Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/5607
2025/4193
17 Eylül 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2024/5607
Karar No : 2025/4193
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1- ...
2- ... Genel Müdürlüğü - ...
VEKİLLERİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Tekirdağ İli sınırları içerisinde bulunan S:... numaralı IV. grup maden (linyit) işletme ruhsatlı sahada, ruhsata konu maden üretimine devam edilebilmesi için ihtiyaç duyulan ve karar eki listede gösterilen taşınmazların Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 28/06/2024 tarih ve 32586 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 27/06/2024 tarihli, 8662 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının Tekirdağ İli, Malkara İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... ve ... parsel sayılı taşınmazlar yönünden iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, olayda acele kamulaştırmanın koşullarının oluşmadığı, İbrice Büyükova Koruma Alanı sınırları içerisinde kalan uyuşmazlık konusu taşınmazlar üzerinde tarımsal faaliyetlerde bulunulmakta olduğu dikkate alınmadan kamu yararına ve hukuka aykırı şekilde tesis edilen işlemin iptali gerektiği ileri sürmektedir.
SAVUNMALARIN ÖZETİ : Davalı idareler tarafından, uyuşmazlıkta acele kamulaştırmanın yasal şartlarının gerçekleştiği, dava konusu işlemde belirtilen altı adet parselin kuru mutlak tarım arazisi ve kuru özel ürün arazisi vasfında olduğu, söz konusu parseller üzerinde madencilik faaliyetlerinin sürdürülmesinde tarım faaliyetlerinin sürdürülmesinden daha yüksek kamu yararı bulunduğundan madencilik faaliyetlerine öncelik verilmesi gerektiği, sahada üretilecek kömürün bir kısmının enerji arzının devamlılığını sağlamak amacıyla, bir kısmının ise Çan 2 Termik Santralinde kullanılacağı, üretilen linyitin verimi, halihazırdaki pazar durumu, üretilebilir rezervin değerlendirilmesi, termik planı ve ocak içi alanların birbirine bağlı olması zorunluluğu, ocak içi ulaşımın sağlanmasındaki gereklilik gibi ekonomik ve teknik nedenlerle faaliyetlerin dürdürülmesinde acele kamulaştırma usulünün tercih edildiği, dava konusu işlemin usul ve yasaya uygun olarak tesis edildiği belirtilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesinde istisnai olarak düzenlenen acele kamulaştırma usulünün tercih edilmesini zorunlu kılan sebeplerin mevcut olmaması ve işletme ruhsatı düzenlendikten sonra büyükova koruma alanı olarak ilan edilen İbrice Ovası içerisinde kalan, mutlak tarım arazisi niteliğindeki davacıya ait taşınmazlar üzerinde madencilik faaliyetlerinin sürdürülebilmesi için gerek 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun 14. maddesi, gerekse Maden Kanunu'nun 7. maddesinin 7. fıkrasının işlem tarihinde yürürlükte olan şekli uyarınca Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan alınması gereken tarım dışı kullanım izni alınmadan tesis edilmiş olması sebepleriyle hukuka aykırı olan dava konusu işlemin Tekirdağ İli, Malkara İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... ve ... parsel sayılı taşınmazlar yönünden iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dava, Tekirdağ İli sınırları içerisinde bulunan S:464 numaralı IV. grup maden (linyit) işletme ruhsatlı sahada, ruhsata konu maden üretimine devam edilebilmesi için ihtiyaç duyulan ekli listede gösterilen taşınmazların Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 28.06.2024 günlü, 32586 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 27.06.2024 günlü, 8662 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının Tekirdağ İli, Malkara İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... ve ... parsel sayılı taşınmazlar yönünden iptali istemiyle açılmıştır.
Anayasa'nın 13. ve 35. madde hükümleri uyarınca mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla Anayasa'ya uygun olarak yasayla sınırlandırılması mümkündür. Ancak buna ilişkin düzenlemeler öncelikle kamu yararına dayanmalıdır. Ülkemizin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolüyle de mülkiyet hakkı bir insan hakkı olarak kabul edilmiş ve bu hakkın orantılılık ilkesi çerçevesinde kamu yararı gözetilerek sınırlandırılabileceği ifade edilmiştir. Buna göre, bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yolu ile kaldırılması (mülkiyetin el değiştirmesi) kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır. Bu çerçevede, 2942 sayılı Yasanın 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Bu koşullardan ikisi Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya özel kanunlarda öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olması halleri şeklinde açıkça sayılmak suretiyle üstün kamu yararının ve kamu düzeninin korunmasının gerçekleştirilmesi amacıyla acele kamulaştırma yoluna gidilebileceği belirtilmiştir. Bu kapsamda üçüncü koşul olan aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilebilmesi için de kamu yararı ve kamu düzenine ilişkin olma halinin maddede yer alan diğer iki koşula paralel nitelik taşıması gerekmektedir.
3213 sayılı Maden Kanununun ,"Madencilik faaliyetlerinde izinler" başlıklı 7. maddesinin 7. fıkrasında, madencilik faaliyeti yapılan alanların, izne tabi alan olmaları halinde, ilgili olduğu kanun hükümlerine göre gerekli izinlerin alınmasının zorunlu olduğu, 46. maddesinde de, işletme ruhsatı safhasında işletme faaliyetleri için gerekli olan özel mülkiyete konu taşınmazın, taraflarca anlaşma sağlanamaması ve işletme ruhsatı sahibinin talebi üzerine Bakanlıkça kamu yararı bulunduğuna karar verilmesi halinde kamulaştırılacağı, kamulaştırma işlemlerinin 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerine göre yapılacağı, hükme bağlanmıştır.
5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun "Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı" başlıklı 13. maddesinde, mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazilerinin tarımsal üretim amacı dışında kullanılamayacağı, ancak, alternatif alan bulunmaması ve Kurulun uygun görmesi şartıyla, ilgili bakanlık tarafından kamu yararı kararı alınmış madencilik faaliyetleri için bu arazilerin amaç dışı kullanım taleplerine, toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile Bakanlık tarafından izin verilebileceği, Bakanlığın bu yetkisini valiliklere devredebileceği, mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri dışında kalan tarım arazilerinin; toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile valilikler tarafından tarım dışı kullanımlara tahsis edilebileceği hükme bağlanmış; 14. maddesinde ise "Tarımsal üretim potansiyeli yüksek, erozyon, kirlenme, amaç dışı veya yanlış kullanımlar gibi çeşitli nedenlerle toprak kaybı ve arazi bozulmalarının hızlı geliştiği ovalar; kurul veya kurulların görüşü alınarak, Cumhurbaşkanı kararı ile büyük ova koruma alanı olarak belirlenir. Büyük ovalardaki koruma ve geliştirme amaçlı tarımsal altyapı projeleri ve arazi kullanım plânları, kurul veya kurulların görüşleri dikkate alınarak, Bakanlık ve valilikler tarafından öncelikle hazırlanır veya hazırlattırılır.
Büyük ovalarda bulunan tarım arazileri hiçbir surette amacı dışında kullanılamaz. Ancak alternatif alan bulunmaması, kurul veya kurullarca uygun görüş bildirilmesi şartıyla;
a) Tarımsal amaçlı yapılar,
b) Bakanlık ve talebin ilgili olduğu Bakanlıkça ortaklaşa kamu yararı kararı alınmış faaliyetler,
İçin tarım dışı kullanımlara Bakanlıkça izin verilebilir.
(Ek fıkra: 28/10/2020-7255/22 md.) Bu madde kapsamında izin verilen yerler, yeniden izin alınmaksızın bu amaç dışında kullanılamaz ve planlanamaz. Ancak yerleşim alanlarının gelişim alanı ihtiyaçlarını karşılamak için izin verilerek planlanmış alanlarda yeniden izin şartı aranmaz..." hükmüne yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, Tekirdağ İli, Malkara ilçesi sınırlarında IV. grup maden (linyit-açık işletme) işletme ruhsatlı sahalarda yapılacak faaliyetlere yönelik olarak, ruhsat sahibi şirket tarafından yapılan başvuru ile aralarında uyuşmazlığa konu taşınmazların da yer aldığı kuru özel ürün arazisi ve kuru mutlak tarım arazisi vasfındaki 6 adet taşınmaz için acele kamulaştırma kararı ve 5403 sayılı Yasa uyarınca kamu yararı kararı verilmesinin istenilmesi üzerine, Enerji ve Tabii kaynaklar Bakanlığından alınan 06.05.2024 tarihli makam oluruna dayanılarak dava konusu acele kamulaştırma kararının alındığı, 02.06.2017 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 2017/10001 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile "Büyük Ova Koruma Alanı" ilen edilen Tekirdağ İbrice Ovası sınırlarında kalan uyuşmazlığa konu taşınmazlar hakkında 5403 sayılı Yasa uyarınca alınması gereken tarım dışı kullanım izninin bulunmadığı, UYAP üzerinden yapılan araştırmada ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... günlü, E:... D.İş, K:... ve ... günlü, E:... D.İş, K:... sayılı kararları ile uyuşmazlığa konu taşınmazlara acele el konulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Dava konusu işlemin, sahada üretilecek kömürün bir kısmının enerji arzının devamlılığının sağlanması amacıyla kullanılacağı, alanda 1 yılda elde edilecek buğday gelirinin 669.042 TL, ayçiçeği gelirinin ise 1.059.916 TL olarak hesaplandığı, bölgede yıllık 500 bin ton üretim yapılması planlanan linyitin sağlayacağı gelirin ise 375.000.000 TL olarak öngörüldüğü, ülkemiz ekonomisine, yerli kömür kullanılarak elektrik elde edilmesi ve cari açığın azaltılması yönünde katkı sağlayacağı, üretilecek linyitin termik santralde değerlendirilecek olması, üretilebilir rezervin değerlendirilmesi, termin planı, ocak içi çalışma alanlarının birbirine bağlı olması zorunluluğu, ocak içi ulaşımın sağlanabilmesi gibi teknik ve üretilen linyitin verimi, halihazırda mevcut pazar durumu gibi mali konular nedeniyle madencilik faaliyetlerinin sürdürülebilmesinin sağlanması gerekçeleriyle tesis edildiği görülmektedir.
Anılan gerekçeler, maden üretiminin devam edebilmesi için gerekli olan taşınmazların kamulaştırılmasında kamu yararı bulunduğunu ortaya koyan nedenler olarak kabul edilebilirse de, olayda, acele kamulaştırma yoluna gidilmezse kamunun uğraması muhtemel zararlarının neler olduğunun ortaya konmadığı, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren nedenlerin, acelelik halinin, üstün kamu yararının ve kamu düzeninin korunmasını gerektiren hallerin açıklanmadığı anlaşılmakla, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararında 2942 sayılı Yasa'nın 27. maddesinin amacına, uygulanma koşullarına uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Diğer taraftan, büyük ova koruma alanında kalan uyuşmazlığa konu taşınmazların tarım dışı amaçla kullanım iznine yönelik olarak karar alınmaksızın tesis edilen dava konusu Cumhurbaşkanı Kararında mevzuata ve hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu 27.06.2024 günlü, 8662 sayılı Cumhurbaşkanı kararının uyuşmazlığa konu taşınmazlar yönünden iptaline karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 17/09/2025 tarihinde, davacı ... vekili Av. ...'nun, davalılar Cumhurbaşkanlığı ve Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü vekili Av. ...'un geldikleri ve Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
28/06/2024 tarih ve 32586 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 27/06/2024 tarihli, 8662 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla, Tekirdağ İli sınırları içerisinde bulunan S:... numaralı IV. grup maden (linyit) işletme ruhsatlı sahada, ruhsata konu maden üretimine devam edilebilmesi için ihtiyaç duyulan ve karar eki listede gösterilen taşınmazların Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verilmiştir.
Anılan kararın, Tekirdağ İli, Malkara İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... ve ... parsel sayılı taşınmazlar yönünden iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 35. maddesinde, "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Ek 1 Nolu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde, "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun "Acele kamulaştırma" başlıklı 27. maddesinde ise, 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından, mal sahibi adına, 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği düzenlenmişir.
5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun "Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı" başlıklı 13. maddesinde, "Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri tarımsal üretim amacı dışında kullanılamaz. Ancak, alternatif alan bulunmaması ve Kurulun uygun görmesi şartıyla; a) Savunmaya yönelik stratejik ihtiyaçlar, b) Doğal afet sonrası ortaya çıkan geçici yerleşim yeri ihtiyacı, c) Petrol ve doğal gaz arama ve işletme faaliyetleri, ç) İlgili bakanlık tarafından kamu yararı kararı alınmış madencilik faaliyetleri, d) Bakanlıklarca kamu yararı kararı alınmış plân ve yatırımlar, e) (Ek: 31/1/2007-5578/3 md.) Kamu yararı gözetilerek yol altyapı ve üstyapısı faaliyetlerinde bulunacak yatırımlar, f) (Ek: 26/3/2008-5751/1 md.) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun talebi üzerine 20/2/2001 tarihli ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu uyarınca yenilenebilir enerji kaynak alanlarının kullanımı ile ilgili yatırımları, g) (Ek: 26/3/2008-5751/1 md.) Jeotermal kaynaklı teknolojik sera yatırımları,
İçin bu arazilerin amaç dışı kullanım taleplerine, toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile Bakanlık tarafından izin verilebilir. (Ek cümle: 31/1/2007-5578/3 md.) Bakanlık bu yetkisini valiliklere devredebilir." hükmüne; "Tarımsal potansiyeli yüksek büyük ovaların belirlenmesi ve korunması" başlıklı 14. maddesinde ise, "Tarımsal üretim potansiyeli yüksek, erozyon, kirlenme, amaç dışı veya yanlış kullanımlar gibi çeşitli nedenlerle toprak kaybı ve arazi bozulmalarının hızlı geliştiği ovalar; kurul veya kurulların görüşü alınarak, Cumhurbaşkanı kararı ile büyük ova koruma alanı olarak belirlenir.
Büyük ovalardaki koruma ve geliştirme amaçlı tarımsal altyapı projeleri ve arazi kullanım plânları, kurul veya kurulların görüşleri dikkate alınarak, Bakanlık ve valilikler tarafından öncelikle hazırlanır veya hazırlattırılır.
Büyük ovalarda bulunan tarım arazileri hiçbir surette amacı dışında kullanılamaz.
Ancak alternatif alan bulunmaması, kurul veya kurullarca uygun görüş bildirilmesi şartıyla; a) Tarımsal amaçlı yapılar, b) Bakanlık ve talebin ilgili olduğu Bakanlıkça ortaklaşa kamu yararı kararı alınmış faaliyetler,
İçin tarım dışı kullanımlara Bakanlıkça izin verilebilir.
(Ek fıkra: 28/10/2020-7255/22 md.) Bu madde kapsamında izin verilen yerler, yeniden izin alınmaksızın bu amaç dışında kullanılamaz ve planlanamaz. (İptal ikinci cümle: Anayasa Mahkemesinin 5/4/2023 tarihli ve E: 2020/103, K: 2023/68 sayılı Kararı ile.)
Büyük ova koruma alanlarının belirlenmesi ve korunmasına ilişkin usûl ve esaslar yönetmelikle düzenlenir." hükmüne yer verilmiştir.
Maden Kanunu'nun "Madencilik faaliyetlerinde izinler" başlıklı 7. maddesinin 7. fıkrasının dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan şeklinde, " Madencilik faaliyeti yapılan alanların, izne tabi alan olmaları halinde, ilgili olduğu kanun hükümlerine göre gerekli izinlerin alınması zorunludur.
Ancak, Genel Müdürlükçe işletme ruhsatı verildikten sonra, işletme ruhsat alanının diğer kanunlara göre izne tabi alan haline gelmesi durumunda ilgili kanunların öngördüğü yükümlülüklerin yerine getirilmesi suretiyle kazanılmış haklar korunarak faaliyetler sürdürülür.
Diğer kanunlara göre izne tabi alanlar, Genel Müdürlüğün görüşü alınarak belirlenir." hükmünü amirdir.
Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliği'nin "Üretim faaliyetleri" başlıklı 35. maddesinde ise, "Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri tarımsal üretim amacı dışında kullanılamaz. Ancak, alternatif alan bulunmaması ve Toprak Koruma Kurulunun uygun görmesi şartıyla Bakanlık tarafından kamu yararı kararı alınmış madencilik faaliyetleri için bu arazilerin amaç dışı kullanım taleplerine, toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından izin verilebilir.
Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri dışında kalan tarım arazileri; toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile valilikler tarafından madencilik faaliyetleri için tarım dışı kullanımlara tahsis edilebilir..." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gerektiği ifade edilmiştir.
Bu bağlamda idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını kamulaştırabileceği 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde hükme bağlanmış ve devam eden maddelerinde kamulaştırmanın usul ve şartları düzenlenmiştir.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununda, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir.
Olağan kamulaştırma usulünde; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar kamulaştırılırken, öncelikle yeterli ödenek ayrıldıktan sonra, aynı Kanunun 5. ve 6. maddelerinde belirlenen mercilerce kamu yararı kararı alınır. Kamulaştırmayı gerçekleştirecek idarece, sırasıyla, aynı Kanunun 7. maddesinde ayrıntısı belirlendiği üzere taşınmaza ilişkin ölçekli plan yapılır, taşınmazın maliki belirlenir, vergi beyan ve değeri tespit edilir ve tapuya kamulaştırma şerhi verilmesinin ardından aynı Kanunun 8. maddesine göre idarenin uzlaşma yoluyla satın alma usulünün denenmesi gerekir. Bu yolla anlaşmaya varılamaması halinde, aynı Kanunun 10. maddesine göre idarenin ilgili belgelerle birlikte taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescilini sağlamak amacıyla dava açması gerekir ve ancak mahkemece tescil kararı verildikten sonra idare, kamulaştırmaya konu taşınmaz üzerinde tasarruf edebilir hale gelir. Diğer bir deyişle, olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır.
Acele kamulaştırma usulü ise, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idareye kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin başvurusu üzerine, mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir istisnai usul olarak öngörülmüştür. Diğer bir deyişle, Cumhurbaşkanınca acele kamulaştırma kararı alındıktan sonra makul süre içerisinde taşınmaza el konulması amacıyla Asliye Hukuk Mahkemesince ilgili idarenin başvurusu üzerine verilecek el koyma kararı, el konulan taşınmazdan yararlanma imkanı sağlamakta, tescile ilişkin karar verilmediğinden tapuda mülkiyetin el değiştirmesi sonucunu doğurmamaktadır.
Dolayısıyla, el koyma kararından sonra, idarenin taşınmazın mülkiyetinin devrini sağlayabilmesi için, kamulaştırma sürecinin diğer aşamalarını, yani olağan kamulaştırma prosedürünün gereklerini yerine getirme zorunluluğu bulunmaktadır. Bu kapsamda; idare tarafından, taşınmazın uzlaşma yoluyla satın alınmasının denenmesi, uzlaşma sağlanamazsa, 2942 sayılı Kanunun 10. maddesi uyarınca “kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil” davası açılması gerekmektedir. Kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasında, Mahkemece taşınmaz malikine gönderilen ve 30 gün içerisinde idari yargıda dava açılabileceği ihtarını içeren meşruhatlı tebligat üzerine, malik tarafından kamulaştırma ve/veya kamu yararı kararının iptali istemiyle görevli ve yetkili İdare Mahkemesinde dava açılabileceği; bu davada, kamulaştırma ve/veya kamu yararı kararının hukuka uygunluk denetiminin yapılacağı ve taşınmaz malikinin iddialarının incelenebileceği açıktır.
Bu anlamda, acele kamulaştırma ile olağan kamulaştırma usulü arasındaki temel fark, olağan kamulaştırmada, ancak süreç sonunda mahkemece tescil hükmünün kurulmasıyla idarece kullanılabilir hale gelen taşınmazın, acele kamulaştırma usulünde, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, sürecin en başında idarece kullanılabilir hale gelmesidir.
Görüldüğü üzere, acele kamulaştırma usulü, idareye taşınmazlara olağan kamulaştırma usulüne göre daha hızlı ve kolay biçimde el konulmasını sağladığından, bireyin mülkiyet hakkının korunması bakımından da temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasına ilişkin anayasal ilkelere uygun işlem tesis edilmesi gerekmektedir. İdarelerin kamusal bir hizmetin görülmesinde gecikme yaşanması halinde daha fazla kayba uğramasının önüne geçilebilmesi amacıyla bu istisnai yola başvurması sonucunda, taşınmaz malikinin mülkiyet hakkından yoksun kalmasına yol açılacağından, hizmetin gerçekleştirilmesinde amaçlanan kamu yararı ile bireyin hakları arasında adil dengenin bozulmamasına özen gösterilmesi gerekmektedir.
Acele kamulaştırma işleminin mülkiyet hakkından yoksun bırakma sonucunu doğuracak olması nedeniyle kesin, açık, öngörülebilir, belirli koşullar altında usulüne uygun olarak tesis edilmesi gerekmekte olup, olağan kamulaştırma usulünün malike sağladığı tüm güvenceleri ortadan kaldırmadığı da gözden uzak tutulmamalıdır. (AYM; Ali Ekber Akyol ve diğerleri, 16/2/2017 tarihli, başvuru no: 2015/17451 kararı)
Acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı kararının kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığına yönelik hukuki denetiminin diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden incelenerek yapılması gerektiği de açıktır.
Bu kapsamda, acele kamulaştırma kararına yönelik yapılacak incelemede, nihai olarak taşınmazın kamuya devrinin gerçekleşmesi planlandığından, öncelikle acele kamulaştırma yoluyla el konulmak istenilen taşınmazın kamusal bir amaca -plan, proje ve bu konuda yetkili makamlarca alınan kamu yararı kararı gibi- özgülendiğinin ortaya konulması gerekmektedir. Burada acele kamulaştırma işleminin kurucu unsuru olan kamu yararının bulunup bulunmadığı hususu ile sınırlı olarak inceleme yapılacak olup, kamu yararının hukuka uygun olup olmadığına ilişkin incelemenin ise, olağan kamulaştırma sürecine ilişkin işlemlere -kamu yararı/kamulaştırma kararı, proje vb.- karşı ilk derece yargı yeri olarak İdare Mahkemesinde açılacak davalarda yapılacağı tabiidir.
Diğer taraftan, acelilik halinin varlığının ortaya konulması, işlemin temel dayanağını teşkil etmektedir. Acelelik halinin varlığından söz edilebilmesi için, idarenin acele kamulaştırmaya konu taşınmaza bir an önce fiilen müdahalede bulunması için olağan usulden ayrılmasının bir zorunluluktan kaynaklandığının, diğer bir ifadeyle gecikmesinde sakınca bulunan bir faaliyetin gerçekleştirilmesinde üstün kamu yararı bulunduğunun ortaya konulması gerekmektedir.
Acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirileceği açıktır.
Öte yandan, gerek 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun gerekse Maden Kanunu'nun yukarıda yer verilen hükümleri uyarınca, mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri ve büyükova koruma alanlarındaki tarım arazilerinin, tarım dışı amaçla kullanımı, alternatif alan bulunmaması ve Kurulun uygun görmesi şartıyla, söz konusu amaç için alınmış bir kamu yararı kararının ve tarım dışı kullanım izninin bulunmasına bağlıdır.
Dosyanın incelenmesinden; dava konusu işlemin, 06.01.2017 tarihli, 10 yıl süreli, IV. grup maden (linyit) işletme ruhsatlı sahada faaliyet göstermekte olan maden işletmesinin söz konusu faaliyetlerine devam edebilmesi amacıyla tesis edildiği; kuru mutlak tarım arazisi ve özel ürün arazisi vasıflı tarla niteliğindeki işlem konusu parsellerin Bakanlar Kurulu'nun, 02.06.2017 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 2017/10001 sayılı kararıyla Büyükova Koruma Alanı ilan edilen Tekirdağ İbrice Ovası sınırları içerisinde bulunduğu, anılan taşınmazların gerek arazi sınıfları ve gerekse büyükova koruma alanı sınırları içerisinde bulunmaları nedeniyle yukarıda yer verilen mevzuat uyarınca Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan alınması gereken tarım dışı kullanma izninin alınmadığı anlaşılmıştır.
Öncelikle, her ne kadar davalı idarelerin savunmalarında ve dosyaya sunulan Acele Kamulaştırma Projesi'nde sahada üretilecek kömürün bir kısmının enerji arzının devamlılığının sağlanması amacıyla Çan 2 Termik Santrali'nde kullanılacağı; öte yandan alanda 1 yılda elde edilecek buğday gelirinin 669.042,00 TL, ayçiçeği gelirinin ise 1.059.916,00 TL olarak hesaplandığı, bölgede yıllık 500 bin ton üretim yapılması planlanan linyitin sağlayacağı gelirin ise 375.000.000,00 TL olarak öngörüldüğü ve söz konusu üretimin ülke ekonomisine, yerli kömür kullanılarak elektrik elde edilmesi ve cari açığın azaltılması yönünde katkı sağlayacağı; dava konusu işlemin, üretilecek linyitin termik santralde değerlendirilecek olması, üretilebilir rezervin değerlendirilmesi, termin planı, birbirine bağlı olması zorunlu olan ocak içi çalışma alanları arasında ulaşımın sağlanabilmesi gibi teknik ve üretilen linyitin verimi, halihazırda mevcut pazar durumu gibi mali nedenlerle madencilik faaliyetlerinin sürdürülebilmesi amacıyla tesis edildiği; bu nedenlerin de olayda acelelik halinin gerçekleştiğinin kabulünü gerektirdiği iddia edilmiş ise de, söz konusu gerekçelerin olağan kamulaştırma usulünden ayrılınmasını zorunlu kılan nedenler kapsamında değerlendirilemeyecekleri, acele kamulaştırma yoluna gidilmezse kamunun uğraması muhtemel zararların neler olduğunun somut ve net bir şekilde ortaya konulamadığı, bu itibarla, uyuşmazlıkta acelelik halinden söz edilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Bununla birlikte, Türkiye ortalamasının üzerinde verimlilik sergileyen, İbrice Büyükova Koruma Alanı sınırları içerisinde yer alan dava konusu taşınmazlarda madencilik faaliyetlerinin sürüdürülebilmesi için yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan alınması gereken tarım dışı kullanım izninin alınmamasının da hukuka aykırı olduğu görülmüştür.
Belirtilen nedenlerle dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. Dava konusu 28/06/2024 tarih ve 32586 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 27/06/2024 tarihli, 8662 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının Tekirdağ İli, Malkara İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... ve ... parsel sayılı taşınmazlar yönünden İPTALİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
3\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ...-TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
4\. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 17/09/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.