Danıştay danistay 2024/5890 E. 2025/4197 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/5890
2025/4197
17 Eylül 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2024/5890
Karar No : 2025/4197
DAVACI : ... Vakfı
VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1- ... Anonim Şirketi (...)
VEKİLİ : Av. ...
2- ... ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN ÖZETİ : ... Güneş Enerji Santrali TM (... - ...) .... Enerji İletim Hattı (...) projesi kapsamında Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi tarafından 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi gereğince acele kamulaştırılmaya ilişkin 17/07/2024 tarih ve 32604 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 16/07/2024 tarih ve 8733 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının Konya ili, Karatay ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kamulaştırma işleminde acelelik unsurunun olmadığı, projenin Dünya Bankasının finansmanıyla gerçekleşeceği, üretilen elektriğin Konya Büyükşehir Belediyesinin tükettiği elektriğe karşılık mahsuplaşmak suretiyle belediyeye fayda sağlamak amacıyla yapıldığı, dava konusu taşınmazda organik tarım ve hayvancılığın yapıldığı, elde edilen gıda ve et ürünlerinin vakfa kayıtlı lösemili çocuklara bağışlandığı, kamulaştırma işleminde kamu yararı bulunmadığı, basit bir proje değişikliğiyle iletim hattının daha az taşınmazın üzerinden geçebileceği, kamulaştırmanın zorunlu olmadığı belirtilerek dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
DAVALILARIN SAVUNMASI:
Davalı Cumhurbaşkanlığı tarafından, davanın süresinde açılmadığı, ... GES TM (... - ...) .... N.E.İ Hattının iletim sistemi güvenliği açısından önem arz ettiği, Dünya Bankası finansmanlı projenin enterkonnekte sisteme bağlantının yapılması için önem arz ettiği acelelik halinin mevcut olduğu ve davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
... İletim A.Ş. Genel Müdürlüğü tarafından, davanın öncelikle süre yönünden, usulden reddi gerektiği, dava konusu projeye ilişkin kamu yararı kararı alındığı, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı tarafından olur verildiği, anılan projenin, ulusal elektrik iletim ağ şebekesi (enterkonnekte sistem) güvenliği için önem arz ettiği ve enerji üretiminin nihai tüketiciye ulaşmasında, sistem kullanıcılarının enerjiye kaliteli, hızlı ve güvenli erişiminin sağlanması bakımından önem taşıdığından kamu yararının bulunduğu, üretilen elektriğin iletim enterkonnekte sistemine irtibatının sağlanması nedeniyle hem doğrudan ülke ekonomisine sanayi katkısının sağlanması, hem de iletim sisteminin arz güvenilirliğinin sağlanması için elzem olduğu, enerji arz güvenliğinin sağlanması ve enterkonnekte sistemin güvenliği göz önüne alındığında acelelik halinin bulunduğu, iletim hatlarının çevre, insan sağlığı ve zirai faaliyetlere herhangi bir olumsuz etkisinin olmadığının bilimsel olarak kanıtlandığı, Konya ilinin coğrafi yapısı nedeniyle güneş potansiyelinin en fazla olduğu illerden birisi olduğu, bu nedenle Türkiye ve Avrupadaki en büyük güneş enerji santralinin kurulu olduğu, temiz enerji üretimine katkı sağladığı ve enerji maliyetlerini düşüreceği, enerji nakil hattının dava konusu taşınmazın kullanımını etkilemeyecek şekilde parsel sınırından geçirildiği, direk yerinin ise taşınmazın köşesine denk geldiği, dava konusu acele kamulaştırma kararının hukuka uygun olduğu, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dava, bağlantı anlaşması uyarınca tesis edilecek olan ve ekli haritada güzergahları gösterilen "... GES TM (... - ...) .... N. Enerji İletim Hattı(...) Projesi" kapsamında Konya ili, Karatay ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazda, direk yerlerinin mülkiyet şeklinde, iletken salınım gabarisinin ise irtifak hakkı kurulmak suretiyle Türkiye Elektrik İletim A.Ş. Genel Müdürlüğü tarafından Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 17.07.2024 günlü, 32604 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 16.07.2024 günlü, 8733 sayılı Cumhurbaşkanı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idarelerin süre itirazı yerinde görülmemiştir.
Anayasa'nın 13. ve 35. madde hükümleri uyarınca mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla Anayasa'ya uygun olarak yasayla sınırlandırılması mümkündür. Ancak buna ilişkin düzenlemeler öncelikle kamu yararına dayanmalıdır.Ülkemizin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolüyle de mülkiyet hakkı bir insan hakkı olarak kabul edilmiş ve bu hakkın orantılılık ilkesi çerçevesinde kamu yararı gözetilerek sınırlandırılabileceği ifade edilmiştir. Buna göre, bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yolu ile kaldırılması (mülkiyetin el değiştirmesi) kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır. Bu çerçevede, 2942 sayılı Yasanın 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Bu koşullardan ikisi Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya özel kanunlarda öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olması halleri şeklinde açıkça sayılmak suretiyle üstün kamu yararının ve kamu düzeninin korunmasının gerçekleştirilmesi amacıyla acele kamulaştırma yoluna gidilebileceği belirtilmiştir. Bu kapsamda üçüncü koşul olan aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilebilmesi için de kamu yararı ve kamu düzenine ilişkin olma halinin maddede yer alan diğer iki koşula paralel nitelik taşıması gerekmektedir.
5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun 13. maddesinin birinci fıkrasında; "Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri tarımsal üretim amacı dışında kullanılamaz. Ancak, alternatif alan bulunmaması ve Kurulun uygun görmesi şartıyla; a) Savunmaya yönelik stratejik ihtiyaçlar, b) Doğal afet sonrası ortaya çıkan geçici yerleşim yeri ihtiyacı, c) Petrol ve doğal gaz arama ve işletme faaliyetleri, ç) İlgili bakanlık tarafından kamu yararı kararı alınmış madencilik faaliyetleri, d) Bakanlıklarca kamu yararı kararı alınmış plân ve yatırımlar, e) (Ek: 31/1/2007-5578/3 md.) Kamu yararı gözetilerek yol altyapı ve üstyapısı faaliyetlerinde bulunacak yatırımlar, f) (Ek: 26/3/2008-5751/1 md.) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun talebi üzerine 20/2/2001 tarihli ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu uyarınca yenilenebilir enerji kaynak alanlarının kullanımı ile ilgili yatırımları, g) (Ek: 26/3/2008-5751/1 md.) Jeotermal kaynaklı teknolojik sera yatırımları, için bu arazilerin amaç dışı kullanım taleplerine, toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile Bakanlık tarafından izin verilebilir. (Ek cümle: 31/1/2007-5578/3 md.) Bakanlık bu yetkisini valiliklere devredebilir.Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri dışında kalan tarım arazileri; toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile valilikler tarafından tarım dışı kullanımlara tahsis edilebilir. (Ek fıkra: 28/10/2020-7255/21 md.) İmar planlarında tarımsal niteliği korunacak alan olarak ayrılan yerler ile kamu yararı kararı alınarak tarım dışı amaçla kullanım izni verilen yerler, yeniden izin alınmaksızın bu amaç dışında kullanılamaz ve planlanamaz.
..." hükmü; Geçici 6. maddesinde "19/7/2005 tarihinden önce onaylanmış 1/5000 veya 1/1000 ölçekli imar planları veya arsa vasfı kazanmış parseller ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce belirlenen onaylı köy ve/veya mezraların yerleşik alanı ve civarı ile yerleşik alanlar izinli kabul edilir." hükmü yer almaktadır.
3194 sayılı İmar Kanununun 3. maddesinde, herhangi bir sahanın, her ölçekteki plan esaslarına, bulunduğu bölgenin şartlarına ve yönetmelik hükümlerine aykırı maksatlar için kullanılamayacağı, kanunun planların hazırlanması ve yürürlüğe konulması başlıklı 8. maddesinin c) (Ek: 3/7/2005 - 5403/25 md.) (Değişik:4/7/2019-7181/6 md.) bendinde de, tarım arazilerinin 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda belirtilen izinler alınmadan; tarımsal amaç dışında kullanılamayacağı, planlanamayacağı, köy ve/veya mezraların yerleşik alanı ve civarı veya yerleşik alan olarak tespit edilemeyeceği hükme bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, davalı TEİAŞ Genel Müdürlüğü ile Konya Büyükşehir Belediyesi arasında imzalanan 12.07.2013 tarihli lisanssız üretim tesislerine ilişkin bağlantı anlaşması kapsamında ve Elektrik Piyasası Bağlantı ve Sistem Kullanım Yönetmeliğinin 5/B maddesi hükümleri gereğince kamulaştırma iş ve işlemleri ile ilgili her türlü masrafın anılan şirket tarafından karşılanmak kaydıyla iz bedel ile Genel Müdürlüğe devredilecek olan "... GES TM (... - ...) .... N. Enerji İletim Hattı(Doğu-Batı)" güzergahlarına isabet eden taşınmazların bir kısmının mülkiyetinin kamulaştırılması, bir kısmı üzerinde de irtifak hakkı kurulmasında kamu yararı bulunduğuna, kamulaştırma işlemlerinde acele kamulaştırma yönteminin uygulanmasına karar verilmesi halinde 2942 sayılı Yasanın 27. maddesi uyarınca başvuruda bulunulmasına TEİAŞ Yönetim Kurulunun ... günlü, ...-... sayılı kararı ile karar verildiği ve kararın Bakanlık makamınca 03.10.2023 tarihinde onaylandığı, iletim hattının kısa sürede bitirilerek enterkonnekte sisteme bağlanabilmesi, iletim ağ şebekesi güvenliği için enerji üretiminin nihai tüketiciye ulaşmasında, sistem kullanıcılarının enerjiye kesintisiz, kaliteli, hızlı ve güvenli erişiminin sağlanması bakımından önem arz etmesi nedeniyle acele kamulaştırma kararı alınmasının istenildiği, proje güzergahında kalan diğer taşınmazların malikleri ile anlaşma sağlandığından, sadece uyuşmazlığa konu taşınmaz yönünden acele kamulaştırma kararı alındığının belirtildiği anlaşılmaktadır.
Danıştay Altıncı Dairesinin 26/11/2024 günlü, 2024/5890 sayılı Ara Kararı ile davalı idareler ve dava dışı Konya İl Tarım ve Orman Müdürlüğünden, uyuşmazlığa konu taşınmazın, tarım dışı kullanım izni alınması gereken taşınmaz niteliğinde olup olmadığı, bu nitelikte olması durumunda 5403 sayılı Kanun uyarınca izin alınıp alınmadığının sorulması üzerine verilen yanıtlarda; iletim hattı güzergahına isabet eden bölgenin 1/25.000 ölçekli nazım imar planında kısmen plansız alanda, kısmen tarım ve hayvancılık tesis alanı, park, yeşil alan ve yolda, 1/5000 ölçekli nazım imar planında organize tarım ve hayvancılık alanı, park alanı ve yolda, 1/1000 ölçekli uygulama imar planında da kısmen plansız alanda, kısmen organize tarım ve hayvancılık alanı, park alanı ve yolda kaldığı; TEİAŞ Genel Müdürlüğü tarafından, 1/1000 ölçekli imar planı hükmü uyarınca gerçekleştirilen imar uygulaması ile arsa vasfı niteliği kazandığından 5403 sayılı Kanunun Geçici 6. madde hükmü gereği tahsis amacı değişikliği başvurusu yapılması gerekli olmadığından izin belgesi alınmadığı; Konya Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğünce de, uyuşmazlığa konu taşınmazın arsa vasfında olduğu, ancak kaç yılında arsa vasfında olduğu bilgilerine ulaşılamadığı, 19/07/2005 tarihinden önce arsa vasfını kazanmışsa veya ilk tesis kadastrosu sonucu arsa olmuş ise 5403 sayılı Kanun kapsamında izin alınmasının gerekmediği, diğer durumlarda izin alınması gereken taşınmaz niteliğinde olduğu, taşınmaz için verilmiş herhangi bir tarım dışı kullanım izninin bulunmadığı belirtilmiştir.
Dosyada yer alan Karatay Belediye Başkanlığının ... günlü, ... sayılı yazısında, enerji iletim hattı güzergahı planlaması ile ilgili olarak TEİAŞ tarafından yapılan teklifin uygun görülerek 1/1000 ölçekli uygulama imar planında değişiklik yapıldığı belirtilmiş olduğundan, 25/06/2025 tarihli istem yazısı ile uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin imar planlarının istenilmesi üzerine TEİAŞ Genel Müdürlüğünce gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinden, Karatay ve Meram ilçe sınırları içinde kalan ... Ges-... - ... .... N. Enerji İletim Hattının düzenlenmesi ile ilgili TEİAŞ 9. Bölge Müdürlüğünün 1/25.000 ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı tekliflerinin Konya Büyükşehir Belediye Meclisinin ... günlü, ... sayılı kararı ile kabul edildiği, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği teklifinin, Karatay Belediye Meclisinin ...günlü, ... sayılı kararıyla kabul edilerek aralarında uyuşmazlığa konu parselin de yer aldığı 7 adet parsel ve çevresinde sınırları belirlenen ve mevcut planda organize tarım ve hayvancılık alanı, park alanı ve taşıt yolu olarak belirlenen alanda Enerji Nakil Hattı, Enerji Nakil Hattı Koruma Kuşağı ve Teknik Altyapı Alanı güzergahının düzenlendiği, plan değişikliğinin Konya Büyükşehir Belediye Meclisince ... günlü, ... sayılı kararla onaylandığı görülmüştür.
Dava konusu işlemle, uyuşmazlığa konu 111.088,57 m2 yüzölçümlü taşınmazın 299,29 m2'sinin direk yeri olarak mülkiyetinin, 17.083,80 m2'lik kısmının ise iletken salınım gabarisi için irtifak hakkı tesisi suretiyle TEİAŞ tarafından acele kamulaştırılmasına karar verilmiştir.
Uyuşmazlığa konu taşınmazın bir kısmının mülkiyetinin kamulaştırılması yönünden; enerji iletim hattı güzergahında kalan taşınmazın acele kamulaştırılmasında kamu yararı bulunmakta ise de, tarım arazisi niteliğindeki taşınmazın teknik altyapı alanı (direk yeri) olarak belirlenen kısmı için tarım dışı amaçla kullanım izni alınması gerekmesine karşın izin alınmamış olması nedeniyle dava konusu işlemin bu kısmında mevzuata ve hukuka uyarlık görülmemiştir.
TEİAŞ Genel Müdürlüğünce taşınmazın arsa vasfında olduğu tespit edildiğinden, 5403 sayılı Kanunun geçici 6. madde hükmü gereğince tahsis amacı değişikliği yapılmasının gerekli olmadığı öne sürülmüştür. 5403 sayılı Kanunun geçici 6. maddesinde, 19.07.2005 tarihinden önce onaylanmış imar planı kapsamında veya arsa vasfındaki taşınmazların izinli sayılacağı belirtilmiş olup, olayda uyuşmazlık konusu taşınmazda enerji nakil hattı belirlemesi yolundaki imar planı değişikliklerinin 2023 ve 2024 tarihinde yapıldığı, önceki imar planlarında taşınmazın organize tarım ve hayvancılık alanında kaldığı, dolayısıyla tarımsal amaç için ayrılmış olduğu, yukarıda yer verilen düzenlemeler uyarınca tarım dışı kullanım izni alınmadan bu amaç dışında planlanamayacağı göz önünde bulundurulduğunda, taşınmazın 5403 sayılı Kanunun geçici 6. maddesi kapsamında izinli kabul edilmesine olanak bulunmamaktadır.
Taşınmazda irtifak hakkı tesisi yönünden; enerji iletim hattı güzergahının nazım ve uygulama imar planlarına işlenmiş olduğu, diğer taraftan irtifak hakkı tesisi ile iletim hattı ve koruma kuşağında yapılaşmanın engellendiği, ancak zeminde tarımsal faaliyete yönelik bir sınırlama öngörülmemesi nedeniyle tarımsal faaliyetin sürdürülebileceği, dolayısıyla tarım dışı bir kullanımın söz konusu olmadığı anlaşılmakla, iletim hattının kısa sürede bitirilerek enterkonnekte sisteme bağlanabilmesi, sistem kullanıcılarının enerjiye kesintisiz, kaliteli, hızlı ve güvenli erişiminin sağlanması amacıyla tesis edilen dava konusu işlemin bu kısmında mevzuata ve hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu 16.07.2024 günlü, 8733 sayılı Cumhurbaşkanı kararının uyuşmazlığa konu taşınmazın bir kısmının mülkiyetinin kamulaştırılmasına yönelik bölümünün iptaline, işlemin irtifak hakkı tesisine ilişkin kısmına yönelik olarak davanın reddine karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 17/09/2025 tarihinde, davacı vekili Av. ...'nın ve davalı idare Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi vekili Av. ... ile Cumhurbaşkanlığını temsilen Av. ...'ın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY: ... GES TM (... - ...) .... N.E.İ Hattı projesi kapsamında ekli haritada gösterilen güzergaha isabet eden taşınmazlarda elektrik dağıtım tesis yerlerinin mülkiyet şeklinde, hat emniyet sahalarının ise irtifak hakkı kurulmak suretiyle Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 16/07/2024 tarih ve 8733 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı 17/07/2024 tarih ve 32604 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.
Cumhurbaşkanlığı kararının anılan Resmi Gazetede yayımlanması üzerine, davacıya ait Konya ili, Karatay ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel yönünden görülmekte olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde "İdareler, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya aşağıda belirtilen hallerde eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilirler." hükmüne, aynı Kanunun 5. maddesinde, belediye yararına kamulaştırmalarda belediye encümeni tarafından kamu yararı kararı alınacağı düzenlenmiş, 6. maddesinde ise belediye encümeni tarafından alınmış olan kamu yararı kararının il merkezlerinde Valinin onayı ile tamamlanacağı kurala bağlanmıştır. Aynı maddenin 3. fıkrasında, "Onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasına gerek yoktur. Bu durumlarda yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir karar alınır." hükmüne yer verilmiştir.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, bu Kanunun 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktar, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu düzenlemesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davalının usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir.
Anayasa’nın 35. maddesinin 2. fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir.
Özel mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmış, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahaleler olabileceği öngörülmüş ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir.
Anayasa ve 2942 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, idarelerin, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı çerçevesinde ya da onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine dayanılarak, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırmaları; hatta 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen şartların varlığı halinde, anılan Kanun'da ayrı bir usul olarak öngörülen acele kamulaştırma yöntemine de başvurulabilmeleri mümkündür.
Anayasa'nın 35. maddesinin mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceğine ilişkin hükmü çerçevesinde, 2942 sayılı Kanun'la, kamulaştırma ve aynı zamanda acele kamulaştırma işleminin kurucu unsuru olan kamu yararının, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı ile ya da onaylı imar planı veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve proje ile ortaya konulması gerekliliği düzenlenmiştir.
2942 sayılı Kanunda, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir.
Olağan kamulaştırma sürecinde; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar kamulaştırılırken, öncelikle yeterli ödenek ayrıldıktan sonra, Kanun'un 5. ve 6. maddelerinde belirlenen mercilerce kamu yararı kararı alınır. Kamulaştırmayı gerçekleştirecek idarece, sırasıyla, aynı Kanun'un 7. maddesinde ayrıntısı belirlendiği üzere taşınmaza ilişkin ölçekli plan yapılır, taşınmazın maliki belirlenir, vergi beyan ve değeri tespit edilir ve tapuya kamulaştırma şerhi verilmesinin ardından Kanun'un 8. maddesine göre idarenin satın alma usulünü, karşılıklı anlaşmaya dayalı olarak denemesi gerekir. Bu yolla anlaşmaya varılamaması halinde, Kanun'un 10. maddesine göre idarenin ilgili belgelerle birlikte taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescilini sağlamak amacıyla dava açması gerekir ve ancak mahkemece tescil kararı verildikten sonra idare, kamulaştırmaya konu taşınmaz üzerinde tasarruf edebilir hale gelir.
Olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır.
Acele kamulaştırma usulü ise 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idareye kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, o taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir usul olarak öngörülmüştür.
Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Anılan hüküm uyarınca taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan, kamu düzenine ilişkin olarak acelilik halinin bulunduğu durumlarda Cumhurbaşkanınca, taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebilmektedir.
2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde, acele kamulaştırma işleminin dayandırılacağı üç sebep unsurundan, “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen haller” bakımından, Kanun'da açık bir acelelik haline yer verilmediğinden, maddede öngörülen diğer iki koşuldan bağımsız şekilde, işlem tesisine dayanak olan acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirilmesi gerekmektedir.
Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerekmektedir.
Dolayısıyla, acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararlarının da kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığına yönelik hukuki denetiminin; diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden incelenerek yapılması gerektiği açıktır.
Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde, dava konusu acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararı'nın "kamu yararı" ve "acelelik hali" ölçütleri yönünden ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, anılan projenin, ulusal elektrik iletim ağ şebekesi (enterkonnekte sistem) güvenliği için önem arz ettiği ve enerji üretiminin nihai tüketiciye ulaşmasında, sistem kullanıcılarının enerjiye kaliteli, hızlı ve güvenli erişiminin sağlanması bakımından önem taşıdığından kamu yararının bulunduğu, üretilen elektriğin iletim enterkonnekte sistemine irtibatının sağlanması nedeniyle hem doğrudan ülke ekonomisine katkısının sağlanması, hem de iletim sisteminin arz güvenilirliğinin sağlanması için elzem olduğu, enerji arz güvenliğinin sağlanması ve enterkonnekte sistemin güvenliği göz önüne alındığında acelelik halinin bulunduğu, iletim hatlarının çevre, insan sağlığı ve zirai faaliyetlere herhangi bir olumsuz etkisinin olmadığının bilimsel olarak kanıtlandığı, enerji iletim hattının çok uzak mesafeleri birbirine bağladığı, başlangıç ve bitiş noktaları arasında seçilecek güzergahın, en az maliyetle en uygun yerden geçirilmek zorunda olduğu, enerji nakil hattının dava konusu taşınmazın kullanımını etkilemeyecek şekilde parsel sınırından geçirildiği, direk yerinin ise taşınmazın köşesine denk geldiği anlaşılmıştır.
Bununla birlikte, Dairemizin 26/11/2024 günlü, 2024/5890 sayılı ara kararı ile davalı idareler ve dava dışı Konya İl Tarım ve Orman Müdürlüğünden, uyuşmazlığa konu taşınmazın, tarım dışı kullanım izni alınması gereken taşınmaz niteliğinde olup olmadığı, bu nitelikte olması durumunda 5403 sayılı Kanun uyarınca izin alınıp alınmadığının sorulması üzerine verilen yanıtlarda; TEİAŞ Genel Müdürlüğü tarafından, 1/1000 ölçekli imar planı hükmü uyarınca gerçekleştirilen imar uygulaması ile arsa vasfı niteliği kazandığından 5403 sayılı Kanunun Geçici 6. madde hükmü gereği tahsis amacı değişikliği başvurusu yapılması gerekli olmadığından izin belgesi alınmadığı; Konya Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğünce de, uyuşmazlığa konu taşınmazın arsa vasfında olduğu, ancak kaç yılında arsa vasfında olduğu bilgilerine ulaşılamadığının bildirildiği, Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi tarafından 07/07/2025 tarihli dilekçe ile dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, ... tarih ve ... sayılı Konya Büyükşehir Belediye Meclisinin kararıyla onaylanan 1/25.000 ölçekli ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ve ... tarih ve ... sayılı Karatay Belediye Meclisi kararıyla uygun görülen, ... tarih ve ... sayılı Konya Büyükşehir Belediye Meclisinin kararıyla onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğiyle enerji nakil hattının imar planına işlendiği ve taşınmazın bu alanda kaldığı görülmüştür.
Öte yandan, Ülkemizin enerji ihtiyacının hızla artış gösterdiği dikkate alındığında enerji ihtiyacının karşılanması amacıyla inşa edilecek iletim sistemleri için ihtiyaç duyulan taşınmazların temininde, enerjinin tüketim noktalarına ulaştırılmasında gecikmeye yol açılmaması hususu dikkate alındığında kamu yararı ile acelelik halinin bulunduğu tartışmasızdır.
Bu durumda, anılan proje ile artan enerji ihtiyacının bir an önce karşılanabilmesi ve enerji arzının kesintisiz, sürekli biçimde sağlanabilmesi gerekliliği, enerji arz güvenliğinin sağlanmasının önemi ile ülkemizin enerji ihtiyacının hızla artış gösterdiği gerçeği birlikte dikkate alındığında, enerji ihtiyacının karşılanması amacıyla inşa edilecek iletim sistemleri için ihtiyaç duyulan taşınmazların temininde, enerjinin tüketim noktalarına ulaştırılmasında gecikmeye yol açılmaması bakımından kamu yararı ile acelelik halinin bulunduğu sonucuna ulaşıldığından, anılan iletim hattının bir an önce yapılabilmesi maksadıyla proje kapsamındaki taşınmaza el konulmasına imkan veren dava konusu Cumhurbaşkanlığı kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. DAVANIN REDDİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı davalar için belirlenen ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
4\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5\. 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(g) maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 17/09/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.