Danıştay danistay 2024/4088 E. 2025/2823 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/4088
2025/2823
20 Mayıs 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2024/4088
Karar No : 2025/2823
TEMYİZ EDENLER : I- DAVALI ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
II- DAVALI YANINDA MÜDAHİL
... Çimento Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) :... Odası (... Şubesi)
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: ... arihli, ... sayılı Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı işlemi ile onaylanan Ankara ili, Etimesgut ilçesi, ... Mahallesi ... ada ... ve ... sayılı parseller ile ... Mahallesi ... ada ... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin 1/10.000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı değişikliği ile 1/1.000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararda; yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi üzerine düzenlenen rapor ile dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu plan değişikliğinin üst ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planı İle parça-bütün ilişkisini bozduğu, 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planı ile kademeli birliktelik ilkesi kapsamında aykırılık oluşturduğu, yapılan plan değişikliği ile alana kalıcı nüfus ve yapı yoğunluğu getirildiği, parsel bazında, nüfusu, yapı yoğunluğunu arttıran imar planı değişiklikleri yapılamayacağı, ayrıca söz konusu nüfusun ve beraberinde gelecek trafik yoğunluğunun alan ve çevresine etkilerine ilişkin kentsel teknik altyapıya yönelik etkilerin belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması amacıyla kentsel teknik altyapı etki değerlendirme raporunun hazırlanmadığı anlaşıldığından dava konusu imar planı değişikliklerinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka aykırı bulunarak dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; planlama konusu alanın tarihi sit statüsünde olması yönünden yapılan değerlendirme:2863 sayılı Kanunun 51. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunca tarihi sit alanlarının korunmasına ve kullanılmasına yönelik işlerde uygulanacak ilkeleri belirlemek amacıyla 16/01/2014 tarihli, 271 sayılı "Tarihi Sitler, Koruma ve Kullanma Koşulları" İlke Kararı alındığı, söz konusu ilke kararının (a) bendinde, "Milli Park bulunan yerlerde uzun devreli gelişim planı, milli park bulunmayan yerlerde alanın tarihi ve kültürel değerlerini koruyan koruma amaçlı imar planları ilgili koruma bölge kurulunca uygun görülünceye kadar zorunlu altyapı uygulamaları ve kamu hizmet yapıları dışında, bitki örtüsünü, topografik yapıyı, siluet etkisini bozabilecek, tahribata yönelik hiçbir inşai ve fiziki uygulamada bulunulamayacağı" düzenlemesine yer verildiği, söz konusu ilke kararının "kamu hizmet yapıları", "koruma amaçlı imar planları onaylanmadan" ibarelerinin iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Altıncı Dairesinin 21.10.2020 tarih ve E:2020/8233, K:2020/9849 sayılı kararı ile bahse konu ibarelerin iptaline hükmedildiği, temyiz talebinin de Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11.10.2021 tarih ve E:2021/209, K:2021/1718 sayılı kararı ile reddedilerek kararın onandığı, anılan Danıştay kararı gereğince Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunca tarihi sit alanlarının korunmasına ve kullanılmasına yönelik işlerde uygulanacak ilkeleri belirlemek amacıyla bu kez 11/03/2021 tarihli, 1700 sayılı "Tarihi Sitler, Koruma ve Kullanma Koşulları" İlke Kararı alındığı, alınan bu karada "a) Milli Park bulunan yerlerde uzun devreli gelişim planı, milli park bulunmayan yerlerde alanın tarihi ve kültürel değerlerini koruyan koruma amaçlı imar planları ilgili koruma bölge kuruluna uygun görülünceye kadar zorunlu altyapı uygulamaları ve bu uygulamalar kapsamında yapılacak olan resmi kurum yapıları dışında bitki örtüsünü, topografik yapıyı, siluet etkisini bozabilecek, tahribata yönelik hiçbir inşai ve fiziki uygulamada bulunulamayacağına" şeklinde düzenleme getirildiği, anılan düzenlemenin iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Altıncı Dairesince verilen yürütmenin durdurulması isteminin reddine ilişkin 05/10/2021 tarih ve E:2021/4060 sayılı karara yapılan itiraz üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 23/12/2021 tarihli, YD İtiraz No:2021/760 sayılı kararıyla, söz konusu 1700 sayılı İlke Kararı'nın (a) ve (e) maddelerinde yer alan "zorunlu altyapı uygulamaları ve bu uygulamalar kapsamında yapılacak olan resmi kurum yapıları" ibarelerine yönelik itiraz kabul edilerek, bu kısımlar yönünden anılan düzenlemenin yürütmesinin durdurulmasına karar verildiği, gelinen bu aşamada, 11/03/2021 tarihli, 1700 sayılı "Tarihi Sitler, Koruma ve Kullanma Koşulları" İlke Kararının yukarıda yer verilen ibareleri dışında kalan kısımlarının yürürlükte olduğu, buna göre tarihi sit alanlarında koruma amaçlı imar planları koruma bölge kurulunca uygun görülünceye kadar bitki örtüsünü, topoğrafik yapıyı, silüet etkisini bozabilecek tahribata yönelik hiçbir inşai ve fiziki uygulamaya herhangi bir istisnai durum gözetilmeksizin izin verilemeyeceği, tarihi sit alanlarında koruma amaçlı imar planlarının koruma bölge kurulunca uygun görülmesi sonrasında ise ancak genel hükümler doğrultusunda, söz konusu koruma amaçlı imar planları ile, bu statünün özelliği ve niteliğine uygun olmak kaydıyla bazı kullanım kararlarının getirilmesinin mümkün olduğu, ayrıca henüz koruma amaçlı planlaması yapılmamış tarihi sit alanlarında zorunlu alt yapı uygulamaları ve resmi kurum yapılarının yapılmasının alanın tarihi sit statüsüne ve niteliğine uygun düşmeyeceği yönündeki Danıştay kararındaki yorumun koruma amaçlı planların yapılmasından sonra da belli ölçüde dikkate alınabileceği bu durumda Atatürk Orman Çiftliği alanı ile birlikte planlamaya konu edilen ve tarihi sit statüsünde bulunan planlama konusu alanda sadece konut ve ticaret alanlarında yaklaşık 238.000 metrekare büyüklüğünde bir inşaat alanı öngörüldüğü, tarihi sit alanları içerisinde, bu statünün özelliği gereği ve bu özelliğin bir sonucu olarak tarihi sit statüsü ile uyumlu yapılaşma ve kullanım kararlarının getirilebileceği, getirilen kullanımının uyuşmazlık konusu alanın tarihi sit statüsünün mevcut niteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varıldığından dava konusu planlama kararında bu yönüyle hukuka uyarlık bulunmadığı, öte yandan, tarihi sit statüsü bulunan alanda mülkiyetin özel şahısta olmasının tarihi sit statüsünün gerektirdiği koruma kararlarının uygulanmayacağı anlamına gelemeyeceği, "1/10.000 ölçekli Atatürk Orman Çiftliği Alanları Nazım ve İmar Planı ve I. Derece Doğal ve Tarihi Sit Alanı Koruma Amaçlı Nazım İmar Planına" ilişkin 11 sayılı plan notu yönünden yapılan değerlendirme: dava konusu alanın 1/10.000 ölçekli Atatürk Orman Çiftliği Alanları Nazım İmar Planı ve I. Derece Doğal ve Tarihi Sit Alanı Koruma Amaçlı Nazım İmar Planında, "Mevcut Sanayi ve Depolama Tesisleri (MT) (Uzun Dönemde Kaldırılması Düşünülen Alanlar)" olarak belirlendiği, uzun dönemde kaldırılması düşünülen alanlar ile ilgili 1/10.000 ölçekli nazım imar planının 11 sayılı plan hükmünde ise: " Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararında "uzun dönemde kaldırılması düşünülen alanlar" olarak belirlenen alanlar; plan bütünlüğünde getirilen işlevlerle uyumlu olacak şekilde, mülkiyet yapısı korunmak kaydıyla uzun dönemde işlevsel ve fiziksel dönüşüme tabi tutulacak mevcut sanayi-depolama tesis (MT) alanlardır. Bu alanlarda; yürürlükteki 2863 sayılı Yasa ve ilgili mevzuatı ile ilke kararları doğrultusunda belirlenecek işlevler yer alabilir. Bu alanlardaki uygulama alt ölçekli imar planlarına göre yapılacaktır." şeklinde düzenleme yer aldığı, ana yönlendirici nitelikteki üst ölçekli 1/10.000 ölçekli nazım imar planı bütününde getirilen işlevlerin, Atatürk Orman Çiftliği alanı ve mevcut tarihi ve doğal sit statülerine uygun olarak açık yeşil alan kullanımları, hayvanat bahçesi, spor tesisleri, araştırma geliştirme alanları, kent ormanı alanları, rekreasyon alanları, ağaçlandırılacak veya ağaçlandırılmış alanlar, tarımsal kullanım alanları gibi fonksiyonlar şeklinde olduğu, dava konusu planlama kararıyla getirilen kentsel kullanımların ne plan dahilindeki yakın çevrede ne de plan bütününde yer alan bir kullanım şekliyle uyumlu olduğu, 2863 sayılı Yasa ve ilgili mevzuatı ile ilke kararları doğrultusunda belirlenecek işlevlere aykırı bir plan kararı alındığı anlaşıldığından planlamada bu yönüyle hukuka uygunluk bulunmadığı, öte yandan, mülkiyet yapısının korunacağı yönündeki hükmün, özel mülkiyete konu alanlarda konut ve ticaret alanı gibi kentsel kullanım kararları getirilmek suretiyle planlama alanının bütünüyle uyumsuz ve 2863 sayılı Yasa ve ilgili mevzuatı ile ilke kararları doğrultusunda belirlenecek işlevlere aykırı kullanım kararları üretilmesine imkan verdiği şeklinde yorumlanamayacağı, planlama konusu alanın "sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı" statüsünde olması yönünden yapılan değerlendirme: sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanlarında, doğal ve kültürel bakımdan uyumlu düşük yoğunlukta faaliyetlere izin verilebileceği, planlama konusu alanın, sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı statüsünün doğal özelliğine, tarihi sit statüsünün ise kültürel özelliğine ilişkin olduğu, bu statülerin Atatürk Orman Çiftliği'nin tarihi, doğal, kültürel, tarımsal ve ekonomik özellikleri bağlamında verildiği, her ne kadar planlama konusu alan özel şahıs mülkiyetine geçmiş ise de, alanın cumhuriyetin ilk yıllarına yönelik ekonomik faaliyet hamlelerine ilişkin simgesel özelliği ve Atatürk Orman Çiftliği arazileri ile çevrelenmiş olması nedeniyle hem tarihi sit statüsünün hem sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı statüsünün hali hazırda devam ettirildiği ve alanın üst ölçekli yönlendirici planı olan 1/10.000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planının plan onama sınırı içine alındığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, alana getirilen konut ve ticaret kullanımlarının alanın doğal ve kültürel özelliğiyle uyumlu olmadığı gibi getirilen inşaat alanı büyüklüğünün düşük yoğunlukta bir faaliyet olarak nitelendirilemeyeceği planlama işleminde bu yönüyle hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı açıklanan nedenlerle ... İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçelerle reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davalı tarafından, İdari Dava Dairesi tarafından planlama konusu alanın tarihi sit statüsünde olması yönünden yapılan değerlendirme başlığı altında yer verilen inceleme ve değerlendirmeler, istinaf talebinin reddine gerekçe oluşturduğu, ancak gerek ilk derece gerekse istinaf aşamalarında yapılan yargılamada tarihi sit konusunda ilgili, yetkili ve görevli olan Kültür ve Turizm Rakanlığının hasım mevkiine alınmadığı, davanın ihbar edilmediği, dolayısıyla anılan kurumun savunması alınmadığı, temyiz aşamasında, "tarihi sit" ile ilgili, yetkili, sorumlu, görevli Kültür ve Turizm Bakanlığı ile yapılan yazışmalar neticesinde, adı geçen Bakanlığın ilgili birimlerinden alınan ve konu ile ilgili etraflı açıklamaları içeren... tarihli, ... sayılı ve ... tarihli, ... sayılı yazı içeriğine göre İdari Dava Dairesinin tarihi sit ile ilgili değerlendirmelerinin somut olaya uygun olmadığı bu nedenle kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı yanında müdahil tarafından, ilk derece mahkemesi gerekçeli kararında dava konusu edilen imar planlarına konu yerin Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ) arazisi olduğu, 5659 sayılı Kanun uyarınca AOÇ arazilerinde konut, ticaret ve sanayi kullanımına yer verilemeyeceğine yer vermiş ise de, 5659 sayılı Kanunun 10. maddesi "Atatürk Orman Çiftliğinin bu kanunun yayımı tarihindeki sınırları içinde bulunan gayrimenkullerin gerçek veya tüzelkişilere devir ve temliki ve kamulaştırılması özel bir kanunla izin alınmasına bağlıdır. …" hükmü ve 05.02.1954 tarihinde yürürlüğe giren 6238 sayılı Atatürk Orman Çiftliği Arazisinin 8070 Dekarının Satılması Hakkında Kanunun 1.maddesi gereğince Güvercin İstasyon civarında Ankara Çimento Fabrikası ile tesis ve lojmanların inşa edilmiş olduğu 750 dekar sahanın Ankara Belediyesine satılmasına izin verilmiş olması nedeniyle dava konusu imar planlarının yapılıp onaylandığı alanın 1954 yılından itibaren Atatürk Orman Çiftliği arazisinden yasa ile ayrılarak özel mülkiyete konu edildiği bu nedenle 5659 sayılı Kanun uyarınca AOÇ arazisi niteliğine haiz olmadığı dikkate alınmadan verilen ilk derece mahkemesi kararının maddi yanılgıya dayalı olduğu, istinaf incelemesi yapan ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince imar planına konu alanın Atatürk Orman Çiftliğin (AOÇ) arazisi olduğu hususuna yer verilmediği, üst ölçekli 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planına uyarlı bir şekilde düzenlenen 1/10.000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım ve 1/1.000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planının planlama ilkelerine uygun olduğu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından düzenlenen dava konusu planların koruma amaçlı planlar olduğu, tarihi sit konusunda Kültür ve Turizm Bakanlığının olumlu görüşünün bulunduğu dikkate alındığında; Bölge İdare Mahkemesinin bu konudaki gerekçesinin yerinde olmadığı, Yüksek Şehir Plancısı Prof. Dr. ... tarafından hazırlanan bilimsel görüş ile karara esas alınan bilirkişi raporu arasında açık bir çelişki mevcut olup bu çelişki giderilmeden karar verilmesinin hukuken doğru olmadığı bu nedenlerle İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ... 'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY : Davacı oda vekili tarafından,... tarihli, ... sayılı Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı işlemi ile onaylanan Ankara ili, Etimesgut ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... ve ... parseller ile ... Mahallesi ... ada... sayılı taşınmazlara ilişkin 1/10.000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı değişikliği ile 1/1.000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planının; mevzuata ve hukuka aykırı olduğu, Atatürk Orman Çiftliği koruma amaçlı imar planı kapsamında halihazırda çimento fabrikasının yer aldığı parsel olan ... ada ... sayılı parsel özel mülkiyete ait de olsa, çimento fabrikasının endüstri mirası olarak korunması gerektiği ve bu hususta Koruma Kuruluna başvuruda bulunulduğu, hiçbir bilimsel ve teknik gerekçe olmaksızın parsel bazında konut-ticaret alanı olarak planlanmasının koruma mevzuatına açıkça aykırı olmasının yanında Atatürk Orman Çiftliğinin de yok edilmesi sürecinin bir parçası olduğu ileri sürülerek iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
İşlem tarihinde yürürlükte olan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 109. maddesinde, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı teşkilatında yer alan Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü'nün görevleri sayılmış olup, 109.maddenin (c) bendinde "Milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları, tabiatı koruma alanları, doğal sit alanları, sulak alanlar, özel çevre koruma bölgeleri ve benzeri koruma statüsü bulunan diğer alanların kullanma ve yapılaşmaya yönelik ilke kararlarını belirlemek ve her tür ve ölçekte çevre düzeni, nazım ve uygulama imar planlarını yapmak, yaptırmak, değiştirmek, onaylamak, uygulamak veya uygulanmasını sağlamak" anılan Müdürlüğün görevleri arasında sayılmıştır.
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 3. maddesinde, "Sit", "tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent ve kent kalıntıları, kültür varlıklarının yoğun olarak bulunduğu sosyal yaşama konu olmuş veya önemli tarihi hadiselerin cereyan ettiği yerler ve tespiti yapılmış tabiat özellikleri ile korunması gerekli alanlardır." olarak,"koruma amaçlı imar plânı" ise "bu Kanun uyarınca belirlenen sit alanlarında, alanın etkileşim-geçiş sahasını da göz önünde bulundurarak, kültür ve tabiat varlıklarının sürdürülebilirlik ilkesi doğrultusunda korunması amacıyla arkeolojik, tarihi, doğal, mimarî, demografik, kültürel, sosyo-ekonomik, mülkiyet ve yapılaşma verilerini içeren alan araştırmasına dayalı olarak; hali hazır haritalar üzerine, koruma alanı içinde yaşayan hane halkları ve faaliyet gösteren iş yerlerinin sosyal ve ekonomik yapılarını iyileştiren, istihdam ve katma değer yaratan stratejileri, koruma esasları ve kullanma şartları ile yapılaşma sınırlamalarını, sağlıklaştırma, yenileme alan ve projelerini, uygulama etap ve programlarını, açık alan sistemini, yaya dolaşımı ve taşıt ulaşımını, alt yapı tesislerinin tasarım esasları, yoğunluklar ve parsel tasarımlarını, yerel sahiplilik, uygulamanın finansmanı ilkeleri uyarınca katılımcı alan yönetimi modellerini de içerecek şekilde hazırlanan, hedefler, araçlar, stratejiler ile plânlama kararları, tutumları, plân notları ve açıklama raporu ile bir bütün olan nazım ve uygulama imar plânlarının gerektirdiği ölçekteki plânlar" olarak tanımlanmış, 9. maddesinde, "Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında inşaî ve fizikî müdahalede bulunulamaz, bunlar yeniden kullanıma açılamaz veya kullanımları değiştirilemez. Esaslı onarım, inşaat, tesisat, sondaj, kısmen veya tamamen yıkma, yakma, kazı veya benzeri işler inşaî ve fizikî müdahale sayılır."düzenlemesine, 17. maddesinde; "Bir alanın koruma bölge kurulunca sit olarak ilanı, bu alanda her ölçekteki plân uygulamasını durdurur. Sit alanının etkileşim-geçiş sahası varsa 1/25.000 ölçekli plân kararları ve notları alanın sit statüsü dikkate alınarak yeniden gözden geçirilerek ilgili idarelerce onaylanır. Koruma amaçlı imar planı yapılıncaya kadar, koruma bölge kurulu tarafından üç ay içinde geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları belirlenir. Belediyeler, valilikler ve ilgili kurumlar söz konusu alanda üç yıl içinde koruma amaçlı imar planı hazırlatıp incelenmek ve sonuçlandırılmak üzere koruma bölge kuruluna vermek zorundadır. Üç yıllık süre içinde zorunlu nedenlerle plan yapılamadığı takdirde koruma bölge kurulunca gerekçeli olarak bu süre uzatılabilir. Uzatılan süre içerisinde geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları uygulanır " hükmüne yer verilmiş, 51. maddesinde de, "Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunması ve restorasyonuyla ilgili işlerde uygulanacak ilkeleri belirlemek" Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu'nun görevleri arasında sayılmıştır.
Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıklarının ve Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkında Yönetmeliğin 3. maddesinin birinci fıkrasının (l) bendinde; "Tarihi sit", "İnsanlık tarihi, milli tarihimiz veya askeri harp tarihi açısından çok önemli tarihi olayların cereyan ettiği ve bu sebeple korunması gerekli yerler" şeklinde tanımlanmıştır.
Korunan Alanlarda Yapılacak Planlara Dair Yönetmeliğin "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde "Bu Yönetmeliğin amacı, milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları, tabiatı koruma alanları, sulak alanlar, özel çevre koruma bölgeleri ve benzeri koruma statüsü bulunan diğer alanlarda yapılacak planlar ile doğal sit alanlarında yapılacak koruma amaçlı imar planlarının hazırlanması, yapım esasları, gösterimi, onaylanması, uygulaması, denetimi ve bu planları hazırlayacak müelliflerin nitelikleri ile görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin usul ve esasları belirlemek" hükmüne, "Plan hazırlama esasları" başlıklı 4.maddesinde, "(1)Korunan alanlarda hazırlanacak her tür ve ölçekteki planlarda aşağıdaki ilkelere uyulur.
a) Planlar, varsa bölge için hazırlanmış bilimsel çalışmalar da dikkate alınarak 3194 sayılı Kanun ve 14/6/2014 tarihli ve 29030 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinde belirtilen esaslara uygun olarak hazırlanır.
b) İmar planları, kadastral durum işlenmiş güncel onaylı halihazır haritalar üzerine çizilir. Kıyı alanlarına rastlayan paftalarda; kıyı kenar çizgisinin onayına ilişkin bilginin olması zorunludur.
"Doğal sit alanlarında yapılacak koruma amaçlı imar planları" başlıklı 5. maddesinde," (1) Doğal sit alanlarında yapılacak koruma amaçlı imar planları aşağıdaki ilkeler doğrultusunda hazırlanır.
a) Bir alanın doğal sit alanı olarak ilanı, bu alanda her ölçekteki plan uygulamasını durdurur. Sit alanının etkileşim-geçiş sahası göz önünde bulundurularak varsa çevre düzeni plan kararları ve notları, alanın sit statüsü dikkate alınarak yeniden gözden geçirilir ve Bakanlıkça onaylanır. 19/7/2012 tarihli ve 28358 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelik gereğince yapılacak yeniden değerlendirme sonucunda;
1) 1. Derece doğal sit alanı iken Nitelikli Doğal Koruma Alanı ve Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü kullanım alanı olarak,
2) 2. ve 3. Derece doğal sit alanı iken Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü kullanım alanı olarak, lan edilen alanlarda yeni koruma amaçlı imar planları yapılıncaya kadar Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelik hükümleri ile yeni statüler için belirlenen ilke kararlarına aykırı olmamak şartıyla yürürlükteki koruma amaçlı imar planları geçerlidir.
b) Koruma amaçlı imar planı yapılıncaya kadar, önceki mekânsal planlar da dikkate alınarak, Bölge Komisyonu tarafından üç ay içerisinde geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları Bakanlığın onayı ile yürürlüğe girer. İlgili idareler söz konusu alanda üç yıl içinde koruma amaçlı nazım ve uygulama imar planlarını hazırlatıp incelenmek üzere il müdürlüğüne iletir. İl müdürlüğü tarafından inceleme raporu ile birlikte planların Bölge Komisyonuna intikali sağlanır. Üç yıllık süre içinde zorunlu nedenlerle planlar sonuçlandırılamadığı takdirde Bölge Komisyonunca gerekçeli olarak bu süre uzatılabilir. Uzatılan süre içerisinde geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları uygulanır.
c) Tabiat varlıkları, doğal, tarihi, arkeolojik ve kentsel sitler ile koruma statüsü bulunan diğer alanların çakıştığı yerlerde ilgili bakanlıkların koruma ve kullanma esaslarına ilişkin görüşü alınır.
ç) Planların yargı kararları ile uygulamasının durdurulması veya iptal edilmesi halinde ilgili Bölge Komisyonunca geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları mahkeme kararı gözetilerek Bakanlığın uygun görüşüyle yeniden belirlenir.
d) Koruma amaçlı imar planlarının varsa etkileşim-geçiş sahası ile doğal sit alanının bütününü kapsayacak şekilde veya Genel Müdürlükçe uygun görülen etaplar halinde, içinde bulunduğu yerleşme ile ilişkileri kurularak hazırlanması esastır. Ancak, farklı idari sınırlarda kalan alanların planları, varsa üst ölçekli plan kararlarına uymak ve plan birlikteliğini sağlamak koşuluyla yaptırılabilir. (Ek cümle:RG-6/12/2016-29910) Kıyı alanlarında yapılacak yapı ve tesisler için sit alanı bütününde imar planı yapma ve etaplama şartı aranmaz.
e) Bakanlar Kurulu kararı ile yapı yasağı getirilen alanlar içerisinde Genel Müdürlükçe tespit edilecek alanı kapsayacak şekilde yapı yasağına ilişkin imar planları yapılabilir.
f) Koruma amaçlı imar planlarındaki kullanım kararlarının ve yapılaşma koşullarının, alanda tabiat varlıklarına ilişkin varsa biyoçeşitlilik gibi araştırmalar doğrultusunda belirlenmesi esastır.
g) Özel Çevre Koruma Bölgesi sınırları içerisinde 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 8 inci maddesinin tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunların koruma alanlarının tespit ve tescili dışında kalan yetkileri düzenleyen hükümleri ile aynı Kanunun 17 nci maddesinin (a) bendi hükümleri uygulanmaz.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2863 sayılı Kanunun yukarıda anılan hükümlerine dayanılarak, 19/04/1996 tarih ve 421 sayılı "Tarihi Sitler, Koruma ve Kullanma Koşulları"na ilişkin Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ilke kararında; " (a) maddesinde "Uzun devreli gelişme planı ilgili koruma bölge kurulunca uygun görülünceye kadar zorunlu altyapı uygulamaları dışında, bitki örtüsünü, topografik yapıyı, siluet etkisini bozabilecek, tahribata yönelik hiçbir inşai ve fiziki uygulamada bulunulamayacağına"; (e) maddesinde "Bu alanlar içinde yer alan anıt ve şehitliklerin düzenleme ve gerekli onarımları için projeleriyle birlikte koruma bölge kurulundan izin alınmasına"; (f) maddesinde ise, "Önceden süregelen tarımsal faaliyet ile bağ ve bahçeciliğin devam ettirilebileceğine, bu amaç dışında kesinlikle kullanılamayacağına" düzenlemesine yer verilmiş iken Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu'nun 16/01/2014 tarih ve 271 sayılı "Tarihi Sitler, Koruma ve Kullanma Koşulları" başlıklı İlke Kararı ile anılan maddeler; "a) Milli Park bulunan yerlerde uzun devreli gelişim planı, milli park bulunmayan yerlerde alanın tarihi ve kültürel değerlerini koruyan koruma amaçlı imar planları ilgili koruma bölge kurulunca uygun görülünceye kadar zorunlu altyapı uygulamaları ve kamu hizmet yapıları dışında, bitki örtüsünü, topografik yapıyı, siluet etkisini bozabilecek, tahribata yönelik hiçbir inşai ve fiziki uygulamada bulunulamayacağına,", "e) Bu alanlar içinde yer alan kamu hizmet yapıları, altyapı hizmetleri ile anıt ve şehitliklerin düzenleme ve gerekli onarımları için projeleriyle birlikte koruma bölge kurulundan izin alınmasına,", "f) Önceden süregelen tarımsal faaliyet ile bağ ve bahçeciliğin devam ettirilebileceğine, koruma amaçlı imar planları onaylanmadan, bu alanların bu amaç dışında kesinlikle kullanılamayacağına," şeklinde yeniden düzenlenmiş, ancak 271 sayılı İlke Kararı'nın (a) ve (e) maddelerindeki "kamu hizmet yapıları" ibareleri ile (f) maddesindeki "koruma amaçlı imar planları onaylanmadan" ibaresinin, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 10/12/2018 tarih ve E:2016/4419, K:2018/5472 sayılı bozma kararına uyularak verilen Danıştay Altıncı Dairesinin 21/10/2020 tarih ve E:2020/8233, K:2020/9849 sayılı kararıyla iptaline karar verilmiş, bu karar, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/10/2021 tarih ve E:2021/909, K:2021/1718 sayılı kararıyla onanmıştır.
Anılan yargı kararının uygulanması amacıyla dava konusu 11/03/2021 tarih ve 1700 sayılı İlke Kararının , (a) maddesinin, "Milli Park bulunan yerlerde uzun devreli gelişim planı, milli park bulunmayan yerlerde alanın tarihi ve kültürel değerlerini koruyan koruma amaçlı imar planları ilgili koruma bölge kurulunca uygun görülünceye kadar zorunlu altyapı uygulamaları ve bu uygulamalar kapsamında yapılacak olan resmi kurum yapıları dışında, bitki örtüsünü, topografik yapıyı, siluet etkisini bozabilecek, tahribata yönelik hiçbir inşai ve fiziki uygulamada bulunulamayacağına"; (e) maddesinin ise, "Bu alanlar içinde yer alan zorunlu altyapı uygulamaları ve bu uygulamalar kapsamında yapılacak olan resmi kurum yapıları ile anıt ve şehitliklerin düzenleme ve gerekli onarımları için projeleriyle birlikte koruma bölge kurulundan izin alınmasına" şeklinde yeniden düzenlendiği görülmektedir.
Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 11/03/2021 tarihli, 1700 sayılı "Tarihi Sitler, Koruma ve Kullanma Koşulları" başlıklı ilke kararının iptali istemiyle açılan davada Danıştay Dördüncü Dairesinin 28.03.2024 tarihli E:2023/11485 K:2024/2217 sayılı kararı ile "...Dava konusu düzenleme ile; tarihi sit alanlarında gerçekleştirilecek olan zorunlu altyapı uygulamaları ile bu uygulamalar kapsamında yapılacak olan resmi kurum yapılarının, bu alanlara ilişkin hazırlanacak uzun devreli gelişim planı veya koruma amaçlı imar planlarının ilgili koruma bölge kurulunca uygun görülünceye kadar, bitki örtüsünü, topografik yapıyı, siluet etkisini korumaya yönelik olarak getirilen inşai ve fiziki uygulama yasağının istisnası olarak düzenlendiği, yapılan planların koruma bölge kurulunun uygun görüşü alınarak yürürlüğe girmesi sonrası ise plan hükümlerinin uygulanacağı görülmektedir. ...Tarihi sit alanlarındaki bitki örtüsünü, topografik yapıyı, siluet etkisini korumaya yönelik olarak getirilen inşai ve fiziki uygulama yasağının istisnası olarak zorunlu altyapı uygulamalarının dışında, bu uygulamalar kapsamında yapılacak olan resmi kurum yapıları da dahil edilmiştir. Devletin, toplumun eğitim, sağlık, güvenlik, barınma, beslenme, sağlıklı bir çevre gibi temel ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kurduğu resmi kurumların faaliyet göstereceği binaların resmi kurum yapıları olduğu, zorunlu altyapı uygulamaları kapsamında yapılacak olan resmi kurum yapılarının da bu çerçevede değerlendirileceği sonucuna varılmaktadır. Tarihi sit alanı olup, aynı zamanda milli park bulunan yerlerde uzun devreli gelişim planı, milli park bulunmayan yerlerde alanın tarihi ve kültürel değerlerini koruyan koruma amaçlı imar planları ilgili koruma bölge kurulunca uygun görülünceye kadar zorunlu altyapı uygulamaları kapsamında olan resmi kurum yapıları yapılmasına imkan tanınmış olması, anılan resmi kurum yapılarının koruma bölge kurulundan izinsiz olarak yapılacağı anlamına gelmemektedir. Bu konuda, yetkili merci olan koruma bölge kurulundan, belirlediği esaslar dahilinde izin alınması suretiyle zorunlu altyapı uygulamaları kapsamında olan resmi kurum yapıları yapılmasının önünde ise 2863 sayılı Kanunla getirilmiş bir engelin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan; 2873 sayılı Milli Parklar Kanunundaki milli park alanlarında hiçbir yapı ve tesisin kurulamayacağına ve işletilemeyeceğine ilişkin hükmün istisnası olarak, onaylanmış planlarda belirtilen yapı ve tesisler, Genelkurmay Başkanlığınca ihtiyaç duyulacak savunma sistemi için gerekli tesisler ile kamu yararı açısından vazgeçilmez ve kesin bir zorunluluk nedeniyle yapılacak tesisler sayıldığından ve zorunlu altyapı uygulamaları kapsamında yapılacak olan resmi kurum yapılarının da kamu yararı amacıyla yapıldığı ve gerektiğinde savunma ve güvenlik amaçlı yapıları da içerdiği açıktır. Bu itibarla, dava konusu ilke kararının (a) ve (e) maddelerinde yer alan "ve bu uygulamalar kapsamında yapılacak olan resmi kurum yapıları" ibaresinde hukuka aykırılık görülmemiştir. " gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, anılan karar İdari Dava Dairelerinin 27.02.2025 tarihli, E: 2024/1770, K:2025/456 sayılı kararı ile "Dava konusu 11/03/2021 tarih ve 1700 sayılı İlke Kararı'nın (a) ve (e) maddelerinde yer alan "zorunlu altyapı uygulamaları" ibareleri yönünden;...Dava konusu İlke Kararı'nda, bitki örtüsünü, topografik yapıyı, siluet etkisini korumaya yönelik olarak getirilen inşai ve fiziki uygulama yasağının istisnası olarak düzenlenen "zorunlu altyapı uygulamaları" ibaresinden kastın, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nde belirtilen teknik altyapı tanımı kapsamındaki uygulamalar olup olmadığı belirtilmediği gibi bu faaliyetlere hangi ölçülerde izin verileceğine ilişkin açık bir düzenlemeye de yer verilmemiştir. Anılan faaliyetlerden bazılarının doğrudan, bazılarının ise belli bir kapasite ve büyüklüğe ulaşması durumunda, tarihi sit alanlarının doğal yapısının bozulmasına yol açabileceği açıktır. Öte yandan, altyapı uygulamalarından zorunlu olanların yapılabileceği kurala bağlanmış ise de; tarihi sit alanlarının yukarıda yer verilen tanımı ve özellikleri dikkate alındığında "zorunlu altyapı uygulamaları" ibaresi muğlak bir ifade olup, belirsizlik yaratmakta ve açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Bu nedenle, kapsamı ve niteliği belirsiz zorunlu altyapı uygulamalarının, tarihi sit alanlarında meydana getireceği bitki örtüsünü, topografik yapıyı, siluet etkisini bozabilecek, tahribata yönelik sonuçlarının koruma kapsamından çıkarılmış olmasının, 2863 sayılı Kanun'da öngörülen koruma esaslarına ve 2873 sayılı Kanun'un 10. ve 14. madde hükümlerine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Dava konusu 11/03/2021 tarih ve 1700 sayılı İlke Kararı'nın (a) ve (e) maddelerinde yer alan "ve bu uygulamalar kapsamında yapılacak olan resmi kurum yapıları" ibarelerine gelince; Yukarıda belirtilen gerekçelerle, dava konusu 11/03/2021 tarih ve 1700 sayılı İlke Kararı'nın (a) ve (e) maddelerinde yer alan "zorunlu altyapı uygulamaları" ibarelerinde, hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığından, tarihi sit alanlarında, zorunlu altyapı uygulamaları kapsamında yapılacak olan resmi kurum yapılarına müsaade edilmesinde de, 2863 sayılı Kanun'da öngörülen koruma esaslarına ve 2873 sayılı Kanun'un 10. ve 14. madde hükümlerine uyarlık görülmemiştir. Bu itibarla, davanın reddi yolundaki Daire kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. " gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, mülkiyeti müdahil şirkete ait olan toplam 588.286 metrekare büyüklüğündeki Ankara ili, Etimesgut ilçesi, ... Mahallesinde bulunan ... ada ... ve ... sayılı parseller ile ... Mahallesinde bulunan ... ada ... parsel sayılı taşınmazların planlamaya konu edildiği, söz konusu taşınmazların bulunduğu alanın 1928 yılından itibaren çimento fabrikası olarak kullanılmaya başlanıldığı, Atatürk Orman Çiftliği arazisi statüsünde iken söz konusu parsellerin 05.02.1954 tarihli, 8626 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6238 sayılı Atatürk Orman Çiftliği Arazisinin 8070 Dekarının Satılması Hakkında Kanunun 1. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca Ankara Belediyesi'ne satışına izin verildiği, 22.05.1956 tarihinde Ankara Belediyesi tarafından alanın Ankara Çimento Sanayi Ticaret A.Ş'ye satışının yapıldığı, 2011 yılında taşınmazların müdahil şirket tarafından satın alındığı, 2017 yılına kadar alanda çimento fabrikasının; fabrika alanı, sosyal ve idari tesis, depo, atölye ile ağaçlandırılmış alan olarak faaliyetine devam ettiği, bu tarihten sonra faaliyetin sonlandırıldığı, mülga Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'nun 02.06.1992 gün ve 2436 sayılı kararıyla planlama konusu alanı da içine alan kesimin sit alanı ilan edildiği, mülga Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'nun ... gün ve ... sayılı kararıyla sit alanı sınırlarının değiştirildiği ve yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararıyla da dava konusu taşınmazların da bulunduğu sit alanının koruma statüsünün 1. derece doğal ve tarihi sit alanı olarak belirlendiği, daha sonra doğal sit alanlarının yeniden değerlendirilmesi kapsamında mülga Ankara 1 No.lu Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonunun... tarih ve ... sayılı kararıyla alanın "sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı" olarak tesciline karar verildiği, tescil kararının Bakanlık makamının ... tarih ve ... sayılı oluruyla onaylandığı, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin 15.02.2024 tarihli ara kararına davalı idarece verilen cevaba göre planlama konusu alanın hali hazırda "tarihi sit" ve "sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı" statüsünün devam ettiği, alanın 1/25.000 ölçekli Başkent Ankara Nazım İmar Planında AOÇ Doğal ve Tarihi Sit Alanı ve Özel Proje Alanı kapsamında kaldığı, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin... tarih ve ... sayılı kararıyla onaylanan "1/10.000 ölçekli Atatürk Orman Çiftliği Alanları Nazım İmar Planı ve I. Derece Doğal ve Tarihi Sit Alanı Koruma Amaçlı Nazım İmar Planında" planlama konusu alanın "Mevcut Sanayi ve Depolama Tesisleri (MT) (Uzun Dönemde Kaldırılması Düşünülen Alanlar) olarak tanımlandığı, dava konusu ... tarih ve ... sayılı Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Olur'u ile onaylanan 1/10.000 ölçekli nazım imar planı değişikliğiyle 1/1000 ölçekli uygulama imar planında, alanın 260.000 metrekare civarında kısmının konut, 50.000 metrekare civarında kesiminin ticaret+konut, kalan kısımlarının ise belediye hizmet alanı ile sosyal ve teknik altyapı alanlarına ayrıldığı, planlamada; konut alanlarında E:0.8, yükseklik 4 kat, ticaret+konut alanlarında E:0.6, yükseklik 4 kat yapılaşma koşullarıyla 4907 kişilik nüfus ataması yapıldığı, plan açıklama raporunda plan teklifinin amacının ve gerekçesinin; çalışma sahasının etrafının 1. derece doğal sit alanlarını ve tarihi sit alanlarını barındırdığı ve alanın sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı olmasının birçok yasal kısıtlamayı beraberinde getirdiği ve gelişmeyi sınırlandırdığı, bu alanda bütüncül bir anlayışla koruma kullanma dengesi gözetilerek ve gerekli kurum görüşleri alınarak yapılacak planlama çalışmasının hem Ankara'nın gelişme potansiyeline olumlu katkı yapacağı hem de sürdürülebilirlik açısından mevcut değerlerin korunması yönünden büyük önem taşıdığı, alanda halihazırda yer alan sanayi tesisinin ekonomik ömrünü tamamlamış olması ve mevcut onaylı imar planlarında "Mevcut Sanayi ve Depolama Tesisleri (Uzun Dönem Kaldırılması Düşünülen Alanlar)" olarak planlanmış olması nedeni ile kaldırılması düşünülen tesis alanı yerine yeni bir planlama çalışması yapılması zorunluluğu doğduğu, yapılan çalışmaların ve planlamanın sonucunda sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı içinde alanın tümünün koruma, kullanma dengesini gözeterek geliştirilmesini sağlamak, yapılacak çalışmalar sonucunda görüntü ve çevre değerleri bakımından olumsuz görüntüler barındıran bu alanının kentin saygın yaşam bölgesi haline dönüştürmenin temel amaç olduğu şeklinde açıklandığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, Ankara ili, Etimesgut ilçesi, ... Mahallesinde bulunan ... ada ... ve ... sayılı parseller ile ... Mahallesinde bulunan ... ada ... parsel sayılı doğal sit- sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı aynı zamanda tarihi sit alanı içerisinde yer alan taşınmazlara yönelik koruma amaçlı imar planlarının hukuka uygun olup olmadığından kaynaklanmaktadır.
... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesi tarafından uyuşmazlık konusu taşınmazların Atatürk Orman Çiftliği arazisi içerisinde olmadığı özel mülkiyete tabi olduğu ancak alanın doğal sit- sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı aynı zamanda tarihi sit alanı içerisinde olması nedeniyle 2863 sayılı Kanununa dayanılarak "Tarihi Sitler, Koruma ve Kullanma Koşulları"na ilişkin Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 16.01.2014 tarihli 271 sayılı ve 11.03.2021 tarihli 1700 sayılı ilke kararlarına karşı açılan davalarda verilen kararların( Danıştay Altıncı Dairesinin 21.10.2020 tarih ve E:2020/8233, K:2020/9849 sayılı kararı, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11.10.2021 tarih ve E:2021/209, K:2021/1718 sayılı kararı, Danıştay Altıncı Dairesince verilen yürütmenin durdurulması isteminin reddine ilişkin 05/10/2021 tarih ve E:2021/4060 sayılı kararına yapılan itiraz üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 23/12/2021 tarihli, YD İtiraz No:2021/760 sayılı kararı) gerekçeleri esas alınarak hüküm kurulmuş ise de, yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinden, uyuşmazlık konusu alanın doğal ve tarihi sit alanı statüsünde olması nedeniyle alanda koruma amaçlı imar planlarının yapılması gerektiği, koruma amaçlı imar planı yapılıncaya kadar alanda önceki mekânsal planlar da dikkate alınarak, Bölge Komisyonu tarafından üç ay içerisinde geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları ve milli park bulunmayan yerlerde alanın tarihi ve kültürel değerlerini koruyan koruma amaçlı imar planları ilgili koruma bölge kurulunca uygun görülünceye kadar ilke kararlarının uygulanacağı koruma amaçlı imar planının koruma bölge kurulunun uygun görüşü alınarak yürürlüğe girmesi sonrası ise plan hükümlerinin uygulanacağından koruma amaçlı imar planları yapılıncaya kadar geçerli olan ve uygulanması gereken anılan ilke kararlarının koruma amaçlı imar planının yapılmasında görüş niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu kapsamda dava konusu Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca ... tarihli, ... sayılı işlem ile onaylanan 1/10.000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planlarına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanlığı Ankara I Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun ... tarihli, ... sayılı kararı ile "…Ankara İli, Etimesgut İlçesi, Atatürk Orman Çiftliği Sürdürülebilir Koruma Kontrollü Kullanım Alanı ve Tarihi Sit alanı içerisinde; mülkiyeti ... Çimento Sanayi ve Ticaret A.Ş.ne ait ... Mahallesi, ... ada, ... ve ... sayılı parseller ile ... Mahallesi ... ada ... sayılı parselde 1/10.000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar plan değişikliği ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planının; Atatürk Orman Çiftliği arazilerinin olduğu kadar, aynı zamanda Ankarada batı koridorundaki tüm kentsel alanlar için de hem çevre hem de görsel kirliliğe yol açan mevcut çimento fabrikası ve atık dolgu sahasının 1/10.000 ölçekli Atatürk Orman Çiftliği planı kararlarından yola çıkılarak bir dönüşüm sürecine konu edilmesi olumludur. Söz konusu alanda bulunan çimento fabrikasının kuruluşunun Erken Cumhuriyet Dönemi olmasına rağmen fabrika yapılarının günümüze gelene kadar değişim gösterdiği ve özgün kısımlarının kalmadığı dolayısıyla kültür varlığı özelliği göstermediği görülmüştür. Dönüşüm süreci kapsamında özel mülkiyetteki söz konusu alanda kullanımı belirleyen herhangi bir üst ölçekli plan kararı bulunmamakla birlikte dönüşüme konu alanın AOÇ alanı ile olan görsel ve işlevsel etkileşiminin 01.10.2012 tarihinde Bakanlığımız ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı arasında imzalanan Doğal Sit Alanları ve Taşınmaz Tabiat Varlıklarının Bulunduğu Alanların Arkeolojik, Kentsel, Kentsel-Arkeolojik, Tarihi Sit Alanları ve Tescilli Taşınmaz Kültür Varlıkları ile bunların Koruma Alanları ve Etkileşim-Geçiş Sahasının Bulunduğu Alanlar ile Çakıştığı yerlerde Uygulanacak Esaslara İlişkin Protokolün 5.9. maddesi gereği Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca değerlendirilmesine …" şeklinde görüş verilmiştir.
Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı arasında 01.10.2012 tarihli Doğal Sit Alanları ve Taşınmaz Tabiat Varlıklarının Bulunduğu Alanların Arkeolojik, Kentsel, Kentsel-Arkeolojik, Tarihi Sit Alanları ve Tescilli Taşınmaz Kültür Varlıkları ile bunların Koruma Alanları ve Etkileşim-Geçiş Sahasının Bulunduğu Alanlar ile Çakıştığı yerlerde Uygulanacak Esaslara İlişkin Protokol imzalandığı, Protokolün 5.9 maddesinde " Çakışan alanlara ilişkin çevre düzeni planı, koruma amaçlı imar planı, nazım ve uygulama imar planları Kültür ve Turizm Bakanlığının görüşü alınarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlanarak onaylanır" ibaresinin bulunduğu, dosyadaki bilgi ve belgelerden dava konusu koruma amaçlı imar planlarına yönelik Kültür ve Turizm Bakanlığı Ankara I Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun ... tarihli, ... sayılı kararına karşı dava açılıp açılmadığının anlaşılamadığı görülmüştür.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle yukarıda yer verilen Kültür ve Turizm Bakanlığı Ankara I Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun ... tarihli, ... sayılı kararına karşı dava açılıp açılmadığı, araştırılarak elde edilecek sonuca göre tarihi sit ve doğal sit alanında uzman bilirkişilerin de katılımıyla yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava konusu imar planlarının yürürlükteki mevzuat ve ilke kararları çerçevesinde şehircilik ilkeleri planlama esasları kamu yararına uygun olup olmadığının değerlendirilmesi sonucu yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yolunda İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin gerekçeli reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalının ve davalı yanında müdahilin temyiz isteminin kabulüne,
2\. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesince verilen ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 20/05/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY (X): Temyize konu edilen Bölge İdare Mahkemesi kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen bozma nedenleri bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.