Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/5260
2025/2939
22 Mayıs 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2024/5260
Karar No : 2025/2939
DAVACI : ... Vakfı
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
DAVANIN KONUSU : Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 06.07.2017 tarihinde onaylanan Zonguldak Bartın-Karabük Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı değişikliğinin ... ve ... sayılı paftaların serbest bölge olarak planlanan bölümünün ve plan uygulama hükümlerinin VI. 1.4.3, V.16. V.21, V.37. V.38. V.48. VI.10.4, Vl.24.4, VI.31, VI.12, sayılı maddelerinin, VI.18.5. sayılı maddesinin "Tarımsal amaçlı yapılar için Emsal: 0,20'dir" bölümü ile Vl.29.11. sayılı maddesinin üçüncü paragrafının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI:Dava konusu işlemin aşağıda belirtilen nedenlerle şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırı olduğu ileri sürülerek iptali gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI :Dava konusu işlemde aşağıda belirtilen nedenlerle şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek davanın reddinin gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dava konusu 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı değişikliğinin V.21, VI.10.4, VI.31 ve VI.12.4 sayılı plan notlarına ilişkin kısmının iptaline karar verilmesi düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ : Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 06/07/2017 tarihinde onaylanan Zonguldak Bartın-Karabük Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı değişikliğinin ... ve ... sayılı paftaların serbest bölge olarak planlanan bölümünün ve plan hükümlerinin VI. 1.4.3, V.16. V.21, V.37. V.38. V.48. VI.10.4, Vl.24.4, VI.31, VI.12, sayılı maddeleri, VI.18.5. sayılı maddesinin "Tarımsal amaçlı yapılar için Emsal: 0,20'dir" kısmı ile Vl.29.11. sayılı maddesinin üçüncü paragrafının iptali istemiyle açılan davada Danıştay Altıncı Dairesinin 28/09/2021 tarih ve E:2017/6600, K:2021/10176 sayılı kararıyla; dava konusu plan hükümlerinin V.37 ve V.38 sayılı maddeleri ile VI.29.11. sayılı maddesinin üçüncü paragrafının iptaline, VI.1.4.3, V.16, V.21, V.48, VI.10.4, VI.24.4, VI.31, VI.12 sayılı maddeleri ile V.18.5. sayılı maddesinin "Tarımsal amaçlı yapılar için Emsal: 0,20'dir" kısmı ile ... ve ... sayılı paftaların serbest bölge olarak planlanan bölümü yönünden davanın reddine karar verildiği, kararın taraflarca temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 27/03/2024 günlü, E:2021/3941, K:2024/692 sayılı kararı ile temyize konu kararın V.21, VI.10.4, VI.31 ve VI.12.4 sayılı plan notlarına ilişkin kısmının bozulmasına, kararının diğer kısımlarının ise onanmasına karar verilmesi nedeniyle, dava konusu Çevre Düzeni Planı değişikliğinin V.21, VI.10.4, VI.31 ve VI.12.4 sayılı plan notlarına ilişkin kısmı incelendi:
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile danıştay Altıncı Dairesince yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporun birlikte incelenmesinden, dava konusu Çevre Düzeni Planı değişikliğinin V.21, VI.10.4, VI.31 ve VI.12.4 sayılı plan notlarında, şehircilik ve planlama ilkeleri, kamu yararı ve hukuka uygunluk görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu Çevre Düzeni Planı değişikliğinin V.21, VI.10.4, VI.31 ve VI.12.4 sayılı plan notlarının iptaline karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra Dairemizin dava konusu 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı değişikliğinin plan uygulama hükümlerinin V.37, sayılı maddesi, V.38 sayılı maddesi ve VI.29.11. sayılı maddesinin üçüncü paragrafı yönünden iptali, VI.1.4.3, V.16, V.21, V.48, VI.10.4, VI.24.4, VI.31, VI.12 sayılı maddeleri ile V.18.5. sayılı maddesinin "Tarımsal amaçlı yapılar için Emsal: 0,20'dir" bölümü ve ... ve ... sayılı paftaların serbest bölge olarak planlanan bölümü yönünden ise davanın reddi yolunda verilen 28/09/2021 tarih ve E:2017/6600, K:2021/10176 sayılı kararının V.21, VI.10.4, VI.31 ve VI.12.4 sayılı plan notlarına ilişkin kısmının BOZULMASINA, V.48 sayılı plan notu yönünden açıklamalı ONANMASINA, kararın diğer kısımlarının ise ONANMASINA, dair Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27.03.2024 tarih ve E:2021/3941, K:2024/692 sayılı kararının bozmaya ilişkin kısmı uyarınca anılan kısma yönelik olarak dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 06.07.2017 tarihinde onaylanan Zonguldak Bartın-Karabük Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı değişikliğinin E28 ve F28 sayılı paftaların serbest bölge olarak planlanan bölümünün ve plan uygulama hükümlerinin VI. 1.4.3, V.16. V.21, V.37. V.38. V.48. VI.10.4, Vl.24.4, VI.31, VI.12, sayılı maddelerinin, VI.18.5. sayılı maddesinin "Tarımsal amaçlı yapılar için Emsal: 0,20'dir" bölümü ile Vl.29.11. sayılı maddesinin üçüncü paragrafının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 9. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, "Ülke fizikî mekânında, sürdürülebilir kalkınma ilkesi doğrultusunda, koruma-kullanma dengesi gözetilerek kentsel ve kırsal nüfusun barınma, çalışma, dinlenme, ulaşım gibi ihtiyaçların karşılanması sonucu oluşabilecek çevre kirliliğini önlemek amacıyla nazım ve uygulama imar plânlarına esas teşkil etmek üzere bölge ve havza bazında 1/50.000-1/100.000 ölçekli Çevre düzeni plânları Bakanlıkça yapılır, yaptırılır ve onaylanır. Bölge ve havza bazında çevre düzeni plânlarının yapılmasına ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir.
Dava konusu işlemlerin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan (mülga) 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 7. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, yerleşme, yapılaşma ve arazi kullanımına yön veren, her tür ve ölçekte fiziki planlara ve uygulamalara esas teşkil eden üst ölçekli mekânsal strateji planlarını ve çevre düzeni planlarını ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yaparak hazırlamak, hazırlatmak, onaylamak ve uygulamanın bu stratejilere göre yürütülmesini sağlamak; (c) bendinde ise, havza ve bölge bazındaki çevre düzeni planları da dâhil her tür ve ölçekteki çevre düzeni planlarının ve imar planlarının yapılmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek, havza veya bölge bazında çevre düzeni planlarını yapmak, yaptırmak, onaylamak ve bu planların uygulanmasını ve denetlenmesini sağlamak, Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca çıkarılan 14/06/2014 tarih ve 29030 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, "Çevre düzeni planı: Varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve strateji kararlarına uygun olarak orman, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan 1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde ölçeğine uygun gösterim kullanılarak bölge, havza veya il düzeyinde hazırlanabilen, plan notları ve raporuyla bir bütün olarak yapılan planı... ifade eder." tanımı yer almaktadır.
Yönetmeliğin "Planlama alanı" başlıklı 18.maddesinde, "Çevre düzeni planı; coğrafi, sosyal, ekonomik, idari, mekânsal ve fonksiyonel nitelikleri açısından benzerlik gösteren bölge, havza veya en az bir il düzeyinde yapılır." kuralına, "Plan ilke ve esasları" başlıklı 19. maddesinin 1.fıkrasında ise, "Çevre düzeni planları hazırlanırken; a) Varsa mekânsal strateji planlarına uygunluğun sağlanması, b) Yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerin dikkate alınması, c) İlgili kamu kurum ve kuruluşlarının mekânsal kararları etkileyecek nitelikteki bölge planı, strateji planı ve belgesi, sektörel yatırım kararlarının dikkate alınarak değerlendirilmesi, ç) Sürdürülebilir kalkınma amacına uygun olarak ekolojik ve ekonomik kararların bir arada değerlendirilmesi, d) Tarihi, kültürel yapı ile orman alanları, tarım arazileri, su kaynakları ve kıyı gibi doğal yapı ve peyzajın korunması ve geliştirilmesi, e) Doğal yapının, ekolojik dengenin ve ekosistemin sürekliliğinin korunması amacıyla arazi kullanım bütünlüğünün sağlanması, f) Ulaşım ağının arazi kullanım kararlarıyla birlikte ele alınması suretiyle imar planlarında güzergahı netleştirilecek yolların güzergah ve yönünün genel olarak belirlenmesi, g) Çevre sorunlarına neden olan kaynaklara yönelik önleyici strateji ve politikaların belirlenerek arazi kullanım kararlarının oluşturulması, ğ) İmar planlarına esas olacak şematik ve grafik dil kullanılarak arazi kullanım kararları ile koruma ve gelişmenin sağlanması, h) Afet tehlikelerine ilişkin mevcut raporlar ve jeolojik etütler dikkate alınarak afet risklerini azaltıcı önerilerin dikkate alınması esastır." kuralına yer verilmiştir.
Anılan 19.maddenin 2.fıkrasında, "Çevre düzeni planlarının hazırlanması sürecinde, planlama alanı sınırları kapsamında aşağıda genel başlıklar halinde belirtilen konular ile diğer konularda ilgili kurum ve kuruluşlardan veriler elde edilir; bu veriler kapsamında analiz, etüt ve araştırmalar yapılır: a) Sınırlar. b) İdari ve bölgesel yapı. c) Fiziksel ve doğal yapı. ç) Sit ve diğer koruma alanları, hassas alanlar, doğal karakteri korunacak alanlar. d) Ekonomik yapı. e) Sektörel gelişmeler ve istihdam. f) Demografik ve toplumsal yapı. g) Kentsel ve kırsal yerleşme alanları ve arazi kullanımı. ğ) Altyapı sistemleri. h) Yeşil ve açık alan kullanımları. ı) Ulaşım sistemleri. i) Afete maruz ve riskli alanlar. j) Askeri alanlar, askeri yasak bölgeler ve güvenlik bölgeleri. k) Planlama alanına yönelik bölgesel ölçekli kamu projeleri ve yatırım kararları. l) Her tür ve ölçekteki plan, program ve stratejiler. m) Göller, barajlar, akarsular, taşkın alanları, yeraltı ve yüzeysel su kaynakları ve benzeri hidrolojik, hidrojeolojik alanlar. n) Çevre sorunları ve etkilenen alanlar." düzenlemesine yer verilmiştir.
Aynı maddenin 3.fıkrasında, "Çevre Düzeni Planlarının hazırlanması sürecinde planlama alanı sınırları kapsamındaki tüm veriler 1/25.000 ölçekli harita hassasiyetinde hazırlanır." kuralı, 4.fıkrasında, "Plan hazırlık sürecinde ihtiyaç duyulan veri, bilgi ve belgeler; ilgili veriyi hazırlamakla sorumlu kurum ve kuruluşlardan, bilimsel çalışmalardan ve uzmanlarca arazide yapılacak çalışmalardan elde edilir." kuralı, 5.fıkrasında, "Planlama sürecinde coğrafi bilgi sistemleri ve uzaktan algılama yöntemleri kullanılarak güncellenebilir ve sorgulanabilir sayısal veri tabanı oluşturulur." kuralı bulunmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Dava konusu plan değişikliğinin; ilgili mevzuatta belirlenen kurallara, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uygun olup olmadığının belirlenmesi amacıyla Naip üye ... tarafından resen seçilen Prof. Dr. ..., Prof. Dr. ... ve Prof. Dr. ...'ın katılımıyla mahalinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonunda düzenlenen bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş ve tebliğ üzerine itirazlar sunulmuştur.
Bu bağlamda, dosyadaki bilgi ve belgeler davacının dava dilekçelerindeki iddiaları, davalı idarenin savunması, bilirkişi raporu ve bilirkişi raporuna yapılan itiraz sonucunda, uyuşmazlığın madde madde başlıklar altında incelenmesine geçilmiştir.
1-V.21 sayılı plan notu yönünden:
Plan notunda; "Bu planda kentsel yerleşme alanı ve kırsal yerleşme alanı olarak belirlenen alanların baraj gölü altında kalması durumunda, bu alanlara ilişkin yeni yer seçimleri ve alt ölçekli planlar ilgili kurum ve kuruluş görüşleri doğrultusunda çevre düzeni planı değişikliği yapılmaksızın ilgili idarelerce yapılacak ve onaylanacaktır. Onaylanan planlar veri tabanına işlenmek üzere sayısal ortamda Bakanlığa gönderilecektir.” kuralına yer verilmiştir.
Davacı tarafından, yerleşim alanları gibi başta ulaşım ağları olmak üzere diğer arazi kullanım kararlarını etkileyecek, doğal çevre üzerinde tahribat potansiyeli yüksek arazi kullanım kararlarının çevre düzeni planı kapsamı dışında bırakılarak plansızlığa yol açıldığı, bu durumun üst ölçekli mekansal planlamanın en önemli işlevlerinden biri olan arazi kullanımlarının birlikte bütüncül bir bakış açısı ile değerlendirme ve bölgesel ölçekte öneme sahip bu tür kullanım kararlarına yönelik karar alma süreçlerine katılım imkanını ortadan kaldırdığı, böylece üst ölçekli planlama devre dışı bırakılarak, arazi kullanım kararlarının parçacıl yaklaşımlar sonucunda üretilmesinin önünün açıldığı ileri sürülmüştür.
Davalı idarece, çevre düzeni planlarının çok geniş alanları kapsayan ve uygulamaya esas olmayan planlar olduğu, amacı genel arazi kullanım kararları ile bu kararlar bazında politika ve strateji üretmek olan çevre düzeni planlarının uygulamaya esas imar planları gibi değerlendirilemeyeceğinden her talep için sürekli olarak çevre düzeni planı değişikliği yapılmasının hem mevzuata aykırı hem de üst ölçekli planların mantığı ile bağdaşmayan bir yaklaşım olduğu, stratejik ve esnek bir planlama yaklaşımının benimsendiği günümüzde bu dinamik yaklaşım ile planlamanın sürdürülebilirliğinin sağlanabildiği, ayrıca Mekansal Plan Yapım Yönetmeliği kapsamında hangi durumlarda plan değişikliklerinin yapılabileceğinin belirlendiği, bunun yanısıra ulaşım ve enerji gibi alanlardaki büyük ölçekli yatırımların Ulusal Kalkınma Planları doğrultusunda hazırlanan, yetkili kurumların yatırım programlarından gelen ve bu kurumların yetki ve sorumluluğunda olan yatırımlar olduğundan çevre düzeni planı ile yetkisini kanunlardan ilgili kurum ve kuruluşlar adına karar alınabilmesinin söz konusu olmadığı savunulmuştur.
Bilirkişi kurulu değerlendirmesi;
"Kentsel ve kırsal yerleşmeler için yeni yer seçimi konusu son derece stratejik öneme sahip bir konudur ve üst ölçekli çevre düzeni planına konu edilmesi gereken, bu planın ana stratejilerine uyumlu biçimde plan bütünlüğü dikkate alınarak verilmesi gereken bir karardır. Plan hükmünde belirtildiği gibi bir durumun yaşanması sonucunda, çevre düzeni planı bütününde kapsamlı bir değerlendirme yapılarak yer seçimi belirlenmeli ve bu doğrultuda plan değişikliği işlemi yapılmalıdır.
Plan değişikliği işlemi yapılmasına gerek olmadan bir kentsel veya kırsal yerleşim için yeni yer seçimi yapılabilmesine olanak tanımak, yukarıdaki madde için anlatıldığı gibi üst ölçek stratejilere aykırı bir konumun da planlanabileceğine işaret etmektedir. Aynı biçimde bu uygulama hükmü de çevre düzeni planını işlevsiz kılmakta; alt ölçekte plan çalışmalarının üst ölçekli plan stratejisine aykırı biçimde planlanıp gerçekleştirilmesine olanak tanımakta olup planlama esaslarıyla bağdaşmamaktadır." tespit ve değerlendirmesine yer verilmiştir.
Dairemizce yapılan değerlendirmede: Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği uyarınca, çevre düzeni planı, orman, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan plan notları ve raporuyla bir bütün olarak yapılan bir plan olup, alt ölçekli planları yönlendiren strateji ve ilkeleri ortaya koyan bu planda, kentsel ve kırsal yerleşim alanlarının leke niteliğinde gösterilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Diğer taraftan, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 6. maddesinde, planlama kademelerinin, üst kademeden alt kademeye doğru sırasıyla; "Mekânsal Strateji Planı", "Çevre Düzeni Planı", "Nazım İmar Planı" ve "Uygulama İmar Planı"ndan oluştuğu belirtilmiş olup, planlar arası kademeli birliktelik ilkesi uyarınca her planın, yürürlükteki üst kademe planların kararlarına uygun olmak, raporu ile bütün oluşturmak ve bir alt kademedeki planı yönlendirmek zorunda olduğu kurala bağlanmıştır.
Dava konusu plan hükmü ile, bu planda kentsel yerleşme alanı ve kırsal yerleşme alanı olarak belirlenen alanların baraj gölü altında kalması durumunda, bu alanlara ilişkin yeni yer seçimlerinin çevre düzeni planında değişiklik yapılmaksızın alt ölçekli planlar ile belirleneceği öngörülmüştür.
Bu durumun, alt ölçekli plan kararının, üst ölçekli çevre düzeni planı ile belirlenen genel arazi kullanım kararından farklılaşması sonucunda, planların kademeli birlikteliği ilkesine aykırılık oluşturacağı gibi, alt ölçekli planları yönlendirecek ilke ve stratejileri oluşturması beklenen çevre düzeni planının işlevsiz kalmasına sebebiyet vereceği açıktır.
Yukarıda yer verilen bilirkişi raporundaki tespitler de göz önünde bulundurulduğunda, baraj gölü altında kalması söz konusu olan bölgelere yönelik belirlenen yeni kentsel ve kırsal yerleşik alanlara ilişkin genel arazi kullanım kararlarını, dava konusu Çevre Düzeni Planının konusu olmaktan çıkartarak, üst ölçekli planının işlevsiz hale gelmesi sonucunu doğuran dava konusu plan hükmünde hukuka uyarlık görülmemiştir.
2-V.10.4 sayılı plan notu yönünden:
Plan notunda, "İlgili mevzuatı uyarına mevcut Serbest Bölgelere yapılacak olan 50 hektarı geçmeyen ilaveler için 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı değişikliğine gerek kalmaksızın alt ölçekli planlar hazırlanabilir." kuralına yer verilmiştir.
Davacı tarafından, serbest bölge gibi diğer arazi kullanım kararlarını etkileyecek, doğal çevre üzerinde tahribat potansiyeli yüksek arazi kullanım kararlarının çevre düzeni planı kapsamı dışında bırakılarak plansızlığa yol açıldığı, bu durumun üst ölçekli mekansal planlamanın en önemli işlevlerinden biri olan arazi kullanımlarının birlikte bütüncül bir bakış açısı ile değerlendirme ve bölgesel ölçekte öneme sahip bu tür kullanım kararlarına yönelik karar alma süreçlerine katılım imkanını ortadan kaldırdığı, böylece üst ölçekli planlama devre dışı bırakılarak, arazi kullanım kararlarının parçacıl yaklaşımlar sonucunda üretilmesinin önünü açıldığı ileri sürülmüştür.
Davalı idarece, çevre düzeni planlarının çok geniş alanları kapsayan ve uygulamaya esas olmayan planlar olduğu, amacı genel arazi kullanım kararları ile bu kararlar bazında politika ve strateji üretmek olan çevre düzeni planlarının uygulamaya esas imar planları gibi değerlendirilemeyeceğinden her talep için sürekli olarak çevre düzeni planı değişikliği yapılmasının hem mevzuata aykırı hem de üst ölçekli planların mantığı ile bağdaşmayan bir yaklaşım olduğu, stratejik ve esnek bir planlama yaklaşımının benimsendiği günümüzde bu dinamik yaklaşım ile planlamanın sürdürülebilirliğinin sağlanabildiği, ayrıca Mekansal Plan Yapım Yönetmeliği kapsamında hangi durumlarda plan değişikliklerinin yapılabileceğinin belirlendiği, bunun yanısıra ulaşım ve enerji gibi alanlardaki büyük ölçekli yatırımların Ulusal Kalkınma Planları doğrultusunda hazırlanan, yetkili kurumların yatırım programlarından gelen ve bu kurumların yetki ve sorumluluğunda olan yatırımlar olduğundan çevre düzeni planı ile yetkisini kanunlardan ilgili kurum ve kuruluşlar adına karar alınabilmesinin söz konusu olmadığı savunulmuştur.
Bilirkişi kurulu değerlendirmesi;
"Plan paftalarının incelenmesinden anlaşıldığı üzere serbest bölge sadece Filyos projesi kapsamındaki bölgede önerilmiştir. Nitekim planın gösterim kısmında serbest bölge gösteriminin yanında parantez içinde “Strateji 1” ifadesi bulunmaktadır. Dolayısıyla bu plan uygulama hükmü Filyos vadisindeki serbest bölgeye 50 hektarı geçmeyen ilaveleri olanaklı kılmaktadır.
1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı üzerinden ölçü alınarak değerlendirme yapılabilecek bir plan ölçeği değildir. Burada bölgenin konumu genel hatlarıyla işlenmektedir. Uygulamada tam koordinatlarda konum değişmediği sürece değişiklikler olağandır. Dolayısıyla (Filyos Vadisi özelinde raporun önceki kısımlarında saptanan sakıncalar, aykırılıklar ve yer seçimi hatalarına ilişkin değerlendirmeler saklı kalmak üzere) bu plan hükmünün iptalini gerektiren bir aykırılık saptanmamıştır." tespit ve değerlendirmesine yer verilmiştir.
Dairemizce yapılan değerlendirmede: dava konusu Çevre Düzeni Planının VI.10.4 sayılı maddesi uyarınca, mevcut serbest bölgelere 50 hektarı geçmeyen ilavelerin, 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı değişikliğine gerek kalmaksızın doğrudan ilgili idarece yapılacak alt ölçekli planlar ile belirlenebileceği anlaşılmaktadır.
Yukarıda yer verilen hususa yönelik değerlendirmede de belirtildiği üzere, çevre düzeni planı, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen bir plan olup, alt ölçekli planları yönlendiren strateji ve ilkeleri ortaya koyan bu planda, sanayi alanlarının leke niteliğinde gösterilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Çevre düzeni planının bu niteliği göz önünde bulundurulduğunda, serbest bölge kullanım kararının, çevresel etkilere yönelik alt ölçekli planları yönlendirmesi beklenen ilke ve stratejilerin oluşturulması ve koruma-kullanma dengesinin sağlanması açısından, üst ölçekli çevre düzeni planı kapsamında ele alınması gerekmektedir.
Nitekim dava konusu Çevre Düzeni Planının lejantında da serbest bölge kullanımı yer almıştır.
Bilirkişi raporunda, bu plan uygulama hükmünün Filyos vadisindeki serbest bölgeye 50 hektarı geçmeyen ilaveleri olanaklı kıldığı, uygulamada tam koordinatlarda konum değişmediği sürece değişikliklerin olağan olduğu, dolayısıyla bu plan hükmünün iptalini gerektiren bir aykırılığın saptanmadığı belirtilmiş ise de, Danıştayın yerleşik içtihatları uyarınca, 50 hektar olarak öngörülen üst sınırın, çevre düzeni planı değişikliği gerektiren büyüklükte bir alan olduğu açık olup, bu nitelikteki bir belirlemenin, leke olarak gösterilen mevcut serbest bölgelerin üst ölçekli plan kararını etkilemeyeceğinden söz edilebilmesine olanak bulunmamaktadır.
Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda, mevcut serbest bölgelere 50 hektarı geçmeyen ilaveleri, dava konusu Çevre Düzeni Planının konusu olmaktan çıkartarak, üst ölçekli planı işlevsiz hale getirdiği açık olan dava konusu plan hükmünde bu haliyle hukuka uyarlık görülmemiştir.
Kaldı ki, İdari Dava Daireleri Kurulunun E:2018/3405, K:2019/2906 sayılı kararı da bu yöndedir.
Diğer yandan, İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/11/2020 ve YD İtiraz No:2020/486 sayılı kararı ile, uyuşmazlığa konu plan notunun yürürlüğünün durdurulmasına yönelik yargı kararının uygulanması amacıyla, 31/03/2021 tarihli plan değişikliği ile anılan plan notunun iptaline yönelik davalı idarece de işlem tesis edilmesine karşın, dava konusu planın yürürlükte olan plan notlarına bakıldığında, bu defa planın "VI.11.3" sayılı maddesinde, "İlgili mevzuatı uyarına mevcut Serbest Bölgelere yapılacak olan 50 hektarı geçmeyen ilaveler için 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı değişikliğine gerek kalmaksızın alt ölçekli planlar hazırlanabilir." şeklinde, dava konusu plan hükmünün varlığını koruduğu görülmekte olup, davalı idarece, yargı kararı uyarınca işlem tesis edileceği açıktır.
3- VI.31 sayılı plan notu yönünden:
Plan notunda, "Yenilenebilir enerji (rüzgâr, güneş, jeotermal, hidroelektrik) üretim alanlarında, ilgili kurum ve kuruluşlardan alınan izinler ve enerji piyasası düzenleme ve denetleme kurulunca verilecek lisans kapsamında, bakanlığın görüşü alınarak, bu çevre düzeni planında değişikliğe gerek kalmaksızın, ilgili kurum ve kuruluş görüşleri doğrultusunda hazırlanan nazım ve uygulama imar planları, ilgili idaresince onaylanır ve bu planın veri tabanına işlenmek üzere sayısal ortamda Bakanlığa gönderilir." kuralına yer verilmiştir.
Davacı tarafından, enerji üretim alanları gibi diğer arazi kullanım kararlarını etkileyecek, doğal çevre üzerinde tahribat potansiyeli yüksek arazi kullanım kararlarının çevre düzeni planı kapsamı dışında bırakılarak plansızlığa yol açıldığı, bu durumun üst ölçekli mekansal planlamanın en önemli işlevlerinden biri olan arazi kullanımlarının birlikte bütüncül bir bakış açısı ile değerlendirme ve bölgesel ölçekte öneme sahip bu tür kullanım kararlarına yönelik karar alma süreçlerine katılım imkanını ortadan kaldırdığı, böylece üst ölçekli planlama devre dışı bırakılarak, arazi kullanım kararlarının parçacıl yaklaşımlar sonucunda üretilmesinin önünü açıldığı ileri sürülmüştür.
Davalı idarece, çevre düzeni planlarının çok geniş alanları kapsayan ve uygulamaya esas olmayan planlar olduğu, amacı genel arazi kullanım kararları ile bu kararlar bazında politika ve strateji üretmek olan çevre düzeni planlarının uygulamaya esas imar planları gibi değerlendirilemeyeceğinden her talep için sürekli olarak çevre düzeni planı değişikliği yapılmasının hem mevzuata aykırı hem de üst ölçekli planların mantığı ile bağdaşmayan bir yaklaşım olduğu, stratejik ve esnek bir planlama yaklaşımının benimsendiği günümüzde bu dinamik yaklaşım ile planlamanın sürdürülebilirliğinin sağlanabildiği, ayrıca Mekansal Plan Yapım Yönetmeliği kapsamında hangi durumlarda plan değişikliklerinin yapılabileceğinin belirlendiği, bunun yanısıra ulaşım ve enerji gibi alanlardaki büyük ölçekli yatırımların Ulusal Kalkınma Planları doğrultusunda hazırlanan, yetkili kurumların yatırım programlarından gelen ve bu kurumların yetki ve sorumluluğunda olan yatırımlar olduğundan çevre düzeni planı ile yetkisini kanunlardan ilgili kurum ve kuruluşlar adına karar alınabilmesinin söz konusu olmadığı savunulmuştur.
Bilirkişi kurulu değerlendirmesi;
"Yenilenebilir enerji alanlarının gelişiminin desteklenmesi enerji güvenliği açısından olumlu olmakla beraber, bu tür enerji üretim alanlarının doğal çevreye, doğal yaşama, ve hatta insan yaşam kalitesine olası olumsuz etkileri vardır. Rüzgar enerjisi için yapılan rüzgar türbinlerinin yarattığı ses, estetik ve göresel etkilerinin yanısıra, ekolojik dengeye de (kuş gibi uçan canlıların hayatlarını tehlikeye atması ve karada yaşayan hayvanların yaşam alanlarını bölmesi gibi) etkisi olabilmektedir. Havaalanları yakınlarına yerleştirilen rüzgar türbinlerinin güvenlik açısından da olumsuz etkileri söz konusudur. Güneş enerjisi panelleri içeren enerji tarlaları doğal alanı, doğal hayatı, doğal çevrenin bütünlüğünü, ayrıca tarım alanlarını ve bütünlüğünü olumsuz etkileyebilir. Burada da bağlamdan bağımsız bir biçimde, herhangi bir noktada sadece görüş alınarak bu alanlara izin verilmesi doğru bir yaklaşım değildir. Plan bütünlüğü içinde değerlendirilmesi gerekir. Bu nedenle söz konusu plan hükmü planlama esaslarına aykırılık taşımaktadır." tespit ve değerlendirmesine yer verilmiştir.
Dairemizce yapılan değerlendirmede; ölçeği gereği leke plan niteliğinde bulunan dava konusu Zonguldak Bartın-Karabük Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı, koruma-kullanma dengesinin sağlanması için alt ölçekli plan kararlarına esas olacak yapılaşma şartlarını ortaya koyan, genel arazi kullanım kararlarının üretildiği bir plan olup, bilirkişi raporundaki tespitler de göz önünde bulundurulduğunda, bölgesel ya da bazı durumlarda ülke düzeyinde etkileri olan enerji üretim alanlarının üst ölçekli çevre düzeni planı kapsamında değerlendirilmesi ve planda bu hususlara yönelik alt ölçekli planları yönlendirecek temel ilke ve politikaları içeren hükümlerin bulunması gerektiği açıktır.
Uyuşmazlık konusu plan hükmünde ise, yenilenebilir enerji üretim alanları dava konusu çevre düzeni planı kapsamı dışında bırakılarak, bu kullanımların, ilgili kurum ve kuruluşlardan alınan izinler ve/veya Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunca verilecek lisans kapsamında, Bakanlığın uygun görüşünün alınması kaydı ile alt ölçekli planlar ile belirlenmesi ve bu doğrultuda uygulamaya geçilmesi öngörülmüştür.
Bu durumda, bölgesel, hatta ülkesel düzeyde etkileri olan enerji üretim alanlarına ilişkin kararların, koruma-kullanma dengesinin sağlanması amacıyla korunması gereken alanlara ilişkin politika ve stratejileri belirleyen üst ölçekli plan niteliğindeki çevre düzeni planı kapsamında değerlendirilmeksizin, alt ölçekli planlara bırakılmasını öngören dava konusu plan hükmünde, şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına uyarlık bulunmamaktadır.
4- VI.12.4 sayılı plan notu yönünden:
Dava konusu edilen VI.12 sayılı plan notunun VI.12.3 sayılı maddesinde;, "Bu planda gösterilenler dışında ihtiyaç olması halinde diğer yerlerde talep edilen organize tarım ve hayvancılık alanları için, en az 20 ha. olacak şekilde, ilgili kurum ve kuruluş görüşlerine bağlı kalınarak, İl Toprak Koruma Kurulu marifetiyle yer seçimi yapılabilir." kuralına,
VI.12.4 sayılı maddesinde ise; "Bu planda gösterilenler dışında yer seçimi yapılan alanlara ilişkin imar planları bu çevre düzeni planında değişikliğe gerek olmaksızın ilgili idaresince hazırlanır ve onaylanır. Onaylanan planlar sayısal ortamda veri tabanına işlenmek üzere Bakanlığa gönderilir. Söz konusu tesisler/tesis alanları amacı dışında kullanılamazlar." kuralına yer verilmiştir.
Davacı tarafından, en az 20 ha olan organize tarım ve hayvancılık alanlarının yer seçimi ile ilgili çevre düzeni planı değişikliğine gerek olmamasının doğru bir planlama yaklaşımı olmadığı ileri sürülmüştür.
Davalı idare savunmasında, bu hususa yönelik herhangi bir değerlendirme bulunmamaktadır.
Bilirkişi kurulu değerlendirmesi;
"VI.12.3 ve VI.12.4 sayılı maddeler yukarıdaki başlıklar altında vurgulanan aynı sakıncayı taşımaktadır. Bağlamdan ve konumdan bağımsız olarak planın herhangi bir yerinde, plan kapsamında organize tarım ve hayvancılık alanı olarak gösterilmemiş bir bölgede bu işlev için yer seçilmesi ve bunun plan değişikliği süreci içine alınmadan, plan bütünlüğü içinde irdelenmeden, yani plan değişikliğine gerek olmadan plana işlenmesi doğru bir plan yaklaşımı değildir. Bu iki plan uygulama hükmü planlama esaslarına aykırı bulunmuştur." tespit ve değerlendirmesine yer verilmiştir.
Dairemizce yapılan değerlendirmede; Zonguldak Bartın-Karabük Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının VI.12.3 sayılı plan hükmü ile, bu planda gösterilenler dışında, yeni "Organize Tarım ve Hayvancılık Alan"larına ihtiyaç duyulması halinde, bu alanların yer seçiminin ilgili İl Toprak Koruma Kurulunca en az 20 (yirmi) hektarlık alan için yapılabileceği öngörülmüştür.
Ancak, planın VI.12.4 sayılı plan hükmünde, yeni belirlenen organize tarım ve hayvancılık alanlarına yönelik yer seçimi kararının çevre düzeni planı kapsamında değil, alt ölçekli planlar çerçevesinde değerlendirileceği anlaşılmaktadır.
Yukarıda belirtilen hususlara yönelik değerlendirmelerde de vurgulandığı üzere, çevre düzeni planı, orman, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan plan notları ve raporuyla bir bütün olarak yapılan bir plan olup, çevre düzeni planı hazırlanırken, çevre sorunlarına neden olan kaynaklara yönelik önleyici strateji ve politikaların belirlenerek arazi kullanım kararlarının oluşturulması gerekmektedir.
Çevre düzeni planının bu niteliği göz önünde bulundurulduğunda, bölgesel tarım ürünlerinin değerlendirilmesi ve korunması amacıyla entegre tesislerin yer alabileceği organize tarım ve hayvancılık alanı kullanım kararının, çevresel etkilere yönelik alt ölçekli planları yönlendirmesi beklenen ilke ve stratejilerin oluşturulması ve koruma-kullanma dengesinin sağlanması açısından, üst ölçekli çevre düzeni planı kapsamında ele alınması gerektiği hususunda kuşku bulunmamaktadır.
Nitekim Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin eki Ek-1c maddesinde, organize tarım ve hayvancılık alanları, "Çevre Düzeni Planı Gösterimleri" içerisinde yer almakta olup, dava konusu Çevre Düzeni Planının lejantlarında da bu kullanım gösterilmektedir.
Yukarıda yer verilen açıklamalar ve bilirkişi raporundaki tespitler göz önünde bulundurulduğunda, organize tarım ve hayvancılık alanlarının üst ölçekli çevre düzeni planı çerçevesinde ve bu plan kararları doğrultusunda öngörülmesi gerekirken, ihtiyaç duyulan yeni alanların yer seçimi kararının çevre düzeni planı kapsamından çıkarılarak, alt ölçekli planlamaya bırakılmasına yönelik dava konusu VI.12.4 sayılı plan uygulama hükmünde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Kaldı ki, İdari Dava Daireleri Kurulunun 14/12/2023 tarih ve E:2021/2817, K:2023/3136 sayılı kararı da bu yöndedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1-Dava konusu 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı değişikliğinin V.21, VI.10.4, VI.31 ve VI.12.4 sayılı plan notlarına ilişkin kısmının İPTALİNE,
2-Dairemizin önceki kararının kısmen onanmış olması ve kısmen bozma kararına uyulmak suretiyle verilen bu kararın da davadaki haklılık durumunu değiştirmemesi nedeniyle önceki kararımızın verildiği tarihten sonra yapılan yargılama giderleri dışında bu konuda yeniden hüküm kurulmamasına,
3-Temyiz aşamasında yapılan ...-TL yargılama giderinin yarısının kendisi üzerinde bırakılmasına, diğer yarısının davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
4\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 22/05/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.