinin fiziki olarak restorasyonunun gerçekleştirilebilmesi için bitişik yapının da ortak müdahale gerektiren kısımlarının bulunduğu, ayrıca büyük bir deprem felaketinin yaşandığı Hatay İlinde depremin yaralarının hızla sarılarak şehrin yaşanabilir duruma getirilmesi, toplumun normal yaşantısına hızlı ve etkili bir şekilde dönmesinin sağlanması amaçlandığı dikkate alındığında, somut olayda kamu yararının bulunduğu açık olup, uyuşmazlığa konu taşınmazın kamulaştırılması amacıyla yapılacak kamulaştırmada acelelik halinin de bulunduğu sonucuna varıldığından, dava konusu Cumhurbaşkanlığı kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. DAVANIN REDDİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen ve davacı tarafından yapılan toplam...-TL yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
4\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5\. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(g) maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 14/05/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 35. maddesinde, "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Ek 1 Nolu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde, "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 9. maddesinde "Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında inşaî ve fizikî müdahalede bulunulamaz, bunlar yeniden kullanıma açılamaz veya kullanımları değiştirilemez. Esaslı onarım, inşaat, tesisat, sondaj, kısmen veya tamamen yıkma, yakma, kazı veya benzeri işler inşaî ve fizikî müdahale sayılır." hükmüne, 10. maddesinde "Her kimin mülkiyetinde veya idaresinde olursa olsun, taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunmasını sağlamak için gerekli tedbirleri almak, aldırmak ve bunların her türlü denetimini yapmak veya kamu kurum ve kuruluşları ile belediyeler ve valiliklere yaptırmak, Kültür ve Turizm Bakanlığına aittir.
...
Diğer kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyetinde bulunan taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunma ve değerlendirilmesi bu Kanun hükümlerine uygun olarak kendileri tarafından sağlanır." hükmüne, 11. maddesinde "Taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının malikleri bu varlıkların bakım ve onarımlarını Kültür ve Turizm Bakanlığının bu Kanun uyarınca bakım ve onarım hususunda vereceği emir ve talimata uygun olarak yerine getirdikleri sürece, bu Kanunun bu konuda maliklere tanıdığı hak ve muafiyetlerden yararlanırlar. Ancak, kültür ve tabiat varlıklarını koruma bölge kurullarınca birinci grup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlıklarının bulunduğu taşınmazlar ile birinci ve ikinci derece arkeolojik sit alanlarındaki taşınmazlar zilyetlik yoluyla iktisap edilemez.
Malikler bu varlıkların üzerindeki mülkiyet haklarının tabii icabı olan ve bu Kanunun hükümlerine aykırı bulunmayan bütün yetkilerini kullanabilirler.
Bu Kanunun belirlediği bakım onarım sorumluluklarını yerine getirmekte aczi olanların mülkleri, usulüne göre kamulaştırılır. Mazbut veya mülhak vakıf varlıkları bu hükme tabi değildir." hükmüne, 15. maddesinin (b) bendinde "Menşei vakıf olup da çeşitli sebeplerle kısmen veya tamamen gerçek ve tüzelkişilerin mülkiyetine geçen korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve bunların korunma alanlarının kamulaştırılmaları, Vakıflar Genel Müdürlüğünce yapılır. Bu maksat için Vakıflar Genel Müdürlüğü bütçesine yeteri kadar ödenek konur." hükmüne yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; 24/04/2024 tarihli teknik raporda; Yemeniler(Kerhan) Mescidinin hasar aldığının tespit edildiği, uyuşmazlığa konu ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan yapının da ağır hasar gördüğü ve can ve mal güvenliği açısından tehlike arz ettiği tespitlerine yer verildiği, davalı idarelerin savunma dilekçesi ekinde sunulan hasar tespit bilgileri formu ile davalı Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından hazırlattırılan gayrimenkul değerleme raporunda uyuşmazlığa konu taşınmazın hasar durumunun az hasarlı olarak belirtildiği, uyuşmazlığa konu taşınmazın ... tarih ve ... sayılı Hatay Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü kararı ile; ... parsel sayılı ...Vakfı mülkiyetine ait taşınmazın koruma alanı sınırı içerisine dahil edildiği, dosyaya gerek davalı idare gerekse davacı tarafından sunulan fotoğrafların incelenmesinden Hatay ilinde meydana gelen depremde Yemeniciler mescidinin yıkıldığı, uyuşmazlığa konu taşınmaz üzerine bulunan yapının ise Yemeniciler mescidine bitişik olan duvarının hasar gördüğü anlaşılmaktadır.
2863 sayılı Kanun hükümlerinin değerlendirilmesinden, Kanuna uygun olmak kaydıyla gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyetinde bulunan taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunma ve değerlendirilmesinin kendileri tarafından sağlanmasının esas olduğu ve Kültür ve Turizm Bakanlığının Kanun uyarınca bakım ve onarım hususunda vereceği emir ve talimata uygun olarak bu varlıkların bakım ve onarımlarını yerine getirdikleri sürece Kanunun tanıdığı hak ve muafiyetlerden yararlanacakları, Kanunun belirlediği bakım onarım sorumluluklarını yerine getirmekte aczi olanların taşınmazlarının, usulüne göre kamulaştırılabileceği anlaşılmaktadır.
Öte yandan tescilli kültür varlıklarının korunması, görünümlerinin ve çevreleri ile uyumlarının muhafazası için yeteri kadar korunma alanı belirlenebileceği, korunma alanlarının tesbiti ve bu alanlar içinde inşaat ve tesisat yapılıp yapılamayacağı konusunda karar alma yetkisinin koruma kurullarına ait olduğu hükme bağlandığından, başka bir ifadeyle koruma alanı belirlenmesindeki amacın, tescilli kültür varlığının görünümü ve çevresiyle uyumunun sağlanması için koruma alanındaki yapılaşmanın denetlenmesi olduğu anlaşıldığından dava konusu yapının özgünlüğünün zaten değiştirilemeyeceği başka bir tescilli kültür varlığının olduğu taşınmazın, tescilli kültür varlığının koruma alanı olarak belirlenmesinin bu durumu değiştirmediği sonucuna ulaşılmaktadır.
Bu durumda; 2863 sayılı Kanunda, özel mülkiyette bulunan tescilli kültür varlıklarının özel mülkiyette kalmasının esas olduğu, taşınmaz sahiplerinin Kanuna aykırı olmamak şartıyla bu varlıklar üzerindeki mülkiyet haklarını ve yetkilerini kullanabileceği ve yapının bakım ve onarımından sorumluluklarının bulunduğu, Kültür ve Turizm Bakanlığının bakım ve onarıma ilişkin denetleme yükümlülüğünün olduğu, malikin tescilli kültür varlığının bakım ve onarım sorumluluğunda aczinin bulunması halinde ancak o taşınmazın kamulaştırılabileceği hükme bağlandığından, dava konusu acele kamulaştırma işleminin uyuşmazlığa konu ... sayılı parsel taşınmazın malikinin, tescilli yapının bakımı ve onarımı konusunda aczinin olduğu gerekçesiyle tesis edilmediği ve uyuşmazlığa konu parsel üzerinde, ... parsel sayılı taşınmazda bulunan yapının görünümünü etkileyecek bir yapının yapılmasının mümkün olmadığı ve hasar gören tescilli kültür varlığının özgünlüğünün korunarak restorasyonunun yapılmasının gerektiği dikkate alındığında uyuşmazlığa konu taşınmazın, ... parsel sayılı taşınmaz üzerindeki tescilli kültür varlığının koruma alanı içerisine alınmasının koruma alanındaki tescilli yapının kamulaştırılması için yeterli olmadığı, yine koruma alanına alındığından bahisle koruma alanındaki tescilli yapının yıkılamayacağı gibi yıkılarak alanın boşaltılamayacağı, başka bir ifadeyle özel mülkiyetteki tescilli kültür varlığının kamulaştırılabilmesi için gerekli olan şartlar oluşmadan kamulaştırma kararı verilmesinin kanuni dayanağının bulunmadığı, somut olayda kamulaştırma işlemi tesis edilmesinin şartlarının gerçekleşmediği, dolayısıyla uyuşmazlığa konu taşınmazın acele kamulaştırılmasında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığından, dava konusu acele kamulaştırma kararının uyuşmazlığa konu taşınmaz yönünden iptaline karar verilmesi gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.