Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/5253
2025/4078
15 Eylül 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2024/5253
Karar No : 2025/4078
TEMYİZ EDEN : (DAVACI) Sınırlı Sorumlu ... Kooperatifi
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF :I- (DAVALILAR)1- ... Bakanlığı-ANKARA
VEKİLİ : Av. ...
2- ... Organize Sanayi Bölgesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
II-(DAVALI YANINDA MÜDAHİL) ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Afyon ili, Merkez ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın bitişiğinde bulunan ve Organize Sanayi Bölgesi sınırları dahilinde kalan alana yönelik hazırlanan 1/5000 ölçekli revizyon nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planına ilişkin Afyonkarahisar Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanlığının ... tarihli, ... sayılı teklifinin onaylanmasına dair Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının (Sanayi Bölgeleri Genel Müdürlüğünün) ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarihli, E:..., K:... sayılı kararında; yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor ile dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, davacıya ait Afyonkarahisar ili ... Mahallesi, ... ada ... sayılı parselin cephe aldığı Organize Sanayi Bölgesi içinde yer alan ... ada ... sayılı parsel arasında olan 40 metrelik yolun devamı olan çift yönlü bir yol olduğu, bu yolun kapatılmasının davacının parselini etkilediği, davalı idare tarafından, "Organize sanayi bölgesi dışından gelen taşıt trafiğinin bölge içerisine kontrolsüzce girmesine neden olacağı, taşıt yolunun güneyinde yer alan hayvan pazarı alanına (308 ada 54 parsel) ulaşımda güvenlik, hijyen ve temizlik sorunları oluşturacağı, bu sorunların ortadan kaldırılması için yolun kapatılması gerektiği, yolun iki yerleşim birimini birbirine bağlayan karayolu niteliği bulunmadığı" gerekçesine dayanılarak plan değişikliği yapılmışsa da bu gerekçelerin imar planı değişikliği yapılmasını zorunlu kılacak gerekçeler olmadığı, kaldı ki organize sanayi bölgesi içinde kalan ve davamı bulunan bir yolun kaldırılması halinde organize sanayinin şehir merkezine bitişik ve entegre olması sebebiyle şehir trafiğini etkileyeceği açık olduğu için organize sanayi bölgesinin sorumluluk alanındaki kısmının kaldırılmasının plan devamlılığı kapsamında şehircilik ilkeleri ile bağdaşmayacağı, kentin bütünlüğü ve ulaşım ağı açısından bakıldığında, devamı olan bir yolun organize sanayi bölgesi sınırları içinde kalan kısmının kaldırılarak hizmet destek alanı ve parka dönüştürülerek kapatılmasına yönelik plan revizyonunun yeterli analize dayanmadığı, plan değişikliği yapılması için aranılan zorunluluğu taşımadığı, kamu yararına, şehircilik ilkelerine imar mevzuatına uygun olmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İdari Dava Dairesince verilen kararda; Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; OSB plan çiziminde dikkate alınan tekniklerin OSB plan çiziminde göz önünde bulundurulması gereken unsurların herhangi bir yerleşim yeri planı çiziminde dikkate alınan tekniklerden, yerleşim yeri plan çiziminde göz önünde bulundurulması gereken unsurlardan farklı olduğu, meskun saha ya da inkişaf sahası (yerleşim yeri) planlama tekniklerinin farklı; OSB alanı planlama tekniklerinin farklı; küçük sanayi alanı (KSA) planlama tekniklerinin farklı; merkezi iş alanı (MİA) planlama tekniklerinin farklı, orman - kıyı vd sahaların planlama tekniklerin farklı olduğu, bu nedenle; dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun incelenmesinde, davaya konu planın niteliğinin göz önünde bulundurulması gerektiği aksi halde hatalı sonuçlara varılabileceği,
İstinaf incelemesine konu mahkeme kararının, organize sanayi bölgesi sınırları dahilinde yapılan imar plânının iptaline ilişkin olduğu, organize sanayi bölgesi sınırları dahilinde kalan alanlara ilişkin özel kanunun ise, 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu olduğu, bu bakımdan; Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu'nun bir özel kanun olduğu dikkate alındığında, uygulama bakımından önceliğin 3194 sayılı İmar Kanunu ve bu kanunun ikincil mevzuatında değil, 4562 sayılı Kanun'da ve bu kanunun ikincil mevzuatında olduğu, dolayısıyla hukuka uygunluk incelemesinin evvelâ İmar Kanunu (ve imar mevzuatı uyarınca hazırlanan ikincil mevzuat) kapsamında (alelade bir yerleşim yeri planlamasına göre) değil; Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu (ve organize sanayi bölgeleri mevzuatı uyarınca hazırlanan ikincil mevzuat) kapsamında yapılmasının gerektiği,
OSB plan sınırında bulunan uyuşmazlık konusu yolun kapatılmamasının muhtelif sorunlara yol açtığı, nitekim bu sorunların OSB Yönetim Kurulu'nun ... tarih ve ... ve ... sayılı kararlarında, "40 metre enkesitli yolun toplam zeminde kapladığı alanın, 10105,63 m2 olduğu; Bu kesimdeki yolun OSB dışından gelen taşıt trafiğinin kontrolsüz şekilde OSB içine girmesine sebep olduğu; (hâlbuki) 40 metrelik bu yolun iki yerleşim yerini birbirine bağlayan karayolu niteliğinin olmadığı; bu yolun hizmet ettiği kentsel çalışma alanı ya da yerleşme alanının bulunmadığı; (bu) taşıt yolunun güneyinde yer alan hayvan pazarına ulaşımda bu yolun kullanılmasının güvenlik, temizlik, sağlık (hijyen) konularında sorunlar ortaya çıkardığı" şeklinde açıklandığı, OSB alanı plan çiziminde röper olarak kullanılan 40 metre enkesitli yolun OSB sınırındaki kısmının kapatılmamasının sorunlara yol açtığı; ayrıca bu nitelikteki yolun kapatılmasının OSB içine girişe etki etmesi nedeniyle plan ana kararlarıyla ilgili olduğu; bu duruma istinaden dava konusu planın "Her tür ve ölçekteki planın ihtiyaca cevap vermediği veya uygulamasının mümkün olmadığı veya sorun yarattığı durumlar ile üst ölçek plan kararlarına uygunluğun sağlanması amacıyla planın tamamının veya plan ana kararlarını etkileyecek bir kısmının yenilenmesi sonucu elde edilen plan" şeklindeki revizyon plan tanımına uygun olduğu, davaya konu imar planının bir plan değişikliği değil bir revizyon plan olduğu, davaya konu kesim bakımından revizyonun gerekçelerine bakıldığında, OSB sahası giriş çıkışlarında bu kesimde ortaya çıkan problemlerin çözümü maksadıyla planda revizyon yapılması şartlarının mevcut olduğu, bilirkişi rapor bütün olarak incelendiğinde, bilirkişi kurulunun davaya konu planı revizyon olarak kabul ettiği; ancak görüşün ana kurgusunun plan revizyonuna ilişkin olarak değil, plan değişikliğine ilişkin oluşturulduğu, bilirkişi kurulunun, devamlılığı olan yolun kapatılmasına ilişkin görüşlerinin, plan değişikliği ile ilgili hususlar olduğu,
OSB plan sınırları içinde mekânsal planlama yapılırken; OSB sahasının iç düzeni dikkate alınarak planlamanın yapılması gerektiği, OSB sahası dışında bulunan altyapı ve tesislerin planlama yetkisinin ise, (bu olayda) belediyeye ait olduğu, OSB sahası sınırları dışında kalan kısımlar da belediyece plan revizyonu yapılarak, bu kesimin OSB sınırlarına göre belediye tarafından yeniden planlanması gerektiği, diğer bir deyişle; mevzuat gereği, önceliğin OSB plan sahasına ait olmasına istinaden; OSB sınırları ve civarında OSB planının belediye planına uydurulması değil; bu kesimlerde belediye planının OSB planına uygun hale getirilmesi gerektiği,
OSB sahasının bir yerleşim yeri olmadığı, ayrıca OSB sahasının bir yerleşim yerini bir başka yerleşim yerine bağlayan toplayıcı veya dağıtıcı ulaşım yollarının geçiş güzergâhı olarak kullanılmasının da mümkün olmadığı,
Davaya konu olan Afyonkarahisar Merkez OSB sahasında inşaat malzemeleri, otomotiv, mermer/madencilik, atık geri dönüşüm, tarım makinaları, orman ürünleri, prefabrik hazır beton gibi pek çok tehlikeli ve gayrisıhhî üretim tesisinin faaliyet gösterdiği,; bu alanın trafiğini de daha çok uzun ve geniş araç niteliğindeki ağır vasıtalar oluşturduğu,
Bu nedenle OSB sahası içi trafiğin yerleşim yeri (şehir) trafiğinden ayrılması, şehir trafiğinin OSB trafiğine dahil edilmemesi, OSB giriş çıkışlarının OSB nizamiye kapılarından sağlanmasının zorunluluk arz ettiği, bu duruma istinaden söz konusu yol girişinin kapatılmasının OSB planlama tekniklerine uygun olduğu,
1994'te OSB alanının yerleşim yeri olarak planlandığı; o tarihte yerleşim yerlerine hitap etmek üzere 40 metre enkesitli yolun planlandığı, ancak daha sonra bu sahanın OSB yer seçimi kararları sonrasında OSB alanı olarak belirlendiği; plan yetkisinin ve plan işlerinin özel mevzuata tabi hale geldiği; OSB imar planıyla bu kısımdaki daha evvelden planlanmış yerleşim yerinin kaldırıldığı, belediye planı döneminde yerleşim yeri için çizilmiş olan 40 metre enkesitli yolun OSB ana omurga röperi olarak alındığı ve OSB servis yollarıyla toplayıcı/dağıtıcı yolların buna göre oluşturulduğu, Belediye tarafından planlanmış; OSB sınırları dışında kalan 40 metre enkesitli yol kısmı, eskiden OSB sahasında yerleşim yeri varken bir yerleşim alanına hitap etmekteyken; günümüzde OSB planıyla yerleşim yeri kaldırıldığından, bu yol kısmının hitap ettiği bir yerleşim yerinin bulunmadığı, bu duruma istinaden, (OSB sınır kesiminde bu 40 metrelik yolun kapatılmasından bağımsız olarak) her hâl ve kârda belediye tarafından kendi yetki alanındaki kısımda revizyon yapılarak 40 metre enkesitli yolun OSB alanına "saplanan" şekilde çizilmiş olan yolda düzenleme yapması gerektiği, herhangi bir yerleşim yerine hitap etmeyen yolun nizamiye ve giriş niteliği olmayan kesimde OSB sınırından kaldırılmasında teknik gereklere aykırılık bulunmadığı,
Bu davanın konusunun eskiden belediyece yerleşim için çizilmiş olan, OSB'nin kurulmasıyla OSB sınırında yer alan ve artık yerleşim yerine hitap etmeyen 40 metre enkesitli yolun OSB imar planında kaldırılması olduğu, Dolayısıyla imar planından sonraki bir işlem olan tevhidin, bu davanın konusu olmadığı, Bilirkişi kurulunun, "kapatılan yolun bir kısmının ... parsel ile birleştirilerek ... ada ... parsel olarak tescile konu olduğu; daha önce Belediye sorumluluk alanında olan söz konusu alanın gerek OSB alanına dâhil edilmesinin, gerekse kapatılan yolun bir kısmının ... parsel ile birleştirilerek ... ada ... parsel olarak tescile konu edilmesinin uygun ve rasyonel bir planlama yaklaşımı olmadığı" şeklinde, imar planından sonraki bir işlem olan ... sayılı parselle tevhidin doğru olup olmadığına yönelik bir değerlendirme olduğu, tevhid işleminin imar planının dayanağı değil, tevhidin dayanağının imar planı olduğu, imar planının hukukî açıdan dayanağı olmayan bir işlemin imar planının uygunluğunun değerlendirilmesinde ölçü norm olarak ele alınmasının idarî işlemin hukuka uygunluğunun incelenmesi usûllerine de aykırı olduğu,
4562 sayılı Kanunun 4. maddesinin 12. fıkrasında, "hizmet ve destek alanları OSB büyüklüğünün %15’inden fazla olamaz" hükmüne yer verildiği, davaya konu hizmet destek alanının (HDA) söz konusu %15'lik sınırı aşmadığı; bu yönden de plan kararlarında hukuka aykırılık bulunmadığı,
Davacının yola terk yaptıkları kesimin kısmen yeşil alan, kısmen HDA olarak planlanmasının hukuka aykırı olduğunu; çünkü bu alanın kendilerince yola terk edildiğini ileri sürdükleri, yola terkin farklı bir konu, imar planının farklı bir konu olduğu, bir kamu donatısına yönelik terkin, o sahada ilanihaye plan revizyonu yahut plan değişikliği yapılmayacağı anlamına gelmeyeceği, ihtiyaç hasıl olduğunda, terke konu yerlerde revizyon yahut değişikliklerin yapılması; hatta bu sahalarda yeni bir plan yapılması mümkün olduğu,
Ayrıca, söz konusu terkin davacı kooperatif tarafından yapılmadığı, ... sayılı parsel mülkiyeti belediyeyeye aitken, 16.08.1999 tarihinde ifraz/tevhid/terk dosyası hazırlandığı, ... tarih ve ... sayılı encümen kararıyla onaylanarak terkin belediyece yapıldığı, 13.02.2017 tarihinde davaya konu plan revizyonu yapıldığı, davacı kooperatif buradaki parselleri 21.04.2017 tarihinde belediyeden satın aldığı, dolayısıyla davacı kooperatifin belediyeye ödediği bedel, terk öncesi parsel değeri değil; terkten sonra ortaya çıkan parselin değeri olup; bu yönüyle davacı mülkiyetinden 40 metre enkesitli yola yönelik bir terk de yapılmadığı, şayet terkten kaynaklı bir alacak varsa, bu alacağın davacının değil, belediyenin olduğu, davacının terke yönelik iddialarının bu davada değerlendirilemeyeceği gibi; terke yönelik iddiaların imar planını hukuka aykırı hale getiren bir durum da olmadığı,
4562 sayılı Kanunun 4. maddesinin 11. fıkrasında "OSB alanında Sağlık Bakanlığınca öngörülen sağlık koruma bandı bırakılır" hükmüne yer verildiği, OSB alanındaki faaliyetlerden kaynaklı olarak gerek insan sağlığı bakımından, gerek hayvan sağlığı bakımından, gerek çevre bakımından, gerekse bu alan içerisinde hareket eden araç ve makineler bakımından tehlike arz eden durumlar bulunduğu, bu duruma istinaden kanun koyucu OSB sınırlarına yeşil koruma bandı şeklinde tampon bölge oluşturulmasını öngördüğü, dava konusu alanda kaldırılan yolun bir kısmının yeşil alan olarak planlanmasının sebebinin mevzuat gereği tampon bölge olarak tedbir amaçlı koruyucu bant planlaması yapılması zorunluluğundan ileri geldiği; bu yönden de plan kararında hukuka aykırılık bulunmadığı,
Olayda, OSB içindeki 40 metre enkesitli yolun kapanmadığı, OSB dışındaki belediye sorumluluk sahasındaki 40 metre enkesitli yolun kapandığı, bu yolun kapanmasının ise, OSB alanının özel statüsünden kaynaklandığı, OSB sahası içerisindeki ana omurga olarak alınan 40 metre enkesitli yolun ise, OSB sınırına kadar röper niteliğini koruduğu; burada ise hem servis, hem de toplayıcı dağıtıcı yol niteliğindeki kuzeydoğu-güneybatı ekseninde uzanan 20'şer metre iki yoldan devamlılığının sağlandığı, dolayısıyla 40 metre enkesitli yolun röper niteliğinin son bulduğu bölümde 20 metrelik kuzeye ve 20 metrelişk güneye servis hizmeti, aynı zamanda toplayıcı dağıtıcı yol hizmeti sunan yollara bölündüğü; bu durumun OSB iç işleyişine uygun olduğu; iç işleyiş ve plan tasarımı bakımından OSB içi planda bütüncüllüğün sağlandığı; netice olarak OSB içinde herhangi bir yol kapanmasının söz konusu olmadığı,
Bilirkişi kurulunun değerlendirmelerinin, OSB yer seçimine ilişkin olduğu, söz konusu 40 metre enkesitli yolun belediye plan bütünlüğü bakımından ele alınabilmesi için, bu sahanın OSB alanı olmaması gerektiği özel statü alanı olan OSB alanı, daha evvelki belediye imar planını adeta kestiğinden, burada bütüncül plan uygulanmasının zaten teknik olarak mümkün olmadığı,
Sonuç olarak; dava konusu imar planı revizyonunun, özel statüye tabi alanda, özel kurallara uyularak gerçekleştirildiği; daha evvelden yerleşim yerine hitap eder şekilde planlanan ancak yerleşim yerinin ortadan kalması nedeniyle organize sanayi bölgesi alanına devam etmesi gerekmeyen, aksine organize sanayi bölgesi alanına devam etmesinin sağlık, ulaşım, trafik ve güvenlik bakımından mahzurlar içeren yolun kaldırılmasına yönelik imar planı revizyonunun planlama tekniklerine, şehircilik ilkelerine ve kamu yararına uygun olduğu; dava konusu imar planında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının kabulü ile anılan kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Temyize konu kararın usul ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI :
Davalı Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından; temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır.
Davalı Afyonkarahisar Organize Sanayi Bölgesi Başkanlığı tarafından;
savunma verilmemiştir.
Davalı yanında müdahil ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından;
savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY : Afyonkarahisar ili, Merkez, ... Mahallesi, ... ada ... parsel (eski ... sayılı parsel) ile ... ada ... parsel (eski ... parsel) arasında Afyonkarahisar Belediyesince yapılan ilk imar planlarında 40 metrelik yol gösterildiği,, bu yolun Belediye sorumluluk alanında ilken 1999 yılında imara uygun parsel oluşturulması amacıyla Afyonkarahisar Belediyesi tarafından 3194 sayılı Kanunun 15 ve 16.maddeleri gereğince yapılan ifraz ve tevhit ile bedelsiz olarak yola terkle oluşturulduğu, 2008 yılında davalı idare tarafından ... ada ... parsel (eski ... parsel) ile 40 metrelik yolun Organize Sanayi Bölgesi II. İlave imar planıyla Organize Sanayi Bölgesi içine alındığı, daha sonrasında ise Afyonkarahisar Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı teklifinin onanmasına ilişkin Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Sanayi Bölgeleri Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı kararıyla 40 metre genişliğindeki taşıt yolunun "hizmet destek alanı" ve "park alanı"na dönüştürülmesine yönelik 1/1.000 ölçekli uygulama imar planı ilave revizyonu ile 1/5.000 ölçekli nazım imar planı ilave revizyonu yapılması üzerine davacı kooperatif tarafından, anılan planların 40 metrelik taşıt yolunun kaldırılmasına ilişkin kısmının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
3194 sayılı İmar Kanunu'nun "İstisnalar" başlıklı 4.maddesinin 1.fıkrasında "2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, bu Kanunun ilgili maddelerine uyulmak kaydı ile 2960 sayılı İstanbul Boğaziçi Kanunu ve 3030 sayılı Büyük Şehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun ile diğer özel kanunlar ile belirlenen veya belirlenecek olan yerlerde, bu Kanunun özel kanunlara aykırı olmayan hükümleri uygulanır." hükmü yer almaktadır.
İşlem tarihinde yürürlükte olan 3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinde, nazım imar planıvarsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plandır. Uygulama İmar Planı; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır.
İşlem tarihinde yürürlükte olan 3194 sayılı Kanun'un 6. maddesinde, Planlar, kapsadıkları alan ve amaçları açısından; "Bölge Planları" ve "İmar Planları", imar planları ise, "Nazım İmar Planları" ve "Uygulama İmar Planları" olarak hazırlanır. Uygulama imar planları, gerektiğinde etaplar halinde de yapılabileceği hüküm altına alınmıştır.
4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanununun 4.maddesinde "OSB, Yer Seçimi Yönetmeliğine göre uygun görülen yerlerde Bakanlığın onayı ile kurulur. OSB’lere ait yer seçimi Bakanlığın koordinatörlüğünde ilgili kurum ve kuruluşların temsilcilerinin katılımıyla oluşan Yer Seçimi Komisyonunun yerinde yaptığı inceleme sonucunda, varsa 1/25000 ölçekli çevre düzeni planı kararları dikkate alınarak oybirliği ile yapılır ve OSB ilan edilir. Mer’i mevzuat gereğince korunması gereken ve sanayi tesislerinin kurulmasına izin verilmeyen alanlar OSB yeri olarak incelemeye alınmaz. Mülkiyet sınırları içinde Sağlık Bakanlığınca öngörülen sağlık koruma bandı bırakılır. Yer seçiminin kesinleşmesinden sonra OSB sınırları dışında kalan alanların planlanması Bayındırlık ve İskân Bakanlığı veya ilgili belediye tarafından en geç bir yıl içinde yapılır. Bununla ilgili usul ve esaslar Bakanlık ve Bayındırlık ve İskân Bakanlığınca müştereken belirlenir.OSB sınırları içerisinde yapılacak imar ve parselasyon planları ve değişiklikleri, OSB tarafından yönetmeliğe uygun olarak hazırlanır ve Bakanlığın onayına sunularak, İl İdare Kurulu kararı ile yürürlüğe girer. Onaylı OSB imar planları ilgili kurumlara bilgi için gönderilir." hükmüne yer verilmiştir.
Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği'nin "imar planı yapımı" başlıklı 70.maddesinde "(1) İmar planında, OSB’nin özelliği ve ihtiyaçları göz önüne alınarak Bakanlık tarafından çıkarılan OSB İmar Planı Şartnamesine göre sanayi parselleri, ortak kullanım alanları, hizmet ve destek alanları, Sağlık Bakanlığınca belirlenen sağlık koruma bandı ve benzerleri ile birlikte arazi kullanım kararları yer alır.
(2) (Değişik:RG-12/8/2010-27670) OSB mülkiyetinde kalan ve ortak kullanım alanlarından sayılan zorunlu idari, sosyal ve teknik altyapı alanları ile arıtma tesisi alanı ve
aktif yeşil alanlar için, toplam bölge büyüklüğünün en az %8’i kadar alan ayrılır. Ancak onaylı bir plan kapsamında yapılaşmasını tamamlamış olan ve ortak kullanım alanları bu oranın altında kalan OSB’lerde, mevcut oranlar müktesep hak kabul edilir. Bu OSB’lere, ilave alan amacıyla yer seçimi olması halinde, ortak kullanım alanları öncelikli olarak toplam OSB büyüklüğünün en az % 8’ine tamamlanır.
(3) Onaylı imar planlarında, OSB mülkiyetinde bulunan ortak kullanım alanlarının, toplam bölge büyüklüğünün %8 inin üstünde olması ve OSB tarafından ihtiyaç olmadığının belirtilmesi ve gerekli durumlarda ilgili kurumlar nezdinde belgelenmesi halinde; park ve otopark alanları hariç %8 in üstünde kalan donatı alanları OSB’nin ihtiyacı doğrultusunda değerlendirilebilir.
(4) OSB’nin imar planlarında, bölge büyüklüğünün %10 unu geçmemek üzere, katılımcı veya kiracılara yönelik küçük imalat ve tamirat, ticaret, eğitim ve sağlık hizmetleri için hizmet ve destek alanları ayrılabilir. Ancak, bu alanlar, ortak kullanım alanı olarak değerlendirilmez, imar tadilatına konu edilmesi halinde karşılığı aranmaz, 3000 m2 den küçük parsel oluşturulamaz. Hizmet ve destek alanı olarak ayrılmış küçük imalat ve tamirat alanları hariç bu alanlarda KAKS=1.00 olup aksi bir hüküm olmadıkça, h=yükseklik, serbest, minimum yapı yaklaşma mesafesi 10 m, olarak bırakılır. Küçük imalat ve tamirat alanlarında, minimum 10 m. açık çalışma alanı ayrılması, bodrum kat hariç 2 kat yüksekliği geçmemesi koşulu ile bölge müdürlüğünce onaylanacak genel yerleşim planına göre uygulama yapılır.
(5) (Değişik:RG-27/12/2014-29218) OSB’lerde, sanayi parsellerinde yapılaşma koşulları, Emsal: Kat Alanı Katsayısı = 0.70; yükseklik: h = serbest, üretim teknolojisinin gerektirdiği yükseklik olarak belirlenir. İmar planı yapımı aşamasında; genel doğal yapısı veya yapılaşmaya açılamayacak yapı yasaklı alanlardan oluşan eşikler nedeniyle bölgenin en fazla %40 ının sanayi parsellerine ve hizmet ve destek alanlarına ayrılabildiği durumlarda, Emsal = 0.75 ve h = serbest olarak koşullandırılır.
(6) Mevcut imar planı bulunan OSB’lerde en az ortak kullanım alanlarının plan içerisinde sağlanması halinde yapılaşma koşulları, yukarıdaki oranlarla değiştirilebilir." hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun "Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Vergi Usul Kanununun uygulanacağı hâller" başlıklı 31. maddesiyle atıfta bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Bilirkişi İncelemesi" başlıklı beşinci bölümünde yer alan "Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller" başlıklı 266. maddesinde, mahkemenin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği; ancak, genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamayacağı; "Bilirkişinin görev alanının belirlenmesi" başlıklı 273. maddesinde, mahkemenin bilirkişinin görevlendirilmesine ilişkin kararında inceleme konusunun bütün sınırlarıyla açıkça belirlenmesine ve bilirkişinin cevaplaması gereken sorulara ilişkin hususlara yer vermek zorunda olduğu; "Bilirkişinin haber verme yükümlülüğü" başlıklı 275. maddesinde, bilgisine başvurulan bilirkişinin kendisine tevdi olunan görevin uzmanlık alanına girmediğini mahkemeye bildirme yükümlülüğünün bulunduğu; "Bilirkişinin yetkileri" başlıklı 278. maddesinde, bilirkişinin görevini mahkemenin sevk ve idaresi altında yürüteceği, bilirkişinin görev alanı veya sınırları hakkında tereddüde düşerse, bu tereddüdünün giderilmesini her zaman mahkemeden isteyebileceği; "Bilirkişi açıklamalarının tespiti ve rapor" başlıklı 279. maddesinde, bilirkişi raporunun gerekçeli olması gerektiği, bilirkişinin hukuki değerlendirmelerde bulunamayacağı belirtilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlıkta belediye sorumluluk alanında iken 1999 yılında imara uygun parsel oluşturulması amacıyla Afyonkarahisar Belediyesi tarafından 3194 sayılı Kanunun 15 ve 16.maddeleri gereğince yapılan ifraz ve tevhit ile bedelsiz olarak yola terkle oluşturulan 40 metrelik yolun 2008 yılında organize sanayi bölgesi kurulduktan sonra organize sanayi bölgesi içerisine alınması ve yol kullanımının dava konusu işlem ile "hizmet destek alanı" ve "park alanı"na dönüştürülmesine yönelik 1/1.000 ölçekli uygulama imar planı ilave revizyonu ile 1/5.000 ölçekli nazım imar planı ilave revizyonunun iptali istenilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden İmar Kanununun "İstisnalar" başlıklı 4.maddesinin 1. fıkrası gereğince özel kanunlar ile belirlenen veya belirlenecek olan yerlerde, İmar Kanunun özel kanunlara aykırı olmayan hükümlerinin uygulanacağı, bu kapsamda organize sanayi bölgesi ilan edilen alanda planlama çalışması yapılırken organize sanayi bölgesine ilişkin yapılmış olan araştırmalar (hâlihazır harita, yer seçimi raporu, jeolojik ve jeoteknik rapor vb) kullanılarak, ilgili kurum görüşleri doğrultusunda, 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu, Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği ile 3194 sayılı İmar Kanunu, Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği, üst ölçekli planlar ve ilgili tüm mevzuat hükümlerine uygun imar planı yapılacağı açık olup, planlama alanının organize sanayi bölgesi olması nedeniyle özel statüye tabi tutulması bu suretle genel mevzuatın 3194 sayılı İmar Kanunu ve Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinde öngörülen şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarının göz ardı edilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.
Öte yandan özel ve teknik bilgiyi gerektiren uyuşmazlıklarda, bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, maddi gerçekliğin ortaya çıkarılmasına yardımcı olacak teknik verilerin elde edilmesini sağlamak olduğu göz önünde tutulduğunda, tek başına hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olmayan görülmekte olan uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması ve davaya konu imar planlarının yargısal denetiminin yapılması için, işin niteliği gereği heyet halinde çalışması uygun görülen bilirkişilerin, dava dilekçesinde ileri sürülen iddialar ve planlama alanının özellikleri gözetilerek uygun uzmanlık alanı dikkate alınmak suretiyle seçilmesi gerekmektedir. Zira, uyuşmazlığın yeterli uzmanlığa sahip bilirkişiler tarafından değerlendirilmesi tarafları tatmin edici ve adil bir yargılama yapılması açısından önemli bir gerekliliktir.
Davacı tarafından 40 metre genişliğindeki taşıt yolunun "hizmet destek alanı" ve "park alanı"na dönüştürülmesine yönelik 1/1.000 ölçekli uygulama imar planı ilave revizyonu ile 1/5.000 ölçekli nazım imar planı ilave revizyonun; 40 metrelik yolun kendilerine ait parselden yol olarak kullanılmak amacıyla ve şartıyla bedelsiz terk edildiği, parsellerinin bu yoldan mahreç aldığı, imar planı değişikliği yapılması için zorunlu hallerin bulunması gerektiği, plan değişikliğinde sosyal alt yapı tesisleri için aynı bölgede eş değer yer ayrılması gerektiği, plan değişikliğinden önce analiz yapılmadığı, kurum ve kuruluş görüşlerinin alınmadığı ileri sürülmüştür.
Bu kapsamda 40 metre genişliğindeki taşıt yolunun "hizmet destek alanı" ve "park alanı"na dönüştürülmesinin planlama ilkeleri, şehircilik esasları ve kamu yararına uygunluğunun tespiti bakımından özellikle trafik ve ulaşım konusunda uzman bilirkişilerin de yer aldığı şehir plancısı ve harita mühendisi bilirkişilerden oluşturulacak heyetin katılımıyla yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğinden yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmadan idare mahkemesince alınan rapordaki tespitlerin aksine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
Bu durumda yukarıda belirtilen eksiklikler giderilerek aralarında trafik ve ulaşım konusunda uzman bir bilirkişinin de yer aldığı yeni oluşturulacak bilirkişi heyetinin katılımıyla yerinde yaptırılacak keşif sonucunda düzenlenecek rapor doğrultusunda uyuşmazlık hakkında yeniden bir karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla dava konusu işlemin iptali yolundaki karara karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile idare mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2\. Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile anılan kararının kaldırılarak yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 15/09/2025 tarihinde, kesin olarak, oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY (X) Temyize konu edilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen bozma nedenleri bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.