SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2024/1312 E. 2025/4651 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2024/1312

Karar No

2025/4651

Karar Tarihi

6 Ekim 2025

Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2024/1312 E. , 2025/4651 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2024/1312
Karar No : 2025/4651

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... 2-...
3-... 4- ...
5- ...6-...
7-...ve ... İnşaatçılık Turizm Danışmanlık Sanayi
ve Ticaret Limited Şirketi
8- ... 9- ...
10- ... 11- ...
...39- ...
40- ...A.Ş. 41- ...
...
93-...
94- ...
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı/ANKARA
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İstanbul ili, Eyüpsultan ilçesi, ... Mahallesinde bulunan ... yerleşkesinde parsel maliki olan davacılar tarafından, ... yerleşkesine yönelik olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca 04.09.2018 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planının ... İdare Mahkemesinin ... tarihli, E:..., K:... sayılı kararı ile alanda davalı idarenin imar planı yapma yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle iptaline karar verilmesine rağmen, yine davalı idarece uyuşmazlık konusu alanda 05.09.2019 tarihinde 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planının onaylanarak yargı kararının uygulanmaması nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen manevi zarara karşılık her bir davacı için 10.000,00-TL olmak üzere toplam 940.000,00-TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacılar ve diğer parsel malikleri tarafından açılan davalarda verilen kararların hilafına davalı idarece aynı alana ilişkin imar planları yapılmak suretiyle hakkında verilen yargı kararı uygulanmayarak, davacıların hukuk devletine olan inancının zedelendiği, manevi yönden zarara uğrattığı açık olmakla, manevi tatmin aracı olmasından dolayı zenginleşmeye yol açmaması hususu dikkate alınarak, idarenin ağır kusuru nedeniyle her bir davacı için takdiren 10.000,00-TL, toplam 940.000,00-TL manevi tazminat isteminin kabulü gerektiği sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, davanın kabulüne ve davacılardan her biri için 10.000,00-TL olmak üzere toplam 940.000,00-TL'nin dava tarihi olan 07.07.2022 tarihinden işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İdari Dava Dairesince verilen kararda; uyuşmazlıkta, davacıların tarafı olduğu...İdare Mahkemesinin... tarihli, E:..., ... sayılı ve... tarihli, E:..., K:... sayılı "karar verilmesine yer olmadığına" dair kararların gerekçesinin aynı işlemlerin öncesinde başka parsel malikleri tarafından açılan davada... İdare Mahkemesinin...tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile işlemin iptaline hükmedilmiş olmasına dayandığı, ...İdare Mahkemesinin anılan iptal kararının ise "...söz konusu alanın, nüfus yoğunluğunu arttırıcı bir düzenlemenin öngörüldüğü, değişikliğin gerekçesini ihtiva eden Plan Açıklama Raporunun, somut ve teknik verilere dayanmadığı gibi bu yönüyle de sosyal donatı alanlarını azaltarak ilave nüfus artışını yarattığı, diğer yandan İSKİ tarafından bildirilen çekincelerinde giderilmediği anlaşıldığından, bu yönüyle şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve teknikleri ile kamu yararına ve hukuka uyarlı olmadığı" diğeri ise "imar planına konu alanın, konut fonksiyonuna ilişkin ve özel hukuk kişisine ait olduğu ve yasal düzenlemeler uyarınca davalı idareye tanınan imar planı yapma yetkisine dahil yerlerden olmadığı" olmak üzere iki ayrı gerekçeye dayandırıldığı, sözü edilen gerekçelere rağmen davalı idarece yetkili olmadığı halde 05.09.2019 tarihinde aynı alanda bir kez daha imar planı yapıldığından bahisle manevi tazminat taleplerinin kabulüne karar verildiği görülmekle birlikte, ...İdare Mahkemesinin sözü edilen kararına karşı yürütmenin durdurulması talepli istinaf başvurusu üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:...sayılı kararı ile davalı idarenin yürütmenin durdurulması isteminin kabulü ile... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının yürütülmesinin durdurulmasına karar verildiği, devamında ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile istinaf başvurusunun reddine hükmedilmiş ise de, davalı idarece aynı alanda yeniden yapılan imar planlarının onaylandığı 05.09.2019 tarihi itibarıyla... İdare Mahkemesinin dava konusu işlemlerin iptali yönündeki kararının yürürlüğünün yargı kararı ile durdurulmuş olması karşısında bu tarih itibarıyla davalı idarenin yargı kararı hilafına hareket ederek yetkisiz olduğu alanda bir kez daha imar planı yaptığından söz edilemeyeceği, sonradan yapılan imar planlarının başka bir yargı kararı ile iptaline hükmedilmiş olmasının da bu sonucu değiştirmeyeceği aktarılan yargısal süreç ve ilgili mahkeme kararlarının gerekçeleri dikkate alındığında; davalı idare tarafından uyuşmazlık konusu alan itibariyle imar planı yapma yetkisini haiz olmadığı yönündeki yargı kararı gereğinin ancak aynı alanda bir kez daha yetki kullanımında bulunulmaması suretiyle yerine getirilebileceği, bununla birlikte davalı idare tarafından aynı alanda yapılan imar planlarının onaylandığı tarih itibariyle sözü edilen yargı kararının istinaf merciince yürürlüğünün durdurulmuş olduğu, bu planların da yargı kararı ile iptali üzerine alanın rezerv yapı alanı ilan edilerek davalı idarenin plan yapmaya yetkili kılınması suretiyle yargı kararı gerekleri doğrultusunda hareket edildiği, UYAP kayıtlarından "rezerv yapı alanı" ilanı ile buna istinaden onaylanan nazım ve uygulama imar planlarının iptali istemiyle açılan davalara ilişkin yargısal sürecin de devam ettiği anlaşıldığından, davalı idarenin uyuşmazlık konusu alanda plan yapma yetkisinin bulunmadığı yönündeki mahkeme kararlarını uygulamadığından bahisle davacılar tarafından uğranıldığı iddia olunan manevi zararları tazmin sorumluluğunun bulunmadığı sonucuna varılmakla tazminat taleplerinin reddi gerektiğinden, İdare Mahkemesince, davacıların hukuk devletine olan inançlarının zedelendiğinden bahisle idare aleyhine 940.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesinde hukuki isabet görülmediği sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun kabulüne, davanın kabulü yolundaki İdare Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Temyize konu kararın usul ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY :
Davacılar, İstanbul İli, Eyüpsultan İlçesi, ... Mahallesi, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... parsel sayılı taşınmazlar üzerinde yer alan ... yerleşkesi içerisinde bağımsız bölüm maliki olarak ikamet etmekte olup söz konusu taşınmazlar ile bu taşınmazların bitişiğinde yer alan ... ada, ... parsel ve ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... parsel sayılı taşınmazların da dahil olduğu yerleşke ilk olarak 04.07.1988 onay tarihli 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 28.12.1988 onay tarihli 1/1000 ölçekli mevzi imar planı ile planlamaya konu edilmiş ve söz konusu planlarda büyük oranda konut alanı, kısmen özel spor alanı kullanım kararı getirilmiş kısmen de planlama alanı dışında bırakılmıştır.
Davacıların da yapısının bulunduğu konut alanları içerisinde yaşayan nüfusun kullanımı için ayrılan özel spor alanı o tarihten bu yana fiilen golf sahası olarak kullanılmakta olup bu alanın mülkiyeti de kamu eline geçmeden davacılara ait konutları da inşa eden ... Yapı ve Turizm Anonim Şirketinde kalmaya devam etmiştir. Söz konusu şirket tarafından ... yerleşkesi içerisindeki bazı taşınmazlara bu özel spor alanı kullanımda kalan taşınmazların yapılaşmaya açılmayacağına ilişkin irtifak hakları tesis edilerek tapuya tescil edilmiştir. Ayrıca anılan imar planlarında da özel spor alanı kamuya terk edilmeyecek yeşil alan olarak belirlenmiştir. Bu imar planlarından sonra aynı planlama bölgesinde 19.06.2003 tarihinde 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planları onaylanmış olup anılan imar planlarında da bahse konu alan kısmen düşük yoğunlukta konut alanı, kısmen özel spor alanı, kısmen yol olarak belirlenmiştir. Bu imar planlarında 1988 onay tarihli planlardan farklı olarak konut alanları küçültülmüş özel spor alanı ise büyütülmüştür. Daha sonraki süreçte imar planlarında özel spor alanı olarak belirlenen taşınmazların mülkiyeti, davacılara ait konutları da inşa eden ... Yapı ve Turizm Anonim Şirketinin ...Bankası Anonim Şirketinden çektiği krediye karşılık olarak anılan taşınmazları ipotek göstermesi ve söz konusu kredi borçlarının ödenememesi üzerine ... Bankası Anonim Şirketine geçmiştir. Anılan Banka tarafından da sonrasında ... Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Anonim Şirketi ile protokol imzalanmıştır.
Sonrasında imar planlarında özel spor alanında kalan ve fiilen golf sahası olarak kullanılan ... ada, ... parsel ve ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... parsel sayılı taşınmazlara Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca 04.09.2018 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarıyla "kısmen gelişme konut alanı, kısmen ticaret alanı, kısmen sosyal kültürel tesis alanı, kısmen özel spor alanı, kısmen park alanı, kısmen yol" işlevi getirilmiş, anılan imar planlarına karşı ... yerleşkesi içerisinde ilk imar planından beri konut alanında kalan ve içerisinde davacıların da yer aldığı ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... parsel sayılı komşu taşınmaz malikleri tarafından açılan davalarda, "dava konusu planlama alanının, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında gelişimi ve yoğunluğu denetim altında tutulacak alanlar kısmında yer almasına rağmen değişiklik yapılmak suretiyle söz konusu alanın, nüfus yoğunluğunu arttırıcı bir düzenlemenin öngörüldüğü, değişikliğin gerekçesini ihtiva eden plan açıklama raporunun somut ve teknik verilere dayanmadığı gibi bu yönüyle de sosyal donatı alanlarını azaltarak ilave nüfus artışını yarattığı, diğer yandan İSKİ tarafından bildirilen çekincelerin de giderilmediği bu yönüyle şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve teknikleri ile kamu yararına aykırı olduğu, diğer taraftan, imar planına konu alanın konut fonksiyonuna ilişkin ve özel hukuk kişisine ait olduğu ve yasal düzenlemeler uyarınca Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na tanınan imar planı yapma yetkisine dahil yerlerden olmadığı açık olduğundan, bu hususta plan yapma yetkisinin nazım imar planı açısından İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na, uygulama imar planı yapma açısından ise ilgili ilçe belediyesine ait olmasına karşın, Bakanlıkça yapılan imar planlarında yetki unsuru yönünden de hukuka uyarlık bulunmadığı" gerekçesiyle ... İdare Mahkemesinin ... tarihli, E:..., K:... sayılı kararı ile iptaline karar verilmiş, bu karara yapılan istinaf başvurusu da ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarihli, E:..., K:... sayılı kararı ile reddedilmiş ve anılan karara karşı yapılan temyiz başvurusu Danıştay Altıncı Dairesinin 17/12/2020 tarih ve E:2019/20602, K:2020/13047 sayılı kararıyla reddedilerek iptal kararı kesinleşmiştir.
Aynı şekilde davacılar tarafından aynı imar planı değişikliklerinin iptali istemiyle açılan davalarda da ...İdare Mahkemesinin ... tarihli, E:..., K:...sayılı ve ...tarihli, E:..., K:...sayılı kararları ile; "İstanbul İli, Eyüpsultan İlçesi, ... Mahallesi, ... yerleşkesini kapsayacak şekilde Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 04.09.2018 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli Nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinin iptali istemiyle açılan davada,... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile dava konusu işlemlerin iptaline hükmedildiği, anılan karara yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi'nin ... tarih E:..., K:... sayılı kararı ile reddedildiği, bu mevcut haliyle dava konusu işlemlerin yargı kararı ile iptal edilmek suretiyle yürürlükte olmadığının belirlenmesi karşısında, iş bu davanın konusunun kalmadığı" gerekçeleriyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, bu kararlara karşı yapılan istinaf başvurularının sırasıyla ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı ve ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararları ile reddine karar verilerek kararların kesinleştiği görülmektedir.
Sonrasında aynı taşınmazlara ilişkin olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca 05.09.2019 tarihinde 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planları onaylandığı ve 18.09.2019-18.10.2019 tarihleri arasında askıya çıkarılmak suretiyle ilan edildiği, bunun üzerine davacılar tarafından anılan yargı kararları gereğince alanda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının imar planı yapma yetkisi bulunmadığı halde yargı kararları hilafına yeniden imar planı yapılmak suretiyle mahkeme kararlarının uygulanmadığından bahisle davacılardan her biri için 10.000,00-TL olmak üzere uğranıldığı iddia olunan toplam 940.000,00-TL manevi zararın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle 07.07.2022 tarihinde görülmekte olan davanın açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT VE HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin hukuk devleti olduğu, 125. maddesinde, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu vurgulanmakta ve 138. maddesinin son fıkrasında "yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır, bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiç bir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez" yolunda kesin ve buyurucu bir kurala yer verilmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Kararların sonuçları" başlıklı 28. maddesinde, esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin, gecikmeksizin işlem tesis etmeye ve eylemde bulunmaya mecbur olduğu ve bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden itibaren otuz günü geçemeyeceği; kararların gereklerine göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabileceği; mahkeme kararlarının otuz gün içinde kamu görevlilerince kasten yerine getirilmemesi halinde ilgilinin, idare aleyhine dava açabileceği gibi, kararı yerine getirmeyen kamu görevlisi aleyhine de tazminat davası açabileceği düzenlemesine yer verilmiştir.
Yargı kararlarının uygulanmaması ya da geç uygulanması nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlıklar üzerine açılacak davaların tabi olacağı süre konusunda 2577 sayılı Kanunda özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak, 2577 sayılı Kanunun 28. maddesinde yer alan ve idarenin yargı kararlarının icaplarına göre en geç otuz gün içinde işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu yolundaki hükmün, otuz günlük sürenin geçirilmesi ve ilgililerin bu sürenin geçirilmesi üzerine hemen tekrar yargı yoluna başvurmaması durumunda idareleri kararı uygulama zorunluluğundan kurtarmayacağı açıktır.
Anayasanın 2. maddesinde yer alan "Hukuk Devleti" ilkesinin doğal sonucu olarak idarenin mahkeme kararlarını "aynen" ve "gecikmeksizin" uygulamaktan başka bir seçeneği bulunmamaktadır. Bu kural, idareye kararın tebliğ tarihinden başlayıp otuz günün dolmasına kadar geçen sürede yargı kararını uygulamama yetkisi tanıyan bir hüküm değildir. Aksine maddede, kararların derhal uygulanması ilkesi benimsenmiş olup, her durumda bu sürenin otuz günü aşamayacağı, kararların uygulanması için idarelerin gereksinim duydukları sürenin nihayet otuz günle sınırlı olduğu hükme bağlanmıştır. Diğer taraftan, Anayasanın 11. maddesinde; Anayasa hükümlerinin, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu belirtilerek Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü vurgulanmış; bu bağlamda olmak üzere 129. maddenin 1. fıkrasında da, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmakla yükümlü oldukları hükme bağlanarak Anayasa hükümlerinin bağlayıcılığı ve üstünlüğü kamu görevlileri yönünden de teyit edilmiş, Danıştay'ın yerleşmiş içtihatlarında bir kamu hizmetinin yürütülmesi sırasında, hukuk kurallarına uyulmamasının, hizmeti yürüten idarenin ağır hizmet kusuru işlediğini göstereceği ve tazmin sorumluluğunu doğuracağı kabul edilmiştir.
Öğretide de kabul edildiği üzere manevi tazminat, patrimuanda meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı olmayıp manevi tatmin aracıdır. Başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı, manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu hale getirmektedir. Olayın gelişimi ve sonucu, ilgilinin durumu itibariyle uğradığı manevi zarara karşılık takdir edilecek manevi tazminatın, manevi tatmin aracı olmasından dolayı zenginleşmeye yol açmayacak miktarda, fakat idarenin olaydaki kusurunun niteliğini ve ağırlığını ifade edecek ölçüde saptanması zorunlu bulunmaktadır.
Diğer taraftan, tazminat sadece maddi değerlerde meydana gelen eksilmelerle sınırlı bir giderim yolu değildir. Aynı zamanda kişinin, yaşamında ortaya çıkan olumsuzluklar nedeniyle duyduğu her türlü sıkıntı ve üzüntüden kaynaklanan manevi zararların da manevi tazminat ödenerek tazmini Anayasal ve yasal düzenlemelerin gereği olduğundan, yargı kararının uygulanmaması nedeniyle davacının, idarenin bu hukuk dışı tutum ve davranışı nedeniyle üzüntü ve sıkıntı çektiği, böylece, manevi zarara uğradığı açık olup olayın oluşumu ve niteliği dikkate alınarak, manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıktır.
Her ne kadar davacılardan her biri yönünden düzenlenecek ayrı ayrı dilekçelerle bakılan davanın açılması gerekmekte ise de, dosyada gelinen aşamada dilekçe ret hususu bozma sebebi olarak görülmemiştir.
Uyuşmazlık konusu olayda, uyuşmazlığın gelişimi dikkate alındığında, davacılar tarafından açılan davada verilen iptal kararının hilafına davalı idarece aynı alana ilişkin imar planları yapılmak ve uygulanmak suretiyle önceki imar planları hakkında verilen yargı kararının uygulanmadığı, davalı idarenin yargı kararını uygulamaktan kaçınmak suretiyle ağır hizmet kusuru işlediği davalı idarenin davacıların hukuk devletine olan inancını zedelediği, manevi yönden zarara uğrattığı açık olmakla birlikte, manevi tatmin aracı olmasından dolayı zenginleşmeye yol açmaması hususu dikkate alınmak suretiyle idarenin ağır kusuru nedeniyle her bir davacı bakımından takdiren 10.000,00-TL olmak üzere toplam 940.000,00-TL manevi tazminat isteminin kabulü gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla, davanın reddine ilişkin verilen temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacıların temyiz isteminin kabulüne,
2\. Dava konusu tazminat isteminin kabulüne dair Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile anılan kararının kaldırılarak yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 06/10/2025 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.





10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim