Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/5426
2025/2938
22 Mayıs 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2024/5426
Karar No : 2025/2938
DAVACI : ... Vakfı
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... Bakanlığı/ANKARA
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 17/08/2016 tarihli işlemle onaylanan Ordu-Trabzon-Rize-Giresun-Gümüşhane-Artvin Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Revizyonunun iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI: Dava konusu işlemin aşağıda belirtilen nedenlerle şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırı olduğu ileri sürülerek iptali gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Dava konusu işlemde aşağıda belirtilen nedenlerle şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek davanın reddinin gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dava konusu çevre düzeni planı değişikliğinin plan Hükümlerinin "3.5 Yaşanabilirlik" başlıklı kısmının 10. maddesi (HES'ler) yönünden iptaline karar verilmesi düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ : Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 17/08/2016 tarihinde onaylanan Ordu-Trabzon-Rize-Giresun-Gümüşhane-Artvin Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Revizyonunun iptali istemiyle açılan davada; planın, korunması gereken alanların gösteriminde sulak alanlara yer verilmemesine, Kovancı’da öngörülen küçük sanayi sitesi alanı ile İkizdere'de öngörülen sanayi alanına ilişkin kısmının iptaline, diğer kısımlar yönünden davanın reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin 04/01/2022 günlü, E;:2016/13857, K:2022/75 sayılı kararının taraflarca temyizi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 28/02/2024 günlü, E:2022/1846, K:2024/395 sayılı kararıyla, davacının temyiz isteminin kısmen kabulü ile anılan kararın Plan Hükümlerinin "3.5 Yaşanabilirlik başlıklı kısmının 10. maddesi (HES'ler) yönünden bozulmasına, kararın diğer bölümlerinin ise onanmasına karar verildiği anlaşılmakla, bozma kararı üzerine dosya incelendi:
Plan Hükümlerinin "3.5 Yaşanabilirlik" başlıklı kısmının HES'lere yönelik 10.maddesi'nde, "Bölgenin enerji ihtiyaçlarını öncelikle alternatif enerji kaynakları üzerinden karşılamak" hükmüne yer verilmiştir.
Danıştay Altıncı Dairesince yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda; "Bilirkişi Kurulumuz, Danıştay tarafından dava konusu plan için verilen yürütmeyi durdurma karar sonrası, davalı idare’nin HES’ler ile ilgili olarak Plan Uygulama Hükümlerine eklemiş olduğu yeni maddeyi olumlu bulmaktadır. Ancak, 1/100.000 ölçekli bir bölge planından beklenenler ile bölge düzeyindeki bir planın, planlama kademelenmesi içerisindeki yeri dikkate alındığında dava konusu plana eklenen yeni plan hükmünün yeterli olduğu kanaatinde değildir. 1/100.000 ölçekli bir çevre düzeni planı, tüm ülkeyi ilgilendiren sektörel yatırım ve politika tercihlerinin ele alınıp karara bağlanabileceği bir planlama çalışması değildir. Bu çerçevede, Türkiye’nin ulusal enerji politikası ile öncelikli enerji yatırım tercihlerine ilişkin tartışmalı durumların, çevre düzeni planları bağlamında çözümlenmesi beklenemez. Enerji gibi ekonomik ve toplumsal gelişme bakımından yaşamsal öneme sahip bir sektöre ilişkin ülke (ulusal) politikasının temel bileşenleri; Enerji Sektörü Stratejik Planı ve Kalkınma Planı gibi ulusal ölçekteki politika dokümanları ve plan belgeleri ile belirlenmektedir. Buna karşın ulusal ve bölgesel nitelikli somut enerji yatırımlarına ilişkin kullanım ve yer seçimi kararlarının verileceği en uygun planlama ölçeği 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planlarıdır. Bu kullanımların yer seçimine ilişkin kararların; çevresel etkiler ve oluşabilecek riskler, yakın çevredeki yerleşmelerin konumu ve niteliği, jeolojik ve benzeri doğal tehlikelere maruz kalma gibi durumlar göz önünde bulundurularak titiz bir inceleme sonunda verilmesi gerekir. Dahası bu inceleme sürecinin sonunda ulaşılan bulgular somut plan kararları ve stratejilerine dönüştürülmeli ve bunlar gerek lejant maddeleri arasında gerekse plan uygulama hükümleri ve açıklama raporunda açık ve net bir biçimde yer almalıdır. Dava konusu plan, mevcut ve olası HES yatırımlarının plan disiplini altına alınması bakımından incelendiğinde, Kurulumuzca yeterli bulunmamaktadır. Yürütmeyi durdurma kararı sonrasında, Davalı İdare tarafından Plan Uygulama Hükümleri arasında eklenen yeni madde olumlu bir gelişme olsa da, Davacının dile getirdiği çevresel risklerin bertaraf edilmesinde yeterli olamayacaktır. " şeklinde görüş ve tespitlere yer verilmiştir.
Bilirkişi raporunda yer verilen tespitler ile 2011 yılında onaylanan Ordu-Giresun-Trabzon-Rize-Gümüşhane-Artvin Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında da yer alan uyuşmazlığa konu plan notunun iptali yolundaki Danıştay Altıncı Dairesinin E:2020/9197, K:2021/6441 sayılı kararı birlikte değerlendirildiğinde, hidroelektrik santraller yoluyla elektrik üretilmesi kararının, çevresel etkilerin havza bütünlüğü dikkate alınarak ayrıntılı bir araştırma ve değerlendirmeye dayalı olması nedeniyle ve HES'lerde kullanılacak su debisi hesaplamaları yapılırken bölgenin ekosistem dengesinin olumsuz yönde etkilenmemesi için bu yönde gerekli koruma tedbirlerinin alınmasının gerekmesine karşın, dava konusu plan hükmünde bu hususlara yönelik olarak alt ölçekli planları yönlendirecek nitelikte temel ilke ve politikaları içeren hükümlerin yer almamasında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu 17/08/2016 tarihinde onaylanan Ordu-Trabzon-Rize-Giresun-Gümüşhane-Artvin Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Revizyonunun Plan Hükümlerinin "3.5 Yaşanabilirlik" başlıklı kısmının 10.maddesi(HES)'nin iptaline karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra Dairemizin Dava konusu işlemin, Planda korunması gereken alanların gösteriminde sulak alanlara yer verilmemesi hususuna, Planın ... sayılı paftasında Melet Irmağı kıyısında Kovancı’da öngörülen küçük sanayi sitesi alanına, Planın ... sayılı paftasında İkizdere'de öngörülen sanayi alanına ilişkin kısımlarının iptali, diğer kısımlara ilişkin olarak davanın reddi yolunda verilen 04/01/2022 tarih ve E:2016/13857, K:2022/75 sayılı kararının Plan Hükümlerinin "3.5 Yaşanabilirlik" başlıklı kısmının 10. maddesi (HES'ler) yönünden BOZULMASINA, Plan Hükümlerinin 6.4.12.1 sayılı maddesinin birinci paragrafında yer alan "İnşaat alanı 75 m²’yi geçemez. E(Emsal)=0,10’dur." ibaresi yönünden gerekçeli ONANMASINA, diğer kısımlarının ise ONANMASINA, dair Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 28/02/2024 tarih ve E:2022/1846, K:2024/395 sayılı kararının bozmaya ilişkin kısmı uyarınca anılan kısma yönelik olarak dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY : Dava, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 17.08.2016 tarihli oluru ile onaylanan Ordu-Trabzon-Rize-Giresun -Gümüşhane-Artvin Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının iptali istemiyle açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 9. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, "Ülke fizikî mekânında, sürdürülebilir kalkınma ilkesi doğrultusunda, koruma-kullanma dengesi gözetilerek kentsel ve kırsal nüfusun barınma, çalışma, dinlenme, ulaşım gibi ihtiyaçların karşılanması sonucu oluşabilecek çevre kirliliğini önlemek amacıyla nazım ve uygulama imar plânlarına esas teşkil etmek üzere bölge ve havza bazında 1/50.000-1/100.000 ölçekli Çevre düzeni plânları Bakanlıkça yapılır, yaptırılır ve onaylanır. Bölge ve havza bazında çevre düzeni plânlarının yapılmasına ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir.
Dava konusu işlemlerin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan (mülga) 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 7. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, yerleşme, yapılaşma ve arazi kullanımına yön veren, her tür ve ölçekte fiziki planlara ve uygulamalara esas teşkil eden üst ölçekli mekânsal strateji planlarını ve çevre düzeni planlarını ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yaparak hazırlamak, hazırlatmak, onaylamak ve uygulamanın bu stratejilere göre yürütülmesini sağlamak; (c) bendinde ise, havza ve bölge bazındaki çevre düzeni planları da dâhil her tür ve ölçekteki çevre düzeni planlarının ve imar planlarının yapılmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek, havza veya bölge bazında çevre düzeni planlarını yapmak, yaptırmak, onaylamak ve bu planların uygulanmasını ve denetlenmesini sağlamak, Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca çıkarılan 14/06/2014 tarih ve 29030 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, "Çevre düzeni planı: Varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve strateji kararlarına uygun olarak orman, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan 1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde ölçeğine uygun gösterim kullanılarak bölge, havza veya il düzeyinde hazırlanabilen, plan notları ve raporuyla bir bütün olarak yapılan planı... ifade eder." tanımı yer almaktadır.
Yönetmeliğin "Planlama alanı" başlıklı 18.maddesinde, "Çevre düzeni planı; coğrafi, sosyal, ekonomik, idari, mekânsal ve fonksiyonel nitelikleri açısından benzerlik gösteren bölge, havza veya en az bir il düzeyinde yapılır." kuralına, "Plan ilke ve esasları" başlıklı 19. maddesinin 1.fıkrasında ise, "Çevre düzeni planları hazırlanırken; a) Varsa mekânsal strateji planlarına uygunluğun sağlanması, b) Yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerin dikkate alınması, c) İlgili kamu kurum ve kuruluşlarının mekânsal kararları etkileyecek nitelikteki bölge planı, strateji planı ve belgesi, sektörel yatırım kararlarının dikkate alınarak değerlendirilmesi, ç) Sürdürülebilir kalkınma amacına uygun olarak ekolojik ve ekonomik kararların bir arada değerlendirilmesi, d) Tarihi, kültürel yapı ile orman alanları, tarım arazileri, su kaynakları ve kıyı gibi doğal yapı ve peyzajın korunması ve geliştirilmesi, e) Doğal yapının, ekolojik dengenin ve ekosistemin sürekliliğinin korunması amacıyla arazi kullanım bütünlüğünün sağlanması, f) Ulaşım ağının arazi kullanım kararlarıyla birlikte ele alınması suretiyle imar planlarında güzergahı netleştirilecek yolların güzergah ve yönünün genel olarak belirlenmesi, g) Çevre sorunlarına neden olan kaynaklara yönelik önleyici strateji ve politikaların belirlenerek arazi kullanım kararlarının oluşturulması, ğ) İmar planlarına esas olacak şematik ve grafik dil kullanılarak arazi kullanım kararları ile koruma ve gelişmenin sağlanması, h) Afet tehlikelerine ilişkin mevcut raporlar ve jeolojik etütler dikkate alınarak afet risklerini azaltıcı önerilerin dikkate alınması esastır." kuralına yer verilmiştir.
Anılan 19.maddenin 2.fıkrasında, "Çevre düzeni planlarının hazırlanması sürecinde, planlama alanı sınırları kapsamında aşağıda genel başlıklar halinde belirtilen konular ile diğer konularda ilgili kurum ve kuruluşlardan veriler elde edilir; bu veriler kapsamında analiz, etüt ve araştırmalar yapılır: a) Sınırlar. b) İdari ve bölgesel yapı. c) Fiziksel ve doğal yapı. ç) Sit ve diğer koruma alanları, hassas alanlar, doğal karakteri korunacak alanlar. d) Ekonomik yapı. e) Sektörel gelişmeler ve istihdam. f) Demografik ve toplumsal yapı. g) Kentsel ve kırsal yerleşme alanları ve arazi kullanımı. ğ) Altyapı sistemleri. h) Yeşil ve açık alan kullanımları. ı) Ulaşım sistemleri. i) Afete maruz ve riskli alanlar. j) Askeri alanlar, askeri yasak bölgeler ve güvenlik bölgeleri. k) Planlama alanına yönelik bölgesel ölçekli kamu projeleri ve yatırım kararları. l) Her tür ve ölçekteki plan, program ve stratejiler. m) Göller, barajlar, akarsular, taşkın alanları, yeraltı ve yüzeysel su kaynakları ve benzeri hidrolojik, hidrojeolojik alanlar. n) Çevre sorunları ve etkilenen alanlar." düzenlemesine yer verilmiştir.
Aynı maddenin 3.fıkrasında, "Çevre Düzeni Planlarının hazırlanması sürecinde planlama alanı sınırları kapsamındaki tüm veriler 1/25.000 ölçekli harita hassasiyetinde hazırlanır." kuralı, 4.fıkrasında, "Plan hazırlık sürecinde ihtiyaç duyulan veri, bilgi ve belgeler; ilgili veriyi hazırlamakla sorumlu kurum ve kuruluşlardan, bilimsel çalışmalardan ve uzmanlarca arazide yapılacak çalışmalardan elde edilir." kuralı, 5.fıkrasında, "Planlama sürecinde coğrafi bilgi sistemleri ve uzaktan algılama yöntemleri kullanılarak güncellenebilir ve sorgulanabilir sayısal veri tabanı oluşturulur." kuralı bulunmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
17.08.2016 tarihli işlemle onaylanan Ordu-Girsun-Trabzob-Rize- Gümüşhane-Artvin Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planına (ÇDP) karşı açılan bu davada, dava konusu planın; ilgili mevzuatta belirlenen kurallara, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uygun olup olmadığının belirlenmesi amacıyla Naip Üye ... tarafından resen seçilen Prof. Dr. ..., Prof. Dr. ... ve Doç. Dr. ...'ın katılımıyla mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş ve tebliğ üzerine itirazlar sunulmuştur.
Bu bağlamda uyuşmazlığın, dosyadaki bilgi ve belgeler davacının dava dilekçelerindeki iddiaları, davalı idarenin savunması, bilirkişi raporu ve bilirkişi raporuna yapılan itiraz sonucunda, madde madde başlıklar altında incelenmesine geçilmiştir.
Plan Hükümlerinin "3.5 Yaşanabilirlik" başlıklı kısmının 10.maddesi(HES'ler) yönünden;
Uyuşmazlığa konu maddede, "Bölgenin enerji ihtiyaçlarını öncelikle alternatif enerji kaynakları üzerinden karşılamak" hükmüne yer verilmiştir.
Davacı tarafından, bölgenin enerji ihtiyacının öncelikle alternatif enerji kaynaklarından karşılanacağını belirtilen plan notu ile Karadeniz Bölgesinde alternatif enerji kaynağı olarak su varlıklarının kastedildiğinin açık olduğu; HES'lerin çevre düzeni planı kapsamında değerlendirilmeden planlama yerine geçecek şekilde ÇED süreçlerine tabi olarak yapıldığından, çevreye ve yöre halkına verdiği tahribatın çoğunluklu projelerin hayata geçmesinden sonra ortaya çıktığı ve geri dönüşü mümkün olmayan sonuçlara yol açıldığı, örneğin 2011 yılında Kastamonu Loç Vadisinde ÇED olumlu kararı verilen bir HES projesine karşı açılan davada, ÇED olumlu kararının yargı yerince iptaline karar verildiği, ancak bu süreçte alanda en az 8.000 adet ağaç kesildiği ve mera alanında şantiye inşaatı yapıldığının ortaya çıktığı, yenilenebilir enerji türü olan HES'lerin, yanlış uygulamalar sonucunda temiz enerji üretimi olmaktan uzaklaşmasına neden olunduğu, dolayısıyla, enerji alanlarının öncelikle davaya konu planda değerlendirilmeleri gerektiği, kaldı ki, temyize konu kararın, önceki verilen yargı kararına da aykırı olduğu iddia edilmektedir.
Davalı idare tarafından, uyuşmazlığa konu edilen maddenin 2011 yılında onaylandığı ve dava konusu edilen revizyon kapsamında eklenen veya değiştirilen bir madde olmadığı, yenilenebilir enerji kaynaklarının güneş, jeotermal, rüzgar ve HES'lerden oluştuğu, çevre düzeni planları yapılırken kalkınma planlarının göz önünde bulundurulduğu, dava konusu edilen maddenin iptali istemiyle daha önce açılan davada verilen yürütmenin durdurulması kararına istinaden, Plan Hükümlerinin "Enerji Üretim Alanları ve Enerji İletim Tesisleri" başlıklı maddesine, "Hidroelektrik üretim alanlarında havza bütününde ekosistemlerin sürdürülebilirliğini sağlayacak şekilde her türlü koruma tedbirlerine ilişkin süreçler tamlamadıktan sonra hidroelektrik santralleri (HES) projelerine izin verilebilir. HES’ler, ilgili idarece (Devlet Su işleri Genel Müdürlüğü, Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü) yatırıma konu akarsu havzası düzeyinde yapılacak olan ayrıntılı araştırma ve değerlendirmelere dayalı olarak; su toplama havzalarının sürdürülebilirliğini sağlayacak şekilde önlemlerin alınması, akarsu üzerinde faaliyette ve planlı HES projelerinin enerji üretim kapasiteleri ve su debilerinin hesaplanması ve bölgenin ekosistem dengesinin olumsuz yönde etkilenmemesine yönelik önlemler alınarak ÇED yönetmeliği kapsamında ÇED sürecine konu edilir. ÇED sürecinde su debisi, can suyu, enerji üretim miktarına ilişkin değerlendirmeler ve diğer çevresel değerlendirmeler akarsu havzası bütününde, mevcut ve planlı projeler dikkate alınarak yapılır. ÇED Yönetmeliği kapsamında gereken işlemler tamamlandıktan sonra ÇED Raporunun sonucuna göre Çevre Düzeni Planı değişiklik teklifi olarak değerlendirilmek üzere Bakanlığa sunulur. ÇED Yönetmeliğine tabi olmayan veya “ÇED Gerekli Değildir Kararı” alınmış olan HES projelerine ilişkin alt ölçekli planlar, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ve ilgili diğer kurum ve kuruluşların uygun görüşü alınmasını takiben bu çevre düzeni planında değişikliğe gerek kalmaksızın ilgili idaresince onaylanabilir." şeklinde hüküm eklenerek yargı kararının yerine getirildiği, bu çerçevede, dava konusu edilen maddenin plan hükümleri arasından kaldırılmasına gerek görülmediği savunulmaktadır.
Bilirkişi kurulunun değerlendirmesi;
"Bilirkişi Kurulumuz, Danıştay tarafından dava konusu plan için verilen yürütmeyi durdurma karar sonrası, davalı idare’nin HES’ler ile ilgili olarak Plan Uygulama Hükümlerine eklemiş olduğu yeni maddeyi olumlu bulmaktadır. Ancak, 1/100.000 ölçekli bir bölge planından beklenenler ile bölge düzeyindeki bir planın, planlama kademelenmesi içerisindeki yeri dikkate alındığında dava konusu plana eklenen yeni plan hükmünün yeterli olduğu kanaatinde değildir. 1/100.000 ölçekli bir çevre düzeni planı, tüm ülkeyi ilgilendiren sektörel yatırım ve politika tercihlerinin ele alınıp karara bağlanabileceği bir planlama çalışması değildir. Bu çerçevede, Türkiye’nin ulusal enerji politikası ile öncelikli enerji yatırım tercihlerine ilişkin tartışmalı durumların, çevre düzeni planları bağlamında çözümlenmesi beklenemez. Enerji gibi ekonomik ve toplumsal gelişme bakımından yaşamsal öneme sahip bir sektöre ilişkin ülke (ulusal) politikasının temel bileşenleri; Enerji Sektörü Stratejik Planı ve Kalkınma Planı gibi ulusal ölçekteki politika dokümanları ve plan belgeleri ile belirlenmektedir. Dava konusu plan, mevcut ve olası HES yatırımlarının plan disiplini altına alınması bakımından incelendiğinde, Kurulumuzca yeterli bulunmamaktadır. Yürütmeyi durdurma kararı sonrasında, Davalı İdare tarafından Plan Uygulama Hükümleri arasında eklenen yeni madde olumlu bir gelişme olsa da, Davacının dile getirdiği çevresel risklerin bertaraf edilmesinde yeterli olamayacaktır. " şeklinde görüş ve tespitlere yer verilmiştir.
Dairemizce yapılan değerlendirmede: Bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, hidroelektrik santraller yoluyla elektrik üretilmesi kararının, çevresel etkilerin havza bütünlüğü dikkate alınarak ayrıntılı bir araştırma ve değerlendirilmeye dayalı olması ve HES'lerde kullanılacak su debisi hesaplamaları yapılırken bölgenin ekosistem dengesinin olumsuz yönde etkilenmemesi için bu yönde gerekli koruma tedbirlerinin alınması gerekmektedir.
Bu durumda, dava konusu plan hükmünde bu hususlara yönelik olarak alt ölçekli planları yönlendirecek nitelikte temel ilke ve politikaları içeren hükümlerin yer almamasında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Kaldı ki, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun E:2018/1676, K:2019/700 sayılı bozma kararına uyularak verilen Danıştay Altıncı Dairesinin E:2020/9197, K:2021/6441 sayılı kararı ile, 2011 yılında onaylanan Ordu-Giresun-Trabzon-Rize-Gümüşhane-Artvin Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında da yer alan uyuşmazlığa konu plan notunun iptaline karar verilmiş olup, bu karar İdari Dava Daireleri Kurulunun E:2021/3389, K:2022/3124 sayılı kararı ile onanmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1-Dava konusu 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı değişikliğinin Plan Hükümlerinin "3.5 Yaşanabilirlik" başlıklı kısmının 10. maddesi (HES'ler) yönünden İPTALİNE,
2-Dairemizin önceki kararının kısmen onanmış olması ve kısmen bozma kararına uyulmak suretiyle verilen bu kararın da davadaki haklılık durumunu değiştirmemesi nedeniyle önceki kararımızın verildiği tarihten sonra yapılan yargılama giderleri dışında bu konuda yeniden hüküm kurulmamasına,
3-Temyiz aşamasında yapılan ...-TL yargılama giderinin yarısının kendisi üzerinde bırakılmasına, diğer yarısının davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
4\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 22/05/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.