SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2024/6318

Karar No

2025/1975

Karar Tarihi

14 Nisan 2025

Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2024/6318 E. , 2025/1975 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2024/6318
Karar No : 2025/1975

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı/...
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...

DAVALI YANINDA MÜDAHİL : ... Vakfı
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Ankara İli, Etimesgut İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... sayılı parsel ile ... ada ... ve ... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının ... tarihli, ... sayılı işlemiyle onaylanan 1/10.000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planının iptali istenilmektedir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:... K:... sayılı kararda; dava konusu alana ilişkin olarak daha önce ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile verilen iptal kararı, bilirkişi raporları ve dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu taşınmazın tabi olduğu sit statüsündeki değişiklikten dolayı imar planı yapılmasının koruma mevzuatı bakımından uygun olduğu görülmekte ise de; dava konusu planların planlama esasları ve plan hiyerarşisi bakımından 1/25.000 ölçekli nazım imar planı ilke ve esaslarına, planların kademeli birlikteliğine uygun olmadığı, taşınmazın Atatürk Orman Çiftliği arazisinin bütünleyicisi olduğundan konumu nedeniyle imar planı ile getirilen üniversite alanı kullanımının 1/10.000 ölçekli Atatürk Orman Çiftliği Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı amaç ve hedeflerine aykırı olduğu ve planların kademeli birlikteliğinin sağlanmadığı, sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı koruma statüsüne göre parselde yoğun yapılaşmaya gidilemeyeceğinden üniversite alanı gibi bir tesisin yapılamayacağı, dava konusu plan değişikliklerinin bir önceki planın iptaline ilişkin... İdare Mahkemesinin kararının gereklerine uygun olmadığı anlaşıldığından, dava konusu imar planlarında şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, koruma mevzuatına ve kamu yararına uygunluk görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İdari Dava Dairesince verilen kararda; dava konusu alanın, Hazine adına kayıtlı olduğu ve AOÇ arazisi niteliğinde olmadığı, Ankara 1 sayılı Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla 1. derece doğal sit alanı statüsünden çıkarılarak sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı statüsüne getirildiği, taşınmazın tabi olduğu statü bakımından koruma mevzuatına uygun nitelikte yapılaşma koşulları getiren bir planlama yapılmasına ve üniversite alanı olarak planlanmasına engel bir durumun olmadığı, ...İdare Mahkemesi'nin ... tarihli ve E:..., K... sayılı kararı uyarınca, planlama alanının 559.373 m2'den 403.600 m2'ye ve ticaret kullanımının revize edilerek %20'den %10'a düşürüldüğü, plan notları ile, alanın koruma statüsü ile belirlenen alt kullanımların üniversitede görev yapacak çalışanlar ve öğrenciler için kreş-anaokulu, yurt, uygulama araştırma hastanesinde tedavi görecek hasta yakınlarının, üniversitede öğrenim görecek öğrencileri ziyaret edecek yakınların konaklayacağı tesislerin kampüs alanında bulunmasının bir gereklilik ve ihtiyaç olduğu, bu yapıların, alanın tarihi, kültürel ve doğal özellikleri dikkate alınacak şekilde mimari proje ölçeğinde belirlenebileceği ve planlanan alanın üniversite alanı olarak belirlenmesi nedeniyle yukarıda yer verilen "üstün kamu yararı" ilkesinin gözetilmesi gerektiği hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, dava konusu planlarda hukuka, şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun kabulüne, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Temyize konu kararın usul ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davaya konu mülkiyeti Hazineye ait Ankara İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, (eski ..., ..., ..., ..., ..., ... sayılı parseller) ... ada,... sayılı parsel ile ... ada ...ve ... parsel sayılı taşınmazlar Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun ... tarihli, ... sayılı kararıyla sit alanı olarak ilan edilmiş, yine aynı kurulun ... tarihli, ... sayılı kararıyla Atatürk Orman Çiftliği Sit Alanı sınırlarına dahil edilmesine karar verilmiştir. Aynı Kurulun ... tarihli, ... sayılı kararıyla da anılan taşınmazlar 1.derece doğal sit alanı olarak ilan edilmiştir.
Anılan taşınmazlar Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin ... tarihli, ... sayılı kararıyla onaylanan 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planında diğer başkentlik işlevleri ve Atatürk Orman Çiftliği Doğal ve Tarihi Sit Alanı kullanımında kalmaktadır. Yine mezkur taşınmazlar Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin ... tarihli, ... sayılı kararıyla onaylanan 1/10.000 ölçekli Atatürk Orman Çiftliği 1. Derece Doğal ve Tarihi Sit Alanı Koruma Amaçlı Nazım İmar Planında ağaçlandırılmış alan fonksiyonunda kalmaktadır.
Sonrasında Ankara 1 sayılı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun ... tarihli, ... sayılı kararıyla ..., ..., ..., ... ve ... sayılı parseller, ... tarihli, ... sayılı kararıyla da ... parsel sayılı taşınmaz tarihi sit alanı statüsünden çıkarıltılmış olup söz konusu kararların iptali istemiyle yargı mercilerinde dava açılmamıştır. Ayrıca Ankara 1 sayılı Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonunun ...tarihli, ... sayılı kararıyla da anılan taşınmazlar 1. derece doğal sit alanı statüsünden çıkarılarak sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı statüsüne getirilmiş olup bu kararın iptali istemiyle TMMOB Mimarlar Odası tarafından açılan davanın reddi yolunda ... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:... K:... sayılı karar üzerine davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla istinaf başvurusunun reddine kesin olarak karar verilmiştir.
Bunun üzerine Ankara İli, Etimesgut İlçesi, ... Mahallesi, ..., ..., ..., ..., ..., ... sayılı parseller ile bir kısım tescil harici alana ilişkin 1/10.000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı değişikliği ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının ... tarihli, ... sayılı işlemiyle onaylanmıştır. Bu plan değişikliği ile işbu dava konusu taşınmazları kapsayan alanların özel üniversite alanı olarak belirlendiği, bu planlara karşı açılan davada ...İdare Mahkemesinin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararı ile bilirkişi raporlarında yer alan tespitler doğrultusunda iptal kararı verildiği, anılan yargı kararı uyarınca işbu davanın konusu olan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının... tarihli, ... sayılı işlemiyle onaylanan 1/10.000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planının yapıldığı, söz konusu planlarda da anılan taşınmazların özel üniversite alanı olarak belirlendiği, ancak önceki plana nazaran kat yüksekliğinin düşürüldüğü, planlama alanında öngörülen ticari alanların emsalinin azaltıldığı, önceki plan hükümlerindeki bazı muğlak ibarelerin netleştirildiği ve vaziyet planı ile mimari projede kesinleştirileceği hususunun belirtildiği, davacı tarafından bu planların da iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT:
3194 sayılı İmar Kanununun "Tanımlar" başlıklı 5.maddesinde, nazım imar planı; (Değişik:29/11/2018-7153/10 md.) varsa bölge planlarının mekâna ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan şeklinde tanımlanmıştır.
Aynı Kanunun "Tescil ve şüyuun izalesi" başlıklı 16.maddesinde, "Belediye ve mücavir alan hudutları içindeki gayrimenkullerin re'sen veya müracaat üzerine tevhid veya ifrazı, bunlar üzerinde irtifak hakkı tesisi veya bu hakların terkini, bu Kanun ve yönetmelik hükümlerine uygunluğu belediye encümenleri veya il idare kurullarınca onaylanır." hükmüne, "Parselasyon planlarının hazırlanması" başlıklı 18. maddesinde, "İmar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatı aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re'sen tescil işlemlerini yaptırmaya belediyeler yetkilidir. Sözü edilen yerler belediye ve mücavir alan dışında ise yukarıda belirtilen yetkiler valilikçe kullanılır." hükmüne, "Yapı ruhsatiyesi" başlıklı 21. maddesinde, "Bu Kanunun kapsamına giren bütün yapılar için 26 ncı maddede belirtilen istisna dışında belediye veya valiliklerden (....)[25] yapı ruhsatiyesi alınması mecburidir." hükmüne, "Yapı kullanma izni" başlıklı 30.maddesinde de, "Yapı tamamen bittiği takdirde tamamının, kısmen kullanılması mümkün kısımları tamamlandığı takdirde bu kısımlarının kullanılabilmesi için inşaat ruhsatını veren belediye, valilik (...) bürolarından; 27 nci maddeye göre ruhsata tabi olmayan yapıların tamamen veya kısmen kullanılabilmesi için ise ilgili belediye ve valilikten izin alınması mecburidir." hükmüne yer verilmiştir.
Yine 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 3.maddesinde, "koruma amaçlı imar plânı; bu Kanun uyarınca belirlenen sit alanlarında, alanın etkileşim-geçiş sahasını da göz önünde bulundurarak, kültür ve tabiat varlıklarının sürdürülebilirlik ilkesi doğrultusunda korunması amacıyla arkeolojik, tarihi, doğal, mimarî, demografik, kültürel, sosyo-ekonomik, mülkiyet ve yapılaşma verilerini içeren alan araştırmasına dayalı olarak; hali hazır haritalar üzerine, koruma alanı içinde yaşayan hane halkları ve faaliyet gösteren iş yerlerinin sosyal ve ekonomik yapılarını iyileştiren, istihdam ve katma değer yaratan stratejileri, koruma esasları ve kullanma şartları ile yapılaşma sınırlamalarını, sağlıklaştırma, yenileme alan ve projelerini, uygulama etap ve programlarını, açık alan sistemini, yaya dolaşımı ve taşıt ulaşımını, alt yapı tesislerinin tasarım esasları, yoğunluklar ve parsel tasarımlarını, yerel sahiplilik, uygulamanın finansmanı ilkeleri uyarınca katılımcı alan yönetimi modellerini de içerecek şekilde hazırlanan, hedefler, araçlar, stratejiler ile plânlama kararları, tutumları, plân notları ve açıklama raporu ile bir bütün olan nazım ve uygulama imar plânlarının gerektirdiği ölçekteki plânlardır." şeklinde tanımlanmıştır.
5393 sayılı Belediye Kanunu'nun "Belediyenin yetkileri ve imtiyazları" başlıklı 15. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde; "Gerçek ve tüzel kişilerin faaliyetleri ile ilgili olarak kanunlarda belirtilen izin veya ruhsatı vermek." hükmü yer almaktadır.
İşlem tarihinde yürürlükte olan 10.07.2018 tarihli, 30474 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin "Görev" başlıklı 97. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde, "Her tür ve ölçekteki fiziki planlara ve bunların uygulanmasına yönelik temel ilke, strateji ve standartları belirlemek ve bunların uygulanmasını sağlamak, Cumhurbaşkanınca yetkilendirilen alanlar ile merkezi idarenin yetkisi içindeki kamu yatırımları, mülkiyeti kamuya ait arsa ve araziler üzerinde yapılacak her türlü yapı, milli güvenliğe dair tesisler, askeri yasak bölgeler, genel sığınak alanları, özel güvenlik bölgeleri, enerji ve telekomünikasyon tesislerine ilişkin etütleri, harita, her tür ve ölçekte çevre düzeni, nazım ve uygulama imar planlarını, parselasyon planlarını ve değişikliklerini resen yapmak, yaptırmak, onaylamak ve başvuru tarihinden itibaren iki ay içinde yetkili idarelerce ruhsatlandırma yapılmaması halinde resen ruhsat ve yapı kullanma izni vermek, (h) bendinde; "Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan veya mülkiyeti Hazineye, kamu kurum veya kuruluşlarına veya gerçek kişilere veyahut özel hukuk tüzel kişilerine ait olan taşınmazlar üzerinde kamu veya özel sektör tarafından gerçekleştirilecek olan yatırımlara ilişkin olarak ilgililerince hazırlandığı veya hazırlatıldığı halde yetkili idarece üç ay içinde onaylanmayan etüt, harita, her tür ve ölçekteki çevre düzeni, nazım ve uygulama imar planlarını, parselasyon planlarını ve değişikliklerini ilgililerinin valilikten talep etmesi ve valiliğin Bakanlığa teklifte bulunması üzerine bedeli mukabilinde yapmak, yaptırmak ve onaylamak, başvuru tarihinden itibaren iki ay içinde yetkili idarece verilmemesi halinde bedeli mukabilinde resen yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni ile işyeri açma ve çalışma ruhsatını vermek" Çevre ve Şehircilik Bakanlığının görevleri arasında sayılmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava konusu 1/10.000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planının ... sayılı plan hükmü ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planının ... sayılı plan hükmü haricinde kalan kısımları yönünden;
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairelerince verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Temyize konu kararın, dava konusu 1/10.000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planının ... sayılı plan hükmü ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planının ... sayılı plan hükmü haricinde kalan kısmında 2577 sayılı Kanunun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmamaktadır.
Dava konusu 1/10.000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planının ... sayılı plan hükmü ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planının ... sayılı plan hükmü yönünden;
Uyuşmazlığa konu 1/10.000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planının ...sayılı plan hükmü ile 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planının ... sayılı plan hükmünde "Plan onama sınırları içerisinde yapılacak olan ifraz, tevhit, arazi ve arsa düzenlemesi, inşaat ruhsatı, ruhsat, yapı kullanma izin belgesi gibi imar uygulamalarında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve/veya Ankara Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü yetkilidir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine göre, gerek ifraz ve tevhit işleminin yapılması, gerek parselasyon işleminin onaylanması, gerek yapı ruhsatının tanzim edilmesi verilmesi, gerekse yapı kullanma izin belgesinin düzenlenmesine ilişkin işlemlerde belediyelerin asli yetkili idare olduğu açıktır.
Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin (ç) bendine göre uyuşmazlığa konu taşınmazların mülkiyetinin kamuya ait olduğu gözetildiğinde üzerinde inşa edilmesi planlanan her türlü yapılara ilişkin davalı Bakanlık tarafından yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesinin düzenlenebilmesinin ruhsatı tanzim etme ve yapı kullanma izin belgesi düzenleme konusunda asli yetkili olan belediye başkanlığınca taşınmaz malikince yapılan başvuru üzerine başvuru tarihinden itibaren iki ay içinde ruhsatlandırma yapılmaması halinde mümkün olabileceği açıkça öngörülmüştür.
Yine söz konusu Kararnamenin (h) bendine göre ise, mülkiyeti Hazineye ait olan uyuşmazlık konusu taşınmazların üzerinde özel sektör tarafından gerçekleştirilecek olan üniversite binasının yatırım olduğu kabul edilmesi halinde dahi davalı idarenin parselasyon işlemini yapma konusunda yetkili olabilmesinin koşulu olan taşınmaz malikince hazırlandığı veya hazırlatıldığı halde yetkili idare olan belediye başkanlığınca üç ay içinde onaylanmaması ve ilgililerinin valilikten talep etmesi ve valiliğin Bakanlığa teklifte bulunması durumlarının söz konusu olduğuna ilişkin dava dosyasına davalı idarece bilgi ve belge sunulamadığı, ayrıca yine davalı Bakanlığın yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesi düzenleme konusunda yetkili olabilmesi için ilgililerin yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesi alınması amacıyla belediye başkanlıklarına yaptıkları başvuru tarihinden itibaren iki ay içinde yetkili idarece söz konusu ruhsat ve izinlerin verilmemesi halinde bedeli mukabilinde resen yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni verebileceği açık olup dava dosyasında böyle bir başvuruya ve bu başvuruya karşılık ruhsat ve izin vermeme gibi bir durumun söz konusu olduğuna ilişkin bilgi ve belgeye rastlanılmadığı görülmüştür.
Kaldı ki, söz konusu 97.maddenin 1.fıkrasının (ç) ve (h) bentlerinin anayasa aykırı olduğu iddiasıyla soyut norm denetimi yoluyla yapılan başvuru üzerine, Anayasa Mahkemesinin 26/10/2023 tarih ve E:2018/118, K:2023/180 sayılı kararıyla, "Arsa ve araziler ile bunlar üzerindeki yapılar Anayasa’nın 35. maddesi uyarınca mülkiyet hakkının konusunu oluşturmaktadır. Arazi kullanımı ve yapılaşmanın imar mevzuatına uygun olarak gerçekleştirileceği açıktır. Buna göre fiziki planlara, imar uygulamalarına, yapı ruhsatına, yapı kullanma iznine, iyileştirme, yenileme ve dönüşüm uygulamalarına, kamulaştırmaya, kat mülkiyeti kurulmasına ilişkin meseleler ile bu alanlarda alınacak muhtemel kararların kişilerin mülkiyet hakkını doğrudan etkileyebileceği hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Bir başka ifadeyle bu alanlarda yapılacak iş ve işlemler, kişilerin maliki bulundukları arsa, arazi ve yapılar üzerindeki kullanım ve tasarruf biçimlerini kısmen veya tamamen değiştirme, yeniden düzenleme veya sona erdirme gibi mülkiyet hakkına müdahale teşkil edebilecek niteliktedir.
Bu itibarla kurallar, Anayasa’nın İkinci Kısmının İkinci Bölümünde yer alan mülkiyet hakkına ilişkin düzenleme içerdiğinden Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile düzenlenemeyecek yasak alan içinde kalmaktadırlar.
Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasının ikinci cümlesine aykırı olduğu" gerekçesiyle iptaline karar verilmiş, söz konusu karar 27.02.2024 tarih ve 32473 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış ve anılan kararda iptal kararının Resmi Gazetede yayımlanmasından dokuz (9) ay sonra yürürlüğe girmesi kararlaştırıldığından 27.11.2024 tarihinde iptal kararı yürürlüğe girmiştir.
Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararı üzerine 12.12.2024 tarihli, 32750 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve aynı gün yürürlüğe giren 7534 sayılı Kanunun 9.maddesi ile eklenen İmar Kanunu'nun Ek 11.maddesinin 1.fıkrasının (b) bendinde, "Her tür ve ölçekteki fiziki planlara ve bunların uygulanmasına yönelik temel ilke, strateji ve standartları belirlemek ve bunların uygulanmasını sağlamak, Cumhurbaşkanınca yetkilendirilen alanlar ile merkezi idarenin yetkisi içindeki kamu yatırımları, mülkiyeti kamuya ait arsa ve araziler üzerinde yapılacak her türlü yapı, milli güvenliğe dair tesisler, askeri yasak bölgeler, genel sığınak alanları, özel güvenlik bölgeleri, enerji ve telekomünikasyon tesislerine ilişkin etütleri, harita, her tür ve ölçekte çevre düzeni, nazım ve uygulama imar planlarını, arazi ve arsa düzenlemeleri ve değişikliklerini resen yapmak, yaptırmak, onaylamak ve başvuru tarihinden itibaren iki ay içinde yetkili idarelerce ruhsatlandırma yapılmaması halinde resen ruhsat ve yapı kullanma izni vermek" hükmüne, aynı fıkranın (ç) bendinde de, "Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan veya mülkiyeti Hazineye, kamu kurum veya kuruluşlarına veya gerçek kişilere veyahut özel hukuk tüzel kişilerine ait olan taşınmazlar üzerinde kamu veya özel sektör tarafından gerçekleştirilecek olan yatırımlara ilişkin olarak ilgililerince hazırlandığı veya hazırlatıldığı halde yetkili idarece üç ay içinde onaylanmayan etüt, harita, her tür ve ölçekteki çevre düzeni, nazım ve uygulama imar planlarını, arazi ve arsa düzenlemelerini ve değişikliklerini ilgililerinin valilikten talep etmesi ve valiliğin Bakanlığa teklifte bulunması üzerine bedeli mukabilinde yapmak, yaptırmak ve onaylamak, başvuru tarihinden itibaren iki ay içinde yetkili idarece verilmemesi halinde bedeli mukabilinde resen yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni ile iş yeri açma ve çalışma ruhsatını vermek" Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.
Bu durumda, yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, mülkiyet hakkına doğrudan müdahalede bulunacak türden olan imar uygulamalarının kanunda düzenlenen yetkili idarelerce tesis edilebileceği, kanunda ise söz konusu imar uygulama işlemlerini tesis etme noktasında davalı Bakanlığa doğrudan tanınan genel bir yetki olmadığı, ruhsatlandırma gibi uygulama işlemlerinin yetki ve diğer unsurlar yönünden imar planları ile kurala bağlanamayacağı, Kanun'la belediye başkanlıklarına verilen yetkinin plan hükmüyle kaldırılamayacağı, dava konusu imar planları hükümlerinde düzenlenen ifraz, tevhit, parselasyon, yapı ruhsatı, yapı kullanma izin belgesi onaylama konusunda taşınmazın bulunduğu belediye başkanlığının asli yetkili olduğu açık olup söz konusu imar uygulama işlemlerini tesis etme konusunda davalı Bakanlığı yetkilendiren uyuşmazlığa konu nazım ve uygulama imar planı hükümlerinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Bu itibarla, uyuşmazlık konusu plan hükümleri yönünden verilen davanın reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine,
2\. Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile anılan kararının kaldırılarak yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, dava konusu 1/10.000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planının ...sayılı plan hükmü ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planının ...sayılı plan hükmü yönünden oybirliğiyle BOZULMASINA, diğer kısımlarının oyçokluğuyla ONANMASINA
3\. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 14/04/2025 tarihinde, kesin olarak, karar verildi.



KARŞI OY (X): Dava, Ankara İli, Etimesgut İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... sayılı parsel ile ... ada ... ve ... parsel sayılı taşınmazlara özel üniversite alanı (E:1,00, Yençok:Zemin+4 kat)" kullanım kararı getirilmesine ilişkin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının ... tarihli, ... sayılı işlemiyle onaylanan 1/10.000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planının iptali istemiyle açılmıştır.
Uyuşmazlıkta, planlama alanının yaklaşık 403.600,76 m2 büyüklüğe sahip olduğu, söz konusu alanın içerisinde hastanenin de bulunduğu sağlık binaları, lojman, öğrenci yurdu, hasta ve yakınlarına hizmet edecek konaklama tesisleri, eğitim ve sağlık birimlerine hizmet edecek ticari alanları içinde barındıran büyük bir üniversite yerleşkesi olmasının planlandığı, davaya konu imar planları kararı ile getirilen özel üniversite alanı kullanım kararının eğitim öğrenim görmesi planlanan öğrencilerin sosyo ekonomik durumu da gözetildiğinde söz konusu yerleşkeyi kullanması planlanan öğrenci, öğretim görevlileri, hasta ve hasta yakınları ile üniversite çalışanlarının yoğun bir araç sirkülasyonu ve trafik yoğunluğu getireceği, öte yandan planlama bölgesinin Ankara İli'nin oldukça yoğun araç ve insan trafiğinin yaşandığı ... Yolu, ... Yolu, ...Bulvarı, ... Bulvarı'nın kesişiminde yer aldığı görülmektedir.
İdare Mahkemesince taşınmaz mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi soncunda düzenlenen bilirkişi raporunda, "dava konusu olayda alanın tarihi, kültürel ve doğal özellikleri dikkate alınmayarak yapılaşmaya konu edildiği ve üst ölçekli plan ve kent bütünü ile kurgusunun dikkate alınmadığı, dava konusu alanın ... Yolu, ... Yolu, ... ... Bulvarı, ... Bulvarı gibi oldukça yoğun insan ve araç trafiğinin yaşandığı bir bölge olduğu, bölgeye yapılaşmaya konu yeni bir kullanım kararı getirilmesinin ise söz konusu araç ve insan trafiğini artıracağı, teknik altyapı hizmetlerinde (enerji, su, katı atık, atıksu vb. gibi) yetersizliklere neden olabileceği, alanın Ankara kent merkezinin sahip olduğu tek yeşil açık alan özelliğinde olduğu, söz konusu plan kararının emsal teşkil edebileceği ve tek açık yeşil alana yapılaşma baskısı oluşturacağı, dava konusu kullanım kararına ilişkin alternatif alanlar var iken ve gerekli bütüncül bir alan araştırması yapılmadan kent merkezinde kalmış oldukça yoğun bir bölgenin seçilmesinin yanlış bir plan kararı olacağı" tespitlerine yer verildiği görülmektedir.
Bu durumda, dava konusu nazım ve uygulama imar planlarının, uyuşmazlığa konu alanın yer seçimi açısından planlama alanının büyüklüğü, imar planları ile getirilen kullanım kararları gözetildiğinde mevcut trafik yoğunluğuna ilaveten trafik yoğunluğu getireceği ve bu durumu bertaraf edecek nitelikte herhangi bir çözüm önerisi getirmediği görüldüğünden anılan planlarda şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu 1/10.000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planının ...sayılı plan hükmü ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planının ... sayılı plan hükmü haricinde kalan kısımları yönünden de temyiz istemine konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği oyuyla Dairemiz kararının bu kısmına katılmıyorum.



10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim