SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2024/6730

Karar No

2025/327

Karar Tarihi

3 Şubat 2025

Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2024/6730 E. , 2025/327 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2024/6730
Karar No : 2025/327

DAVACILAR : 1- ... 2- ...
VEKİLİ : Av. ...

DAVALI : ... Bakanlığı-ANKARA
VEKİLİ : Av. ...

DAVANIN KONUSU : 30/03/1994 tarihli, 21890 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 5. maddesiyle değişik; Yönetmeliğin 16. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendindeki "11 Temmuz 1992 tarihinden önce onaylanmış uygulama imar planı bulunan kentsel ve kırsal yerleşmelerde, turizm merkez ve alanlarındaki turizm amaçlı alanlar ile turizm merkez ve alanlarındaki kentsel ve kırsal yerleşmelerde kısmen veya tamamen yapılaşma varsa onaylı imar planındaki sahil şeridi geçerlidir. Aksi halde sahil şeridi (c) bendi uyarınca belirlenir." düzenlenmesinin iptali ayrıca Yönetmeliğin dayanağı 3621 sayılı Kıyı Kanununun Geçici maddesinin Anayasaya aykırı olduğundan bahisle iptalini teminen Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Kıyı Kanununun Geçici maddesinde 17.04.1990 tarihinin baz alındığı, dava konusu Yönetmelik maddesinde 11.07.1992 tarihinin baz alınmasının Kanuna açık aykırılık oluşturduğu, Kanunda kısmen yapılaşma kavramının detaylarının belirtilmediği, ilgili Yönetmelikte kısmı yapılaşma kavramının çok geniş yorumlandığı, bu durumun Anayasanın kıyıların korunmasına yönelik hüküm ve amaçlarına aykırı durum oluşturduğu, Kıyı Kanunu Geçici maddesinin kanun tasarısında bulunmadığı, daha sonradan Kanuna eklendiği, Geçici madde ile kıyılarda yapılaşmanın önünün açıldığı, dava konusu Yönetmelik maddesinin dayanağı olan Kıyı Kanununun Geçici maddesinin Anayasa aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI : Kıyılar ile ilgili ilk düzenleme olan 01.12.1984 tarihinde yürürlüğe giren 3086 sayılı Kıyı Kanununun Anayasa Mahkemesinin 25.02.1986 tarihli, 1985/1, K:1986/4 sayılı kararı ile iptal edildiği, Anayasa Mahkemesinin kararında, 6. maddeye ilişkin değerlendirmede, kıyıda kamu yararı yanında, kişilerin de bazı haklarının bulunduğu gerçeği göz önünde tutularak kamu yararı ve kişi haklarının bağdaştırılmaya çalışıldığı ve bu madde ile ulaşılmak istenen amacın, kıyıda mevzuata ve hukuka uygun olarak kazanılmış hakları korumakla birlikte kıyıları kamuya açmak olduğu gerekçesine yer verilerek 3086 sayılı Kıyı Kanununun Geçici 2. maddesinin 2. ve 4. fıkralarında yer alan "...bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuata ve imar planına uygun olarak yapılan yapılar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz" ifadesinin Anayasaya aykırı bulunmadığı, 3621 sayılı Kıyı Kanununun, Anayasa Mahkemesi kararının gerekçeleri de dikkate alınarak hazırlandığı, maddenin düzenlemesindeki amacın Kıyı Kanunundan önce oluşmuş hakların nasıl ve hangi ölçüler içinde korunacağının belirlenmesi olduğu, buna uygun olarak Yönetmelikte kısmı yapılaşma kavramının açıklandığı, iptali istenilen Yönetmelik maddesiyle ülke genelinde kıyıları koruma ve kıyılarda yapılaşmanın düzenlenmesinin amaçlandığı, belirtilen nedenlerle davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : 1982 Anayasasında da 1961 Anayasasındaki gibi kıyılar, 'Tabii kaynaklar ve servetler' olarak kabul edilmiş; ayrıca, ülkemiz açısından giderek artan ekonomik ve sosyal değerleri gözönünde bulundurularak bu konuda özel düzenlemeye gidilmiştir.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının, Kıyılardan yararlanma başlıklı 43. maddesinde: "Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir. Kıyılarla sahil şeritlerinin, kullanılış amaçlarına göre derinliği ve kişilerin bu yerlerden yararlanma imkân ve şartları kanunla düzenlenir." hükmü yer almıştır.
Anayasada 'kıyılardan yararlanma' koşulları düzenlenirken sadece kıyıların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunun belirtilmesi ile yetinilmeyip ayrıca deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararının gözetileceği ve kıyılarla sahil şeritlerinin, kullanış amaçlarına göre derinliği ve kişilerin bu yerlerden yararlanma imkan ve şartlarının yasayla düzenleneceğine ilişkin kurallara da yer verilmiştir.
Kıyı konusunda, 6785 sayılı İmar Kanununun Ek 7. ve Ek 8. maddelerine göre çıkarılan Yönetmelik ile herkesin kıyılardan mutlak bir eşitlik ve serbestlikle yararlanmasını sağlamak, kıyıların doğal yapısının değiştirilmesini önlemek ve atıklarla kirletilmesini engellemek için kurallar getirilmiş ise de; anılan Yönetmelik 6785 sayılı İmar Kanunu ile birlikte yürürlükten kalkmış olup; Kıyılar yönünden, 1982 Anayasası döneminde yapılan ilk düzenleme 01.12.1984 tarihinde yürürlüğe giren 3086 sayılı Kıyı Kanunu ve buna dayanılarak çıkarılan ve 18.05.1985 günlü, 18758 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 3086 sayılı Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliktir.
3086 sayılı Yasanın tümü Anayasa Mahkemesinin 25.02.1986 günlü, 1985/1, K:1986/4 sayılı kararı ile iptal edilmiş; iptal kararının Resmî Gazetede yayımlandığı 10.07.1986 tarihini izleyen altı ay sonra ise 3086 sayılı Yasa yürürlükten kalkmıştır.
Anayasa Mahkemesi kararında, 3086 sayılı Kanunun 4. maddesinde yer alan kıyı kenar çizgisi ve kıyı tanımları Anayasanın 43. maddesine aykırı görülmüştür. Anılan Mahkeme kararında, 3086 sayılı Yasanın 6. maddesinin iptali istemine yönelik olarak, Anayasa koyucunun kıyıda kamu yararı yanında, kişilerin de bazı haklarının bulunduğu gerçeğini gözönünde tutarak, kamu yararı ile kişi haklarını bağdaştırmaya çalıştığı ve sonuçta bu madde ile ulaşılmak istenen amacın, kıyıda mevzuata ve hukuka uygun olarak kazanılmış hakları korumakla birlikte kıyıları kamuya açmak olduğu gerekçesine yer verilmiş; bu çerçevede, 3086 sayılı Yasanın Geçici 2. maddesinin 2. ve 3. fıkraları ve 1 fıkrasında yer alan '...bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuata ve imar planına uygun olarak yapılan yapılar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz' biçimindeki ibare Anayasaya aykırı bulunmamıştır.
3086 sayılı Yasanın yerini, 17 Nisan 1990 günü yayımlanarak yürürlüğe giren 3621 sayılı Kıyı Kanunu almış ve Anayasanın kıyıya ilişkin kuralları Anayasa Mahkemesi kararının gerekçeleri de dikkate alınarak yaşama geçirilmiştir.
Anayasanın Mahkemesinin 18.09.1991 günlü, E:1990/23, K:1991/29 sayılı kararı ile bu tanımlardan 4. maddenin 1. fıkrasının a) bendindeki tanım iptal edilmiştir.
İptal kararından sonra yasa koyucu tarafından 4. maddenin sahil şeridine ilişkin kuralları 3830 sayılı Yasa ile yeniden düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile: "Sahil şeridi Kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde yatay olarak en az 100 metre genişliğindeki alan" olarak tanımlanmıştır.
Anayasa Mahkemesince Anayasaya aykırı görülemeyen 3086 sayılı Yasanın Geçici 2. maddesinin 2. ve 3. fıkraları ve 1. fıkrasında yer alan '...bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuata ve imar planına uygun olarak yapılan yapılar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz' biçimindeki kuralın yerini, 3621 sayılı Kıyı Kanunu ile getirilen Geçici Maddedeki "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce mevzuat hükümlerine uygun olarak onanmış ve kısmen veya tamamen yapılaşmış 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının sahil şeritleri ile ilgili hükümleri geçerlidir. Ancak, 8 inci maddenin ikinci fıkra hükümleri saklıdır." kuralı almıştır.
11 Temmuz 1992 tarihinde yürürlüğe giren 3830 sayılı Kıyı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun Geçici Maddesiyle de; kısmen veya tamamen yapılaşmamış alanlarla ilgili imar planı revizyonlarının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde tamamlanması öngörülmüştür.
Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümleri uyarınca, imar planının uygulama imar planı ya da mevzi imar planı olma durumuna göre kısmi yapılaşma durumları imar adası veya imar planı bazında değerlendirilmektedir. Kısmi yapılaşma değerlendirmesi mevzi imar planlarında imar adası bazında, uygulama imar planlarında ise sahil şeridinde kalan imar adalarının bütününe göre olması gerekmektedir. Mevzi imar planlarının olduğu yerlerde imar adası bazında değerlendirme yapılmış ve yapıların bulunduğu parsellerin sayısının veya kullanılan toplam taban alanının imar adasındaki toplam parsel sayısının veya toplam alanın yüzde ellisinden fazla olması durumu, uygulama imar planlarının olduğu yerde de plan kapsamındaki imar adalarının sayısının yüzde ellisinden fazlasında anılan koşulların bulunması kişilere korunacak haklar sağlayan ölçüt olarak alınmıştır.
Anayasal konumu ortaya konulan kıyılar üzerinde "kazanılmış hak" kavramının ne derece geçerli olduğu konusu, Kıyı Kanunu ve bu Kanunun uygulanması yönünden büyük önem taşımaktadır.
İmar hukukunda, kazanılmış hak kavramı ile ilgili olarak belli bir ölçütün, Kıyı Kanununun amacına uygun olarak belirlenmesi zorunludur. Bir kez yasanın bir kuralına aykırı biçimde edinilen hakka, daha üstün bir hak bulunmasına karşın, sonsuza değin geçerlilik tanımak, kazanılmış hak durumunu genişleterek Anayasa'nın özel kuralı karşısında sağlıklı kabul etmek kötü niyetlileri bu yolda davranmaya özendirir ve böylece kıyıların daraltılması sonucu kıyılardan yararlanmada önceliği kamuya veren Anayasa ile bağdaşmaz.
Kanun ve Yönetmelik hükmüne göre kısmi yapılaşma olması durumunda kazanılmış hak; anılan yapıların mevcut haliyle korunmasına ilişkin olup, geçici maddede belirtildiği gibi kısmen veya tamamen yapılaşmamış alanlarla ilgili imar planı revizyonlarının kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde tamamlanarak, kısmi yapılaşma durumunun tespit edilmesi gerektiği, 11 Temmuz 1992 öncesi yapılan veya yapılmaya başlayan yapılar hakkında kazanılmış hak oluştuğu, daha sonra yapılacak imar planlarında 100 metrelik sahil şeridinin Kıyı Kanununa uygun olarak planlanması ve yeni yapılaşmaların Kıyı Kanununa uygun olması gerektiği kuşkusuzdur.
İmar planları belde halkına iyi yaşama düzeni ve koşulları sağlamak amacıyla kentin kendine özgü yaşayış biçimi ve karakteri, nüfus planı ve yapı ilişkileri, yörenin gerek çevresiyle ve gerekse çeşitli alanları arasında olan bağlantıları, halkın sosyal ve kültürel gereksinimleri, güvenlik ve sağlığı ile ilgili konular gözönüne alınarak koşulların zorunlu kıldığı biçim ve zamanda mevzuatta öngörülen yöntemlerle değiştirilebilir ve yeni kullanımlar getirilebilir. Bu kapsamda kısmi yapılaşma gereği kazanılmış hakkı bulunan sahil şerdindeki yapı sahiplerinin yapıları ekonomik varlığını sürdürene kadar korunmakla beraber bu yapıların bulunduğu taşınmazların da yeni yapılacak imar planında kullanım durumları değiştirilebilir.
Bu husus göz önüne alındığında kanun ve yönetmelik hükmü gereği kazanılmış hakkı bulunan parsellerin ve kısmi yapılaşmadan yararlanan yapılaşmamış taşınmazların ilanihaye bu haktan yararlanacağı kabul edilerek sürekli yapılaşma hakkı tanınması ve sonraki tarihli planlarda kullanım kararlarının değiştirilmemesi Anayasanın 43. maddesine Kıyı Kanunun ruhuna imar planlama esas ve tekniklerine uygun olmadığı sonucuna varılmaktadır.
Kıyı kanununda belirlenen kısmi yapılaşma hakkından yararlanarak tamamlanmış binaların imar planlarındaki yeni fonksiyonları yaşama geçirilme sürecine değin ekonomik ömürlerini sürdürene kadar varlıklarını sürdürecekleri, ancak bundan sonra yeni plan hükümlerine tabi olacakları açıktır.
Kıyı Kanununun çıktığı tarih itibariyle oluşan hakkın daha sonra yapılan imar planlarında da aynen korunması mümkün olmadığından 100 metrelik sahil şeridinin Kanunda belirtildiği şekilde imar planıyla kamunun yararlanmasına açılması zorunluluk arz etmektedir.
Anayasa Mahkemesince Anayasaya aykırı görülmeyen 3086 sayılı Yasanın Geçici 2. maddesinin 2. ve 3. fıkraları ve 1. fıkrasında yer alan '...bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuata ve imar planına uygun olarak yapılan yapılar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz' biçimindeki kuralda mevzuata uygun olarak Kıyı Kanununun çıktığı tarihten önceki yapılar için kazanılmış hak durumu Anayasa aykırı görülmemiştir. Oysa ki en son yürürlükte olan 3621 sayılı Kıyı Kanuna getirilen Geçici Maddede "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce mevzuat hükümlerine uygun olarak onanmış ve kısmen veya tamamen yapılaşmış 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının sahil şeritleri ile ilgili hükümleri geçerlidir. Ancak, 8 inci maddenin ikinci fıkra hükümleri saklıdır." kuralında "yapılar" ibaresi yer almadığından aynı zamanda kısmen veya tamamen yapılaşmamış alanlarla ilgili kazanılmış hak durumu düzenlenmediği için anılan geçici maddeki düzenleme esas alınarak kıyı alanlarında kıyı kenar çigisinden itibaren ilk 100 metrelik sahil şeridinde kısmen veya tamamen yapılaşmamış alanlardaki taşınmazlar ile kısmen veya tamamen yapılaşmış olup ekonomik ömrü biten, yıkılan binaların bulunduğu taşınmazlar, kısmi yapılaşma şartlarının gerçekleşmesi halinde yeni Kıyı Kanunundaki 100 metrelik sahil şeridinde yapılaşma yasak olmasına rağmen eski imar planındaki yapılaşma durumuna göre imar planında yapılaşabilmektedirler.
Bu itibarla dava konusu 30/03/1994 tarihli, 21890 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 5. maddesiyle değişik; Yönetmeliğin 16. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin dayanağı 3621 sayılı Kanunun Geçici maddesi; Kıyı Kanunu ve Kıyı Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükmü gereği kazanılmış hakkı bulunan parsellerin ve kısmi yapılaşmadan yararlanan yapılaşmamış taşınmazların sonsuza değin bu haktan yararlanacağı kabul edilerek sürekli yapılaşma hakkı tanınması ve sonraki tarihli planlarda kullanım kararlarının değiştirilmemesi durumlarının ortaya çıkmasını sağladığı için Anayasanın 43. maddesine aykırı olduğu sonucuna varıldığından 3621 sayılı Kanunun Geçici maddesinin iptali için 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun 40. maddesi gereğince, itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasına, uyuşmazlığın esasının Anayasa Mahkemesince bu konuda verilecek karardan sonra incelenmesine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
Anılan hükmün Anayasa Mahkemesine gönderilmesine karar verilmemesi halinde uyuşmazlığın esasına gelince;
1982 Anayasası'nın, "Kıyılardan yararlanma" başlıklı 43. maddesinde kıyılarla sahil şeritlerinin, kullanılış amaçlarına göre derinliği ve kişilerin bu yerlerden yararlanma imkan ve şartlarının kanunla düzenleneceğinin belirtildiği, bu hüküm uyarınca 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun geçici maddesinde, bu Kanun'un yürürlüğe girdiği 17 Nisan 1990 tarihinden önce mevzuat hükümlerine uygun olarak onanmış ve kısmen veya tamamen yapılaşmış 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının sahil şeritleri ile ilgili hükümleri geçerli kabul edildiği halde, Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin dava konusu 16. maddesinin 1.fıkrasının (b) bendi ile bu tarihin, kısmen veya tamamen yapılaşmamış alanlarla ilgili imar planı revizyonlarına ilişkin düzenlemeyi içeren 3830 sayılı Kanun'un geçici maddesinin yürürlük tarihi olan 11 Temmuz 1992 tarihine taşınmasında Anayasa'nın 43. maddesine ve Kıyı Kanunu'nun geçici maddesine uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, dava konusu Kıyı Kanununun Uygulanmasına Daire Yönetmeliğin 16. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ : 30/03/1994 tarih ve 21890 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 5. maddesiyle değişik; Yönetmeliğin 16. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki "11 Temmuz 1992 tarihinden önce onaylanmış uygulama imar planı bulunan kentsel ve kırsal yerleşmelerde, turizm merkez ve alanlarındaki turizm amaçlı alanlar ile turizm merkez ve alanlarındaki kentsel ve kırsal yerleşmelerde kısmen veya tamamen yapılaşma varsa onaylı imar planındaki sahil şeridi geçerlidir. Aksi halde sahil şeridi (c) bendi uyarınca belirlenir." düzenlenmesinin iptali istemiyle açılan davada Danıştay 6.Dairesince verilen davanın reddine ilişkin 20/02/2023 günlü,E:2021/3238 ,K:2023/1612 sayılı kararın temyiz incelemesi sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 27/05/2024 günlü ,E:2023/1644, K:2024/1184 sayılı kararıyla bozulmuştur.
2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 38. maddesinde, İdari Dava Daireleri Kurulunun, idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararları temyizen inceleyeceği, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 46. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştay Dava Dairelerinin nihai kararlarının Danıştay’da temyiz edilebileceği, 49. maddesinin 4. fıkrasında ise Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50’nci madde hükümlerinin kıyasen uygulanacağı öngörülmüştür. 2577 sayılı Yasanın 49. maddesinin 4. fıkrasında yer alan düzenleme ile Danıştay Dava Dairelerine, ilk derecede bakılan davalarla ilgili bozma kararlarına karşı eski kararlarında ısrar edebilme yetkisi tanınmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 27/05/2024 günlü ,E:2023/1644, K:2024/1184 sayılı bozma kararı uyarınca dava konusu Kıyı Kanununun Uygulanmasına Daire Yönetmeliğin 16. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin iptali gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra Danıştay Altıncı Dairesince verilen davanın reddine ilişkin 20/02/2023 günlü,E:2021/3238 ,K:2023/1612 sayılı kararın temyiz incelemesi sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 27/05/2024 günlü ,E:2023/1644, K:2024/1184 sayılı kararıyla bozulması üzerine anılan bozma kararına uyularak gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY: Bursa ili, Mudanya ilçesi, ... Mahallesi, ... pafta,...... ada, ... ve ... parsel sayılı taşınmazların maliki olan davacılar tarafından, Mudanya Belediye Meclisinin... tarihli, ...sayılı kararıyla "Mudanya ilçesi, Altıntaş, Burgaz, Eğitim, Yalı, Ömerbey, Hasanbey, Şükrüçavuş, Mütareke, Halitpaşa ve Kumkaya sahillerini kapsayan 18.06.1992 tarih onaylı Mudanya Uygulama İmar Planı sınırları dahilindeki alanda, 3621 sayılı Kıyı Kanunu ve Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik doğrultusunda 100 m. sahil şeridi aranmaz, 18.06.1992 tarihinde onaylanan Mudanya Uygulama İmar Planında belirlenen sahil şeridi esas alınarak plan revizyonları yapılabilir." plan notunun eklenmesi üzerine belediye meclis kararının dayanağı olan 30/03/1994 tarihli, 21890 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 5. maddesiyle değiştirilen Yönetmeliğin 16. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin iptali ve iptali istenilen Yönetmelik maddesinin dayanağı 3621 sayılı Kıyı Kanununun Geçici maddesinin Anayasaya aykırı olduğundan bahisle iptalini teminen Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT :
1982 Anayasası'nda da 1961 Anayasası'ndaki gibi kıyılar, "Tabii kaynaklar ve servetler" olarak kabul edilmiş; ayrıca, ülkemiz açısından giderek artan ekonomik ve sosyal değerleri göz önünde bulundurularak bu konuda özel düzenlemeye gidilmiştir.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın, "Kıyılardan yararlanma" başlıklı 43. maddesinde: "Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir. Kıyılarla sahil şeritlerinin, kullanılış amaçlarına göre derinliği ve kişilerin bu yerlerden yararlanma imkân ve şartları kanunla düzenlenir." kuralı yer almıştır.
Kıyı konusunda, 6785 sayılı İmar Kanunu'nun Ek 7. ve Ek 8. maddelerine göre çıkarılan Yönetmelik ile herkesin kıyılardan mutlak bir eşitlik ve serbestlikle yararlanmasını sağlamak, kıyıların doğal yapısının değiştirilmesini önlemek ve atıklarla kirletilmesini engellemek için kurallar getirilmiş ise de; 6785 sayılı İmar Kanunu'nun Ek 7. ve Ek 8. maddelerine göre çıkarılan Yönetmelik, 3086 sayılı Kıyı Kanunu'nun yürürlüğe girmesiyle yürürlükten kalkmış olup; Kıyılar yönünden, 1982 Anayasası döneminde yapılan ilk düzenleme 01/12/1984 tarihinde yürürlüğe giren 3086 sayılı Kıyı Kanunu ve buna dayanılarak çıkarılan ve 18/05/1985 tarih ve 18758 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 3086 sayılı Kıyı Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'tir.
3086 sayılı Kanun'un tümü Anayasa Mahkemesinin 25/02/1986 tarih ve E:1985/1, K:1986/4 sayılı kararı ile iptal edilmiş; iptal kararının Resmî Gazete'de yayımlandığı 10/07/1986 tarihini izleyen altı ay sonra ise 3086 sayılı Kanun yürürlükten kalkmıştır.
3086 sayılı Kanun'un yerini, 17 Nisan 1990 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 3621 sayılı Kıyı Kanunu almış ve Anayasa'nın kıyıya ilişkin kuralları Anayasa Mahkemesi kararının gerekçeleri de dikkate alınarak yaşama geçirilmiştir.
3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 4. maddesinde: "Sahil Şeridi: Kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde;
a) Uygulama imar plânı yapılacak alanlarda yatay olarak en az 20 metre genişliğindeki alanı,
b) Uygulama imar planı bulunmayan belediye ve mücavir alan sınırları içinde veya dışındaki yerleşik alanlarda, çevre düzeni ve/veya nazım imar planı bulunsun veya bulunmasın, yatay olarak en az 50 metre genişliğindeki alanı,
c) Belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışındaki iskân dışı alanlarda çevre düzeni ve/veya nazım imar planı bulunsun veya bulunmasın yatay olarak en az 100 metre genişliğindeki alanı ... ifade eder." tanımına yer verilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin 18/09/1991 tarih ve E:1990/23, K:1991/29 sayılı kararı ile bu tanımlardan 4. maddenin 1. fıkrasının (a) bendindeki tanım iptal edilmiştir. İptal kararından sonra yasa koyucu tarafından 4. maddenin sahil şeridine ilişkin kuralları 3830 sayılı Yasa ile yeniden düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile sahil şeridi, kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde yatay olarak en az 100 metre genişliğindeki alan olarak tanımlanmıştır.
Anayasa Mahkemesince Anayasa'ya aykırı görülmeyen 3086 sayılı Yasa'nın Geçici 2. maddesinin 2. ve 3. fıkraları ve 1. fıkrasında yer alan "(...) bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuata ve imar planına uygun olarak yapılan yapılar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz." şeklindeki kuralın yerini, 3621 sayılı Kıyı Kanunu ile getirilen geçici madde yer alan; "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce mevzuat hükümlerine uygun olarak onanmış ve kısmen veya tamamen yapılaşmış 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının sahil şeritleri ile ilgili hükümleri geçerlidir. Ancak, 8 inci maddenin ikinci fıkra hükümleri saklıdır." kuralı almıştır.
11 Temmuz 1992 tarihinde yürürlüğe giren 3830 sayılı Kıyı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un geçici maddesiyle de; kısmen veya tamamen yapılaşmamış alanlarla ilgili imar planı revizyonlarının, bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten (11/07/1992) itibaren bir yıl içinde tamamlanması öngörülmüştür.
Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik 03/08/1990 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu Yönetmeliğin 4. maddesinde kısmi yapılaşma; "17 Nisan 1990 tarihinden önce onaylanmış uygulama imar planlarındaki imar adalarında yer alan parseller ile üzerine birden fazla yapı yapılması mümkün olan parsellerin yüzde ellisinden fazlasında yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan imar plânı ve mevzuata uygun olarak tamamlanmış yapılarla, ruhsat alınarak en az su basman seviyesine kadar inşaatı tamamlanmış yapıların bulunması durumudur." şeklinde tanımlanmıştır.
Anılan Yönetmelik'teki kısmi yapılaşma tanımında, 30/03/1994 tarih ve 21890 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik'le değişikliğe gidilmiştir. Bu değişiklikte:
"Kısmi Yapılaşma: a) Belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında; 11 Temmuz 1992 tarihinden önce belirli bir kullanım amacına dayalı olarak onaylanmış 1/1000 ölçekli mevzii imar planlarının, kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde 100 metrelik kesim içerisindeki imar adalarında; üzerinde yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan plan ve mevzuata uygun olarak tamamlanmış yapılar ile ruhsat alınarak en az subasman seviyesinde inşaatı tamamlanmış yapıların bulunduğu parsellerin sayısının veya kullanılan toplam taban alanının imar adasındaki toplam parsel sayısının veya toplam taban alanının yüzde ellisinden fazla olması durumudur.
Üzerinde birden fazla yapı yapılması mümkün olan parseller, en az subasman seviyesinde inşaatı tamamlanmış olmak kaydı ile taban alanı veya yapı sayısı itibariyle bu kapsamda değerlendirilir.
b) Kentsel ve kırsal yerleşmelerde; meskun ve gelişme alanlarını kapsamak yerleşmenin mevcut ve projeksiyon nüfusuna dayalı gerekli tüm kullanım ve fonksiyonları içermek üzere hazırlanmış ve 11 Temmuz 1992 tarihinden önce onaylanmış uygulama imar planlarının kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde 100 metrelik bandı içerisinde kalan kesiminde yer alan imar adalarının sayısının yüzde ellisinden fazlasında, (a) bendindeki tanıma uygun yapılaşma olması durumudur. Aksi halde (a) bendi hükümleri geçerlidir.
c) (Değişik:RG-24/10/2020-31284) 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanununa tabi alanlarda; bu Kanun kapsamında 11 Temmuz 1992 tarihinden önce onaylanmış turizm amaçlı uygulama imar planlarının, kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde 100 metrelik bandı içerisinde kalan kesimindeki imar adalarının yüzde ellisinden fazlasında, (a) bendindeki tanıma uygun yapılaşma olması durumudur. Aksi halde (a) bendi hükümleri geçerlidir.
d) (Değişik:RG-24/10/2020-31284) 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanunu'na tabi alanlarda; turizm dışı kullanımlara yönelik olarak hazırlanmış ve 11 Temmuz 1992 tarihinden önce onaylanmış uygulama imar planlarının ilgi ve kapsamına göre (a) veya (b) bentlerindeki tanımlara uygun yapılaşmış olması durumudur." kuralına yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasa'da "kıyılardan yararlanma" koşulları düzenlenirken sadece kıyıların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunun belirtilmesi ile yetinilmeyip ayrıca deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararının gözetileceği ve kıyılarla sahil şeritlerinin, kullanış amaçlarına göre derinliği ve kişilerin bu yerlerden yararlanma imkan ve şartlarının yasayla düzenleneceğine ilişkin kurallara da yer verilmiştir.
Anayasal olarak kamusal kullanımının engellenmemesi gereken alanlar olan kıyılar üzerinde "kazanılmış hak" kavramının kapsam ve sınırlarının değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.
Bu bağlamda, Anayasa Mahkemesince iptal edilen 3086 sayılı Kanun'un yerini alan ve halen yürürlükte olan 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun geçici maddesinin incelenmesi gerekmektedir. Bu maddede 3621 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden (17 Nisan 1990) önce kısmen veya tamamen yapılaşmış alanlara ilişkin mevzuata uygun olarak onanmış 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının sahil şeritleri ile ilgili hükümlerinin geçerli olduğu kabul edilerek, bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önce kazanılmış hakların korunması amaçlanmıştır.
Kıyı Kanunu'nda değişiklik yapan 3830 sayılı Kanun'un geçici maddesiyle ise; kısmen veya tamamen yapılaşmamış alanlarla ilgili imar planı revizyonlarının, bu Kanun'un yürürlüğe girdiği 11 Temmuz 1992 tarihinden itibaren bir yıl içinde tamamlanması zorunluluğu getirilmiştir.
Bu yasal çerçeveye göre, sahil şeritlerinde 17 Nisan 1990 tarihinden önce mevzuata uygun olarak onaylanmış uygulama imar planları kapsamında; kısmen veya tamamen yapılaşmış alanlarda plan kararlarının uygulanmasına devam edileceği hüküm altına alınmış ve kısmen veya tamamen yapılaşmamış alanlara ilişkin ilgili imar planı revizyonlarının 11 Temmuz 1992 tarihinden itibaren bir yıl içinde yapılması öngörülmüştür.
Kısmı yapılaşma tanımı ise, 03/08/1990 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik ile yapılmış, bu Yönetmelik'te, 3621 sayılı Kanun'un yayımı tarihinden önce onaylanmış uygulama imar planlarındaki imar adalarında yer alan parsellerin yüzde ellisinden fazlasında, yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan imar planı ve mevzuata uygun olarak tamamlanmış yapılarla, ruhsat alınarak en az subasman seviyesine kadar inşaatı tamamlanmış yapıların bulunması durumu kısmi yapılaşma olarak tanımlanmıştır. 3830 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra Yönetmelik'te yapılan değişiklikle kısmi yapılaşma benzer şekilde yeniden tanımlanırken; farklı olarak kısmi yapılaşmanın olmadığı alanlardaki plan revizyonları yapılması için anılan Kanun'a paralel olarak, 3830 sayılı Kanun'un yayım tarihi olan 11 Temmuz 1992 tarihinden itibaren 1 yıl süre verilmiştir.
Kanun'a, Kıyı Kanunu'ndan önce oluşmuş hakların nasıl ve hangi ölçüler içinde korunabileceğini belirlemek için geçici madde eklenmiş ve buna uygun olarak Yönetmelik'le kısmi yapılaşma tanımlanmış ve mevcut hakların sınırları belirlenmiştir.
Kıyıların ve sahil şeritlerinin kullanım amaçlarına göre derinliği, kişilerin bu yerlerden yararlanma olanakları ve şartları Kıyı Kanunu ile düzenlenmiş ve anılan Kanun'da kıyı ve sahil şeritlerinin kamu yararına kullanımı, kıyının korunması amacına yönelik olarak yapılabilecek yapılar sınırlı olarak sayılarak, Kıyı Kanunu'ndan önce oluşmuş hakların nasıl ve hangi ölçüler içinde korunabileceğini belirlemek için geçici madde eklenmiştir.
3621 sayılı Kanun'un geçici maddesi ile bu Kanun'un yürürlüğe girdiği 17/04/1990 tarihinden önce mevzuat hükümlerine uygun olarak onaylanmış ve kısmen veya tamamen yapılaşmış 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının sahil şeridine ilişkin kararları geçerli kabul edilirken, 3830 sayılı Kanun'un geçici maddesi ile ise kısmen veya tamamen yapılaşmamış alanlarla ilgili imar planı revizyonlarının, anılan Kanun'un yürürlük tarihi olan 11 Temmuz 1992 tarihinden itibaren 1 yıl süre içinde tamamlanması öngörülmüş, dolayısıyla 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra yapılaşmamış alanlara ilişkin olan plan revizyonunun 3621 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılması, diğer bir ifade ile idarelere 3621 sayılı Kanun ve buna dayalı olarak çıkarılan Yönetmelik hükümlerine göre kısmı yapılaşma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğine göre yapılaşma ya da yapılaşmaya uygun olmayan parselleri (dolayısıyla 3621 sayılı Kanun'un yürürlükteki 100 metrelik sahil şehidi hükümlerine göre) belirleme suretiyle plan revizyonu yapma yükümlülüğü getirilmiştir.
Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümleri uyarınca, imar planının uygulama imar planı ya da mevzi imar planı olma durumuna göre kısmi yapılaşma durumları imar adası veya imar planı bazında değerlendirilmektedir. Kısmi yapılaşma değerlendirmesinin mevzi imar planlarında imar adası bazında, uygulama imar planlarında ise sahil şeridinde kalan imar adalarının bütününe göre olması gerekmektedir. Mevzi imar planlarının olduğu yerlerde imar adası bazında değerlendirme yapılmış ve yapıların bulunduğu parsellerin sayısının veya kullanılan toplam taban alanının imar adasındaki toplam parsel sayısının veya toplam alanın yüzde ellisinden fazla olması durumu, uygulama imar planlarının olduğu yerde de plan kapsamındaki imar adalarının sayısının yüzde ellisinden fazlasında anılan koşulların bulunması kişilere korunacak haklar sağlayan ölçüt olarak ele alınmıştır.
Kısmı yapılaşmaya ilişkin bu düzenleme dikkate alındığında, sahil şeridinden yararlanmanın kamunun kullanımına açılmasında kamu yararı olduğu kabul edilmekle birlikte, 3621 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce yürürlükteki mevzuata uygun olarak onaylanmış plan kararları uyarınca yapılaşmış veya yapılaşmamış olsa dahi belli koşulların gerçekleşmesi şartıyla (geçerli bir kıyı kenar çizgisinin esas alınması suretiyle 11/07/1992 tarihinden önce onaylanmış imar planlarına göre kısmi yapılaşma koşullarının gerçekleştiği haller) Kanun'un eşitlik ilkesi çerçevesinde tanıdığı haktan yararlanan taşınmazların hukuki statüsünün geçerli olduğu kazanılmış hak kavramı çerçevesinde kabul edilerek daha önce Kanunla belirlenmiş hakların korunması ve kişilerin mağdur edilmemesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır.
Kıyı Kanunu'nun geçici maddesi ile bu Kanun'un yürürlüğe girdiği 17/04/1990 tarihinden önce mevzuat hükümlerine uygun olarak onanmış ve kısmen veya tamamen yapılaşmış 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının sahil şeritleri ile ilgili hükümleri geçerli kabul edilmiş iken, Kıyı Kanunu'na işlenemeyen hükümler arasına eklenen 3830 sayılı Kanun'un geçici maddesiyle ise, kısmen veya tamamen yapılaşmamış alanlarla ilgili imar planı revizyonlarının, anılan Kanun'un yürürlüğe girdiği 11/07/1992 tarihinden itibaren 1 yıl içinde tamamlanması öngörülmüştür.
Bu durumda, 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun geçici madddesi kısmen veya tamamen yapılaşmış alanlarda bu Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce kazanılmış hakların korunmasına ilişkin iken, Kıyı Kanunu'na işlenemeyen hükümler arasına eklenen 3830 sayılı Kanun'un geçici maddesi ise kısmen veya tamamen yapılaşmamış alanlarda imar planı revizyonlarının 1 yıl içinde tamamlanmasına ilişkin olduğu, dolayısıyla 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun geçici maddesi ile 3830 sayılı Kanun'un geçici maddesinin farklı hususlara ilişkin düzenlemeler getirdiği görülmektedir.
1982 Anayasası'nın, "Kıyılardan yararlanma" başlıklı 43. maddesinde kıyılarla sahil şeritlerinin, kullanılış amaçlarına göre derinliği ve kişilerin bu yerlerden yararlanma imkan ve şartlarının kanunla düzenleneceğinin belirtildiği, bu hüküm uyarınca 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun geçici maddesinde, bu Kanun'un yürürlüğe girdiği 17 Nisan 1990 tarihinden önce mevzuat hükümlerine uygun olarak onanmış ve kısmen veya tamamen yapılaşmış 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının sahil şeritleri ile ilgili hükümleri geçerli kabul edildiği halde, Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin dava konusu 16. maddesinin 1.fıkrasının (b) bendi ile bu tarihin, kısmen veya tamamen yapılaşmamış alanlarla ilgili imar planı revizyonlarına ilişkin düzenlemeyi içeren 3830 sayılı Kanun'un geçici maddesinin yürürlük tarihi olan 11 Temmuz 1992 tarihine taşınmasında Anayasa'nın 43. maddesine ve Kıyı Kanunu'nun geçici maddesine uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, dava konusu Kıyı Kanununun Uygulanmasına Daire Yönetmeliğin 16. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde hukuka uyarlılık bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. Dava konusuu Kıyı Kanununun Uygulanmasına Daire Yönetmeliğin 16. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin İPTALİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
4\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca...-TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
4\. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 03/02/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.




10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim