Danıştay danistay 2024/4094 E. 2025/4287 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/4094
2025/4287
23 Eylül 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2024/4094
Karar No : 2025/4287
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1- ...- ...
2- ... Bakanlığı-ANKARA
VEKİLİ : Av. ...
3- ... İletim Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü- ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : "154 Kv G4-Viranşehir 8 GES TM-Viranşehir TM Enerji İletim Hattı Projesi" kapsamında, karar eki harita ile listede güzergahı ve bulunduğu yer ile ada ve parsel numaraları gösterilen taşınmazlarda, direk yerlerinin mülkiyet şeklinde, iletken salınım gabarisinin ise irtifak hakkı kurulmak suretiyle Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27 nci maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 02/11/2023 tarihli, 32357 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 01/11/2023 tarihli, 7753 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının Şanlıurfa İli, Viranşehir İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel ve ... ada ... parsel sayılı taşınmazlar yönünden iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde düzenlenen acele kamulaştırmanın şartlarının dava konusu olayda gerçekleşmediği, acelelik halinin bulunmadığı ve tarım arazisi niteliğindeki taşınmazlar üzerindeki mülkiyet hakkının ihlal edildiği, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
DAVALILARIN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından usule ilişkin olarak, davanın süresi içinde açılıp açılmadığı re'sen araştırılarak süresinde açılmadığının tespit edilmesi halinde bu nedenle reddine karar verilmesi gerektiği; esasa lilişkin olarak, olayda acelelik halinin gerçekleştiği ve dava konusu işlemin usul ve yasaya uygun olarak tesis edildiği belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dava, "154 Kv G4-Viranşehir 8 GES TM-Viranşehir TM Enerji İletim Hattı Projesi" kapsamında, karar eki harita ile listede güzergahı ve bulunduğu yer ile ada ve parsel numaraları gösterilen taşınmazlarda, direk yerlerinin mülkiyet şeklinde, iletken salınım gabarisinin ise irtifak hakkı kurulmak suretiyle Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27 nci maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 02/11/2023 tarihli, 32357 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 01/11/2023 tarihli, 7753 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının Şanlıurfa İli, Viranşehir İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel ve ... ada ... parsel sayılı taşınmazlar yönünden iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idarelerin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir.
Anayasa'nın 13. ve 35. madde hükümleri uyarınca mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla Anayasa'ya uygun olarak yasayla sınırlandırılması mümkündür. Ancak buna ilişkin düzenlemeler öncelikle kamu yararına dayanmalıdır.Ülkemizin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolüyle de mülkiyet hakkı bir insan hakkı olarak kabul edilmiş ve bu hakkın orantılılık ilkesi çerçevesinde kamu yararı gözetilerek sınırlandırılabileceği ifade edilmiştir. Buna göre, bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yolu ile kaldırılması (mülkiyetin el değiştirmesi) kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır. Bu çerçevede, 2942 sayılı Yasanın 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Bu koşullardan ikisi Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya özel kanunlarda öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olması halleri şeklinde açıkça sayılmak suretiyle üstün kamu yararının ve kamu düzeninin korunmasının gerçekleştirilmesi amacıyla acele kamulaştırma yoluna gidilebileceği belirtilmiştir. Bu kapsamda üçüncü koşul olan aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilebilmesi için de kamu yararı ve kamu düzenine ilişkin olma halinin maddede yer alan diğer iki koşula paralel nitelik taşıması gerekmektedir.
6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun "Taşınmaz temini işlemleri" başlıklı 19. maddesinin 2/a fıkrasında, "Dağıtım faaliyetinde bulunan lisans sahibi özel hukuk tüzel kişilerinin lisansa konu faaliyetlerine ilişkin taşınmaz temini taleplerine yönelik işlemler, 2942 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat hükümlerine göre TEDAŞ tarafından yürütülür. Taşınmaz temini talepleri TEDAŞ tarafından değerlendirilir ve uygun görülmesi halinde TEDAŞ tarafından karar alınır. Bu kapsamda alınan kararlar, kamu yararı kararı yerine de geçer ve herhangi bir makamın onayına tabi değildir." hükmü uyarınca yapılacak olan kamulaştırmalarda 2942 sayılı Yasanın acele kamulaştırmayı düzenleyen 27. maddesi hükmünün de uygulanabileceği açık olup, bu halde de kamulaştırmanın 2942 sayılı Yasanın 27. maddesi uyarınca gerçekleştirilebilmesi için acele kamulaştırma prosedürünün uygulanabilme koşullarının gerçekleşmiş olması gerekmektedir.
5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun "Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı" başlıklı 13. maddesinde: ''Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri tarımsal üretim amacı dışında kullanılamaz. Ancak, alternatif alan bulunmaması ve Kurulun uygun görmesi şartıyla;
a) Savunmaya yönelik stratejik ihtiyaçlar,
b) Doğal afet sonrası ortaya çıkan geçici yerleşim yeri ihtiyacı,
c) Petrol ve doğal gaz arama ve işletme faaliyetleri,
ç) İlgili bakanlık tarafından kamu yararı kararı alınmış madencilik faaliyetleri,
d) Bakanlıklarca kamu yararı kararı alınmış plân ve yatırımlar,
e) (Ek: 31/1/2007-5578/3 md.) Kamu yararı gözetilerek yol altyapı ve üstyapısı faaliyetlerinde bulunacak yatırımlar,
f) (Ek: 26/3/2008-5751/1 md.) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun talebi üzerine 20/2/2001 tarihli ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu uyarınca yenilenebilir enerji kaynak alanlarının kullanımı ile ilgili yatırımları,
g) (Ek: 26/3/2008-5751/1 md.) Jeotermal kaynaklı teknolojik sera yatırımları,
İçin bu arazilerin amaç dışı kullanım taleplerine, toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile Bakanlık tarafından izin verilebilir. (Ek cümle: 31/1/2007-5578/3 md.) Bakanlık bu yetkisini valiliklere devredebilir.
Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri dışında kalan tarım arazileri; toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile valilikler tarafından tarım dışı kullanımlara tahsis edilebilir.
Tarımsal amaçlı yapılar için, projesine uyulması şartıyla ihtiyaç duyulan miktarda her sınıf ve özellikteki tarım arazisi valilik izni ile kullanılır.
(Ek fıkra: 28/10/2020-7255/21 md.) İmar planlarında tarımsal niteliği korunacak alan olarak ayrılan yerler ile kamu yararı kararı alınarak tarım dışı amaçla kullanım izni verilen yerler, yeniden izin alınmaksızın bu amaç dışında kullanılamaz ve planlanamaz. Ancak yerleşim alanlarının gelişim alanı ihtiyaçlarını karşılamak için izin verilerek planlanmış alanlarda yeniden izin şartı aranmaz.
Birinci fıkranın (c) ve (ç) bentleri kapsamında izin alan işletmeciler, faaliyetlerini çevre ve tarım arazilerine zarar vermeyecek şekilde yürütmekle ve kendilerine tahsis edilen yerleri tahsis süresi bitiminde eski vasfına getirmekle yükümlüdürler.
Bu madde kapsamında valiliklerce verilen kararlara yapılan itirazlar, Bakanlık tarafından değerlendirilerek karara bağlanır.
Tarım arazilerinin korunması ve amaç dışı kullanımına dair uygulamaların usûl ve esasları yönetmelikle düzenlenir.'' hükmü yer almaktadır.
Olayda, uyuşmazlığa konu taşınmazın tarım arazisi vasfında olması nedeniyle, tarım dışı amaçla kullanılabilmesi için 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu hükümleri gereğince tarım dışı amaçla kullanım izni alınması gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. Yönetim Kurulu’nun ...tarih ve ... sayılı kararı ile; "154 Kv G4-Viranşehir 8 GES TM-Viranşehir TM Enerji İletim Hattı güzergahına isabet eden taşınmazlardan toplam 20.900 m2'lik sahanın mülkiyetinin alınması ve toplam 1.094.700 m2'lik saha üzerinde irtifak hakkı tesis edilebilmesi için 2942 sayılı Kanunun 5/b maddesine göre kamu yararı kararı kararı alındığı, ... tarih ve ...sayılı kamu yararı kararının Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca 2942 sayılı Kanunun 6/g maddesine göre onaylandığı, dava konusu 01/11/2023 tarih ve 7753 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile 154 Kv G4-Viranşehir 8 GES TM-Viranşehir TM Enerji İletim Hattı Projesi kapsamında, karar eki harita ile listede güzergahı ve bulunduğu yer ile ada ve parsel numaraları gösterilen taşınmazlarda, direk yerlerinin mülkiyet şeklinde, iletken salınım gabarisinin ise irtifak hakkı kurulmak suretiyle Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27 nci maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verildiği, ...Asliye Hukuk Mahkemesinin ... tarih ve E: ...D.İş, K: ... sayılı kararıyla Şanlıurfa İli, Viranşehir İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel ve ... ada ... parsel sayılı taşınmazlara 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca acele el konulmasına karar verildiği, sulu tarım arazisi niteliğinde bulunan ve 5403 sayılı Kanun kapsamında kalan dava konusu taşınmazların tarım dışı amaçla kullanımı için gerekli izinlerin acele kamulaştırma kararı alındıktan sonra yargılama devam ederken alındığı anlaşılmaktadır.
Enerji nakil hattı güzergahında kalan sulu tarım arazisi niteliğindeki uyuşmazlığa konu taşınmazların acele kamulaştırılmasına ilişkin dava konusu işlemin tesis edilmesinden önce tarım dışı amaçla kullanımına yönelik olarak ilgili mevzuat uyarınca alınması gereken tarım dışı kullanım izninin, tesis edildiği tarihte henüz alınmaması nedeniyle hukuka aykırı olan dava konusu işlemi, sonradan alınan iznin hukuka uygun hale getirmesi mümkün değildir.
Bu durumda, tesis edildiği tarih itibarıyla tarım dışı kullanım izni bulunmayan taşınmazlara yönelik dava konusu acele kamulaştırma kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu 01/11/2023 tarihli, 7753 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının davacıya ait taşınmazlar yönünden iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
02/11/2023 tarihli, 32357 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 01/11/2023 tarihli, 7753 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla, "154 Kv G4-Viranşehir 8 GES TM-Viranşehir TM Enerji İletim Hattı Projesi" kapsamında, karar eki harita ile listede güzergahı ve bulunduğu yer ile ada ve parsel numaraları gösterilen taşınmazlarda, direk yerlerinin mülkiyet şeklinde, iletken salınım gabarisinin ise irtifak hakkı kurulmak suretiyle Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27 nci maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verilmiştir.
Bakılan dava, anılan kararın Şanlıurfa İli, Viranşehir İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel ve ... ada ... parsel sayılı taşınmazlar yönünden iptali istemiyle açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 35. maddesinde, "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Ek 1 Nolu Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde, "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun "Kamulaştırma şartları" başlıklı 3. maddesinde, "İdareler, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya aşağıda belirtilen hallerde eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilirler." hükmüne yer verilmiş; "Kamu yararı kararı verecek merciler" başlıklı 5. maddesinde, kamu kurumları yararına kamulaştırmalarda yönetim kurulu veya idare meclisi, bunların olmaması halinde yetkili
idare organları tarafından kamu yararı kararı alınacağı düzenlenmiş; "Onay mercii" başlıklı 6. maddesinde kamu kurumları yönetim kurulu veya idare meclisleri veya yetkili idare organları tarafından alınmış olan kamu yararı kararlarının denetimine bağlı oldukları bakanın onayı ile tamamlanacağı kurala bağlanmıştır.
Aynı Kanun'un "Acele kamulaştırma" başlıklı 27. maddesinde ise, 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu'nun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanı'nca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından, mal sahibi adına, 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği ve anılan Kanunun 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktarın, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu düzenlenmiştir.
5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun "Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı" başlıklı 13. maddesinde, "Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri tarımsal üretim amacı dışında kullanılamaz. Ancak, alternatif alan bulunmaması ve Kurulun uygun görmesi şartıyla; a) Savunmaya yönelik stratejik ihtiyaçlar, b) Doğal afet sonrası ortaya çıkan geçici yerleşim yeri ihtiyacı, c) Petrol ve doğal gaz arama ve işletme faaliyetleri, ç) İlgili bakanlık tarafından kamu yararı kararı alınmış madencilik faaliyetleri, d) Bakanlıklarca kamu yararı kararı alınmış plân ve yatırımlar, e) (Ek: 31/1/2007-5578/3 md.) Kamu yararı gözetilerek yol altyapı ve üstyapısı faaliyetlerinde bulunacak yatırımlar, f) (Ek: 26/3/2008-5751/1 md.) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun talebi üzerine 20/2/2001 tarihli ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu uyarınca yenilenebilir enerji kaynak alanlarının kullanımı ile ilgili yatırımları, g) (Ek: 26/3/2008-5751/1 md.) Jeotermal kaynaklı teknolojik sera yatırımları için bu arazilerin amaç dışı kullanım taleplerine, toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile Bakanlık tarafından izin verilebilir. (Ek cümle: 31/1/2007-5578/3 md.) Bakanlık bu yetkisini valiliklere devredebilir." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
I. Usule ilişkin olarak;
İdari işlemlerin nitelikleri gereği özel yasalarında genel dava açma süreleri dışında ayrı dava açma sürelerinin öngörülmüş olması halinde, idare tarafından idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma süreleri gösterilmedikçe özel dava açma sürelerinin işletilmesine olanak bulunmadığından, Anayasa’nın 40. maddesi hükmü uyarınca, özel dava açma süresine tabi olmasına rağmen bu hususun idari işlemde açıklanmaması halinde, dava konusu idari işlemin tebliği tarihinden itibaren özel dava açma süresinin değil, altmış günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerekmektedir.
Acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı kararının Resmi Gazete'de yayımlanması ilgililere tebliğ hükmünde değildir. Söz konusu işlemlerin Anayasa'da yer alan temel hak ve özgürlüklerden olan mülkiyet hakkını kısıtlayıcı nitelikte bireysel işlem olmaları nedeniyle, otuz gün içerisinde dava açılacak idarenin de gösterilmesi suretiyle ilgiliye tebliğ edilmesi, Anayasa'da güvence altına alınmış olan hak arama özgürlüğünün gereğidir.
Bu çerçevede, muhatapları açısından subjektif ve kişisel nitelikte olan acele kamulaştırma kararlarının, usulüne uygun yazılı bildirimi üzerine otuz gün içinde veya öğrenme üzerine altmış günlük genel dava açma süresi içinde dava konusu edilebileceği, bu durumda 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin uygulanamayacağı sonucuna ulaşılmaktadır.
Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/03/2015 tarihli, E:2014/5590, K:2015/891 sayılı ve Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 15/03/2022 tarih ve E:2021/2, K:2022/1 sayılı kararları da bu yöndedir.
Uyuşmazlıkta, dava dilekçesinde, dava konusu işlemden 01/04/2024 tarihinde haberdar olunduğu belirtilmiş; Dairemizin 02/07/2024 tarihli, E:2024/4472 sayılı ara kararına istinaden davalı idareler tarafından dosyaya sunulan savunma dilekçeleri ve eklerinde de, dava konusu Cumhurbaşkanı kararının davacıya tebliğ edildiğine ilişkin herhangi bir belgenin dosyaya sunulamadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, davacı vekili tarafından öğrenme tarihinden itibaren 30 gün içinde, 25/04/2024 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
II. Esasa ilişkin olarak;
Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gerektiği ifade edilmiştir.
Bu bağlamda idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını kamulaştırabileceği 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde hükme bağlanmış ve devam eden maddelerinde kamulaştırmanın usul ve şartları düzenlenmiştir.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununda, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir.
Olağan kamulaştırma usulünde; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar kamulaştırılırken, öncelikle yeterli ödenek ayrıldıktan sonra, aynı Kanunun 5. ve 6. maddelerinde belirlenen mercilerce kamu yararı kararı alınır. Kamulaştırmayı gerçekleştirecek idarece, sırasıyla, aynı Kanunun 7. maddesinde ayrıntısı belirlendiği üzere taşınmaza ilişkin ölçekli plan yapılır, taşınmazın maliki belirlenir, vergi beyan ve değeri tespit edilir ve tapuya kamulaştırma şerhi verilmesinin ardından aynı Kanunun 8. maddesine göre idarenin uzlaşma yoluyla satın alma usulünün denenmesi gerekir. Bu yolla anlaşmaya varılamaması halinde, aynı Kanunun 10. maddesine göre idarenin ilgili belgelerle birlikte taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescilini sağlamak amacıyla dava açması gerekir ve ancak mahkemece tescil kararı verildikten sonra idare, kamulaştırmaya konu taşınmaz üzerinde tasarruf edebilir hale gelir. Diğer bir deyişle, olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır.
Acele kamulaştırma usulü ise, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idareye kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin başvurusu üzerine, mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir istisnai usul olarak öngörülmüştür. Diğer bir deyişle, Cumhurbaşkanınca acele kamulaştırma kararı alındıktan sonra makul süre içerisinde taşınmaza el konulması amacıyla Asliye Hukuk Mahkemesince ilgili idarenin başvurusu üzerine verilecek el koyma kararı, el konulan taşınmazdan yararlanma imkanı sağlamakta, tescile ilişkin karar verilmediğinden tapuda mülkiyetin el değiştirmesi sonucunu doğurmamaktadır.
Dolayısıyla, el koyma kararından sonra, idarenin taşınmazın mülkiyetinin devrini sağlayabilmesi için, kamulaştırma sürecinin diğer aşamalarını, yani olağan kamulaştırma prosedürünün gereklerini yerine getirme zorunluluğu bulunmaktadır. Bu kapsamda; idare tarafından, taşınmazın uzlaşma yoluyla satın alınmasının denenmesi, uzlaşma sağlanamazsa, 2942 sayılı Kanunun 10. maddesi uyarınca “kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil” davası açılması gerekmektedir. Kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasında, Mahkemece taşınmaz malikine gönderilen ve 30 gün içerisinde idari yargıda dava açılabileceği ihtarını içeren meşruhatlı tebligat üzerine, malik tarafından kamulaştırma ve/veya kamu yararı kararının iptali istemiyle görevli ve yetkili İdare Mahkemesinde dava açılabileceği; bu davada, kamulaştırma ve/veya kamu yararı kararının hukuka uygunluk denetiminin yapılacağı ve taşınmaz malikinin iddialarının incelenebileceği açıktır.
Bu anlamda, acele kamulaştırma ile olağan kamulaştırma usulü arasındaki temel fark, olağan kamulaştırmada, ancak süreç sonunda mahkemece tescil hükmünün kurulmasıyla idarece kullanılabilir hale gelen taşınmazın, acele kamulaştırma usulünde, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, sürecin en başında idarece kullanılabilir hale gelmesidir.
Görüldüğü üzere, acele kamulaştırma usulü, idareye taşınmazlara olağan kamulaştırma usulüne göre daha hızlı ve kolay biçimde el konulmasını sağladığından, bireyin mülkiyet hakkının korunması bakımından da temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasına ilişkin anayasal ilkelere uygun işlem tesis edilmesi gerekmektedir. İdarelerin kamusal bir hizmetin görülmesinde gecikme yaşanması halinde daha fazla kayba uğramasının önüne geçilebilmesi amacıyla bu istisnai yola başvurması sonucunda, taşınmaz malikinin mülkiyet hakkından yoksun kalmasına yol açılacağından, hizmetin gerçekleştirilmesinde amaçlanan kamu yararı ile bireyin hakları arasında adil dengenin bozulmamasına özen gösterilmesi gerekmektedir.
Acele kamulaştırma işleminin mülkiyet hakkından yoksun bırakma sonucunu doğuracak olması nedeniyle kesin, açık, öngörülebilir, belirli koşullar altında usulüne uygun olarak tesis edilmesi gerekmekte olup, olağan kamulaştırma usulünün malike sağladığı tüm güvenceleri ortadan kaldırmadığı da gözden uzak tutulmamalıdır. (AYM; Ali Ekber Akyol ve diğerleri, 16/2/2017 tarihli, başvuru no: 2015/17451 kararı)
Acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı kararının kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığına yönelik hukuki denetiminin diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden incelenerek yapılması gerektiği de açıktır.
Bu kapsamda, acele kamulaştırma kararına yönelik yapılacak incelemede, nihai olarak taşınmazın kamuya devrinin gerçekleşmesi planlandığından, öncelikle acele kamulaştırma yoluyla el konulmak istenilen taşınmazın kamusal bir amaca -plan, proje ve bu konuda yetkili makamlarca alınan kamu yararı kararı gibi- özgülendiğinin ortaya konulması gerekmektedir. Burada acele kamulaştırma işleminin kurucu unsuru olan kamu yararının bulunup bulunmadığı hususu ile sınırlı olarak inceleme yapılacak olup, kamu yararının hukuka uygun olup olmadığına ilişkin incelemenin ise, olağan kamulaştırma sürecine ilişkin işlemlere -kamu yararı/kamulaştırma kararı, proje vb.- karşı ilk derece yargı yeri olarak İdare Mahkemesinde açılacak davalarda yapılacağı tabiidir.
Diğer taraftan, acelilik halinin varlığının ortaya konulması, işlemin temel dayanağını teşkil etmektedir. Acelelik halinin varlığından söz edilebilmesi için, idarenin acele kamulaştırmaya konu taşınmaza bir an önce fiilen müdahalede bulunması için olağan usulden ayrılmasının bir zorunluluktan kaynaklandığının, diğer bir ifadeyle gecikmesinde sakınca bulunan bir faaliyetin gerçekleştirilmesinde üstün kamu yararı bulunduğunun ortaya konulması gerekmektedir.
Acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirileceği açıktır.
Öte yandan, gerek 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun gerekse Maden Kanunu'nun yukarıda yer verilen hükümleri uyarınca, mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri ve büyükova koruma alanlarındaki tarım arazilerinin, tarım dışı amaçla kullanımı, alternatif alan bulunmaması ve Kurulun uygun görmesi şartıyla, söz konusu amaç için alınmış bir kamu yararı kararının ve tarım dışı kullanım izninin bulunmasına bağlıdır.
Dosyanın incelenmesinden, Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. Yönetim Kurulu’nun ... tarih ve ... sayılı kararıyla "154 Kv G4-Viranşehir 8 GES TM-Viranşehir TM Enerji İletim Hattı güzergahına isabet eden taşınmazlardan toplam 20.900 m2'lik sahanın mülkiyetinin alınması ve toplam 1.094.700 m2'lik saha üzerinde irtifak hakkı tesis edilebilmesi için 2942 sayılı Kanunun 5/b maddesine göre kamu yararı kararı kararı alındığı; anılan kararın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca 2942 sayılı Kanun'un 6. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca onaylandığı; proje kapsamındaki enerji iletim hatlarının Bakanlıkça ilan edilen yenilenebilir enerji kaynak alanları kapsamında kurulacak üretim tesislerinin iletim sistemine bağlantılarını sağlayacak olması ve bu tesislerin üretimlerinin sisteme güvenli bir şekilde aktarılabilmesi için ivedilikle kurulması gerekmesi sebebiyle acele kamulaştırma usulünün tercih edildiği; bu doğrultuda dava konusu 01/11/2023 tarih ve 7753 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararıyla, anılan proje kapsamında, karar eki harita ile listede güzergahı ve bulunduğu yer ile ada ve parsel numaraları gösterilen taşınmazlarda, direk yerlerinin mülkiyet şeklinde, iletken salınım gabarisinin ise irtifak hakkı kurulmak suretiyle Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27 nci maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verildiği; bu taşınmazlar arasında yer alan davacıya ait, Şanlıurfa İli, Viranşehir İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın üzerinden iletim hattı geçecek olmakla birlikte zeminde sabit tesis kurulmayacak olması sebebiyle irtifak hakkı kurulmak, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde sabit tesis (direk yeri) kurulacak olması sebebiyle mülkiyet hakkı kurulmak suretiyle kamulaştırılmalarının öngörüldüğü; ...Asliye Hukuk Mahkemesinin ... tarihli, E: ... D.İş, K: ... sayılı kararıyla da 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca anılan taşınmazlara acele el konulmasına karar verildiği; Dairemizin 27/11/2024 tarihli, E: 2024/4094 sayılı ara kararına Şanlıurfa Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğünce verilen cevapta, sulu tarım arazisi niteliğindeki, 5403 sayılı Kanun kapsamında kalan söz konusu taşınmazlardan ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın tarım dışı amaçla kullanımı için dava konusu işlem tarihinden sonra izin verildiğinin, iletim hattı güzergahında kalan ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın ise üzerinde sabit tesis inşa edilmemesi sebebiyle izinlendirilmesine ihtiyaç bulunmadığının belirtildiği anlaşılmıştır.
Bir taraftan enerji verimliliğinin artmasına yardımcı olurken diğer taraftan hava kirliliğinin ve karbon emisyonlarının azalmasına katkı sağlayan çevre dostu yenilenebilir enerji kaynaklarıyla ülkemizin enerji açığının sağlıklı ve dışa bağımlılığı ortadan kaldıracak şekilde kapatılmasının hedeflendiği dikkate alındığında, bu kapsamda kurulacak üretim tesislerinin iletim sistemine bağlantılarını ve bu tesislerin üretimlerinin sisteme güvenli bir şekilde aktarılmasını sağlayacak olan enerji iletim hatlarının oluşturulmasında acelelik halinin bulunduğu açıktır.
Bu durumda; 154 Kv G4-Viranşehir 8 GES TM-Viranşehir TM Enerji İletim Hattı Projesi kapsamında enerji iletim hatlarının oluşturulmasında kamu yararı ve acelelik halinin bulunduğu; öte yandan, söz konusu proje güzergahına isabet eden taşınmazların acele kamulaştırılmasına ilişkin dava konusu işlemin, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun yukarıda yer verilen hükümlerine uygun olarak tesis edildiği sonucuna varıldığından, anılan işlemin davacının taşınmazlarına ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. DAVANIN REDDİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...- TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
4\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 23/09/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X)KARŞI OY : Bakılan dava, "154 Kv G4-Viranşehir 8 GES TM-Viranşehir TM Enerji İletim Hattı Projesi" kapsamında, karar eki harita ile listede güzergahı ve bulunduğu yer ile ada ve parsel numaraları gösterilen taşınmazlarda, direk yerlerinin mülkiyet şeklinde, iletken salınım gabarisinin ise irtifak hakkı kurulmak suretiyle Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27 nci maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 02/11/2023 tarihli, 32357 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 01/11/2023 tarihli, 7753 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının Şanlıurfa İli, Viranşehir İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel ve ... ada ... parsel sayılı taşınmazlar yönünden iptali istemiyle açılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, davacıya ait taşınmazların sulu tarım arazisi niteliğini haiz olduğu ve 259 ada, 1 parsel sayılı taşınmaz üzerinde direk yerinin de yapılmasının öngörülmesi sebebiyle taşınmazın bir kısmının mülkiyet şeklinde kamulaştırıldığı; Dairemizin 27/11/2024 tarihli, E:2024/4094 sayılı ara kararına verilen cevaplardan, tarım dışı kullanım izinlerinin yargılama devam ederken alındığı anlaşılmıştır.
İdari işlemlerin yargısal denetimlerinin, işlemin tesis edildiği tarihteki hukuki durum göz önünde bulundurularak yapılacağı tabiidir. 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu kapsamında kalan davacıya ait taşınmazın tarım dışı amaçla kullanımı için gerekli iznin dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte henüz alınmadığı, söz konusu eksikliğin daha sonra giderilmiş olmasının ise başlangıçta hukuka aykırı olarak tesis edilen işlemi hukuka uygun hale getirmeyeceği anlaşıldığından, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla karara katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.