SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2024/4935 E. 2024/6547 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2024/4935

Karar No

2024/6547

Karar Tarihi

14 Kasım 2024

Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2024/4935 E. , 2024/6547 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2024/4935
Karar No : 2024/6547

TEMYİZ EDENLER : I-(DAVALI) ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...

II-(DAVALI) ... Belediye Başkanlığı/...
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Vakfı
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... tarihli, E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İstanbul İli, Üsküdar İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı davacı vakfın mülkiyetinde bulunan taşınmaza yönelik olarak alınan ... tarih ve ... sayılı imar durum belgesi ve dayanağı İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararı ile kabul edilen 1/1000 ölçekli Üsküdar Geri Görünüm ve Etkilenme Bölgeleri Koruma Amaçlı Revizyon Uygulama İmar Planı ve ... tarih ve ... sayılı kararı ile kabul edilen 1/5000 ölçekli Üsküdar Geri Görünüm ve Etkilenme Bölgeleri Koruma Amaçlı Revizyon Nazım İmar Planının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarihli, E:..., K:... sayılı kararında; yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor ile dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu taşınmazın 1/5000 ölçekli nazım imar planında kısmen rekreasyon alanı ve kısmen 20 metrelik imar yolu kullanımında kaldığı, 1/1000 ölçekli uygulama imar planında ise kısmen 20 metrelik yol alanı ve kısmen rekreasyon alanı kullanımında kaldığı, dava konusu planların üst ölçekli çevre düzeni planı ile kendi içerisinde plan hiyerarşisine uygun olduğu, planların hazırlanması aşamasında ilgili kurum görüşlerinin alındığı ve araştırmaların yapıldığı, ayrıca plan revizyonu yapılmasına ilişkin gerekçelerin somut olarak ortaya konulduğu, dava konusu planlar ile taşınmaza getirilen fonksiyonların kamusal yarar, planlama ilke ve tekniklerine uygun olduğu, her ne kadar bilirkişilerce vakıf taşınmazı olan dava konusu taşınmaza ilişkin mazbut vakıfların akar niteliğini korumayacak biçimde planlama yapılmasının mevzuata aykırı olduğu yönünde görüş bildirilmiş ise de, söz konusu mevzuat hükmünün mazbut vakıflar açısından geçerli olduğu, dava konusu taşınmazın cemaat vakfına tabi olduğu ve bu mevzuat hükmünden yararlandırılamayacağı hususu da dikkate alındığında dava konusu nazım ve uygulama imar planlarında şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve imar mevzuatına aykırılık bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İdari Dava Dairesince verilen kararda; davacı vakfa ait taşınmazın 09.10.2009 tasdik tarihli 1/5.000 ölçekli Üsküdar Gerigörünüm ve Etkilenme Bölgeleri Revizyon Nazım İmar Planında; TAKS:0.15, KAKS:0.30, Hmax: 6,50 m.yapılanma koşullarında konut alanı, 04.09.2013 tasdik tarihli 1/1.000 ölçekli Üsküdar Gerigörünüm ve Etkilenme Bölgeleri Revizyon Uygulama İmar Planında; kısmen Ayrık Nizam 2 kat, TAKS: 0.15, KAKS:0.30, Hmax:6,50 metre konut alanı, kısmen 15 metrelik yol alanı fonksiyonlarında kalmakta iken, dava konusu revizyon nazım ve uygulama imar planları ile rekreasyon alanına dönüştürüldüğü ve imar yolu genişliğinin 20 metreye çıkarıldığı, uyuşmazlığın da mazbut vakıf statüsünde olmayan davacı vakfa ait taşınmazın konut alanı fonksiyonundan çıkarılarak rekreasyon alanına alınmasının akar niteliğinin korunması gerekliliğine aykırı olduğu iddiasından kaynaklandığı, İdare Mahkemesi kararının dava konusu parselin mazbut vakfa değil, cemaat vakfına ait olmasından hareketle taşınmazın akar niteliğinin korunmasını gerekli kılan mevzuat hükmünden yararlanamayacağı gerekçesine dayandığı, 24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lozan Antlaşması'nın "Akalliyetlerin Himayesi" başlıklı Üçüncü Faslında yer alan 37-45. maddelerinde, azınlık olarak nitelendirilen gayrimüslim Türk tebaanın kimi bireysel haklarının yanı sıra kollektif/grup haklarının korunmasının da düzenlendiği, bu çerçevede 37. maddede, Türkiye'nin, bu fasılda yer alan hükümlerin temel yasalar olarak tanınmasını ve hiç bir yasanın, hiç bir yönetmeliğin, tüzüğün ve resmi işlemin bu hükümlere aykırı ya da çelişir olmamasını ve hiç bir yasanın, hiç bir yönetmeliğin, tüzüğün ve resmi işlemin bu hükümlerden üstün sayılmaması hususunda yükümlü olduğu, 39. Maddesinin 1. fıkrasında, müslüman olmayan azınlıklara mensup Türk yurttaşlarının müslümanların yararlandıkları aynı yurttaşlık haklarıyla siyasal haklardan yararlanacağı, 42. maddesinin son fıkrasında ise, Türkiye Hükümeti'nin, söz konusu azınlıklara ait kiliselere, havralara, mezarlıklara ve öteki din kurumlarına tam bir koruma sağlayacağı, bu azınlıkların Türkiye'deki vakıflarına, din ve hayır işleri kurumlarına her türlü kolaylığı ve izni sağlayacağı, ayrıca Türkiye Hükümeti'nin yeniden din ve hayır kurumları kurulması için bu nitelikteki öteki özel kurumlara sağlanmış kolaylıklardan hiç birini esirgemeyeceği belirtilmiş, böylece azınlıkların farklı bir statüye sahip olmaları değil, diğer Türk yurttaşlarıyla aynı haklara ve yükümlülüklere sahip olmaları esasının benimsendiği, yukarıda yer verilen uluslararası antlaşmanın içeriğine bakıldığında, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan azınlıklara ve cemaatlere mütekabiliyet prensibi dahilinde belirli güvencelerin sağlandığı, Türkiye Cumhuriyeti yasalarının, yönetmeliklerinin ve resmi işlemlerin belirtilen uluslararası antlaşmaya aykırı ve çelişkili olamayacağının ifade edildiği, kiliselere, havralara, mezarlıklara ve öteki dinsel ve yardım kurumlarına her türlü koruyuculuğun gösterileceği ve kolaylığın sağlanacağının, benzeri kurumlara sağlanmış olan kolaylıkların hiçbirinin bunlardan esirgenmeyeceğinin hüküm altına alındığı, sözü edilen uluslararası antlaşmaya göre, dinsel ayrımcılık yapılamayacağı ve demokratik, laik, hukuk devleti çerçevesinde ... Vakfının da aralarında bulunduğu azınlık ve cemaat vakıflarına Türkiye Cumhuriyeti yasaları kapsamında eşit muamele edileceği, başka bir deyişle hiçbir grup veya topluluk arasında ayrımcılık yapılamayacağı gibi hukuk kuralları önünde eşit olan kişiler arasında ayrıcalık tanınamayacağı hususu bilinen hukuk ilkelerinden olduğundan, İdare Mahkemesince "vakıf taşınmazlarında akar niteliğini koruyacak şekilde imar düzenlemesi yapılacağı yönündeki mevzuat hükmünün sadece mazbut vakıflar açısından geçerli olduğu, dava konusu taşınmazın cemaat vakfına ait olması nedeniyle bu mevzuat hükmünden yararlandırılamayacağı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde isabet görülmediği, dava konusu taşınmazın mülkiyetinin mazbut vakfa ait olmadığı ancak azınlık/cemaat vakıfları ile mazbut vakıflara karşı Türkiye Cumhuriyeti yasaları kapsamında eşit muamele edilmesinin Anayasal bir zorunluluk ve uluslararası antlaşmaların bir gereği olduğu, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 22.maddesi ile Vakıflar Yönetmeliğinin 180.maddesi uyarınca mazbut vakıflar için öngörülen "vakıf taşınmazlarında akar niteliğini koruyacak şekilde imar düzenlemesi yapılacağı ve akar nitelikli vakıf taşınmazlarına, imar planlarında akar niteliği olmayan fonksiyonlar verilemeyeceği" kuralının dava konusu taşınmaz için de geçerli olduğunun kabulü gerektiğinden, sözü edilen kurala aykırı şekilde davacı vakfın mülkiyetinde bulunan ve imar planlarında ayrık nizam 2 kat, TAKS: 0.15, KAKS:0.30, Hmax:6,50 metre konut alanı ile 15 metrelik yol alanı kullanımlarına özgülenen parsele, rekreasyon alanı ve 20 metrelik yol alanı fonksiyonları verilmesini öngören dava konusu imar planları ile bu plana dayalı olarak düzenlenen imar durum belgesinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun kabulüne, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının kaldırılarak dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı usul ve kanuna aykırı olup bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : İdari Dava Dairesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğundan onanması gerektiği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davalıların temyiz istemlerinin reddine,
2\. Davanın reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile anılan kararın kaldırılarak yukarıda özetlenen gerekçeyle dava konusu işlemlerin iptali yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... tarihli, E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3\. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 14/11/2024 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim