Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/5776
2025/2618
8 Mayıs 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2024/5776
Karar No : 2025/2618
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1- ...- ...
2-... Bakanlığı - ...
VEKİLLERİ : Av. ...
3- ... Müdürlüğü- ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi sınırları içerisinde 27/6/2024 tarih ve 8658 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile ilan edilen ...-...-...-... yüksek standartlı demiryolu hattı inşaatı ile Elektromekanik Sistemlerin Temini Projesi kapsamında, ...-...-...-... ve ... illeri sınırları içerisinde yer alan ve ekli listede bulundukları yer ile ada ve parsel numaraları belirtilen taşınmazların, tapuda Hazine adına tescil edilmek üzere TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü tarafından, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 28/06/2024 tarih ve 32586 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 27/06/2024 tarih ve 8658 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının, ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Uyuşmazlığa konu taşınmazın kamulaştırılmasının 2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde sayılan haller kapsamında değerlendirilemeyeceği, acele kamulaştırmanın istisnai olduğu, acele kamulaştırma yönteminin uygulanmasının gerekçesinin, olağanüstü durumların, amaçlanan kamu yararının, kamu düzeninin korunmasını gerektiren hallerin somut olarak ortaya konulmadığı, üstün kamu yararının ne olduğunun açıklanmadığı, somut olayda acelelik halinin bulunmadığı, acele kamulaştırma işleminin TCDD Genel Müdürlüğü tarafından yapılmasına karar verilerek yetki devri yapıldığı, somut olayda kamu yararının bulunmadığı, öncelikle olağan kamulaştırma yoluna gidilmesi gerektiği, kamulaştırma sınırının afaki olarak çok geniş alındığı, mülkiyet hakkının ihlal edildiği belirtilerek dava konusu acele kamulaştırma kararının iptali gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVALI İDARELERİN SAVUNMALARI : Davanın süresinde açılmadığı, proje ile bir liman şehri olan ... ilini, ... ve ... gibi sanayi şehirlerine bağlayan ve gelişmekte olan, teşvikte öncelikli ... şehrini de kalkındırmayı sağlayan mevcut demiryolunun yolcu taşımacılığı için ayrı gidiş - geliş, yük taşımacılığı için ayrı gidiş - geliş olacak şekilde dört hatta çıkarılacağı, ...-... arası halihazırdaki tek hattın, proje sayesinde gidiş - geliş çift hatta çıkarılmasının sağlanacağı, projenin sadece hat sayısını artırmayacağı, aynı zamanda taşıma hızını, güvenliğini ve işletme verimini de artıracağı, ... Bölgesel Havalimanı demiryolu bağlantısının da gerçekleştirileceği, böylece suyolu, havayolu ve demiryolu gibi ulaşım modlarının entegrasyonunun gerçekleşerek,bölgede ulaşım veriminin en üst seviyeye taşınmasının hedeflendiği, söz konusu projede, ...-... istasyonları arasında hattın hemen kenarında çok sayıda ağır iş makineleri ile yapılacak olan derin kazı ve dolgu çalışmalarının, mevcut tren trafiğini tehlikeye düşüreceğinden can ve mal emniyeti açısından bu hat kesimin 22/04/2024 tarihinden itibaren 24 ay süre ile tren trafiğine kapatılmış olması, hattın yeniden tren işletmeciliğine açılması ve projenin süresi içinde tamamlanabilmesinin son derece önem arz ettiği, uluslararası taahhütler boyutuyla önem arz eden, büyük ölçekli ulaştırma projesi olan söz konusu projenin, dış kaynaklı kredi temininde aksamalara sebep olabilecek kamulaştırma kaynaklı gecikmeler yaşanmadan, belirlenen iş programına ve taahhüt edilen sürelere uyularak tamamlanması ve işletmesi durdurulan mevcut trafiğin mümkün olan en kısa sürede işletmeye alınmasında kamu yararının ve acelelik halinin bulunduğu, projenin önemli bir etabı olan ...-... kesiminde, dış kaynakla yürütülmesi amacıyla yabancı kredi kuruluşlarıyla kredi anlaşmalarının imzalandığı belirtilerek davanın reddinin gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dava; davacıya ait ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın da aralarında bulunduğu, ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi sınırları içerisinde 27/6/2024 tarih ve 8658 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile ilan edilen ...-...-...-... yüksek standartlı demiryolu hattı inşaatı ile Elektromekanik Sistemlerin Temini Projesi kapsamında, ...-...-...-... ve ... illeri sınırları içerisinde yer alan ve ekli listede bulundukları yer ile ada ve parsel numaraları belirtilen taşınmazların, tapuda Hazine adına tescil edilmek üzere TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü tarafından, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi gereğince acele kamulaştırılmasına ilişkin 28/06/2024 tarih ve 32586 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 27/06/2024 tarih ve 8658 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idarelerin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir.
Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verilmiş ve mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmıştır. Mülkiyet hakkına müdahalelerin de olabileceği hükme bağlanarak bu müdahalelerde kamu yararı, kanuni düzenleme ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkının ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Bu husus Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarıyla da ortaya konulmuştur.
Bu bağlamda idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını kamulaştırabileceği 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde hükme bağlanmış ve devam eden maddelerinde bu olağan kamulaştırmanın usul ve şartları düzenlenmiştir.
Öte yandan Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde, "3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir." hükmüne yer verilmiştir.
Taşınmazın mülkiyetinin kamu hizmetini yürütecek olan idareye geçmesine ilişkin Kamulaştırma Kanununun 3. maddesi ve devamı maddeleri uyarınca yapılan (olağan) kamulaştırma ile mülkiyetin malikin üzerinde kalmasına rağmen taşınmaza el konularak kullanımının idareye geçmesine ilişkin Kanun'un 27. maddesinde düzenlenen acele kamulaştırma işlemi aynı taşınmaza ilişkin olsa da farklı işlemlerdir. İdare doğrudan olağan kamulaştırma yapabileceği gibi olağanüstü bazı durumlarda önce acele kamulaştırma işlemi tesis edip sonra kamulaştırma işlemini tamamlayabilir. Acele kamulaştırma ile taşınmaza el konulduktan sonra idare tarafından öncelikle satın alma yolunun işletilmesi, bunun mümkün olamaması durumunda ise asliye hukuk mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılması gerekmektedir. Taşınmazın maliki, taşınmazına el konulması üzerine acele kamulaştırma işleminin iptali istemiyle dava açabileceği gibi asliye hukuk mahkemesinde açılan dava üzerine olağan kamulaştırmaya dönüşen işlemin iptali istemiyle de ayrıca dava açabilir.
Dolayısıyla acele kamulaştırma bir kamulaştırma usulü olmayıp kamulaştırma işlemlerinin tamamlanması ve mülkiyetin idareye geçmesine kadar taşınmaza el konularak kullanım hakkının idareye geçmesini sağlayan bir işlemdir. Nitekim Cumhurbaşkanınca kamulaştırma kararı değil kamulaştırmayı yapacak olan idarenin istemi üzerine "acelelik" kararı alınmaktadır.
Hukuk devletinde idarenin, acele kamulaştırma işlemi tesis edebilmesi için, olağanüstü durumlar karşısında, kamulaştırmaya konu taşınmaza daha acil olarak ihtiyaç duyması, idarenin anılan taşınmazı bir an önce kullanmaya başlamaya muhtaç olması, bir başka ifadeyle, üstün kamu yararının gerçekleşebilmesi için olağan usulden ayrılmasının zorunlu olması gerekir.
Bu doğrultuda, Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde, olağan dışı hallerde, belli şartların varlığına bağlı olarak, kamulaştırma işlemlerinin neticelenmesini beklemeden, idarenin, kamulaştırılan taşınmaza el koymasına izin verilmiş ve acele kamulaştırma olağanüstü ve istisnai bir yöntem olarak düzenlenmiştir. Acele kamulaştırmada, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın kanunda belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değeri idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir. Burada malik lehine olağan kamulaştırmada getirilen usule ilişkin güvenceler bertaraf edilmekte ve taşınmazın mülkiyeti geçmeden, idareye, taşınmazı el koyarak kullanma, ondan yararlanma ve üzerinde birtakım tasarrufta bulunma yetkisi verilmektedir. Bu işlem, malikin mülkiyet hakkını kısıtlayan bir sonuç doğuracağından, taşınmaza el konulmasında amaçlanan kamu yararı ile malikin mülkiyet hakkı arasındaki dengenin korunması ve bu kapsamda acelelik halinin değerlendirilmesi önem arz etmektedir.
Yukarıda içeriği yazılı Kanun'un 27. maddesinde üç durumda acele kamulaştırma ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmış olup üç durumdan biri olan "aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak haller" kapsamında tesis edilen dava konusu işlemin bu çerçevede değerlendirilmesi gerekmektedir. Başka bir ifadeyle acele kamulaştırma, istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartların idarece ortaya konulup konulmadığı değerlendirilmelidir.
Bu açıklamalar çerçevesinde, projeyi uygulayacak olan idarece öncelikle taşınmaz malikleri ile anlaşma yoluna gidilmesi, anlaşmanın gerçekleşememesi halinde de yine ilk önce olağan kamulaştırma yolunun tercih edilmesi, ancak 2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde yer alan acelelik halinin bulunduğunun saptanması halinde anılan madde uyarınca acele kamulaştırılması zorunlu bulunan taşınmazlara yönelik olarak gerekli tespitler yapılıp sebepleri de belirtilmek suretiyle başvuruda bulunulması ve bunun sonucunda da başvuruda bulunulan taşınmazlara yönelik inceleme yapılarak koşulların gerçekleşmesi halinde Cumhurbaşkanı kararı ile 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca aceleliğine karar verilmiş olan taşınmazlara yönelik olarak acele kamulaştırma işlemlerinin yürütülmesi gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; TCDD Genel Müdürlüğü Yönetim Kurulu’nun ... tarih ve ... sayılı sayılı kararı ile; ... ... istasyonları arası mevcut hattın yanına 3. ve 4. hat ilave edilmesi projesi kapsamında; ... İli, ..., ..., ... İlçeleri ile ... İli, ... İlçesine bağlı mahallelerde ihtiyaç duyulan yaklaşık 184.982,92 m² alanlı, yaklaşık 452 adet taşınmazın ve üzerindeki muhdesatların kamulaştırılması amacıyla kamu yararı kararı alındığı ve bu kararın 17/03/2017 tarih ve 23555 sayılı Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı oluru ile onaylandığı; uyuşmazlığa konu ...-...-...-... Yüksek Standartlı Demiryolu Hattı İnşaası ile Elektromekanik Sistemlerinin Temini Projesinin 23/03/2020 tarihli ve 28 sayılı Cumhurbaşkanlığı Oluru ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'na (Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü) devredildiği; dava konusu 27/06/2024 tarih ve 8658 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile de, ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi sınırları içerisinde 27/6/2024 tarih ve 8658 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile ilan edilen ...-...-...-... yüksek standartlı demiryolu hattı inşaatı ile Elektromekanik Sistemlerin Temini Projesi kapsamında, ...-...-...-... ve ... illeri sınırları içerisinde yer alan ve ekli listede bulundukları yer ile ada ve parsel numaraları belirtilen taşınmazların, tapuda Hazine adına tescil edilmek üzere TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verildiği, anılan kararın iptali istemiyle de görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Danıştay Altıncı Dairesinin 12/11/2024 tarihli ara kararına, davalı idarelerden TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığınca verilen yanıtlarda , uyuşmazlığa konu taşınmazın kamulaştırma sınırı içerisinde yer aldığı ve faaliyet kapsamında söz konusu taşınmaza ihtiyaç duyulduğu için kamulaştırma yapılacağı ancak dava konusu işlem kapsamına, kamulaştırma sınır haritası dahilinde bulunan taşınmazların yanı sıra; projenin ilerleyen aşamalarında demiryolu inşaat tekniği gereğince altyapı ve yol deplasesi, enerji nakil inşaatı/deplasesi, alt ve üst geçit inşaatı vb. durumlarda ihtiyaç hasıl olması halinde ek kamulaştırma suretiyle kullanımı öngörülen taşınmazların da dahil edilerek acele kamulaştırma kararı kapsamına alındığı, bu kapsamdaki taşınmazların tamamının kamulaştırma işlemine konu edilmeyeceği, taşınmazların kamulaştırılmasının demiryolu projesinin gereksinimi doğrultusunda zorunlu kalınması halinde başvurulacak en son tercih olduğu, süreç içerisinde ilave alanların kamulaştırılmasına ihtiyaç duyulmadığının anlaşılması halinde, bu taşınmazların acele kamulaştırma kapsamına dahil edilmeyeceğinin belirtildiği görülmektedir.
Uyuşmazlıkta, her ne kadar kamu yararının varlığından bahsedilebilir ise de, dava konusu işlem kapsamına, kamulaştırma sınır haritası dahilinde bulunan taşınmazların yanı sıra; kamulaştırma sınırı dışında bulunan ve kamulaştırılmayacak olan taşınmazların da ileride ihtiyaç duyulması halinde kamulaştırılmak üzere alınmasında hukuka uyarlık bulunmadığı gibi; acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını zorunlu kılan nedenlerin açıkça ve acele kamulaştırmaya başvurmayı haklı kılacak objektif kriterler gözetilerek ortaya konulmadığı görüldüğünden acelelik halinden de söz edilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırma yapılabilmesi için gerekli olan "acelelik hali" gerçekleşmediğinden, acele kamulaştırmaya yönelik Cumhurbaşkanlığı kararının uyuşmazlık konusu taşınmaza yönelik kısmında hukuka uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin davacı parseli yönünden iptaline karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
TCDD Genel Müdürlüğü Yönetim Kurulu’nun ... tarih ve ... sayılı kararı ile; ... istasyonları arasının çift hatlı hale getirilmesi projesi kapsamında yaklaşık 395.260,31 m²’lik saha ile üzerindeki muhdesatların kamulaştırılması amacıyla kamu yararı kararı alınmış ve bu karar 20/08/2013 tarih ve 3013 sayılı Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı oluru ile onaylanmıştır.
TCDD Genel Müdürlüğü Yönetim Kurulu’nun... tarih ve ... sayılı sayılı kararı ile; ... ... istasyonları arası mevcut hattın yanına 3. ve 4. hat ilave edilmesi projesi kapsamında; ... İli, ..., ..., ... İlçeleri ile ... İli, ... İlçesine bağlı mahallelerde ihtiyaç duyulan yaklaşık 184.982,92 m² alanlı, yaklaşık 452 adet taşınmazın ve üzerindeki muhdesatların kamulaştırılması amacıyla kamu yararı kararı alınmış ve bu karar 17/03/2017 tarih ve 23555 sayılı Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı oluru ile onaylanmıştır.
Uyuşmazlığa konu ...-...-...-... Yüksek Standartlı Demiryolu Hattı İnşaası ile Elektromekanik Sistemlerinin Temini Projesi, 23/03/2020 tarihli ve 28 sayılı Cumhurbaşkanlığı Oluru ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'na (Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü) devredilmiştir.
Dava konusu 27/06/2024 tarih ve 8658 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile, ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi sınırları içerisinde 27/6/2024 tarih ve 8658 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile ilan edilen ...-...-...-... yüksek standartlı demiryolu hattı inşaatı ile Elektromekanik Sistemlerin Temini Projesi kapsamında, ...-...-...-... ve ... illeri sınırları içerisinde yer alan ve ekli listede bulundukları yer ile ada ve parsel numaraları belirtilen taşınmazların, tapuda Hazine adına tescil edilmek üzere TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verilmiştir.
Bakılan dava, dava konusu acele kamulaştırma kararının davacıya ait taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3. maddesinin birinci fıkrasında, idarelerin kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırabileceği düzenlenmiş; 5. maddesi ile kamulaştırma yapılabilmesi kamu yararı kararı alınması şartına bağlanmış; 5. maddede düzenlenen mercilerce verilen kamu yararı kararlarının onay mercilerinin düzenlendiği 6. maddesinin son fıkrasında da, onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için kamu yararı kararı alınmasına gerek olmaksızın, yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir kararın alınması yeterli görülmüştür.
Aynı Kanun'un 27. maddesinde ise, "3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Usul Yönünden:
Davanın süresinde açılmadığı iddiası bakımından;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 8. maddesinde yer alan; sürenin tatil gününü izleyen çalışma gününün bitimine kadar uzayacağı, bu Kanunda yazılı sürelerin bitmesi çalışmaya ara verme zamanına rastlarsa bu sürelerin, ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılacağı hükmü uyarınca, 28/06/2024 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan dava konusu işleme karşı, bakılan davada otuz günlük dava açma süresinin son günü olan 28/07/2024 tarihinin ara verme zamanına (adli tatile) rastlaması sebebiyle, dava açma süresinin 07/09/2024 tarihi bitimine kadar uzadığı, davacı tarafından otuz günlük yasal dava açma süresi içinde 02/08/2024 tarihinde dava açıldığı görüldüğünden davalı idarelerin süre aşımı itirazı yerinde görülmemiştir.
Esas Yönünden:
Anayasa’nın 35. maddesinin 2. fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir.
Özel mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmış, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahaleler olabileceği öngörülmüş ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir.
Anayasa ve 2942 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, idarelerin, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı çerçevesinde ya da onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine dayanılarak, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırmaları; hatta 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen şartların varlığı halinde, anılan Kanun'da ayrı bir usul olarak öngörülen acele kamulaştırma yöntemine de başvurulabilmeleri mümkündür.
Anayasa'nın 35. maddesinin mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceğine ilişkin hükmü çerçevesinde, 2942 sayılı Kanun'la, kamulaştırma ve aynı zamanda acele kamulaştırma işleminin kurucu unsuru olan kamu yararının, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı ile ya da onaylı imar planı veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve proje ile ortaya konulması gerekliliği düzenlenmiştir.
2942 sayılı Kanunda, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir.
Olağan kamulaştırma sürecinde; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar kamulaştırılırken, öncelikle yeterli ödenek ayrıldıktan sonra, Kanun'un 5. ve 6. maddelerinde belirlenen mercilerce kamu yararı kararı alınır. Kamulaştırmayı gerçekleştirecek idarece, sırasıyla, aynı Kanun'un 7. maddesinde ayrıntısı belirlendiği üzere taşınmaza ilişkin ölçekli plan yapılır, taşınmazın maliki belirlenir, vergi beyan ve değeri tespit edilir ve tapuya kamulaştırma şerhi verilmesinin ardından Kanun'un 8. maddesine göre idarenin satın alma usulünü, karşılıklı anlaşmaya dayalı olarak denemesi gerekir. Bu yolla anlaşmaya varılamaması halinde, Kanun'un 10. maddesine göre idarenin ilgili belgelerle birlikte taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescilini sağlamak amacıyla dava açması gerekir ve ancak mahkemece tescil kararı verildikten sonra idare, kamulaştırmaya konu taşınmaz üzerinde tasarruf edebilir hale gelir.
Olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır.
Acele kamulaştırma usulü ise 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idareye kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, o taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir usul olarak öngörülmüştür.
Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Anılan hüküm uyarınca taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan, kamu düzenine ilişkin olarak acelilik halinin bulunduğu durumlarda Cumhurbaşkanınca, taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebilmektedir.
2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde, acele kamulaştırma işleminin dayandırılacağı üç sebep unsurundan, “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen haller” bakımından, Kanun'da açık bir acelelik haline yer verilmediğinden, maddede öngörülen diğer iki koşuldan bağımsız şekilde, işlem tesisine dayanak olan acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirilmesi gerekmektedir.
Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerekmektedir.
Dolayısıyla, acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararlarının da kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığına yönelik hukuki denetiminin; diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden incelenerek yapılması gerektiği açıktır.
Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde, dava konusu acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararı'nın "kamu yararı" ve "acelelik hali" ölçütleri yönünden ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; ... ilini, ... ve ... gibi sanayi şehirlerine bağlayan ve gelişmekte olan, teşvikte öncelikli ... şehrini de kalkındırmayı sağlayan mevcut demiryolunun yolcu taşımacılığı için ayrı gidiş - geliş, yük taşımacılığı için ayrı gidiş - geliş olacak şekilde dört hatta çıkarılması, ...-... arası halihazırdaki tek hattın, proje sayesinde gidiş - geliş çift hatta çıkarılmasının sağlanması, aynı zamanda taşıma kapasitesinin, hızının, güvenliğinin ve işletme veriminin artırılması, ... Bölgesel Havalimanı demiryolu bağlantısının da gerçekleştirilmesi, böylece suyolu, havayolu ve demiryolu gibi ulaşım modlarının entegrasyonunun gerçekleştirilerek, bölgede ulaşım veriminin en üst seviyeye taşınması, mevcut demiryolu standardının yükseltilmesi, bölgenin ulaşımdaki payının artırılması, uluslararası taahhütler boyutuyla önem arz eden, büyük ölçekli ulaştırma projesi olan söz konusu projenin, dış kaynaklı kredi temininde aksamalara sebep olabilecek kamulaştırma kaynaklı gecikmeler yaşanmadan, belirlenen iş programına ve taahhüt edilen sürelere uyularak tamamlanması amacıyla acele kamulaştırma kararının alındığı, projenin önemli bir etabı olan ...-... kesiminde, dış kaynakla yürütülmesi amacıyla yabancı kredi kuruluşlarıyla kredi anlaşmalarının imzalandığı, Dairemizce verilen 12/11/2024 tarihli ara kararına, davalı TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü'nün 11/12/2024 tarihli yazısıyla uyuşmazlığa konu taşınmaza ihtiyaç duyulduğu ve kamulaştırma sınırı içerisinde yer aldığı yönünde, davalı Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'nın 10/12/2024 tarihli yazısıyla uyuşmazlığa konu taşınmazın kamulaştırılacak taşınmazlar arasında bulunduğu yönünde cevap verildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda; ... ilini, ... ve ... gibi sanayi şehirlerine bağlayan ve gelişmekte olan, teşvikte öncelikli ... şehrini de kalkındırmayı sağlayan mevcut demiryolunun yolcu taşımacılığı için ayrı gidiş - geliş, yük taşımacılığı için ayrı gidiş - geliş olacak şekilde dört hatta çıkarılması, aynı zamanda taşıma kapasitesinin, hızının, güvenliğinin ve işletme veriminin artırılması, ... Bölgesel Havalimanı demiryolu bağlantısının da gerçekleştirilmesi, böylece suyolu, havayolu ve demiryolu gibi ulaşım modlarının entegrasyonunun gerçekleştirilerek, bölgede ulaşım veriminin en üst seviyeye taşınması, mevcut demiryolu standardının yükseltilmesi, bölgenin ulaşımdaki payının artırılması, projenin hayata geçirilmesi ile güvenli ve hızlı taşımacılığın sağlanmasının amaçlandığı, somut olayda projenin büyüklüğü ve önemi de dikkate alındığında, acele kamulaştırma kararının dayanağı olan anılan demiryolu projesinde kamu yararı bulunduğu açık olup, projenin öngörülen zamanda bitirilmesi için demiryolu güzergahı üzerinde kalan taşınmazların kamulaştırılması amacıyla yapılacak kamulaştırmada acelelik halinin de bulunduğu sonucuna varıldığından, dava konusu Cumhurbaşkanlığı kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. DAVANIN REDDİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen ve davacı tarafından yapılan toplam ...-TL yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
4\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5\. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(g) maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 08/05/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.