SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2024/2377 E. 2025/2498 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2024/2377

Karar No

2025/2498

Karar Tarihi

5 Mayıs 2025

Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2024/2377 E. , 2025/2498 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2024/2377
Karar No : 2025/2498

DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...

DAVALILAR : 1- ...
2-... Bakanlığı-ANKARA
VEKİLİ : Av. ...

2- ... Belediye Başkanlığı- ...
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU :Karabük ilinde yürütülen kentsel dönüşüm ve gelişim projesi kapsamında ekli listede belirtilen taşınmazların Karabük Belediye Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi gereğince acele kamulaştırılmasına ilişkin 25/01/2013 tarih ve 28539 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 11.01.2013 tarihli, 2013/4203 sayılı (Bakanlar Kurulu) Cumhurbaşkanlığı kararının Karabük ili, Merkez, ... Köyü, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından uyuşmazlık konusu taşınmazın 3 katlı aile konutu olarak kullanıldığı hangi kriter ve yasal gerekçelerle taşınmazın kamulaştırma konusu yapıldığı hususunda 30/12/2022 tarihinde kuruma dilekçe ile başvurulduğu, 1 yıllık sürede olumlu veya olumsuz herhangi bir cevap verilmediği, yeni bina olduğu, tehlike arz eden yapı niteliğinde olmadığı, kaçak ya da hazine arazisi üzerinde bir yapı olmadığı, proje kapsamında planlanan alana uzak olduğu, ifrazı gerektiği, Deprem Yönetmeliği'ne uygun olduğu, herhangi bir teknik değerlendirme ve inceleme ile düzenlenen riskli yapı kararı bulunmadığı, riskli yapı değerlendirmesi yapılmamasının usul ve yasaya aykırı olduğu, kentsel dönüşüm rezerv yapı alanı sınırı dışında kaldığı, 2011 yılında alınan karardan sonra geçen 13 yıllık süreçte taşınmazda inşaat yaptığı, idarece proje kapsamında bilgi verilmediği, riskli yapı tanımına uymadığı, mülkiyet hakkının yok sayıldığı dava konusu işlemin iptali gerektiği ileri sürülmektedir.

DAVALILARIN SAVUNMALARI :
Davalı Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından usül yönünden, davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmesi gerektiği, esas yönünden, dava konusu taşınmazın bulunduğu alanın daha önce 5393 sayılı Belediye Kanununun 73. maddesi uyarınca 03/11/2011 tarihli ve 28104 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 10/10/2011 tarihli ve 2011/2344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile ilan edilen Karabük ili, Merkez ilçesi, Soğuksu-Yeşil Mahalle Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı kapsamındaki Soğuksu Mahallesi Proje Alanının 2. ve 3. Etapları olduğu, Toplu Konut İdaresi Başkanlığının (TOKİ) 26/01/2022 tarihli ve 179677 sayılı yazısı ile söz konusu alanda yürütülen kentsel dönüşüm çalışmalarının 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında devam edilmesinin uygun olacağı talebi üzerine söz konusu alanda 6306 sayılı Kanun kapsamında 13.06.2022 tarihli 3876242 sayılı bakanlık oluru ile rezerv yapı alanı belirlendiği, 6306 sayılı Kanun kapsamında yürütülecek
uygulamalarla ilgili olarak 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa göre Hazine adına
kamulaştırmaya ilişkin tüm iş ve işlemleri yapmak da dahil olmak üzere 6306 sayılı Kanununun 6. maddesinin 12. fıkrası uyarınca Karabük Belediye Başkanlığının geçici olarak
yetkilendirildiği dava konusu işlemin kanuna hukuka ve ilgili mevzuat hükümleri ile hizmet gerekleri ve kamu yararına uygun olduğu davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
Davalı Karabük Belediye Başkanlığı tarafından, dava konu taşınmazın, 03.11.2011 tarih ve 28104 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu Kararı ile ilan edilen Soğuksu Mahallesi Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı ile Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 6306 sayılı Kanunun 2.i maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca 13.06.2022 tarih ve 3876242 sayılı olur ile "rezerv yapı alanı" olarak belirlenmiş iki proje alanı içinde kaldığı, proje alanı içinde içinde kalan diğer taşınmazlar için acele kamulaştırma kararı alınanların bedel tespit ve tescil davalarının karar aşamasında olduğu, dava konusu 154 ada 117 parsel sayılı taşınmaz için bedel tespit tescil davasının karar aşamasında olduğu, kentsel dönüşüm projesinin, davaya konu taşınmazın da içinde olduğu 1950'li yıllarda kurulan büyük çoğunluğu eski, depreme karşı güvenli olmayan yapılardan oluşan yerleşim alanının, ulaşım ve trafik sorunu yaşanmayan konut, ticaret, eğitim sosyal donatı alanlarıyla çevrelenmiş sağlıklı bir yaşam alanına dönüştürülmesi amacıyla mülkiyeli Hazine, Karabük Belediye Başkanlığı, Karabük İl Özel İdaresi, tüzel ve özel kişilere ait taşmmazları kapsadığı, birçok taşınmaz üzerinde uzun yıllar ihmal edilmiş çözüme kavuşturulmamış, intikal, haciz ve ipotek, vasi, uyuşmazlık, tescil davaları vb. sorunların bulunduğu, proje alanının büyüklüğü ve etkilediği nüfus dikkate alınarak, kamulaştırma işlemlerinde karşılaşılması muhtemel hukuki sorunların aşılabilmesi, projenin sağlıklı ve mülk sahiplerini mağdur etmeyecek süratle tamamlanabilmesi için acele kamulaştırma usulü tercih edildiği, idarece yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğu, davacının davasının reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ :Dava konusu işlemin davacı parseli yönünden iptalinin gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dava; Karabük ilinde yürütülen kentsel dönüşüm ve gelişim projesi kapsamında ekli listede bulundukları yer ile ada ve parsel numaraları belirtilen taşınmazların Karabük Belediye Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi gereğince acele kamulaştırılmasına ilişkin 25/01/2013 tarih ve 28539 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 11.01.2013 tarihli, 2013/4203 sayılı (Bakanlar Kurulu) Cumhurbaşkanlığı kararının Karabük ili, Merkez, ... Köyü, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idarelerin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmemiştir.
Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verilmiş ve mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmıştır. Mülkiyet hakkına müdahalelerin de olabileceği hükme bağlanarak bu müdahalelerde kamu yararı, kanuni düzenleme ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkının ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Bu husus Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarıyla da ortaya konulmuştur.
Bu bağlamda idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını kamulaştırabileceği 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde hükme bağlanmış ve devam eden maddelerinde bu olağan kamulaştırmanın usul ve şartları düzenlenmiştir.
Öte yandan Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde, "3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir." hükmüne yer verilmiştir.
Taşınmazın mülkiyetinin kamu hizmetini yürütecek olan idareye geçmesine ilişkin Kamulaştırma Kanununun 3. maddesi ve devamı maddeleri uyarınca yapılan (olağan) kamulaştırma ile mülkiyetin malikin üzerinde kalmasına rağmen taşınmaza el konularak kullanımının idareye geçmesine ilişkin Kanun'un 27. maddesinde düzenlenen acele kamulaştırma işlemi aynı taşınmaza ilişkin olsa da farklı işlemlerdir. İdare doğrudan olağan kamulaştırma yapabileceği gibi olağanüstü bazı durumlarda önce acele kamulaştırma işlemi tesis edip sonra kamulaştırma işlemini tamamlayabilir. Acele kamulaştırma ile taşınmaza el konulduktan sonra idare tarafından öncelikle satın alma yolunun işletilmesi, bunun mümkün olamaması durumunda ise asliye hukuk mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılması gerekmektedir. Taşınmazın maliki, taşınmazına el konulması üzerine acele kamulaştırma işleminin iptali istemiyle dava açabileceği gibi asliye hukuk mahkemesinde açılan dava üzerine olağan kamulaştırmaya dönüşen işlemin iptali istemiyle de ayrıca dava açabilir.
Dolayısıyla acele kamulaştırma bir kamulaştırma usulü olmayıp kamulaştırma işlemlerinin tamamlanması ve mülkiyetin idareye geçmesine kadar taşınmaza el konularak kullanım hakkının idareye geçmesini sağlayan bir işlemdir. Nitekim Cumhurbaşkanınca kamulaştırma kararı değil kamulaştırmayı yapacak olan idarenin istemi üzerine "acelelik" kararı alınmaktadır. Bu nedenle acele kamulaştırma ve kamulaştırma işlemlerinin yargı denetimi de farklı olacaktır. Kamulaştırma işleminin kamu yararına ve kanunlarda belirtilen hükümlere ve kamulaştırma usulüne uygun olup olmadığı yönünden değerlendirilmesi gerekirken acele kamulaştırma işleminde acelelik durumunun olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu itibarla kamu yararının bulunmadığı kamulaştırma işlemlerinde acelelik durumunun olmadığı açık olmakla birlikte kamu yararı bulunan işlemlerde her zaman acelelik halinin bulunmadığı, olağan kamulaştırma ile taşınmazın mülkiyetinin idareye geçmesiyle kamu yararının gerçekleşebileceği tabidir.
Hukuk devletinde idarenin, acele kamulaştırma işlemi tesis edebilmesi için, olağanüstü durumlar karşısında, kamulaştırmaya konu taşınmaza daha acil olarak ihtiyaç duyması, idarenin anılan taşınmazı bir an önce kullanmaya başlamaya muhtaç olması, bir başka ifadeyle, üstün kamu yararının gerçekleşebilmesi için olağan usulden ayrılmasının zorunlu olması gerekir.
Bu doğrultuda, Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde, olağan dışı hallerde, belli şartların varlığına bağlı olarak, kamulaştırma işlemlerinin neticelenmesini beklemeden, idarenin, kamulaştırılan taşınmaza el koymasına izin verilmiş ve acele kamulaştırma olağanüstü ve istisnai bir yöntem olarak düzenlenmiştir. Acele kamulaştırmada, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın kanunda belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değeri idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir. Burada malik lehine olağan kamulaştırmada getirilen usule ilişkin güvenceler bertaraf edilmekte ve taşınmazın mülkiyeti geçmeden, idareye, taşınmazı el koyarak kullanma, ondan yararlanma ve üzerinde birtakım tasarrufta bulunma yetkisi verilmektedir. Bu işlem, malikin mülkiyet hakkını kısıtlayan bir sonuç doğuracağından, taşınmaza el konulmasında amaçlanan kamu yararı ile malikin mülkiyet hakkı arasındaki dengenin korunması ve bu kapsamda acelelik halinin değerlendirilmesi önem arz etmektedir.
Yukarıda içeriği yazılı Kanun'un 27. maddesinde üç durumda acele kamulaştırma ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmış olup üç durumdan biri olan "aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak haller" kapsamında tesis edilen dava konusu işlemin bu çerçevede değerlendirilmesi gerekmektedir. Başka bir ifadeyle acele kamulaştırma, istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartların idarece ortaya konulup konulmadığı değerlendirilmelidir.
Bu açıklamalar çerçevesinde, kentsel dönüşüm ve gelişim projesini uygulayacak olan idarece öncelikle taşınmaz malikleri ile anlaşma yoluna gidilmesi, anlaşmanın gerçekleşememesi halinde de yine ilk önce olağan kamulaştırma yolunun tercih edilmesi, ancak 2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde yer alan acelelik halinin bulunduğunun saptanması halinde anılan madde uyarınca acele kamulaştırılması zorunlu bulunan taşınmazlara yönelik olarak gerekli tespitler yapılıp sebepleri de belirtilmek suretiyle başvuruda bulunulması ve bunun sonucunda da başvuruda bulunulan taşınmazlara yönelik inceleme yapılarak koşulların gerçekleşmesi halinde Cumhurbaşkanı kararı ile 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca aceleliğine karar verilmiş olan taşınmazlara yönelik olarak acele kamulaştırma işlemlerinin yürütülmesi gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden dava konusu taşınmazın içinde olduğu yaklaşık 20,17 hektar yüzölçümüne sahip alanın 03/11/2011 tarih ve 28104 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 10/10/2011 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile Soğuksu - Yeşil Mahalle Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı ilan edildiği, ayrıca proje kapsamındaki taşınmazların 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca Karabük Belediyesi tarafından acele kamulaştırılmasına ilişkin 11/01/2013 tarihinde Bakanlar Kurulu kararı alınarak 25/01/2013 tarih ve 28539 sayılı Resmi Gazetede yayımlandığı, akabinde aynı alanın Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 6306 sayılı Kanunun 2. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca 13/06/2022 tarih ve 3876242 sayılı olur ile rezerv yapı alanı olarak belirlendiği, aynı işlem ile söz konusu alanda yapılacak bazı iş ve işlemler için Karabük Belediye Başkanlığının geçici olarak yetkilendirildiği, bu kapsamda yapılan görüşmelerde uzlaşma sağlanamayan hak sahipleri için acele kamulaştırma nedeniyle el koyma davaları açıldığı, dava konusu parsel için ... Asliye Hukuk Mahkemesinin E:... sayılı dosyasına kayden açılan dava sürecinin devam ettiği, bu aşamada tahliye ve yıkım işlemi tesis edilmediği görülmüştür.
Bu durumda, bir bölgenin 5393 sayılı Belediye Kanununun 73. maddesi uyarınca kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı ilan edilmesinin söz konusu bölgede bulunan taşınmazların acele kamulaştırılması için yeterli olmadığı, ayrıca davaya konu taşınmazın hukuki olarak kentsel dönüşüm projesi sonrası Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 6306 sayılı Kanunun 2. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca 13/06/2022 tarihli, 3876242 sayılı olur ile rezerv yapı alanı olarak ilan edilen alan içerisine alınması karşısında dava konusu Cumhurbaşkanlığı (Bakanlar Kurulu) kararında 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde öngörülen acele kamulaştırma prosedürünün uygulanması için gerekli olan olağanüstü durumların ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının somut olarak ortaya konulamadığı sonucuna varıldığından, dava konusu acele kamulaştırma işleminde hukuka uygunluk bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin davacı parseli yönünden iptalinin gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Daire since, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY : Dava konusu taşınmazın içinde olduğu yaklaşık 20,17 hektar yüzölçümüne sahip alanın 03/11/2011 tarihli, 28104 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 10/10/2011 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile Soğuksu - Yeşil Mahalle Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı ilan edildiği, ayrıca proje kapsamındaki taşınmazların 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca Karabük Belediyesi tarafından acele kamulaştırılmasına ilişkin 11/01/2013 tarihinde Bakanlar Kurulu kararı alınarak 25/01/2013 tarihli, 28539 sayılı Resmi Gazetede yayımlandığı, akabinde aynı alanın Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 6306 sayılı Kanunun 2. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca 13/06/2022 tarihli, 3876242 sayılı olur ile rezerv yapı alanı olarak belirlendiği ve söz konusu alanda yapılacak bazı iş ve işlemler için Karabük Belediye Başkanlığının geçici olarak yetkilendirildiği, bu kapsamda yapılan görüşmelerde uzlaşma sağlanamayan hak sahipleri için acele kamulaştırma nedeniyle el koyma davaları açıldığı, dava konusu parsel için ... Asliye Hukuk Mahkemesinin E:... sayılı dosyasına kayden açılan dava sürecinin devam ettiği Karabük ili, Merkez ilçesi, ... Köyü, ... ada, ... sayılı parselde kayıtlı taşınmazın maliki olan davacı tarafından, anılan taşınmazın Bakanlar Kurulu kararı ile kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanına alınması nedeniyle tesis edilen acele kamulaştırma kararının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde "İdareler, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya aşağıda belirtilen hallerde eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilirler." hükmüne, aynı Kanunun 5. maddesinde, belediye yararına kamulaştırmalarda belediye encümeni tarafından kamu yararı kararı alınacağı düzenlenmiş, 6. maddesinde ise belediye encümeni tarafından alınmış olan kamu yararı kararının il merkezlerinde Valinin onayı ile tamamlanacağı kurala bağlanmıştır. Aynı maddenin 3. fıkrasında, "Onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasına gerek yoktur. Bu durumlarda yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir karar alınır." hükmü yer almaktadır.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, bu Kanunun 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktar, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu düzenlenmiştir.
5393 sayılı Belediye Kanununun 73. maddesinin birinci fıkrasında, "Belediye, belediye meclisi kararıyla; konut alanları, sanayi alanları, ticaret alanları, teknoloji parkları, kamu hizmeti alanları, rekreasyon alanları ve her türlü sosyal donatı alanları oluşturmak, eskiyen kent kısımlarını yeniden inşa ve restore etmek, kentin tarihi ve kültürel dokusunu korumak veya deprem riskine karşı tedbirler almak amacıyla kentsel dönüşüm ve gelişim projeleri uygulayabilir..." hükmüne yer yer verilmiştir.
6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun 1. maddesinde, Kanunun amacının, afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere dair usul ve esasları belirlemek olduğu belirtilmiş, dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan 2. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde, "Rezerv yapı alanı", Kanun uyarınca gerçekleştirilecek uygulamalarda yeni yerleşim alanı olarak kullanılmak üzere, TOKİ’nin veya İdarenin talebine bağlı olarak veya re'sen, Maliye Bakanlığının uygun görüşü alınarak Bakanlıkça belirlenen alanlar olarak tanımlanmıştır.
Aynı Kanunun 6. maddesinin onikinci fıkrasında; "Bakanlık, bu Kanunda belirtilen iş ve işlemlere ilişkin olarak TOKİ’ye veya İdareye yetki devrine ve bu iş ve işlemlerden hangilerinin TOKİ veya İdare tarafından yapılacağını belirlemeye yetkilidir." hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Usul Yönünden:
Davanın süresinde açılmadığı iddiası bakımından;
İdari işlemlerin nitelikleri gereği özel yasalarında genel dava açma süreleri dışında ayrı dava açma sürelerinin öngörülmüş olması halinde, idare tarafından idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma süreleri gösterilmedikçe özel dava açma sürelerinin işletilmesine olanak bulunmadığından, Anayasa’nın 40. maddesi hükmü uyarınca, özel dava açma süresine tabi olmasına rağmen bu hususun idari işlemde açıklanmaması halinde, dava konusu idari işlemin tebliği tarihinden itibaren özel dava açma süresinin değil, altmış günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerekmektedir.
Acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı kararının Resmi Gazete'de yayımlanması ilgililere tebliğ hükmünde olmadığından acele kamulaştırmaya ilişkin işlemlerin Anayasada yer alan bir temel hak ve özgürlük olan mülkiyet hakkını kısıtlayıcı nitelikte bireysel işlem olması karşısında otuz gün içinde dava açılacak idarenin gösterilmesi suretiyle ilgiliye tebliğ edilmesi, Anayasada güvence altına alınmış olan hak arama özgürlüğünün de gereğidir.
Bu çerçevede, muhatapları açısından subjektif ve kişisel nitelikte olan acele kamulaştırma kararlarının, usulüne uygun yazılı bildirimi üzerine otuz gün içinde veya öğrenme üzerine altmış günlük genel dava açma süresi içinde dava konusu edilebileceği, bu durumda 2577 sayılı kanunun 20/A maddesinin uygulanamayacağı sonucuna ulaşılmaktadır.
Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/03/2015 tarihli, E:2014/5590, K:2015/891 sayılı kararı da bu yöndedir.
Uyuşmazlıkta, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının davacılara tebliğ edildiğine dair belgenin dosyaya sunulmadığından ve davacılar tarafından 06/12/2023 tarihli başvuru üzerine 12/12/2023 tarihinde verilen cevap üzerine 12/01/2024 tarihinde dava açma süresi içinde davanın açıldığı anlaşılmış ve davalı idarelerin davada süre aşımı bulunduğu yönündeki itirazı yerinde görülmemiştir.
Esas Yönünden:
Anayasa’nın 35. maddesinin 2. fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir.
Özel mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmış, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahaleler olabileceği öngörülmüş ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir.
Anayasa ve 2942 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, idarelerin, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı çerçevesinde ya da onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine dayanılarak, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırmaları; hatta 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen şartların varlığı halinde, anılan Kanun'da ayrı bir usul olarak öngörülen acele kamulaştırma yöntemine de başvurulabilmeleri mümkündür.
Anayasa'nın 35. maddesinin mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceğine ilişkin hükmü çerçevesinde, 2942 sayılı Kanun'la, kamulaştırma ve aynı zamanda acele kamulaştırma işleminin kurucu unsuru olan kamu yararının, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı ile ya da onaylı imar planı veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve proje ile ortaya konulması gerekliliği düzenlenmiştir.
2942 sayılı Kanunda, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir.
Olağan kamulaştırma sürecinde; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar kamulaştırılırken, öncelikle yeterli ödenek ayrıldıktan sonra, Kanun'un 5. ve 6. maddelerinde belirlenen mercilerce kamu yararı kararı alınır. Kamulaştırmayı gerçekleştirecek idarece, sırasıyla, aynı Kanun'un 7. maddesinde ayrıntısı belirlendiği üzere taşınmaza ilişkin ölçekli plan yapılır, taşınmazın maliki belirlenir, vergi beyan ve değeri tespit edilir ve tapuya kamulaştırma şerhi verilmesinin ardından Kanun'un 8. maddesine göre idarenin satın alma usulünü, karşılıklı anlaşmaya dayalı olarak denemesi gerekir. Bu yolla anlaşmaya varılamaması halinde, Kanun'un 10. maddesine göre idarenin ilgili belgelerle birlikte taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescilini sağlamak amacıyla dava açması gerekir ve ancak mahkemece tescil kararı verildikten sonra idare, kamulaştırmaya konu taşınmaz üzerinde tasarruf edebilir hale gelir.
Olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır.
Acele kamulaştırma usulü ise 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idareye kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, o taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir usul olarak öngörülmüştür.
Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Anılan hüküm uyarınca taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan, kamu düzenine ilişkin olarak acelilik halinin bulunduğu durumlarda Cumhurbaşkanınca, taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebilmektedir.
2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde, acele kamulaştırma işleminin dayandırılacağı üç sebep unsurundan, “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen haller” bakımından, Kanun'da açık bir acelelik haline yer verilmediğinden, maddede öngörülen diğer iki koşuldan bağımsız şekilde, işlem tesisine dayanak olan acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirilmesi gerekmektedir.
Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerekmektedir.
Dolayısıyla, acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararlarının da kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığına yönelik hukuki denetiminin; diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden incelenerek yapılması gerektiği açıktır.
Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde, dava konusu acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararı'nın "kamu yararı" ve "acelelik hali" ölçütleri yönünden ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir.
5393 sayılı Kanunda, kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanlarında bulunan yapıların boşaltılması, yıkımı ve kamulaştırılmasında anlaşma yolunun esas olduğu belirtildiğinden anlaşma sağlanamayan durumlarda kamulaştırma yapılması ve bu halde de kamulaştırmanın 2942 sayılı Kanun 27. maddesi uyarınca gerçekleştirilebilmesi için ise yukarıda da açıklandığı üzere acele kamulaştırmanın koşullarının gerçekleşmiş olduğunun açıkça ortaya konulması gerektiği kuşkusuzdur.
Bu açıklamalar çerçevesinde, kentsel dönüşüm ve gelişim projesini uygulayacak olan idarece öncelikle taşınmaz malikleri ile anlaşma yoluna gidilmesi, anlaşmanın gerçekleşememesi halinde de yine ilk önce olağan kamulaştırma yolunun tercih edilmesi, ancak 2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde yer alan acelelik halinin bulunduğunun saptanması halinde anılan madde uyarınca acele kamulaştırılması zorunlu bulunan taşınmazlara yönelik olarak gerekli tespitler yapılıp sebepleri de belirtilmek suretiyle başvuruda bulunulması ve bunun sonucunda da başvuruda bulunulan taşınmazlara yönelik inceleme yapılarak koşulların gerçekleşmesi halinde Cumhurbaşkanı kararı ile 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca aceleliğine karar verilmiş olan taşınmazlara yönelik olarak acele kamulaştırma işlemlerinin yürütülmesi gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden dava konusu taşınmazın içinde olduğu yaklaşık 20,17 hektar yüzölçümüne sahip alanın 03/11/2011 tarih ve 28104 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 10/10/2011 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile Soğuksu - Yeşil Mahalle Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı ilan edildiği, ayrıca proje kapsamındaki taşınmazların 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca Karabük Belediyesi tarafından acele kamulaştırılmasına ilişkin 11/01/2013 tarihinde Bakanlar Kurulu kararı alınarak 25/01/2013 tarih ve 28539 sayılı Resmi Gazetede yayımlandığı, akabinde aynı alanın Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 6306 sayılı Kanunun 2. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca 13/06/2022 tarih ve 3876242 sayılı olur ile rezerv yapı alanı olarak belirlendiği, aynı işlem ile söz konusu alanda yapılacak bazı iş ve işlemler için Karabük Belediye Başkanlığının geçici olarak yetkilendirildiği, bu kapsamda yapılan görüşmelerde uzlaşma sağlanamayan hak sahipleri için acele kamulaştırma nedeniyle el koyma davaları açıldığı, dava konusu parsel için ... Asliye Hukuk Mahkemesinin E:... sayılı dosyasına kayden açılan dava sürecinin devam ettiği, bu aşamada tahliye ve yıkım işlemi tesis edilmediği görülmüştür.
Uyuşmazlık konusu acele kamulaştırma kararının dayanağı olan işlemin tespit edilebilmesi için Danıştay Altıncı Dairesinin 06/06/2024 tarihli ve 16/09/2024 tarihli ara kararları ile davalı idarelerden, uyuşmazlık konusu Karabük ili, Merkez ilçesi, ... Köyü, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın acele kamulaştırılmasına ilişkin işlemin dayanağının; kentsel dönüşüm ve gelişim projesi kapsamında alınan 11.01.2013 tarihli, 2013/4203 sayılı Bakanlar Kurulu kararı mı yoksa Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 6306 sayılı Kanunun 2. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca 13/06/2022 tarihli, 3876242 sayılı olur ile rezerv yapı alanı olarak ilan edilmesi işlemi mi olduğu, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin E:... sayılı dosyasına dayanak olan acele kamulaştırma işleminin tarih ve sayısı ve buna ilişkin bilgi ve belgelerin gönderilmesi istenilmiş davalı Karabük Belediye Başkanlığı tarafından ara karara verilen cevapta, Karabük ili Soğuksu Mahallesinde yürütülen kentsel dönüşüm çalışmalarının bir bütün olarak değerlendirildiği, gerek tamamlanan 1.etap, gerekse devam eden 2. ve 3.etapta idarece yapılan acele kamulaştırma işlemlerinin (yargılamaya konu parselin de dahil olduğu alan ) 11/01/2013 tarihli ve 2013/4203 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına istinaden yapıldığı belirtilmiştir.
Bu durumda, bir bölgenin 5393 sayılı Belediye Kanununun 73. maddesi uyarınca kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı ilan edilmesinin söz konusu bölgede bulunan taşınmazların acele kamulaştırılması için yeterli olmadığı, ayrıca davaya konu taşınmazın hukuki olarak kentsel dönüşüm projesi sonrası Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 6306 sayılı Kanunun 2. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca 13/06/2022 tarihli, 3876242 sayılı olur ile rezerv yapı alanı olarak ilan edilen alan içerisine alındığı dikkate alındığında dava konusu Cumhurbaşkanlığı (Bakanlar Kurulu) kararında 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde öngörülen acele kamulaştırma prosedürünün uygulanması için gerekli olan olağanüstü durumların ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının somut olarak ortaya konulamadığı sonucuna varıldığından, dava konusu acele kamulaştırma işleminde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. Dava konusu işlemin davacıya ait Karabük ili, Merkez, ... Köyü, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden İPTALİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
4\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...-TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
4\. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 05/05/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim