Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/6954
2025/4112
16 Eylül 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2024/6954
Karar No : 2025/4112
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1- ...
2- ... Başkanlığı - ...
VEKİLLERİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Adıyaman, Ardahan, Aydın, Elazığ, Erzurum, Kahramanmaraş, Sinop ve Van illerinde meydana gelen bazı afetler nedeniyle hak sahibi olan afetzedelerin barınma ihtiyacının karşılanması amacıyla ekli listede bulundukları yer ile ada ve parsel numaraları belirtilen taşınmazların, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 02/08/2024 tarih ve 32620 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 01/08/2024 tarih ve 8782 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının Adıyaman ili, Kahta ilçesi, ... Köyü, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Uyuşmazlığa konu taşınmazın tarım arazisi olduğu ve kamulaştırılmasının 2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde sayılan haller kapsamında değerlendirilemeyeceği, uyuşmazlığa konu taşınmazın bulunduğu alanın imar planının bulunmadığı, acele kamulaştırma kararının dayanağının bulunmadığı, tarım arazisinin kamulaştırılmasında kamu yararının bulunmadığı, acele kamulaştırma yönteminin uygulanmasının gerekçesinin, olağanüstü durumların, amaçlanan kamu yararının, kamu düzeninin korunmasını gerektiren hallerin somut olarak ortaya konulmadığı, belde sınırları içerisinde büyük parsel tek parça Hazine arazisi olmasına rağmen uyuşmazlığa konu taşınmazın kamulaştırılmasının keyfilik olduğu, somut olayda acelelik halinin bulunmadığı, acele kamulaştırmanın istisnai olduğu, zemin etütlerinin yapılmadığı, öncelikle olağan kamulaştırma yoluna gidilmesi gerektiği belirtilerek dava konusu acele kamulaştırma kararının iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVALI İDARELERİN SAVUNMALARI : 7269 sayılı Kanun kapsamında Genel Hayata Etkili Afet Bölgesi ilan edilen ve aynı Kanun kapsamında hak sahibi kabul edilen aileler için konut, ahır ve ticarethanelerin yapılabilmesi amacıyla bedelsiz temin edilebilecek araziler kullanılmakta olup, uygun taşınmaz bulunamama durumunda ise yine aynı Kanun'un 21. maddesi kapsamında mülkiyeti özel kişilere ait taşınmazların kamulaştırma yolu ile edinilerek afet konutları yapıldığı, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Uyuşmazlıkta; Dairemizce verilen 07/01/2025 tarihli ara kararı ile uyuşmazlığa konu ilişkin olarak 5403 sayılı Kanun hükümleri gereğince tarım dışı amaçla kullanım izni alınıp alınmadığının sorulması üzerine, Tarım ve Orman Bakanlığı'nca sunulan ... tarih ve ... sayılı yazı yazı ekinde yer alan Adıyaman Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısı ile tarım dışı izinlendirme yapılmadığının belirtildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda; afetzedelerin barınma ihtiyacının karşılanması amacıyla tarım arazilerinin konut yapımı amacıyla tarım dışı amaçla kullanılabilmesi, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’na göre tarım dışı amaçla kullanım izni alınmasına bağlı olduğundan, tarım dışı kullanım izni alınmayan uyuşmazlığa konu taşınmazın acele kamulaştırılması yolunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığından dava konusu işlemin uyuşmazlığa konu taşınmaz yönünden iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dava, Adıyaman, Ardahan, Aydın, Elazığ, Erzurum, Kahramanmaraş, Sinop ve Van illerinde meydana gelen bazı afetler nedeniyle hak sahibi olan afetzedelerin barınma ihtiyacının karşılanması amacıyla ekli listede bulundukları yer ile ada ve parsel numaraları belirtilen taşınmazların, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 02/08/2024 tarih ve 32620 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 01/08/2024 tarih ve 8782 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı'nın Adıyaman ili, Kahta ilçesi, ... Köyü, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır.
Anayasa'nın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Ek 1 Nolu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3. maddesinin birinci fıkrasında, idarelerin kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırabileceği düzenlenmiş; 5. maddesi ile kamulaştırma yapılabilmesi kamu yararı kararı alınması şartına bağlanmış; 5. maddede düzenlenen mercilerce verilen kamu yararı kararlarının onay mercilerinin düzenlendiği 6. maddesinin son fıkrasında da, onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için kamu yararı kararı alınmasına gerek olmaksızın, yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir kararın alınması yeterli görülmüştür.
Aynı Kanun'un 27. maddesinde ise, "3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir." hükmüne yer verilmiştir.
7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun'un 21. maddesinde, "Afet bölgesi içinde ve dışında tespit olunan imar ve iskan alanları içindeki taşınmaz mallardan Hazineye, özel idareye, belediyeye, köy tüzel kişiliğine veya katma bütçeli dairelere ait olanlardan (Vakıflar Genel Müdürlüğü taşınmaz malları ile, Hazineye, özel idare ve belediyeye ait taşınmaz mallardan bir kamu hizmetine tahsis edilenler hariç) ihtiyaca tekabül eden miktarı, İmar ve İskan Bakanlığının isteği üzerine bedelsiz olarak bu işe tahsis ve temlik olunur.
Afet sahaları içinde ve dışında yeniden kurulacak iskan yerleri (Şehir, kasaba, köy) ile mevcut iskan sahalarına yapılacak eklemeler için, yukarıdaki hükümler dairesinde arazi temini mümkün olmıyan hallerde (Normal gelişme alanlarına öncelik verilmek şartiyle) arazi ve bina satınalınabileceği gibi, kamulaştırma mevzuatı dahilinde, kamulaştırma da yapılabilir.
Bu maddeye göre sağlanan taşınmaz mallar İmar ve İskan Bakanlığının isteği üzerine, ayrıca ferağ şartı aranmaksızın Hazine adına re'sen tescil olunur." hükmü yer almaktadır.
Özel mülkiyet hakkının korunması gereken temel insan hakları arasında öngörüldüğü, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verildiği, bu düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahalelerin olabileceğinin öngörüldüğü, ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük yada orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir.
Anayasa’nın 35. maddesinin ikinci fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin Kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir Acele kamulaştırma usulü idareye kamulaştırma işlemlerinin neticelenmesini beklemeden kamulaştırılan taşınmaza el koyma imkânı tanıyan olağanüstü bir kamulaştırma usulüdür. Acele kamulaştırmada, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile Mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın kanunda belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değeri idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir. Acele kamulaştırma usulü, olağan kamulaştırmada malik lehine getirilen usule ilişkin güvenceleri bertaraf etmemekte; yalnızca bu usullerin işletilmesinden önce idareye, kamulaştırılacak taşınmaza el koyma imkânı tanımaktadır. Taşınmaza el konulduktan sonra idare tarafından öncelikle satın alma yolunun işletilmesi, bunun mümkün olamaması durumunda ise Asliye Hukuk Mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılması gerekmektedir. Kamulaştırılmasına karar verilen taşınmaza acele olarak ihtiyaç duyulması halinde, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca kamulaştırma acele usulle yapılmaktadır.
Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Anılan hüküm uyarınca taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan, kamu düzenine ilişkin olarak acelilik halinin bulunduğu durumlarda Cumhurbaşkanınca, taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebilmektedir. Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerekmektedir. Acelelik koşulunun kamu düzenine ilişkin olması gerektiği ve kamu yararının ise, olağan kamulaştırma usulü ile sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren, aceleliği zorunlu kılan bir yarar olduğu açıktır.
5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun "Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı" başlıklı 13. maddesinde;
"Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri tarımsal üretim amacı dışında kullanılamaz. Ancak, alternatif alan bulunmaması ve Kurulun uygun görmesi şartıyla;
a) Savunmaya yönelik stratejik ihtiyaçlar,
b) Doğal afet sonrası ortaya çıkan geçici yerleşim yeri ihtiyacı,
c) Petrol ve doğal gaz arama ve işletme faaliyetleri,
ç) İlgili bakanlık tarafından kamu yararı kararı alınmış madencilik faaliyetleri,
d) Bakanlıklarca kamu yararı kararı alınmış plân ve yatırımlar,
e) (Ek: 31/1/2007-5578/3 md.) Kamu yararı gözetilerek yol altyapı ve üstyapısı faaliyetlerinde bulunacak yatırımlar,
f) (Ek: 26/3/2008-5751/1 md.) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun talebi üzerine 20/2/2001 tarihli ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu uyarınca yenilenebilir enerji kaynak alanlarının kullanımı ile ilgili yatırımları,
g) (Ek: 26/3/2008-5751/1 md.) Jeotermal kaynaklı teknolojik sera yatırımları,
İçin bu arazilerin amaç dışı kullanım taleplerine, toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile Bakanlık tarafından izin verilebilir. (Ek cümle: 31/1/2007-5578/3 md.) Bakanlık bu yetkisini valiliklere devredebilir.
Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri dışında kalan tarım arazileri; toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile valilikler tarafından tarım dışı kullanımlara tahsis edilebilir...
..." hükmü yer almaktadır.
5403 sayılı Kanun ile tarım arazileri koruma altına alınmış ve tarım arazilerinin tarımsal üretim amacı dışında kullanılamayacağı belirtilerek tarım arazilerinin ancak 13. maddede sayılan koşulların varlığı halinde tarım dışı kullanımına olanak sağlanmıştır. Bu kapsamda tarım arazisinin amaç dışı kullanımı, ancak arazinin, tarım dışı kullanımının sosyal veya ekonomik açıdan daha fazla kamusal yarar sağlayacağının yapılacak değerlendirme sonucunda belirlenerek Toprak Koruma Kurulunun uygun görüşü üzerine, Tarım ve Orman Bakanlığınca veya Valiliklerce tarım dışı kullanım izni verilmesi halinde mümkündür.
Dosyanın incelenmesinden, ... tarihli, ... sayılı İçişleri Bakanlığı kararı ile, 06/02/2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş-Pazarcık ve Kahramanmaraş-Elbistan depremleri kapsamında Adıyaman İli, Kahta İlçesi, Akıncılar Köyünde, Tut İlçesi Çiftlik Köyünde, Kahramanmaraş İli Nurhak İlçesi Alçiçek Mahallesinde, Kilis İli Musabeyli İlçesi Çınar Köyü'de, Hatay İli Yayladağ İlçesi Şenköy Mahallesi'nde afet konutlarının yapılacağı özel mülke konu taşınmazların kamulaştırma planında belirtilen kısımlarının kamulaştırılabilmesi için kamu yararı kararı alındığı, dava konusu 01/08/2024 tarihli,8782 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla anılan taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verildiği, ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... tarihli,E:... D.İş, K:... sayılı kararıyla davalı idarenin taşınmazlara acele el koymasına karar verildiği, davacı tarafından taşınmazın tarla vasfında olduğu iddasında bulunduğu, tapuda uyuşmazlık konusu ... sayılı parselin "susuz tarla" olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır.
Danıştay Altıncı Dairesince 01/11/2024 tarihli, E: 2024/6954 sayılı ara kararla; "Davacı tarafından, uyuşmazlığa konu taşınmaza 397 metre ve 623 metre uzaklıkta daha büyük yüzölçüme sahip iki adet Hazine arazisinin bulunduğu ve uyuşmazlığa konu taşınmazın tarım arazisi olduğunun iddia edildiği görüldüğünden,
Davalılardan;
\- Uyuşmazlığa konu taşınmazın yakın çevresinde hazine arazisi bulunup bulunmadığı, şayet hazine arazisi bulunması halinde hazine arazilerinin yerine uyuşmazlığa konu taşınmazın acele kamulaştırılmasının tercih edilmesinin sebebinin açıklanmasının,
\- Acele kamulaştırma usulünün tercih edilmesinin gerekçelerinin ve acelelik halini ortaya koyan nedenlerin açıklanmasının ve dava konusu acele kamulaştırma kararının açıklanmak suretiyle dayanağına (Bakanlıkça onaylı proje, kamu yararı veya imar planı) ilişkin tüm bilgi ve belgelerin,
\- Uyuşmazlığa konu taşınmazın, tarım dışı kullanım izni alınması gereken taşınmaz niteliğinde olup olmadığının ve tarım dışı kullanım izni alınması gereken taşınmaz niteliğinde olması durumunda, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu uyarınca tarım dışı kullanım izni alınıp alınmadığının ve şayet alınmış ise tarım dışı kullanım iznine karşı dava açılıp açılmadığının açıklanmasının, dava açılmış ise Mahkeme esas numarası ile sonucuna ilişkin bilgi ve belgelerin istenilmesine" karar verildiği,
Yine Anılan Dairece , 07/01/2025 tarihli, E: 2024/6954 sayılı ara kararla; "Dairemizce verilen 01/11/2024 tarih ve E:2024/6954 sayılı "taşınmazın yakın çevresinde hazine arazisi bulunup bulunmadığı, şayet hazine arazisi bulunması halinde hazine arazilerinin yerine uyuşmazlığa konu taşınmazın acele kamulaştırılmasının tercih edilmesinin sebebinin açıklanmasının,
Uyuşmazlığa konu taşınmazın, tarım dışı kullanım izni alınması gereken taşınmaz niteliğinde olup olmadığının ve tarım dışı kullanım izni alınması gereken taşınmaz niteliğinde olması durumunda, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu uyarınca tarım dışı kullanım izni alınıp alınmadığının ve şayet alınmış ise tarım dışı kullanım iznine karşı dava açılıp açılmadığının açıklanmasının, dava açılmış ise Mahkeme esas numarası ile sonucuna ilişkin bilgi ve belgelerin" istenilmesine yönelik ara kararına davalılar vekili tarafından verilen 16/12/2024 tarihli cevap dilekçesi ekinde İçişleri Bakanı tarafından onaylanan ... tarih ve ... sayılı kamu yararı kararının gönderildiği, bu kararın Van İlinde 2011 yılında ve Erzincan ilinde 2020 yılında meydana gelen deprem afetleri nedeniyle hak sahibi kabul edilen afetzedeler için 7269 sayılı Kanun uyarınca afet konutu yapılabilmesi için 5403 sayılı Kanunun 13. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendine göre kamu yararı kararı alınmasına dair yazı olduğu, diğer taraftan "taşınmazın yakın çevresinde hazine arazisi bulunup bulunmadığı, şayet hazine arazisi bulunması halinde hazine arazilerinin yerine uyuşmazlığa konu taşınmazın acele kamulaştırılmasının tercih edilmesinin sebebinin açıklanmasının" istenilmesi hususuna ilişkin açıklama yapılmadığı ve bilgi ve belge gönderilmediği anlaşılmaktadır.
5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun "tanımlar" başlıklı 3. maddesinde, Kanunda geçen Bakanlık tanımının Tarım ve Köyişleri Bakanlığını ifade ettiği, "Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı" başlıklı 13. Maddesinde; "Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri tarımsal üretim amacı dışında kullanılamaz. Ancak, alternatif alan bulunmaması ve Kurulun uygun görmesi şartıyla;
d) Bakanlıklarca kamu yararı kararı alınmış plân ve yatırımlar için bu arazilerin amaç dışı kullanım taleplerine, toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile Bakanlık tarafından izin verilebilir. (Ek cümle: 31/1/2007-5578/3 md.) Bakanlık bu yetkisini valiliklere devredebilir.
Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri dışında kalan tarım arazileri; toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile valilikler tarafından tarım dışı kullanımlara tahsis edilebilir...
..." hükmü yer almaktadır.
5403 sayılı Kanun ile tarım arazileri koruma altına alınmış ve tarım arazilerinin tarımsal üretim amacı dışında kullanılamayacağı belirtilerek tarım arazilerinin ancak 13. maddede sayılan koşulların varlığı halinde tarım dışı kullanımına olanak sağlanmıştır. Bu kapsamda tarım arazisinin amaç dışı kullanımı, ancak arazinin, tarım dışı kullanımının sosyal veya ekonomik açıdan daha fazla kamusal yarar sağlayacağının yapılacak değerlendirme sonucunda belirlenerek Toprak Koruma Kurulunun uygun görüşü üzerine, Tarım ve Orman Bakanlığınca veya Valiliklerce tarım dışı kullanım izni verilmesi halinde mümkündür.
Uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için;
Bu itibarla,
Davalı İdarelerden;
Davacı tarafından, uyuşmazlığa konu Kahta ilçesi, ... Köyü, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza 397 metre ve 623 metre uzaklıkta daha büyük yüzölçüme sahip iki adet Hazine arazisinin bulunduğu ve uyuşmazlığa konu taşınmazın tarım arazisi olduğunun iddia edildiği görüldüğünden,
1- Uyuşmazlığa konu taşınmazın yakın çevresinde hazine arazisi bulunup bulunmadığı, şayet hazine arazisi bulunması halinde hazine arazilerinin yerine uyuşmazlığa konu taşınmazın acele kamulaştırılmasının tercih edilmesinin sebebinin açıklanmasının,
2- Uyuşmazlık konusu taşınmaz için 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu uyarınca Tarım ve Orman Bakanlığınca veya Valilikler verilmiş tarım dışı kullanım izni bulunup bulunmadığının ve şayet alınmış ise tarım dışı kullanım iznine karşı dava açılıp açılmadığının açıklanmasının, dava açılmış ise Mahkeme esas numarası ile sonucuna ilişkin bilgi ve belgelerin ve tarım dışı kullanım izninin bir örneğinin,
gönderilmesinin 2. kez istenilmesine,
Dava dışı Tarım ve Orman Bakanlığı'dan;
Uyuşmazlık konusu Adıyaman ili, Kahta ilçesi, ... Köyü, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz için 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu uyarınca Tarım ve Orman Bakanlığınca veya Valilik tarafından verilmiş tarım dışı kullanım izni bulunup bulunmadığının sorulmasına ve şayet varsa tarım dışı kullanım izninin bir örneğinin gönderilmesinin istenilmesine "
karar verildiği,
Tarım ve Orman Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün ...tarihli,... sayılı ve 11/02/2025 tarihinde Danıştay Genel Yazı İşleri Müdürlüğü'nde kayda giren ara kararı cevabı ekinde yer alan Adıyaman Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nün ... tarihli, ... sayılı hukuk birimine hitaplı yazısında; uyuşmazlık konusu ... sayılı parsel hakkında kurumlarınca 5403 sayılı Kanun kapsamında herhangi bir tarım dışı izinlendirme işleminin yapılmadığı,yine Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü'nün Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğüne hitaplı ... tarihli, ... sayılı yazısında; ... parsel sayılı taşınmazla ilgili Bakanlık tarafından verilen tarım dışı amaçla kullanım izni bulunmadığı belirtilmiştir.
Ayrıca İçişleri Bakanlığı tarafından ara karara verilen cevapta, "...tarihli yer seçim protokolünün Seçilen Yerin Jeolojik, Doğal Afet Tehlikeleri, Yerleşime Uygunluk Durumu ve Değerlendirmesi başlıklı 2.Bölümü Yer Seçimi Yapılan Alana İlişkin Jeolojik Değerlendirme kısmında "...Daha önce seçilen hazine parseli uygun ancak yola cephesi olmadığından söz konusu alana gitmek için beş(5),altı(6) parselden yol için kamulaştırma yapılması gerekmekte ve ayrıca içinden de bahse konu alana inşaat süresince büyük araçların gitmesi çok zor ya da imkansız. Tüm bu nedenlerden dolayı kamulaştırma yapılacak şekilde,yeni alan seçilmiştir." ifadelerinin yer aldığı belirtilmiştir.
Acele kamulaştırmada, acelelik koşulunun kamu düzenine ilişkin olması gerektiği ve kamu yararının ise, olağan kamulaştırma usulü ile sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren, aceleliği zorunlu kılan bir yarar olduğu dikkate alındığında, iş bu davada Danıştay Altıncı Dairesince ara kararıyla sorulmasına karşın, dava konusu acele kamulaştırma kararında 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen acele kamulaştırma prosedürünün uygulanması için gerekli olan olağanüstü durumların ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının somut olarak ortaya konulamadığı sonucuna varıldığından, Cumhurbaşkanı Kararı'nın dava konusu parsele ilişkin kısmında hukuka uyarlık görülmemiştir.
Ayrıca, afetzedelerin kalıcı barınma ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla tarım arazilerinin konut yapımı amacıyla tarım dışı amaçla kullanılabilmesi, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’na göre tarım dışı amaçla kullanım izni alınmasına yani bu arazilerin tarım dışı amaçla kullanılmasında kamu yararının bulunduğu hususunun tespitine bağlı olup, 5403 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca tarım dışı amaçla kullanım izni bulunmayan taşınmazın, afetzedelerin kalıcı barınma ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla acele kamulaştırılması yolunda tesis edilen dava konusu işlemin uyuşmazlığa konu taşınmaza yönelik kısmında bu yönden de hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açılanan nedenlerle, Adıyaman, Ardahan, Aydın, Elazığ, Erzurum, Kahramanmaraş, Sinop ve Van illerinde meydana gelen bazı afetler nedeniyle hak sahibi olan afetzedelerin barınma ihtiyacının karşılanması amacıyla ekli listede bulundukları yer ile ada ve parsel numaraları belirtilen taşınmazların, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 02/08/2024 tarih ve 32620 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 01/08/2024 tarih ve 8782 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının Adıyaman ili, Kahta ilçesi, ... Köyü, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın 07/05/2024 tarih ve 940969 sayılı kararı ile; 06/02/2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş-Pazarcık ve Kahramanmaraş-Elbistan depremleri kapsamında Adıyaman ili Kahta ilçesi ... Köyü’nde afet konutlarının yapılacağı taşınmazların özel kişilere ait olduğundan bahisle, taşınmazların kamulaştırma planında belirtilen kısımlarının kamulaştırma işleminin yapılabilmesi amacıyla kamu yararı kararı alınmış ve aynı karar İçişleri Bakanı tarafından onaylanmıştır.
Dava konusu 01/08/2024 tarih ve 8782 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile, Adıyaman, Ardahan, Aydın, Elazığ, Erzurum, Kahramanmaraş, Sinop ve Van illerinde meydana gelen bazı afetler nedeniyle hak sahibi olan afetzedelerin barınma ihtiyacının karşılanması amacıyla ekli listede bulundukları yer ile ada ve parsel numaraları belirtilen taşınmazların, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verilmiştir.
Bakılan dava, dava konusu acele kamulaştırma kararının davacıya ait taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır.
Dairemizce verilen 07/01/2025 tarih ve E:2024/6954 sayılı "1-Uyuşmazlığa konu taşınmazın yakın çevresinde hazine arazisi bulunup bulunmadığı, şayet hazine arazisi bulunması halinde hazine arazilerinin yerine uyuşmazlığa konu taşınmazın acele kamulaştırılmasının tercih edilmesinin sebebinin açıklanmasının,
2- Uyuşmazlık konusu taşınmaz için 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu uyarınca Tarım ve Orman Bakanlığınca veya Valilikler verilmiş tarım dışı kullanım izni bulunup bulunmadığının açıklanmasının" istenilmesine yönelik ara kararına, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı yazı yazı ekinde yer alan Adıyaman Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısı ile tarım dışı izinlendirme yapılmadığı, yine Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü'nün Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğüne hitaplı ... tarih ve ... sayılı yazısında; 747 parsel sayılı taşınmazla ilgili Bakanlık tarafından verilen tarım dışı amaçla kullanım izni bulunmadığı, İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı yazısında "......tarihli yer seçim protokolünün Seçilen Yerin Jeolojik, Doğal Afet Tehlikeleri, Yerleşime Uygunluk Durumu ve Değerlendirmesi başlıklı 2. Bölümü Yer Seçimi Yapılan Alana İlişkin Jeolojik Değerlendirme kısmında "...Daha önce seçilen hazine parseli uygun ancak yola cephesi olmadığından söz konusu alana gitmek için beş (5), altı (6) parselden yol için kamulaştırma yapılması gerekmekte ve ayrıca içinden de bahse konu alana inşaat süresince büyük araçların gitmesi çok zor ya da imkansız. Tüm bu nedenlerden dolayı kamulaştırma yapılacak şekilde, yeni alan seçilmiştir." yönünde cevap verilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 35. maddesinde, "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3. maddesinin birinci fıkrasında, idarelerin kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırabileceği düzenlenmiş; 5. maddesi ile kamulaştırma yapılabilmesi kamu yararı kararı alınması şartına bağlanmış; 5. maddede düzenlenen mercilerce verilen kamu yararı kararlarının onay mercilerinin düzenlendiği 6. maddesinin son fıkrasında da, onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için kamu yararı kararı alınmasına gerek olmaksızın, yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir kararın alınması yeterli görülmüş, 27. maddesinde ise, "3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir." hükmüne yer verilmiştir.
7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun'un 21. maddesinde, "Afet bölgesi içinde ve dışında tespit olunan imar ve iskan alanları içindeki taşınmaz mallardan Hazineye, özel idareye, belediyeye, köy tüzel kişiliğine veya katma bütçeli dairelere ait olanlardan (Vakıflar Genel Müdürlüğü taşınmaz malları ile, Hazineye, özel idare ve belediyeye ait taşınmaz mallardan bir kamu hizmetine tahsis edilenler hariç) ihtiyaca tekabül eden miktarı, İmar ve İskan Bakanlığının isteği üzerine bedelsiz olarak bu işe tahsis ve temlik olunur.
Afet sahaları içinde ve dışında yeniden kurulacak iskan yerleri (Şehir, kasaba, köy) ile mevcut iskan sahalarına yapılacak eklemeler için, yukarıdaki hükümler dairesinde arazi temini mümkün olmıyan hallerde (Normal gelişme alanlarına öncelik verilmek şartiyle) arazi ve bina satınalınabileceği gibi, kamulaştırma mevzuatı dahilinde, kamulaştırma da yapılabilir.
Bu maddeye göre sağlanan taşınmaz mallar İmar ve İskan Bakanlığının isteği üzerine, ayrıca ferağ şartı aranmaksızın Hazine adına re'sen tescil olunur." kuralına yer verilmiştir.
5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun "Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı" başlıklı 13. maddesinde;
"Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri tarımsal üretim amacı dışında kullanılamaz. Ancak, alternatif alan bulunmaması ve Kurulun uygun görmesi şartıyla;
a) Savunmaya yönelik stratejik ihtiyaçlar,
b) Doğal afet sonrası ortaya çıkan geçici yerleşim yeri ihtiyacı,
c) Petrol ve doğal gaz arama ve işletme faaliyetleri,
ç) İlgili bakanlık tarafından kamu yararı kararı alınmış madencilik faaliyetleri,
d) Bakanlıklarca kamu yararı kararı alınmış plân ve yatırımlar,
e) (Ek: 31/1/2007-5578/3 md.) Kamu yararı gözetilerek yol altyapı ve üstyapısı faaliyetlerinde bulunacak yatırımlar,
f) (Ek: 26/3/2008-5751/1 md.) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun talebi üzerine 20/2/2001 tarihli ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu uyarınca yenilenebilir enerji kaynak alanlarının kullanımı ile ilgili yatırımları,
g) (Ek: 26/3/2008-5751/1 md.) Jeotermal kaynaklı teknolojik sera yatırımları,
İçin bu arazilerin amaç dışı kullanım taleplerine, toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile Bakanlık tarafından izin verilebilir. (Ek cümle: 31/1/2007-5578/3 md.) Bakanlık bu yetkisini valiliklere devredebilir.
Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri dışında kalan tarım arazileri; toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile valilikler tarafından tarım dışı kullanımlara tahsis edilebilir...
..." hükmü yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasa’nın 35. maddesinin 2. fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir.
Özel mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmış, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahaleler olabileceği öngörülmüş ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir.
Anayasa ve 2942 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, idarelerin, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı çerçevesinde ya da onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine dayanılarak, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırmaları; hatta 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen şartların varlığı halinde, anılan Kanun'da ayrı bir usul olarak öngörülen acele kamulaştırma yöntemine de başvurulabilmeleri mümkündür.
Anayasa'nın 35. maddesinin mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceğine ilişkin hükmü çerçevesinde, 2942 sayılı Kanun'la, kamulaştırma ve aynı zamanda acele kamulaştırma işleminin kurucu unsuru olan kamu yararının, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı ile ya da onaylı imar planı veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve proje ile ortaya konulması gerekliliği düzenlenmiştir.
2942 sayılı Kanunda, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir.
Olağan kamulaştırma sürecinde; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar kamulaştırılırken, öncelikle yeterli ödenek ayrıldıktan sonra, Kanun'un 5. ve 6. maddelerinde belirlenen mercilerce kamu yararı kararı alınır. Kamulaştırmayı gerçekleştirecek idarece, sırasıyla, aynı Kanun'un 7. maddesinde ayrıntısı belirlendiği üzere taşınmaza ilişkin ölçekli plan yapılır, taşınmazın maliki belirlenir, vergi beyan ve değeri tespit edilir ve tapuya kamulaştırma şerhi verilmesinin ardından Kanun'un 8. maddesine göre idarenin satın alma usulünü, karşılıklı anlaşmaya dayalı olarak denemesi gerekir. Bu yolla anlaşmaya varılamaması halinde, Kanun'un 10. maddesine göre idarenin ilgili belgelerle birlikte taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescilini sağlamak amacıyla dava açması gerekir ve ancak mahkemece tescil kararı verildikten sonra idare, kamulaştırmaya konu taşınmaz üzerinde tasarruf edebilir hale gelir.
Olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır.
Acele kamulaştırma usulü ise 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idareye kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, o taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir usul olarak öngörülmüştür.
Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Anılan hüküm uyarınca taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan, kamu düzenine ilişkin olarak acelilik halinin bulunduğu durumlarda Cumhurbaşkanınca, taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebilmektedir.
2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde, acele kamulaştırma işleminin dayandırılacağı üç sebep unsurundan, “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen haller” bakımından, Kanun'da açık bir acelelik haline yer verilmediğinden, maddede öngörülen diğer iki koşuldan bağımsız şekilde, işlem tesisine dayanak olan acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirilmesi gerekmektedir.
Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerekmektedir.
Dolayısıyla, acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararlarının da kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığına yönelik hukuki denetiminin; diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden incelenerek yapılması gerektiği açıktır.
Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde, dava konusu acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararı'nın "kamu yararı" ve "acelelik hali" ölçütleri yönünden ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir.
06/02/2023 tarihinde Adıyaman ilinde büyük bir deprem afeti meydana gelmiş, 08/02/2023 tarih ve 32098 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 08/02/2023 tarih ve 6785 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile; Anayasanın 119. maddesi ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanununun 3. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendine göre Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa illerinde 08/02/2023 tarihinden itibaren 3 ay süreyle olağanüstü hal ilan edilmiş ve bu karar 10/02/2023 tarih ve 32100 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 09/02/2023 tarih ve 1354 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu kararıyla onaylanmıştır.
Deprem afeti sebebiyle il genelinde bozulan kamu düzeninin süratli bir şekilde yeniden sağlanması, deprem afeti sebebiyle yıkılan ve hasar gören konutların yeniden inşası ve depremin etkilerinin en aza indirilmesi amacıyla yıkılan ve hasar gören yapıların yerine, toplumun ihtiyacı olan yapıların bir an önce inşa edilebilmesi, yani afet konutlarının yapılması amacıyla dava konusu Cumhurbaşkanlığı kararıyla uyuşmazlığa konu taşınmazın acele kamulaştırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda; Adıyaman ilinde büyük bir deprem felaketinin yaşandığı, çok sayıda binanın yıkıldığı dikkate alındığında, afetzedelerin kalıcı barınma ihtiyacının yani konut ihtiyacının acil nitelikte olduğu, depremin yaralarının hızla sarılarak şehrin yaşanabilir duruma getirilmesi, toplumun normal yaşantısına hızlı ve etkili bir şekilde dönmesi, depremin etkilerinin en aza indirilmesi amacıyla acele kamulaştırma yönteminin tercih edilmesinde kamu yararının ve acelelik halinin bulunduğu sonucuna varıldığından, uyuşmazlığa konu taşınmaza afet konutlarının bir an önce yapılabilmesi maksadıyla el konulmasına imkan veren dava konusu Cumhurbaşkanlığı kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Öte yandan; 10/04/2023 tarih ve 32159 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 05/04/2023 tarih ve 7452 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Yerleşme ve Yapılaşmaya İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin Kabul Edilmesine Dair Kanun ile kanunlaşan, 24/02/2023 tarih ve 32114 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 126 sayılı "Olağanüstü Hal Kapsamında Yerleşme ve Yapılaşmaya İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi
"nin 1. maddesinde; "Bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin amacı, 8/2/2023 tarihli ve 6785 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yer alan illerde yerleşme ve yapılaşma hususunda bazı tedbirlerin alınmasıdır.
" hükmüne, 2. maddesinin 1. ve 2. fıkrasında; " (1) 6/2/2023 tarihinde vuku bulan depremler dolayısıyla genel hayata etkili afet bölgesi olarak kabul edilen yerlerde, afetten etkilenenlerin geçici veya kesin iskân alanları; fay hattına mesafesi, zeminin elverişliliği, yerleşim merkezine yakınlığı gibi kriterler gözetilerek, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının yeni yerleşim yerlerinin tespitine ilişkin görev ve yetkileri saklı kalmak kaydıyla, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca resen belirlenerek ilgili kurumlara bildirilir. Bu belirleme yapılırken gereklilik bulunması halinde, 25/2/1998 tarihli ve 4342 sayılı Mera Kanunu ile 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun ek 16 ncı maddesinde belirtilen alanlar da kullanılabilir.
(2) Birinci fıkraya göre belirlenen alanlarda vasıf değişikliği gereken yerlerin resen vasıf değişikliği yapılır ve bu yerler Hazine adına tescil olunur. Bu işlemler ilgili kurumlara bildirilir. Vasıf değişikliği gereken yerlerde, 6831 sayılı Kanunun ek 16 ncı maddesinde belirtilen veya orman vasıflı alanların bulunması halinde bu alanın iki katından az olmamak üzere Hazine taşınmazı, orman tesis edilmek üzere Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilir. (Ek cümle: 14/7/2023-7456/25 md.) Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca belirlenen geçici veya kesin iskân alanlarında yer alan orman vasıflı alanlar, zeytinlik ile zeytinlik sahaları sadece afetzedelerin ihtiyacı için kullanılır, ihtiyaç fazlası taşınmazlar Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının talebi üzerine, imar planlarının kesinleşmesini müteakiben en geç 1 yıl içerisinde önceki vasfına göre tescil edilir." hükmüne, aynı maddenin 4. fıkrasında; "Köy yerleşme alanları dâhil belirlenen kesin iskân alanlarında ve mevcut kentsel alanlarda, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca onaylanacak plan ve imar uygulamaları beklenmeksizin, jeolojik etüt raporu ve zemin etüt raporu doğrultusunda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca onaylanacak vaziyet planına ve düzenlenecek yapı ruhsatına göre uygulama yapılır. Bu alanlarda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca onaylanan plan ve parselasyon planlarında, 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununun plan ve parselasyon ile ilgili işlemlerindeki askı, ilan, itirazlara ilişkin hükümleri uygulanmaz. Bu alanlarda taşınmaz mülkiyeti veya imar hakları kısmen veya tamamen başka bir alana aktarılabilir. Bu haklar takas ve trampa işlemlerine konu edilebilir. Plan, parselasyon, yapı ruhsatı, taşınmaz mülkiyeti veya imar haklarının aktarılması, takas ve trampa işlemleri ve bu işlemler nedeniyle düzenlenen kâğıtlar damga vergisi, resim, harç ve harcamalara katılma paylarından müstesnadır. Bu işlemler nedeniyle ücret, döner sermaye ücreti ve herhangi bir ad altında bedel alınmaz." hükmüne yer verilmiş, aynı maddenin 7. fıkrasında "Birinci fıkrada belirtilen alanlarda, kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazlardan uygulamaya dâhil edilecek olanlar ile özel mülkiyete tabi diğer bütün taşınmazlar için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından ilgisine göre devir veya acele kamulaştırma kararı alınabilir. Kamulaştırma işlemleri Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı veya Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından yürütülür. Kamulaştırılan taşınmazlar Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının veya Toplu Konut İdaresi Başkanlığının talebine istinaden Hazine adına tescil olunur. Tescil ve terkin işlemi sırasında mal sahiplerinin bu taşınmaz mal nedeniyle vergi ilişkisi aranmaz. Ancak, tapu dairesi durumu ilgili vergi dairesine bildirir. Tescilden sonra bu alanlarda inşai faaliyetlere başlanabilir. Hazine adına tescil edilen taşınmazlar için kıymet takdiri, tescil tarihinden itibaren en geç bir ay içinde 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu uyarınca yetkilendirilmiş lisanslı gayrimenkul değerleme kuruluşları tarafından yapılır. Belirlenen değer, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı veya Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından asliye hukuk mahkemesine sunulur ve bu bedel, tescilinden önceki tapuda kayıtlı taşınmaz maliklerine ödenmek üzere mahkemece belirlenen bankaya yatırılır. Yatırılan bedel, üçer aylık vadeli hesaba dönüştürülerek nemalandırılır ve hak sahibine varsa nemalarıyla birlikte ödenir. Bedelin yatırıldığına ilişkin karar mahkemece taşınmaz maliklerine tebliğ edilir. Taşınmazın tescilinden önceki tapu kaydında yer alan tedbir, kamulaştırma, ipotek, ihtiyati haciz, haciz ve intifa hakkı gibi haklar ile yasaklayıcı ve kısıtlayıcı tüm şerhler taşınmazın bedeli üzerinde devam eder; tapu kaydındaki haklar ve şerhler Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının veya Toplu Konut İdaresi Başkanlığının talebi üzerine tapu müdürlüğünce resen terkin edilir ve durum hak sahibine tebliğ edilir. Bedelin yatırılmasından sonra, bu bedel üzerinden yapılacak uzlaşma görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması halinde 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun bedel tespiti ve tescili davalarına yönelik hükümlerinden bedel belirlenmesine ve ödenmesine ilişkin hükümleri uygulanır." düzenlemesi getirilmiştir.
7452 sayılı Kanun ile, 06/02/2023 tarihinde vuku bulan depremler dolayısıyla genel hayata etkili afet bölgesi olarak kabul edilen yerlerde, köy yerleşme alanları dâhil belirlenen kesin iskân alanlarında ve mevcut kentsel alanlarda, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca onaylanacak imar planı ve imar uygulamaları beklenmeksizin, jeolojik etüt raporu ve zemin etüt raporu doğrultusunda uygulama yapılabilmesine olanak sağlanmıştır. Diğer bir deyişle, 06/02/2023 tarihili depremler dolayısıyla genel hayata etkili afet bölgesi olarak kabul edilen yerlerde köy yerleşme alanları dâhil belirlenen kesin iskân alanlarında ve mevcut kentsel alanlarda imar planı ve imar uygulamaları ya da imar planı değişikliği beklenmeksizin uygulama yapılabilmesi sebebiyle, ihtiyaç duyulan kamusal kullanıma isabet etmeyen taşınmazlar kamu hizmetlerinin yürütülmesi amacıyla kullanılabilecektir.
Kanun koyucu 7452 sayılı Kanun ile; kamu yararı düşüncesiyle, 06/02/2023 tarihinde vuku bulan depremler dolayısıyla genel hayata etkili afet bölgesi olarak kabul edilen yerlerde depremin yaralarının hızla sarılarak şehrin yaşanabilir duruma getirilmesi, toplumun normal yaşantısına hızlı ve etkili bir şekilde dönmesi, yıkılan ve hasar gören vatandaşların konutlarının ve kamu hizmet binalarının yeniden inşası ve depremin etkilerinin en aza indirilmesi amacıyla yıkılan ve hasar gören yapıların yerine, toplumun ihtiyacı olan yapıların bir an önce inşa edilebilmesi için düzenleme yapmıştır. 7452 sayılı Kanun ile yapılan düzenlemenin; deprem nedeniyle zarar gören yapıların hızlı şekilde inşaası suretiyle depremin etkilerinin giderilmesine ve deprem nedeniyle bozulan normal yaşam koşullarının hızlı bir şekilde oluşturulmasına ve bu konuda kolaylık sağlamaya yönelik olduğu açıktır. Kural olarak, sağlıklı kentleşme için, çevre düzeni planı ve varsa çevre düzeni planına uygun olarak hazırlanan nazım imar planı ve uygulama imar planı kararlarına uygun olarak yapı ruhsatı alınarak inşaat yapılması gerekmektedir. Ancak; 7452 sayılı Kanun ile köy yerleşme alanları dâhil belirlenen kesin iskân alanlarında ve mevcut kentsel alanlarda, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca onaylanacak plan ve imar uygulamaları beklenmeksizin, jeolojik etüt raporu ve zemin etüt raporu doğrultusunda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca onaylanacak vaziyet planına ve düzenlenecek yapı ruhsatına göre uygulama yapılabileceği hükmü ile anılan kurala istisna getirilmiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. DAVANIN REDDİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen ve davacı tarafından yapılan toplam ...-TL yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
4\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra resen, fazla yatırılan ...-TL harcın istemi halinde davacıya iadesine,
5\. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(g) maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 16/09/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.