Danıştay danistay 2024/3839 E. 2025/3232 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/3839
2025/3232
12 Haziran 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2024/3839
Karar No : 2025/3232
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACILAR): 1- ... 2-... 3- ... 4-...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... tarih ve E:... K:... sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Kocaeli ili, Kartepe ilçesi, ... Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmazı kapsayan alanda Kocaeli Büyükşehir Belediye Meclisi'nin ...tarih ve ... sayılı kararı ile onaylanan 1/50.000 ölçekli çevre düzeni planı ile 1/25.000 ve 1/5000 ölçekli nazım imar planlarına karşı yapılan itirazlar sonucunda aynı belediye meclisi'nin ... tarih ve ... sayılı kararı ile onaylanan planlara karşı davacılar tarafından yapılan itiraz üzerine aynı belediye meclisi'nin ... tarih ve ... sayılı kararı ile onaylanan planların iptali istemiyle açılan davanın reddi yolunda...İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolunda ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın bozulmasına dair Danıştay Altıncı Dairesi'nin 12/05/2022 tarih ve E:2019/17731, K:2022/5543 sayılı kararına uyularak, istinaf başvurusunun kabulü ile anılan mahkeme kararının kaldırılması, dava dosyasının yeniden bir karar verilmek üzere Mahkemesine iadesine yönelik ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince verilen 16/09/2022 tarih ve E:2022/1175, K:2022/1052 sayılı karar üzerine, ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:... K:... sayılı kararı ile mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan bilirkişi raporundaki tespitler ile dava dosyasında yer alan diğer tüm bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, uyuşmazlık konusu parselin önceki plandaki ''park alanı'' fonksiyonunun değişmediği, dava konusu imar planı değişikliklerinin şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, imar mevzuatına ve kamu yararına uygun olduğu sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: Mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan bilirkişi raporundaki tespitler ile dava dosyasında yer alan diğer tüm bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden,
\- Dava konusu imar planı değişiklikleri ile parselin ''park alanı'' fonksiyonunun değiştirilmediği ancak parselin tamamının park alanı olarak planlamasının gerekçesine plan açıklama raporunda rastlanmadığı, bu durumun planlama esaslarına aykırılık gösterdiği,
\- Dava konusu 16.02.2017 tarihlerinde onaylanan imar planlarında, uyuşmazlık konusu parselin 2008, 2015 ve 2016 tarihli imar planlarında gösterilen ''önlemli alan'' zemin formasyonunun değiştirilmediği, yalnızca Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğine uygun olmadığı belirlenen zemin formasyon gösterim şekli değiştirilerek sınır ile gösterildiği, dolayısıyla alanın ''önlemli alan'' içerisinde kalmaya devam ettiği,
\- Dava konusu parsel ve yakın çevresinin jeolojik, jeoteknik ve mühendislik jeolojisi açısından ''önlemli alan'' olarak tanımlandığı, bu alanda (ÖA-1) ilgili imar planına esas jeolojik jeoteknik raporda tanımlanan önlemlerin alınması ve bu önlemlerin uygulanması ile imar planı hazırlanmasında jeolojik ve jeoteknik açıdan sakınca olmadığı,
\- Planlamada Yirim Deresinin taşkın riskinin değerlendirilmesi ve DSİ görüşü doğrultusunda dere koruma bandına planda yer verilmesi, dere yatağındaki akış rejiminin ve dere kıyı heyelanlarının, derenin taşkın riskinin ve sel/su baskını tehlikesinin DSİ görüşleri doğrultusunda planlamada dikkate alınması gerektiği, Mekansal
Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 21. maddesinin 9. fıkrası kapsamında plan açıklama raporlarında DSİ kurum görüşüne rastlanmadığı,
\- Tarla vasfını koruyan, halihazırda mısır bitkisinin ekili olduğu ve yapılan fiziksel incelemeler sonucunda, mutlak tarım arazisi niteliğinde olduğu anlaşılan parselin ''tarımsal niteliği korunacak alan'' olarak korunması gerektiği,
\- Uyuşmazlık konusu parselin de içerisinde yer aldığı çiftlikte uzun yıllardır tarımsal üretim yapıldığı ve değişik ürünler ekildiği, bitkisel üretimin profesyonel olarak yapıldığı, mutlak tarım alanı niteliğindeki taşınmazı tarım arazisi vasfından çıkarmak için 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun 13. maddesi uyarınca etüt raporu hazırlanarak Toprak Koruma Kurulu kararı alınmasının zorunlu olduğu, ancak Kocaeli Valiliği Tarım ve Orman Bakanlığı Kocaeli İl Müdürlüğünce sahada çalışma yapılarak bir etüt raporu hazırlanmadığı gibi parselin tarım dışına çıkarılması ile ilgili Toprak Koruma Kurulu kararının da bulunmadığı
anlaşıldığından, dava konusu işlemde şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve imar mevzuatına uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kabulü ile anılan mahkeme kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Uyuşmazlık konusu parselin ''önlemli alan'' formasyonu ile ilgili herhangi bir değişiklik yapılmadığı, yalnızca Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğine uygun olmadığı belirlenen zemin formasyon gösterim şeklinin değiştirildiği, parselin ilgili kurum görüşü kapsamında hiçbir zaman mutlak tarım alanı olmadığı, bilirkişilerce yerinde yapılan incelemeler sonucunda mutlak tarım alanı olduğu yönündeki değerlendirmenin ise ilgili kurum görüşü niteliğinde olmayan bir tavsiye olarak kabul edilebileceği, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı detayında planlama çalışmalarını yürüten ilçe belediyesince DSİ'den istenilen ilk görüş yazısına cevap verilmediği, ikinci kez istenilen görüş yazısına cevaben ise görüş istenilen alanın oldukça geniş olduğu, yan kolları ile birlikte 70 civarı dere bulunan alanda dereler ve taşkın yönüyle Genel Müdürlük görüşünün henüz oluşturulamadığı, devam eden çalışmalar sonuçlandığı zaman taraflarına iletileceği bildirildiğinden, plan açıklama raporunda DSİ görüşünün bulunmadığı, ayrıca anılan Yönetmeliğin 8. maddesi doğrultusunda DSİ'nin planlar hakkında olumsuz bir görüşünün bulunmadığının kabul edildiği, 16.10.1991 tarihinde onaylanan Kirazoğlu Çiftliği Özel Orman Alanı 1/5000 ölçekli Mevzi İmar Planında uyuşmazlık konusu parselin amenajman planı dışında, Kirazoğlu Köyü'nde kaldığı, verimli tarım arazisi sınıfında olmayan parsellere davacıların konut ve turizm amaçlı olarak değerlendirilmesi yolundaki talepleri doğrultusunda imar hakkı verildiği, davacılar tarafından bu kez önceki talepleriyle çelişir şekilde parsellerine verilen imar haklarının geri alınmasının talep edildiği, ulaşım şeması değiştiği için konut lekeleri ve yoğunluk değerleri değişen plana bir bütün olarak bakıldığında toplam alana atanan nüfusun değişmediğinin görüleceği, imar planları yapılırken parsel sahiplerinden özel bir görüş alınması gerekmediği, Kirazoğlu Özel Ormanının bütünlüğünü bozucu, amenajman planını yıkıcı kararlar alınmadığı, bilirkişilerce de raporda belirtilen olumsuzlukların dava konusu planların iptalini gerektirecek nitelikte olmadığının ifade ediliği, usul ve hukuka aykırı temyize konu kararın bozulmasına karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Mahkemece hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda dava konusu işlemin imar mevzuatına, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, orman kanununa aykırılıklarının açıkça tespit edildiği, dava konusu imar planları ile arazi kullanım kararlarında yapılan değişikliklerin kendilerini zarara uğrattığı, 2007 tarihli nazım imar planına göre kazanılmış haklarının bulunduğu, bu planı uygulamadıkları ve tarım alanlarını muhafaza ettikleri için cezalandırıldıkları, planlama alanında arazi kullanım kararlarında ve ulaşım sisteminde yapılan değişikliklerin Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'ne de aykırı olduğu, mutlak tarım arazisi niteliğindeki uyuşmazlık konusu taşınmazın Kirazoğlu çiftliği tarımsal işletmesinin de bir parçası olduğu, bu nitelikteki bir parselin imara açılmasının hukuka aykırı olduğu, davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun temyize konu kararın onanmasına karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının gerekçesinin değiştirilerek onanmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : 12.11.2015 tarihinde onaylanan 1/50.000 ölçekli 2025 yılı Çevre Düzeni Planı Revizyonunda; kentsel yerleşim alanı, 08.05.2009 tarihinde düzeltilerek onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planında; park alanı ve önlemli alan olarak planlanan uyuşmazlık konusu taşınmazın, 12.11.2015 tarihinde onaylanan 1/50.000 ölçekli çevre düzeni planı ile 1/25.000 ve 1/5000 ölçekli nazım imar planlarına karşı yapılan itirazlar üzerine aynı belediye meclisi'nin ... tarih ve ... sayılı kararı ile onaylanan planlara karşı davacılar tarafından yapılan itiraz üzerine aynı belediye meclisi'nin ... tarih ve ... sayılı kararı ile onaylanan planlarda; park alanı, enerji nakil hattı ve önlemli alan olarak planlanması üzerine, davacılar tarafından 16.02.2017 tarihinde onaylanan planlarda haksız ve hukuka aykırı olarak parsellerindeki konut alanlarının azaltıldığı, rekreasyon alanlarının arttırıldığı ileri sürülerek bu planların iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinin dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan halinde, nazım imar planı; varsa bölge ve çevre düzeni planlarına uygun olarak hali hazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları gösteren ve uygulama imar planının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen detaylı bir raporla açıklanan ve raporu ile beraber bir bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır.
Aynı Kanunun 8. maddesinin birinci fıkrasına, 19.07.2005 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5403 sayılı Kanun'un 25. maddesiyle eklenen (c) bendinde, "Tarım arazileri, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda belirtilen izinler alınmadan tarımsal amaç dışında kullanılmak üzere plânlanamaz." hükmüne; 02.08.2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 6495 sayılı Kanun'un 73. maddesiyle eklenen (e) bendinde de, "Kamu kurum ve kuruluşları veya plan müellifleri; ilgili kamu kurum ve kuruluşlarından plana ilişkin görüşlerini alır. Kurum ve kuruluşlar, görüşlerini en geç otuz gün içerisinde bildirmek zorundadır. Görüş bildirilmesi için etüt ve analiz gibi uzun süreli çalışma yapılması gereken hallerde ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının talebi üzerine otuz günü geçmemek üzere ilave süre verilir. Bu süre içerisinde görüş bildirilmediği takdirde plan hakkında olumsuz bir görüşün bulunmadığı kabul edilir." hükmüne yer verilmiştir.
5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı; toprağın korunması, geliştirilmesi, tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi ve bölünmelerinin önlenmesi, tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazilerin çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak planlı kullanımını sağlayacak usul ve esasları belirlemektir."; 2. maddesinde, "Bu Kanun; arazi ve toprak kaynaklarının bilimsel esaslara uygun olarak sınıflandırılması, tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazilerin asgari büyüklüklerinin belirlenmesi ve bölünmelerinin önlenmesi, arazi kullanım planlarının hazırlanması, koruma ve geliştirme sürecinde toplumsal, ekonomik ve çevresel boyutlarının katılımcı yöntemlerle değerlendirilmesi, amaç dışı ve yanlış kullanımların önlenmesi, korumayı sağlayacak yöntemlerin oluşturulması ile görev, yetki ve sorumluluklara ilişkin usul ve esasları kapsar."; 13. maddesinde de, "Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri tarımsal üretim amacı dışında kullanılamaz. Ancak, alternatif alan bulunmaması ve Kurulun uygun görmesi şartıyla;
a) Savunmaya yönelik stratejik ihtiyaçlar,
b) Doğal afet sonrası ortaya çıkan geçici yerleşim yeri ihtiyacı,
c) Petrol ve doğal gaz arama ve işletme faaliyetleri,
ç) İlgili bakanlık tarafından kamu yararı kararı alınmış madencilik faaliyetleri,
d) Bakanlıklarca kamu yararı kararı alınmış plân ve yatırımlar,
e) Kamu yararı gözetilerek yol altyapı ve üstyapısı faaliyetlerinde bulunacak yatırımlar,
f) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun talebi üzerine 20/2/2001 tarihli ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu uyarınca yenilenebilir enerji kaynak alanlarının kullanımı ile ilgili yatırımları,
g) Jeotermal kaynaklı teknolojik sera yatırımları,
İçin bu arazilerin amaç dışı kullanım taleplerine, toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile Bakanlık tarafından izin verilebilir. Bakanlık bu yetkisini valiliklere devredebilir.
Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri dışında kalan tarım arazileri; toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile valilikler tarafından tarım dışı kullanımlara tahsis edilebilir.
Tarımsal amaçlı yapılar için, projesine uyulması şartıyla ihtiyaç duyulan miktarda her sınıf ve özellikteki tarım arazisi valilik izni ile kullanılır.
Birinci fıkranın (c) ve (ç) bentleri kapsamında izin alan işletmeciler, faaliyetlerini çevre ve tarım arazilerine zarar vermeyecek şekilde yürütmekle ve kendilerine tahsis edilen yerleri tahsis süresi bitiminde eski vasfına getirmekle yükümlüdürler.
Bu madde kapsamında valiliklerce verilen kararlara yapılan itirazlar, Bakanlık tarafından değerlendirilerek karara bağlanır.
Tarım arazilerinin korunması ve amaç dışı kullanımına dair uygulamaların usûl ve esasları yönetmelikle düzenlenir." hükmü ile geçici 1. maddesinde, "11.10.2004 tarihinden önce tarım arazileri; gerekli izinler alınmadan tarım dışı amaçlı kullanıma açılmış ve tarımsal bütünlüğü bozmuyor ise söz konusu arazinin istenilen amaçla kullanımı için, altı ay içerisinde Bakanlığa müracaat edilmesi, hazırlanacak toprak koruma projesine uyulması ve tarım dışı kullanılan tarım arazilerinin her metre karesi için beş Yeni Türk Lirası ödenmesi şartıyla izin verilir."; geçici 4. maddesinde de, "11/10/2004 tarihinden önce, gerekli izinler alınmadan tarım dışı amaçlı kullanıma açılmış bulunan arazilerin tarımsal bütünlüğü bozmuyor ise istenilen amaçla kullanımı için, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren bir yıl içerisinde Bakanlığa başvurulması, hazırlanacak toprak koruma projesine uyulması ve tarım dışı kullanılan tarım arazilerinin her metre karesi için beş Yeni Türk Lirası ödenmesi şartıyla izin verilir.
Söz konusu arazi ve tesislerin istenilen amaçla kullanımı için çeşitli kurumlardan alınması gerekli ruhsat, izin gibi işlemler, Bakanlığa başvuru tarihinden itibaren 2 yıl içerisinde tamamlanıncaya kadar başvuru sahipleri faaliyetlerine devam ederler. Bu süreler içerisinde gerekli izinleri alamayanların üretim faaliyetleri ilgili idarelerce durdurulur.
Tarım arazisi vasfından çıkarılan araziler, ilgili kuruluşlarca başvuru sahibinin isteği doğrultusunda vasfını değiştirir." hükümleri yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dosyanın, Dairemizin E:2024/3997, E:2024/3559, E:2024/3998, E:2024/3745, E:2024/3469, E:2024/3451, E:2024/3966, E:2024/3915 sayılı dosyaları ve İdare Mahkemesince mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan 14.09.2023 tarihli bilirkişi raporu ile birlikte incelenmesinden,
\- Dava konusu imar planı değişiklikleri ile parselin ''park alanı'' fonksiyonunun değiştirilmediği ancak parselin tamamının park alanı olarak planlamasının gerekçesine plan açıklama raporunda rastlanmadığı, bu durumun planlama esaslarına aykırılık gösterdiği,
\- Dava konusu 16.02.2017 tarihlerinde onaylanan imar planlarında, uyuşmazlık konusu parselin 2008, 2015 ve 2016 tarihli imar planlarında gösterilen ''önlemli alan'' zemin formasyonunun değiştirilmediği, yalnızca Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğine uygun olmadığı belirlenen zemin formasyon gösterim şekli değiştirilerek sınır ile gösterildiği, dolayısıyla alanın ''önlemli alan'' içerisinde kalmaya devam ettiği,
\- Dava konusu parsel ve yakın çevresinin jeolojik, jeoteknik ve mühendislik jeolojisi açısından ''önlemli alan'' olarak tanımlandığı, bu alanda (ÖA-1) ilgili imar planına esas jeolojik jeoteknik raporda tanımlanan önlemlerin alınması ve bu önlemlerin uygulanması ile imar planı hazırlanmasında jeolojik ve jeoteknik açıdan sakınca olmadığı,
\- Planlamada Yirim Deresinin taşkın riskinin değerlendirilmesi ve DSİ görüşü doğrultusunda dere koruma bandına planda yer verilmesi, dere yatağındaki akış rejiminin ve dere kıyı heyelanlarının, derenin taşkın riskinin ve sel/su baskını tehlikesinin DSİ görüşleri doğrultusunda planlamada dikkate alınması gerektiği, Mekansal
Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 21. maddesinin 9. fıkrası kapsamında plan açıklama raporlarında DSİ kurum görüşüne rastlanmadığı,
\- Tarla vasfını koruyan, halihazırda mısır bitkisinin ekili olduğu ve yapılan fiziksel incelemeler sonucunda, mutlak tarım arazisi niteliğinde olduğu anlaşılan parselin ''tarımsal niteliği korunacak alan'' olarak korunması gerektiği,
anlaşıldığından, dava konusu işlemde bu nedenlerle hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmış, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile anılan mahkeme kararının kaldırılması, dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında sonucu itibariyle isabetsizlik görülmemiştir.
Nitekim, davacılar tarafından, aynı bölgede yer alan ... ve ... parsel sayılı taşınmazlarına yönelik dava konusu ile aynı planların iptali istemiyle ayrı ayrı açılan davalarda, dava konusu işlemin iptali yolundaki ... İdare Mahkemesinin ... tarihli, E:..., K:... sayılı, aynı tarihli, E:..., K:... sayılı kararlarına karşı yapılan istinaf başvurularının gerekçeli reddi yolunda ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen... tarihli, E:..., K... sayılı ve aynı tarihli, E:..., K:... sayılı kararlar, Danıştay Altıncı Dairesinin 12.06.2025 tarihli, E:2024/3997, K:2025/3229 sayılı ve aynı tarihli, E:2024/3559, K:2025/3231 sayılı kararları ile onanmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davalının temyiz isteminin reddine,
2\. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü, anılan mahkeme kararının kaldırılması, dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,
3\. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 12/06/2025 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.